21 Ekim 2014 Salı

ARAS İLE OYUNCAK MÜZESİ GEZİMİZ

Oyuncak Müzesi

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba..

Bu aralar yine işe güce dalınca, maalesef yine ihmalkarlığım tuttu işte. Artık söz, vaat yok :( 
Vakit ayıramayışımı bir takım gerekçelere de bağlamaktan kendimi men ettim.

Yapamıyorum değil, yapmıyorum .. Bu tamamen benim sorunum, kabul ettim. 
Ve bunun acısını derin bir şekilde içimde yaşıyorum, emin olun.

Hayat beni sürüklerken, önemli gelişmeleri de beraberinde getirdi. Artık iki canlıyım :) yine yeniden anne olmanın keyfini yaşayacağım Allah nasip ederse. Üzerimdeki miskinliği hafifletir mi bilmem ama bunu da bildirmeden geçemedim :)

İlk ayların bütün ızdırabı henüz yeni geçti, kendimi yeni yeni toparlamışken Aras ile bu kış için kafamda planladığım gezi ve faaliyet rotalarını da hayata geçirmeye başladım hemen.

İlk durak, mahallemizin müzesi diyebileceğim Oyuncak Müzesi oldu.

Oyuncak Müzesi

Aslında acaba erken mi demedim değil :)
Aras henüz 3,5 yaşında ve oyuncak müzesini gezerken sıkılır mı, ilgisini çeker mi diye düşünmeden edemedim.
Elbette 2 yıl sonra gezdiğinde farklı bir keyif alacaktır ama yine de müze nedir kavramı kafasında az çok oluştu sanırım.


Oyuncak Müzesi

Yolda giderken oyuncak müzesinden oyuncak alabileceğini sanıp alamadan çıkınca hayal kırıklığına uğrasa da gördükleri karşısında heyecanını da gizleyemedi :)

Vitrinlerin ardındaki onca oyuncağı seyrederken enteresan sorgulamaları bir çocuğun saflığı ve merakı adına bana da bir çok şeyi hatırlattı ve beni gülümsetti.

Elbette en çok trenler ve arabalar dikkatini çekti, buna şaşırmadım :)

Oyuncak Müzesi

Trenlerin sesi var ama neden gitmiyor anne?
Anne uzay korkunç mu?
Bu bebeklerin gözü neden yok?
Anneeee bak tüneeelll....

Oyuncak Müzesi


Günün sonunda biz müzeye gittik anne diyerek keyif aldığı her görüntüyü anlatması sanırım amacıma ulaştığımı gösterdi :)
Bu arada yukarıdaki fotoğraf üçümüzün ilk fotoğrafı oldu:) Aras, ben ve bebiş :)

Afiyetle & sağlıkla,

20 Ağustos 2014 Çarşamba

KREMŞANTİLİ KEK

Krem Şantili Kek

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1/2 su bardağı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kremşanti
  • 1 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • Yaklaşık 3 su bardağı un (hepsini birden ilave etmemek gerekir)

Yapılışı:
  1. Süt ve kremşanti bir kasede çırparak koyu bir kıvam almasını sağlıyoruz.
  2. Başka bir kasede yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz.
  3. Yumurtalı karışıma sıvıyağ ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz.
  4. Kremşantiyi yumurtalı karışıma ekleyerek spatula ile yediriyoruz.
  5. Kabartma tozu, vanilya ve 2,5 bardak unu bir kasede karıştırıp eleyerek kremşantili, yumurtalı harca ekliyoruz. Spatula ile karıştırıyoruz.
  6. Kıvamına göre biraz daha un ekleyebiliriz. (Koyu akıcı bir kıvamda olması gerekir)
  7. Karışımın yarısına yakın bir bölümü başka bir kaseye aktarıp kakao karıştırıyoruz.
  8. Kek kalıbını yağlıyoruz.
  9. Fırını 180 derecede ısıtıyoruz.
  10. Kalıba biraz beyaz harç döküp üzerine kakaoludan gezdiriyoruz. Tekrar beyaz döküp yine kakaoludan gezdiriyoruz. Bu şekilde tüm harçları bitirene kadar tekrarlıyoruz.
  11. Keki fırına verip yaklaşık 30 dk pişiriyoruz. (süre fırından fırına değişir) 
  12. Pişip pişmediğini kürdan ile kontrol edip fırından alıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,


18 Ağustos 2014 Pazartesi

YEŞİL MERCİMEKLİ BUĞDAY SALATASI

Yeşil Mercimekli Buğday Salatası

Besleyici, sağlıklı, pratik ve lezzetli..

Daha ne olsun ama :)

Buzlukta her daim daha önceden haşlanmış bakliyat bulundurmak, bu salatanın hazırlanma süresini sadece 10 dk 'ya çekiyor.

Malzemeler:
  • 2 su bardağı haşlanmış buğday
  • 2 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
  • 1 su bardağı mısır konservesi
  • 5-6 sap ince kıyılmış taze soğan
  • Bir kase ince kıyılmış maydanoz
  • 10-15 adet ufak doğranmış kornişon turşu
  • Tuz
  • Zeytinyağ
  • Limon
Yapılışı:
  1. Tüm malzemeleri bir kasede karıştırıp, tuz, yağ, limon ile tatlandırıyoruz.
Görüldüğü üzere yapım aşaması sadece 1 maddeden ibaret bu salatayı çay davetlerinizde ya da yemeklerde garnitür, meze olarak ikram etmek çok pratik..

Afiyetle & sağlıkla,

8 Ağustos 2014 Cuma

ELMALI MİLFÖYLER

Elmalı Milföyler


Milföy hamuru mucizevi bir şey bence. Tatlı - tuzlu ne olursa hep yakışıyor. Gardropta bulunması gereken siyah pantalon - beyaz gömlek misali herkesin buzdolabında olması gerekir diye düşünüyorum, yanılıyor muyum?
Eskiden bu kadar ulaşılabilir değildi, hatırlarsınız, milföy. Ben hatırlıyorum da çocukken milföy hamuru ile talaş böreği yapardı annemin kuzeni. O hamurun ağzımda haşırrr.. diye dağılışı çok hoşuma giderdi. Malum yemek işlerine çocukluğumdan beri düşkün olduğum için o börek benim için özeldi. Sanki yabancı bir mutfağın mahsulü, geleneksel olmayan bir şey gibi.. Evet milföy geleneksel mutfağımızdan bir parça değil.. Ben demek ki çocuk aklımla o zaman anlamışım bunu :)
Milföy varsa evinizde börek de tatlı da yapmak sadece bir fırın mesafesinde aslında. Sofra dergisinde çıkan bu tarifim de buna bir örnek. Elmalı, cevizli ve tarçınlı hazırlanan bir harç ile pratik ama akılda kalan bir tatlı yapmak son derece pratik, yalancı elmalı strudel :) bizim şu yalancı su böreği, yalancı tavuk göğsü ifadelerimiz de beni çok güldürür.. neden yalancı ise artık :) 

Malzemeler:
  • 8 adet kare milföy hamuru
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 3 adet elma
  • 1 su bardağı ceviziçi
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • süslemek için ceviziçi
  • üzeri için pudra şekeri
Yapılışı:
  1. Elmaları rendeliyoruz. Bir tavaya elma ve şekeri koyup elmalar suyunu çekip renk değiştirene kadar pişiriyoruz. 
  2. Cevizleri dövüyoruz. Pişen elmalara dövülmüş ceviz ve tarçını ekliyoruz.
  3. 4 adet milföy hamurunu yan yana 4 milföy hamurunu da diğer 4ün altına gelecek şekilde dizip bir dikdörtgen elde ediyoruz. Dizerken hafif üst üste koyuyoruz ki  yapışsınlar. Bir merdane yardımı ile hamurları hem birleştirerek hem de genişleterek açıyoruz.
  4. Açtığımız dikdörtgenin ortasına iç harcı döküp geniş bir rulo olarak sarıyoruz. Üzerine ceviz dizerek süslüyoruz.
  5. Yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye ruloyu yerleştiriyoruz.
  6. Önceden 180 derecede ısınmış fırına verip üzeri pembeleşinceye, hamur kabarıncaya kadar pişiriyoruz.
  7. Pişen çöreği çıkartıp bir süre soğuttuktan sonra üzerine pudra şekeri serpiyoruz.
  8. Dilimleyerek servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,



8 Temmuz 2014 Salı

BONİBONLU KURABİYE

Bonibonlu Kurabiye

Aras'ın doğumgünü için ne yapacağımı düşünürken emin olduğum bir şey vardı ki o da bu sene şeker hamurlu kurabiye yapmak istemediğimdi. Gelen çocukların da artık yaş ortalamalarının 3 ve üzeri olduğunu düşünerek, daha rahat ve istedikleri kadar yiyebilecekleri bir kurabiye olsun istediğim için buna karar vermiştim. Ellerini bir kovaya daldırsınlar, doya doya istedikleri kadar yesinler diye :)
O yüzden basit, lezzetli ve elbette çocukların en seveceği şekilde bol kakaolu bir kurabiye yapmaya karar verdim. Üstlerine koyduğum renkli bonibonlar da kurabiyenin albenisi olacaktı.

Tarif olarak bu linkte görebileceğiniz tarifi kullandım.

Hamuru hazırladıktan sonra buzdolabında dinlendirip merdane ile 1,5 cm kalınlığında açtım ve bir çay bardağı ile yuvarlaklar kesip yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizdim. Üstlerine bonibonları yerleştirip 170 derece ısınmış fırına verdim. Tam 10 dk pişirip fırından aldım. (10 dk benim fırınım için uygundu, bonibonların üzeri yanmamalı, kurabiye kabarmış olmalı) Önce yumuşak olabilir kurabiyeniz, pişmedi diye düşünmeyin, kendini şekince toparlayacak.

Bu arada bugün Sevgili Zeynep, blogunda Aras'ın doğumgününe yer vermiş. Zevkli arkadaşımın partimiz için yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim.

Okuyuca not: bu arada daha iyiyim.. kafamı nispeten toparlıyorum, daha sık burada olacağım inşallah.
Bu arada hayırlı Ramazanlar diliyorum!

Afiyetle & sağlıkla,



26 Haziran 2014 Perşembe

BİR MEVCUT DURUM BİLDİRİMİ..


Ne olduğundan önce, ne olmadığını mı anlatmalı ki bilmiyorum.. Söze nasıl girmeli?
Yani şu yukarıdaki benim 6 saydığım kollu ne olduğu belirsiz yeşil garip şey gibi oldum sayılır. O altı kolun altısından birini müsait bulduğumda buraya gelip bir şeyler yazmayı ne çok istiyorum ama son zamanlarda olmuyor.
O hep uzak kalmak istediğim iş-ev döngüsüne geri döndüğümden beri yine hobilerimden, zevk aldığım tüm etkinliklerden uzak kalmanın üzüntüsü içindeyim. Belki bir mazeret olmamalı bu, nice insanlar var aynı teraziye neler yüklüyorlar ama sanırım ben öyle olamıyorum. Bu da beni hayatta sevdiğim şeylerden uzak tutmaya başlar oldu yine.
Halbuki benim mottom değil miydi, Yemekbahane "Hayatta Sevdiği Şeylere Vakit Ayıranlara" ..
Yaşlandım sanırım , çabuk yorulup, çabuk pes ediyorum.
Ya da bitkinim diyelim. Aman ne dersek sonuç değişmeyecek ben mekik dokumaya devam ediyorum işte.
Yaz geldi, insanlar göz alıcı renkte neon kıyafetlerle ayaklarında terliklerle fıtfıt geziyorlar.. İnanın o coşku bile daha içime yerleşemedi. Halbuki yine haftasonları yazlıktayım benim de terlik giymeye fırsatım var :) Ama evden dışarı çıkmadan sürekli uyumanın peşindeyim. Depresyona mı girdim acaba diye düşünmüyor değilim hani ??
Ama hakikaten halim yok, ya beni cidden hava çarptı ya da ruhum artık kaldırmıyor.
Tabii etrafımda hızla akan hayat içinde normal olan eş-dost "hayırdır?" demeden duramıyor.. HAYIRDIR? SANA NE OLDU? HAYIRDIR? HAYIRDIR?
Valla hayırdır inşallah :)
Ne diyim...
Ben böyleyim sevgili okur bu aralar, yazacak çok şey var stokta, tatlısı tuzlusu ama biraz beklemek gerekecek.
Benim bu sallantılı ruh halim dışında ise herşey yolunda çok şükür !
Fazla uzatmam geri gelirim.. :)

Afiyetle & sağlıkla,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails