29 Haziran 2010 Salı

HARİKA BİR GÜNDEN GERİYE KALANLAR

Görüşmelerimiz bir düzene oturdu ve bu durumdan biz çok memnunuz.. Cumartesi günü Yasemin'deydik.
Yine uzun uzun yazmayacağım neler olduğunu, fotoroman edasında olsun istedim yine :)Midem ve objektifim bayram etti demiştim ya işte o günden geriye kalanlar ...
Bir sonraki görüşmede Münevver Abla'dayız ... Hem de çok sıkı olacağına emin olduğum bir Ramazan sofrasında ...
Afiyetle & sağlıkla,

Müge Karahan


Müge Karahan


Müge Karahan


Müge Karahan


Müge Karahan


Müge Karahan

AJANDA - TEMMUZ SAYISINA ÇOK AZ KALDI !



Çalışıyoruz.. Güzel şeyler çıkıyor..
Ajanda 'nın Temmuz sayısı yine dopdolu, rengarenk..
Ajanda , yayımlandığı gün size otomatik olarak gelsin isterseniz, ücretsiz olarak abone olabilirsiniz.
Bu ay neler mi var :) Okumaktan keyif alacağınız bir sürü konuyla dolu derginiz 2 gün sonra mailinizde !
Ajanda, Online Aktüel Derginiz ..İçinde çok şey olan rengarenk dergi ..



Ajanda Ekibi

28 Haziran 2010 Pazartesi

YOĞURTLU BULGUR SALATASINDA GÜNCELLEME VAR!

Yoğurtlu Bulgur Salatası



Güzel bir haftasonuydu.Harika bir sofranın çevresinde harika insanlarla harika vakit geçirdim cumartesi günü. Hem midem hem de objektifim bayram etti. Detaylarını vermek için biraz çalışmam lazım. O kadar çok fotoğraf çektim ki içlerinden nasıl seçme yapacağım bilmiyorum. Cumartesi günü, bu sefer de Yasemin'de toplandık.
O konu rafta sıcak sıcak bekleyedursun, açık büfe davet sofrasının ikramlarının üzerinden gitmeye devam edelim. Bu tarif yeni değil, demirbaşlar sınıfına girmeyi başarmışlardan biri. Yeni olan ise fotoğrafı.Şu yenilenme projemi biliyorsunuz, ona fırsat buldukça devam ediyorum. Beğenmediğim fotoğrafları yenilemek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorum denilebilir. Ancak yeri gelmişken tarife dair iki övgü dolu kelime yazmadan da geçemeyeceğim. İki kelime hakkımı da şunlarla kullanıyorum.. KOLAY & VAZGEÇİLMEZ ... :)
Bu arada AJANDA'nın Temmuz sayısı için son 2 gün.. Çok heyecanlıyım.İlk sayıda yarattığımız memnuniyeti daha da yukarı çıkartmak adına çok çalışıyoruz.Umarım Temmuz ayında sizler için seçtiklerimizi beğenirsiniz..

Afiyetle & sağlıkla,

24 Haziran 2010 Perşembe

DİL PEYNİRLİ PATLICAN RULOLARI

Dil Peynirli Patlıcan Rulosu



Patlıcan'ın minimalleşme ve kokoşlaşma serüveni..
Ayy çok güldüm bu lafıma :) Bizim babayani, girdiği yemeğe kallavi bir karizma getiren patlıcana yaptığıma bakın hele :) Kokoş :)
Ama hakikaten içine dil peyniri giren patlıcanın başına gelen avrupalılaşma durumu mudur? Memleketi neresi olursa olsun, sonuç yine memnun edici...
Yazın misafir gelince patlıcanı eksik olmayan ben,açık büfemde pratik ama farklı bir sunum yapmak istedim.

Tek başına da servis edilebileceği gibi, et yemeklerinin yanına da şık ve lezzetli bir garnitür olarak değerlendirilebilir.

Malzemeler:
  • 4 adet ince uzun patlıcan
  • 200 gr dil peyniri
  • 15-20 adet cherry domates
  • kızartmak için sıvıyağ

Patlıcanları alacalı olarak soyup uzunlamasına dilimleyerek tuzlu suda yaklaşık 15-20 dk kadar bekletiyoruz. (dilimlerin çok ince veya çok kalın olmaması önemli)

Patlıcanları kurulayıp kızgın yağda altın rengi alıncaya kadar kızartıyoruz. Kızarttığımız dilimleri, fazla yağını süzdürmek amaçlı olarak kağıt peçete serili bir tabağa alıyoruz.

Patlıcanların arasına birer dilim dil peyniri koyup rulo yapıyoruz. Yaptığımız ruloları bir borcama ya da fırın kabına diziyoruz. Her bir rulonun üzerine yarım cherry domates koyarak 180 derece fırına vererek peynirleri eritiyoruz. Domatesler yumuşayınca , fırından alarak servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

21 Haziran 2010 Pazartesi

AÇIK BÜFE DAVET SOFRASI

Pazar günü çok özel misafirlerim vardı. Mezuniyet CD'mizi bulduğumuzda bunu beraber seyretme karar vererek bizim evi mekan olarak belirledik. Bu toplantıyı daha da özel kılabilmek adına özenle hazırlanmak istedim ve günler öncesinde menü oluşturmaya başladım.
Menü oluştururken bir çok kriterim oluyor muhakkak bir çoğunuzun da gözettiği şeyler olduğu gibi. Gelecek kişilerin damak tatları, mevsim, gelinen saat dilimi, gelen kişi adedi, servis biçimi benim için belirleyici unsurlar diyebilirim.
Bu kriterleri gelecek kişilerde değerlendirdiğimde damak tadı konusunda Enginciğim dışında tutucu pek kimsenin olmayışı işimi kolaylaştıran en önemli adım oldu, bunu itiraf etmeliyim. Yaz mevsimi ve havaların gayet sıcak oluşu nedeniyle menüde ağırlıkla sebze ve salatalara yer vermeyi tercih ettim. Tam öğlen vakti gelinecek olması ise beni aperatiflerin bulunduğu bir menüye itti. Kişi sayısının kalabalık oluşu nedeniyle açık büfeyi tercih edecek olmam da alması,yemesi,servis etmesi kolay yiyecekler seçmemde belirleyici oldu diyebilirim.

Menüde:



Tüm tarifleri sırayla veriyor olacağım.


Ama önce büfeden bir kaç kare ...

Açık Büfe Davet Sofrası

Açık Büfe Davet Sofrası

Açık Büfe Davet Sofrası

Açık Büfe Davet Sofrası



Afiyetle & sağlıkla,

16 Haziran 2010 Çarşamba

DOMATESLİ PİLAV

domatesli pilav



Sıcakların kendini iyice hissettirmesi ile mutfaklardaki faaliyetler de minimal olmaya başladı hersene olduğu gibi.
Zeytinyağlılar ve daha pratik yiyecekler şu ara herkesin olduğu gibi bizim evin de gündeminde.Ne zaman yemek pişirdiğimi dahi unutuyorum biliyor musunuz? Günler uzayınca hergün erkenden eve de girmek gelmiyor insanın içinden, bazı günler dışarıda birşeyler atıştırmak daha cazip gelebiliyor.

Ne olursa olsun pilav ve makarnadan bizim evde tabii ki vazgeçilemez. Bugün sizlerle domatesli pilavı paylaşmak istiyorum. Hazır kıpkırmızı hakiki domates yeme fırsatımız varken tam da mevsimi değil mi?

domatesli pilav



Malzemeler:

  • 2 su bardağı pirinç
  • 2 adet büyük boy domates
  • 3 yemek kaşığı sıvıyağ (ben zeytinyağ kullandım)
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • 2 adet Maggy Tavuk Bulyon (tercihe bağlı kullanılmayabilir)
  • 2 adet kesmeşeker
  • tuz
  • Sıcak su

Pirinçleri iyice yıkayıp sıcak su ve 1 çay kaşığı tuz koyduğumuz bir kapta yaklaşık 30 dk kadar bekletiyoruz. Bu süre geçince pirinçlerin suyunu süzüyoruz.


Domatesleri rendeleyip hazırlıyoruz. Pilavı pişirececeğimiz tencereye sıvıyağımızı koyup pirinçleri kavurmaya başlıyoruz. 3-4 dk kadar kavurduğumuz pirinçlere rendelediğimiz domatesleri ve salçayı ilave edip bir süre daha kavuruyoruz. 3 su bardağı sıcak su, 2 adet tavuk bulyon, 2 kesme şeker ve 1 çay kaşığı tuz (arzuya göre ve bulyon kullanımına göre değişebilir) ilave edip, tencerenin kapağını kapatıyoruz.


Orta hararetteki ateşte pilavımız suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Suyunu çekince, üzerine bir havlu kağıt vb. koyup kapağını havlu kağıdın üzerinden kapatarak demlenmeye bırakıyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

14 Haziran 2010 Pazartesi

AJANDA Tatil Eki

Yok yok.. Biz Temmuz'u bekleyemedik. O kadar güzel yorumlar bıraktınız ki bizleri teşvik eden, sevindiren, biz bir ayı nasıl geçiririz dedik, heyecandan duramadık :)
Madem yaz geldi.. Madem yazlık yerlerde de bir sürü etkinlik var gidecek görecek.. Bizim AJANDA'nın da mini bir eki olsun...

Ajanda Tatil'de sizler için Türkiye'nin popüler tatil merkezlerindeki etkinliklerini derledik..

Ajanda'sız tatile çıkmayın, ne yapacağım derdine düşmeyin!

Ajanda Tatil'i online okuyabilir ya da pdf olarak indirebilirsiniz.

İyi tatiller!

ajanda_kapak

9 Haziran 2010 Çarşamba

ACABA SİZİ Mİ ARIYORUZ?


Ajanda Ekibine Katılmak İstermisiniz?

Bir elin nesi var, birden fazla elin AJANDASI var!
Biz 12 el biraraya geldik, AJANDA'yı yarattık...

Hem çok eğlendik hem de ortaya birşey çıkarmanın ve güzel yorumlar almanın mutluluğunu yaşadık.

Bizimle bu duyguları yaşamak isteyen 2 el daha arıyoruz ekibimize.

Bu eller, grafik ve web tasarım bilsin, derginin görsel dizaynını emanet edelim istiyoruz...

Eğer bu meziyetlere sahip bayan bir bloggersanız, aylık dergimiz AJANDA'ya bu şekilde destek olabilirseniz bize hemen yazın lütfen,

ajandadergisi@gmail.com

7 Haziran 2010 Pazartesi

FIRINDA MUSAKKA

musakka



Şu patlıcanın her haline bayılıyorum...
Musakka ise favori yemeklerimdendir. Bazen tencerede pişirebildiğim gibi bazen de fırına veririm. Her ikisinin de keyfi başka elbette ama yanındaki arkadaşı mis gibi tereyağlı pilav oldu mu nasıl yapıldığına pek takılmamak lazım sanırım :)



musakka



Malzemeler:

  • 3-4 adet patlıcan
  • 3 adet domates
  • 8 adet yeşil biber
  • 1 adet orta boy soğan
  • 300 gr kıyma
  • 4-5 diş sarımsak
  • 1,5 yemek kaşığı domates salçası
  • 1/2 yemek kaşığı biber salçası
  • Maydanoz
  • Kızartmak için sıvıyağ
  • tuz, karabiber



Patlıcanları alacalı soyup eşit boyutta halkalar olacak şekilde dilimliyoruz. Tuzlu suda 15-20 dk kadar beklemeye bırakıyoruz.

Havlu kağıtla patlıcanları iyice kuruluyoruz. Bir tavada yaklaşık 2 su bardağı kadar sıvıyağını kızdırıp patlıcanlarımızı kızartıyoruz. Havlu kağıt serdiğimiz bir servis tabağında patlıcanların fazla yağını çektiriyoruz.




Soğanı yemeklik doğruyoruz. Sarımsakları ince ince kıyıyoruz. Derin bir tavaya 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ ekleyip, soğan ve sarımsakları kısık ateşte soteliyoruz. Soğanlar yumuşayınca kıymayı da ilave edip, beraberce pişirmeye devam ediyoruz. 4 tane biberi doğrayıp, kavrulmakta olan kıymaya ilave ediyoruz. 2 tane domatesin kabuklarını soyup küp küp doğruyoruz. Doğradığımız domatesleri de ekledikten sonra salçaları da katıyoruz.Tuz ve karabiber ilave ediyoruz. İnce kıyılmış maydanozu da katıp 2 çay bardağı su da ekleyerek kısık ateşte bir miktar pişmeye bırakıyoruz.




Bir borcama bir sıra patlıcan dizip üzerine kıymalı karışım yayıyoruz. En üstte patlıcan kalacak şekilde bu işlemi tekrarlıyoruz. Kalan 1 tane domatesi yuvarlak şekilde dilimliyoruz. 4 tane biberi de ortadan ikiye kesip hazırlıyoruz. Musakkanın üzerini domates ve biber ile süslüyoruz. Kıymalı sosun kalan suyundan üzerine gezdirip musakkayı 200 derecede ısıttığımız fırına veriyoruz.




Domates ve biberler kızarınca musakkayı fırından alıyoruz.



Afiyetle & sağlıkla,

4 Haziran 2010 Cuma

PAŞA BÖREĞİNDE GÜNCELLEME VAR

paşa böreği



Güncelleme faaliyetlerimiz devam ediyor.Fadime'ye yaptığımız ziyaret için pişirdiğimde, evimizin vazgeçilmez lezzetlerinden Paşa Böreğinin de fotoğrafını güncellemiş oldum.

Patatesli börek seviyorsanız, Paşa Böreği bağımlısı olabilirsiniz,DİKKAT !

İyi haftasonları..
Afiyetle & sağlıkla,

2 Haziran 2010 Çarşamba

TAHİNLİ CEVİZLİ ÇITIR RULO KURABİYE

Tahinli Cevizli Rulo
Öncelikle bir kaç sözüm olacak...

Yemekbahane'yi ilk açtığım günden beri, yeni bir adım atmanın keyfini ilk aldığım günden beri, beni hiç yalnız bırakmadığınız için;
ne zaman yeni bir şey yapmaya gönül koysam, beni hep desteklediğiniz ve övgü dolu sözlerinizle beni cesaretlendirip, yola devam etmemi sağladığınız için sizlere özel bir teşekkür etmem gerekiyor. AJANDA'yı hazırlanırken, aklımda "HADİ İNŞALLAH" ların olduğu kadar "YOKSA ve ACABA"lar da vardı.Ama bildiğim bir şey vardı ki en doğru cevabı "SİZ" verecektiniz ve verdiniz de ... İçimize öyle bir cesaret ve yola devam coşkusu pompaladınız ki bir sonraki sayının heyecanı ile yanıyor yüreğimiz. Hepinize ayrı ayrı TEŞEKKÜR etmek istiyorum, okuyan, yorum yazan, tebrik eden hepinize ...AJANDA'yı ve bizi izlemeye devam edin diyorum :)


Gelelim sebebi bloğumuza. Yemekbahane'ye vesile gerek, sırf günü güzelleştirelim diye değil mi?
Bugünkü vesilemiz ise bu ağızda süper bir keyif bırakarak çıtır çıtır dağılan enfes rulolar. Yapımı da son derece basit. Acemi mutfak şefleri hem de tam size göre !!


Malzemeler:
  • 2 yufka
  • 1 su bardağı tahin
  • 1,5 su bardağı ceviziçi
  • 1/2 su bardağı tozşeker
  • Üzeri için pudra şekeri


Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz.

Yufkamızın ilkini tezgahımıza seriyoruz. Üzerine tahini bir kaşık yardımı ile sürüp, tozşeker ve ceviz serpiyoruz. İkinci yufkayı da serip aynı işlemi tekrarlıyoruz. Üstüste olan yufkaları rulo şeklinde sarıp 2-3 cm kalınlığında verev dilimler şeklinde kesiyoruz. Yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş tepsiye dilimleri dizip üzerleri pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.
Piştikten sonra fırından çıkartıp soğumaya bırakıyoruz.

Üzerlerine pudra şekeri serpip servis ediyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

1 Haziran 2010 Salı

Veeee KARŞINIZDA "AJANDA"

AJANDA KAPAK_HAZIRAN



1 Haziran 2010 , bugün ilk sayımızla karşınızdayız !

Dergimize http://www.ajandadergi.blogspot.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Uzun zamandır bir şey için bu kadar heyecanlanmamıştım sanırım ...

Keyifli okumalar diliyorum,

28 Mayıs 2010 Cuma

AJANDA DERGİSİ YAYINA HAZIR !

AJANDA KAPAK_HAZIRAN



Geçen yazımda
bahsettiğim üzere, bu sıra mutfaktan uzak kalışımın güzel bir sebebi var... AJANDA 'yı hazırlamakla meşguldük. Çocukluk arkadaşım Sinem ile ayaküstü konuşurken ortaya attığımız fikir, 1 Haziran 2010 itibari ile yayına giriyor olacak.

Donanımlı bir ekiple hazırladığımız AJANDA'ya ücretsiz abone olabilir ve her ay dergi yayımlandığında otomatik olarak emailinize yeni sayıyı alabilirsiniz. Bunun için yapmanız gerekn tek şey www.ajandadergi.blogspot.com adresine girerek sol tarafta yer alan email alanına emailinizi girmek ve kaydolmak.

AJANDA'nın ilk sayısına davet ediyorum sizleri ve heyecanla yorumlarınızı bekliyorum!


------------------------------



AJANDA


Eğlenceli ve Kültürel Etkinlik Önerileri


Gezecek, okuyacak, seyredecek, deneyecek, değerlendirecek, ilginizi çekecek birçok şeyin olduğu bir dergi hazırladık, adını AJANDA koyduk!


AJANDA tam 1 AY boyunca ne yapmalı, nereye gitmeli, ne seyretmeli, ne okumalı gibi sorularınıza cevap bulacak, sizlere rehberlik edecek. Ayrıca kitap, film inceleme yazıları, röportajlar, ayın bloğu, yazı dizileri, fotoğrafçılık, dalış, çocuklarla aktiviteler, İstanbul’da turist olmak gibi türlü türlü ilgi çekici konu AJANDA’da.


Online kültür, sanat, etkinlik dergisi AJANDA ilk sayısı ile 1 Haziran 2010'da ajandadergi.blogspot.com da. Ücretsiz abone olabilir, indirebilir, kaydedebilir, bir ayı nasıl geçireceğinizi bizimle planlayabilirsiniz.


“1 Ay Garanti”


Dergiyi masaüstünüze indirin, 1 ay boyunca sıkılmadan okuyun!


Sizleri ilk sayımızı okumaya davet ediyoruz !


AJANDA Ekibi


Banu Hıdırlar


Burcu Çalışkan Kırcı


Duygu Phillips


Müge Karahan


Seda Asolar


Sinem Ergun

26 Mayıs 2010 Çarşamba

PAZILI HAVUÇLU KOLBÖREĞİ

Pazılı Havuçlu Kolböreği



Tarif vermeye bu kadar mola yeter sanırım. Bu ara yine biraz uzaklaştım mutfaktan. Sadece karnımızı doyurmak amaçlı bir pişirme eylemindeyim, yani sıradan şeyler geçiyor elimden. Bu uzaklaşmanın güzel bir sebebi var, bu haftasonuna doğru sizlere anlatacağım zaten. Güzel bir uğraş peşindeyim, sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum aslında.Umarım bu heyecanıma sizler de ortak olursunuz.

Bu böreği akşam yemeği için gelen misafirlerime pişirmiştim. Pazı ve havucu birbirine yakıştırdığım için iç malzemeyi de bu şekilde seçtim, tabii yine arzuya göre iç malzeme değişebilir.

Malzemeler:

  • 1 demet pazı
  • 2 adet orta boy havuç
  • 1 adet orta boy soğan
  • 3 adet yufka
  • Sıvıyağ (ben zeytinyağ kullandım)
  • 1 yumurtanın sarısı
  • tuz
  • susam

Pazıları yıkayıp, ince ince doğruyoruz. Soğanı da yemeklik doğrayıp, 2 yemek kaşığı sıvıyağ ile birlikte derin bir tavaya alıyoruz. Orta hararetteki ateşte sotelediğimiz soğanlara bir müddet sonra pazıları da ilave ederek, beraberce pişiriyoruz. Bu aşamada tuzunu katıp kapak örtmeden pazılar iyice kavrulup suyunu çekene kadar pişirmeye devam ediyoruz.

Diğer yandan havuçları temizleyip rendeliyoruz ve bir başka tavaya daha bir miktar sıvıyağ ekleyip havuçları orta kuvvetteki ateşte soteliyoruz. Havuçlar da pişince pazı ile karıştırıp iç harcın hazırlığını tamamlıyoruz. Bu aşamada harcın tuzunu da kontrol edip, gerekiyorsa ilave ediyoruz.

Böreği yapacağımız tepsiyi (3 yufka ile yaptığımız için orta boy bir borcam yeterli olacaktır) margarin ile yağlıyoruz.

Bir kaseye 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ ve 1 çay bardağı su ile bir karışım hazırlıyoruz. 3 yufkanın herbirini ortadan ikiye keserek 6 adet yarım daire şeklinde yufka elde ediyoruz. Her bir yarım daire yufkayı bir fırça yardımı ile önce su ve sıvıyağlı karışımla nemlendiriyoruz. Geniş tarafına hazırladığımız harçtan koyarak uzun bir rulo yapıyoruz.Gül gibi kıvararak tepsinin ortasına yerleştiriyoruz. Diğer yarım ayları da aynı şekilde hazırlayıp ortadaki gülün çevresine sararak böreği tamamlıyoruz.

Yumurta sarısını böreğin üzerine sürüp, susam serptikten sonra önceden 180 derecede ısınmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

25 Mayıs 2010 Salı

MUTLU OL ESENİM

Cumartesi günü canım arkadaşım Esen'in düğünü vardı. Evlendikten sonra artık başka bir ülkede yaşayacak olması bizi bu sevincin yanında hüzünlendirse de yine de bizim düğün coşkumuz görülmeye değerdi sanırım.

Bu coşkuyu unutmayalım, bir yerlerde hep saklı kalsın diye, Esen'e uzak diyarlara giderken daha çok hatıra emanet edelim diye çok özel birinden yardım da aldık. O günü Sevgili Burcu'nun kadrajına emanet ederek ölümsüzleştirmek çok iyi bir fikirdi, iyi ki yapmışız. O fotoğraflar henüz elimde yok ama benim çektiğim bir iki kareyi sizlerle paylaşmak ve Esenciğime buradan tekrar mutluluklar dilemek istiyorum.


esen düğün


esen düğün


esen düğün


esen düğün


Afiyetle & Sağlıkla

20 Mayıs 2010 Perşembe

GÜLE GÜLE OTURUN ZİYARETİ

Bibi'ye hoşgeldin demeye gittiğimizde bunu düzenli hale sokmaya karar vermiştik. Geçtiğimiz haftanın yoğun gündem maddelerinden biri de Fadime'ciğimize yeni evinde hayırlı olsun demeye gidişimiz oldu.
Toplaştık, arabalara doluştuk,elimizde mamalarımızla çaldık Fadime'nin kapısını...
Kadroda eksikler vardı malesef:( ama geçen sefer gelemeyip buna katılan da oldu, sevgili Esra da aramızdaydı bu sefer. Selen, Yasemin, Münevver Abla, Pınar, Gülriz tüm marifetleri ile yine aramızdaydılar.

Ben yine her zaman yaptığım gibi, kimse masaya oturmadan bol bol yiyeceklerimizin fotoğrafını çektim ama sonra ortada gezinen diğer yemelikler o kadar dikkatimi çekmeye başladı ki kendimi alamadım, onların sakin durdukları anı yakalayabildiğim anda bastım deklanşöre..

Davet menüsü fikri olsun diye masadakileri sıralarsak:


Can



Sencer



Tuana



Bıdıklar


Afiyetle & sağlıkla,

17 Mayıs 2010 Pazartesi

BEYPAZARI - 2

Beypazarı gezimize kaldığımız yerden devam edelim...
Bir önceki yazıda yemeklerini bol bol anlattığım Beypazarı'nda sanırım en keyifle yaptığım ikinci şey, ilki tabii ki yemek yemekti, fotoğraf çekmek oldu.
Her köşesinde bir kare yakalayabileceğiniz Beypazarı, restore edilmiş 500'den fazla ev ve konağı ile doğal bir müze gibi.
Sözün özü, Beypazarı'na mukakkak fotoğraf makinanızla gitmelisiniz.
Hıdırlık Tepesi, Yaşayan Müze, Halk Evi, Gümüş Mağazaları, Alaattin Sokak ve İnözü Vadisi muhakak görmeniz gereken yerler.
Alaattin Sokak'ta restore edilmiş evler ve yöresel yiyeceklerin satıldığı stantlar bulunuyor.İnözü Vadisin'de dağdan gelen buz gibi suyun kenarında dolma yemeden gelmeyin sakın :) Bakın hala aklımda dolma var :)
Yaşayan Müze ise hakikaten enteresan bir yerdi. İçerisinde çeşitli faaliyetler bulunduğu için adı Yaşayan Müze olarak geçiyor. Ebru sanatı uygulaması, kurşun dökme ritüeli gibi çeşitli faaliyetlerin yapıldığı tarihi konak ihtişamı ile de göz dolduruyor.
Konaklama konusuna gelecek olursak, Beypazarı, restore edilmiş konaklarla dolu. Tarihi dokusu korunmuş bu pansiyonlarda oda&kahvaltı şeklinde ödeme yaparak kalabilirsiniz. Biz Bey Konağı'nda kaldık ve gayet memnun ayrıldığımızı söyleyebilirim.
Yazımın sonunda Beypazarı'ndan bir kaç kare daha paylaşarak bu yazıyı tamamlamak istiyorum.
Yolunuzun güzel ve sizi mutlu eden yerlere düşmesi dileğiyle,



Gülengözlü


Beypazarı'nda gözleri gülen bu güzel kız sanırım hafızamdan hiç silinmeyecek...

Beypazarı


Restore edilmiş konaklardan kesit

Beypazarı Çarşısı


Alaattin Sokak - Güveççi

Nallıhan


Beypazarı - Bolu yolu .. Linyit yatakları


Beypazarı Gümüşçüler


Gümüşçüler



Kuklalar


Alaattin Sokak

Alaattin Sokak

Alaattin Sokak

İnözü Vadisi

İnözü Vadisi

BEYPAZARI - 1

Geçtiğimiz hafta benim için bir hayli yoğun gündemi olan bir haftaydı.8 Mayıs evlilik yıldönümümüz olduğu için kısa bir seyahat planı yaptık bu sene için; rotayı Beypazarı olarak belirledik.
İstanbul'dan yaklaşık 340 km uzakta Ankara'nın sevimli bir ilçesi, Beypazarı. Yolunuz daha önce düşmüş müydü bilmem ama, eğer haftasonu ufak bir kaçamak yapmak isterseniz bu sevimli beldeyi muhakkak ziyaret etmenizi öneririm. Birçok tur firması buraya gezi düzenliyor ancak siz şahsi araçlarınızla gitmeyi planlarsanız baştan uyarmam gerek ki malesef yolu pek güzel değil. Beypazarı'na İstanbul'dan Akyazı çıkışına kadar TEM otoyolundan gidiliyor. Sonrasında, eski Ankara yolundan devam ediliyor. Yolun bazı yerleri bir hayli bozuk ya da virajlı ama doğa, ekili tarlaların ihtişamı yolun bozuk oluşunu unutturacak şekilde güzel.

Beypazarı'nda ne yapılır? sorusuna cevap veriyorum...
Bol bol yenilir :) Peki ne ???
Beypazarı'nın sarması o kadar meşhur ki sokaklar size yaprak sarma ikram eden bayanlarla dolu.Hepsi birbirinden lezzetli ve incecik sarılmış yaprak sarmalarını kimseyi kırmayayım diye yemeye başlayınca, bir daha bir restauranta gidip karnınızı doyurmaya gerek kalmıyor :)
Durun daha bitmedi...
80 kat baklavasını tatmadan sakın dönmeyin..Çeşitli versiyonları ile Beypazarı'nın baklavası bir harika.
Beypazarı Türkiye'nin havuç rezervinin %60'ını sağlıyormuş, o nedenle beldede bolbol havuç lokumu, havuç suyu, havuçlu ekmek gibi çeşitlere de rastlıyorsunuz. Şimdi neden Beypazarı'nda ne yapılır sorusuna cevaben , yemek yenilir dediğimi anladınız mı :)
Daha bitmedi.. Her yerde tarhana, erişte, çeşitli sebze ve meyve kuruları satılıyor, gözlemeci-bazlamacılar siz tokken bile sizi sizden almaya yetiyor...
Ve tabii ki bir çoğunuzun bildiği BEYPAZARI KURUSU.. Bir şehir tereyağ kokar mı? Kokar... Heryer buram buram tereyağ kokusu ile bütünleşmiş Beypazarı kurusu imalatı yapan fırın doluysa kokar..
Beypazarı'nda başka ne yenir?
Muhakkak kıymalı tarhana çorbası içilmeli, meşhur Beypazarı Güveci yenmeden dönülmemeli..
"Peki Müge sadece Beypazarında yedin mi?" dediğinizi duyar gibiyim :) Yok tabii ki biraz da gezdim :) Ama onları sonra anlatacağım..
Yemenin dışında bol bol fotoğraf çektim..Birkaç kare ekliyorum ve şimdilik ayrılıyorum.. Bir sonraki yazımda "nerede kalınır", "nereleri gezilir" bilgileri ile devam ediyor olacağım ...

Beypazarı 80 kat baklava

Beypazarı Sarması


Beypazarı Kadını

Beypazarı Kahve


Beypazarı Yaşayan Müze

Afiyetle & sağlıkla,

10 Mayıs 2010 Pazartesi

BEBEK KURABİYELERİ

Mutluluk nerede ?
İşte burada..Yapmayı sevdiğin şeylerin içinde...

bebek kurabiyesi




bebek kurabiyesi




bebek kurabiyesi




bebek kurabiyesi



Biraz yokum, döndüğümde anlatacaklarım olsun diye...
Az laf, çok iş...

Not: Model & tasarım http://www.pastatasarim.blogspot.com/ 'dan alıntıdır.

Afiyetle, sağlıkla

6 Mayıs 2010 Perşembe

ÇİLEKLİ KUP

Çilekli Kup



Nasılsınız bugün? Umarım hepinizin keyfi yerindedir.. Dünkü güzel temennilerimizin sonrasında bahara yakışır bir lezzet ile karşınızdayım. Yapımı son derece basit ama tadı da bir o kadar harika.

Geçen sene Çilekli Yaz Tatlısı tarifinde uyguladığım kremayı uyguladım yine. Bu kremanın kıvamını, denerseniz çok beğeneceksiniz. Pastalarınızda da rahatlıkla kullanabileceğinizi hatırlatmak istiyorum. Bu yazımda da kayıt altında bulunması adına tekrar hatırlayalım isterseniz.

Kremanın tarifi:

  • 1 kg süt
  • 5 tepeleme yemek kaşığı un
  • 5 tepeleme yemek kaşığı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 125 gr margarin (sana tereyağ lezzetinde kullandım)



Çilekli Kup



Tencereye süt, un, şeker ve vanilyayı koyalım ve koyu muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırarak pişirelim. (Kıvamını dha rahat ayarlamak için sütün ilk etapta hepsini dökmemenizi tavsiye ederim, unun markasına, kaşığın büyüklüğüne göre farklılık gösterebilir)
Koyu muhallebi kıvamına gelince margarini sıcakken ekleyelim ve yaklaşık 10 dk kadar (ne kadar uzun olursa o kadar iyi) mikserle çırpalım.



Çilekli Kup Tarifi :

  • Yukarıdaki tarifle hazırlanmış krema (1 kg süt ile 8 adet kup çıkıyor)
  • Kupun dibine yerleştirmek için browni ya da kek (evde kendiniz de yapabilirsiniz, ben Eti Browni kullandım)
  • Çilek (arasına koymak için dilimlenmiş, üzeri için bütün çilekler kullandım)
  • Dr. Oetker Çikolata Sosu

Kremayı hazırladıktan sonra, Dr. Oetker Çikolata Sosu üzerindeki tarife göre hazırlıyoruz. Kup bardaklarımızın dibine sostan döküp keki yerleştiriyoruz. Üzerine tekrar sostan dökerek, dilimlenmiş çilekleri serpiştiriyoruz. Üzerine bolca krema koyup son olarak tekrar sostan dökerek, çilek taneleri ve hindistan cevizi ile süslüyoruz.

Soğuduktan sonra buzdolabına kaldırıp, 2-3 saat sonra servis edebiliriz.

Afiyetle ve sağlıkla,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails