23 Şubat 2010 Salı

HAVUÇLU PİLAV

havuçlu pilav


Şimdi size pilav mı , makarna mı diye sorsam , ne dersiniz ? Pilavdan vazgeçmem mi, makarnasız olmaz mı yoksa farketmez mi?
Benim cevabım bu soruya kesinlikle PİLAV !
Makarnayı da severek yiyorum elbette, bu her halimden belli de oluyor zaten :) Ama bir tabağa pilav konsa diğerine makarna aklım pilavdan yana kalır , bu hiç şaşmaz :)
Pilav yapan kadın, her yemeği güzel yapar derler.Bilmem doğruluk payı nedir ama ben pilavı güzel yapıyormuşum.Vallahi kendimi methetmiyorum, yiyenlerin yorumu :)
Bu pilav uygulaması ise geçenlerde annemden geldi. Aklımızda değil pilav, yemek yemek yokken, kuzenim birden teyze bize havuçlu pilav yap dedikten yaklaşık 20 dk sonra tabağımızda bu lezzeti buluverdik. Benim daha önce yapmışlığım yoktu, Engincik yemez çünkü.. Ama tadı damağımda kaldı.
Malzemeler:
  • 1 adet orta boy havuç
  • 2 su bardağı pirinç
  • 3 su bardağı su
  • 2 adet maggy tavuk bulyon
  • tuz
  • 4 yemek kaşığı mısırözü yağı

Pilavı yapmadan yarım saat önce pirinçlerin üzerine sıcak su döküp, bekletiyoruz.

Havucu rendeleyip , pilavı yapacağımız tencereye alıyoruz. Üzerine yağı da koyarak havuçlar yumuşayıncaya kadar kavuruyoruz. Pirinçlerin suyunu süzüp, sotelenen havuçlara ilave edip bir süre de birlikte kavurmaya devam ediyoruz. 3 su bardağı oda ısısında suyu (sıcak olmayacak) üzerine koyup, bulyonları ve bir miktar tuz katıyoruz. Karıştırdıktan sonra kapağını kapatarak pişmeye bırakıyoruz. Suyunu çekince bir süre demlenmeye bırakıyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

19 Şubat 2010 Cuma

BALKABAKLI PİRAMİT PASTA

balkabaklı piramit pasta



Cuma .. Cuma .. Cuma...

Tek tek basaraktan bade süzerekten bu haftayı bitirdik. Bugün içim kıpır kıpırdı, sabah güneşi gördüm diye mi nedir? İnsan güneşle nasıl mutlu oluyor değil mi? Bahar yakın mı, kapıda mı sizce ? Yoksa Mart, tekerlemelerdeki yüzünü gösterecek mi dersiniz?

Gelin günün tadını çıkaralım.. Kışın sultanı kabakla bir tarif daha..


balkabaklı piramit pasta


Malzemeler:

  • 1 kg balkabağı
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi
  • 1 paket petibör bisküvi

Balkabaklarını ufak ufak doğrayıp bir tencereye koyuyoruz. Üzerine şekerini döküp tencerenin kapağını kapatarak kısık ateşte suyunu salana kadar pişirmeye bırakıyoruz. Şeker eriyip suyunu salınca tencerenin kapağını açıp kabaklar yumuşayıncaya kadar orta ateşte pişiriyoruz. Pişen kabakların kalan suyunu varsa süzüp, bir çatal yardımı ile eziyoruz. Soğumaya bırakıyoruz.

Bisküvileri elimizle ufalayıp, ezdiğimiz kabaklar soğuyunca cevizle beraber karıştırıyoruz.

Bir streçfilme tüm karışımı döküp elimizle piramit şekli vererek sarıyoruz ve buzluğa kaldırıyoruz.

Servis etmeden 2-3 saat önce buzdolabının alt kısmına indirip, dilimleyerek ikram ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

16 Şubat 2010 Salı

PORTAKALLI CEVİZLİ KEK & KÖŞE YASTIĞI BİLDİRİYOR

portakallı kek



Köşe yastığı bildiriyor...

Artık köşemde değilim. Saatte 500 m hızla, bu kağnıdan bile ağır bir hıza denk geliyor sanırım, mini mini adımlarla başladım yürümeye. İnsanın 32'sinde tekrar yürümeye başlaması nasıl da güzelmiş..Gören bana tay tay deyiveriyor:) Dün akşamki gaddar ağrıyı saymazsak iyiyim çok şükür.Fizik tedaviye başlıyorum ve çalışkan bir öğrenci olursam 1 ay sonra inşallah ceylan misali sekebilirmişim.

Ben bu ağır ivme ile hareket ederken, bir sevgililer günü geçti gitti. Enginciğimin canına minnet, program yapma derdi olmadan atlattı çok şükür. Bir yanımda yarim bir yanımda anacığım tatlı tatlı pazar kahvaltısı ettik üçümüz.Tüm sevgililerim yanımdaydı yani.Kocacığımın gazete alıp döndüğündeki elindeki güller de hem annemin hem de benim yüzümüzü güldürdü.

İşe başladım bu arada dün.Köşe yastığı günlerimden sonra haliyle yoğun bir gündem beni bekliyordu.Ama sultanlığım bitmedi, burada da sürüyor..Ayağımın itinayla koltuğa uzatılıyor, çayım ayağıma geliyor, benim minik adımlarımı görenler kapıyı 10 dk tutarak kibarlıklarından ödün vermiyorlar, yemeğimi bile bana taşıyan arkadaşlarım bana gayet iyi bakıyorlar anlayacağınız.

İşte köşe yastığının son durumu böyle...

Buraya kadar gelmişken bir de tarif yazalım bari değil mi?

Bu da tek bacağımla yaptığım bir kek..Beni ziyarete gelen sevgili dostlara ikram edildi. Kış mevsiminin güzellerinden portakalla da lezzetlendirildi.

Malzemeler:

  • 4 yumurta
  • 1,5 su bardağı tozşeker
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 2/3 su bardağı sıvıyağ
  • 1 adet portakalın suyu ve kabuğunun rendesi
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay bardağı dövülmüş ceviz
  • 2,5 su bardağı un
  • kalıbı yağlamak için margarin

Fırını 180 derecede ısıtıyoruz. Kek kalıbımızı margarin ile iyice yağlayıp hazırlıyoruz.

Yumurtaları şeker ile krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. Sonrasında yoğurt, sıvıyağ, portakal suyunu ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. Un ve kabartma tozunu eleyerek karışıma katıyoruz. (Önce 2 su bardağı unu katıp, sonra kıvamına göre eklemekte fayda var) Boza kıvamına gelen kek karışımımıza son olarak ceviz ve portakal kabuğu rendesini katıp kaşık yardımı ile karıştırıyoruz.

Bu karışımı kek kalıbına döküp fırına veriyoruz. Yaklaşık 40 dk, üzeri kızarıp içi pişene kadar fırında tutuyoruz. Kürdan ile içini kontrol edip fırından alıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

13 Şubat 2010 Cumartesi

REVİZYON .. RESTORASYON .. NE DERSENİZ

İnsan kendini yeniler, gardrobunu yeniler, evini yeniler de ... bloğunu yenileyemez mi ?

Neden olmasın?

3,5 yıllık bir arşiv... 376 adet yazı ...

Hepimizin ister istemez geçmişe dönüp bakınca kendimizi eleştirdiğimiz, o zaman çok beğendiğimiz bir şeye "off ne fenaymış!" dediğimiz anlar muhakkak olmuştur.

Günlük olarak istatistikleri kontrol ettiğimde "Patates Keki" yazımın sıkça okunduğunu görüyor, o zaman çekip koyduğum fotoğrafına eshefle, hayretle, nefretle ve gülerek bakıyordum. İşte o zaman bu kararı verdim. Bundan sonra beğenilerek okunan tariflerin fotoğraflarını elimden geldiğince yenilemeye çalışacağım.

İlk uygulamam Patates Keki için oldu.. Tarifi annecik uyguladı, fotoğraf tek bacaklı amatör bendeniz tarafından yenilendi.

patates keki

Metinlere o dönemin esintisini kaybetmemek adına dokunmama kararı da aldım bu arada..Nasıl bir üslubum varmış, hangi ruh haliyle yazmışım geriye dönüp bakmak hoşuma gidiyor çünkü..

Afiyetle, sağlıkla

11 Şubat 2010 Perşembe

BALKABAKLI MUSKA TATLISI

balkabaklı muska tatlısı



Rejim Bozan :) Bu benim bu tatlıya taktığım diğer isim...Nedenini anlatayım..

Dün malum koltukta oturup dizimde laptop bir yandan işimle ilgileniyorum, bir yandan gözüm Oktay Usta'da, adamcağız koştur koştur pişirip duruyor.. Anneme serzenişim şu ... "ya yazacak şey yok.. kanepe tarifi verdim, olacak şey değil":)




Gelen giden de kalmadı , annem de bari rejime girelim dedi, bizim evde pişen kereviz, kapuska, çorba ... Kaynaklar bitti.. Ayak sakat.. Reyting telaşı değil, okuyucular mutsuz olmasın kaygısı vallahi :)




Oktay Usta'nın yaptığı bir tarife takıldı gözüme.. Kestaneli bir börek yapıyor.. Hmmm dedim .. Balkabaklı olsa nasıl olur bu acaba?




Annecik sabah markete gitmiş, yufka almış meğer evde Engin'in aldığı balkabakları pişmeyi beklermiş. Ooooo bu fırsat kaçar mı? Biraz Oktay Usta'dan biraz bizden buyrun kombine tarife..




balkabaklı muska tatlısı



Malzemeler: 32 adet tatlı için

  • 4 adet yufka
  • 1 kg balkabağı
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi
  • kızartmak için sıvıyağ
  • üzeri için pudra şekeri ve tarçın


Balkabaklarını ufak ufak doğrayıp bir tencereye koyuyoruz. Üzerine şekerini döküp tencereni kapağını kapatarak kısık ateşte suyunu salana kadar pişirmeye bırakıyoruz. Şeker eriyip suyunu salınca tencerenin kapağını açıp kabaklar yumuşayıncaya kadar orta ateşte pişiriyoruz. Pişen kabakların kalan suyunu varsa süzüp, bir çatal yardımı ile eziyoruz. Cevizi ilave edip karıştırıyoruz.

İç harcımız bu şekilde hazırlanmış oluyor.




Yufkaları teker teker 8 şerit elde edecek şekilde uzunlamasına kesiyoruz. Toplamda 4 yufkadan 32 adet şerit elde ediyoruz. Yapım aşaması aslında bu böreğe benziyor.




Yufkaların başına iç harcımızdan bir yemek kaşığı kadar, içi bol malzemeli oluyor, koyup önce sol köşeye sonra sağ köşeye ilerleyerek üçgen şeklinde sarıyoruz. Sonunu suya batırıp yapışmasını sağlıyoruz. Tüm şeritlere bu işlemi uygulayarak hazırlığımızı tamamlıyoruz.




Bir tavaya sıvıyağ koyup kızdırıyoruz, muskalarımızı kızgın yağa atıp pembeleşinceye kadar kızartıyoruz.

Servis ederken üzerine pudra şekeri ve tarçın serpiyoruz.




Tadım sonrası akla gelenler : Sıcakken de soğuduktan sonra da tadı harika .. Elma-ceviz-tarçın ayrılmaz üçlüsü ile de sonuç muhteşem olur. Çok pratik ve lezzetli bu uygulamayı daha kalorisi az olsun istersek fırında da yapabiliriz bence, neden olmasın?

Buzluğa koysak, ani misafir baskınlarında havamızı atsak.. Hhahahaha :)




Neden mi rejim bozan ? Annemin rejim bitti de ondan :)



Afiyetle, sağlıkla

10 Şubat 2010 Çarşamba

DENİZ MAHSULLÜ KANEPELER

Deniz Mahsullü Kanepeler



Özel davetlerde kanepe, küçük atıştırmalıklar gibi yurtdışında "finger food", ya da "snack" diye adlandırılan ikramları, yemek öncesinde konuklarıma sunmaktan hoşlanıyorum. Bu atıştırmalıkları hem görsel hem de lezzet olarak her zaman cazip bulmuşumdur, eminim sizler de öyle.. Bir çok farklı malzeme ile hazırlanabilecek kanepeleri ben bu sefer deniz mahsüllü olarak hazırlamak istedim.
İkea'nın gıda marketini bilenleriniz muhakkak vardır. Ne zaman İkea'ya gitsem İsveç Köfte yemeyi ve o marketi gezmeyi ihmal etmem:) O yabancı isimli paketler, renk renk kutulu bisküviler hep ilgimi çekiyor, elimde değil ...
Yılbaşı öncesinde İkea'ya gittiğimde yine markete gitmiş ve biraz alışveriş yapmıştım, bu kanepeleri de o malzemelerle hazırladım. Oldukça lezzetli oldular..

İkea Marketten aldığım kepekli üçgen ekmeklerin üzerine , yine oradan aldığım hardal sosu sürdüm ve tüpte satılan somon ezmesini sıktım. Dereotu ile de süsleyince oldukça başarılı bir sonuç elde ettim.

Eğer deniz mahsülü seviyorsanız ve yolunuz İkea'ya düşerse belki denemek istersiniz dedim... Bu arada ücretleri de o kadar pahalı değil, somon püresinin ücreti 9,90 TL idi..

Afiyetle, sağlıkla

9 Şubat 2010 Salı

TARİF YOK, FİLM VAR

Pazar günü kendimi kahvaltıya götürtme teşebbüsüm başarı ile sonuçlandı. Kalabalık bir grupla kendimizi Polonezköy Polina'da bulduk yine. Orası favorim demiştim size :) O ne reçeli, bu ne reçeli diye diye ne var ne yok süpürdük. Artık işe giderim seke seke dedim ve dün gittim. Ama işler hiç de umduğum gibi olmadı. Büyük bir eziyetti, bacağım davula döndü ve bugün yine evdeyim ve bir hafta daha köşe yastığı rolüme döndüm diyebiliriz.

Bugün size sadece izlediğim son filmlerden bahsedicem. Bunu da Sinem'in yoğun ısrarı ile yapıyorum :) Yaa az yazıyorsun, bari filmlerden bahset diyince , tamam dedim :)
Aslında daha yazmadığım onlarca film var ama ben son 3'ten bahsedicem sadece bugün sizlere...
Birincisi IT'S COMPLICATED - İlişki Durumu Karışık olarak çevrildi dilimize...


it's complicated


Benim bir Meryl Streep hayranı olduğumu ve hiç bir filmini kaçırmadığımı biliyorsunuz artık sanırım. Daha şunun şurasında bir ay evvel Julie & Julia filmiyle her zamanki gibi harika bir performansını izlediğim, hatta bu performansı ile 2010 Oscar ödüllerinde En iyi Kadın Oyuncu dalında aday gösterilen sanatçıyı bu sefer de uzun yıllar evli kaldığı kocasından ayrıldıktan 10 yıl sonra eski eşi ile tekrar aşk yaşamaya başlayan bir kadın olarak görüyoruz.
Yıllar bu kadından hiçbirşey alıp götürmüyor galiba...
Film, ana karakterin yani Meryl Streep'in sahibi olduğu pastane ve kruvasan yapılışı sahnesi ile daha da ilginizi çekecek eminim..

sherlock holmes


Buyrun polisiyenin fenomenine... Robert Downey Jr.'ın performansı için ,akademide oyunculuk dersi için filmi seyrettirmek lazım, denildiğini duymuştum. Hakikaten performansına bayıldım. Dikkat, pratik zeka, şüphe ve sonuçlandırma .. evet onlardan hiçbirşeyin kaçmadığı doğru.. Filmin sonu biraz havada kaldı, demek devamı gelecek.. O zaman bize düşen beklemek..


Everybody's fine

Afişte toplam 4 kişinin fotoğrafı var ama şahsi düşüncem bu filmin tek kişilik bir
oyun niteliğinde olduğu.. Robert De Niro'yu izlediğimiz film naif bir aile mesajı taşıyor.. Ebeveynlerin, büyük özverilerle yetiştirdikleri evlatlarının hayatlarını hep umdukları gibi şekillendiremediklerini gösteriyor bizlere..
Sizi yormayan duygusal temalar taşıyan güzel bir film...

Sağlıkla kalın,

6 Şubat 2010 Cumartesi

BRUSCHETTA

bruschetta



    Orjinale bir adım daha yakınlaşmak..


Evet bu uygulamada yapılan bu oldu.. Diğer sefer de söylemiştim zaten İtalyanların uygulamasının başka olduğunu ...

Bu sefer bir adım daha yakınlaşarak yaptım Bruschetta'ları.. Lazanya ve mercimek salatası öncesinde bir aperatif şeklinde ikram etmiştim ancak pazar kahvaltıları için de gayet güzel bir seçenek olur diye düşünüyorum, ne dersiniz... Hmmm belki sarımsağı çıkartıp içine peynir ya da zeytin ekleyerek yapmak gerekebilir. Görüyorsunuz ya, bir pazar kahvaltısıdır dilimden düşmeyen :) Birileri artık sesimi duysun :) Zaten söyledim kocaya, bana merdivensiz düz ayak bir yer bul, yarın sırtında taşı bir kahvaltıya götür dedim :) Sırtında taşıma kısmına hafif tebessüm ederek, konuyu organize etme sözü verdi. Bu tebessümü nereye çekmeliyim a dostlar, siz söyleyin :)

Ayy ne çenesi düşük kadın oldum.

İki dilim ekmek yazıcam, şuraya bak, çenem koptu...

Gelelim bruschettalarımızaa..



Malzemeler:

  • Tost ekmeği ya da varsa dilimlenmiş köy ekmeği bence daha da lezzetli olacaktır.
  • Domates
  • Sarımsak
  • Zeytinyağı
  • Taze ya da kuru fesleğen
  • Tuz
  • Rendelenmiş parmesan ya da kaşar peyniri
  • Kırmızı dolmalık biber
  • Ekmeklerin üzerine sürmek için tereyağ

Tost ekmeklerimizi öncelikle ekmek kızartma makinasında ya da fırının ızgarasında kızartıyoruz. Kızaran ekmekleri ben ortadan ikiye keserek üçgen hale getirdim. Kızarttığımız ekmeklerin üzerine bir miktar tereyağ sürüyoruz.

Bir kaseye domateslerin kabuklarını soyarak ufak ufak doğruyoruz. Kırmızı biberleri de doğrayıp domateslere ilave ediyoruz. İnce kıyılmış sarımsak, tuz , zeytinyağı ve arzu ettiğimiz kadar fesleğen de ilave ederek iyice karıştırıyoruz. Bu karışımı ekmeklerin üzerine paylaştırıp üzerlerine rende parmesan ya da kaşar peyniri serpip fırına veriyoruz.

Daha önce de belirttiğim gibi bir akşam menüsünün başlangıcı da olabilir, ufak tefek malzeme değişikliği ile bir kahvaltının öğesi de... Siz nerede isterseniz...

Afiyetle ve sağlıkla,

4 Şubat 2010 Perşembe

ÇEŞNİLİ TEREYAĞ

çeşnili tereyağ




Şöyle güzel bir pazar günü kahvaltısı yapmayı nasıl özledim.Dizimdeki problem nedeniyle sandalyede oturmakta sıkıntı çektiğim için kucakta tepsi modeli yemek yer durumdayım. Uzmanların söylediğine göre TV karşısında tepside yemek yiyen insanlar daha çok kilo alırmış, haklılar sanırım :) Sizin köşe yastığı eski usül çift kişilik bir yastık olma yolunda hızla ilerliyor :) Hani şu bir yastıkta kocayın dedikleri cinsten.
Neyse her şeyin başı sağlık diyip, homini gırtlak tumba yatak modeli yaşayıp gidiyoruz işte. Dedim ya kahvaltıyı özledim diye, şu kahvaltı masasından kalma ufacık tefecik bir uygulamadan bahsedeyim bari sizlere...

Belki bir çoğunuz daha önce denemişsinizdir, aroması farklı tereyağ çeşitlemesi yapmayı. Ben ilk kez denedim ve konuklarım çok memnun kaldılar.

Uygulama şöyle,

Bir gece önce evdeki tereyağınızdan ne kadar isterseniz oda ısısına getirip, içerisine ince kıyılmış dereotu ve/veya maydanoz, kırmızı biber, dövülmüş sarımsak, nane, kekik gibi baharatlardan istediklerinizi koyup bir kaşık yardımı ile iyice karıştırıyorsunuz. Streç filmin üzerine döküp, streçe sara sara rulo yaparak buzlukta bir gece bekletiyorsunuz. Ertesi sabah kahvaltıdan 20-30 dk önce oda ısısına alarak dilimleyerek buz dolu bir kasede servis ediyorsunuz. Kızarmış ekmekle beraber tabii ...

Çeşnili tereyağ kahvaltı dışında kanepe, sandviç gibi hazırlıklarınızda da enfes aroması ile fark yaratmanızı sağlayacaktır.

Afiyetle, sağlıkla..

1 Şubat 2010 Pazartesi

ISPANAKLI, HAVUÇLU, PATATESLİ BÖREK

Ispanaklı havuçlu patatesli börek





Daha sık yazmak istiyorum ama arşiv dolu sanıyordum, fotoğraflar güzel değil.. O yüzden 3-4 gün ara vermek durumunda kalıyorum. Bu böreği ne zamandır yapmak istiyordum, anneciğime söyledim o yaptı sağolsun..Kış mevsiminin en güzel tatlarını barındıran bu börek , benim ıspanak yemez, havucu tabağın en ücra köşesine iteler kocamın dahi favorisi oldu.

Evde mutfaktan uzak günlerimde bir puzzle başladım, pek bir şey kalmadı. Bitti bitecek. Bunun dışında bol bol Yemekteyiz seyretmek zorunda kaldım. İnsanların yorumlarına inanamıyorum. Seyretmiycem diyorum hergün ama olmuyor, bir şekilde koltukta televizyona takılıyorum işte.

Neyse biz gelelim böreğimize.

Malzemeler:

  • 1/2 kg ıspanak
  • 1 orta boy soğan
  • 3-4 adet havuç
  • 3-4 adet orta boy patates
  • Süt
  • Sıvıyağ
  • Tereyağ (2-3 yemek kaşığı)
  • 3 adet yufka
  • Üzeri için yumurta sarısı
  • Tuz


Bu böreğin içindeki 3 farklı harç malzemesini sırayla hazırlamamız gerekiyor. Bu üç farklı renkteki harç böreğimize renkli bir görüntü kattığı gibi, lezzetinde de müthiş bir coşku yaratıyor diyebilirim.

Ispanaklı harç için;

Ispanaklarımızı bol suyla yıkayıp, ince ince kıyıyoruz. Soğanlarımızı da çok ufak bir şekilde doğrayıp hazırlıyoruz. Bir tencereye 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ koyup soğanlarımızı kısık ateşte soteliyoruz.Ispanakları da ilave edip tencerenin kapağını kapatmadan, suyunu salıp çekmesini sağlıyoruz. Tuzunu ilave edip soğumaya bırakıyoruz.

Havuçlu harç için;

Havuçları temizleyip, rendeliyoruz. Bir tava ya da tencereye 1-2 yemek kaşığı sıvıyağ koyup havuçları kısık ateşte renkleri soluncaya ve yumuşak bir doku kazanıncaya kadar soteliyoruz. Tuzunu ilave edip , pişen havuçlarımızı soğumaya bırakıyoruz.

Patatesli harç için;

Patateslerimizi soyup ufak parçalara bölerek tuzlu suda haşlıyoruz. Haşladığımız patateslerimizi bir çatal yardımı ile eziyoruz. Bir tencereye patatesleri ve tereyağı koyup koyu bir kıvamda kalacak şekilde azar azar süt ilave ediyoruz. Ortalama 1 çay bardağı kadar süt diyebiliriz.Tuzunu da ekleyerek böreğimizin hazırlığına geçiyoruz.

Birinci kat yufkamızı tezgahımıza açıp, bir fırça yardımı ile yufkanın üzerine sıvıyağ sürüyoruz. Bu kata ıspanaklı harcımızı yayıyoruz. İkinci kat yufkayı da üzerine koyup yine yağlayarak havuçlu harcımızı yayıyoruz. Son kat yufkayı da serip yine yağlıyoruz ve patatesli harcı son kata uyguluyoruz.

Tüm katlar tamamlanınca böreğimizi dikkatli bir şekilde büyük bir rulo halinde sarıp, ortadan ikiye bölerek bir müddet buzdolabında bekletiyoruz.

Pişirme aşamasında ise bu ruloları ekmek dilimi gibi dilimleyerek yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürerek önceden ısıtılmış fırında 180 derecede kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

28 Ocak 2010 Perşembe

KAHVALTILIK TARİFLER, SOSİS BUKETİ & BEYAZ PEYNİRLİ OMLET

sosis buketi



Gecenin yarısını geçeli bir hayli oldu. İnternette öylece dolanırken, bloğumu ne ile güncellesem diye fotoğraf makinamın hafıza kartını laptopa taktığımda şu anda canımın en çektiği iki şeyi yazmaya karar verdim. Öyle alengirli bir şeyler değil, yapımı basit ama olsun.. Can bu çekiyor işte :) Hele mutfaktan uzak olunca omlet yapmayı bile özledim diyebilirim..

Bizim kızlar geldiğinde yapmıştım bunları.Özellikle misafir ağırlayacağınız zaman sosis buketi ilgi çekecektir, inanın. Ufuk'un bloğunda okuduğumda sunumunu çok beğendiğim için ben de uyguladım ve çok şeker oldular :)

Yapımı son derece basit, üstelik buzlukta hazır bir şekilde bekletilirse son dakika atıştırmalık ya da misafir durumu söz konusu olduğunda süper bir ikram ... Engincik fanı oldu bile, kendi yapıp duruyor :)

Malzeme listesinde sadece yufka ve sosis var.. Tabii kızartmak için yağ ve çöp şişleri de saymak lazım.

Mümkün mertebe kokteyl sosis tercih etmemenizi öneririm, o zaman daha çok el oyalıyor çünkü :) Uzun boylu olanlar ideal.

Sosislerin boyu kadar uzunlukta yufkadan iki katlı şeritler kesiyoruz. Kestiğimiz bu şeritlere sosisi bir kaç sefer sarıyoruz. Sonra sosisleri orta kalınlıkta dilimleyip ortadan çöp şişe diziyoruz. Kızgın yağda kızartıyoruz .. Budur...Bu kadar basit yani :) Servis ederken bir domates, ikiye bölüp üzerine saplayabilir, kenarlarını maydanoz, nane gibi yapraklarla süsleyebilirsiniz. Ben kovamın dibine laf aramızda portakal koymuştum ve bonbonları ona saplamıştım :)


peynirli omlet

Müge , omletin de tarifini verme artık demeyin. Vericem :) Yoksa aynı sayfaya bakar durursunuz ben malum koltukta seyir halime devam ederken :)

Bu omlet de beyaz peynir ve maydanozlu .. Ufalanmış beyaz peynir ve ince kıyılmış maydanozları yumurta ile karıştırıp pişirdim. Beyaz peynir nerede olsa yerim, diyenlerden misiniz? Öyleyseniz buyrun :)

Bu arada uzun bir zaman sonra Sevgili Hilal tarafından mimlenmişim... Bakalım neler varmış?

Hmmm 7 ilginç özelliğim... Baya zormuş ... Düşünüyorum ...

  1. Başım ağrıyınca MC Donald's yersem genellikle geçer :) Çocukken annemin hamburger alması için bir araç mıydı hatırlamıyorum ama Engin bile migrenim tuttu dediğimde bir Mc Donald's paketi ile gelir eve :)
  2. Yalnız bir şey yapmaktan hiç hoşlanmam.. Yalnız gitmem gerekiyorsa, ertelerim gibi ...
  3. Filmlerin sonunu seyrederken sonrasında ne oluru düşünürüm hep.. Ayol film bitmiş , neden sonrasını düşünürsün be kadın.. :)
  4. İçimdeki polyannaya çok şaşırıyorum..Kendine şaşıran biri nasıl bir şeydir? Bak yine şaşırdım :)
  5. Çok ilginç biri değilim galiba ben 5'de takıldım ya...

Benden bu kadar pes..

Esnemekten gözümde yaş kalmadı..

Sağlıkla, afiyetle..

24 Ocak 2010 Pazar

ETİMEK TATLISI

etimek tatlısı


Yalancı ekmek kadayıfı olarak da adlandırabileceğimiz bu tatlı bizim evin vazgeçilmezleri arasında. Hasta ziyaretine gelenler bu ara sıkça nasipleniyorlar ve sanırım bundan da memnunlar.
Hem çay davetlerinde hem de yemek sonrası tatlı ikramında tercih edilebilecek bu hafif tatlıyı deneyenlerin genel yorumu hep olumlu.
Pencereden gördüğüm bembeyaz kar gibi üzerine serpiştirilen hindistancevizi ile kış mevsimine de yakışıyor, ne dersiniz?
Malzemeler: (Dikdörtgen ya da kare bir borcam tercih edilmeli)
Tabanı için;
  • Klasik Etimek (Kullanacağınız borcamın büyüklüğüne göre dilim sayısı değişecektir, ortalama 6-8 dilim diyebiliriz)
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 2 su bardağı su

Muhallebisi için ;

  • 1 lt süt
  • 5 tepeleme yemek kaşığı un
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 yumurtanın sarısı
  • 125 gr tereyağ (arzuya göre Sana Hamurişi gibi margarinler de kullanılabilir)

Üzerine ;

  • Hindistancevizi

Öncelikle dikdörtgen ya da kare şeklinde büyük boy ve derinliği olan bir borcama etimek dilimlerini yanyana aralıksız diziyoruz.

Bir tencereye tatlımızın şurubunu hazırlamak üzere 1,5 su bardağı toz şekeri koyup, orta kuvvetteki ateşte şekeri eritip, karamel rengi alıncaya kadar pişiriyoruz. Karamel rengi alan şekere 2 su bardağı soğuk suyu ilave ediyoruz. (Önemli not :Suyu ilave ederken ellerimize dikkat ediyoruz) Suyu kattıktan sonra arada karıştırarak karamel şekerini iyice eritiyoruz. Hazırlanan şurubu bekletmeden, sıcak sıcak borcama dizdiğimiz etimeklerin üzerine kuru yer kalmamasına dikkat ederek gezdiriyoruz.

Bu aşamadan sonra tatlımızın muhallebisini hazırlamaya başlıyoruz.

Bir tencerede1 lt soğuk süt ve 5 tepeleme yemek kaşığı unu karıştırıyoruz. Özel ipucu: Bu aşamada süt ve unu karıştırdıktan sonra bir sefer kevgirden ya da süzgeçten geçirirseniz topaklanmadan daha iyi sonuç alırsınız.

Süzdüğümüz un - süt karışımına 1 çay bardağı toz şekeri ilave ediyoruz. Bu aşamada eğer muhallebinizi daha tatlı isterseniz, şeker oranını zevkinize göre arttırabilirsiniz. Alt kattaki karamel nedeniyle ben az şekeler ile uygulamayı tercih ediyorum.

Süt-un ve toz şeker karışımını tahta kaşık ya da tel çırpıcı ile orta hararetteki ateşte sürekli karıştırarak koyu bir kıvam alana ve göz göz olana dek pişiriyoruz.

Pişen muhallebimizi tencereden mikser kabına ya da farklı bir kaba alarak, içerisine vanilya, yumurta sarısı ve tereyağını ilave ederek, yaklaşık 10 dk kadar mikserle çırpıyoruz.

Kıvamının normal muhallebiden biraz daha koyu olması gerekiyor. Eğer çırpmakta zorlanırsak, bir kahve fincanı kadar soğuk süt ilave ederek kıvamını yumuşatabiliriz. Ancak kıvamının kalın kalması önemli.

Hazırladığımız muhallebiyi sıcakken karamellediğimiz etimeklerin üzerine dökerek bir kaşık yardımı ile düzeltiyoruz.

Her tarafını örtecek şekilde bolca hindistancevizi dökerek tatlımızın yapım aşamasını bitiriyoruz.

Oda ısısında bir miktar soğuduktan sonra üzerini streçfilm ile kapatıp buzdolabında ortalama 3-4 saat soğumaya bırakıyoruz. Bir gece evvel yapıldığında daha iyi sonuç alınmakta.

Bu arada kısa bir süre yayında tuttuğum anketime cevaben verilen, fotoğrafların daha iyi olabileceği, fonun değişebileceği yorumlarına istinaden Yemekbahane'nin görünümünde bir değişikliğe gittim. Umarım yeni görünümü beğenirsiniz.

Afiyetle ve sağlıkla,

22 Ocak 2010 Cuma

ELMALI KURABİYE

elmalı kurabiye


Nam-ı diğer "Tek Bacak Kurabiyesi"

Sabah kalk, malum koltuğa otur, akşam olsun yat seyrinde geçen günlerin bana en zor gelen yanı hepinizin bildiği üzere mutfaktan uzak kalışım. Canım annem pişirip, taşırıp, besliyor bizi.Hakikaten hakkı ödenmez güzel annelerimizin.

Özellikle soğuk havalarda evde olmanın hep özlemini duymuşumdur ancak özellikle benim gibi sürekli oturmayan bir kişiliğe sahipseniz, bu faaliyetsiz durum bir yerden sonra çekilmez olmaya başlıyor. Ziyaretime gelen giden sağolsun hiç eksik olmuyor. Bu trafiğin yoğunluğu zaten beni avutan tek şey diyebilirim. Gelen giden çok oldukça anneciğim de ikram derdine düşüyor haliyle. Tatlıların biri bitiyor, biri yapılıyor evde. Zaten otura otura iyice hamlaştım, bir de üzerine güzel güzel besleniyorum, yakında yerimden hiç kalkamayacak hale gelebilirim.

Dün evde bir yandan bacağımın ağrısı ile uğraşırken bir de başımın ağrısı tutunca anneme "kurabiye yapsak, belki başım geçer" dedim :) Evettt.. Ben ne zaman başım ağrısa unutmak için mutfağa girme metodunu sıkça uygularım :) Hakikaten işe yarıyor, denemenizi tavsiye ederim.

Koltuk değneğimde zıplaya zıplaya mutfağa gidip masaya oturdum ve annem koydu ben yoğurdum. İşte tek bacak kurabiyelerim :) Yine uzak kalamadım mutfaktan anlayacağınız :)



elmalı kurabiye


Malzemeler: (20 adet kurabiye çıkıyor)

Hamuru:

  • 1 paket margarin (Sana hamurişi kullandım)
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1,5 çay kaşığı karbonat
  • 3 su bardağı un (birden konmaması iyi olur)

İç harcı :

  • 3 adet elma
  • 1 su bardağı iri dövülmüş ceviziçi
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 1 çorba kaşığı tarçın

Üzerine pudra şekeri

Öncelikle iç harcımızı hazırlıyoruz.

Elmaları rendeleyip bir tencereye koyuyoruz. Üzerine şekeri ekleyip, elmalar suyunu çekene kadar orta kuvvette ateşte pişiriyoruz. Pişen elmalara tarçın ve cevizi ilave edip hamurumuzu hazırlamaya geçiyoruz.

Derin bir kaba margarin, pudra şekeri, karbonat ve 2 su bardağı unu koyup yoğurmaya başlıyoruz. Daha un alması halinde yavaş yavaş kalan unu ilave ederek, ele yapışmayan, yumuşak bir hamur elde ediyoruz.

Hamurdan orta büyüklükte parçalar koparıp yuvarlayarak avucumuzun içerisinde açıyoruz. Açtığımız hamurun ortasına elmalı harçtan koyup kenarları tepede bir araya getirerek, yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine diziyoruz.

Önceden ısıtılmış 170 derece fırında kurabiyelerimiz pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.

Kurabiyeler fırından çıkınca üzerlerine pudra şekeri serpiyoruz.

Bu arada başımın ağrısı geçti hakikaten :) Ama yine kalori aldım :(

Sağlıkla ve afiyetle,

20 Ocak 2010 Çarşamba

KÖŞE YASTIĞINDAN SEÇMELER

Kirlent


Burcu demişti, "yastık önemli bir aksesuar" diye. Bizim evde kaç yastık var bilmiyorum ama bu ara bir tane kocaman yastık daha eklendi, BEN ... Kendimi aynı koltukta otura otura köşe yastığı gibi hissediyorum deyince bizimkiler tebessüm ediveriyor. İşin espirisindeyim ben tabii..
Madem mutfağın yolu uzak kaldı, DVD'nin önünde boş durmamak lazım değil mi? Tarif veremiyorsam, film izlenimleri paylaşırım ben de.

the-blind-side-poster


The Blind Side - Kör Taraf ya da Nokta olarak çevrilebilir sanırım... Drama dalında Altın Küre ödüllerinde en iyi kadın oyuncu seçilen Sandra Bullock'un başrolünü oynadığı film, iyi bir başarı hikayesi örneği bence. Ailenin gücü ve önemini vurgulayan film, ebeveynlere de ince ince mesajlar aşılıyor..

UpInTheAirPoster


Up in the Air - Aklı Havada..

George Clooney'in başrolünü oynadığı film, tam da ofiste yan masamda oturan bir arkadaşımı anımsattı bana.. O muhtemelen bu yazımı okumayacak ama ben ona okuyup haber verecek birini tanıyorum :) zuzu... :) Hayatının çoğunu uçakta, havaalanlarında, otellerde geçiren biri bir aileye sahip olabilir mi? Aşk nedir , tatmış mıdır?

Film, günümüz ekonomisinin yarattığı şirket bütçe kısıtlamaları ile alıştığı hayattan kopması gündeme gelen bir mil avcısını konu alıyor.. En çok da kahramanın mil toplama gayreti bana malum kişiyi anımsatıyor :)

10 milyon miliniz olsa, ne yapardınız?

Cevap : Ben bir köşe yastığıyım, 6 hafta bir yere gidemem :( ama sonra sıcak bir yere tatile giderdim kesin.. Mesela ilk Maldivlere ...

Ya siz ?

Bu arada daha ciddi film kritiği okumak isterseniz, işin piri burada...

Sağlıkla,

19 Ocak 2010 Salı

İNCE ÇİZGİ


Kazayı yazdığım günden beri bir çok şeyi sorgularken aklımdan şu da geçmedi değil..Yazmasamıydım buraya? İçimdeki gitgellerle hesaplaşırken bana yazdıklarınızı okudum defalarca.Çoğunu tanımadığım hatta belki de daha önce hiç bloğumu okuduğunun bile farkında olmadığım sizlerin yazdıklarını okudukça neden yazdığımı çözümledim galiba.

Bu sayfada sıkıntımı paylaştığım ilk seferim değil bu. Ama bu sanki bir başka.. ya da ben başkası oldum bilinmez..O gün de yazdığım gibi kafam karmakarışık.Kafamda milyonlarca soru, alternatif senaryolar gidip geliyor. Unutmalı mıyım, kesinlikle evet... Nasıl? Zamanla.. Yarın ya da öbür gün olmayacak biliyorum. Peki neden yazıyorum? Yemekbahane de ondan..3,5 seneye yakın zamandır ne diyorsam o .. Burası bahaneyle içimi döktüğüm yer olduğu için.

O mesajı yazdığım andan beri aldığım her yorum, her dua, her şükürler olsun yazısı, samimiyetine sonsuz güvendiğim her kelime için sizlere nasıl teşekkür etsem az.

Durumum daha iyi.Yürümem yasak.İşe gidemiyorum, evde olmayı isterdim hep ama böyle değil..Bir köşe yastığı gibi o koltukta kıpırdamadan değil..Olsun, yine de şükürler olsun.

Mutfak yürüme mesafesinde ama değil .. Allahtan stokta bir şeyler var yazacak:) Yoksa sizden uzak kalmak da yürüyememek gibi zor gelirdi bana.
Elimdekilerle yakında dönmüş olurum..
Her zaman dediğim gbi ...
Afiyetle ,
ve buna ilaveten..
Sağlıkla,

14 Ocak 2010 Perşembe

YOKTUM .. DÖNDÜM ..

O yolun ucuna gitmek.. Sonrasındaki karanlığı görmek .. Çok acı çekmek ama hissetmemek .. Gözünü kapatıp huzur bulmayı istemek ama gözüne yansıyanı hatırlamanın acısından kurtulamamak.. Gitmekten değil geride bırakmaktan korkmak .. Dönmeseydim ne olurduru düşüp durmak.. Oraya bir daha nasıl gideceğini düşünmek .. Sevenlerinin sevgisini, kaygısını, korkusunu en derinde hissetmek .. Aynı sahneyi her an her saniye tekrar tekrar yaşamak.. Kulağındaki o korkunç sese sağır olmayı dilemek ..


Dün sabah bir aracın bedenime çarpıp beni yola savurduğundan beri kafamdan geçenler..

Bunun dışında tek yaptığımsa ..

Şükretmek ..

İyiyim...

11 Ocak 2010 Pazartesi

SEVGİLİLER GÜNÜ İÇİN KURABİYE KURSU

Elimizde olmayan sebeplerden dolayı eğitim tarihini 30.01.2010 Cumartesi gününe erteledik. Anlayışınız için teşekkürler..



Geçenlerde yayınladığım, düğün pastası konulu yazımda da haber verdiğim üzere Yasemin'ciğimle özel bir girişimimiz var , Özel Pastam'a dair. Bu heyecanlı projenin ilk eğitimi de Sevgililer Günü için olacak. 16 Ocak 2010 , yani bu cumartesi günü gerçekleştireceğimiz atölye çalışmamızda Sevgililer Günü konseptli kurabiyeler hazırlayacağız.

Daha önceki atölye çalışmalarında da olduğu gibi, yine şeker hamuru kaplamaya uygun tarif uygulaması yapacak, kurabiyeleri nasıl hazırladığımızı gösterecek ve sonrasında birbirinden eğlenceli modelleri en tatlı sevgiliye layık şekilde ellerimizle süsleyeceğiz.

Atölyemize katılmak isteyenlerin email ile başvurmaları yeterlidir.

yemekbahane@gmail.com

Not: Kontenjanımız 10 kişi ile sınırlı olacaktır.

Sevgililer Günü Kurabiye Kursu

Afiyetle,

10 Ocak 2010 Pazar

PORTAKALLI İRMİK PASTASI

portakallı irmik pastası



Sıcağı sıcağına tarif ...

Henüz az önce servis ettiğim bu tatlıyı aldığım yorumların neticesinde koştur koştur yayınlıyorum:) Sabahı bekleyemedim, nedense..

Kış mevsiminin özel tatlarından portakalın tüm ferhalığını irmiğin lezzeti ile birleştiren bu tatlıyı evde hasta yattığım günlerden birinde Oktay Usta'da seyretmiş ancak tarifini almamıştım.

Kendi ölçülerim ve ilavelerimle yaptığım tatlının sonucundan biz memnun kaldık.. Eğer hafif bir tatlı arıyorsanız denemenizi tavsiye ederim.

Malzemeler:

Tabanı için :

Aslında cheesecake tabanı gibi bir şey yapmak istedim ancak evdeki iki paket bisküviden biri Ülker Hanımeller olduğu için onu ufalayıp 2 yemek kaşığı tereyağ ile karıştırdım. Yani tekrarlamam gerekirse, 2 yemek kaşığı tereyağı ocakta eritip, ufalanmış bisküvi ile karıştırdım.
Bu aşamada sizler Eti Burçak ya da finger bisküvi ile de yapabilirsiniz.

İrmikli kat:

  • 2,5 su bardağı süt
  • 1 su bardağı irmik
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 2 yemek kaşığı margarin (Sana tereyağ tadında kullandım)

Portakal sosu:

  • 1 portakal
  • 2 tatlı kaşığı buğday nişastası
  • 1 su bardağı toz şeker
  • İri dövülmüş ceviz içi (bir avuç kadar)
  • 1/2 su bardağı sıcak su

Kenarları için, portakal kremalı bisküvi.

20 cm'lik kelepçeli kalıbın tabanına yağlı kağıt koyarak kelepçesini kilitliyoruz. Hazırladığımız bisküvili tabanı, kalıbın için en alt baz olarak iyice bastırarak koyuyoruz. Portakal kremalı bisküvileri ile kalıbın iç kenar çeperlerine dik bir şekilde diziyoruz.

İrmikli kısmı hazırlıyoruz.

Tencereye süt, irmik ve şekeri koyarak, karıştıra karıştıra koyu bir kıvam alana kadar pişiriyoruz.Koyulaşınca, ocağın altını kapatıp, 2 yemek kaşığı katı yağı koyarak karıştırıyoruz. Hazır olan muhallebimizi kalıbımıza döküyoruz. Bisküviler muhallebinin kenarlarında kalıyor olmalı.

Sonrasında portakallı sosu hazırlıyoruz.

Portakalı iyice yıkayıp, tencerenin içine kabuklarını rendeliyoruz.Kabuklarını rendelediğimiz portakalı ufak ufak doğrayıp, kabuklara ilave ediyoruz. Üzerlerine toz şekeri de koyup suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Suyunu çekince sıcak su ilave ediyoruz ve ocağın altını kısıyoruz. Nişastayı bir kasede bir miktar su ile çözüyoruz. Sulandırdığımız nişastayı pişen portakallı karışıma yavaş yavaş karıştırarak katıyoruz. Koyulaşınca ocaktan alıyoruz.

Hazır olan sosumuzun içine ceviz içlerini katıp tatlımızın son katı olarak kalıbımızın içine döküyoruz ve kaşıkla düzeltiyoruz.

Bu şekilde minimum 5-6 saat buzdolabında bekletiyoruz.

Servis edeceğimiz zaman kelepçeli kalıbın kelepçesini açıp, yağlı kağıtı yanlarından tutarak servis tabağına alıyoruz.

Ekstradan : Farkettiyseniz sol tarafa mini bir anket yerleştirdim. Yemekbahane'ye dair fikirlerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum. Sonuçlara göre elimden geldiğince burayı yenilemeye çalışacağım. Katılımınız için şimdiden teşekkür ederim.

Afiyetle,




7 Ocak 2010 Perşembe

YENİ SENENİN İLK KAHVALTI SOFRASI & BOL DİLPEYNİRLİ OMLET

kahvaltı


Bu sofranın devamı 9 kişilik bu kahvaltı ile geldi.
Menü çok kalabalık değil, az ama öz.. Klasik kahvaltılıklara renk katan, Actifry'da bayıla bayıla kızarttığım patatesler ve yumurta seçenekleri oldu. Seçenek diyorum, malum Engin'e alengirli bir şeyler yedirmek mümkün olmaz. O nedenle patatesin yarısı patatesli yumurta olarak sofraya kondu.

Alternatif olarak şefin yumurtası olarak övgü toplayan bu omleti yaptım. Şefin yumurtası , evde ne varsa metodu ile yapıldığı için :) Kendimi övdüğümü sanmayın sakın :)

dilpeynirli omlet

9-1 (Bu Engin oluyor) :) 8 kişiye yetecek kadar büyük yaptığım bu omleti bol dil peyniri ile çeşnilendirdim.

Malzemeler:

  • Yumurta (Ben 7 adet kullandım, herkese yetmesi için, siz kişi sayısına göre ayarlayabilirsiniz)
  • İnce kıyılmış maydanoz
  • İnce kıyılmış kırmızı biber (kambo biber)
  • Karabiber, Pulbiber, tuz
  • İnce dilimlenmiş dilpeyniri
  • Tereyağ

Yumurtaları bir kasede çırpıyoruz. İçerisine baharat, maydanoz ve ince kıydığımız biberleri de ekleyip tekrar çırpıyoruz. Tavada tereyağını eritip tüm yumurta karışımını tavaya döküyoruz. Altı iyice pişince üzerinin de pişmesi için ocağı kısıp bir müddet kapakla tavayı kapatıyoruz. İyice pişen omletin üzerine dil peyniri dilimlerini dizip omleti ikiye katlıyoruz. Omletin ısısı ile eriyen peynirler hakikaten hoş bir lezzet katıyor.

Bu arada bizim caddeye Komşu Fırın açılalı beri başım dertte :( Harika bagetleri var ve dayanamıyoruummmm !

6 Ocak 2010 Çarşamba

50 KİŞİLİK GÜMÜŞ DÜĞÜN PASTASI

Neredeyse 3 yıldır pasta yapıyorum. Önce kendi kendine bir eğlence modundayken aldığım siparişler pasta yapma keyfimi bir kat daha katladı. Düğünler, doğumgünleri, nişanlar derken yaptığım pastalarla birilerini mutluluğuna ortak olmak, benim pasta yapma konusundaki merakımı her geçen gün daha da cezbediyor. Ama bir çoğunuzun bildiği üzere ben aynı zamanda çalışan bir pastacıyım. Gündüz mesailerimi pasta & kurabiye yaparak sabahladığım anlarla bezediğim çok olmuştur. Keşke şu an mutfağımda olsam diye hayal ettiklerimi anlatmıyorum bile.
Hayallerimde bir atölyede, herşeyin yerinin belli olduğu , keyif aldığım bir mekanda uzun uzun pasta ve kurabiye süslemek yok mu? Tabii ki var :) Belki emekli olunca :)
Ama hayallerimin ucuna dokunmaktayım şu sıralar. Bu da Yasemin'im sayesedinde .. Ne yardan ne serden diyorsun madem gel bi işin ucundan tut deyiverince bendeniz lapin gibi atladım elbet:)
Kendi kurduğu dünyasına davet etti beni.
Son bir aydır beraber bir sürü iş yaptık..Şimdi siz hayal edin, iki kafa yanyana pasta yapmanın ne kadar eğlenceli bir hale gelebileceğini.
Yaptığımız çalışmalardan biri de Sevgili Melike ve eşi için hazırladığımız bu düğün pastası oldu.



GumusDugunPastasi

Her bir anını hiç unutmayacağım kadar çok eğlendim bu pastayı hazırlarken. Yasom damadı, ben gelini modellerken bizi görmenizi isterdim :) Sanırım arşivimize koyulmak üzere bir kaç kare çekmiştik :) Gelinin makyajı Yaso'ya ait :) Kendisini ünlülerin makyözü ilan ediyorum :)


GumusDugunPastasi2

Pastayı teslim ederken yanına koyduğumuz kırmızı çiçekler daha da bir hava kattı sanki..



GumusDugunPastasi3

Hele de gelin ve damadımız da pastanın yanında sevinç nidaları atarak poz verince tüm yorgunluğumuza deydi..


gelin & damat


Not : Bu yorgunluğu yarım ekmek kokoreç ile kendimizi ödüllendirerek attık :) Bu bir itiraftır :)

Özel Pastamı ve bizi izlemeye devam edin :)

Afiyetle,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails