8 Temmuz 2014 Salı

BONİBONLU KURABİYE

Bonibonlu Kurabiye

Aras'ın doğumgünü için ne yapacağımı düşünürken emin olduğum bir şey vardı ki o da bu sene şeker hamurlu kurabiye yapmak istemediğimdi. Gelen çocukların da artık yaş ortalamalarının 3 ve üzeri olduğunu düşünerek, daha rahat ve istedikleri kadar yiyebilecekleri bir kurabiye olsun istediğim için buna karar vermiştim. Ellerini bir kovaya daldırsınlar, doya doya istedikleri kadar yesinler diye :)
O yüzden basit, lezzetli ve elbette çocukların en seveceği şekilde bol kakaolu bir kurabiye yapmaya karar verdim. Üstlerine koyduğum renkli bonibonlar da kurabiyenin albenisi olacaktı.

Tarif olarak bu linkte görebileceğiniz tarifi kullandım.

Hamuru hazırladıktan sonra buzdolabında dinlendirip merdane ile 1,5 cm kalınlığında açtım ve bir çay bardağı ile yuvarlaklar kesip yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizdim. Üstlerine bonibonları yerleştirip 170 derece ısınmış fırına verdim. Tam 10 dk pişirip fırından aldım. (10 dk benim fırınım için uygundu, bonibonların üzeri yanmamalı, kurabiye kabarmış olmalı) Önce yumuşak olabilir kurabiyeniz, pişmedi diye düşünmeyin, kendini şekince toparlayacak.

Bu arada bugün Sevgili Zeynep, blogunda Aras'ın doğumgününe yer vermiş. Zevkli arkadaşımın partimiz için yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim.

Okuyuca not: bu arada daha iyiyim.. kafamı nispeten toparlıyorum, daha sık burada olacağım inşallah.
Bu arada hayırlı Ramazanlar diliyorum!

Afiyetle & sağlıkla,



26 Haziran 2014 Perşembe

BİR MEVCUT DURUM BİLDİRİMİ..


Ne olduğundan önce, ne olmadığını mı anlatmalı ki bilmiyorum.. Söze nasıl girmeli?
Yani şu yukarıdaki benim 6 saydığım kollu ne olduğu belirsiz yeşil garip şey gibi oldum sayılır. O altı kolun altısından birini müsait bulduğumda buraya gelip bir şeyler yazmayı ne çok istiyorum ama son zamanlarda olmuyor.
O hep uzak kalmak istediğim iş-ev döngüsüne geri döndüğümden beri yine hobilerimden, zevk aldığım tüm etkinliklerden uzak kalmanın üzüntüsü içindeyim. Belki bir mazeret olmamalı bu, nice insanlar var aynı teraziye neler yüklüyorlar ama sanırım ben öyle olamıyorum. Bu da beni hayatta sevdiğim şeylerden uzak tutmaya başlar oldu yine.
Halbuki benim mottom değil miydi, Yemekbahane "Hayatta Sevdiği Şeylere Vakit Ayıranlara" ..
Yaşlandım sanırım , çabuk yorulup, çabuk pes ediyorum.
Ya da bitkinim diyelim. Aman ne dersek sonuç değişmeyecek ben mekik dokumaya devam ediyorum işte.
Yaz geldi, insanlar göz alıcı renkte neon kıyafetlerle ayaklarında terliklerle fıtfıt geziyorlar.. İnanın o coşku bile daha içime yerleşemedi. Halbuki yine haftasonları yazlıktayım benim de terlik giymeye fırsatım var :) Ama evden dışarı çıkmadan sürekli uyumanın peşindeyim. Depresyona mı girdim acaba diye düşünmüyor değilim hani ??
Ama hakikaten halim yok, ya beni cidden hava çarptı ya da ruhum artık kaldırmıyor.
Tabii etrafımda hızla akan hayat içinde normal olan eş-dost "hayırdır?" demeden duramıyor.. HAYIRDIR? SANA NE OLDU? HAYIRDIR? HAYIRDIR?
Valla hayırdır inşallah :)
Ne diyim...
Ben böyleyim sevgili okur bu aralar, yazacak çok şey var stokta, tatlısı tuzlusu ama biraz beklemek gerekecek.
Benim bu sallantılı ruh halim dışında ise herşey yolunda çok şükür !
Fazla uzatmam geri gelirim.. :)

Afiyetle & sağlıkla,

27 Mayıs 2014 Salı

KARAMELİZE ELMALI ÇİKOLATALI PASTA

Karamelize Elmalı Çikolatalı Pasta

Bu aralar yetişemediğimi, yetemediğimi hisseder oldum. Özellikle de Aras'a. Sabahları her  "işe gitme anne" deyişi yüreğime hançer gibi saplanır durumda. Ona nasıl anlatsam elbette anlamsız geliyor.. O annesini yanında istiyor. Buna ihtiyacı var çünkü. Onunla geçirdiğim zamanların kalitesi yüksek olsa da o doğal olarak daha da fazlasını istiyor. Onu bıraktığımı düşünüyor. Her sabah ayrılmak, ona güle güle demek benim için hala ızdırap. Akşamları ise heyecanla beni beklediğini bilmek en güzel yanı. Sürpriz bekleyişi, hadi oynayalım diye beni çekiştirişi.. Anne olmak .. Hiç bitmemen, tükenmemen gerekiyor..

Enerji lazımsa, burada alası var..

Bu pasta..Sofra dergisi tariflerimden biri..

Malzemeler:

Keki için:

  • 3 yumurta
  • 1 su bardağından 1 parmak az toz şeker
  • 1 paket krema
  • 1,5 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 ufak doğranmış elma
  • 1 su bardağı iri dövülmüş ceviz
  • 1/2 su bardağı doğranmış çikolata ya da damla çikolata
  • 2,5 su bardağı kekun
  • 2,5 çay kaşığı tarçın
  • bir miktar margarin (yağlamak için)
Kreması için:
  • 1 paket krema
  • 250 gr bitter çikolata
Karamelize elma dilimleri:
  • 2 adet elma 
  • 1 su bardağı toz şeker 
  • 1 tatlı kaşığı tereyağ
Yapılışı:

  1. Öncelikle karamelize elma dilimlerini yaparak başlıyoruz. Elmaların kabuklarını soyup orta çekirdeğini bir oyma aleti ya da kaşık ile elmayı zedelemeden çıkartıyoruz.
  2. Elmaları halka halka dilimliyoruz. 
  3. Büyükçe bir tavaya şekeri döküyoruz. Yüksek ateşte şekeri ısıtıyoruz. Tereyağını ilave ediyoruz. 
  4. Şeker renk değiştirince içine elmaları koyuyoruz. Ters yüz ederek elmaları karamelize olana kadar pişiriyoruz.
  5. Pişen elmaları bir yağlı kağıdın üzerine alıp soğutuyoruz.
  6. Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz.
  7. 20 cm kelepçeli kalıbın alt tabanına yağlı kağıt yerleştirip kenarlarını margarin ile yağlıyoruz.
  8. Yumurta ve toz şekeri krema kıvamı alıncaya kadar çırpıyoruz. Daha sonra krema, sıvıyağ ve kekunu ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. 
  9. Son olarak ceviz, elma, çikolata ve tarçını da koyup tahta bir kaşıkla harca yediriyoruz. 
  10. Harcımızı kalıba döküp kekimizi fırına veriyoruz.
  11. 30-35 dk sonra bir kürdan ile kekin pişip pişmediğini kontrol ediyoruz (fırınların ısısı ve hızına göre pişme süreleri değişkenlik gösterebilir, siz kekin kabarma sürecini takip etmelisiniz)
  12. Pişen keki çıkarıp soğumaya bırakıyoruz.
  13. Bitter çikolatayı bir bıçakla ince ince kıyıyoruz.
  14. Benmari usulü eritiyoruz.
  15. Eriyen çikolatayı krema ile iyice çırpıp, bu ganaj kremayı 10 dk kadar buzdolabında bekletiyoruz.
  16. Soğuyan kekimizi kalıbından çıkartıp hazırladığımız ganaj kremayı kekin her yerine sıvıyoruz.
  17. Karamelize elmalarla dekore edip servise hazır hale getiriyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,


·      

13 Mayıs 2014 Salı

ELMALI TAVUK KAPAMA

Elmalı Tavuk Kapama

Geçen sene Sofra dergisine çıktığımda yaptığım tariflerden biriydi. Bloga koymadığımı farkettim. Bu da bana birden ilaç gibi geliverdi, neden mi :) bana malzeme çıktığından olmasın sakın :)
Meyve ve et..
Aslında mutfağımızın özünde varolan bir uygulama..
Tatlı ve tuzluyu benim gibi sevenlerin hoşlanacağını düşündüğüm bu yemek ise gerek görselliği gerek ise şaşırtıcı lezzeti ile sürprizli bir ikram olabilir.
Aslında yapımı basit.. Malzemeleri de öyle.. Yani yine benim yemekbahane okuyucu kitleme cuk diye uyuyor..

Malzemeler:

  • 4 adet tavuk kalça
  • 1 adet yeşil elma
  • 1 adet orta boy soğan
  • 2 adet kare milföy hamuru
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1 çay bardağı portakal suyu
  • tuz - karabiber
  • milföyün üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı & 1-2 damla süt

Yapılışı:

  1. Tavukları kuşbaşı doğruyoruz. Elmaları soyup önce dörde bölüp, böldüğümüz parçaları da dilimliyoruz. 
  2. Soğanı yemeklik doğrayarak hazırlıyoruz.
  3. Bir tavaya tereyağını koyup tavukları bir miktar tuz da ilave ederek soteleyerek pişiriyoruz.
  4. Bir başka tavaya sıvıyağı koyarak öncelikle soğanları pembeleşinceye kadar pişiriyoruz. Pişen soğanlara elmaları ilave ediyoruz. 
  5. 2 dk soğan ve elmalar sotelendikten sonra portakal suyu, tarçın, tuz ve karabiberi ilave ediyoruz.
  6. Bir taşım kaynayınca diğer tarafta pişirdiğimiz tavukları katıp suyu az kalıncaya kadar yemeğimizi pişiriyoruz.
  7. Suyu çekilen yemeğimizi ısıya dayanıklı bir fırın kabına alıp üzerini bir merdane ile birleştirerek açtığımız milföy hamuru ile kapatıyoruz.
  8. Milföyü bir kaç yerinden bir bıçak yardımı ile deliyoruz.
  9. Yumurta sarısını biraz süt ile açarak milföyün üzerine sürüyoruz.
  10. Yemeğimizi önceden 180 derecede ısınmış fırında üzeri kızarana kadar pişirip sıcakken servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

6 Mayıs 2014 Salı

ARAS'IN ÇUF ÇUF TREN TEMALI 3. DOĞUMGÜNÜ PARTİSİ

Her 28 Nisan sabahı kendime şunu diyorum.. Bir daha yapmayacağım :) Ama her 28 Nisan akşamı da diyorum ki evet .. iyi ki yaptım, seneye ne yapsam acaba :)
Bu babyshower partisini de sayarsak bu 4. büyük çaplı partim oldu diyebiliriz. Her geçen gün daha da tecrübem artıyor olsa da nedense bu heyecanımı yatıştırmıyor aksine benim panik halim kat be kat artıyor. sanırım tecrübe artarken yaş da artıyor bu ondan kaynaklansa gerek :)
Geriye dönüp hatırlarsak eğer,  benim partilerimde hep bir renk teması oldu bugüne kadar aslında... 1. doğumgününde kırmızı-mavi-beyaz.
2. doğumgününde ise penguen çıkışlı olarak siyah-beyaz-sarı olmuştu.
Bu sene temayı belirleyen ise Aras oldu. Oynamayı en çok sevdiği şey trenler... Evimizin her köşesinde bulunan, her sokağa çıktığımızda alınan, köşe bucak her yerde olan trenler partimizin konusu olacaktı kaçarı yoktu..
Ama ben yine standart bir fenomen olan "THOMAS" olmasın derdindeydim.. Farklı olsun arayışım aylar sürdü. Her yer, her şey Thomas iken bu malesef çok zorlayıcı bir durumdu benim için. Ama yine imdadıma Selen ve Zeynep yetiştiler. 
Selen çok ama çok şık bir davetiye hazırladı benim için.. 
davetiye

Sonra da kafamdaki lokomotif temasını bana sağladı. Sonra devreye bütün yaratıcılığı ile Zeynep girdi..
Şu resimde gördüğünüz temayı hazırlamamda her karışta bana gece gündüz yardım etti, dikti, kesti, yapıştırdı.
Tren Partisi

Fotoğraftaki detayları anlatayım sizlere biraz :
Ray şeklindeki runnerları ABD'deki bir siteden sipariş ettim. (www.trainparty.com - www.borderlinx.com ile Türkiye'ye getirttim)
Ön Taraftaki lokomotifleri ozalitçide bastırdım, Zeynep sicime astı ..
Arka tarafta biri kırmızı biri mavi iki tane kasa var, bunlar bildiğiniz mevye kasaları. Zeynep karşı marketten toplamış :) Eşime verdim, boyadı :) biz de dekor yaptık :) Birinin içine çocuklar için hediye poşetlerini koyduk, diğerini ters çevirdik üzerlerine tiramisuları dizdik.
Aras'ın trene binmiş fotoğraflarını bastırıp çerçevelere koyduk.
Tabii bir sürü tren oyuncaklarını da sergilemeye getirdik, çocuklar bol bol oynadılar.
Aras'ın mama kavanozlarını biriktirip yaptığım tiramisuların üzerine Zeynep minik süsler hazırladı, bunları sicim ile bağladık. Yine ABD deki siteden tren temalı süsler almıştım onlarla tamamladım.
Her sene şeker hamuru kurabiye yaptığım için bu sene buna da bir FARK getirerek bonibonlu kurabiye yaptım. Çocuklar da özgürce yediler :)
Fotoğraf çektirmek için hazırladığımız hashtagler, tren temalı sözler, trafik işaretleri vs.. de ilginç oldu..
Ve tabii fon..
Zeynep.. imzasını attı..
Davetiyenin dokusuna uygun bir temada güneş, bulut ve kuşlar...
Baktığımda içim coşku ile doldu.. İşte tam hayal ettiğim gibi olmuştu..
Pasta ise bu sefer sevgili Nesrin'in ellerine emanetti. Çalışmaya başlayınca yine mutfaktan uzak oluşumu sanırım 2 aydır buralara dahi uğramayışımdan anlamışsınızdır.
Tren Partisi Partinin diğer detaylarına dair fotoğrafları sizlerle paylaşmak istiyorum... Tren Partisi

Tren Partisi

Partimizin büfesinde ise çok seçenek sunmaya gayret ettim.
Minik sandviçleri bayraklarla süsleyerek sunma fikrim özellikle çocukların çok hoşuna gitti :)
Mercimek köftesi
Zeytinyağlı dolma
Tavuk Salatası
Buğday Salatası
Kıymalı Börek
Patatesli Börek
Minik Dereotlu Poğaçalar
Tahinli Rulo Kurabiyeler
Bardakta Tiramisu
Münevver Ablacığımın lezzetli zeytinli çörekleri ve düğme kurabiyeleri
menümüzde yer aldı.

Tren Partisi

Ayrıca yapmaya karar verip yaptığım en iyi şeylerden biri de bu prenses ablayı organize etmek oldu sanırım :) Aras ve diğer çocuklarla harika vakit geçirdi. Onlarla çok güzel oyunlar oynadı, yüzlerini boyadı ve balonlardan şekiller yaptı. İletişim için.. 

Tren Partisi

ve son söz...
Seneye 28 Nisan sabahı ne hissederim, yapar mıyım bilmem :)
Ama ben parti insanıyım kesin yaparım :)
Musmutlu , güzel günlerin olsun benim tatlı oğlum...

Tren Partisi


4 Mart 2014 Salı

BİR KAÇ KELAMIN BAHANESİDİR BU YOĞURTLU SEMİZOTU SALATASI

Yoğurtlu Semizotu Salatası

Günaydın... Korkmayın uzun uzuunnn semizotunu nasıl ayıklarız ve yoğurtlarız diye anlatmayacağım sizlere :)
Bu başlıkta da söylediğim gibi sadece bahanesi bu yazının.
Bahaneye vesile olan da hem 4 yıl sonra yeniden seyrettiğim bir film hem de bugün facebook da sevdiğim bir bloggerın yazdığı yorum.
Cumartesi akşamı ekranın karşısında zap modundayken Digitürk 1. kanaldaki Oscarlı film yayınında Julia & Julie'ye denk geldim. Boş bulunup resmen Oleyyyy diye bağırdım, Aras'ın şaşkın bakışları arasında :)
Evet seyrederken çok mutlu olduğum bu filme tesadüfen denk gelmem ve henüz başında denk gelmiş olmuş olmam beni çok sevindirdi. Filmi yine soluksuz bir şekilde, yüzümde o tebessümle seyrettim.
Ama seyrederken bir şey hissettim. Blogger olmak daha mı anlamlıydı acaba o filmi ilk seyrettiğim zamanlarda ? Sevgili Yasemin'in de söylediği gibi sosyal medya bizi bloglarımızdan uzaklaştırdı mı?
Sanırım evet.. Tamamen kopmasak da paylaşım, interaktiflik daha çok facebook, instagram vb sosyal ağlarda gelişmeye başladı ve öyle de devam ediyor.
Artık ilk günlerdeki neredeyse 1-2 yorum aldığımda bloga heyecanlanmaya başladım ki okusak da yorum yazmaz olduk.. Beğenmek (like), paylaşmak daha pratik gelmeye başladı..
Ama ben okuyanların sesini, sözlerini duymayı özlediğimi farkettim ...
O yüzden bugün öylesine bir tarifle geldim buraya.
Semizotunu yıkayıp, yapraklarını ayıklamanızı ve sonra da sarımsaklı yoğurtla karıştırarak servis edebileceğinizi yazmaya değil yani :)

Bloglarımıza sımsıkı tutunmak ve paylaşım dolu yazılar yazmak ümidiyle ..

Afiyetle & sağlıkla,
Müge

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails