8 Mart 2010 Pazartesi
HAYALLERİMİN PİLAVI
Nasıl bir insan mutfağına döndüğünün hayali ile yaşar? Gözlerimi kapatıyorum..
Önlüğümü takmışım, ayaklarımın her ikisi de yerde.. Biri havada değil, üstelik kendi başıma ayaktayım :) hahahhaa
Mutfaktayım..Akşama 20 kişi misafirim var... yuhh demeyin, o kadar özledim ki kalkayım hemen misafir turu başlatacağım :)
Menüm çok şık.. Pişiriyorum, kızartıyorum, süslüyorum :) Kendimden geçmişim...
İşte bu pilavı pişiricem ilk mutfağa girdiğimde..Engin yemesin napayım.. Ama ben o kadar beğendim ki , hemen yapıcam.. Dün Tuzla Günaydın'da yedim söylemesi ayıp.
Beni benden aldı, aklımda kaldı.. Fotoğrafını çektim dayanamadım.. İşte benim son hayalim...Kırmızı bir Ferrari değil, kırmızı bir pilav hahahahahhahaa :)
Kafamı da çarpmıştım dimi ben :)
Afiyetle, sağlıkla
5 Mart 2010 Cuma
YAYLA ÇORBASI
Bir gün açıyor, bahar geldi sanıyoruz. Sonra birden bir bakıyoruz yine havada gri renk hakim. Bu haftasonu için de yağışlı diyorlar. Yani Mart karizmasından hiçbirşey kaybetmeden, performansını tam sergiliyor. Bahara var, bekleyin diyor kıs kıs ..
Mevsim böyle gelgitli olunca çorbasız geçmiyor öğünler hala. Benim en sevdiğim ikinci çorba Yayla Çorbasıdır. İlki ne diye soruyorsunuz sanırım :) O da gelecek , o zaman söylerim. Şuna bak hayatımda heyecan yaratıyorum kendi çapımda :) Üç numarada ise Süzme Mercimek Çorbası gelir.
Sizin sıralamanız nasıl ? Domates Çorbası , Tarhana , Ezogelin .. Ay ben bunları da çok severim.. Dur sıralamam şaşacak galiba :)
Bugün Yayla Çorbasının tarifini vereceğim. Muhakkak çoğunuz yapıyorsunuzdur ama bizimkisi acemi mutfak şeflerine yardım olsun :)
Malzemeler:
- 1 çay bardağı pirinç
- 1 su bardağı yoğurt (ekşi olmaması daha iyi sonuç verir)
- 2 yumurtanın sarısı
- 3 yemek kaşığı un
- Kuru nane (2-3 çay kaşığı, arzuya göre arttırılabilir, azaltılabilir)
- Tuz
- 2 adet Maggy Tavuk Bulyon
- 2 yemek kaşığı tereyağ
Pirinçleri patlayana kadar bol suda haşlıyoruz. Derin bir kasede yoğurt ve yumurta sarılarını çırpıp, unu ilave ederek iyice karıştırıyoruz. 2 bardak soğuk su ilave edip bu karışımı inceltiyoruz. Daha sonra hazırladığımız sosu telsüzgeçten geçirerek tenceremizdeki pirinçlere ilave ediyoruz. Tuz, tereyağ ve bulyonunu katıyoruz. (Bulyon tuzlu olduğu için, tuzu eklerken dikkat etmemiz gerekir) Ocakta sürekli karıştırarak pişirdiğimiz çorbamıza ,koyulaştıkça soğuk su ilavesi yaparak istenilen kıvama (herkes için değişken olabilir) gelmesini sağlıyoruz. Kaynayıncaya kadar karıştırmayı bırakmıyoruz. Ocaktan almamıza yakın, nanesini ilave ediyoruz.
Afiyetle, sağlıkla
3 Mart 2010 Çarşamba
KAPUSKA
Nerdeyim ? Burdayım... Yazacak birşeyim yok, gündelik herkesin evinde pişenler dışında bir yenilik yok mutfağımızda.
Nasılım ? İyiyim ... Hergün fiziktedaviye gidiyorum. Dizim hala bükülmüyor. Kaybedince anlıyor insan meğer lazımmış çömelmek, bağdaş kurmak.. Bunları geçtim, merdiven çıkmak, otururken ayağını uzatmadan dizlerini bükebilmek... Olacak elbette diyor doktorum ama acı çekmen lazım, uğraşman lazım... Acı mı ? Çekiyorum vallahi.. Bağıra bağıra kıvırttırıyorlar, gözümde yaş kalmadı artık...
İşte benden haberler böyle dostlarım..
Gelelim kapuskaya :)
Kış geldi mi lahana tutkum tavan yapar benim. Dolmasını da severim tabii ama kapuska bir başka, hele de bol acılı ise ...
Laf aramızda zayıflamaya da iyi gelir :) lahana bilirsiniz..O zaman ne duruyoruz, pişirelim, bol bol tüketelim. Ben kıymasızının tarifini vereceğim, arzu eden kıyma ya da kuzu eti de ilave edebilir.
Malzemeler:
- 1 adet sert yemeklik lahana
- 1 adet orta boy kuru soğan
- 1,5 yemek kaşığı domates salçası
- Tuz , kırmızı pulbiber (acıseverler bol koyabilir), karabiber
- 1 adet Maggy tavuk bulyon (arzu etmeyen koymayabilir)
- 2-3 kaşık sıvıyağ (Tercihen zeytinyağ)
- Sıcak su
Lahanalarımızı yıkayıp ince ince kıyıyoruz. Soğanları ince ince doğruyoruz. Tencereye yağı koyup soğanlarımızı sotelemeye başlıyoruz.(Kıyma ya da et ilave etmek isteyenler bu aşamada ekleyebilirler.) İyice pembeleşince, salça, karabiber, tuz, bulyon ve pulbiberi ekliyoruz. İnce kıydığımız lahanaları da ilave edip , karıştırarak tencerenin kapağını kapatıyoruz.Yaklaşık 10-15 dk, zaman zaman karıştırarak lahanaları kavuruyoruz. Bu aşamadan sonra azar azar (1 çay bardağı) sıcak su ilave edip kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz. Arada kontrol edip suyu bittikçe yine bir miktar su ilave edip pişirmeye bırakıyoruz. Suyunu birden vermememizin sebebi lezzetini kaybetmemesini sağlamak. Lahanalar iyice yumuşayıncaya kadar suyunu kontrol ede ede yaklaşık 1 saat pişiriyoruz. (Ne çok sulu olacak, ne de susuz kalacak)
Nasıl tabir ama :) ne sulu .. ne susuz...
Afiyetle, sağlıkla
23 Şubat 2010 Salı
HAVUÇLU PİLAV
Şimdi size pilav mı , makarna mı diye sorsam , ne dersiniz ? Pilavdan vazgeçmem mi, makarnasız olmaz mı yoksa farketmez mi?
- 1 adet orta boy havuç
- 2 su bardağı pirinç
- 3 su bardağı su
- 2 adet maggy tavuk bulyon
- tuz
- 4 yemek kaşığı mısırözü yağı
Pilavı yapmadan yarım saat önce pirinçlerin üzerine sıcak su döküp, bekletiyoruz.
Havucu rendeleyip , pilavı yapacağımız tencereye alıyoruz. Üzerine yağı da koyarak havuçlar yumuşayıncaya kadar kavuruyoruz. Pirinçlerin suyunu süzüp, sotelenen havuçlara ilave edip bir süre de birlikte kavurmaya devam ediyoruz. 3 su bardağı oda ısısında suyu (sıcak olmayacak) üzerine koyup, bulyonları ve bir miktar tuz katıyoruz. Karıştırdıktan sonra kapağını kapatarak pişmeye bırakıyoruz. Suyunu çekince bir süre demlenmeye bırakıyoruz.
Afiyetle, sağlıkla
19 Şubat 2010 Cuma
BALKABAKLI PİRAMİT PASTA
Cuma .. Cuma .. Cuma...
Tek tek basaraktan bade süzerekten bu haftayı bitirdik. Bugün içim kıpır kıpırdı, sabah güneşi gördüm diye mi nedir? İnsan güneşle nasıl mutlu oluyor değil mi? Bahar yakın mı, kapıda mı sizce ? Yoksa Mart, tekerlemelerdeki yüzünü gösterecek mi dersiniz?
Gelin günün tadını çıkaralım.. Kışın sultanı kabakla bir tarif daha..
Malzemeler:
- 1 kg balkabağı
- 1,5 su bardağı toz şeker
- 1 kase iri dövülmüş ceviziçi
- 1 paket petibör bisküvi
Balkabaklarını ufak ufak doğrayıp bir tencereye koyuyoruz. Üzerine şekerini döküp tencerenin kapağını kapatarak kısık ateşte suyunu salana kadar pişirmeye bırakıyoruz. Şeker eriyip suyunu salınca tencerenin kapağını açıp kabaklar yumuşayıncaya kadar orta ateşte pişiriyoruz. Pişen kabakların kalan suyunu varsa süzüp, bir çatal yardımı ile eziyoruz. Soğumaya bırakıyoruz.
Bisküvileri elimizle ufalayıp, ezdiğimiz kabaklar soğuyunca cevizle beraber karıştırıyoruz.
Bir streçfilme tüm karışımı döküp elimizle piramit şekli vererek sarıyoruz ve buzluğa kaldırıyoruz.
Servis etmeden 2-3 saat önce buzdolabının alt kısmına indirip, dilimleyerek ikram ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
16 Şubat 2010 Salı
PORTAKALLI CEVİZLİ KEK & KÖŞE YASTIĞI BİLDİRİYOR
Köşe yastığı bildiriyor...
Artık köşemde değilim. Saatte 500 m hızla, bu kağnıdan bile ağır bir hıza denk geliyor sanırım, mini mini adımlarla başladım yürümeye. İnsanın 32'sinde tekrar yürümeye başlaması nasıl da güzelmiş..Gören bana tay tay deyiveriyor:) Dün akşamki gaddar ağrıyı saymazsak iyiyim çok şükür.Fizik tedaviye başlıyorum ve çalışkan bir öğrenci olursam 1 ay sonra inşallah ceylan misali sekebilirmişim.
Ben bu ağır ivme ile hareket ederken, bir sevgililer günü geçti gitti. Enginciğimin canına minnet, program yapma derdi olmadan atlattı çok şükür. Bir yanımda yarim bir yanımda anacığım tatlı tatlı pazar kahvaltısı ettik üçümüz.Tüm sevgililerim yanımdaydı yani.Kocacığımın gazete alıp döndüğündeki elindeki güller de hem annemin hem de benim yüzümüzü güldürdü.
İşe başladım bu arada dün.Köşe yastığı günlerimden sonra haliyle yoğun bir gündem beni bekliyordu.Ama sultanlığım bitmedi, burada da sürüyor..Ayağımın itinayla koltuğa uzatılıyor, çayım ayağıma geliyor, benim minik adımlarımı görenler kapıyı 10 dk tutarak kibarlıklarından ödün vermiyorlar, yemeğimi bile bana taşıyan arkadaşlarım bana gayet iyi bakıyorlar anlayacağınız.
İşte köşe yastığının son durumu böyle...
Buraya kadar gelmişken bir de tarif yazalım bari değil mi?
Bu da tek bacağımla yaptığım bir kek..Beni ziyarete gelen sevgili dostlara ikram edildi. Kış mevsiminin güzellerinden portakalla da lezzetlendirildi.
Malzemeler:
- 4 yumurta
- 1,5 su bardağı tozşeker
- 1 su bardağı yoğurt
- 2/3 su bardağı sıvıyağ
- 1 adet portakalın suyu ve kabuğunun rendesi
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çay bardağı dövülmüş ceviz
- 2,5 su bardağı un
- kalıbı yağlamak için margarin
Fırını 180 derecede ısıtıyoruz. Kek kalıbımızı margarin ile iyice yağlayıp hazırlıyoruz.
Yumurtaları şeker ile krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. Sonrasında yoğurt, sıvıyağ, portakal suyunu ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. Un ve kabartma tozunu eleyerek karışıma katıyoruz. (Önce 2 su bardağı unu katıp, sonra kıvamına göre eklemekte fayda var) Boza kıvamına gelen kek karışımımıza son olarak ceviz ve portakal kabuğu rendesini katıp kaşık yardımı ile karıştırıyoruz.
Bu karışımı kek kalıbına döküp fırına veriyoruz. Yaklaşık 40 dk, üzeri kızarıp içi pişene kadar fırında tutuyoruz. Kürdan ile içini kontrol edip fırından alıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
13 Şubat 2010 Cumartesi
REVİZYON .. RESTORASYON .. NE DERSENİZ
Neden olmasın?
3,5 yıllık bir arşiv... 376 adet yazı ...
Hepimizin ister istemez geçmişe dönüp bakınca kendimizi eleştirdiğimiz, o zaman çok beğendiğimiz bir şeye "off ne fenaymış!" dediğimiz anlar muhakkak olmuştur.
Günlük olarak istatistikleri kontrol ettiğimde "Patates Keki" yazımın sıkça okunduğunu görüyor, o zaman çekip koyduğum fotoğrafına eshefle, hayretle, nefretle ve gülerek bakıyordum. İşte o zaman bu kararı verdim. Bundan sonra beğenilerek okunan tariflerin fotoğraflarını elimden geldiğince yenilemeye çalışacağım.
İlk uygulamam Patates Keki için oldu.. Tarifi annecik uyguladı, fotoğraf tek bacaklı amatör bendeniz tarafından yenilendi.
Metinlere o dönemin esintisini kaybetmemek adına dokunmama kararı da aldım bu arada..Nasıl bir üslubum varmış, hangi ruh haliyle yazmışım geriye dönüp bakmak hoşuma gidiyor çünkü..
Afiyetle, sağlıkla
11 Şubat 2010 Perşembe
BALKABAKLI MUSKA TATLISI
Rejim Bozan :) Bu benim bu tatlıya taktığım diğer isim...Nedenini anlatayım..
Dün malum koltukta oturup dizimde laptop bir yandan işimle ilgileniyorum, bir yandan gözüm Oktay Usta'da, adamcağız koştur koştur pişirip duruyor.. Anneme serzenişim şu ... "ya yazacak şey yok.. kanepe tarifi verdim, olacak şey değil":)
Gelen giden de kalmadı , annem de bari rejime girelim dedi, bizim evde pişen kereviz, kapuska, çorba ... Kaynaklar bitti.. Ayak sakat.. Reyting telaşı değil, okuyucular mutsuz olmasın kaygısı vallahi :)
Oktay Usta'nın yaptığı bir tarife takıldı gözüme.. Kestaneli bir börek yapıyor.. Hmmm dedim .. Balkabaklı olsa nasıl olur bu acaba?
Annecik sabah markete gitmiş, yufka almış meğer evde Engin'in aldığı balkabakları pişmeyi beklermiş. Ooooo bu fırsat kaçar mı? Biraz Oktay Usta'dan biraz bizden buyrun kombine tarife..
Malzemeler: 32 adet tatlı için
- 4 adet yufka
- 1 kg balkabağı
- 1,5 su bardağı toz şeker
- 1 kase iri dövülmüş ceviziçi
- kızartmak için sıvıyağ
- üzeri için pudra şekeri ve tarçın
Balkabaklarını ufak ufak doğrayıp bir tencereye koyuyoruz. Üzerine şekerini döküp tencereni kapağını kapatarak kısık ateşte suyunu salana kadar pişirmeye bırakıyoruz. Şeker eriyip suyunu salınca tencerenin kapağını açıp kabaklar yumuşayıncaya kadar orta ateşte pişiriyoruz. Pişen kabakların kalan suyunu varsa süzüp, bir çatal yardımı ile eziyoruz. Cevizi ilave edip karıştırıyoruz.
İç harcımız bu şekilde hazırlanmış oluyor.
Yufkaları teker teker 8 şerit elde edecek şekilde uzunlamasına kesiyoruz. Toplamda 4 yufkadan 32 adet şerit elde ediyoruz. Yapım aşaması aslında bu böreğe benziyor.
Yufkaların başına iç harcımızdan bir yemek kaşığı kadar, içi bol malzemeli oluyor, koyup önce sol köşeye sonra sağ köşeye ilerleyerek üçgen şeklinde sarıyoruz. Sonunu suya batırıp yapışmasını sağlıyoruz. Tüm şeritlere bu işlemi uygulayarak hazırlığımızı tamamlıyoruz.
Bir tavaya sıvıyağ koyup kızdırıyoruz, muskalarımızı kızgın yağa atıp pembeleşinceye kadar kızartıyoruz.
Servis ederken üzerine pudra şekeri ve tarçın serpiyoruz.
Tadım sonrası akla gelenler : Sıcakken de soğuduktan sonra da tadı harika .. Elma-ceviz-tarçın ayrılmaz üçlüsü ile de sonuç muhteşem olur. Çok pratik ve lezzetli bu uygulamayı daha kalorisi az olsun istersek fırında da yapabiliriz bence, neden olmasın?
Buzluğa koysak, ani misafir baskınlarında havamızı atsak.. Hhahahaha :)
Neden mi rejim bozan ? Annemin rejim bitti de ondan :)
Afiyetle, sağlıkla
10 Şubat 2010 Çarşamba
DENİZ MAHSULLÜ KANEPELER
Özel davetlerde kanepe, küçük atıştırmalıklar gibi yurtdışında "finger food", ya da "snack" diye adlandırılan ikramları, yemek öncesinde konuklarıma sunmaktan hoşlanıyorum. Bu atıştırmalıkları hem görsel hem de lezzet olarak her zaman cazip bulmuşumdur, eminim sizler de öyle.. Bir çok farklı malzeme ile hazırlanabilecek kanepeleri ben bu sefer deniz mahsüllü olarak hazırlamak istedim.
İkea'nın gıda marketini bilenleriniz muhakkak vardır. Ne zaman İkea'ya gitsem İsveç Köfte yemeyi ve o marketi gezmeyi ihmal etmem:) O yabancı isimli paketler, renk renk kutulu bisküviler hep ilgimi çekiyor, elimde değil ...
Yılbaşı öncesinde İkea'ya gittiğimde yine markete gitmiş ve biraz alışveriş yapmıştım, bu kanepeleri de o malzemelerle hazırladım. Oldukça lezzetli oldular..
İkea Marketten aldığım kepekli üçgen ekmeklerin üzerine , yine oradan aldığım hardal sosu sürdüm ve tüpte satılan somon ezmesini sıktım. Dereotu ile de süsleyince oldukça başarılı bir sonuç elde ettim.
Eğer deniz mahsülü seviyorsanız ve yolunuz İkea'ya düşerse belki denemek istersiniz dedim... Bu arada ücretleri de o kadar pahalı değil, somon püresinin ücreti 9,90 TL idi..
Afiyetle, sağlıkla
9 Şubat 2010 Salı
TARİF YOK, FİLM VAR
Bugün size sadece izlediğim son filmlerden bahsedicem. Bunu da Sinem'in yoğun ısrarı ile yapıyorum :) Yaa az yazıyorsun, bari filmlerden bahset diyince , tamam dedim :)
Aslında daha yazmadığım onlarca film var ama ben son 3'ten bahsedicem sadece bugün sizlere...
Birincisi IT'S COMPLICATED - İlişki Durumu Karışık olarak çevrildi dilimize...
Benim bir Meryl Streep hayranı olduğumu ve hiç bir filmini kaçırmadığımı biliyorsunuz artık sanırım. Daha şunun şurasında bir ay evvel Julie & Julia filmiyle her zamanki gibi harika bir performansını izlediğim, hatta bu performansı ile 2010 Oscar ödüllerinde En iyi Kadın Oyuncu dalında aday gösterilen sanatçıyı bu sefer de uzun yıllar evli kaldığı kocasından ayrıldıktan 10 yıl sonra eski eşi ile tekrar aşk yaşamaya başlayan bir kadın olarak görüyoruz.
Yıllar bu kadından hiçbirşey alıp götürmüyor galiba...
Film, ana karakterin yani Meryl Streep'in sahibi olduğu pastane ve kruvasan yapılışı sahnesi ile daha da ilginizi çekecek eminim..
Buyrun polisiyenin fenomenine... Robert Downey Jr.'ın performansı için ,akademide oyunculuk dersi için filmi seyrettirmek lazım, denildiğini duymuştum. Hakikaten performansına bayıldım. Dikkat, pratik zeka, şüphe ve sonuçlandırma .. evet onlardan hiçbirşeyin kaçmadığı doğru.. Filmin sonu biraz havada kaldı, demek devamı gelecek.. O zaman bize düşen beklemek..
Afişte toplam 4 kişinin fotoğrafı var ama şahsi düşüncem bu filmin tek kişilik bir
oyun niteliğinde olduğu.. Robert De Niro'yu izlediğimiz film naif bir aile mesajı taşıyor.. Ebeveynlerin, büyük özverilerle yetiştirdikleri evlatlarının hayatlarını hep umdukları gibi şekillendiremediklerini gösteriyor bizlere..
Sizi yormayan duygusal temalar taşıyan güzel bir film...
Sağlıkla kalın,
6 Şubat 2010 Cumartesi
BRUSCHETTA
- Orjinale bir adım daha yakınlaşmak..
Evet bu uygulamada yapılan bu oldu.. Diğer sefer de söylemiştim zaten İtalyanların uygulamasının başka olduğunu ...
Bu sefer bir adım daha yakınlaşarak yaptım Bruschetta'ları.. Lazanya ve mercimek salatası öncesinde bir aperatif şeklinde ikram etmiştim ancak pazar kahvaltıları için de gayet güzel bir seçenek olur diye düşünüyorum, ne dersiniz... Hmmm belki sarımsağı çıkartıp içine peynir ya da zeytin ekleyerek yapmak gerekebilir. Görüyorsunuz ya, bir pazar kahvaltısıdır dilimden düşmeyen :) Birileri artık sesimi duysun :) Zaten söyledim kocaya, bana merdivensiz düz ayak bir yer bul, yarın sırtında taşı bir kahvaltıya götür dedim :) Sırtında taşıma kısmına hafif tebessüm ederek, konuyu organize etme sözü verdi. Bu tebessümü nereye çekmeliyim a dostlar, siz söyleyin :)
Ayy ne çenesi düşük kadın oldum.
İki dilim ekmek yazıcam, şuraya bak, çenem koptu...
Gelelim bruschettalarımızaa..
Malzemeler:
- Tost ekmeği ya da varsa dilimlenmiş köy ekmeği bence daha da lezzetli olacaktır.
- Domates
- Sarımsak
- Zeytinyağı
- Taze ya da kuru fesleğen
- Tuz
- Rendelenmiş parmesan ya da kaşar peyniri
- Kırmızı dolmalık biber
- Ekmeklerin üzerine sürmek için tereyağ
Tost ekmeklerimizi öncelikle ekmek kızartma makinasında ya da fırının ızgarasında kızartıyoruz. Kızaran ekmekleri ben ortadan ikiye keserek üçgen hale getirdim. Kızarttığımız ekmeklerin üzerine bir miktar tereyağ sürüyoruz.
Bir kaseye domateslerin kabuklarını soyarak ufak ufak doğruyoruz. Kırmızı biberleri de doğrayıp domateslere ilave ediyoruz. İnce kıyılmış sarımsak, tuz , zeytinyağı ve arzu ettiğimiz kadar fesleğen de ilave ederek iyice karıştırıyoruz. Bu karışımı ekmeklerin üzerine paylaştırıp üzerlerine rende parmesan ya da kaşar peyniri serpip fırına veriyoruz.
Daha önce de belirttiğim gibi bir akşam menüsünün başlangıcı da olabilir, ufak tefek malzeme değişikliği ile bir kahvaltının öğesi de... Siz nerede isterseniz...
Afiyetle ve sağlıkla,
4 Şubat 2010 Perşembe
ÇEŞNİLİ TEREYAĞ
Şöyle güzel bir pazar günü kahvaltısı yapmayı nasıl özledim.Dizimdeki problem nedeniyle sandalyede oturmakta sıkıntı çektiğim için kucakta tepsi modeli yemek yer durumdayım. Uzmanların söylediğine göre TV karşısında tepside yemek yiyen insanlar daha çok kilo alırmış, haklılar sanırım :) Sizin köşe yastığı eski usül çift kişilik bir yastık olma yolunda hızla ilerliyor :) Hani şu bir yastıkta kocayın dedikleri cinsten.
Neyse her şeyin başı sağlık diyip, homini gırtlak tumba yatak modeli yaşayıp gidiyoruz işte. Dedim ya kahvaltıyı özledim diye, şu kahvaltı masasından kalma ufacık tefecik bir uygulamadan bahsedeyim bari sizlere...
Belki bir çoğunuz daha önce denemişsinizdir, aroması farklı tereyağ çeşitlemesi yapmayı. Ben ilk kez denedim ve konuklarım çok memnun kaldılar.
Uygulama şöyle,
Bir gece önce evdeki tereyağınızdan ne kadar isterseniz oda ısısına getirip, içerisine ince kıyılmış dereotu ve/veya maydanoz, kırmızı biber, dövülmüş sarımsak, nane, kekik gibi baharatlardan istediklerinizi koyup bir kaşık yardımı ile iyice karıştırıyorsunuz. Streç filmin üzerine döküp, streçe sara sara rulo yaparak buzlukta bir gece bekletiyorsunuz. Ertesi sabah kahvaltıdan 20-30 dk önce oda ısısına alarak dilimleyerek buz dolu bir kasede servis ediyorsunuz. Kızarmış ekmekle beraber tabii ...
Çeşnili tereyağ kahvaltı dışında kanepe, sandviç gibi hazırlıklarınızda da enfes aroması ile fark yaratmanızı sağlayacaktır.
Afiyetle, sağlıkla..
1 Şubat 2010 Pazartesi
ISPANAKLI, HAVUÇLU, PATATESLİ BÖREK
Daha sık yazmak istiyorum ama arşiv dolu sanıyordum, fotoğraflar güzel değil.. O yüzden 3-4 gün ara vermek durumunda kalıyorum. Bu böreği ne zamandır yapmak istiyordum, anneciğime söyledim o yaptı sağolsun..Kış mevsiminin en güzel tatlarını barındıran bu börek , benim ıspanak yemez, havucu tabağın en ücra köşesine iteler kocamın dahi favorisi oldu.
Evde mutfaktan uzak günlerimde bir puzzle başladım, pek bir şey kalmadı. Bitti bitecek. Bunun dışında bol bol Yemekteyiz seyretmek zorunda kaldım. İnsanların yorumlarına inanamıyorum. Seyretmiycem diyorum hergün ama olmuyor, bir şekilde koltukta televizyona takılıyorum işte.
Neyse biz gelelim böreğimize.
Malzemeler:
- 1/2 kg ıspanak
- 1 orta boy soğan
- 3-4 adet havuç
- 3-4 adet orta boy patates
- Süt
- Sıvıyağ
- Tereyağ (2-3 yemek kaşığı)
- 3 adet yufka
- Üzeri için yumurta sarısı
- Tuz
Bu böreğin içindeki 3 farklı harç malzemesini sırayla hazırlamamız gerekiyor. Bu üç farklı renkteki harç böreğimize renkli bir görüntü kattığı gibi, lezzetinde de müthiş bir coşku yaratıyor diyebilirim.
Ispanaklı harç için;
Ispanaklarımızı bol suyla yıkayıp, ince ince kıyıyoruz. Soğanlarımızı da çok ufak bir şekilde doğrayıp hazırlıyoruz. Bir tencereye 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ koyup soğanlarımızı kısık ateşte soteliyoruz.Ispanakları da ilave edip tencerenin kapağını kapatmadan, suyunu salıp çekmesini sağlıyoruz. Tuzunu ilave edip soğumaya bırakıyoruz.
Havuçlu harç için;
Havuçları temizleyip, rendeliyoruz. Bir tava ya da tencereye 1-2 yemek kaşığı sıvıyağ koyup havuçları kısık ateşte renkleri soluncaya ve yumuşak bir doku kazanıncaya kadar soteliyoruz. Tuzunu ilave edip , pişen havuçlarımızı soğumaya bırakıyoruz.
Patatesli harç için;
Patateslerimizi soyup ufak parçalara bölerek tuzlu suda haşlıyoruz. Haşladığımız patateslerimizi bir çatal yardımı ile eziyoruz. Bir tencereye patatesleri ve tereyağı koyup koyu bir kıvamda kalacak şekilde azar azar süt ilave ediyoruz. Ortalama 1 çay bardağı kadar süt diyebiliriz.Tuzunu da ekleyerek böreğimizin hazırlığına geçiyoruz.
Birinci kat yufkamızı tezgahımıza açıp, bir fırça yardımı ile yufkanın üzerine sıvıyağ sürüyoruz. Bu kata ıspanaklı harcımızı yayıyoruz. İkinci kat yufkayı da üzerine koyup yine yağlayarak havuçlu harcımızı yayıyoruz. Son kat yufkayı da serip yine yağlıyoruz ve patatesli harcı son kata uyguluyoruz.
Tüm katlar tamamlanınca böreğimizi dikkatli bir şekilde büyük bir rulo halinde sarıp, ortadan ikiye bölerek bir müddet buzdolabında bekletiyoruz.
Pişirme aşamasında ise bu ruloları ekmek dilimi gibi dilimleyerek yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürerek önceden ısıtılmış fırında 180 derecede kızarana kadar pişiriyoruz.
Afiyetle, sağlıkla
28 Ocak 2010 Perşembe
KAHVALTILIK TARİFLER, SOSİS BUKETİ & BEYAZ PEYNİRLİ OMLET
Gecenin yarısını geçeli bir hayli oldu. İnternette öylece dolanırken, bloğumu ne ile güncellesem diye fotoğraf makinamın hafıza kartını laptopa taktığımda şu anda canımın en çektiği iki şeyi yazmaya karar verdim. Öyle alengirli bir şeyler değil, yapımı basit ama olsun.. Can bu çekiyor işte :) Hele mutfaktan uzak olunca omlet yapmayı bile özledim diyebilirim..
Bizim kızlar geldiğinde yapmıştım bunları.Özellikle misafir ağırlayacağınız zaman sosis buketi ilgi çekecektir, inanın. Ufuk'un bloğunda okuduğumda sunumunu çok beğendiğim için ben de uyguladım ve çok şeker oldular :)
Yapımı son derece basit, üstelik buzlukta hazır bir şekilde bekletilirse son dakika atıştırmalık ya da misafir durumu söz konusu olduğunda süper bir ikram ... Engincik fanı oldu bile, kendi yapıp duruyor :)
Malzeme listesinde sadece yufka ve sosis var.. Tabii kızartmak için yağ ve çöp şişleri de saymak lazım.
Mümkün mertebe kokteyl sosis tercih etmemenizi öneririm, o zaman daha çok el oyalıyor çünkü :) Uzun boylu olanlar ideal.
Sosislerin boyu kadar uzunlukta yufkadan iki katlı şeritler kesiyoruz. Kestiğimiz bu şeritlere sosisi bir kaç sefer sarıyoruz. Sonra sosisleri orta kalınlıkta dilimleyip ortadan çöp şişe diziyoruz. Kızgın yağda kızartıyoruz .. Budur...Bu kadar basit yani :) Servis ederken bir domates, ikiye bölüp üzerine saplayabilir, kenarlarını maydanoz, nane gibi yapraklarla süsleyebilirsiniz. Ben kovamın dibine laf aramızda portakal koymuştum ve bonbonları ona saplamıştım :)
Müge , omletin de tarifini verme artık demeyin. Vericem :) Yoksa aynı sayfaya bakar durursunuz ben malum koltukta seyir halime devam ederken :)
Bu omlet de beyaz peynir ve maydanozlu .. Ufalanmış beyaz peynir ve ince kıyılmış maydanozları yumurta ile karıştırıp pişirdim. Beyaz peynir nerede olsa yerim, diyenlerden misiniz? Öyleyseniz buyrun :)
Bu arada uzun bir zaman sonra Sevgili Hilal tarafından mimlenmişim... Bakalım neler varmış?
Hmmm 7 ilginç özelliğim... Baya zormuş ... Düşünüyorum ...
- Başım ağrıyınca MC Donald's yersem genellikle geçer :) Çocukken annemin hamburger alması için bir araç mıydı hatırlamıyorum ama Engin bile migrenim tuttu dediğimde bir Mc Donald's paketi ile gelir eve :)
- Yalnız bir şey yapmaktan hiç hoşlanmam.. Yalnız gitmem gerekiyorsa, ertelerim gibi ...
- Filmlerin sonunu seyrederken sonrasında ne oluru düşünürüm hep.. Ayol film bitmiş , neden sonrasını düşünürsün be kadın.. :)
- İçimdeki polyannaya çok şaşırıyorum..Kendine şaşıran biri nasıl bir şeydir? Bak yine şaşırdım :)
- Çok ilginç biri değilim galiba ben 5'de takıldım ya...
Benden bu kadar pes..
Esnemekten gözümde yaş kalmadı..
Sağlıkla, afiyetle..
24 Ocak 2010 Pazar
ETİMEK TATLISI
- Klasik Etimek (Kullanacağınız borcamın büyüklüğüne göre dilim sayısı değişecektir, ortalama 6-8 dilim diyebiliriz)
- 1,5 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı su
Muhallebisi için ;
- 1 lt süt
- 5 tepeleme yemek kaşığı un
- 1 çay bardağı toz şeker
- 1 paket vanilya
- 1 yumurtanın sarısı
- 125 gr tereyağ (arzuya göre Sana Hamurişi gibi margarinler de kullanılabilir)
Üzerine ;
- Hindistancevizi
Öncelikle dikdörtgen ya da kare şeklinde büyük boy ve derinliği olan bir borcama etimek dilimlerini yanyana aralıksız diziyoruz.
Bir tencereye tatlımızın şurubunu hazırlamak üzere 1,5 su bardağı toz şekeri koyup, orta kuvvetteki ateşte şekeri eritip, karamel rengi alıncaya kadar pişiriyoruz. Karamel rengi alan şekere 2 su bardağı soğuk suyu ilave ediyoruz. (Önemli not :Suyu ilave ederken ellerimize dikkat ediyoruz) Suyu kattıktan sonra arada karıştırarak karamel şekerini iyice eritiyoruz. Hazırlanan şurubu bekletmeden, sıcak sıcak borcama dizdiğimiz etimeklerin üzerine kuru yer kalmamasına dikkat ederek gezdiriyoruz.
Bu aşamadan sonra tatlımızın muhallebisini hazırlamaya başlıyoruz.
Bir tencerede1 lt soğuk süt ve 5 tepeleme yemek kaşığı unu karıştırıyoruz. Özel ipucu: Bu aşamada süt ve unu karıştırdıktan sonra bir sefer kevgirden ya da süzgeçten geçirirseniz topaklanmadan daha iyi sonuç alırsınız.
Süzdüğümüz un - süt karışımına 1 çay bardağı toz şekeri ilave ediyoruz. Bu aşamada eğer muhallebinizi daha tatlı isterseniz, şeker oranını zevkinize göre arttırabilirsiniz. Alt kattaki karamel nedeniyle ben az şekeler ile uygulamayı tercih ediyorum.
Süt-un ve toz şeker karışımını tahta kaşık ya da tel çırpıcı ile orta hararetteki ateşte sürekli karıştırarak koyu bir kıvam alana ve göz göz olana dek pişiriyoruz.
Pişen muhallebimizi tencereden mikser kabına ya da farklı bir kaba alarak, içerisine vanilya, yumurta sarısı ve tereyağını ilave ederek, yaklaşık 10 dk kadar mikserle çırpıyoruz.
Kıvamının normal muhallebiden biraz daha koyu olması gerekiyor. Eğer çırpmakta zorlanırsak, bir kahve fincanı kadar soğuk süt ilave ederek kıvamını yumuşatabiliriz. Ancak kıvamının kalın kalması önemli.
Hazırladığımız muhallebiyi sıcakken karamellediğimiz etimeklerin üzerine dökerek bir kaşık yardımı ile düzeltiyoruz.
Her tarafını örtecek şekilde bolca hindistancevizi dökerek tatlımızın yapım aşamasını bitiriyoruz.
Oda ısısında bir miktar soğuduktan sonra üzerini streçfilm ile kapatıp buzdolabında ortalama 3-4 saat soğumaya bırakıyoruz. Bir gece evvel yapıldığında daha iyi sonuç alınmakta.
Bu arada kısa bir süre yayında tuttuğum anketime cevaben verilen, fotoğrafların daha iyi olabileceği, fonun değişebileceği yorumlarına istinaden Yemekbahane'nin görünümünde bir değişikliğe gittim. Umarım yeni görünümü beğenirsiniz.
Afiyetle ve sağlıkla,
22 Ocak 2010 Cuma
ELMALI KURABİYE
Nam-ı diğer "Tek Bacak Kurabiyesi"
Sabah kalk, malum koltuğa otur, akşam olsun yat seyrinde geçen günlerin bana en zor gelen yanı hepinizin bildiği üzere mutfaktan uzak kalışım. Canım annem pişirip, taşırıp, besliyor bizi.Hakikaten hakkı ödenmez güzel annelerimizin.
Özellikle soğuk havalarda evde olmanın hep özlemini duymuşumdur ancak özellikle benim gibi sürekli oturmayan bir kişiliğe sahipseniz, bu faaliyetsiz durum bir yerden sonra çekilmez olmaya başlıyor. Ziyaretime gelen giden sağolsun hiç eksik olmuyor. Bu trafiğin yoğunluğu zaten beni avutan tek şey diyebilirim. Gelen giden çok oldukça anneciğim de ikram derdine düşüyor haliyle. Tatlıların biri bitiyor, biri yapılıyor evde. Zaten otura otura iyice hamlaştım, bir de üzerine güzel güzel besleniyorum, yakında yerimden hiç kalkamayacak hale gelebilirim.
Dün evde bir yandan bacağımın ağrısı ile uğraşırken bir de başımın ağrısı tutunca anneme "kurabiye yapsak, belki başım geçer" dedim :) Evettt.. Ben ne zaman başım ağrısa unutmak için mutfağa girme metodunu sıkça uygularım :) Hakikaten işe yarıyor, denemenizi tavsiye ederim.
Koltuk değneğimde zıplaya zıplaya mutfağa gidip masaya oturdum ve annem koydu ben yoğurdum. İşte tek bacak kurabiyelerim :) Yine uzak kalamadım mutfaktan anlayacağınız :)
Malzemeler: (20 adet kurabiye çıkıyor)
Hamuru:
- 1 paket margarin (Sana hamurişi kullandım)
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 1,5 çay kaşığı karbonat
- 3 su bardağı un (birden konmaması iyi olur)
İç harcı :
- 3 adet elma
- 1 su bardağı iri dövülmüş ceviziçi
- 1/2 su bardağı toz şeker
- 1 çorba kaşığı tarçın
Üzerine pudra şekeri
Öncelikle iç harcımızı hazırlıyoruz.
Elmaları rendeleyip bir tencereye koyuyoruz. Üzerine şekeri ekleyip, elmalar suyunu çekene kadar orta kuvvette ateşte pişiriyoruz. Pişen elmalara tarçın ve cevizi ilave edip hamurumuzu hazırlamaya geçiyoruz.
Derin bir kaba margarin, pudra şekeri, karbonat ve 2 su bardağı unu koyup yoğurmaya başlıyoruz. Daha un alması halinde yavaş yavaş kalan unu ilave ederek, ele yapışmayan, yumuşak bir hamur elde ediyoruz.
Hamurdan orta büyüklükte parçalar koparıp yuvarlayarak avucumuzun içerisinde açıyoruz. Açtığımız hamurun ortasına elmalı harçtan koyup kenarları tepede bir araya getirerek, yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine diziyoruz.
Önceden ısıtılmış 170 derece fırında kurabiyelerimiz pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.
Kurabiyeler fırından çıkınca üzerlerine pudra şekeri serpiyoruz.
Bu arada başımın ağrısı geçti hakikaten :) Ama yine kalori aldım :(
Sağlıkla ve afiyetle,
20 Ocak 2010 Çarşamba
KÖŞE YASTIĞINDAN SEÇMELER
Burcu demişti, "yastık önemli bir aksesuar" diye. Bizim evde kaç yastık var bilmiyorum ama bu ara bir tane kocaman yastık daha eklendi, BEN ... Kendimi aynı koltukta otura otura köşe yastığı gibi hissediyorum deyince bizimkiler tebessüm ediveriyor. İşin espirisindeyim ben tabii..
Madem mutfağın yolu uzak kaldı, DVD'nin önünde boş durmamak lazım değil mi? Tarif veremiyorsam, film izlenimleri paylaşırım ben de.
The Blind Side - Kör Taraf ya da Nokta olarak çevrilebilir sanırım... Drama dalında Altın Küre ödüllerinde en iyi kadın oyuncu seçilen Sandra Bullock'un başrolünü oynadığı film, iyi bir başarı hikayesi örneği bence. Ailenin gücü ve önemini vurgulayan film, ebeveynlere de ince ince mesajlar aşılıyor..
Up in the Air - Aklı Havada..
George Clooney'in başrolünü oynadığı film, tam da ofiste yan masamda oturan bir arkadaşımı anımsattı bana.. O muhtemelen bu yazımı okumayacak ama ben ona okuyup haber verecek birini tanıyorum :) zuzu... :) Hayatının çoğunu uçakta, havaalanlarında, otellerde geçiren biri bir aileye sahip olabilir mi? Aşk nedir , tatmış mıdır?
Film, günümüz ekonomisinin yarattığı şirket bütçe kısıtlamaları ile alıştığı hayattan kopması gündeme gelen bir mil avcısını konu alıyor.. En çok da kahramanın mil toplama gayreti bana malum kişiyi anımsatıyor :)
10 milyon miliniz olsa, ne yapardınız?
Cevap : Ben bir köşe yastığıyım, 6 hafta bir yere gidemem :( ama sonra sıcak bir yere tatile giderdim kesin.. Mesela ilk Maldivlere ...
Ya siz ?
Bu arada daha ciddi film kritiği okumak isterseniz, işin piri burada...
Sağlıkla,
19 Ocak 2010 Salı
İNCE ÇİZGİ

14 Ocak 2010 Perşembe
YOKTUM .. DÖNDÜM ..
Dün sabah bir aracın bedenime çarpıp beni yola savurduğundan beri kafamdan geçenler..
Bunun dışında tek yaptığımsa ..
Şükretmek ..
İyiyim...
11 Ocak 2010 Pazartesi
SEVGİLİLER GÜNÜ İÇİN KURABİYE KURSU
Geçenlerde yayınladığım, düğün pastası konulu yazımda da haber verdiğim üzere Yasemin'ciğimle özel bir girişimimiz var , Özel Pastam'a dair. Bu heyecanlı projenin ilk eğitimi de Sevgililer Günü için olacak. 16 Ocak 2010 , yani bu cumartesi günü gerçekleştireceğimiz atölye çalışmamızda Sevgililer Günü konseptli kurabiyeler hazırlayacağız.
Daha önceki atölye çalışmalarında da olduğu gibi, yine şeker hamuru kaplamaya uygun tarif uygulaması yapacak, kurabiyeleri nasıl hazırladığımızı gösterecek ve sonrasında birbirinden eğlenceli modelleri en tatlı sevgiliye layık şekilde ellerimizle süsleyeceğiz.
Atölyemize katılmak isteyenlerin email ile başvurmaları yeterlidir.
yemekbahane@gmail.com
Not: Kontenjanımız 10 kişi ile sınırlı olacaktır.
Afiyetle,
10 Ocak 2010 Pazar
PORTAKALLI İRMİK PASTASI
Sıcağı sıcağına tarif ...
Henüz az önce servis ettiğim bu tatlıyı aldığım yorumların neticesinde koştur koştur yayınlıyorum:) Sabahı bekleyemedim, nedense..
Kış mevsiminin özel tatlarından portakalın tüm ferhalığını irmiğin lezzeti ile birleştiren bu tatlıyı evde hasta yattığım günlerden birinde Oktay Usta'da seyretmiş ancak tarifini almamıştım.
Kendi ölçülerim ve ilavelerimle yaptığım tatlının sonucundan biz memnun kaldık.. Eğer hafif bir tatlı arıyorsanız denemenizi tavsiye ederim.
Malzemeler:
Tabanı için :
Aslında cheesecake tabanı gibi bir şey yapmak istedim ancak evdeki iki paket bisküviden biri Ülker Hanımeller olduğu için onu ufalayıp 2 yemek kaşığı tereyağ ile karıştırdım. Yani tekrarlamam gerekirse, 2 yemek kaşığı tereyağı ocakta eritip, ufalanmış bisküvi ile karıştırdım.
Bu aşamada sizler Eti Burçak ya da finger bisküvi ile de yapabilirsiniz.
İrmikli kat:
- 2,5 su bardağı süt
- 1 su bardağı irmik
- 1 su bardağı toz şeker
- 2 yemek kaşığı margarin (Sana tereyağ tadında kullandım)
Portakal sosu:
- 1 portakal
- 2 tatlı kaşığı buğday nişastası
- 1 su bardağı toz şeker
- İri dövülmüş ceviz içi (bir avuç kadar)
- 1/2 su bardağı sıcak su
Kenarları için, portakal kremalı bisküvi.
20 cm'lik kelepçeli kalıbın tabanına yağlı kağıt koyarak kelepçesini kilitliyoruz. Hazırladığımız bisküvili tabanı, kalıbın için en alt baz olarak iyice bastırarak koyuyoruz. Portakal kremalı bisküvileri ile kalıbın iç kenar çeperlerine dik bir şekilde diziyoruz.
İrmikli kısmı hazırlıyoruz.
Tencereye süt, irmik ve şekeri koyarak, karıştıra karıştıra koyu bir kıvam alana kadar pişiriyoruz.Koyulaşınca, ocağın altını kapatıp, 2 yemek kaşığı katı yağı koyarak karıştırıyoruz. Hazır olan muhallebimizi kalıbımıza döküyoruz. Bisküviler muhallebinin kenarlarında kalıyor olmalı.
Sonrasında portakallı sosu hazırlıyoruz.
Portakalı iyice yıkayıp, tencerenin içine kabuklarını rendeliyoruz.Kabuklarını rendelediğimiz portakalı ufak ufak doğrayıp, kabuklara ilave ediyoruz. Üzerlerine toz şekeri de koyup suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Suyunu çekince sıcak su ilave ediyoruz ve ocağın altını kısıyoruz. Nişastayı bir kasede bir miktar su ile çözüyoruz. Sulandırdığımız nişastayı pişen portakallı karışıma yavaş yavaş karıştırarak katıyoruz. Koyulaşınca ocaktan alıyoruz.
Hazır olan sosumuzun içine ceviz içlerini katıp tatlımızın son katı olarak kalıbımızın içine döküyoruz ve kaşıkla düzeltiyoruz.
Bu şekilde minimum 5-6 saat buzdolabında bekletiyoruz.
Servis edeceğimiz zaman kelepçeli kalıbın kelepçesini açıp, yağlı kağıtı yanlarından tutarak servis tabağına alıyoruz.
Ekstradan : Farkettiyseniz sol tarafa mini bir anket yerleştirdim. Yemekbahane'ye dair fikirlerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum. Sonuçlara göre elimden geldiğince burayı yenilemeye çalışacağım. Katılımınız için şimdiden teşekkür ederim.
Afiyetle,
7 Ocak 2010 Perşembe
YENİ SENENİN İLK KAHVALTI SOFRASI & BOL DİLPEYNİRLİ OMLET
Bu sofranın devamı 9 kişilik bu kahvaltı ile geldi.
Menü çok kalabalık değil, az ama öz.. Klasik kahvaltılıklara renk katan, Actifry'da bayıla bayıla kızarttığım patatesler ve yumurta seçenekleri oldu. Seçenek diyorum, malum Engin'e alengirli bir şeyler yedirmek mümkün olmaz. O nedenle patatesin yarısı patatesli yumurta olarak sofraya kondu.
Alternatif olarak şefin yumurtası olarak övgü toplayan bu omleti yaptım. Şefin yumurtası , evde ne varsa metodu ile yapıldığı için :) Kendimi övdüğümü sanmayın sakın :)
9-1 (Bu Engin oluyor) :) 8 kişiye yetecek kadar büyük yaptığım bu omleti bol dil peyniri ile çeşnilendirdim.
Malzemeler:
- Yumurta (Ben 7 adet kullandım, herkese yetmesi için, siz kişi sayısına göre ayarlayabilirsiniz)
- İnce kıyılmış maydanoz
- İnce kıyılmış kırmızı biber (kambo biber)
- Karabiber, Pulbiber, tuz
- İnce dilimlenmiş dilpeyniri
- Tereyağ
Yumurtaları bir kasede çırpıyoruz. İçerisine baharat, maydanoz ve ince kıydığımız biberleri de ekleyip tekrar çırpıyoruz. Tavada tereyağını eritip tüm yumurta karışımını tavaya döküyoruz. Altı iyice pişince üzerinin de pişmesi için ocağı kısıp bir müddet kapakla tavayı kapatıyoruz. İyice pişen omletin üzerine dil peyniri dilimlerini dizip omleti ikiye katlıyoruz. Omletin ısısı ile eriyen peynirler hakikaten hoş bir lezzet katıyor.
Bu arada bizim caddeye Komşu Fırın açılalı beri başım dertte :( Harika bagetleri var ve dayanamıyoruummmm !
6 Ocak 2010 Çarşamba
50 KİŞİLİK GÜMÜŞ DÜĞÜN PASTASI
Hayallerimde bir atölyede, herşeyin yerinin belli olduğu , keyif aldığım bir mekanda uzun uzun pasta ve kurabiye süslemek yok mu? Tabii ki var :) Belki emekli olunca :)
Ama hayallerimin ucuna dokunmaktayım şu sıralar. Bu da Yasemin'im sayesedinde .. Ne yardan ne serden diyorsun madem gel bi işin ucundan tut deyiverince bendeniz lapin gibi atladım elbet:)
Kendi kurduğu dünyasına davet etti beni.
Son bir aydır beraber bir sürü iş yaptık..Şimdi siz hayal edin, iki kafa yanyana pasta yapmanın ne kadar eğlenceli bir hale gelebileceğini.
Yaptığımız çalışmalardan biri de Sevgili Melike ve eşi için hazırladığımız bu düğün pastası oldu.
Her bir anını hiç unutmayacağım kadar çok eğlendim bu pastayı hazırlarken. Yasom damadı, ben gelini modellerken bizi görmenizi isterdim :) Sanırım arşivimize koyulmak üzere bir kaç kare çekmiştik :) Gelinin makyajı Yaso'ya ait :) Kendisini ünlülerin makyözü ilan ediyorum :)
Pastayı teslim ederken yanına koyduğumuz kırmızı çiçekler daha da bir hava kattı sanki..
Hele de gelin ve damadımız da pastanın yanında sevinç nidaları atarak poz verince tüm yorgunluğumuza deydi..
Not : Bu yorgunluğu yarım ekmek kokoreç ile kendimizi ödüllendirerek attık :) Bu bir itiraftır :)
Özel Pastamı ve bizi izlemeye devam edin :)
Afiyetle,
4 Ocak 2010 Pazartesi
YILBAŞI SOFRAMIZ & YENİYILA DAİR
Canım arkadaşım çok güzel yazmış..Her ne kadar bir önceki günle bir sonraki günün arasında kalan bir gün olsa dahi yılbaşı yeni bir umut demek, tertemiz bir sayfa demek çoğumuz için. Gelinen aynı iş, yatılan aynı yatak, giyilen aynı kıyafet olsa dahi bir başka hissediyor insan.
Biraz da başka hissetmek için ekstra bir gayret gösterdin mi, işte sana vesile mutlu olabilmek için, değil mi?
Bu sene bu vesileyi sofra düzenim için kullanmayı tercih ettim. Gelen konuklarımı şık bir masada ağırlamak, 5,5 yıla varan evliliğimde hep aynı tabak takımını kullanmanın verdiği sıkıcılığı küçük bir bütçe ile farklı kılabilmek adına bir kaç yeni parça edindim :)
İkea'dan kestirdiğim kumaşı canım annem iki parçalı runner yaptı sağolsun..Mudo'dan aldığım kırmızı kadehler, yine canım annemin yılbaşı hediyesi olarak süpriz yaptığı supla tabaklarla tam hayal ettiğim gibi bir takım oldu. Çekmecedeki peçetelikleri karıştırırken, varlığını dahi unuttuğum kırmızı halkaları karşımda görünce yüzümdeki mutluluğu görmenizi isterdim :)
Bir gece önce hazırladığım sofraya sadece yılbaşında kullandığım bu sevimli mumlukları da yerleştirince vesile görevini yerine getirdi.. Başka bir sofra, başka bir ev vardı sanki karşımda:)
Yılbaşı davet menümüzü bir önceki yazımda yazmıştım zaten. Bu menünün oluşmasında Didemciğim ve Sinemciğimin de büyük emekleri var. Yakalayabildiğim kadarıyla :) bir kaç kare kurtarabildim :) Ama yine her zamanki gibi bir yerden sonra pes ettim, çoğunun fotoğrafı malesef yine olamadı.
Ama kendi hazırlıklarımdan bir kaç kare buyrun..
Cheddar peyniri sarılı pastırma bohçaları ... Davet sofraları için şık bir alternatif sunum oldu sanırım.
Peynir tabağımız ..
Deniz mahsüllü kanepeler ..
İkea'nın marketinden satın aldığım dereotlu havyar ezmesi ve hardal sos ile hazırladım. (Pahalı şeyler değiller ve son derece lezzetliler, taviye ederim)
Yine İkea'nın marketinden satın aldığım yengeç püresi ile hazırladığım krakerler...
Portakal dilimlerinde servis ettiğim cevizli kabak salatası..
Sinemciğimin hazırladığı leziz pastırmalı humus
Didemciğimin elleri ile hazırladığı cookie şamdanlar soframıza müthiş ahenk kattı.
Ve.. Yeni yılın ilk dakikalarında ağzımızın tadı hep yerinde olsun diye temennilerde bulunarak kestiğimiz, benim hazırladığım, çevresi kurabiyelerle bezeli yeniyıl pastamız.
Şimdi bir mum yakalım umutla..
2010 bize istediğimiz şeyleri kararında versin diye.. İstemediklerimizi bizden uzak tutsun diye. Gönlümüzde çiçekleri yeşertsin diye..
Müge'nin 2010 ajandası..
- Daha önce hiç olmadığın bir şey ol ! Mesela ... :)
- Mutlu ol , mutlu ol, mutlu ol ...
- Sağlığının kıymetini bil
- Anneni öp, kokla :) sanki az yapıyorum ...:)
- Yemekbahaneyi daha çok okunur yap ki kendini geliştir, peki nasıl? Var mı tavsiyesi olan ?
- Fotoğraf çekmeyi öğrenmeye devam et, daha olmadı çünkü...
- Çok pişir, az taşır, az ye.. daha kilo alma Allah aşkına :)
- Sevmediklerine katlanmayı öğren, çok zor olacak :(
Offf... yazacak daha çok var ama .. bıkmayın benden diye kesiyorum :)
Afiyetle,
30 Aralık 2009 Çarşamba
2010 YILBAŞI MENÜSÜ VE YENİYIL PASTASI
Aslında son yazımı yazdığımı düşünüp sizlere yeni yıl mesajımı bile iletmiştim ama bloğun istatistiklerini kontrol ettiğimde Google'da en fazla arama yapılan kriterin "Yılbaşı sofraları", "Yılbaşı Davet Menüleri", "Evde Yılbaşı Kutlaması" ifadelerinin olduğunu gözlemledim. Dolayısıyla bu sondan bir sonraki :) yazımı yazmaya birden karar verdim.
Aynı şekilde ben de yılbaşı menüsünü oluştururken eski tarifleri derledim, karıştırdım. Üç aile biraraya geleceğimiz için sevgili dostlarım Didem ve Sinemle kendimizce, herkesin ortak olarak severek yiyebileceği bir menü oluşturduk. Son dakika belki bir fikir verir diye düşünerek daha henüz kağıt üzerinde yer alan , temel taşları bu akşam atılmaya başlanacak menümüzü sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yılbaşı Menümüz;
- Somonlu Minik Dürümler
- Deniz mahsüllü kanepeler
- Pastırmalı Humus
- Mitit Köfte
- Fırında Sebze Buketi
- Portakal Kabuğunda Cevizli Kabak Salatası
- Peynir & Şarküteri Tabağı
- Yılbaşı Salatası
- Fırında Domates Soslu Kuzu
- Tereyağlı Pirinç Pilavı
- Şekerpare
- Yılbaşı Pastası
Hepinize tekrar güzel bir yıl diliyorum.
Afiyetle,