28 Temmuz 2011 Perşembe

İMAM BAYILDI

imam bayıldı

Ne kadar çok ara verdim. Elimin altında hem internetin olmayışı hem de yazacak pek bir şeyler pişirmemekten ötürü sizlerden ister istemez uzak kalıyorum. Aras'ı alıp yazlığa geldim...Burada günlerimiz gayet rahat geçiyor.Hiç değilse İstanbul'un sıcak ve boğucu havasından uzakta 10 yıldır yapamadığım yaz tatilini nispeten yapıyor sayıyorum kendimi. Arascık her şarta alışıyor burada. Annesi onu oradan oraya taşıyor, o da gıkını çıkartmıyor yavrucuk :)

Önümüzdeki pazartesi Ramazan ayının başlıyor olması bana "hadi Müge! Bir şeyler yazma vaktidir!" mesajı verdi... Ama sanırım geçen senelerde olduğu gibi her güne bir tarif uygulamamı bu sene yapmam pek mümkün olmayacak. Ancak elimden geldiğince sıkça güncellemeye çalışacağım, söz veriyorum.

Geçenlerde imam bayıldı pişirdik. Tam yaz yiyeceği diyebilirim bu yemek için. Buz gibi bir zeytinyağlı yemek, yanında da karpuzla enfes oluyor. Teyzem genellikle közleyerek yapsa da bence tadı kızartarak çıkıyor. Ancak sağlığı konusunda titiz durumda olanlara közlenerek de yapılabileceğini söyleyebiliriz.

İmam bayıldı, karnıyarığın kardeşi diyebiliriz. Kıymasızı :) Püf noktası ise bol soğanlı olması... İmamı sanırım soğan bayıltıyor :) Adı neden imam bayıldı bilmiyorum ama ne zaman Selanik'e gitsem, bizimkiler ilk günden yakama yapışırlar, bayıldi yap bayıldi :) Patlıcana papuçaki diyorlar ben de ona bayılıyorum :)

Ramazanda iftar sofralarınıza güzel bir lezzet katacağına eminim... Şimdiden hepinize iyi Ramazanlar, oruç tutanlara da kolaylıklar diliyorum...

Malzemeler: (6 adet)

  • 3 adet büyük boy patlıcan
  • 2 adet büyük boy soğan
  • 7-8 diş sarımsak
  • 2 adet büyük boy domates
  • 4 adet çarliston biber
  • ince kıyılmış maydanoz
  • tuz-karabiber
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • kızartmak için sıvıyağ
Yapılışı:

  • Patlıcanları iyice yumuşayıncaya kadar kızartıyoruz.
  • Her patlıcanı ikiye kesip ortalarını bir kaşıkla iç malzemeyi doldurabilecek şekilde açıyoruz.
  • Soğanları ay şeklinde piyazlık doğruyoruz. Sarımsakları, domatesleri ve biberleri ufak ufak doğrayarak hazırlıyoruz.
  • Bir tavaya 5 yemek kaşığı zeytinyağı koyup, soğan ve sarımsakları yumuşayıncaya kadar soteliyoruz. Daha sonra biberleri ekleyerek onları da pişiriyoruz.
  • Domates ve salçayı ekleyerek harcımızı bir miktar su ile sulandırıyoruz. Baharatını ekledikten sonra maydanozunu ilave ediyoruz.
  • Harcımızı patlıcanların içerisine doldurup fırın tepsisine diziyoruz. Üzerine domates ve biberle süs yapabilirsiniz. Tepsiye bir miktar su ilave edip 200 derece fırında yaklaşık 15 dk kadar pişiriyoruz.
Bunun yanına tereyağlı pirinç pilavı ve cacık gitmez mi ??? Hem de nasıl gider ...

Afiyetle ve sağlıkla,

28 Haziran 2011 Salı

2 AY BİTERKEN

Aras Oldum olası düşündüğüm bir şeydir, zamanın izafiliği... Beklerken geçmek bilmeyen vakit birden elinden kayar gibi geçer gider. Bu günlerde zamanın ayaklarına zincir taksam mı diye düşünüyorum :) Birçoğunuz anne olduğunuz için beni çok iyi anlıyorsunuzdur eminim. Oğlum bugün tam 2 aylık olurken zamanın hızı beni onun büyümesini seyrederken keyiflendirse de bugünlerin bir daha geri gelmeyeceğini bilmek zamanı durdurma hissine itiveriyor. Onu ilk kucağıma aldığım andan beri zaman son vites akıp gidiyor.
Her saniyesinden keyif almak her anını beynime kazımak isterken saatler akıp gidiyor. Bir bakıyorum sabah bir bakıyorum akşam oluvermiş. Ama hayatımın en özel 2 ayını geride bırakırken oğlumun küçülen kıyafetleri, yüzüne yerleşmeye başlayan gülücükleri ve "seni tanıyorum ben" diye bakan o küçük gözleri ile mutluluğu yaşıyorum. Bu iki ayda annemi daha da iyi anlıyorum. Hatta ona bir soru sordum ... Bu yükü 34 yıldır nasıl taşıyorsun? Birisi için 34 yıldır nasıl yaşıyorsun? Birisini 34 yıldır nasıl merak ederek hayatını geçiriyorsun? Annelik dedikleri şeyi yaşamanın verdiği derin hisleri yaşamak hem acı veriyor hem de dünyanın en keyifli şeyi.
İşte 28 Nisan'dan beri hayatımda olan en değerli şeyin bana hissettirdikleri böyle... Bir dalga gibi giderek de büyüyen bu sevgiye Allah'ım her isteyeni kavuştursun inşallah.
Bu vesile ile hepinize iyi kandiller diliyorum..
Afiyetle ve sağlıkla kalın,

14 Haziran 2011 Salı

ELMALI KEK

Elmalı Kek

Günler günleri kovalıyor. Arasımızın kırkını da uçurduk çok şükür...Artık dışarıya çıkmak benim için daha pratik bir hal almaya başladı. Çoğunuzun bana yorumlarınızda belirttiğiniz gibi insan her şeye alışıyor.Artık Müge 5 dk da sokakta :)

Mutfakla da aram fena değil, zaman zaman kendime bir boşluk yaratıp bir yumurtayı sütle çırparcasına girişiyorum kek, börek işlerine :)

Elmalı Keki de yine tebriğe gelen arkadaşlarıma yapmıştım, yapımı pratik ve lezzetli bu tarifi denemek isteyenlere buyurun malzemeler ....

Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 adet elmanın rendesi
  • Üzeri için 2 adet elma
  • 1,5 çay kaşığı tarçın
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1/2 su bardağı süt
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 2 su bardağı un (daha alırsa ilave edilmesi gerekir)
Yapılışı:
  • Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz.
  • Yumurtaları şeker ile krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz.
  • Kıvamına gelen karışıma tarçın, kabartma tozu, süt ve sıvı yağı ekliyoruz ve bir müddet daha çırpıyoruz.
  • Elma rendesini de kattıktan sonra unu ekliyoruz. (Kaşıktan koyu kıvamda akan bir karışım olması gerekiyor, ilave un koymanız gerekirse bir iki kaşık daha ekleyebilirsiniz)
  • Borcamı ya da kek kalıbımızı margarin ile iyice yağlıyoruz.
  • Kek harcımızı kalıba döküp üzerine dilimlenmiş elmaları dizerek fırına veriyoruz.
  • Yaklaşık 35-40 dk sonra kürdan testi yaparak pişkinliğini kontrol ettikten sonra fırından alıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

8 Haziran 2011 Çarşamba

VE AJANDA 1 YAŞINDA DEDİK... HAZİRAN 2011 SAYISI YAYINDA!

ajanda haziran 2011



Geçtiğimiz 12 ayda ne çok şey olmuş.. Arasıma kavuşmanın yanında hayatımda bir sürü şey olmuş bitmiş.. Bunlardan biri de Ajanda..Bir fikrin üzerinde yapılan çalışmalar, yaşanan heyecanlar, sarfedilen emekler bize tam 12 sayılık bir seri vermiş, hem de her birinde kendimizi geliştirdiğimiz, kalite çıtasını yukarı çekmeye özen gösterdiğimiz 12 sayı.
Ajanda ekibi gururla sunar 12. sayısını ... 1. yaşımızı kutladığımız sayımız yine dopdolu..
Ekip olarak yeni yaşımızı kutladığımız organizasyonumuzda ortak tek temennimiz şu oldu ...Nice sayılara !

Keyifle okuyacağınızı ümit ettiğim Haziran 2011 sayısını okumak için blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.
Online okumak için buyrun buraya tıklayın!

2 Haziran 2011 Perşembe

TAVUKLU BÖREK

Tavuklu Börek


Annemin memleketinde (Hayrabolu) yapılan bir mantı vardır. Ördek eti ile pişirilir, içine pirinç konur ve ördeğin haşlandığı su ile fırında pişen mantı haşlanır ve tekrar fırına verilir. Onlar yoğurtla yemezler ama ben yoğurtla bayılırım. Bu mantıyı ancak yengeciğim yaparsa yiyebiliyoruz artık. En son hamileliğimde canım çekince tepsi tepsi taşıdı İstanbul'a mantıları, hem de koca bir şişe ördek suyu ile.. Taze taze yedirdi bana. Ben boşuna demiyorum hamileliğimi çok özlüyorum diye :) Şirketteki bir arkadaşımın dediği gibi Sindrella misali balkabağına dönüştüm :), geride kaldı o prenseslik zamanı. Doğumdan bir kaç gün evvel de yine mantıdan bahsederken anneciğim biz de çakma mantı yaparız demişti :) Tavuklu börek o mantıdan feyz alınarak yapılmıştı. Biz tadına doyamadık. Buyrun siz de deneyin...

Malzemeler:



  • 1/2 kg tavuk göğüs

  • 2 adet orta boy kurusoğan

  • 5 adet yufka

  • tuz, karabiber, yenibahar

  • 1 paket dolmalık fıstık

  • 1 paket dolmalık üzüm

  • sıvıyağ


Yapılışı :



  • Göğüs etlerini bir tencereye koyup üzerini geçecek kadar su ilave ederek iyice haşlıyoruz.

  • Haşlanan etleri soğuduktan sonra ince ince didikliyoruz, suyunu süzerek bir kaba alıyoruz.

  • Soğanları ufak ufak yemeklik şekilde doğrayıp, 1/2 çay bardağı sıvıyağda (ben mısırözü kullanıyorum) soteliyoruz. Soğanlara fıstıkları da ilave ediyoruz.

  • Didiklenmiş tavuklarla üzümü de ekleyip beraberce sotelemeye devam ediyoruz. Tuz, karabiber ve yenibaharı da ilave ederek iç harcımızın hazırlığını tamamlıyoruz.

  • Fırınımızı 200 derecede ısıtıyoruz.

  • Tepsimizi yağlayarak bir kat yufkayı kenarları dışarıda kalacak şekilde tepsimize yayıyoruz. Yufkanın üzerinde biraz sıvıyağ gezdirip ikinci katı da yayıyoruz. Yine sıvıyağ gezdirdikten sonra üçüncü katı yayıp iç harcı eşit miktarda bu katın üzerine koyuyoruz. Dördüncü kat yufkanın üzerine yine yağ gezdirip, son kat yufkada dışarıda kalan yufkaları da toparlıyoruz. En üstüne de yağ sürüp böreği fırına veriyoruz.

  • Böreğin üzeri kızarınca fırından alıp kesiyoruz ve ayırdığımız tavuk suyunu böreğin üzerine döküyoruz. Bu işlem sonrasında tekrar bir müddet daha fırına veriyoruz ve suyunu çektiriyoruz.

  • Ilıkken servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

27 Mayıs 2011 Cuma

FIRINDA MÜCVER

Fırında Mücver

Bu bir geri dönüş müdür? Umarım öyledir. Şu anda Aras yanıbaşımda uyurken bir fırsat yaratmış olmanın keyfini sürüyorum... Ama ağlarsa bu bu fırsat tak diye yarıda da kalabilir :) Eğer bu yazı 27 Mayıs tarihinde yayınlanmamışsa bilinki Aras ağlamış, bizim fırsat yaya kalmış :) Bebeğimle vakit geçirmek tarifsiz bir mutluluk ama yine de özlüyorum mutfağımı, bloğuma tarif koyup sizlerle iletişimde olmayı. Aslında mutfağa sıkça giriyorum zira sağolsun bebeğimizi tebrik etmeye gelen dostlarımız oldukça onlara ikramlarım oluyor. Ancak çoğu bilindik tariflerim oluyor. Yeni bir şey denesem de malesef fotoğraf çekmeye vaktim dahi olmuyor, tadı da tarifi de biz de kalıyor :) Ama yeniden yapılacaklar listesinde bir bir yerlerini alıyorlar :) Geçenlerde annemin yaptığı kabak dolmasının içleri artınca ben de akşam yemeğimiz için bu mücveri yaptım. Aslında hafif bir kek, tart havası da olduğu için beş çayları için de güzel bir alternatif olduğunu düşünüyorum ki nitekim artanı ertesi gün teyzemle çay eşliğinde yedik. Eskisi gibi sık olmasa da haftada bir tarif koyma niyetindeyim, umarım başarabilirim. Şimdilik hoşçakalın sevgili dostlarım...

Fırında Mücver

Malzemeler:
  • 3 adet kabak rendesi 
  • 50 gr (bir avucun yarısı kadar diyebiliriz) beyaz peynir
  • ince kıyılmış dereotu (1 avuç)
  • ince kıyılmış maydanoz (1 avuç)
  • ince kıyılmış 3 sap taze soğan
  • 1 adet ufak boy kurusoğan (ufak yemeklik doğranacak)
  • 1/4 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 tepeleme yemek kaşığı kepekli un (daha da alırsa ekleyebilirsiniz) (normal un da kullanılabilir)
  • tuz - karabiber - kırmızı pul biber
  • 3 adet yumurta

Yapılışı :

  • Fırınımızı 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.
  • Fırın kabımızı margarin ile yapışmaması için yağlıyoruz.
  • Rendelenmiş kabakların iyice suyunu sıkıp bir kasede diğer tüm malzemelerle iyice karıştırıyoruz. (Kaşıktan akmayan bir kıvam olması gerekiyor, buna göre unu ayarlayabilirsiniz)
  • Yağlanan fırın kabına döküp yaklaşık 25-30 dk kadar pişiriyoruz. Kek kontrolü yapar gibi kürdan ile pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz.

Afiyetle & sağlıkla,

17 Mayıs 2011 Salı

SOKAĞA ÇIKMAK

Meğer hayatta pat diye yaptığınız şeyler nasıl da zorlaşabiliyormuş. 28 Nisan öncesinde (yani Aras aramıza katılmadan hemen önce) :) eşimle bir yere gitmeye karar verdiğimizde 5. dk da kendimizi yolda bulurduk :) Özellikle pazar sabahları Çengelköy seferlerimiz pek meşhurdu. Hoppp sabah 09:30 Müge & Engin börekçinin önünde sırada oluverirdi :) Geçtiğimiz pazar günü havayı güzel görünce sokağa çıkmaya karar verdik ... Ama bu karar veriş evde bir trafik yarattı ki görmeniz lazımdı. Aylar önce alınan puset, kullanmayı bilmez ellerde evrilip çevrildi, açma kapama nasıl oluyor kitabına bakarak çözülmeye başlandı, ayy ya üşürse, ya terlerse durumları için kıyafetler, acıkırsa, ağlarsa, altına yaparsa süreçlerine dair önlemler, ilk çıkış bu kaydedilmeli :) diye fotoğraf makinasının acil şarj işlemleri falan filan...Neyse 1 saatlik hazırlığın sonunda maaile çıkıverdik sokağa...Nereye gittiğimizi açıklıyorum, arka caddedeki parkta kısa bi yürüyüş ve akabinde bir yemek... :) Yani evden sadece 300 mt uzağa :)
Kendi kendimize gül gül öldük :) Bir de arabaya binsek ne olacak diye...
Ama kendimizi 2 gün içinde aştık bile , bugün Aras ilk pikniğini yaptı :) Sinem teyzesinin müthiş lojistiği ile iplerini koparttı deniz havasında püfür püfür 2 saat uyuyarak ciğerlerine çekti oksijeni.
Sokağa çıkmak bir iş oldu bizim için artık :)
Hadi bakalım :)

9 Mayıs 2011 Pazartesi

YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI HAYATIMDA

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba...

Buralarda olamasam da gelen mesajlarınızı okuyorum.Beni yalnız bırakmadığınızı hissetmek bana nasıl iyi geliyor bir bilseniz. Bir müddet buralara sıkça uğrayamayacağımı biliyordunuz zaten, bunu 9 aydır beni takip edenler az çok tahmin etmiştir.O bekleyişim 28 nisanda son buldu, artık Aras'ım yanımda...Birbirimize alışmakla geçiyor günlerimiz.Hayatımın anlamı, yaşama bakışım değişti o geldiğinden beri, bir çok annenin olduğunun gibi.Şimdilik belirli bir rutinde gitse de günlerimiz, her an büyüdüğünü seyretmek büyük bir keyif gerçekten de.
Dün ilk anneler günümüzü kutladık oğlumla..Hayatımda yeni bir özel gün daha var artık ve sanırım bu en özeli oldu. Ayrıca dünün bir başka manası daha vardı ailemiz için..Biricik aşkım, sevgili eşimle 7. evlilik yıldönümümüzü kutladık. Geçtiğimiz senelerden farklı olarak minik oğlumuz bize katıldığı için çok daha anlamlı bir kutlama oldu.

İşte böyle sevgili dostlarım..

Bir müddet müsadenizle diyerek, tüm annelerin geçmiş anneler gününü kutluyorum...

Sağlıkla ve afiyetle kalın...

Müge

20 Nisan 2011 Çarşamba

TAVUKLU ÇORBA

Tavuklu Çorba



Evde geçen günlerimde bol bol Master Şef yarışmasını seyrediyorum. Eğer bu çorba fotoğrafını oradaki jüri görse beni direk defederdi sanırım :) Presentasyon açısından hayli zayıf bu fotoğraf için sizlerden çok özür dilerim. Bu aslında benim en sevdiğim çorbadır. İşte en sevdiğim çorba olması ve bu yüzden de hemencecik bitmesi sebebiyle hiç doğru düzgün bir anda fotoğraflayamadım uzun zamandır paylaşmak istememe rağmen. Ta yayla çorbasını yazdığımda söylemişim en sevdiğim çorbanın bu olduğunu, artık dayanamadım, bir gece vakti içeceğim kasenin şip ve de şak diye ne ışık, ne tabak, ne kompoziyon hiç bir şeyine takılmadan çektim gitti fotoğrafı. Affedin :) Ama tadına doyamadığım çorbamı seveceğinize eminim ...

Malzemeler:


  • 100 gr göğüs tavuk eti (arzu eden but da kullanabilir)

  • 3 tepeleme yemek kaşığı yoğurt

  • 1 yumurtanın sarısı

  • 2 tepeleme yemek kaşığı un

  • 4-5 su bardağı tavuk suyu (kıvama göre eklenebilir)

  • 1 adet Maggy tavuk bulyon

  • tuz

  • 50 gr tereyağ
Hazırlanışı:



  • Tavukları haşlayıp didikleyerek hazırlıyoruz.

  • Un, yoğurt ve yumurta sarısını bir kasede çırpıp, oda ısısındaki su ile bir miktar açıyoruz. Tencereye tereyağını koyup eritiyoruz. Kıvamını açtığımız yoğurtlu sosu tavuk suyu ile karıştırarak tencereye ilave ediyoruz. Eğer tavuğunuzun çorbaya çok özleşmesini isterseniz bu aşamada tavukların da eklenmesi gerekir, ancak but kullanırsanız sonuna doğru eklenmesi daha iyi bir sonuç verecektir.

  • Bulyon ve tuzunu dengeleyerek ilave ediyoruz.

  • Çorbanın sürekli karıştırılması gerekmekte, koyulaşınca üzerine tereyağ yakılarak servis edilebilir. (Koyuluğuna göre sıcak su ilavesi yapılabilir)



Afiyetle & sağlıkla,

16 Nisan 2011 Cumartesi

BABY SHOWER PARTİSİNE AİT DİĞER DETAYLAR VE OYUNLARIMIZ


Partinin ayrıntılarına devam ....


Şule'nin desteği ile hazırladığımız peçetelikleri servislere yerleştirdim. Masaları beyaz çiçekler ve mavi tüllerden hazırladığım süslemelerle dekore ettim. Ayrıca "baby" yazılarını da masalara serpiştirerek renklendirdim. Partimizde 15 tane çocuk vardı, o yüzden onları da unutmadım :) Sakız kavanozu ve gofret kovası onların bir hayli ilgisini çekmeye yetti :) Büfedeki yiyecekleri de yine Şule'nin görselleri ile renklendirdim.


Menümüzde:


Ispanaklı börek, kıymalı börek, patates salatası, mercimek köftesi, tuzlu kurabiye, yoğurtlu havuç, profiterol ve pasta vardı.


Oyunlarımız :


Mamaların tadına bakarak içinde ne olduğunu tespit etme; bu oyun hakikaten görülmeye değerdi. Yiyenlerin yüzleri her bir yudumda şekilden şekile girdi :)


Koordinasyon oyunu; bebğiniz kucağınızdayken aynı anda hem çamaşır asıp, hem telefonda arkadaşınıza dün gece oynayan dizinin konusunu anlatıp hem de ağlayan bebeğinizi susturabilir misiniz? Kaç tane çamaşır astığınız perfomansınızı gösterecek ... Çok güldüğüm bir oyun oldu...


Kim bu ünlü ? Ünlülerin bebeklik fotoğraflarını tanıma oyunu da akılları bir hayli çalıştırmaya yetti...


Sevgili Sinemciğimin hazırladığı birbirinden güzel oyunlarla partimiz daha da şenlendi.. Sonunda bir de sertifika kazanıldı. Tabii benden de hediyeler :)


Hediye konusunda çocukları da unutmadım elbette... Hepsine parti sonunda birer kitap hediye ettim, tabii yaş gruplarına göre... Kimisine masal, kimisine boyama kimisine de hikaye kitabı... Bu da onları çok mutlu etti...


İşte uzun uzzunnn partimiz böyleydi :) Artık oğluşumu bekliyorum, son bir kaç günüm.. Çok sık yazamasam da kalbim sizlerle..


Kendinize çok iyi bakın...




IMG_6260


IMG_6262


IMG_6257


IMG_6254


IMG_6265


baby shower


baby shower


baby shower

baby shower

13 Nisan 2011 Çarşamba

ARAS'IN BABY SHOWER PASTA, ÇİKOLATA VE KURABİYELERİ

IMG_6249


Baby Shower partimin en önemli ayrıntılarından bahsetmek istiyorum bugün sizlere. Pasta ile başlayalım ilk olarak. Aslında çoğunuzun bildiği üzere geçen sene geçirdiğim talihsiz kaza sonrasında neredeyse hiç pasta yapamıyorum, ayakta uzun süre durmakta zorlandığım için. Üzerine hamileliğin de yükü binince beni iyice taşımayan ayaklarım nedeniyle pasta konusunda kafamda son derece sade süslenmiş ufak bir maket ve cupcakeler vardı. Ama ne yalan söyleyeyim o kadar sayıda cupcake nasıl pişecek, maketi nasıl kaplarım diye gözümde iş büyüdükçe büyüyor, caymayla caymama arasında gidip geliyordum.

Baby Shower Pastası


Evdeki partimiz
esnasında bu partinin hazırlıklarından bahsederken, kızlardan tabiri caizse sıkı bir fırça yedim. Madem tüm hazırlığı kendim yapacaktım, onlardan neden destek istemediğime dair bir fırça :) Canlarım benim.. Herbiri ayrı ayrı talip oldular bir işin ucundan tutmaya..Ayşem o korkulu soruyu bana sordu, "kızım 50 küsür tane cupcake nasıl pişecek bu göbekle?" Ben yaparım dediğinde ne yalan söyleyeyim hafiflemiş hissettim :) Yasom da ben de üst kata koyacağın pastayı ve figürü yapar getiririm diyince, çocuklar gibi şen oldu gönlüm :)

IMG_6247


Nitekim sonuç işte gördüğünüz gibi.. Mavilere bezenmiş şık bir sunumla pastamız tamamdı... Tekrar tekrar teşekkür ediyorum cancağızlarıma :)

IMG_6256


Bari ben de kuzuma oturduğum yerden kurabiye yapayım dedim. Tabii kurabiyeyi yoğurmak ve pişirmek anneciğimden :) Sonra da oturduk süsledik beraber tam 55 tane kurabiyeyi :)

IMG_6255


Tüm bu partilerin hazırlıkları için Eminönü'ye gittiğimde aldığım kutuları bu parti için de böyle süslemiştim, diğerinden farklı olarak. Ahşap pusetler ve minik kurdeleler ile süslediğim kutulara tüle sarılmış mavi - beyaz bonbonlar yerleştirdim.

Baby Shower Çikolataları



Bir sonraki yazımda oynadığımız oyunlardan ve diğer süslemelerden bahsediyor olacağım.


Afiyetle & sağlıkla,

6 Nisan 2011 Çarşamba

FRANSIZ BÖREĞİ - TERİNE

terine


Bundan bir kaç yıl önce MEB'nin açtığı temel pastacılık kursuna katıldığımda, tatmıştım terini. Kurs içerisinde uygulamamamış olsak da kurstaki hocalardan birinden detaylı olarak yapılışını öğrenmiş ve defterime sıkı sıkı not almıştım. O gün bugündür, bunun tadına varabilecek misafirlerim olsun da yapayım diye hep aklımın bir yerlerinde durur, kısmet sevgili blogger dostlarımaymış.Doğru kitleye, doğru bir tarif oldu sanırım çünkü çok beğenildi ve hemen tarifi istendi.


Terine, sunumu şık, yapımı da bir kaç aşamalı olsa da kolay bir tarif. Hem çay partileri hem de akşam yemeklerinde farklı iç malzemeleriyle de çeşitlendirilebilir.


Malzemeler:



  • 12 adet tost ekmeği (kenarları alınmış)

  • 100 gr haşlanmış ve didiklenmiş tavuk göğüs

  • 1/2 kg ıspanak

  • 1 adet ufak boy soğan

  • 200 gr taze lor peyniri

  • 200 gr (1 ufak paket) krema

  • tuz, karabiber

  • zeytinyağ

Beşamel sos için:



  • 1/2 kg süt

  • 2 yemek kaşığı un

  • 2 yemek kaşığı tereyağ

  • 1 yemek kaşığı sıvıyağ (mısırözü kullandım)

  • tuz, karabiber

Yapılışı:



  • Soğanı çok ufak şekilde yemeklik doğruyoruz. Ispanakları iyice yıkayıp ufak şekilde doğruyoruz. Tencereye bir iki kaşık zeytinyağı koyup soğanları soteliyoruz. Soğanlar yumuşayınca ıspanakları ilave edip, tencerenin kapağını kapatmadan suyunu çekene kadar kavuruyoruz. Tuz ekleyip tatlandırıyoruz.

  • Beşamel sos için bir tencereye tereyağ ve sıvıyağını koyup unu kavuruyoruz. Unun kokusu çıkınca hızla karıştırırken bir yandan da sütü ilave ediyoruz. Sos koyulaşınca tuzunu ilave ederek, sosu soğumaya bırakıyoruz.

  • Beşamel sos soğuyunca içine kavurduğumuz ıspanakları ve haşladığımız tavukları katıp karıştırıyoruz. Karabiber ile tatlandırıyoruz.

  • Lor peyniri ve kremayı bir miktar tuz ilave ederek (çok olmamasına dikkat edelim) mikserle çırpıyoruz.

  • Servis edeceğimiz tabağa üç dilim kenarları alınmış tost ekmeğini yan yana diziyoruz. Üzerlerine beşamelli harçtan bolca sürüyoruz. İkinci, üçüncü kat şeklinde aynı uygulamayı tekrarlıyoruz. Son kat ekmekleri de koyduktan sonra krema-lor karışımlı harç ile tüm böreğimizi sıvıyoruz.

  • Buzdolabında en az 4-5 saat beklettikten sonra servis ediyoruz.

  • Üzerini kırmızı toz biberle süsleyebilirsiniz.

Dilimlenmiş halini fotoğraflayamadım malesef. Ancak bir gece evvelde yapabilirseniz, hem daha rahat kesersiniz hem de lezzeti daha da oturur, bunu söyleyebilirim.


Afiyetle & sağlıkla,

4 Nisan 2011 Pazartesi

ARAS'IN BABY SHOWER GÖRSELLERİ

Neredeyse aylardır hazırlanıyorum. Çok özel ve güzel olmasını istediğim bu partimin her bir ayrıntısını planlamaya çalışırken etrafımdaki güzel insanların desteğini en derin şekilde hissettiğim için de hazırlıklarım tam istediğim şekilde sonlandı. Geçtiğimiz cumartesi günü 50 kişilik bir parti yaparak oğluşuma dostlarım ve ailemle beraber güzel bir hoşgelesin dedik. Bu partinin ayrıntılarını tek bir post ile vermek istemiyorum :) O yüzden bir kaç seferde yayınlayacağım :) Baby Shower partileri son dönemde ülkemizde de anneye moral olma açısından son derece keyifli şekilde uygulanır oldu. Ne iyi de oldu aslında, annemin dediği gibi, bizim zamanımızda yoktu demediğimiz için şanslı sayıyorum kendimi.Hakikaten insanın hem kafasında güzelliklerin uçuşmasına, doğum öncesinde moralinin en yükseğe çıkmasına, sevdiği insanlarla hoşça vakit geçirmesine vesile olan bu organizasyonu ben de uygulamaya karar verdiğimde kafamdaki tek sorun, kalabalık olması nedeniyle evde yapamayacak oluşumdu. O yüzden sevgili eşimin sponsorluğu :) ile dışarıda bir mekan tercih ederek partimi kalabalık ve daha coşkulu bir hale getirebildim. Partimi dışarıda yapma kararım sonrasında görsel bir bütünlük sağlamak için bir bilirkişiye danışmaya sıra gelmişti.Ajanda dergisinin kapağına ve iç çizimlerine can veren Şuşu'dan daha iyi bir danışman mı bulacaktım kendime, tabii ki hayır :) Ben Şuşu'dan istedim, Şuşu da çizdi, hem de en güzelinden... İşte partime bütünlük sağlayan, flama, peçetelik, kurabiye ve yiyecekler üzerinde kullandığım yuvarlak etiketler ve posterlerim...

yuvarlak


bayrak


poster


pecete



Ellerine sağlık Şuşu !

28 Mart 2011 Pazartesi

BLOGGER DOSTLARIMLA BABY SHOWER PARTİM

IMG_6235


Daha önceleri sizlere hep dostlarımın partilerini ve ayrıntılarını yazmıştım. Önce Sinem'in, sonra Sevgim'in, sonra Sıla'nın, en sonda da Esra'nın... İşte bu sefer kendi baby shower hikayemi yazma vaktim geldi, hem de bir değil iki parti birden yaparak :) İki parti de neyin nesi demeyin, blogger arkadaşlarımla ayrı diğer arkadaş gruplarımla ayrı yapma kararımı aylar önce vermiştim. Hem rutin ev gezmelerimiz böylelikle bozulmayacaktı hem de kendimize has sohbetimiz baki kalacaktı. Böyle olunca aylar önce başladım hazırlanmaya. Aslında Nesli'deki buluşmadan beri çıtanın yükselmesinin verdiği inceden bir gerilim yok değildi hani üzerimde. Eeee çıta ve beklentiler yükselmişti bir kere, bana düşen de bu çıtayı yakalama gayreti göstermekti. Menü konusunda hiç bir endişem yoktu, zaten her gelen elinde bir lezzet hazinesi ile geldiği için her toplantımız birbirinden nefis sofralarla bezeniyordu. Benim asıl düşünmem gereken o ruhu eve ve sofraya yansıtmamdı. Malesef ev sahibi olunca çok fotoğraf çekemiyor insan, bir kaç detayı atlamışım ama umarım diğer objektifler yakalamıştır.


Sofradaki detaylarla başlayalım isterseniz:


IMG_6176



Aras'cığımın partisinde bir klasiği, mavi ve beyazı kullandım. Eminönü'ne haftalar önce gidip alışverişimi yaptığımda da kafamda bu fikirle satınaldım ayrıntıları. Sandalyelerin süslemesinde mavi tüllerden yaptığım minik ponponları kullandım. Bu ponponları yaparken daha önce Sıla'nın partisinde yaptığım kağıt süslerin yapımındaki tekniği uyguladım. Eminönün'den aldığım origamik kutuları mavi kurdelerle süsleyerek içerisine draje ve bonbon çikolatalar koydum. Masaya serpiştirdiğim "baby" yazıları da sevimli birer ayrıntı oldular.


IMG_6181

Peçete konusunda çok çalıştım sanırım. Önce peçetelik yapmak adına bazı girişimlerim oldu, sonra nedense istediğim bu değil diyerek internette araştırmalarım devam etti ve sonunda "işte bu!" dediğim bir şeyle karşılaştım. Aradığım peçeteyi bulmuştum ki hakikaten çok sevildiler :)

IMG_6174

Her bir konuğum için hazırladığım isim kartları ve pişirdikleri enfes lezzetler için özel etiketleri de masaya ve büfeye yerleştirdim ve son olarak tek eksiğim çiçekti. Enginciğimi gece vakti çiçekçiye gönderdim ve sonrasında bir kaç dokunuş ve bir kaç kalp ilavesi ile o işimi de böylelikle halletmiş oldum :)

IMG_6186


Pekiiii..... neler yedik ? İşte baby shower partimin tam benim damak tadıma göre tuzlusu bol enfes menüsü :


IMG_6228


Münevver Abla'nın Pırasalı Arnavut Böreği

IMG_6208



Fadime'nin meşhur Zeytinyağlı Sarmaları

IMG_6225


Selen'den Elmalı & Kuru Üzümlü Lahana Salatası

IMG_6215


Pınar'dan Kısır

IMG_6205


Nesli'den Limonlu Bar

IMG_6223


Ayşem'den Muhteşem Krem Karamel Kavanozları

IMG_6218



Yasemin'in yaptığı harika Baby Shower pastamız


IMG_6224


Ve benim yaptıklarım... Yeni bir tarif.. lezzeti ile beğeni toplayan Fransız Böreği Terine, tuzlu kurabiyelerim, kızartma severlerin kapıştığı anneciğimin elinin değdiği Ada Meze, özel siparişle Actify Patates Kızartması ve fotoğrafı çekilmemiş naneli limonata...



IMG_6207


IMG_6195


IMG_6204


IMG_6231

Veee... oğluşumun adının yazdığı harf kurabiye ağacı :)

IMG_6192


Önümüzdeki hafta da daha büyük bir organizasyonum var.. Orası için başka hazırlıklarım olacak, sürüyor :) Parti kızı oldum anlayacağınız.. Şimdilik benden bu kadar.


Fotoğrafların devamı burada..


Afiyetle & sağlıkla,

17 Mart 2011 Perşembe

AKDENİZ LEVREKLİ LAZANYA

Levrekli Lazanya



Sabah blogspotun tekrar açıldığına dair bir mesaj aldığımdan beri çok mutluyum. Elsiz, ayaksız kalmış gibiydim resmen, meğer nasıl bir alışkanlıkmış bu bende. Eminim bir çoğunuz böyle hissettiniz. Okunur sayılarına her baktığımda üzüntüm bir kat daha artıyor, yazma hevesim iyiden iyiye kaçıyordu. Bugün eğer söylendiği gibi yasak kalktıysa (ben hep ulaşabildim o yüzden gerçeklik payını tespit edemiyorum)bunu istatistiklerimden anlıyor olacağım sanırım :)

Blogspot kapalıyken bir tenefüs yapmış oldum galiba. Zaten evde hemen hemen hiç bir şey pişmezken ne yazacağımı bilmez haldeydim. Biriki şey yapma fırsatım oldu hem bu arada, size yazabileceğim.Onun dışında kuzunun çamaşırlarını yıkama sürecim devam ediyor. Artık 33. hafta içerisindeyim ve final çizgisine daha yakın olmanın heyecanı ile yaşıyorum. Baby shower hazırlıklarım da son sürat devam ediyor elbette :) Bakalım hayalimdeki gibi bir partim olacak mı... Büyük partiden hemen önce bir de başka bir heyecanım var. O meşhur blog kızları toplantımız bu sefer bende. Onun da bende yarattığı ayrı bir keyif var elbette.

Gelelim lazanyamıza.Ben balık sevmeyen biriyim, bunu her fırsatta dile getiriyorum sanırım. Kötü örnek de olmak istemem , balık iyidir aslında , sadece bana pek uygun değil :)

Madem balık yemem lazım, ben de bunu en sevdiğim şekilde yaparım, makarna ile yerim dedim ve bu lazanyayı pişirdim geçtiğimiz hafta içersinde. Balık olarak da İglo'nun Akdeniz Levreğini kullandım. Sonuçtan gayet memnun kaldığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Ancak lazanyanın fotoğrafını ertesi sabah çektiğim için üzerindeki kaşar biraz kuru çıkmış haliyle :( Lütfen o görüntüye aldanmayın ...

Malzemeler:

  • 12 yaprak lazanya
  • 1 paket İglo Akdeniz Levreği
  • 2 yemek kaşığı un
  • 2,5 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı (tepeleme) tereyağ
  • tuz-karabiber
  • 1 kase rendelenmiş taze kaşar ya da gravyer peyniri (gravyer peyniri kuruma yapmadığı için daha iyi sonuç alacağınız bir peynir çeşidi olacaktır)

Yapılışı:

  • Akdeniz Levreğini paketin üzerinde yazdığı gibi sıcak suda poşeti ile birlikte yaklaşık 15 dk kadar pişiriyoruz.
  • Beşamel sos için bir tencereye 2 yemek kaşığı tereyağını koyup eritiyoruz. Unu ilave edip kısık ateşte hafifçe kavuruyoruz. Kavrulan unun kokusu çıkınca sütü yavaş yavaş ilave ederek karıştıra karıştıra pişiriyoruz. Tuz ve karabiber ilave edip, koyulaşınca ocaktan alıyoruz.
  • Pişen balığı sudan alıp poşetinden çıkartıyoruz. Bir bıçak yardımı ile pullarını ayırıyoruz ve iri iri parçalara ayırıyoruz.
  • Fırınımızı 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.
  • Kare bir borcamın dibini yağlıyoruz. Bir iki kaşık kadar hazırladığımız beşamel sostan döküyoruz. 3 yaprak lazanyayı diziyoruz. Üzerine tekrar beşamel döküyoruz. İkinci sırayı diziyoruz ve tekrar beşamel sos döküyoruz. Parçaladığımız balıkları bu katın üzerine yayıyoruz. Üzerlerine tekrar lazanya , sos , lazanya , sos işlemi yapıyoruz.
  • Bu şekilde hazırladığımız lazanyayı 15 dk kadar fırında pişiriyoruz. Sonra fırından alıp üzerine kaşar peyniri rendesi serpip 10-15 dk kadar daha (kızarana kadar) pişirip sıcakken servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

9 Mart 2011 Çarşamba

AJANDA'NIN MART SAYISINI OKUDUNUZ MU?

ajanda mart 2011


Ayın ortası geldi nerdeyse, aklına yeni mi geldi yazmak demeyin.. Şu blogların kapatılması yüzünden bekledim, bu sabah baktım ki ziyaret sayıları bir nebze olsun artış göstermiş. Sanırım bu DNS ayarlarından kaynaklanıyor olabilir. Ama yine de eskisi gibi değil malesef ki bu beni çok demotive ediyor. Daha önce de söylemiştim, elim klavyeye uzanmaz oldu.

Neyse.. ne diyorduk? Ajanda ..

Ajanda'nın Mart sayısının dopdolu olduğunu söylememe gerek yok artık sanırım.Biz doldurmaya siz de bu doluluğa alıştınız :) Kendi aramızda konuşuyoruz da neredeyse senesi gelecek, Ajanda bile yeni yaşına girecek. Hadi bir dergimiz olsun dediğimiz günün sonrasında buralara gelmek, sizlerin değerli katkıları ve katılımları ile her sayıda bir adım öteye gitmek müthiş bir haz veriyor hepimize. Ve elbette genişleyen kadromuzun da etkisi ile kalitede çıta da yükseliyor.

Ajanda'yı bloga giremeyeceğinizi öngörerek issuu'dan online okumanızı yada PDF olarak indirmenizi tavsiye ediyorum. Umarım Nisan ayında bu derdimiz geçmiş gitmiş olur da birbirimize daha rahat ve özgürce kavuşuruz ...

Benim de Çengelköy ve İtalyan Mutfağı yazılarımla yer aldığım Ajanda'nın Mart sayısının konu başlıkları şöyle :

  • Etkinlikler
  • Sinedetay “Zoraki Kral”
  • İstanbul’da Turist Olmak “Çengelköy”
  • Hobi “Kitap Kulübü”
  • Markalaşma Sanatı
  • Tiyatro “Sondan Sonra”
  • İnceleme “Gölgesizler”
  • Oscar 2010
  • Gezi “Prag”
  • Çalışanın Çığlığı “Mobbing”
  • Bir Kaşık Bilgi “İtalyan Mutfağı”
  • Sosyal Sorumluluk Projeleri
  • Spor “Pilates”
  • Sağlık “Çocuklarda Diş Bakımı”
  • İnceleme “Kirpinin Zarafeti”
  • Okuyucu Köşesi
  • Bir Dolap Kitap “Çocuk Kitapları Önerileri”
  • Raflarda
  • Vizyondakiler
  • Ayın Blogu “Nonim”


Afiyetle & sağlıkla,

7 Mart 2011 Pazartesi

BUGÜNLERDE BEN...




Blogspotun kapanması moralimi çok bozdu, bir çoğunuzun olduğu gibi. Elim klavyeye gitmez oldu, içim çok buruk. Günlük okunma oranlarına baktığımda bu üzüntüm daha da artıyor sanki.Durumun düzelmesini çok istiyorum ve umut ederim bu en kısa sürede gerçekleşir.

Bugünlerde ben neler yapıyorum..??

Bol bol minicik, pıtırcık parçalı çamaşırlar yıkıyorum :) Kuzumun gelişine az kaldığı için artık son hazırlıklarımı tamamlıyorum.

Hummalı bir parti hazırlığı içerisindeyim ;) Elbetteki bir baby shower partisi de kısmetse kendime planlıyorum.

Bol bol kutu katlıyor, hastane için hazırlıklarımı sürdürüyorum.

Bu arada tabii hala çalışmaya devam ediyorum, 1 ay daha devam edip artık kuzumu evde beklemeye çekileceğim.

İşte bu aralar ben..

Bu arada www.yemekbahane.wordpress.com/ adresine blogu yedekledim, bilginize ...

1 Mart 2011 Salı

BLOGUMA DOKUNMA



Yine aynı nane... yine yok maç yayınlanıyor, kaçak yayın yapılıyor gerekçeleri ile bloggerların tamamı mı cezalandırılacak? Bir iki sene önce yine aynı şey olmadı mı? Nedir sorun olan ? Birileri yanlış yapıyor diye tüm kitleler mi cezalandırılmalı?

Bloguma dokunmayın kardeşim...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails