Özel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2016 Perşembe

KAYGIYA İTİLEN BİZ


Söyleyecek çok şey, yazacak bir sürü cümle var aslında. Ama yazmalı mı, söylemeli mi bilemiyorum artık. Korkudan değil, kaygının damarlarımıza işlemesinden kaçınmaktan sadece.. Kaygılı, korkan, endişe ile panikleyen bir hal alıyoruz.. Maalesef birileri elinde gözükmeyen enjektörlerle damarlarımıza, ruhumuza korkuyu ve kaygıyı pompalayıp duruyor. Ülkemin geldiği duruma kayıtsız kalmak değil ama evlatlarımın içinde olduğu ortamı kaygı ile yaşamalarını istemeyişim belki de beni susturuyor. Bugün iş yerimde olası durumlarda hareket planımızı gözden geçirdik. Gözden geçirirken resmettiğimiz, canlandırdığımız durumları konuşmamız bile beni ürküttü. Kaygımız, alternatif üretmedeki becerimizi öylesine beslemiş ki, her durumu düşündük ve ihtimalleri değerlendirmede çok yaratıcı oluverdik. Uzaklarda, filmlerde, manşetlerde olan korku ve kaos ortamları burnumuzun dibinde artık. Ve bunu kanıksamamız an meselesi..Birilerinin kuklası gibi idare ediliyor olmak bu olsa gerek.Ne üzücü.. 

Allah hepimizi, evlatlarımızı, vatanımızı, sevdiklerimizi korusun ..

Tek temennimiz barış ve huzur olsun !

Afiyetle & sağlıkla,

10 Şubat 2016 Çarşamba

SINIRSIZ AMA SİNİRLİ ÇOCUKLAR


Hani biz modern anneler çocuklarımıza sınır koymaMA üzerine bir eğilim içindeyiz ya .. ki bu benim hayli kafamı karıştıran bir durum.. Biz neden çocuklarımıza SINIR koymuyoruz? SINIR nedir ? Kötü - kaka bir şey mi ki bu SINIR denen şey.. ?
Halbuki bir çok çocuk aklından-ruhundan-kalbinden anlayan profesyonel de demiyor mu ki, çocukların somut-soyut kavram ayrımı yapabilme yetisi yoktur, sınırları siz belirlemelisiniz ki kendini güvende hissetsin ki kaygıları olmasın.. Eee peki nerede şimdi bu SINIR denen şey?
DUR-YAPMA-ETME komutlarını alırken mi kendisine SINIR konuluyor ?
Sınır koymak ne demek ? Ben başkasının evinde buzdolabını gelişigüzel açıp içinde ne olduğuna bakmasının doğru bir davranış olmadığını anlattığım için sınır mı koyuyorum acaba? Kendisi dahil 5 kişinin ortak yaşadığı evimizde duvarları-sandalyeleri-masaları boyatmadığım ve önüne resim kağıdı-tahta-boyama kitabı-boyanabilecek bilumum alternatif malzeme koyduğumda mı sınırlamış oluyorum..?
Gerçekten kafam çok karışık!?
Haaa... Bir de SINIRLI olmayan ama nedense SİNİRLİ bu çocukların asabiyesinin nedenini de merak eder durumdayım ?
Siniri ile annesini babasını kahrederken bunu bir silaha dönüştüren bir çocuğun acaba eksiği hakikaten SINIR mı?
Hal böyleyken SINIR ve SİNİR meseleleri bende karıştı gitti..
Sorular soruları doğuruyor.. Ben bilemedim, sizin fikriniz ne merak ettim ?

4 Şubat 2016 Perşembe

YAPTIKLARIM,YAPMADIKLARIM VE YAPAMADIKLARIM

5 yıllık bir değerlendirme raporu isteseler ancak bu olurdu sanırım..
İşte Aras'ın ve benim 5 yıllık serüvenimizin değerlendirmesi.. Vallahi okurken çok güldüm.. Sinem'in benimle 5 yıl önce yaptığı bir röportaj.. Oyuncak istemem demişim :) 

Buyrun gerçekler !! Mavi ile bugünkü durumu yazdım..


           Kaç yaşında anne oldun ve Aras şuan kaç yaşında?
34 yaşında anne oldum ve oğlum şu anda 6,5 aylık.
Aras 2 ay sonra 5'i dolduracak..

·        Çalışan bir anne misin yoksa Aras'ı kendin mi büyütüyorsun?
Nerdeeee.... İstanbul’un bir ucundan bir diğer ucuna gidip gelen çalışan bir anneyim...
Çok şükür gidip gelmelerden kurtulabildim..

·        Erkeklerin askerlik anıları kadınların doğum anıları anlat anlat bitmez, senin doğum hikayen nasıldı?
Hahahaha... Çok eğlenceliydi. Ben randevulu sezeryancılardanım, fönlü falan gittim hastaneye. Bütün kız arkadaşlarım ve ailemle beraber gittik. Bir anda herkes biryerleri süslemeye başladı, ben kapının balonlarını ve tüllerini asıyordum ki hemşire hanım hadi bakalım işiniz bittiyse sizi ameliyata alıcaz dedi J Ondan sonra bende yusuf yusuf durumu başladı J Yine öyle bir doğum yapmak isterim açıkçası, düğün gibi, çok keyifli bir gündü.

Vallahi yine öyle bir doğum yaptım cidden.. Poyraz'ı yine fönlü fönlü oda süsleyerek doğurdum 2015'in başında :)


·        Bzi anneler doğumdan önce birçok araştırma yapıyoruz, senin başvuru kaynakların nelerdi, dergiler, internet siteleri vs.
Valla pek araştırma yapan bir kişiliğim yoktur:) Hafta Hafta Hamileliğiniz diye bana hediye edilen bir kitaba baktım sadece..

Bak bu konuda fikrim sabit kalmış :) 

·        Bebek alışverişinde yeni anne adaylarına neler tavsiye edersin?
Aman derim ... Çocuğunuzun ayına göre almayın, hep bir üst dönem kıyafeti edinin. Tabii aşırı minyon bebişler için uygun olmayabilir ama hakikaten hem çabucak büyüyorlar hem de çocukların kıyafetleri biraz büyük olmalı. Benim oğlum şu anda 9-12 giyiyor mesela çünkü 6-9 dönemi kolları kısa geliyor:)

Kesinlikle katılıyorum .. Büyük alın büyük!

·        Emzik kullandınız mı bu konudaki yaklaşımın ne oldu?
İlk gece verdik biz emziği hastanede, tabii doktora danışarak. Emzik, 2. Annedir der bir ahpabımız.. O sürekli anneye yapışma durumu başta romantik gelebilir ama sonra biraz yorucu olabiliyor, oğlumda biz yaşamadık bunu. Emzik onu rahatlatıyor ve sakinleştiriyor.

Aras emziği 1,5 yaşına kadar kullandı, bir gece çöpe atıyoruz dedik ve Tekirdağ'a gittik. O gece sordu durdu, evdeki çöpte kaldı yok yanımızda diye cevap verdik (halbuki bir kriz olursa diye vardı) Garibim sordu sordu bir iki ağladı, uyudu.. Bir daha istemedi..

·        Uykuya geçiş yöntemleriniz neler oldu, bu konuda tavsiyelerin olurmu?
Bu konuda malesef tavsiye veremeyeceğim zira biz (annemle) oğlumu sallanmaya alıştırdık ve şu anda sallanan bir beşikte yatıyor. Kucağımda uyutmama konusuna dikkat ettim, en azından yattığı yerde sallıyoruz ama bir yere gidince mecburen ayak – yastık ikilisi devreye giriyor ve ben bundan pek hoşlandığımı söyleyemem. 9-10 aylık olduğunda bu konuya eğilmeyi planlıyorum, şu anda keyfini sürmesi için bıraktım, doktorum da bu şekilde yönlendirdi beni. Ama oğlumun yatış saati konusunda başarılı olduğumu düşünüyorum, en azından şimdilik. Kırkından sonra hep aynı saatte hep aynı şeyleri yaparak (pijama-iyi geceler öpücüğü vb) onu 20:00-20:30da uyumaya alıştırdım, şimdi hep aynı saatte yatıyoruz.

9-10 aylıkken uğraştım mı evet .. Ama olmadı.. 2,5 yaşına kadar bir hamakta uyudu.. O hamağı nerelere taşıdım bir bilseniz. Ama Poyraz'ı sallamam diyordum, yine salladım.. Galiba kolayıma geliyor.. Amaann napayım annem beni 9 yaşıma kadar sallamış, uyusun çocuk da önemli olan o :)

·        Çocukların yemek seçmesi her annenin sıkıntı yaşadığı bir konudur, Aras'ın yemediği yiyecekler var mı, bunları yedirmede başarılı olduğun cin fikirler varmı?
Katı gıdaya henüz geçtik biz, çok zor alıştı diyebilirim. Şu anda daha çok tatlı şeyleri sevdiğini söyleyebilirim ama bir genelleme yapmam için çok erken. Ama kişisel görüşüm sevdiği şeyleri, sevmedikleri ile zenginleştirirsek başarılı olabiliriz. Örneğin ıspanağı sadece börekte yiyorsa, bırakın börekte yesin, ıspanak yiyor ya , sonuca bakalım:)

Zenginleştirmek mi, yemek seçmek mi .. Ben literatürde bir benzerine rastlamadığım bir çocuk annesiymişim o zaman haberim henüz yokmuş :) Sadece sıvı besleniyor Aras hala .. (bakın blender değil, püre değil..Su kadar sıvı)

Hazır yoğurt mu ev yapımı mı?
Ahhh keşke dediğim bir şey... Oğlumun süte alerjisi olduğu için henüz keçi dahil hiç bir süt ve süt grubuna dair bir şey veremiyoruz. Ben ev yapımı yapardım ama eğer sokaktaysam, tatildeysem hazırı vermekten de çekinmezdim. Sabit fikirli olmamaktan yanayım. Örneğin öğle vaktinde işim uzar, eve dönemezsem oğluma hemen bir markete girip hazır sebze pürelerinden alıyorum. Çocukları kendimize uydurmalıyız, o zaman keyif aldığımız şeyleri yapmaya devam edebiliriz bence. Ama evdeysem kesinlikle yoğurdumu evde yaparım, böylesi daha özel ve itinalı olacaktır.

Kafam aynı hala.. evde yapıyorum herşeyi ama dışarıda da olduğu kadar veriyorum..Aras yoğurt yer mi , HAYIR !

·        Yuvaya başlama yaşı olarak ne düşünüyorsun, niçin?
Ben 2 yaşında gittim yuvaya. Eğer evde bakımı konusunda sıkıntı varsa, başlayabilir ama yoksa 3 yaşına kadar evde kalmasında sakınca yok bence. Ancak kesinlikle gitmesi gerektiğine inanıyorum, yuva çocukları farklı oluyor her yönden.

Aras ve yuva.. Bu benim en çetrefilli anılarımdan biri olarak kalacak.. Evet okul güzel şey.. Ama kesinlikle çocuk hazır olunca..

·        Bebekken nesnelere verdiği komik isimler var mıydı?
Ayy Arascığım neler diyecek bilmiyorum ama Doruk’un mamık’ı vardı:) Tavşandı galiba , mamak da makarna mıydı:)

Ayabay .. Araba demekti..
Gakgoz .. Salyangoz
Çukakakaka .. Çikolata
Makisik ... Makinist

2 yaşından itibaren çocuklar her şey hakkında tutturmaya başlıyorlar, bu konudaki tavrın ne oldu, en çok kimin dediği oluyor, çoğu şeye evet demek şımarıklığa yol açar mı?
 Vaouww... Zor soru .... Göreceğiz:)

Valla hakikaten zor soruymuş hala da zor.. Şunu söyleyeyim o hep kazanıyor.. Çünkü anlamıyor.. Ama ne zaman anlayacağı yaş geliyor.. O zaman kazan-kazan dönemi başlıyor.. Aras şımarık asla değil, ben dur demesini hep bildim. Beni kınayan arkadaşlarım oldu. Ancak terbiye sınırını çocuğuma bildirdim.. Umarım Poyraz'da da bunu yapabilirim. Şımarık çocuğa cidden tahammülüm yok.
  
·        Şeker ve çikolata yemesi konusunda hassasiyetin var mı kaç yaşında yemeli?
Ayyy ben şekeri de çikolatayı da sevmem:) çikolata neyse de şeker yemese iyi olur... Ben ona tatlı tatlı şeyler yaparım hiç üzülmesin:)

Ne yerse yesin.. yeter ki yesin.. Bazen açlıktan nefesi kokan bir çocuğum var benim.. Yeri geliyor 10 paket çikolata veriyorum eline.. Yemeyen çocuğu olmayan beni anlayamaz.. Bir annenin en hassas noktalarından biri. Ben çocuğumun aç uyumlarına çok şahitlik ettim. Ama artık kabullendim, içi almıyor.. Bir gün geçecek.. Ama can boğazdan gelir lafını çokça tecrübe ettim.. 

·        Hatırladıkça çok güldüğünüz bir anınız var mı?
Şu anda herşeye çok gülüyorum, çok komik mimikleri var. Kaşları sürekli havada ve ne bulsa ağzına hararetli şekilde alıyor.

Evet ..biraz iğrenç ama .. Kabız olup ağladığı bir gün rahatlaması için fitil yaptım, birden kaka yapmak için sıkınmaya başlayıp bir füze fırlattı.. Cam açıktı nerdeyse dışarı uçacaktı.. Bunu hiç unutmuyorum :)

·        Şimdiden ona bir meslek yakıştırıyor musun, hatta istemeden yönlendiriyor musun?
Annem Aras’ı CEOm benim diye seviyor:) Ben onun ünlü bir şef olmasını isterim J Ben olamadım bari o olsun... ama masa başı bir işe yakıştıramıyorum, böyle seyyah, sanatçı, serüvenci biri olacak gibi geliyor...

Demişti dersiniz. Mühendis diyorum banko..

·        Ona en çok aldığınız oyuncak nedir?
Şu anda diş kaşıyıcı sanırım:)

1.500.552 inci arabasını galiba haftasonu almış olabilirim :) (elbette mübalağa ediyorum)

·        Gelişimi ve eğitimi için diğer annelere önereceğin oyuncak veya çocuk kitapları varmı?
Ben çok oyuncak taraftarı değilim, hayal gücünü öldürebiliyor, o yüzden dikkatli seçimler yapılmalı diye düşünüyorum. Örneğin kız çocukların elektrik süpürgesi, bulaşık makinası ... herşeyleri var.. O zaman varmış gibi oyun oynamak gerekmiyor gibi geliyor bana... Varmış gibi oynamak daha eğlenceli değil mi ??? Bilemiyorum, belki yaşarken bu konudaki fikirlerim değişecek ama çabuk tüketilen oyuncaklara kesinlikle karşıyım.

Bak işte buna çok güldüm.. Oyuncak taraftarı değilmişim.. Peki çocuk ne taraftarı .. O odadaki milyonlarca tren, uçak, araba senin çeyizinden mi geldi canım Mügecim :)
Ne seviyorsa oynasın.. Benimki bir araba fanatiği.. Ve evimizde ufak çaplı bir araba pazarı kurulabilir :)

·        Kaç yaşından itibaren televizyon izlemesine izin verdiniz, hangi programları
TV’nin çok da korkutulduğu seviyede zararlı olduğuna inanmıyorum, zararlı olan içerik bence. Eğer uygun programlarsa fayda bile sağlıyor. Bence konuşma alameti gösterdikten sonra izletilebilir. Bebekken önüne oturtulup sakinleştirilmesini ise tembellik olarak adlediyorum.

Hep seyretti, hala da seyrediyor.. Bir gün bana dik üçgen yapalım demişti hiç unutmam.. Umi Zumi takımında görmüş :) Ben de severim TV izlemeyi, beraber izliyoruz. Ama yaşına uygun ve şiddet yanlısı olmayan yayınları.

·        Bilgisayar oyunları veya cep telefonu oyunları oynamasına izin veriyor musunuz?
İzin vermem sanırım... onun yerine üşenmeden parka – arkadaş gruplarına –spora götürürüm... Elimden geldiğince öğrenmemesi için çalışacağım.

Neye izin vermiyorsun kadın.. Elinden alıp parmağıyla dürtüklediğinde kaç yaşındaydı.. 
Geç bunları ..
Bildiğin teknoloji ile yaşıyor çocuklar.

·        Sportif faaliyetler konusunda çocuğunuzu nasıl yönlendiriyorsunuz, sence ülkemizde çocuklar için yeteri kadar spor yapma mekanı va rmı?

Bir spor dalı seçilmeli ve onun üzerine yoğunlaşılmalı ama çocuk isterse... Mekan konusunda şu anda fikrim yok:)

Yönlendirme girişimim ters tepiyor.. Kendi istemediği sürece hiç bir şeye zorlamam .. Nokta !

·        Sanat dallarını sevdirme ve uygulama konusundaki yaklaşımın neler? Bu konuda diğer annelere neler önerirsin?

Ne olursa olsun, çocuk isterse olsun... Siz veya çevre istiyor ve yapıyor diye yapılmamalı ... Ben umarım böyle yönlendirmeyi düşünüyorum oğlumu...

Yukarıda cevap verdiğim gibi.. mühim  olan ne yaptığı değil, kendisinin isteyip ne yaptığı ..

·        Bir çocuk mu çok çocuk mu?

İmkanlar dahilinde en az iki... Kardeş mühim şey !
Canım kuzum Poyrazım var benim artık.. Evet ikiledim .. Sözümü tuttum :)



5 Kasım 2015 Perşembe

İKİ ÇOCUK İKİ KALP DÖRT KOL İKİ BEYİN


Ben lisede matematik okudum. Mat 1 diye bir ders vardır, bilirsiniz belki. Orada denklemler girer hayatınıza. Aslında bu denklemler taa ilkokul birinci sınıfta 5 TL ile bakkala giden Ali'nin ekmek ve şeker aldıktan sonra cebinde kaç para ile eve döndüğünün sorulduğu problemlerin daha kısa zamanda pratik bir şekilde çözümlemesidir.Hayat denklemlerle devam eder sonra.. Metro ile 1 saatte gidilen yol, pilava konulan 3 ölçek su falan filan .. Hep bu cebir denen şeyden ibaret hayatımızda.
Denklemlerin gücüne inanan ben ne zaman ikinciye hamile kaldım, işte o zaman kafam karışmaya başladı.
Ben tek kalbe iki çocuk nasıl sığdırıcam dedim önce.. Ama hastanede Poyraz'ı koynuma verdikleri anda tüm çok çocuklu anneler gibi bu denklem yerle yeksan oluverdi.
Şimdi akşam eve girdiğimde bütün gün aynı ortamda (okulda) beraber olmamıza rağmen beni daha yeni görüyormuş edası ile yavaşça yanıma sokulan büyük oğlumun "bana ne aldın?" sorusu ile beni bütün gün görmemiş ve bu özlemini sadece ellerini ve ayaklarını kontrolsüzce sallayan küçük bebeğimin "beni kucağına al" diye haykıran coşkusu ile karşılanıyorum.
Şimdi canım Mat1 e dönelim:
X=5 ise
2X de 10 eder bu kurala göre ...

Peki burada X çocuk ise .. Annelerin de dört kolu,iki beyni vs.. mi artar.. ?
Hahahhahaha...
Hayır tatlım .. Anneanne el üstünde tutulmaya devam edilir, bakıcı kaçmasın diye gözünün içine bakılır.. Az uyunur çok çalışılır.. Kocan müsaitse yük üstüne ufak ufak değil kocaman kocaman atılır...

Yani cebir bu sefer olmadı :=)

Afiyetle & sağlıkla,


21 Ekim 2014 Salı

ARAS İLE OYUNCAK MÜZESİ GEZİMİZ

Oyuncak Müzesi

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba..

Bu aralar yine işe güce dalınca, maalesef yine ihmalkarlığım tuttu işte. Artık söz, vaat yok :( 
Vakit ayıramayışımı bir takım gerekçelere de bağlamaktan kendimi men ettim.

Yapamıyorum değil, yapmıyorum .. Bu tamamen benim sorunum, kabul ettim. 
Ve bunun acısını derin bir şekilde içimde yaşıyorum, emin olun.

Hayat beni sürüklerken, önemli gelişmeleri de beraberinde getirdi. Artık iki canlıyım :) yine yeniden anne olmanın keyfini yaşayacağım Allah nasip ederse. Üzerimdeki miskinliği hafifletir mi bilmem ama bunu da bildirmeden geçemedim :)

İlk ayların bütün ızdırabı henüz yeni geçti, kendimi yeni yeni toparlamışken Aras ile bu kış için kafamda planladığım gezi ve faaliyet rotalarını da hayata geçirmeye başladım hemen.

İlk durak, mahallemizin müzesi diyebileceğim Oyuncak Müzesi oldu.

Oyuncak Müzesi

Aslında acaba erken mi demedim değil :)
Aras henüz 3,5 yaşında ve oyuncak müzesini gezerken sıkılır mı, ilgisini çeker mi diye düşünmeden edemedim.
Elbette 2 yıl sonra gezdiğinde farklı bir keyif alacaktır ama yine de müze nedir kavramı kafasında az çok oluştu sanırım.


Oyuncak Müzesi

Yolda giderken oyuncak müzesinden oyuncak alabileceğini sanıp alamadan çıkınca hayal kırıklığına uğrasa da gördükleri karşısında heyecanını da gizleyemedi :)

Vitrinlerin ardındaki onca oyuncağı seyrederken enteresan sorgulamaları bir çocuğun saflığı ve merakı adına bana da bir çok şeyi hatırlattı ve beni gülümsetti.

Elbette en çok trenler ve arabalar dikkatini çekti, buna şaşırmadım :)

Oyuncak Müzesi

Trenlerin sesi var ama neden gitmiyor anne?
Anne uzay korkunç mu?
Bu bebeklerin gözü neden yok?
Anneeee bak tüneeelll....

Oyuncak Müzesi


Günün sonunda biz müzeye gittik anne diyerek keyif aldığı her görüntüyü anlatması sanırım amacıma ulaştığımı gösterdi :)
Bu arada yukarıdaki fotoğraf üçümüzün ilk fotoğrafı oldu:) Aras, ben ve bebiş :)

Afiyetle & sağlıkla,

26 Haziran 2014 Perşembe

BİR MEVCUT DURUM BİLDİRİMİ..


Ne olduğundan önce, ne olmadığını mı anlatmalı ki bilmiyorum.. Söze nasıl girmeli?
Yani şu yukarıdaki benim 6 saydığım kollu ne olduğu belirsiz yeşil garip şey gibi oldum sayılır. O altı kolun altısından birini müsait bulduğumda buraya gelip bir şeyler yazmayı ne çok istiyorum ama son zamanlarda olmuyor.
O hep uzak kalmak istediğim iş-ev döngüsüne geri döndüğümden beri yine hobilerimden, zevk aldığım tüm etkinliklerden uzak kalmanın üzüntüsü içindeyim. Belki bir mazeret olmamalı bu, nice insanlar var aynı teraziye neler yüklüyorlar ama sanırım ben öyle olamıyorum. Bu da beni hayatta sevdiğim şeylerden uzak tutmaya başlar oldu yine.
Halbuki benim mottom değil miydi, Yemekbahane "Hayatta Sevdiği Şeylere Vakit Ayıranlara" ..
Yaşlandım sanırım , çabuk yorulup, çabuk pes ediyorum.
Ya da bitkinim diyelim. Aman ne dersek sonuç değişmeyecek ben mekik dokumaya devam ediyorum işte.
Yaz geldi, insanlar göz alıcı renkte neon kıyafetlerle ayaklarında terliklerle fıtfıt geziyorlar.. İnanın o coşku bile daha içime yerleşemedi. Halbuki yine haftasonları yazlıktayım benim de terlik giymeye fırsatım var :) Ama evden dışarı çıkmadan sürekli uyumanın peşindeyim. Depresyona mı girdim acaba diye düşünmüyor değilim hani ??
Ama hakikaten halim yok, ya beni cidden hava çarptı ya da ruhum artık kaldırmıyor.
Tabii etrafımda hızla akan hayat içinde normal olan eş-dost "hayırdır?" demeden duramıyor.. HAYIRDIR? SANA NE OLDU? HAYIRDIR? HAYIRDIR?
Valla hayırdır inşallah :)
Ne diyim...
Ben böyleyim sevgili okur bu aralar, yazacak çok şey var stokta, tatlısı tuzlusu ama biraz beklemek gerekecek.
Benim bu sallantılı ruh halim dışında ise herşey yolunda çok şükür !
Fazla uzatmam geri gelirim.. :)

Afiyetle & sağlıkla,

19 Eylül 2013 Perşembe

HAYDİ GÜLÜMSE KAMPANYASI VE TEKRAR MERHABA

Uzun bir ara oldu yine.. Bir çoğumuz gibi benim de yaz rehavetine kapılıyor olmam şaşırtmadı belki de .. Bu uzun arada gelişen bir durum da mutfaktan ofise geri dönüş hikayem oldu. Takip edenler bilir, 9 ay kadar önce kurumsall hayata bir "mola" demiş, uzun süre çalıştığım organizasyondan ayrılmıştım. Bu mola çok güzel geldi elbette.. Aras ile doya doya geçirdim günlerimi ve elbette yaz tatilimi. Ancak bu uzun tatilin sonrasında tekrar ofis günlerim başladı. Artık bakalım, ne kadar el verirse bana çalışma hayatı mutfaktan kopmama.. İşe başlamadan önce bir doğum günü seti, pasta, kurabiye ve cupcake yaparak tabiri caizse bir jübile yaptım :) Onları sizlerle paylaşacağım elbette..Daha Aras'ın 2. yaşını bile yazmadığımı düşünürsek stok var merak etmeyin :)

Ancak bugün aldığım bir maili sizlerle paylaşmak istiyorum. Aşağıda birebir basın bültenini paylaşacağım bu kampanyayı mümkün olduğunca duyuralım, katkımız olsun istedim.Önce bir anne sonra da bir engelli adayı olarak sanırım bunu yapmam gerekir.




Haydi Gülümse

Özürlüler Vakfı’nın 2009 yılında başlattığı Haydi Gülümse projesi, 0-15 yaş arasındaki çocukları sağlığına kavuşturmaya devam ediyor. Haydi Gülümse projesi, verilen destekler ve bağışlar sayesinde bugüne kadar yaklaşık 400 çocuğun ameliyatlarını ve ameliyat sonrası oluşan bakım masraflarını karşılayarak onların gülümsemelerini sağladı.

Haydi Gülümse projesi bu ameliyatların yanı sıra hukuki, mimari ve eğitim bilgileri içeren bilgilendirme toplantıları düzenleyerek toplumu, özürlülük (vücut fonksiyon kaybı, yeti yitimi) sorunu ve çözümleri karşısında bilinçlendirmeye  devam ediyor.

Türkiye’de yapılan birçok sosyal sorumluluk projesine ilham kaynağı olan bu projenin asıl amacı ise tüm bu faaliyetler gerçekleşirken, ülke yöneticilerine ve topluma çağrıda bulunarak, özürlü bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunlar, fırsat eşitliği konuları hakkında kamuoyunda farkındalık yaratabilmektir. Bilinçli bir toplum sayesinde, ülke nüfusunun yaklaşık %15’ini oluşturan özürlü bireylerin hayatlarında pozitif ve köklü bir değişim yapılabilmesine imkan sağlamaktır. Tüm engellere karşı toplum olarak mücadele edilmesi ve gerek ulusal gerekse yerel dinamikleri etkileyerek, toplum gücü ile engelleri ortadan kaldırma çalışmaları düzenlemektir.

Başta Haydi Gülümse projesi kapsamında yapılan ameliyatlara ve Özürlüler Vakfı’nın yapmış olduğu tüm bu çalışmalara, “DESTEK” yazıp 5787’ye göndererek 5 TL katkıda bulunabilirsiniz.

Projeye bağış yapmak, ameliyat kaydı oluşturmak ve daha detaylı bilgi almak için www.haydigulumse.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


2 Nisan 2013 Salı

SOFRA DERGİSİ NİSAN 2013 SAYISINDAYIM

Instagram takipçilerimden biri çok güzel yorumladı... Güzel hatıralar biriktiriyorsun... diyerek !
Evet, hakkı .. Benim için çok değerli anılar bunlar, önce Star Tv de yayınlanan Soframız programı sonra da Uzman Tv için yapmaya başladığım çekimler.. Hep bahsettiğim çocukluk oyunlarımın hayata geçtiği çalışmalar oldular. Bunlara bir yenisi daha eklendi, bu ayki Sofra dergisinde elma konseptinin ev sahipliğini yapmam teklif edildiğinde çok ama çok heyecanlanmış, bir o kadar da gurur duymuştum .. 6 tane tarifim yayınlandı .. Yaptıklarım daha önce sizlere aktardığım gıda fotoğrafçılığı atölyesinde de hocam olan değerli fotoğraf üstadı Erkin Ön'üm objektifi ile daha da albenili bir hale büründü.
Sizler de bu sevincime ortak olmak ister, tariflerimi fotoğrafları ile incelemek isterseniz dergiye bayilerden ulaşabilirsiniz.
Unutmadan şunu da söylemek istiyorum ... Beni 7 yıldır takip edip hiç bırakmayan siz sevgili okurlarım, birileri beni farkediyor ve bu projeleri bana sunuyorsa bu sizlerin sayesinde oluyor, çok teşekkür ediyorum hepinize..
Sevgilerimle ,
Müge

12 Mart 2013 Salı

RUDOLPH VAN VEEN İLE GEÇEN İKİ SAAT


İş hayatından uzaklaşmanın belki de en keyifli yanı eskiden haftaiçi yapılan davetlere katılamazken artık büyük bir keyif ve rahatlıkla gidebiliyor olmak.
Türkiye'de aktif olan, 24 saat sadece yemek yayını yapan Fox grubuna ait 24kitchen televizyon kanalı ile daha önce yine harika bir etkinlikle tanışma fırsatım olmuştu. Bu kanalda Hayatın Tadı, Lezzet Yolculuğu ve Rudolph'un Fırını isimli programları yapan dünyaca ünlü Hollandalı şef Rudolph Van Veen geçtiğimiz hafta kanalın davetlisi olarak İstanbul'daydı. 24kitchen ekibi de biz yemek bloggerlarını kendisi ile tanışmak üzere Gaggenau'ya ait muhteşem hazırlanmış bir showroomda (aslında showhouse demek daha doğru olur) ağırladı.

Şunu söylemem lazım .. O gün o mekandan ayrıldığımda içimdeki his.. tek kelime ile "hayranlık" oldu.. Bir insanın bu kadar açık yürekli, samimi ve eğlenceli olması üstelik de yemek pişirmeye aşık olması .. İşte idol dedim.. Mesleğindeki onca başarı, deneyim kendisine mütevazilikten başka hiç bir şey katmamış..
Rodolph bizlere, yemek pişirmenin, ekranda yemek programı yapmanın inceliklerini anlatırken iki de harika tarif paylaştı. Bunları ileriki günlerde deneyip sizlerle paylaşıyor olacağım.

O günün bana kattıklarından biri de Rudolph'un bana bıçak kullanımının inceliklerini göstermesi oldu .. Neyseki parmaklarımı koparmadan bir iki dilim elma doğramayı becerebildim. Ama tabii ki bunun da sırrı herşeyin olduğu gibi çok çalışmak, tıpkı Julia & Julie filminde olduğu gibi :) (Kadıncağız sürekli soğan doğruyordu izleyenler hatırlayacaktır) 


Afiyetle & sağlıkla, 

27 Aralık 2012 Perşembe

YENİ BİR YILBAŞI SOFRASI KURDUM AMA BU SEFER BİR TELEVİZYON PROGRAMI İÇİN



Yarın yani 28 Aralık saat 12:30'da Star TV Soframız programında olacağım...
 
Programın tekrarını izlemek için lütfen tıklayınız...

Blogumda tam da bu yazının hemen sağ tarafında, "Hakkımda" kısmında bir cümle yazar... Mutfak, çocukken oynadığım en güzel oyunların mekanı .. Evet ben çocukken bile yemek pişirmek üzerine kurardım oyunlarımı. Mutfağa girer, annemin önlüklerinden birini belime dolar, küçük kaselere malzemeleri hazırlar, sağ tarafta kamera varmış gibi o yöne bakarak "evet sayın seyirciler bugün size menemen yapılışını anlatacağım" diye oyun oynardım :) Bu merakım ve hevesim beni mutfağa daha da sıkı bağladı ve bugünlere geldik.. 

Birkaç hafta önce Star Tv Soframız  programı yapımcısı sevgili Burcu bana email gönderdiğinde aklıma ilk bu oyunum geldi :) Program için yılbaşı sofrası hazırlama teklifi ileten Burcu'ya yanıtım elbette olumlu oldu ... Çekime geldikleri gün bu işin ne kadar zor olduğunu yaşayarak öğrendim. Her gittikleri eve yeniden set kuran o set ekibinin özverili çalışması ile seyircilerine en mükemmeli izletmek çabası güden tüm ekip çalışanları hakikaten bizlere 1 saatlik program çıkartmak için canla başla çalışıyorlar. 

Fotoğraflar telefon ile çekildiği için kalitesi düşük kusuruma bakmayın lütfen.. Ancak heyecanımı benimle paylaşır, programı izleme şansı yakalayanlardan yorumlar alabilirsem çok mutlu olurum.
4 tarif paylaşacağım programın teması yılbaşı olunca elbette yılbaşına özel yılbaşı temalı bir sofra kurdum..Bu sefer kırmızı-beyaz renkleri tercih ettim.Bizim evin mutfağı çekim için küçük geldiği için teyzemin evinde yaptığımız çekimlerde işin en kolay kısmı sanırım yemek pişirme kısmıydı. Çocukken oynadığım oyunun gerçeğe dönüşmesi ok zevkliydi hakikaten.
Bakalım yarın kendimi seyretme tahammülü gösterebilecek miyim :) Tuhaf gelecek muhakkak :)
Seyretmek isteyip kaçıranlar, kaçıracaklar olursa program bittiğinde hemen programın web sitesine tekrarı yükleniyor... Umarım seyredebilirsiniz :)




Sevgiyle ve afiyetle kalın,

10 Eylül 2012 Pazartesi

KRONOLOJİ DENEN ŞEY




0- Doğdum :)
1- Hatırlamıyorum ama İznik'e taşındım
2- Edirne'deydim artık
3- Daha 3'e varamadan kreş başladı
4- İstanbul .. İstanbul ...
5- Yeni okul.. yeni hayat
6- Ay başında annemin alacağı hamburgeri beklediğim anlar
7- Okuyabilmek
8- Keşke adım Filiz olsaydı dediğimi hatırlıyorum :) Nedense ???
9- Okulum değişti ...
10 - Öğretmenim değişti
11- Hayır artık değiştirmeyeceğim.. Annem öğlenci ben sabahçıyım.. Evde tek başıma kalabiliyorum..
12- Büyüdüm .. Önlük değil, forma giyiyorum.. Eteğimi kıvırdım :)
13- Adımın İngilizcesi yokmuş :) İngilizce öğreniyorum
14- Çıkmak ?? Neden çıkmak deniyor acaba :)
15- Folklör ... Tey teyyyyyyy!
16- Fen mi Matematik mi ne okumalı ?
17 - Aşık oldum !!!
18 - Hayatımdaki en büyük yarayı kazıdım.. Annemle özgürüz !
19 - Lütfen kazanayım Allahım lütfen !!
20 - İ.Ü. Latin Dili
21 - Okey oynamaktan sınıfta kalan kaç kişi var?
22 - Çalış .. çalış .. çalış... 4 yılda bitmeli !
23 - Latince konuşulmayan bir dildir :)
24 - Mezun.com :)
25 - Alo Anne ! Terfi ettim yuppiii !
26 - Alo Anne ! Beni istemeye geliyorlar ...
27 - Evet .. Evet .. Evet ...
28 - Alo Anne ! Beyazları 90'da yıkadım, bumburuşuk oldular, açılır mı?
29 - www.yemekbahane.blogspot.com blog açtım, okudunuz mu?
30- Perşembe - Evde temizlik var , Cuma - Ekiple toplantı yapılacak , cumartesi - pasta kursu , Pazar - kahvaltıya misafir
31 - Haftasonu gelemem, siparişlerim var, pasta yapmam lazım
32 - Yemek pişirmeyi seviyorum!
33 - Nefes almaya şükrettim ... Korktum .. Çok korktum ...
34 - Arttım.. Yükseldim.. Değerlendim.. Aras'ım geldi dünyaya
35 .....

Hayat bu ne getirecek bana , bizlere ...Yol yarılandı mı bilinmez ..
Anacım! iyi ki doğurdun ...

Sağlıkla & afiyetle !

9 Ağustos 2012 Perşembe

Ramazan Ayı'nda Bir Çocuğumuzu da SEN Güldürmek İster misin?


LÖSEV, Türkiye genelinde yaklaşık olarak 11.500 lösemili aileye mutluluk kolileri dağıtıyor.

Vakıf, zorlu tedavi sürecinden geçen lösemili ve kanserli çocukların moral kazanmaları için Türkiye’nin dört bir yanında Ramazan’da iftar yemekleri de düzenleyerek yüzlerce aileye ulaşıyor. Eğer sen de bir koli mutluluk armağan etmek istersen farklı paketlerdeki yardım seçeneklerinden en uygununu seçip bu kutsal ayda desteğini gösterebilirsin.

Detaylı bilgi için www.losev.org.tr sitesi veya www.facebook.com/losev0660 Lösev Facebook sayfasını ziyaret edebilirsin. Lösev’i Twitter’da da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile paylaşımlarınla destekleyebilirsin.

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

28 Haziran 2011 Salı

2 AY BİTERKEN

Aras Oldum olası düşündüğüm bir şeydir, zamanın izafiliği... Beklerken geçmek bilmeyen vakit birden elinden kayar gibi geçer gider. Bu günlerde zamanın ayaklarına zincir taksam mı diye düşünüyorum :) Birçoğunuz anne olduğunuz için beni çok iyi anlıyorsunuzdur eminim. Oğlum bugün tam 2 aylık olurken zamanın hızı beni onun büyümesini seyrederken keyiflendirse de bugünlerin bir daha geri gelmeyeceğini bilmek zamanı durdurma hissine itiveriyor. Onu ilk kucağıma aldığım andan beri zaman son vites akıp gidiyor.
Her saniyesinden keyif almak her anını beynime kazımak isterken saatler akıp gidiyor. Bir bakıyorum sabah bir bakıyorum akşam oluvermiş. Ama hayatımın en özel 2 ayını geride bırakırken oğlumun küçülen kıyafetleri, yüzüne yerleşmeye başlayan gülücükleri ve "seni tanıyorum ben" diye bakan o küçük gözleri ile mutluluğu yaşıyorum. Bu iki ayda annemi daha da iyi anlıyorum. Hatta ona bir soru sordum ... Bu yükü 34 yıldır nasıl taşıyorsun? Birisi için 34 yıldır nasıl yaşıyorsun? Birisini 34 yıldır nasıl merak ederek hayatını geçiriyorsun? Annelik dedikleri şeyi yaşamanın verdiği derin hisleri yaşamak hem acı veriyor hem de dünyanın en keyifli şeyi.
İşte 28 Nisan'dan beri hayatımda olan en değerli şeyin bana hissettirdikleri böyle... Bir dalga gibi giderek de büyüyen bu sevgiye Allah'ım her isteyeni kavuştursun inşallah.
Bu vesile ile hepinize iyi kandiller diliyorum..
Afiyetle ve sağlıkla kalın,

17 Mayıs 2011 Salı

SOKAĞA ÇIKMAK

Meğer hayatta pat diye yaptığınız şeyler nasıl da zorlaşabiliyormuş. 28 Nisan öncesinde (yani Aras aramıza katılmadan hemen önce) :) eşimle bir yere gitmeye karar verdiğimizde 5. dk da kendimizi yolda bulurduk :) Özellikle pazar sabahları Çengelköy seferlerimiz pek meşhurdu. Hoppp sabah 09:30 Müge & Engin börekçinin önünde sırada oluverirdi :) Geçtiğimiz pazar günü havayı güzel görünce sokağa çıkmaya karar verdik ... Ama bu karar veriş evde bir trafik yarattı ki görmeniz lazımdı. Aylar önce alınan puset, kullanmayı bilmez ellerde evrilip çevrildi, açma kapama nasıl oluyor kitabına bakarak çözülmeye başlandı, ayy ya üşürse, ya terlerse durumları için kıyafetler, acıkırsa, ağlarsa, altına yaparsa süreçlerine dair önlemler, ilk çıkış bu kaydedilmeli :) diye fotoğraf makinasının acil şarj işlemleri falan filan...Neyse 1 saatlik hazırlığın sonunda maaile çıkıverdik sokağa...Nereye gittiğimizi açıklıyorum, arka caddedeki parkta kısa bi yürüyüş ve akabinde bir yemek... :) Yani evden sadece 300 mt uzağa :)
Kendi kendimize gül gül öldük :) Bir de arabaya binsek ne olacak diye...
Ama kendimizi 2 gün içinde aştık bile , bugün Aras ilk pikniğini yaptı :) Sinem teyzesinin müthiş lojistiği ile iplerini koparttı deniz havasında püfür püfür 2 saat uyuyarak ciğerlerine çekti oksijeni.
Sokağa çıkmak bir iş oldu bizim için artık :)
Hadi bakalım :)

9 Mayıs 2011 Pazartesi

YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI HAYATIMDA

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba...

Buralarda olamasam da gelen mesajlarınızı okuyorum.Beni yalnız bırakmadığınızı hissetmek bana nasıl iyi geliyor bir bilseniz. Bir müddet buralara sıkça uğrayamayacağımı biliyordunuz zaten, bunu 9 aydır beni takip edenler az çok tahmin etmiştir.O bekleyişim 28 nisanda son buldu, artık Aras'ım yanımda...Birbirimize alışmakla geçiyor günlerimiz.Hayatımın anlamı, yaşama bakışım değişti o geldiğinden beri, bir çok annenin olduğunun gibi.Şimdilik belirli bir rutinde gitse de günlerimiz, her an büyüdüğünü seyretmek büyük bir keyif gerçekten de.
Dün ilk anneler günümüzü kutladık oğlumla..Hayatımda yeni bir özel gün daha var artık ve sanırım bu en özeli oldu. Ayrıca dünün bir başka manası daha vardı ailemiz için..Biricik aşkım, sevgili eşimle 7. evlilik yıldönümümüzü kutladık. Geçtiğimiz senelerden farklı olarak minik oğlumuz bize katıldığı için çok daha anlamlı bir kutlama oldu.

İşte böyle sevgili dostlarım..

Bir müddet müsadenizle diyerek, tüm annelerin geçmiş anneler gününü kutluyorum...

Sağlıkla ve afiyetle kalın...

Müge

7 Mart 2011 Pazartesi

BUGÜNLERDE BEN...




Blogspotun kapanması moralimi çok bozdu, bir çoğunuzun olduğu gibi. Elim klavyeye gitmez oldu, içim çok buruk. Günlük okunma oranlarına baktığımda bu üzüntüm daha da artıyor sanki.Durumun düzelmesini çok istiyorum ve umut ederim bu en kısa sürede gerçekleşir.

Bugünlerde ben neler yapıyorum..??

Bol bol minicik, pıtırcık parçalı çamaşırlar yıkıyorum :) Kuzumun gelişine az kaldığı için artık son hazırlıklarımı tamamlıyorum.

Hummalı bir parti hazırlığı içerisindeyim ;) Elbetteki bir baby shower partisi de kısmetse kendime planlıyorum.

Bol bol kutu katlıyor, hastane için hazırlıklarımı sürdürüyorum.

Bu arada tabii hala çalışmaya devam ediyorum, 1 ay daha devam edip artık kuzumu evde beklemeye çekileceğim.

İşte bu aralar ben..

Bu arada www.yemekbahane.wordpress.com/ adresine blogu yedekledim, bilginize ...

1 Mart 2011 Salı

BLOGUMA DOKUNMA



Yine aynı nane... yine yok maç yayınlanıyor, kaçak yayın yapılıyor gerekçeleri ile bloggerların tamamı mı cezalandırılacak? Bir iki sene önce yine aynı şey olmadı mı? Nedir sorun olan ? Birileri yanlış yapıyor diye tüm kitleler mi cezalandırılmalı?

Bloguma dokunmayın kardeşim...

28 Şubat 2011 Pazartesi

TATİLİM GELDİ !



Dışarıdaki soğuk ve kasvetli havadan mıdır, bu soğuk havaya rağmen içimden alev fışkırmasından mıdır, artık kendimi dahi zar zor taşımamdan mıdır bilinmez, çok fena tatilim geldi a dostlar. Şimdi bir çoğunuz, hele de çocuklu olanlarınız bu yazımı okurken, "ahh güzelim unut sen bir süre tatili" diyorsunuz biliyorum.Hayali bedava değil mi , hayal ediyorum ne yapayım :)
Şöyle sıcacık bir kumsalda, sırtüstü yattığımı...Ahhh sırtüstü yatma kısmını ayrı özledim :) Yanlarım çürüdü artık sola yatmaktan :( Denizde yüzdüğümü, açık büfelerde fink attığımı hayal ediyorum :)
Ya da uzzzuuunnn bir yolculuğa çıktığımı, yolda her mola yerinde durduğumu ve yolculuğun sınırsızca tadını çıkarttığımı hayal ediyorum. Dere tepe gezdiğimi, uçakla uzaklara gittiğimi hayal ediyorum.
Ama bütün bunları hayal etmemi sağlayan bir suçlu var.O yazıyor, ben hayal ediyorum. Hep onun yüzünden oluyor bunlar.

Sevgili Işık'cım, hamileler her an herşeye aşerebilir... Bu kadar gezmesen diyorum :)

Şaka bir yana, arkadaşım Işık'ın "Gezmeli" adındaki bloğunu takip etmenizi tavsiye ediyorum. Özel gezi notları ve tavsiyeleri ile tam bir seyahatname tadında bir blog tutuyor. Ama bir konuda söz veremem, canınız çekebilir :)
Afiyetle kalın...

16 Şubat 2011 Çarşamba

UZAKTA AMA BİR O KADAR YAKINDA

Ben hala onu bazen Beşiktaş'taki evinde sansam da, ayda en azından bir kerecik bile olsa göremememi, yoğun iş temposuna bağlasam da aslına o gideli bayağı oldu..Gitti ama hep soluğu üzerimde. Oğluşu ve beni sürekli yokluyor, bana uzaktan kokulu kokulu öpücükler yolluyor. Sık sık uzun uzun yazıyor bana, nerede, ne yapıyor, hayal ediyorum ben de ..

Güzel yüzlü Esen'im yarinin yuvasına konalı beri bizden uzakta olsa dahi elini hiç çekmedi üzerimizden. Şimdi de gün sayıyoruz, geleceği günü.Oğluşu görmeye geleceği günü.

Evini bıraktı gitti, işini bıraktı gitti, annesini bıraktı gitti, sevdiklerini bıraktı gitti, İstanbul'u bıraktı gitti ama meğer gitmesi lazımmış. İçindeki kurabiye ve cupcake perisi canlanıverdi. Şimdi İsviçre'de lezzet saçar oldu. Ben de sizlerle onun bloğunu paylaşmak istedim bugün. Buyrun Avrupa'daki taze gelinin marifetleri bu blogda...



Afiyetle & sağlıkla,

14 Şubat 2011 Pazartesi

GÜZEL BİR GÜN OLSUN




Fotoğrafı görünce yüzümde bir tebessüm oluştu. İşte orta noktayı bulma, işte anlayış, işte fikir birliği dedim kendi kendime...İnsan yeter ki gönlünü güzel tutsun...

Canım okuyucularım bu vesile ile hepinizin Mevlüt Kandili Mübarek, Sevgililer Günü Kutlu Olsun...

Afiyetle & sağlıkla,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails