4 Nisan 2011 Pazartesi

ARAS'IN BABY SHOWER GÖRSELLERİ

Neredeyse aylardır hazırlanıyorum. Çok özel ve güzel olmasını istediğim bu partimin her bir ayrıntısını planlamaya çalışırken etrafımdaki güzel insanların desteğini en derin şekilde hissettiğim için de hazırlıklarım tam istediğim şekilde sonlandı. Geçtiğimiz cumartesi günü 50 kişilik bir parti yaparak oğluşuma dostlarım ve ailemle beraber güzel bir hoşgelesin dedik. Bu partinin ayrıntılarını tek bir post ile vermek istemiyorum :) O yüzden bir kaç seferde yayınlayacağım :) Baby Shower partileri son dönemde ülkemizde de anneye moral olma açısından son derece keyifli şekilde uygulanır oldu. Ne iyi de oldu aslında, annemin dediği gibi, bizim zamanımızda yoktu demediğimiz için şanslı sayıyorum kendimi.Hakikaten insanın hem kafasında güzelliklerin uçuşmasına, doğum öncesinde moralinin en yükseğe çıkmasına, sevdiği insanlarla hoşça vakit geçirmesine vesile olan bu organizasyonu ben de uygulamaya karar verdiğimde kafamdaki tek sorun, kalabalık olması nedeniyle evde yapamayacak oluşumdu. O yüzden sevgili eşimin sponsorluğu :) ile dışarıda bir mekan tercih ederek partimi kalabalık ve daha coşkulu bir hale getirebildim. Partimi dışarıda yapma kararım sonrasında görsel bir bütünlük sağlamak için bir bilirkişiye danışmaya sıra gelmişti.Ajanda dergisinin kapağına ve iç çizimlerine can veren Şuşu'dan daha iyi bir danışman mı bulacaktım kendime, tabii ki hayır :) Ben Şuşu'dan istedim, Şuşu da çizdi, hem de en güzelinden... İşte partime bütünlük sağlayan, flama, peçetelik, kurabiye ve yiyecekler üzerinde kullandığım yuvarlak etiketler ve posterlerim...

yuvarlak


bayrak


poster


pecete



Ellerine sağlık Şuşu !

28 Mart 2011 Pazartesi

BLOGGER DOSTLARIMLA BABY SHOWER PARTİM

IMG_6235


Daha önceleri sizlere hep dostlarımın partilerini ve ayrıntılarını yazmıştım. Önce Sinem'in, sonra Sevgim'in, sonra Sıla'nın, en sonda da Esra'nın... İşte bu sefer kendi baby shower hikayemi yazma vaktim geldi, hem de bir değil iki parti birden yaparak :) İki parti de neyin nesi demeyin, blogger arkadaşlarımla ayrı diğer arkadaş gruplarımla ayrı yapma kararımı aylar önce vermiştim. Hem rutin ev gezmelerimiz böylelikle bozulmayacaktı hem de kendimize has sohbetimiz baki kalacaktı. Böyle olunca aylar önce başladım hazırlanmaya. Aslında Nesli'deki buluşmadan beri çıtanın yükselmesinin verdiği inceden bir gerilim yok değildi hani üzerimde. Eeee çıta ve beklentiler yükselmişti bir kere, bana düşen de bu çıtayı yakalama gayreti göstermekti. Menü konusunda hiç bir endişem yoktu, zaten her gelen elinde bir lezzet hazinesi ile geldiği için her toplantımız birbirinden nefis sofralarla bezeniyordu. Benim asıl düşünmem gereken o ruhu eve ve sofraya yansıtmamdı. Malesef ev sahibi olunca çok fotoğraf çekemiyor insan, bir kaç detayı atlamışım ama umarım diğer objektifler yakalamıştır.


Sofradaki detaylarla başlayalım isterseniz:


IMG_6176



Aras'cığımın partisinde bir klasiği, mavi ve beyazı kullandım. Eminönü'ne haftalar önce gidip alışverişimi yaptığımda da kafamda bu fikirle satınaldım ayrıntıları. Sandalyelerin süslemesinde mavi tüllerden yaptığım minik ponponları kullandım. Bu ponponları yaparken daha önce Sıla'nın partisinde yaptığım kağıt süslerin yapımındaki tekniği uyguladım. Eminönün'den aldığım origamik kutuları mavi kurdelerle süsleyerek içerisine draje ve bonbon çikolatalar koydum. Masaya serpiştirdiğim "baby" yazıları da sevimli birer ayrıntı oldular.


IMG_6181

Peçete konusunda çok çalıştım sanırım. Önce peçetelik yapmak adına bazı girişimlerim oldu, sonra nedense istediğim bu değil diyerek internette araştırmalarım devam etti ve sonunda "işte bu!" dediğim bir şeyle karşılaştım. Aradığım peçeteyi bulmuştum ki hakikaten çok sevildiler :)

IMG_6174

Her bir konuğum için hazırladığım isim kartları ve pişirdikleri enfes lezzetler için özel etiketleri de masaya ve büfeye yerleştirdim ve son olarak tek eksiğim çiçekti. Enginciğimi gece vakti çiçekçiye gönderdim ve sonrasında bir kaç dokunuş ve bir kaç kalp ilavesi ile o işimi de böylelikle halletmiş oldum :)

IMG_6186


Pekiiii..... neler yedik ? İşte baby shower partimin tam benim damak tadıma göre tuzlusu bol enfes menüsü :


IMG_6228


Münevver Abla'nın Pırasalı Arnavut Böreği

IMG_6208



Fadime'nin meşhur Zeytinyağlı Sarmaları

IMG_6225


Selen'den Elmalı & Kuru Üzümlü Lahana Salatası

IMG_6215


Pınar'dan Kısır

IMG_6205


Nesli'den Limonlu Bar

IMG_6223


Ayşem'den Muhteşem Krem Karamel Kavanozları

IMG_6218



Yasemin'in yaptığı harika Baby Shower pastamız


IMG_6224


Ve benim yaptıklarım... Yeni bir tarif.. lezzeti ile beğeni toplayan Fransız Böreği Terine, tuzlu kurabiyelerim, kızartma severlerin kapıştığı anneciğimin elinin değdiği Ada Meze, özel siparişle Actify Patates Kızartması ve fotoğrafı çekilmemiş naneli limonata...



IMG_6207


IMG_6195


IMG_6204


IMG_6231

Veee... oğluşumun adının yazdığı harf kurabiye ağacı :)

IMG_6192


Önümüzdeki hafta da daha büyük bir organizasyonum var.. Orası için başka hazırlıklarım olacak, sürüyor :) Parti kızı oldum anlayacağınız.. Şimdilik benden bu kadar.


Fotoğrafların devamı burada..


Afiyetle & sağlıkla,

17 Mart 2011 Perşembe

AKDENİZ LEVREKLİ LAZANYA

Levrekli Lazanya



Sabah blogspotun tekrar açıldığına dair bir mesaj aldığımdan beri çok mutluyum. Elsiz, ayaksız kalmış gibiydim resmen, meğer nasıl bir alışkanlıkmış bu bende. Eminim bir çoğunuz böyle hissettiniz. Okunur sayılarına her baktığımda üzüntüm bir kat daha artıyor, yazma hevesim iyiden iyiye kaçıyordu. Bugün eğer söylendiği gibi yasak kalktıysa (ben hep ulaşabildim o yüzden gerçeklik payını tespit edemiyorum)bunu istatistiklerimden anlıyor olacağım sanırım :)

Blogspot kapalıyken bir tenefüs yapmış oldum galiba. Zaten evde hemen hemen hiç bir şey pişmezken ne yazacağımı bilmez haldeydim. Biriki şey yapma fırsatım oldu hem bu arada, size yazabileceğim.Onun dışında kuzunun çamaşırlarını yıkama sürecim devam ediyor. Artık 33. hafta içerisindeyim ve final çizgisine daha yakın olmanın heyecanı ile yaşıyorum. Baby shower hazırlıklarım da son sürat devam ediyor elbette :) Bakalım hayalimdeki gibi bir partim olacak mı... Büyük partiden hemen önce bir de başka bir heyecanım var. O meşhur blog kızları toplantımız bu sefer bende. Onun da bende yarattığı ayrı bir keyif var elbette.

Gelelim lazanyamıza.Ben balık sevmeyen biriyim, bunu her fırsatta dile getiriyorum sanırım. Kötü örnek de olmak istemem , balık iyidir aslında , sadece bana pek uygun değil :)

Madem balık yemem lazım, ben de bunu en sevdiğim şekilde yaparım, makarna ile yerim dedim ve bu lazanyayı pişirdim geçtiğimiz hafta içersinde. Balık olarak da İglo'nun Akdeniz Levreğini kullandım. Sonuçtan gayet memnun kaldığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Ancak lazanyanın fotoğrafını ertesi sabah çektiğim için üzerindeki kaşar biraz kuru çıkmış haliyle :( Lütfen o görüntüye aldanmayın ...

Malzemeler:

  • 12 yaprak lazanya
  • 1 paket İglo Akdeniz Levreği
  • 2 yemek kaşığı un
  • 2,5 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı (tepeleme) tereyağ
  • tuz-karabiber
  • 1 kase rendelenmiş taze kaşar ya da gravyer peyniri (gravyer peyniri kuruma yapmadığı için daha iyi sonuç alacağınız bir peynir çeşidi olacaktır)

Yapılışı:

  • Akdeniz Levreğini paketin üzerinde yazdığı gibi sıcak suda poşeti ile birlikte yaklaşık 15 dk kadar pişiriyoruz.
  • Beşamel sos için bir tencereye 2 yemek kaşığı tereyağını koyup eritiyoruz. Unu ilave edip kısık ateşte hafifçe kavuruyoruz. Kavrulan unun kokusu çıkınca sütü yavaş yavaş ilave ederek karıştıra karıştıra pişiriyoruz. Tuz ve karabiber ilave edip, koyulaşınca ocaktan alıyoruz.
  • Pişen balığı sudan alıp poşetinden çıkartıyoruz. Bir bıçak yardımı ile pullarını ayırıyoruz ve iri iri parçalara ayırıyoruz.
  • Fırınımızı 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.
  • Kare bir borcamın dibini yağlıyoruz. Bir iki kaşık kadar hazırladığımız beşamel sostan döküyoruz. 3 yaprak lazanyayı diziyoruz. Üzerine tekrar beşamel döküyoruz. İkinci sırayı diziyoruz ve tekrar beşamel sos döküyoruz. Parçaladığımız balıkları bu katın üzerine yayıyoruz. Üzerlerine tekrar lazanya , sos , lazanya , sos işlemi yapıyoruz.
  • Bu şekilde hazırladığımız lazanyayı 15 dk kadar fırında pişiriyoruz. Sonra fırından alıp üzerine kaşar peyniri rendesi serpip 10-15 dk kadar daha (kızarana kadar) pişirip sıcakken servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

9 Mart 2011 Çarşamba

AJANDA'NIN MART SAYISINI OKUDUNUZ MU?

ajanda mart 2011


Ayın ortası geldi nerdeyse, aklına yeni mi geldi yazmak demeyin.. Şu blogların kapatılması yüzünden bekledim, bu sabah baktım ki ziyaret sayıları bir nebze olsun artış göstermiş. Sanırım bu DNS ayarlarından kaynaklanıyor olabilir. Ama yine de eskisi gibi değil malesef ki bu beni çok demotive ediyor. Daha önce de söylemiştim, elim klavyeye uzanmaz oldu.

Neyse.. ne diyorduk? Ajanda ..

Ajanda'nın Mart sayısının dopdolu olduğunu söylememe gerek yok artık sanırım.Biz doldurmaya siz de bu doluluğa alıştınız :) Kendi aramızda konuşuyoruz da neredeyse senesi gelecek, Ajanda bile yeni yaşına girecek. Hadi bir dergimiz olsun dediğimiz günün sonrasında buralara gelmek, sizlerin değerli katkıları ve katılımları ile her sayıda bir adım öteye gitmek müthiş bir haz veriyor hepimize. Ve elbette genişleyen kadromuzun da etkisi ile kalitede çıta da yükseliyor.

Ajanda'yı bloga giremeyeceğinizi öngörerek issuu'dan online okumanızı yada PDF olarak indirmenizi tavsiye ediyorum. Umarım Nisan ayında bu derdimiz geçmiş gitmiş olur da birbirimize daha rahat ve özgürce kavuşuruz ...

Benim de Çengelköy ve İtalyan Mutfağı yazılarımla yer aldığım Ajanda'nın Mart sayısının konu başlıkları şöyle :

  • Etkinlikler
  • Sinedetay “Zoraki Kral”
  • İstanbul’da Turist Olmak “Çengelköy”
  • Hobi “Kitap Kulübü”
  • Markalaşma Sanatı
  • Tiyatro “Sondan Sonra”
  • İnceleme “Gölgesizler”
  • Oscar 2010
  • Gezi “Prag”
  • Çalışanın Çığlığı “Mobbing”
  • Bir Kaşık Bilgi “İtalyan Mutfağı”
  • Sosyal Sorumluluk Projeleri
  • Spor “Pilates”
  • Sağlık “Çocuklarda Diş Bakımı”
  • İnceleme “Kirpinin Zarafeti”
  • Okuyucu Köşesi
  • Bir Dolap Kitap “Çocuk Kitapları Önerileri”
  • Raflarda
  • Vizyondakiler
  • Ayın Blogu “Nonim”


Afiyetle & sağlıkla,

7 Mart 2011 Pazartesi

BUGÜNLERDE BEN...




Blogspotun kapanması moralimi çok bozdu, bir çoğunuzun olduğu gibi. Elim klavyeye gitmez oldu, içim çok buruk. Günlük okunma oranlarına baktığımda bu üzüntüm daha da artıyor sanki.Durumun düzelmesini çok istiyorum ve umut ederim bu en kısa sürede gerçekleşir.

Bugünlerde ben neler yapıyorum..??

Bol bol minicik, pıtırcık parçalı çamaşırlar yıkıyorum :) Kuzumun gelişine az kaldığı için artık son hazırlıklarımı tamamlıyorum.

Hummalı bir parti hazırlığı içerisindeyim ;) Elbetteki bir baby shower partisi de kısmetse kendime planlıyorum.

Bol bol kutu katlıyor, hastane için hazırlıklarımı sürdürüyorum.

Bu arada tabii hala çalışmaya devam ediyorum, 1 ay daha devam edip artık kuzumu evde beklemeye çekileceğim.

İşte bu aralar ben..

Bu arada www.yemekbahane.wordpress.com/ adresine blogu yedekledim, bilginize ...

1 Mart 2011 Salı

BLOGUMA DOKUNMA



Yine aynı nane... yine yok maç yayınlanıyor, kaçak yayın yapılıyor gerekçeleri ile bloggerların tamamı mı cezalandırılacak? Bir iki sene önce yine aynı şey olmadı mı? Nedir sorun olan ? Birileri yanlış yapıyor diye tüm kitleler mi cezalandırılmalı?

Bloguma dokunmayın kardeşim...

28 Şubat 2011 Pazartesi

TATİLİM GELDİ !



Dışarıdaki soğuk ve kasvetli havadan mıdır, bu soğuk havaya rağmen içimden alev fışkırmasından mıdır, artık kendimi dahi zar zor taşımamdan mıdır bilinmez, çok fena tatilim geldi a dostlar. Şimdi bir çoğunuz, hele de çocuklu olanlarınız bu yazımı okurken, "ahh güzelim unut sen bir süre tatili" diyorsunuz biliyorum.Hayali bedava değil mi , hayal ediyorum ne yapayım :)
Şöyle sıcacık bir kumsalda, sırtüstü yattığımı...Ahhh sırtüstü yatma kısmını ayrı özledim :) Yanlarım çürüdü artık sola yatmaktan :( Denizde yüzdüğümü, açık büfelerde fink attığımı hayal ediyorum :)
Ya da uzzzuuunnn bir yolculuğa çıktığımı, yolda her mola yerinde durduğumu ve yolculuğun sınırsızca tadını çıkarttığımı hayal ediyorum. Dere tepe gezdiğimi, uçakla uzaklara gittiğimi hayal ediyorum.
Ama bütün bunları hayal etmemi sağlayan bir suçlu var.O yazıyor, ben hayal ediyorum. Hep onun yüzünden oluyor bunlar.

Sevgili Işık'cım, hamileler her an herşeye aşerebilir... Bu kadar gezmesen diyorum :)

Şaka bir yana, arkadaşım Işık'ın "Gezmeli" adındaki bloğunu takip etmenizi tavsiye ediyorum. Özel gezi notları ve tavsiyeleri ile tam bir seyahatname tadında bir blog tutuyor. Ama bir konuda söz veremem, canınız çekebilir :)
Afiyetle kalın...

23 Şubat 2011 Çarşamba

YOĞURTLU MEYVE SALATASI

yoğurtlu meyve salatası



Şeker konusu vuku bulunca yediklerimin değiştiğinden bahsetmiştim sizlere. Tatlı krizlerini bastırmak için bu sıra sıkça yaptığım meyve salatasını paylaşmak istedim. Rejimde olanlar, şekeri yüzünden tatlı yiyemeyenler dışında sağlıklı bir atıştırmalık olarak değerlendirilebilir.Çocuklarınız için de farklı bir alternatif olabilir, denemeye ne dersiniz?

Malzemeler: (Bir porsiyon için)

  • 2 tepeleme yemek kaşığı yoğurt
  • 1 adet elma
  • 1 adet kivi
  • 3-4 adet ceviz
  • 1 yemek kaşığı Nestle Nesfit
  • 1 tatlı kaşığı bal

Not : Meyveleri arzuya göre değiştirebilirsiniz. Nesfit'i tat versin diye ekliyorum, çocuklara yedirirken ballı ya da çikolatalı kahvaltılık gevreklerden tercih edebilirsiniz.

Yapılışı:

  • Kaseye yoğurdumuzu koyuyoruz.
  • Meyveleri soyup küp küp doğruyoruz, yoğurdun üzerine koyuyoruz.
  • Cevizi ufak ufak dövüyoruz. Nesfiti de elimizle ya da havanda ufalıyoruz. Bunları meyvelerin üzerine serpiştiriyoruz.
  • Son olarak balı hepsinin üzerine gezdiriyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

18 Şubat 2011 Cuma

MOZAİK PASTA

mozaik pasta


Hakikaten çok zor durumdayım.Koyacak tek bir tarifim dahi kalmadı.Şu hipoglisemi konusu çıktığından beri yediklerime daha da dikkat etmem yüzünden maksimumda yediğim en eğlenceli şey, yarım yağlı yoğurdun üzerine doğradığım kivi ve serpiştirdiğimiz cevizle kendimi avuttuğum tatlı taklidi yaptırdığım şey. Ne yapacağım bilmiyorum vallahi, meğer nasıl bir bağımlılıkmış bu blog işi.Tamam daha önce de çeşitli zamanlarda yazamadığım, tarif koyamadığım olmuştu ama bunu nasıl aşacağımı düşünüyorum şimdi kara kara :(

Elimde kalan son ganimet de bekar ve öğrenci pastası , mozaik pasta :)Belki de en kolay pasta ama benim en favorilerimdendir her zaman.Yeri başkadır.

Evde annelerimizin yaptığı günlerin gün olduğu, öyle hazır almanın ayıp olduğu zaten hazırda satılanların kuru pasta ve baton yaş pastanın ötesine geçemediği dönemlerden kalma bir hissiyatı uyandırır bende nedense.
Hatırlar mısınız o günleri? Ben çok net hatırlıyorum...
Evde annemin günü ya da çaya gelecek bir misafir grubu olduğunda hazırlıklar günler öncesinden başlardı. Halılar kıvrılır, sandalyeler masanın üzerine ters çevrilir, ortada kovalar, bezler, arap sabunu :), annem yerlerde mermerleri fırçalar, halıları siler, camları parlatırdı. O temizlik yapmazdı, evi yıkar paklardı resmen. Çalışırken bu gücü nasıl bulurdu bilemiyorum, bende hiç bir zaman olmadı öyle bir güç. O temizlik günlerinde evde olmak bir kabustu.Sonra tarif defteri çıkardı piyasaya. Buzdolabını açtığımda o dönemin pahalı meyvesi muz, pastanın üzerine dilimlenmek üzere alındığı için bilirdim yememem gerektiğini. Bir gece öncesinde annem tabiri caizse uyumazdı, gece yarısına kadar pişirip dururdu. O misafirler gitse de biz de nasiplensek diye düşünürdüm, o günün gecesi ganimet vardı çünkü :) Misafir tabakları, çay takımı çıkar, su bardağının altına, çay tepsisinin üzerine dantel örtü kondurulurdu. Misafirlerin gelmesine dakikalar kala o kadar işi tek başına yapan o değilmiş gibi giyinir, süslenir, topuklu ev ayakkabılarının üzerine çıkar, misafirlerini en güzel şekilde ağarlardı. Öyle açık büfeymiş, termosta çay vermekmiş yoookkk... Hiç oturmadan, hiç bir şey yemeden geçerdi o gün, annem için. Meğer onlar kadınmış beee :) Biz de yapıyoruz tamam da ...Önden kadınımız geliyor, temizliği yapmaya. Mutfağın her türlü pratikliğinden faydalanıyoruz.Herşey daha bol, daha kolay ulaşılabilir durumda.

Amma yazdım, çenem düştü yaw:) Alt tarafı bir mozaik pasta tarifi vericem, nelere daldım bana bakın :)

Neyse lafın özü, mozaik pasta 10 dk hazırlama, 1,5 saat donma süresi ile pratik mi pratik bir pastacık. Üstelik az maliyetli ve risksiz.

Malzemeler:
  • 100 gr margarin
  • 3 çay bardağı süt
  • 2 çay bardağı toz şeker
  • 4 yemek kaşığı kakao
  • 2 paket petibör bisküvi
  • arzuya göre dövülmüş ceviziçi
Yapılışı:
  • Margarini ocakta eritiyoruz.
  • Şekeri sıcak margarinle karıştırıp eritiyoruz. Buna süt ve kakaoyu da ekleyerek sosumuzu hazırlıyoruz.
  • Bisküvileri elimizle parçalıyoruz. Sosun içerisine bisküvileri katıp, koyacaksak ceviziçini de ilave edip iyice karıştırıyoruz.
  • Birbirine iyice karışınca ya bir streç film içine döküp elimizle şekil veriyoruz (Piremit gibi mesela) ya da benim yaptığım gibi bir kalıbın içerisinde şekillendiriyoruz. Ben softbowl etkinliğinde bana hediye edilen "yasemin" kalıbını kullandım. Bir buzdolabı poşetini keserek açtım ve kalıbın içerisine yaydım, karışımı döktüm, elimle bastırdım ve şekillendirdim. Poşetin dışarıda kalan kısmını üzerine kapatarak buzluğa kaldırdım.
  • Buzlukta 1,5 saat kadar tuttuğumuz pastayı sonrasında buzdolabının alt katına indirebiliriz.
  • Dilimleyerek servis ediyoruz. Ben servis ederken üzerine hindistan cevizi de serptim.

Afiyetle & sağlıkla,

16 Şubat 2011 Çarşamba

UZAKTA AMA BİR O KADAR YAKINDA

Ben hala onu bazen Beşiktaş'taki evinde sansam da, ayda en azından bir kerecik bile olsa göremememi, yoğun iş temposuna bağlasam da aslına o gideli bayağı oldu..Gitti ama hep soluğu üzerimde. Oğluşu ve beni sürekli yokluyor, bana uzaktan kokulu kokulu öpücükler yolluyor. Sık sık uzun uzun yazıyor bana, nerede, ne yapıyor, hayal ediyorum ben de ..

Güzel yüzlü Esen'im yarinin yuvasına konalı beri bizden uzakta olsa dahi elini hiç çekmedi üzerimizden. Şimdi de gün sayıyoruz, geleceği günü.Oğluşu görmeye geleceği günü.

Evini bıraktı gitti, işini bıraktı gitti, annesini bıraktı gitti, sevdiklerini bıraktı gitti, İstanbul'u bıraktı gitti ama meğer gitmesi lazımmış. İçindeki kurabiye ve cupcake perisi canlanıverdi. Şimdi İsviçre'de lezzet saçar oldu. Ben de sizlerle onun bloğunu paylaşmak istedim bugün. Buyrun Avrupa'daki taze gelinin marifetleri bu blogda...



Afiyetle & sağlıkla,

14 Şubat 2011 Pazartesi

GÜZEL BİR GÜN OLSUN




Fotoğrafı görünce yüzümde bir tebessüm oluştu. İşte orta noktayı bulma, işte anlayış, işte fikir birliği dedim kendi kendime...İnsan yeter ki gönlünü güzel tutsun...

Canım okuyucularım bu vesile ile hepinizin Mevlüt Kandili Mübarek, Sevgililer Günü Kutlu Olsun...

Afiyetle & sağlıkla,

11 Şubat 2011 Cuma

PEYNİRLİ MAYALI POĞAÇA

peynirli mayalı poğaça

Esra'nın baby shower sabahında, dereotlu ve havuçlu poğaçaları pişirirken, Enginciğiminin "bize yapmazsın" dediğini söylemiştim sizlere. O gün ona söz verdiğim için ertesi gün, yani pazar günü tekrar bir poğaça pişirme durumum oldu, ancak bu sefer Engin'in damak tadına göre, yalın ve bilindik malzemelerle :)

Ahhh ahhhh... Evin içerisindeki o maya kokusu geldi şimdi burnuma :) Sahalardan uzak kalan futbolcu misali elimin ve midemin hamur işlerinden uzak kalıyor olması beni üzse de yapacak bir şey yok, kepek ekmeğine tosta peynirli börek muamelesi yapıyorum elim mahkum :)

Bu poğaça da tıpkı dereotlu ve havuçlu poğaça kadar güzel oldu, üstelik malzemeleri daha da pratik, mayayı saymazsak herşey elimizin altında varolan malzemelerden.

Malzemeler: (15 adet)
Hamuru için:
  • 3 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı (silme) toz şeker
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı ılık süt
  • 1/2 çay bardağı ılık su
  • 1/2 paket yaş maya
  • 1 yumurta

Ara malzemesi :

  • 100 gr beyaz peynir
  • 1 kase ince kıyılmış maydanoz
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 yumurtanın akı (un ve yumurta akı peyniri tutsun diye konuyor, arzu etmezseniz ilave etmeyebilirsiniz)

Üzerine;

  • 1 yumurtanın sarısı
  • bir tatlı kaşığı sıvıyağ
  • çörek otu & susam

Yapılışı :

  • Mayayı ılık sütte eritiyoruz. Sütün parmağımızı yakmayan sıcaklıkta olması gerekiyor.
  • Hamuru yoğuracağımız kaseye un, şeker ve tuzu döküp harmanlayrak ortasını havuz şeklinde açıyoruz. Bu havuza yumurta, sıvıyağ, ılık su ve mayalı süt karışımını koyup yavaş yavaş karıştırmaya başlıyoruz. Unu da elimizle bu sıvılara dahil ederek hamuru yoğuruyoruz. (Un az gelirse bir miktar daha ilave edebilirsiniz, yumuşak, ele yapışmayan bir hamur olmalı)
  • Hamur hazır olunca 30-45 dk kadar ılık bir ortamda üzerini örterek mayalanmaya bırakıyoruz.
  • İç malzeme için peyniri ufalayıp, maydanoz, un ve yumurta akı ile karıştırıyoruz.
  • Fırınımızı 170 derecede ısıtıyoruz.
  • Mayalanan hamurdan parçalar kopartıp ortasına peynirli harçtan koyarak yuvarlak bir şekil veriyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine diziyoruz. Bu şekilde tüm hamuru tamamlayarak poğaçaları 15 dk kadar tepside mayalanması için bekletiyoruz.
  • Üzerine yağ-yumurta sarısı karışımından bir fırça yardımı ile sürüyoruz. Susam-çörek otu serpip fırına veriyoruz.
  • Üzerleri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

9 Şubat 2011 Çarşamba

ÇİKOLATALI MİLFÖYLER

çikolatalı milföyler



Tatlı krizine hızlı ve pratik bir çözüm

Benim pek nadiren yaşadığım bir durumdur, tatlı krizine girmek. Benim tuzlu krizim tutar genelde. Poğaça ister canım, börek ister :)

Ama artık ne isterse istesin nafile :( Hamurişi, karbonhidrat, şeker hepsi yasak.. Şeker değerlerim nedeniyle bunlardan uzak yaşamayı öğrenmem gerekiyor, üstelik hamileliğim yüzünden değil, ilelebet..

Bu fotoğraf da tatlı bir anı benim için. Dayanamam diyorum şu anda yazarken bile. Ben yemeden duramam... Offf insanın sevdiği şeylerden mahrum kalması ne fena bir şey ya..Bu rejim değil sonuçta, artık sağlık konusu olduğundan pazartesi başla salı bitir de olmaması lazım. Anlayacağınız dertliyim canlarım. Bahaneniz dünya nimetlerinden uzak mı kalacak , bu blogda ne pişecek ? Bakalım cuma günü son sözü söylecek doktorumuzun tavrı ne olacak? Blogum var desem, tarif beklerler desem beni karbonhidratlarımdan ebediyen belki ayırmaz , ha ne dersiniz?

Çikolatalı milföyleri, İglo'nun bana hediye ettiği paketten çıkan milföylerle hazırladım. Sonuç son derece başarılı oldu, tıpkı kruvasan gibi gözüküyorlardı. Lezzetleri ise dayanılmazdı diyebilirim. Yapılışı son derece pratik bu tatlıyı balık menülerinizden sonra, ani gelen misafir durumlarında ve evde çocuklar "tatlı" diye tutturduğunda hemen yapabilirsiniz.

Malzemeler: (20 adet için)

  • 10 adet milföy hamuru
  • 2-3 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 su bardağı damla çikolata ya da ince doğranmış çikolata parçaları (kendiniz bıçakla parçalayabilirsiniz)
  • 1 yumurtanın sarısı
  • üzeri için pudra şekeri

Yapılışı:

  • Tereyağını ocakta eritiyoruz.
  • Milföy hamurlarını elimizle bir miktar açıp ortadan ikiye bölerek iki adet üçgen elde ediyoruz.
  • Üçgenlerin üzerine tereyağ sürüp çikolata koyarak ay çöreği gibi katlı olacak şekilde sarıyoruz.
  • Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz.
  • Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine sardığımız milföyleri diziyoruz.
  • Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, fırına veriyoruz.
  • Kızarıncaya kadar pişirip, fırından aldıktan sonra üzerlerine pudra şekeri serperek servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

7 Şubat 2011 Pazartesi

TAVUK SUYUNA TERBİYELİ TEL ŞEHRİYE ÇORBASI

Tavuk Suyuna Tel Şehriye Çorbası



Cumartesi gününden beri İstanbul'da havaların maşallahı var, güneş hep açık. Ne zaman kış yapacak, ne zaman kar yağacak diye beklerken evin içinin güneşle aydınlanıyor olması aslında beni mutlu etmiyor değil. Ancak etrafta kol gezen, geçtiğimiz hafta bizim eve de giren grip salgınından kurtulmak için bir kar yağsa fena da olmaz hani diyorum. Şöyle mikroplar bir kırılıverse artık. Ofiste sürekli her köşeden öksürük,aksırık sesleri yükseliyor, haftanın en az birkaç günü birkaç kişi gelemiyor...Dolayısıyla aslında hastalık geçse de yine tehlikesi kol geziyor.

İşte bu yüzden yine bir çorba tarifi ile karşınızdayım. Hem de gribe iyi geldiği söylenen tavuk suyuna bir çorba tarifi ile.


Malzemeler: (4 kişilik)

  • 5 su bardağı tavuk suyu
  • 1 kahve fincanı tel şehriye
  • 1 adet limonun suyu
  • 1 adet yumurta sarısı
  • 2 silme yemek kaşığı un
  • tuz
  • üzeri için tereyağı



Yapılışı:

  • Daha önceden haşladığım tavuğun suyunu kullandım ancak sizin evinizde yoksa, yapmanız gereken yaklaşık 1/2 kg tavuk etini (kemikli-kemiksiz farketmez, eti kullanacağınız yere göre tercih edebilirsiniz) bir miktar tuz katıp haşlayarak tavuk suyu elde edebilirsiniz. Tavuğun yağlı bölümü olursa sonucun daha lezzetli olacağını söyleyebilirim.
  • Tavuk suyunu tenceremize koyup bir taşım kaynatıyoruz. Kaynayan suya tel şehriyelerimizi katıyoruz.
  • Bir kasede, yumurta sarısı, limon suyu ve unu iyice çırpıyoruz. Kaynayan çorbanın suyundan bir miktar ilave edip, unun topaklanmaması için karışımı iyice inceltiyoruz.
  • (Ben her ihtimale karşı bu tip terbiyeleri tel süzgeçten geçirerek katarım, size de bunu tavsiye ediyorum.) Tel süzgeci kaynamakta olan çorbanızın üzerine tutup karışımı yavaş yavaş çorbamıza ilave ediyoruz ve kesilmemesi için hızla karıştırıyoruz.
  • Terbiyesini kattığımız çorbayı şehriyelerimiz yumuşayıncaya kadar yaklaşık 4-5 dk daha pişiriyoruz. Bu aşamada tuzunu ilave edebiliriz.
  • Bir tavada tereyağ yakıyoruz.
  • Çorbamız pişince üzerine tereyağ döküp servis ediyoruz.

Not: Bu çorbanın içerisine bir miktar tavuk eti de didiklenebilir, bu şekilde daha da lezzetli bir çorbanız olacaktır.


Not2:Çorbanız koyu olursa bir miktar sıcak su ilave ederek, açabilirsiniz.


Afiyetle & sağlıkla,

5 Şubat 2011 Cumartesi

AJANDA'DAN SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL BİR SÜRPRİZ



Ajanda'da bu ay sürpriz üzerine sürprizler var..
Sevgililer Gününde kendinizi veya sevgilinizi şımartmaya ne dersiniz?
Ajanda'da, 5 şanslı kişiye SWAROVSKİ TAŞLI GÜMÜŞ İNCİ KOLYE armağan ediyor, üstelik gerçek istiridye kabuğunun içinde.
Yapmanız gereken sadece çekilişe katılmak. Nasıl mı?

Ajanda Dergi aktif abonesi olmak. Bunun için sitenin sol tarafında bulunan ‘mailinizi yazın’ bölümüne mail adresinizi yazarak abone olabilirsiniz.
Abone olduğunuz mail adresinizden iletisim@ajandadergi.com adresine “çekilişe katılmak istiyorum” içerikli mail atıp çekiliş için 1 hak kazanabilirsiniz.
Facebook sayfamızdaki çekiliş duyurularımızdan birine yorum yazarak +1 çekiliş hakkı daha kazanabilirsiniz.
Varsa blogunuzda veya web sitenizde bu çekilişle ilgili bir duyuru yayınlayıp sayfamıza link verirseniz ve iletisim@ajandadergi.com adresimize bu postunuzun linkini gönderirseniz +1 çekiliş hakkı kazanabilirsiniz.
Son çekiliş hakkı için 9 Şubat sabah saat 11:00’e kadar vaktiniz var.
Sonuçlar aynı gün açıklanacak ve şanslı kazananlara gönderilmek üzere kargoya verilecektir.
Çekilişler random.org aracılığıyla yapılacaktır. Olmaz olmaz demeyin, şansınızı deneyin!
Bu adresten kazanacağınız harika ürün hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Herkese bol şans!!!!!

4 Şubat 2011 Cuma

DEREOTLU & HAVUÇLU POĞAÇA

dereotlu & havuçlu poğaçalar



Birkaç ay önce bir pastanede arkadaşlarımla kahvaltı etmek üzere buluştuk. Pastaneden içeriye girdiğimde burnuma dolan o koku o gün bugündür hep benimle geziyor desem yeridir.Tamam oldum olası hamurişine dayanamam ama o poğaça sanırım ömrümde yediğim en güzel poğaçaydı ya da bu hamilelik işi onu o statüye soktu :) Şaka yapmıyorum pastanede ne kadar poğaça kaldıysa hepsini bizim masaya söyledik :) Ve yedik.. bakın yedik diyorum, tek başıma yemedim yani :)

Dereotu ve havucun hamurun içindeki lezzeti oradan kaldı ya aklımda ilk fırsatta ben de yapıcam dedim ve Esracığımdaki kahvaltı organizasyonunun menüsünü belirlerken aman biri poğaça ya da benzeri birşeyi kapmasın diye hemen atlayıverdim ortaya... Poğaçalar benden diye :)

Bir de hava attım, Esra'ya en yakın ben oturuyorum, size dumanı tüten poğaça garantisi veriyorum dedim :) Öyle de yaptım, 10:40'da fırından aldığım poğaçaları 11:00'de Esra'ya naklettim :)Poğaça mayaladığımı gören Enginin lafı ise şu oldu "Bize yapmazsın!" yahu bu bana ya da bizim gibi yemek bloggerı hanımlara söylenecek laf mı ? Sana yapmasam, siteye yazmak için yaparım :) hahahahahaha :)Neyse ertesi gün gönlünü almak için bu sefer başka türlü yaptım ona, malum dereotu, havuç Enginciği bozar :)

Poğaçalarım, kızlarım tarafından masada istediğim ilgiyi gördü, hatta duydum ki çaktırmadan yürütenler, eve götürenler bile olmuş :) Tarifi yaz hemen dediler, söz dinledim ben de.. Buyrun dumanı tüten poğaçalarımın tarifi..

Malzemeler: (18-20 adet)

  • 4 su bardağı un (Birden koymayalım)
  • 1/2 paket yaş maya
  • 125 gr tereyağ (ben Teremyağ kullandım)
  • 1 yumurta
  • 1,5 çay bardağı sıvıyağ (ben mısırözü yağı kullandım)
  • 1,5 tatlı kaşığı tozşeker
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay bardağı ılık süt
  • 1/2 çay bardağı ılık su
  • 1 adet havuç
  • 1 kase ince kıyılmış dereotu
  • 1 adet yumurtanın sarısı (üzerine)

İç Malzeme:

  • 100 gr beyaz peynir
  • 1 adet yumurtanın akı
  • 1 yemek kaşığı un

Yapılışı:

  • Mayayı ılık sütün içerisinde eritiyoruz. (Sütün küçük parmağınızı daldırdığınızda elinizi yakmayacak ılıklıkta olması gerekiyor.)
  • Tereyağını ocakta eritip bir miktar ılınmaya bırakıyoruz.
  • Havucu rendenin ufak tarafı ile rendeliyoruz. (Benim rendemdeki ufak taraf çok suyunu çıkarttığı için önce geniş tarafı ile rendeleyip sonra rondodan geçirdim)
  • Hamuru yoğuracağınız kaba 3 su bardağı unu, toz şekeri, tuzu koyup ortasını havuz şeklinde açıyoruz. Bu havuza erittiğimiz tereyağını, sıvıyağı, mayalı sütü, ılık suyu ve yumurtayı döküyoruz.
  • Sıvıları parmağımızın ucu ile karıştırıp yavaş yavaş toz malzemeleri de alarak hamuru yoğurmaya başlıyoruz.
  • Havuç ve dereotunu hamura katıp yoğurmaya devam ediyoruz. Bu aşamadan sonra son 1 bardak unu, hamurun kıvamını ayarlamak için azar azar katarak ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz.
  • Hamurumuz hazır olunca üzerini nemli bir bezle örtüp, ılık bir ortamda 1 saat kadar mayalanmaya bırakıyoruz. (Kalorifer üzerinde kışın gayet iyi ve hızlı sonuç alabilirsiniz)
  • İç malzeme için, peyniri ufalıyoruz. Peynirin için akıp erimemesi için yumurta akı ve unu ilave edip karıştırıyoruz. (Bunu kursta Sefa Ustamızdan öğrenmiştim)
  • Fırınımızı 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.
  • Fırın tepsisine yağlı kağıt sererek hazırlıyoruz.
  • Hamurumuz mayalanınca ufak parçalar alıp, elimizde açıp ortasına peynir harcından koyup kapatıyoruz. Tepsiye diziyoruz.
  • 10-15 dk kadar da tepside mayalandırdıktan sonra üzerlerine yumurta sarısı sürüp (ben yumurta sarısına biraz da sıvıyağ ilave ettim) fırına veriyoruz. Üzerleri kızarınca fırından alıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

2 Şubat 2011 Çarşamba

AJANDA ŞUBAT 2011 SAYISI ÇIKTI

ajanda_subat2011



Ajanda'nın 9. sayısı yayında...

Bu ayki sayımızın genel kurgusu "Zirve" üzerine kuruldu.. Bembeyaz bir zirve "Uludağ", tatlı zirve "Çikolata", Pop'un zirvesindeki Kral "Michael Jackson", Oskarın zirvesine oynayan "Black Swan", zirvede bir medeniyetin ikametgahı "Topkapı Sarayı" konularımızdan sadece birkaçı...

Üstelik aşkın ayı Şubat sayısı, birbirinden özel ve güzel sürpriz hediyelerle dolu bir şekilde sizleri bekliyor.

Dergiye sadece bir tık uzaktasınız ... Şubat sayısı için buyrun...

31 Ocak 2011 Pazartesi

BABY SHOWER KONSEPTLİ KAHVALTI SOFRAMIZ

esra baby shower kahvaltısı



Baby Shower partisine kahvaltı ruhu katmaya Nesli'deki toplantımızda karar vermiştik. Bu sene gruptaki hamile sayısında patlama !!! olunca, alternatif konseptler yaratmamız şarttı. Esra'nın baby shower partisini de enfes bir kahvaltı sofrası ile donattık, tabii yine farklı olmaya çalışarak :)

esra baby shower kahvaltısı



Bu sefer eksiklerimiz vardı malesef.. 7 kişi yaptık kahvaltımızı... İnşallah bir sonraki buluşmamızda yine eksiksiz oluruz, çünkü sıra bende :) Veeee yine bir baby shower ruhu ile ... Mart sonuna kadar sıkı düşünmem lazım, konuklar malum ağır :)

esra baby shower kahvaltısı

Soframız yine her zamanki gibi imece usulü donatıldı. Birbirinden güzel ve lezzetli mamacıklardan doya doya yedik ben ve oğluşum...

esra baby shower kahvaltısı


Menümüz şöyleydi:

  • Ev sahibimiz Esracığımızın hazırladığı kahvaltılıklar, pesto soslu ve acukalı simitler ve malesef fotoğraflamayı atladığım tiramisu
  • Adaş şekerimin baby shower konseptimizi tamamlayan bebek kurabiyeleri , kahveli brownieleri ve biber kızartması
  • Pınarımın patlıcan salatası
  • Münevver Ablamızın kivi ve ayva reçelleri
  • Nesli'min uğur böceği kanepeleri ve brioche ekmeği
  • Selenimin patates ekmeği ve süt reçeli
  • Benim dereotlu & havuçlu poğaçalarım

esra baby shower kahvaltısı

Doyumsuz lezzetlere eşlik eden doyumsuz sohbet neredeyse akşam vaktine kadar devam etti...

esra baby shower kahvaltısı


Sizi fotoğraflarla başbaşa bırakıyor, sevgilerimi gönderiyorum !

esra baby shower kahvaltısı


Afiyetle & sağlıkla,

27 Ocak 2011 Perşembe

EZOGELİN ÇORBASI

Ezogelin Çorbası



İki gündür hasta yatıyoruz :( Dönemin malum salgınından sanırım ben de nasibimi aldım ve iki seksen evde yatıyorum, işe gidemedim. Hastalık neyse de ilaç alamadığım için biraz sürünücem galiba, o fena. Portakala, limona kuvvet diyoruz biz de ne yapalım. Tabii hastayken en iyi gıda bol limonlu,karabiberli bir kase çorba...
Arşivden bir tarifim kalmış yayınlanmayan , tam da denk geldi. Ezogelin çorbası, klasik çorbalardan, çoğumuzun evinde pişer. Bazı tariflerde soğan kullanılsa da ben ve Engin pek tercih etmediğimiz için, benim tarifimde yok.

Malzemeler: (6 kişilik)

  • 1 su bardağı kırmızı mercimek
  • 3 yemek kaşığı pirinç
  • 3 yemek kaşığı ince bulgur
  • 1/2 su bardağı domates rendesi (ben yazın hazırladığım domateslerden kullandım)
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • tuz, karabiber, kuru nane, kırmızı biber
  • 2 adet Maggy Tavuk Bulyon (arzuya göre kullanmayabilir, taze tavuk suyu ile pişirebilirsiniz)
  • 2 yemek kaşığı tereyağ (arzuya göre sıvıyağ da kullanabilirsiniz)

Yapılışı:

  • Mercimek, pirinç ve bulguru bol su ile yıkayıp bir tencereye alıyoruz. 3 su bardağı su koyup hepsini birarada pişmeye bırakıyoruz.
  • Başka bir tencereye tereyağını koyup salçaları ekleyerek kısık ateşte kavuruyoruz. Domates rendesini ilave ediyoruz. Baharatlarını ve bulyonunu ekliyoruz. Bir miktar sıcak su ilave ederek kısık ateşte 3-4 dk kadar pişiriyoruz.
  • Bakliyatlar iyice haşlanınca haşladığımız suya hazırladığımız domatesli sosu katıp karıştırıyoruz.
  • Bu aşamada çorbanın kıvamını arzu ettiğiniz akıcılığa getirmek için sıcak su ilave edebilirsiniz.
  • Kısık ateşte bir taşım kaynattığımız çorbamızı sıcakken servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

25 Ocak 2011 Salı

BİR KUTU DA SEN KOY !

Print



Blog yazmaya başladığım günden beri hep dilimde aynı şey..Ne iyi etmişim! lafı..
Hakikaten her gün böyle hissettiğim bir çok şeye denk geliyorum bu camiada. Kocaman yürekli bir sürü insan tanıdım blogum sayesinde, kocaman gönüllerine kocaman şeyler, kocaman sevgiler sığdırabilen. İşte bu da son örneği.

Bizim Ajanda'nın kocaman yürekli kızları birşeyler yapmışlar kendi çaplarında. Haberim olunca benim de tuzum bulunsun, bahaneperver okuyucularıma ben de bir haber uçurayım dedim, hızla yazıyorum şu anda size oturduğum yerden.

Kars-Sarıkamış-Kazıkkaya Köyü nerede biliyor musunuz? Oradaki anaokuluna elinizi uzatmak ister misiniz?
Nesobaby'nin detaylı yazısından bu projeye nasıl dahil olabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Bu arada bu kocaman yürekli kızlardan Şuşu'cuğum da kalemini çalıştırmış bu girişim için.Yine harika olmamış mı?? Ellerine sağlık diyorum buradan ona yine !


Afiyetle & sağlıkla,






24 Ocak 2011 Pazartesi

BİR OFİS PARTİSİNİN GÖZDESİ OLAN SOMONLU & AVOKADOLU KANEPELER

Somonlu & Avakadolu Kanepeler



Son 10 yıldır hemen hemen aynı saatte kalkıp, aynı yerden servise binip, aynı uzuunnn yolu katedip, aynı şirkete geliyorum. Çoğu arkadaşımı gördüğüm saatleri toplasam bir çok akrabamı o kadar görmediğime eminim. Masam, sanki odam. Annem görse kesin bu yorumu yapardı, tıpkı genç kızken odama herşeyi astığım gibi burada da herşey asılı :) Arkadaşlarımın yurtdışından bana özel attığı kartlar, en sevdiklerimin fotoğrafları, bir Atatürk görseli, ismimin yazdığı hediyelikler ve hatta nikah davetiyem :) hepsi gözümün önünde :)
Günde 8 saat burada vakit geçiriyorsam zaten burası bana evimden bile daha çok ait değil midir? İşte ben de hakkını veriyorum :)

Hal böyle olunca zaman zaman ofiste evi yaşatmak, ev ortamı yaratmak için mini akşamüstü partilerimiz oluyor. Ya bir doğumgünü ya da başka bir özel durumu vesilesi ile. Bu kanepeler de öyle bir günden. Metro marketten bir koşu gidip aldığımız avokado sos ve somon füme ile hazırlandılar.


Eve gelen konularınıza da şık bir ikram olacağını düşünüyorum.

Afiyetle & sağlıkla,

21 Ocak 2011 Cuma

ÇANTAMIZ DA TAMAM !

okiedog



Yaşasın body kardeşliği demekten kendimi alamıyorum :) Canlarım benim, sağolun , varolun.. Sayenizde artık daha güçlüyüm, yalnız değilim, kimse beni body alışverişinden alıkoyamaz :)

Haahahhaa.. Dün 3 tane daha hediye geldi, kolleksiyonum arttı.. oohhhh dermişim :)

Bahanenizin alışveriş turları tam gaz devam ediyor.Evde de son sürat boya işlerine devam. Badana kokusu yüzünden anneme taşındım, ekmek elden su gölden hayatım maşallah gayet rahat ilerliyor. Çoğunuzun hem fikir olacağını düşünüyorum ki sanırım bu günlerimi ÇOOOOOOOOOKKK arayacağım :)Etrafımdakiler yat yatabildiğin kadar diyip duruyorlar :) Ben de öyle yapıyorum.

Bebek hayatımızda herşeyi değiştirdiği gibi ilgi alanlarımızı da direk değiştirdi. Ben internet üzerinden alışverişe meğilli birisiyim oldum olası. Takip ettiğim bir çok site var bu yönde. Ama son dönemde bebeğimiz yüzünden bir çok annenin ve anne adayının takip ettiğini düşündüğüm UNNADO'yu da takip eder oldum.

İşte bu çanta da oradan. Şirketteki arkadaşlarımdan birinin tavsiyesi üzerine edindim OKIEDOG marka anne-bebek çantasını. Çok gözlü ve derin oluşu nedeniyle son derece pratik gözüküyor. İçinde alt açma için bir örtü, kirli torbası, ısı sabitleyen birkaç bölmesi de var.

Pekiiii ... İşte 100 puanlık uzman sorusu geliyor? Ben bu çantaya neler koymalıyım? En çok ne lazım oluyor?

Yedek kıyafet, mendil, bez, belki bir adet oyuncak... Var mı ekleyecek olan?

20 Ocak 2011 Perşembe

BİR BODY ÇILGINLIĞIDIR GİDİYOR

body



Dün de demiştim size.. Elimde torbalarla geziyorum sürekli :) Prensip olarak çok kıayfet alma taraftarı değilim aslında şimdiden. "Allahtan prensiplisin" dediğini duyar gibiyim kocişin :) Hahahahaha :)

"Benim aldıklarım temel ihtiyaç canım" diyorum ama anlatamıyorum :) Son derece analitik yaklaşıyorum halbuki. Oğluşum için bir excel matrixim bile var. Dikey düzende uzun kollu body, kısa kollu body, askılı body, tek alt, pijama takım vb... Yatay düzende de yenidoğan; 0-3 ay ; 3-6 ay şeklinde :)
Her bir kolona makul sayıda, yenidoğanda çok sınırlı olacak şekilde bir kaç parça aldım ama ev Engin'e göre body doldu :)

"Yaa onların hepsi aynı ay değil" diyorum, anlamıyor... Yalan mı :)
Amaaannnn ne yapayım yani , miniş miniş şeyleri görünce tutamıyorum kendimi ama vallahi billahi prensipliyim !

Lütfen bir arka çıkın da okutayım kocama yazdıklarınızı.. Body lazım, iyi yapmışsın diyin de aile huzurumuz geri gelsin :) Sakın haaa çok alma falan yazmayın ne olur :) Zaten sürekli aynı şeyi dinliyorum :)

Ismarlama comment talep ettim , yuh diyorum kendime :)

18 Ocak 2011 Salı

TADİLAT VAR

house_painter_2



Eve yeni bir ferdin katılacak olması, evimize neşe getirirken, beraberinde bir sürü hazırlık da getirdi elbette. Şimdi de boya-badana zamanı. Dolayısıyla mutfağımız kısa süreliğine işlev dışı kaldı. Birikenleri de tüketince böyle dımdızlak kalıverdim.

Bol bol çene çalarız artık ne yapalım sizinle :)

Sinemadan, dergilerden, bu ara bol bol yaptığım şey alışverişten dem vururuz :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails