19 Kasım 2007 Pazartesi

PASTA ... PASTA ... HER YER PASTA

Bu başlık benim geçen haftamı anlatan en güzel ifade oldu sanırım.. Yoğun, yorucu, ilklerle dolu, heyecanlı ama çok eğlenceli bir hafta geçirdim. Yoğun ve yorucu çünkü geçtiğimiz hafta iş dönüşü saat 23:00 - 24:00 kadar her geceyi mutfakta geçirdim... İlklerle dolu çünkü ilk kez 3 boyutlu pasta tecrübem oldu... Heyecanlı çünkü ya yapamazsam diye çok korktum itiraf ediyorum :) Eğlenceli çünkü sevdiğim şeyi yaparken aslında tüm bunlar bana vız geldi :)

Aynı yukarıda anlattığım gibi , geçtiğimiz hafta 4 pasta 1 kurabiye ile kendime ait rekorumu kırdım ... Haa bu arada bir de kursum var tabii... Kursta yaptığım pastaları saymıyorum bile :)

Fotoğraflı pastayı zaten bir önceki yazımda detayları ile anlatmıştım...

Bugün pastaların tek tek aşamalarını anlatmayacağım ancak kabaca izlenmesi gereken yolları özet geçeceğim yoksa bu yazının sonunu bulmak biraz zor olur :)

Haftanın ikinci pastası... HAZİNE KESESİ



Bay Moris Fis [:)] için yaptım bu paracıkların dolu olduğu kocaman keseyi... Ve süprizleri pek sevmeyen Moris bile bu pastaya karşı şaşkınlığını gizleyememiş aldığım haberlere göre :) haa bir de Facebook'da resmini gördüm pasta ile çekilmiş ... Birbirlerine pek yakışmışlar... Moris ve para :)



Bu pastada sevgili eşimin gayreti çok önemli onu yazmadan geçemeyeceğim.. Eğer bakkal, market tırım tırım arayıp o 1 EUR şeklindeki çikolataları bulmasaydı pastam bu kadar anlamlı olmayacaktı... Benim canım tedarikçime buradan sevgiler !



Bu pasta için bir kümbet pandispanya hazırladım. Çikolatalı ve fıstıklı olarak sipariş edildiği için o şekilde tüm işlemleri tamamladıktan sonra sıra kaplamaya geldi. Kahverengi şeker hamuru hazırlarken çok yoruldum, söylemeden geçemeyeceğim... Hamuru açıp bol bir şekilde giydirdim pastaya , kumaş görüntüsü verebilmek için potluklar yaptım.. Ağız kısmına da para görünümlü çikolataları yerleştirdim...



Diğer pastamıza gelince... Çikolatalı ve muzlu olarak hazırladığım PALYAÇO BAYAN





Bu pasta minik bir kızın doğumgünü için hazırlandı...Detaylarını anlatmama pek gerek yok sanırım çünkü yapımı son derece basit bir pasta aslında... Yuvarlak bir pasta hazırlayıp üzerini yüz şeklinde süslemeniz Palyaço için yeterli...

Son pastayı ise Fidan ve Selda olmasaydı nasıl yapardım bilmiyorum ...Buradan çok teşekkür ederim kendilerine...

Şimşek Mcqueen yapım aşamaları konusunda onların bloglarından adım adım yardım aldım...



İşte bu benim gerçek anlamda ilk üç boyutlu bir pasta tecrübem oldu... Yapımında pek zorlanmadım ama yine de ilk olduğu için pek seri hareket etmeyi tercih etmedim o nedenle elimi bir hayli oyaladı.. Etraftaki karmaşaya rağmen görmek isteyenler olabilir diye ve yapım aşamasına dair kafada bir şeyler oluşturması açısından işte Şimşek'in çıplak [:)] hali !!!

Kısa kısa bu haftaki pastalarım bu şekildeydi... Her pasta benim için yeni bir tecrübe... Yeni bir şey öğrenmem için bir fırsat...

Ben sevdiğim şeylere vakit ayırmaktan son derece mutluyum ? Ya siz .... ?

Bir sonraki yazımda sizlerle yeni bir kurabiye tarifi ile Resimli Kurabiye yapım aşamalarını paylaşıyor olacağım... Hem de çok özel bir objektifin gözünden ...

Afiyetle kalın,





15 Kasım 2007 Perşembe

FOTOĞRAFLI PASTA


Bu pastayı hem komşum hem de çok yakın dostum Özlem için hazırladım. Dün kendisinin doğumgünüydü. Eşimin de en yakın arkadaşı olan Özlem'in eşi Serkan'ı arayıp pasta işi bende , sen meraklanma dediğimde ne yapsam diye uzun uzun düşündüm. Fotoğraflı kurabiyeleri bir kaç sefer yapmıştım ancak hiç pastada denememiştim. Bunun iyi bir fikir olacağına karar vererek başladım resim dosyalarını karıştırmaya ve henüz 2-3 hafta önce benim çektiğim bu fotoğrafta karar kıldım. Böylelikle fotoğraf da pasta da benden oldu :)

Bazen çevremden , özellikle de Aylin'den buraya koyduğum tariflerin yapım aşamasını neden koymadığıma dair sorular alıyorum. İnanın bu paylaşmama arzusundan kaynaklanmıyor. İzahı çok basit...Hemen anlatayım.. Sabah 06:30 da evi terkedip akşam 19:00'da eve geri dönüp , gecenin bir kör vaktinde mutfakta bir şeyler yapmaya gayret eden biri olarak, her aşamayı fotoğraflamaya vakit bulamadığım için sadece...O nedenle sizlerden özür diliyorum. Fotoğraflayamadığım aşamaları detayla yazmaya gayret gösteriyorum, umarım başarabiliyorumdur.

Gelelim pastamıza ...

Hazırlama süresi: Bir gece pandispanyayı beklettiğim için ben iki gecede bitirdim.

Gerekli diğer malzemeler: 28 cm pasta çemberi , şeker hamuru , yenilebilir kağıda print edilmiş bir fotoğraf , pişirme kağıdı , gıda boyası


Pastada pandispanya olarak yine Emel Başdoğan'ın ıslak kakaolu pandispanyasını tercih ettim.. Tekrar tarifi yazmak gerekirse:

ISLAK KAKAOLU PANDİSPANYA

28 cm çember için:

  • * 6 adet oda ısısında yumurta
  • * 170 gr toz şeker
  • * 110 gr un
  • * 50 gr kakao
  • * 1/2 çay bardağı portakal suyu

Fırınımızı 180 derece ısıtıyoruz.

Öncelikle çok dikkatli bir şekilde yumurtaların sarısını ve beyazını ayırıyoruz. En küçük bir sarı karışımı beyazın istediğimiz kıvamı almasını engelleyecektir. O nedenle bu ayrımı başka bir kasede yapıp, başarılı olduktan sonra teker teker yumurtaları çırpacağımız kaseye almakta fayda var. En azından karışırsa bir tane yumurtamızı feda etmiş oluyoruz. Beyaz olan tarafı cam bir kaseye alıyoruz ve şekerin yarısı ile bıçakla kesilecek kıvama gelene kadar çırpıyoruz.Şekerin diğer yarısı ile de başka bir kasede yumurtaların sarılarını açık sarı bir krema kıvamı alıncaya kadar çırpıyoruz.Çırptığımız yumurta sarılarına beyazı yavaş yavaş köpüğünü söndürmeden tahta kaşık ile karıştırıyoruz.Un ve kakaoyu eliyoruz ve yumurtalara ekliyoruz. Portakal suyunu da döküp yine tahta kaşıkla yavaş hareketlerle karıştırmaya devam ediyoruz.

Düz bir tepsiye pişirme kağıdımızı seriyoruz ve üzerine çemberimizi yerleştirip karışımımızı çemberimize döküyoruz. (Çember yağlanmayacak) Üzerini tahta kaşık ile düzeltip, ısıttığımız fırında yaklaşık 30 dk kadar pişiriyoruz. Pişip pişmediğini , kürdan testi ile kontrol edip pandispanyamızı fırından çıkartıyoruz. Soğuduktan sonra çemberden çıkarttığımız pandispanyayı streç filme sarıp yada bir poşete koyup bir gece beklettim.

Ertesi gün arasına süreceğim ve üzerini sıvayacağım kremaları hazırladım.

Ara Krema:

Pastayı muzlu yaptım ve arası için vanilyalı Cremole kullandım. Crem ole'yi üzerindeki tarifin yerine, yoğun bir kıvamda olması için 2 bardak süt ile çırparak hazırladım.Muzları dilimledim ve cremolenin içine katıp karıştırdım.

Çikolata Ganaj : (üzeri için, arasına da kullanılabilir)

* 200 gr sıvı krema

* 240 gr bitter çikolata

Çikolatayı ince ince traşlayıp (bu çok daha kısa sürede pürüzsüz bir şekilde erimesini sağlayacaktır) benmari usulü eritiyoruz. Kursta hocamızın sürekli tekrarladığı bir konu var, çikolata 40-50 derecede eritilmeli, daha yüksek ısıda çikolata özünü kaybeder ve yağı ortaya çıkar. Çikolatayı ufaltarak eritmemiz bu aşamada da önem kazanıyor, böylelikle çikolatayı daha uzun süre ateşte tutmamış oluyoruz. Eriyen çikolatanın içerisine kremayı döküp çırpıyoruz ve bir müddet kıvam alması için bekletiyoruz.

Pastanın hazırlanmasına dönebiliriz artık..

Bir gece evvel hazırladığımız pandispanyamız çok yumuşak ve 3 kata bölecek kadar yüksek bir pandispanya oluyor. İster bıçakla ister levye ile düzgün bir şekilde üçe böldüğümüz pandispanyamızın en alt katını pastamızı oturtacağımız tabağa ya da pasta tabanına yerleştiriyoruz. Ben bu aşamada pansipanyanın kenarlarına pişirme kağıdı kesip koyuyorum, böylelikle krema sıvarken kenarları kirlense de son hamlede kağıtları aldıktan sonra her yer tertemiz kalmış oluyor.

Pandispanyayı isterseniz bir meyve suyu ile ya da sulandırılmış reçel ile ıslatabilirsiniz ama ben ıslatmadım çünkü zaten yumuşak ve kendinden ıslak bir yapısı var bu tarifin.Hazırladığımız cremole kremayı en alt kata uyguluyoruz. Alt katta bu uygulamayı bonkörce yapabiliriz. Pastada mühim olan (bunu da kursta aktardılar) üst katlara çıktıkça, ağırlık artacağı ve çökmeye neden olabileceği için malzemeyi biraz kısmak. İkinci katı kapatıp kremayı yine bu sefer biraz daha az miktarda uyguluyoruz. Son katı kapatıp bu sefer ganaj ile tüm pastamızı iyice sıvıyoruz.Artık alta serdiğimiz kağıtları kenarlardan çekebiliriz.Bu şekilde pastamızı bir müddet bozdolabında bekletiyoruz.

Sıra şeker hamurumuzu renklendirmeye geldi.. Ben resme uygun bulduğum için yeşilin iki tonunu seçtim. Hamurun çoğuna yeşil ve sarı katarak yoğurup açık yeşili elde ettim. Az bir miktara da sadece yeşil katıp çimen yeşili oluşturdum.

Açık yeşil hamuru nişasta serptiğim tezgahta pastanın tamamına yetecek kadar açıp buzdolabından aldığım pastayı kapladım. Yanları için koyu yeşil hamuru açtım ve yuvarlak kurabiye kalıbı ile , çay bardağı da kullanılabilir, yuvarlaklar kestim ve su ile bunları istediğim şekilde yapıştırdım. Açık renk hamur ile spiraller yaptım ve bunları da yuvarlakların üzerine yapıştırdım.

Resmi yuvarlak şekilde kestim. Bu resimleri yenilebilir bir kağıda basıyorlar ve altında bir plastik taban oluyor. Bu plastiği ayırdığınızda resmin altını hemen su ile ıslatmanız ve yapıştrmak istediğiniz yüzeye yerleştirmeniz gerekiyor. Be işlemleri yapıp pastanın üzerine resmi yerleştirdim ve koyu renk şeker hamuru ile çevresine çerçeve yaptım.

Pastamız bu şekilde hazır oldu.. Şeker hamuru pastaları terleme yapmaması için genellikle buzdolabına koymamaya özen gösteriyoruz. Balkonlar en iyi soğutma mekanizması durumuna geliyor bu konumda..

Bu sefer ince ayrıntılarıyla bir pastayı nasıl tamamladığımı anlatmış oldum. Umarım bu konuda hiç fikri olmayanlara bir cesaret verir ve denemek isterler..

Afiyetle kalın,

13 Kasım 2007 Salı

İNCİRLİ KURABİYE

Bugün sizlerle kursta geçen hafta yaptığımız ve benim de bu haftasonu annemin konukları için hazırladığım İncirli Kurabiye'yi paylaşacağım...


Bu kurabiyenin içerisinde yoğun olarak incir ve ceviz tadını alıyor insan.. İncir sevmeyenler kuru kayısı ile de yapabilir... Eminim ki o da harika bir sonuç verecektir..


Yaklaşık 30-35 adet kurabiye elde ediliyor.

Hazırlama süresi : 25 dk

Pişme süresi :10 dk

Malzemeler:



  • 500 gr kuru incir

  • 350 gr toz şeker (şeker miktarı arzuya göre azaltılabilir, yerine bal kullanılabilir)

  • 3 adet yumurta akı

  • 100 gr badem tozu (fındık tozu da olur)

  • 150-200 gr kadar iri dövülmüş ceviz

  • 5 gr vanilya

  • İsteğe göre tarçın ... (ben koymadım)

  • 1 kaşık glukoz (kıvam tutucu olarak kullanılıyor, arzu edilmezse konmayabilir)


İncirleri ufak ufak doğrayıp bir çelik tencereye alıyoruz. Bir yumurtanın akı ve şekeri de ilave edip, şeker eriyip karamelize olana kadar (yaklaşık 10 dk) ocakta pişiriyoruz. (Dibinin tutmamasına dikkat ederek, sürekli karıştırmakta fayda var)



Daha sonra ocaktan alıp içerisine diğer malzemeleri de katıp ılınmaya bırakıyoruz. Elimizle şekillendireceğimiz için soğuması elimizin yanmaması için gerekli.



Bir kaseye su dolduruyoruz ve elimizi sürekli ıslatarak hazırladığımız karışımdan yuvarlaklar yaparak yağlı kağıt serili fırın tepsisine diziyoruz. Önceden ısıtılmış 150 derece fırında yaklaşık 10 dk kadar, üzerleri kızarana dek pişiriyoruz.



Ben bu kurabiyeye "ATOM" ismini taktım... Zira gerçekten enerji verici bir yapısı var ...



Kurs gerçekten yeni şeyler öğrenme yolunda son derece keyifli geçmeye devam ediyor... Her cumartesi haftanın yorgunluğunu orada atıyorum diyebilirim. Sabah erken saatte sanırım başka bir güç beni kaldırmaya yetmezdi :) Bu haftaki kursumuzdan kareler ile son veriyorum bugünki yazıma...

Afiyetle kalın,








9 Kasım 2007 Cuma

YOLUNU KAYBEDENLERE VE YOLUNDAN AYRILMAYANLARA....



Öyle sırtüstü yatıp dinlenecek gün değil;
Daha yapacağımız çok şeyler var, çocuklar!

Ne kadar erken yağdı, gördünüz ya, yeniden
Nice güvendiğimiz dağlara kar, çocuklar!

İlerden, ta uzaktan el ediyor durmadan
Batılı arkadaşlar; vaktimiz dar, çocuklar!

Toplandık mı başbaşa, verdik mi el ele biz
Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar!

Hele kuru kütükler ayıklansın bir kere
Tadından çatlayacak dallarda nar, çocuklar!

Sizi bir bir tanıyıp alnınızdan öpmeye
Mustafa Kemal yolda, hey bahtiyar çocuklar!

Behçet Kemal ÇAĞLAR

7 Kasım 2007 Çarşamba

BİR CUPCAKE DENEMESİ DAHA



Kursta öğrenilenler, karıştırılan kitaplar, tırım tırım ziyaret edilen yerli yabancı blog ve siteler, içinden çıkılması zor , minik kağıt parçaları ile dolu eski tarif defterleri, misafirliklerde keşfedilen lezzetler herbiri Yemekbahane'ye sizlerle paylaşılmak üzere yansıyor.


Son bir senedir neredeyse, pastalardaki kek tarifleri ve kurabiye siparişleri hariç, bir tarifi ikinciye uygulamadım sanırım. Bu iyi mi kötü mü bilemiyorum ama hep yeni bir şeyler bulma gayretim son sürat devam ediyor.


Dün sıkça gezindiğim Martha Stewart'ın sitesinde gezinirken birkaç cupcake tarifi gördüm ve hemen eve gidip denemeye karar verdim.. Sonuç pratik ve memnun edici oldu..


12 adet cupcake elde ediliyor.

Hazırlama süresi : 15 dk

Pişme süresi :25-30 dk



Malzemeler :
1/2 cup oda sıcaklığında margarin
  • 1,5 cup un (silme)

  • 1,5 çay kaşığı kabartma tozu

  • 0,5 çay kaşığı tuz

  • 3/4 cup toz şeker

  • 2 adet oda ısısında yumurta

  • 1/2 cup süt

  • 1 çay kaşığı vanilya şurubu





Süsleme için:

  • 1 bardak soğuk süt
  • 1 poşet krem şanti
  • gıda boyası

    Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz. Muffin kalıplarının içerisine kağıtları yerleştiriyoruz.

    Yumurta, şeker ve margarini homojen bir kıvama gelinceye kadar çırpıyoruz. Daha sonra diğer malzemeleri de ekleyip çırpmaya devam ediyoruz.

    Bir kaşık yardımı ile hazırladığımız karışımı kağıt yerleştirdiğimiz kalıplara paylaştırıp pişiriyoruz. Kürdan ile keklerin pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz.

    Pişen keklerimizi soğumaya bırakıp, krem şantiyi hazırlıyoruz. İstediğimiz renkte bir gıda boyası ile şantiyi renklendirip bir müddet buzdolabında bekletiyoruz.

    Sıkma torbası vasıtasıyla soğuyan keklerimizin üzerine kremayı şekillendirerek sıkıyoruz ve son olarak arjantin şekerleri ile ya da farklı şekerlemeleri, çikolata vb ile süsleme işlemini tamamlıyoruz.


    Afiyetle,



    5 Kasım 2007 Pazartesi

    SEVGİM'in ŞAHANE ETİMEKLİ SALATASI ve KURSTAN KARELER




    Yine bir pazartesi karşınızdayım. Hava tam evde oturup ne kadar yemek programı varsa seyretmeye uygun bir hava gerçekten. Bu gibi durumlarda işte olmak çok zor geliyor... Ama ne yapalım , çalışmaya devam başka çare yok :)

    Çalışan bir bayan olarak haftasonlarını maksimumda faydalı geçirmeye gayret gösterdiğim için pek dinlenmeye vakit bulamıyorum açıkçası. Hele bugün, bitirdiğimiz haftasonuna dönüp baktığımda kendimi pek bir .... oradan oraya .... hareket halinde gördüm :)





    Bildiğiniz üzere bir kaç hafta önce Sefa Usta'nın Temel Pastacılık kursuna başladım.Cumartesi sabahları saat 09:00'dan 13:00'e kadar kursa gidiyorum ve inanılmaz güzel şeyler ortaya çıkıyor kursun sonunda .... Çayımızı demleyip tek tek yaptıklarımızın tadına da bakmazsak olmuyor tabii.. Allah yardımcım olsun, nereye kadar bu şekilde gider bilemiyorum :)




    Bu haftaki konumuzda gördüğünüz üzere meyveli tart ve meyveli pasta vardı... Resmini çekmediğim minik kurabiyeler ve incirli cookie'yi de yaptık ve afiyetle yedik :)

    Bu pasta Aylin ile ikimizin pastası... Ders bittiğinde yapılan herşeyi tezgaha dizip tüm grup bir de fotoğraf çektiriyoruz , bu harika oluyor :) İşte tüm bunları cumartesi günü kursta yaptık...


    Kurstan sonra arkadaş gezmesindeydi sıra... Üniversite grubu olarak tekrar toplandık.
    Bu seferki ev sahibimiz Sevgim'di... Bir sofra hazırlamış ki bize sormayın gitsin...Yani kurstan sonra bir de orada yedim anlayacağınız :)


    Sevgimin menüsünde :


    • Boşnak Böreği

    • Mercimek Köftesi

    • Zeytinyağlı Yaprak Dolması

    • Patates Salatası

    • Mantar Kurabiye

    • Muhallebili Kurabiye

    • Meyveli Kek

    • Tavuk Göğsü

    • veee bir de tadına doyamadığım tarifini birazdan yazacağım bir salata vardı...

    • Eee ben de meyveli tartı ekleyince kalem sayısı arttı ve biz çoookkk yedik :)

    Hepsi birbirinden güzel ve lezzetli bu ikramları bize hazırlayan Sevgim'ciğimizin ellerine sağlık...


    Şimdi gelelim şu salata mevzusuna .. Kendisi "UYDURMA SALATA" diye belirtse de ben hemen bir isim bulma çabasına girdim ve bu salataya "ETİMEK SALATASI" ismini koymaya karar verdim.


    Sevgim'in tarifi ile ETİMEK SALATASI tarifi :

    • 2 kase yoğurt

    • 1,5 kase mayonez

    • 1 paket Etimek

    • 3-4 adet tavuk göğüs (haşlanmış, didiklenmiş)

    • haşlanmış bezelye & havuç (konserve de olabilir)

    • tuz-kırmızı biber

    • 3-4 diş sarımsak

    Sarımsakları dövüp, mayonez ve yoğurt ile karıştırıyoruz. Hazırladığımız karışıma etimekleri bulayıp servis tabağına diziyoruz. Kalan yoğurt-mayonez karışımına didiklenmiş tavuk ve haşlanmış bezelye & havucu katıp , istediğimiz kadar tuz ilavesi yapıyoruz. Etimeklerin üzerine bu karışımı eşit miktarda oalcak şekilde yayıyoruz. Kırmızı biber ile süslüyoruz.

    Ben bu salatayı gerçekten çok beğendim ve muhakkak deneyeceğim... Sizlere de tavsiye ediyorum...

    Afiyetle ,





    2 Kasım 2007 Cuma

    LİMONLU CHEESECAKE


    Uzun süredir cheesecake konusunda bir takım denemeler yapıyorum. Çeşitli tarifler deniyorum. Lezzetleri her ne kadar sorunsuz olsa da görüntüde istediğim performansı yakalayamadığım için içime bir türlü sinmiyordu.

    Yerli - yabancı bir çok site ve blogdan tarifleri ve püf noktalarını okuyup, şöyle dolgun dokulu, yüksek, dolu dolu peynir tadını hissedebileceğim bir tarifi aradım. En sonunda hiç de uzakta değil, aradığım tarifi tam yanıbaşımda buluverdim. Nerede mi ? Pastacı'da tabii ...

    Bu tarifi de ilk denemem de tutturamadım , ama tamamen benim hatalarımdan ve talihsizliklerden kaynakladığı için tutmadığını bildiğim için tekrar denemeye karar verdim.. Sonuç tam istediğim gibi oldu.Pişirme esnasında sevgili Fidan'ın tavsiyelerini de uyguladığımı söylemem gerek.
    Hazırlama süresi : 20 dk
    Pişirme süresi : 45 - 50 dk
    Malzemeler:
    • 1,5 paket Eti burçak bisküvi
    • 100 gr tereyağı
    • 3 paket krem peynir (Burcu'nun belirttiği gibi Trakya Çifliği markasını kullandım)
    • 1 su bardağı toz şeker
    • 1 paket vanilya - ben 1 çay kaşığı vanilya şurubu koydum
    • 2 yumurta
    • 200 ml. bir küçük kutu sıvı krema
    • 3 çorba kaşığı un
    • 1 limon suyu ve rendesi
    Kalıp : 20 cm'lik kelepçeli kalıp
    İhtiyaç duyulan diğer malzemeler: Alüminyum folyo , pişirme kağıdı , 1 kase su
    Fırını 200 derecede ısınmaya bırakıyoruz. Kalıbımızın tabanına yağlı kağıt döşeyip, kelepçesini o şekilde kilitliyoruz.Kalıbımızın dışını tamamen folyo ile sarıyoruz.
    Bisküvilerimizi robottan geçirip, un haline getiriyoruz. Tereyağını eritip, ufaladığımız bisküvilerimizle iyice karıştırıyoruz. Hazırladığımız bisküvi kırıntılarını kalıbımızın tabanına boşluk kalmayacak şekilde iyice yayıyoruz. Bir kaşık yardımı ile hafifçe bastırarak bisküvilerin bütünleşmesini sağlamamız gerekiyor. Bu işlemi tamamladıktan sonra kalıbımızı diğer malzemeler hazır olana kadar buzdolabında bekletiyoruz.
    Yumurtaların oda ısısında olması her zamanki gibi önemli. Yumurtaları şeker ile krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz. Bu karışıma vanilyayı ekliyoruz ve çırpmaya devam ediyoruz. Un, krema , limon suyu ve limon kabuğu rendesini de ekleyip çırpma işlemini sürdürüyoruz. En son peynirlerimizi katıp homojen bir kıvam alana kadar yüksek hızda çırpıyoruz. Çırpma işlemini bitirmeden düşük hıza alıyoruz, hava kabarcıklarının sönmesi için bir süre de düşük hızda çırpıyoruz.
    Buzdolabından aldığımız kalıbımıza, bisküvi tabanının üzerine hazırladığımız peynirli karışımı döküp bir kaşık yardımı ile üstünü düzeltiyoruz.
    Fırının içerisine ısıya dayanıklı bir kase içerisinde bir miktar su koyuyoruz.
    Cheesecake'i önceden ısıttığımız fırına verip yaklaşık 15 dk kadar yüksek ısıda pişiriyoruz. Sonrasında kademeli olarak ısıyı azaltıyoruz. Son olarak 90 derece olacak şekilde, kekin üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Bu kademeli ısı ayarlaması kekin ortasının çökmesini engelliyor.
    Üzeri kızaran cheesecake'imizi fırından çıkartıp bir fırın telinin (ızgarasının) üzerine koyarak soğumaya bırakıyoruz. (Bu kekin tabanının terlemesini engelliyor.)
    Kekimiz soğuduktan sonra kalıbın üzerini streç film ile örterek keki buzdolabında 4-6 saat kadar bekletiyoruz.
    Bekleyen kekimizi kalıptan çıkartıp oda ısısında bir süre beklettikten sonra ister sade, ister beğendiğiniz bir sosla servis edebilirsiniz.

    Afiyetle,

    27 Ekim 2007 Cumartesi

    PRENS & PRENSES İÇİN ...

    Dün gece saat (sabah demeliyim aslında) 04:00'e kadar bugün teslim edeceğim minik Ralf ve Rayna'nın vaftizleri için istenen prensens ve prens konseptli kurabiye ve pasta ile uğraştım... Şu anda taze çekilmiş resimleri koymadan evden çıkmayayım dedim ...
    Bir döndüm pir döndüm galiba :)

    Detayları ve daha bir sürü resmi dönünce ekleyeceğim ...

    Yine yeniden sizlerleyim...

    Evet cumartesi tam evden çıkmadan önce koyduğum yazının devamına başlayalım...
    Yaklaşık 2-3 hafta önce minik Ralf ve Rayna'nın vaftiz törenlerinin konsepti belirlendiğinde bu miniklerin annesi sevgili Nil ile pasta ve kurabiye konusunda ne yapalım diye oturup düşündüğümüzde taç konseptinde karar kıldık. Kilisedeki törenin ardından akşam yemekte masalara çiçek yerine çubuklu kurabiyelerin hoş olabileceğini , böylelikle bir nevi tören şekeri gibi de algılanabileceğine kanaat getirdik. Pasta ise 50 kişilik olarak iki katlı olarak tasarlandı. Kurabiyeler ile uyumlu olması için taç konseptini pastada da kullandık.. Ayrıca minik ikizlerin resimlerini de yenilebilir kağıda bastırıp şeker hamuru ile pastada kullanmaya karar verdik.
    Gelelim pastanın yapım aşamasına :
    Pandispanya'da Emel Başdoğan'ın tarifini uyguladım.
    Alttaki dikdörtgen kat için buradaki pandispanya tarifinin iki sefer, 1,5 katını hazırlayarak iki tane pandispanya pişirdim.Ayrıca üst kat için de 20 cm'lik kelepçeli kalıpta 1 ölçü daha hazırladım. Yani 1,5 ölçüden iki sefer , bir ölçüden bir sefer olmak üzere 3 adet kekim oldu.

    Dikdörtgenleri aradan bölmedim. Sadece üst katı ortadan ikiye ayırdım.
    Portakal suyu ile kekleri fırça yardımı ile hafifçe ıslattım.
    Ara malzeme olarak 2 paket çikolatalı cremole'yi 3,5 su bardağı süt ile çırptım. İçerisine çikolata rendeledim ve bolca fıstık koydum.Birinci dikdörtgen kekin üzerine bu iç malzemenin 3/4'ünü döktüm ve her yerine eşit gelecek şekilde spatulam ile yaydım.İkinci dikdörtgen keki üzerine kapattım.
    400 gr bitter+sütlü çikolatayı benmari usulü eritip, 2 paket sıvı krema ile çırpıp kekin dışını bu ganaj ile iyice sıvadım. Dikdörtgen pastam hazır olunca şeker hamuru ile kapladım ve yuvarlak pastayı oturtmak istediğim yerleri işaretleyip , oralara tahta çöpşişlerden sapladım. Bunu üstteki katı koyunca çökme yapmaması ve üst katı sabitleyebilmek için uyguladım.

    Yuvarlak kat için de ara malzeme ve sıvama ganajı uyguladıktan sonra yine krem rengi şeker hamuru ile kapladım ve hazırladığım çöpşişlerin üzerine sabitledim.


    Pastanın süslemelerinde dore renk minik şekerler ve dore yenilebilir sim kullandım. Özellikle bebeklerin baş harfletini dore ile renklendirdim ve son olarak pastayı tamamladıktan sonra büyük boy fırça ile pastanın geneline dore fırça darbeleri yaptım.

    Image Hosted by ImageShack.us


    Kurabiyelerde ise her zamanki gibi bu tarifi kullandım.
    Törenlerine de katıldığım minik ikizlerin vaftizlerinin ardından ben de onlara tatlı , sağlıklı, huzur dolu bir hayat diliyorum.


    25 Ekim 2007 Perşembe

    SON BİR HAFTA

    Biliyorum artık bıktınız ... Hep aynı resim... Hep aynı yazı... Bir tarif koymaz mı insan... Girip bakmaz mı şu bloğa ...
    Haklısınız ... Ne deseniz haklısınız.. Bayram sonrası söz verdiğim gibi mutfağa girip yeni bir şeyler deneyemedim.Ama çok yoğun bir hafta geçirdim...İsterseniz biraz bahsedeyim..

    Üç günlüğüne iş için Tel Aviv'deydim... Açıkça itiraf etmem gerekir ki, mevcut siyasal durumlar nedeniyle çok endişeliydim seyahatim için.
    Havaalanında neler yaşarım, konakladığım yer nasıl olur, insanlar beni nasıl karşılar gibi endişelerim vardı.Sonuçta sadece basından ve medyadan takip ettiklerimdi tüm bildiğim.Ama bir kez daha gördüm ki her yazılana , çizilene , aktarılana körü körüne inanmak, önyargılı davranmak gereksiz...Tıpkı bize ve ülkemize yapıldığı gibi... Uluslararası bir şirkette çalıştığım için ve bu şirketi çok iyi bildikleri için mi bilmem ama ben çok rahat geçtim tüm sorgulardan.. Ancak şu bir gerçek ki.. Cep telefonumun şarj aleti bile tek başına dedektöre tutuldu.. Anlayacağınız her şeyim didik didik arandı..Ama son derece kibar ve yardımcı olmaya gayret gösteren çalışanlar tarafından..Bu bile onların sadece işini yapmaya gayret gösterdikleri izlenimi verdiği için katlanılabilir bir durum yarattı bende.Tel Aviv bulunduğu coğrafyanın çok ötesinde yapılandırılmış; bunu hissedebiliyor insan.. Çok temiz, alt yapısı kuvvetli ve son derece güvenli bir şehir izlenimi veriyor insana...
    İsrail mutfağının en önemli hususlarından Humus'u bir de İsrail'de tatma fırsatım oldu..Gerçekten çok lezzetliydi..Bunun dışında yediklerim dünya mutfaklarına çok yakın ve her yerde yenilebilecek yemeklerdi..

    İsrail seyahatinin dışında bir de yeni kursa başladım. Sefa Usta önderliğinde verilen bu kursta eminim çok şey öğreneceğim. Şimdiden öğrenmeye başladım bile... Teknik bilgilerin ötesinde yeni yeni tarifler de deneme fırsatımız oluyor.. Sizlere de buradan öğrendiğim, hoşuma giden tarifleri muhakkak bildiriyor olacağım...
    İlk olarak sanırım bir sonraki yazımda bu Tuzlu Kurabiye tarifi ile başlayacağım.. Lezzeti tartışılmaz çok güzel, sunumu şık ve malzemeleri pratik bu tuzlu ikramı eminim sizler de çok beğeneceksiniz...

    Son olarak dün sanalmagaza.com.tr'nin düzenlediği Sadık Müşteri Yaratma konulu konferansa katıldım. Günümüz iş dünyasında , bu kadar farklı alternatifler sahada koşarken markalarımıza, hizmetlerimize sadık müşteriler yaratmak adına yürütülmüş çeşitli örneklemeleri dinledim. Dubai'nin ziyaretçi sayısını arttırmak ve insanları Dubai'de alışverişe yönlendirmek adına yapılan girişim açıkçası beni çok etkiledi..Bir lokasyon için sadakat programı yürütülmesi son derece yaratıcı... Türkiye ya da İstanbul için de neden uygulanmasın ???
    Konferansın sonunda ben ne kadar sadık bir müşteriyim diye sormadan geçemedim kendime.. Galiba ben geleneksel bir müşteriyim ...Yani alışkanlıklarından fazla vazgeçemeyen , alıştığı ile devam eden.. Bu da beni bir çok noktada sanırım sadık kılmakta :)

    İşte bir haftaya benim sığdırabildiklerim..
    Bir daha arayı bu kadar açmayacağıma söz veriyorum !

    Afiyetle kalın,

    18 Ekim 2007 Perşembe

    DÖNÜŞ..

    Her güzel şeyin bittiği gibi bitti tatil..
    Saat çalmadan uyanmanın keyfi de bitti tatil bitince...
    06:15 kalk borusu kaldığı yerden ötmeye başladı yine..
    Ama olsun o kalk borusu ötmese keyfini alırmıydım tatil sabahları kendiliğinden uyanıp, ohhh iş yok bugün deyip, dönüp, uykuya devam etmekten... Almazdım herhalde ...
    Elde avuçta ne varsa bitmiş, yazmadığım bir iki yemek kalmış ... Onları da yazmak içimden gelmedi.. Ramazan sonrası daha farklı bir şeyler yazmalıyım dedim kendime...
    Bugün hedef koydum ... Eve gidince muhakkak mutfakta tatlı bir koku bırakmalıyım ve yarın kokunun kaynağını buraya yansıtmalıyım...
    Ama alışkanlık yarına kadar bekleyemedim işte. Baktım gelenler gidenler var , yeni bir şey bekliyorlar... En azından okumak için ...
    Ben de yazmaya karar verdim...
    Giderken internette aradığım şezlong resmini nedense bulamadım, ya da acelem vardı diyelim...O nedenle soranlar olmuş hani hayalindeki şezlong ya da parmakarası terlikler diye..
    E giderken olmadı bari dönünce hem de kendi çektiğim şezlong resmini koyayım dedim :)



    Bol uyumalı, bol yüzmeli, en fenası da bol yemeli tatilimden kalan bir enteresan resim var göstermeden geçemeyeceğim ....




    Bu kocaman şeyden yiyemedim ben ... Zaten pek balık sevmezdim sanırım iyice soğudum :)

    Afiyetle kalın,

    10 Ekim 2007 Çarşamba

    İYİ BAYRAMLAR!

    Bu filmi izlediniz mi bilmiyorum ama romantik filmlerden hoşlanıyorsanız çok seveceğiniz bir film olacaktır ....


    İşte ne zamandır hayalini kurduğum mesaj... :) Bu akşam kısmet olursa gidiyorum buralardan :)


    Bekle beni tatil .....








    Bu vesile ile buradan herkese sevdikleri ile güzel, mutlu, sevgi dolu, tatlı mı tatlı bir Bayram diliyorum ....


    Bu truffları bayramda ikram edilmek üzere çok zarif bir hanım için hazırladım..









    İyi Bayramlar !

    9 Ekim 2007 Salı

    KIŞ İÇİN HAZIRLIKLAR ve TUZLU KURABİYE

    Image Hosted by ImageShack.us


    Her ne kadar çok fazla üşüdüğüm için kış mevsimi ile aram pek iyi olmasa da kış için yapılan mutfak hazırlıkları bana çok keyif veriyor. Pazara gitme safhasından başlayıp, konserveler, turşular,dondurulmuş taze sebzeler,reçeller hazırlamak çok hoşuma gidiyor...
    Bu sene kayınvalidemin hersene yaptığı bir çeşidi ben de denedim.. Hatta bir kavanozunu bitirdik bile diyebilirim :) Yemek harçlarına katmak en güzeli de pat diye canım Menemeni patlatmak için birebir ....

    Bunun için ben pazardan yaklaşık 3 kilo kadar salçalık kıpkırmızı domateslerden ve 2 kadar da mis gibi kokan bahçe biberlerinden aldım...

    Image Hosted by ImageShack.us

    Domateslerin kabuklarını soydum ve yemeklik doğradım... Geniş bir tencerenin içerisine çok çok az sıvıyağ koyup, yine yemeklik doğranmış biberleri katıp hafifçe kavurdum. Biberlerin rengi döndükten sonra domatesleri ekledim ve tencerenin kapağını kapatmadan domatesler hafif pişinceye kadar kaynattım.Biraz tuz ekledim, çok değil ... Çünkü yemeğimiz yaparken de tuz koyacağımız için fazla gelebilir...Daha sonra henüz sıcakken kavanozlara doldurdum, kapaklarını sıkıca kapattım ve kavanozları vakumlamak için ters çevirip soğumaya bıraktım.

    Bunun dışında buzluğa taze fasulye, bezelye, enginar ve barbunya da attım tabiii... Hele onlar ayıklanmış oldukları için son dakika yetişmesi gereken yemekler için süper oluyorlar!

    Gelelim Tuzlu Kurabiyemize ...

    İnternette şöyle kıyır kıyır ağızda dağılacak bir tarif arıyordum ne zamandır... Ve Lezize'nin bloğunda tam aradığım tarifi buldum... İçine bir kaç ilave yaptım, peyniri çıkarttım ... Sonuç gerçekten tam tahmin ettiğim gibi harika oldu... Annem de hatta demirbaş listesine sanırım ekledi bu tarifi, bundan sonra mutfağından eksik etmeyecek :)


    Image Hosted by ImageShack.us



    Malzemeler:

    • 250 gr oda ısısında tereyağı ya da margarin (Ben Sana Hamurişi kullandım)
    • 1 çay bardağı sıvıyağ
    • 2 yumurta
    • 1 paket kabartma tozu (Dr. Oetker'in susam - çörekotu aromalı olanını kullanmanızı şiddetle tavsiye ediyorum)
    • tuz
    • Aldığı kadar un
    • 1 tatlı kaşığı sirke
    • Eğer normal kabartma tozu kullandıysanız 1 çay kaşığı mahlep
    • süslemek için çörekotu ya da susam

    Fırınınızı 180 derecede ısıtın...

    1 yumurtanın sarısını ayırın ve kalan tüm malzemeyi yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun.

    Hamuru ister elinizde (saç örgüsü, spiral vb) ister tezgahta açıp kalıplarınızla şekillendirip yağlı kağıt serdiğiniz tepsinizin üzerine dizin.

    Üzerlerine ayırdığınız yumurta sarısını sürün ve arzuya göre susam ya da çörekotu ile süsleyin.

    Kurabiyelerinizin üstü hafif kızarana kadar pişirin...

    Yemeye doyamayacaksınız...

    Afiyetle,





    6 Ekim 2007 Cumartesi

    KISA KISA HERŞEYDEN ...

    Bu ne başık Müge dediğinizi hisseder gibiyim.. Bugün yazacaklarım ortak paydada pasta tutkumda buluşuyor olsa da konu itibari ile hepsi birbirinden farklı olduğu için bu başlığı yazmaya karar verdim.

    Bazı blogları gezerken o kadar güzel fotoğraflara rastlıyorum ki itiraf ediyorum, çok imreniyorum bu yeteneklere.. Esasen yeteneğe iyi makinalar da eşlik edince ortaya kıskanılası kareler çıkıyor yani... Tadı güzel olanı bir de güzel resmetmek daha da keyif veriyor çünkü okuyucuya daha güzel yansıtma şansınız oluyor.

    Ben açıkçası Yemekbahane'de vasatın biraz üstünde fotoğraflar yayınlayabiliyorum. Ne makinam çok profesyonel ne de fotoğraf çekme konusunda detaylı bilgi sahibiyim. Sadece gördüğümü yansıtıyorum o kadar ... Ama bu kadar olmamalı...İşte bugün en azından doğru bir bilgi ile fotoğraf çekme yönünde az da olsa bir şeyler öğrenme fırsatı yakaladığım Fotoğraf Atölyesi'nin düzenlediği Temel Fotoğraf Semineri'ne katıldım. İki saat hiçbir şey için yeterli değil tabii ki ancak en azından kendime birkaç ipucu edinmiş oldum...Bakalım bundan sonraki fotoğraflara bunu yansıtabilecek miyim ?



    Örneğin bu fotoğraf bir felaket örneği ... Tabi gecenin bir körü mutfaktaki loş ışıkta, hiç bir kompozisyon yaratmadan ????!! (bana bak sen hele, laflara bak) pastayı öylece masaya oturtum çat diye resmini çekersem bu sonuçla karşılaşmam hiç de süpriz bir durum olmuyor...


    Ama bundan sonra bugün öğrendiklerimi uygulayacağım ve sizlerin gözlerinizi bu şekilde yormayacağım :)

    Yukarıdaki pastamıza gelince bir Burcu, Aylin ve Müge ortak yapımı olmakla beraber geçenlerde Burcu'nun her zamanki gibi kırmadan gelip tekrar benimle ve bu sefer Aylin'le de vaktini geçirmesi sonrasında tamamlandı.

    O gün Aylin'in isteği üzerine royal icing ve şeker hamuru ile kurabiye süsledikten sonra benim ricamla da koltuk kısmına kadar Burcu ile oluşturduk. Burcu bizi bizimle başbaşa bırakıp gidince kaplama işi bana kaldı. Hamur ortadan çatlayan merdanemin azizliğine bir hayli uğradı. Aylin ile birkaç figürü çalıştık ve gerisini ben tamamladım.

    O gün merdanemin başına gelenlerden sonra bugün kendimi attım Kadıköy'e... Önce Duygu Ticaret'e gittim, sonra da Bilko'ya ... Yeni bir merdane, kelepçeli kalıp, yeni boyalar, aromalı şurup, bayram için çikolata kutusu .... aldım da aldım.. Kendimi tutmak ne mümkün :)
    Ama şu anda çocuklar gibi mutluyum...

    Hepinize güzel bir haftasonu diliyorum..

    3 Ekim 2007 Çarşamba

    BİR YIL ÖNCE BUGÜN ....


    Yemek gerçekten bahane ...

    Hobilerimi hayatımın gerisinde bıraktığımı , sevdiğim şeylere ayırdığım vakti yeterli bulmadığımı farkettiğim gündü bugün..

    Ortak paydada ne kadar çok insanın varolduğunu öğrenmemin, mutfağımın terapi merkezim haline gelişinin üzerinden ne çabuk da bir sene geçiverdi...

    Hep bu sayfadan demek istediğim şey buydu benim... Yemek bahane ... Mühüm olan sevdiğiniz şeylere vakit ayırabilmek ...

    3 Ekim 2006 'da yazdığım ilk yazımın üzerinden neler neler geçti...

    Burası sayesinde neler kattım kendime, ne arkadaşlıklar kurdum, ne tecrübeler edindim saymakla bitmez...

    Ama ortada bir gerçek var ki o asıl beni mutlu eden şey...

    Ben bir senedir hayatta çok sevdiğim bir şey ile uğraşır oldum !!!

    Beni bu süre zarfında yanlız bırakmadığınız, benimle bu sayfayı paylaştığınız için hepinize teşekkür ederim ...

    Eğer bir gün sevdiğiniz şeylere yeterince vakit ayırmadığınızı farkederseniz, burayı bir kez daha ziyaret edin ...

    Herşey için vakit vardır, yeter ki isteyin !
    Yemekbahane bir yaşında...
    Kuzenim Duygu'nun Bodrum'da benim için yaptırdığı magneti nasıl buldunuz ? Çok şeker değil mi? ....

    Afiyetle kalın,

    1 Ekim 2007 Pazartesi

    GEÇİP GİDEN HAFTASONU ve ŞEFTALİ İLE PRATİK BİR İKRAM

    Önce cuma akşamından başlamak istiyorum sözlerime...

    Anlatmadan geçemeyeceğim bir iftar sofrasına davetliydik.. Keşke bu davet sofrasına dair size gösterebileceğim belgelerim de olsaydı ama malesef o kadar hızlı davranıp tükettik her şeyi resim çekmeye sıra gelmedi :(
    Daha önce de yaptıklarını burada YEMEKBAHANE'de sergileme fırsatı yakaladığım yakın arkadaşım Demet'in sofrasında neler vardı saymakla bitmez.. Yokları mı saysam acaba ??? :))
    Demet'in Kayserili oluşunun bir geleneği olan içli köfteler, küçük parmağımla aynı ebattaki etli dolmalar, bir resim çizilmiş gibi itina ile tepside dizilmiş olan sebzeli bagetler, kendi tombikliğine şaşıp kalmış, puf puf patatesli börekler ve bir sanat eseri gibi incecik cevizin altında ehlileşmiş harika kabak tatlıları .... Daha neler neler ....
    Ellerine sağlık Demet Usta, senin yemeğin de ayrı bir keyifle yeniyor gerçekten !
    Cumayı bu doyma oranı yüksek iftarla kapattıktan ve üzerine sahur etmek anlamsız kaldıktan sonra cumartesi akşamüstü verelini ana ocağı TEKİRDAĞ...
    Engin, 1 tepsi su böreği yaptırmış .... Arka koltukta bizimle seyahat etmekte... Selimpaşa sapağında minareler yeşil ışıklarını yakınca ben arka koltukta, börekten köşeler bizim miğdede:)
    Ama iftarı 20 dk kadar geç de olsa mis gibi deniz kokusu eşliğinde köfteler diyarında etmek nasip oldu.. Eee köfte ile tabii ki :)
    Pazar günü ver elini Çorlu... O indirim mağazası senin , bu benim ha babam gez.. Az daha iftara yetişememe durumu söz konusu oldu tabii... Ama bunda Çorlu'da benzin aldığımız ismi lazım değil dünyanın dev isimlerinden istiridye kabuğu kılıklı bir benzincinin kurşunsuz benzin yakan arabaya mazot koyması sonucunda yollarda dura kalka gelmemiz de etkili tabii...
    Neyse sağsalim İstanbul'a döndük ...
    Bir haftasonu daha böyle geçti gitti... Şimdi hedefimde bayram var ... Bu sefer terlik koyup gidicem buralardan bir aksilik olmazsa :)




    Bugün sizlerle yapıp, resimlediğim çoookkk pratik bir tatlıyı paylaşmak istiyorum. Acil durumlar için birebir ...
    Malzemeler:
    • Savuyer bisküvisi (kullanacağınız servis tabağına göre)
    • 1 paket Cremole
    • 1 paket Dr Oetker meyve sosu
    • Süt
    • Rendelenmiş çikolata
    • Şeftali

    Metro'da alışveriş yaparken , pasta malzemeleri bölümünü daha bir alıcı gözle geziyorum. Son gidişimde bu paketi görmüştüm. İçerisinde 12'lik setler halinde paketlenmiş savuyer bisküvileri var.Tabii lazım olabilir, neden olmasın düşüncesi ile hemen alıvermiştim...

    Oldu da...

    Ben kare bir servis tabağı kullandım, yaklaşık 10 tane savuyer bisküvisini sütle ıslatıp tabağın dibine dizdim.



    Üzerindeki tariften 1/2 su bardağı az süt koyarak Cremole'yi hazırladım ve bisküvilerin üzerine döktüm.Şeftalileri dilimledim ve üzerlerine dizdim.

    Meyve sosunu da tarifine göre hazırladım ve biraz ılındıktan sonra şeftalilerin üzerine döktüm. En son olarak bir parça çikolata rendeleyip tatlının üzerine serptim.

    İftarlardan sonra yenilebilecek bir sütlü tatlı olarak değerlendirilebilir.

    Afiyetle,

    28 Eylül 2007 Cuma

    PATATESLİ KOL BÖREĞİ


    Bu hafta nasıl bitti hiç anlamadım... İnanılmaz bir yoğunluk içerisinde bir baktım ki Cuma oluvermiş...


    Bizim minik kekçikler sayfada yıllanmadan yeni bir şeyler yazmam lazım dedim ve taktım fotoğraf makinasının hafıza kartını laptopa ... Yapıp, resmini çektiğim ama henüz yayınlamadığım ne varsa şöyle bir bakıverdim...


    Ramazan ya .. Demiştim çok şey birikti yazacak.. Ama bu esnada Ramazan yemekleri aktivitesini de kaçırmışım , işin gücün arasında, ona da çok üzülmedim değil !


    Ne yazsam ne yazsam derken, benim ilk kol böreği deneme resmim takılıverdi gözüme... Yazıp yazmama konusunda tereddüt yaşıyordum ama yine de kayıt altında olsun, varsın acemice gözüksün dedim ve koymaya karar verdim...


    Her ne kadar ben ilk tecrübemde arzu ettiğim kadar ince açamamış olsam da tadı gayet yerinde güzel bir böreğimiz olmuştu... Engin , ıspanaklı ya da peynirli sevmediği ben de kıymalıyı pek tercih etmediğim için ortak paydada patateste buluşma kararı aldık ve girdik mutfağa benim mutfak düşkünü kocamla , sıvadık kolları ... o bir yandan ben bir yandan heves ettiğimiz açma börek meselesine çivileme bir dalış yaptık...


    Tarif Sofra dergisi arşivimden ...


    Bileğine güvenenler için buyrun malzemeler:


    • Yaklaşık 5 su bardağı un

    • 1 çay bardağı su

    • 1 yumurta

    • tuz

    • 1 kase sıvıyağ - ben zeytinyağ kullandım

    İç Malzeme:



    • 3-4 adet iri patates

    • 1 adet orta boy soğan

    • 3 yemek kaşığı sıvıyağ

    • tuz-karabiber-kırmızıbiber

    Üzeri için:



    • 2 yumurta sarısı

    • 2 yemek kaşığı su

    • 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ

    Derin bir kasenin içerisine ununuzun yarısını koyun, ortasını havuz gibi açın , yumurtayı buraya kırıp suyun yarısını ve arzu ettiğiniz kadar tuzu döküp hamuru yoğurmaya başlayın. Kulak memesi yumuşaklığını elde edene kadar un ve sudan katıp hamurunuzu yoğurun. Yoğurduğunuz hamuru yaklaşık 30 dk kadar üzerine hafif nemli bir bez örtüp dinlendirin.


    Not : Unun hepsini kullanmak zorunda değilsiniz.. Su az gelirse ilave edilebilir...


    Patateslerinizi haşlayın ve bir çatal yardımı ile ezin. Soğanları yemeklik doğrayın ve yağda hafif soteleyin ve ezdiğiniz patatesle , baharatlarını da ekleyip karıştırın.


    Dinlenen hamurunuzdan bir portakal büyüklüğünde parçalar koparıp oklava yardımı ile ince bir şekilde (işte bizim gücümüzün yetmediği nokta) açın. Yufkanızın her yerine gelecek şekilde yağ sürün. Hazırladığınız malzemeden açtığınız yufkanın boyunca paylaştırın ve rulo yapın. Yağlanmış tepsinin ortasından başlayarak spiral şeklinde birbirine ekleyerek böreğinizi oluşturun.


    Tüm yufkaları sardıktan sonra üzeri için verilen malzemeleri bir kasede karıştırıp böreğinizin üzerine sürün. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık 30 - 40 dakika kadar pişirin.

    İşte benim börek maceram :)

    Herkese güneşli bir haftasonu diliyorum !

    Afiyetle ,


    24 Eylül 2007 Pazartesi

    RAMAZANDA DOĞUMGÜNÜ & MUDCAKE DENEMESİ

    Merhaba... Geçenlerde şirkette kutlanacak bir doğumgünü için aldığım bir siparişti.. Aylardan ramazan...

    Oruç tutan var, tutmayan ... Nasıl bir pasta olmalı dediklerinde .... Aklıma Burcu'da gördüğüm mudcakeler geldi...

    "Merak etmeyin, doğumgünü pastanızı ister kutlarken yiyeceksiniz, isterseniz evinize götürüp iftardan sonra tüketeceksiniz :)" dedim...

    Ve ... Özlem'in doğumgünü pastacıkları çıktı ortaya...



    Verilen Mudcake tarifini iki ölçü olarak uyguladım ve 18 adet cupcake elde ettim ...

    Malzemeler:

    • 120 gr bitter kuvertür çikolata


    • 3 çay bardağı su


    • 180 gr tereyağ


    • 440 gr esmer şeker


    • 4 yumurta


    • 200 gr un


    • 4 çorba kaşığı kakao


    • fındıkiçi (miktarı arzuya bağlı)


    Fırınımızı 170 derecede ısıtalım.

    Çikolatayı, 3 çay bardağı suyumuzu koyduğumuz cezvede suyun içerisinde kısık ateşte eritelim.

    Yağ,şeker ve yumurtaları homojen kıvama gelinceye kadar mikser ile çırpalım. Bu karışıma un, kakao, sulu çikolata ve fındıkiçini de ekleyip çırpmaya devam edelim.

    Cupcake kağıtlarımızı muffin kalıplarımıza paylaştıralım. Herbirinin içerisine bir kepçe yardımı ile ağzına kadardolacak şekilde karışımımızdan dökelim.

    Isınmış olan fırınımızda yaklaşık 20-25 dk kadar pişirelim.

    Tezgahın üzerinde yaklaşık 1 saat kadar soğumaya bırakalım.



    Bundan sonrası için ben şeker hamurumu sarı ile renklendirdim ve ince bir şekilde açıp büyük boy yuvarlak kopatımla yuvarlaklar kestim.



    Doğumgünümde hediye olarak gelen yazı kalıplarımı kullandım ve üzerlerine doğumgünü mesajını yazdım.



    Cupcakelerin üzerine ince bir kat nutella sürdüm ve mesajlı şeker hamurlarını yerleştirdim.



    Beyaz şeker hamurunu açıp , kelebek kalıp ile kestim ve yenilebilir yazı kalemi ile kelebeği süsledim.


    Herbir cupcake'i ayrı ayrı poşetleyip sarı rafya ile süsledim...



    Doüumgünü sahibi bu pastacıkları görünce çok şaşırdı gerçekten :)


    İsteğe de uygun olarak oruçlu olmayanlar tüketti, oruçlu olanlar ise paketlerini iftar sonrası yemek üzere çantalarına koyup evlerine götürdüler...


    Afiyetle,






    20 Eylül 2007 Perşembe

    ÖRGÜ MİLFÖYLER

    Örgü Milföyler



    Ramazan sofralarımıza bereket getirirken haliyle bloglara da bu yansıdı. Sizleri bilmem ama elimde yazacaklar birikti... halen de birikmekte...

    Eeee karnım aç olunca gözüm de aç oluyor tabii hergün ayrı bir şeyler yapıyorum :)



    Gerçi şu anda yazacağım yeni yapmış olduğum bir şey değil... Bizim son balkon sefasından kalma son tarif ....




    Ramazan süresince gelecek misafirlerinize şık ama kolay bir börek sunmak isterseniz , örgü milföyleri çok seveceksiniz... Sevgili Burçin'in bloğunu gezerken görmüştüm ve hemen denedim...



    Malzemeler :



    • Kaç adet isteniyorsa o sayıda milföy

    • İçerisine ne koymak isterseniz - benimki peynir ve maydanozlu


    Burçin'in resimli anlatımı , gerçekten çok açıklayıcı...



    Milföyleri kenarlarından üç yerden verevine kesip orta kısmına harcı koyup örgü örer gibi katlayın...

    Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, dilerseniz çörek otu ile süsleyip üzerleri kızarana kadar fırında pişirin.

    Afiyetle,

    18 Eylül 2007 Salı

    YE # 26 APERATIFLER ve MEZELER - BORANİ


    Ispanağı sevmeyen , abartmadan söylemem gerekirse ıspanağa sadece pirinç oranı yüksek bir yemeğin içerisinde belki bir iki kaşık tahammül eden benim canım kocişimin bile dün akşam iftar soframızda üst üste birkaç sefer tabağına aldığı harika-hafif-lezzetli ve son derece de sağlıklı bir tarif ile karşınızdayım...


    Bu ayki etkinliklerden Cafegusto'nun evsahipliğinde gerçekleşen Aparatifler ve Mezeler'e bu tarifimle katılmaya karar verdim...


    Rejimdekiler, ıspanak sevenler , ıspanağı sevdirmek için çaba sarfedenler, misafiri gelenler, "evde ıspanak var ne yapsam?" diyenler ...
    Buyrun Malzemeler:


    • 1 kg iyice yıkanmış ve ufak doğranmış ıspanak

    • 1 tane orta boy kuru soğan

    • 1/2 çay bardağı zeytinyağ

    • 1/2 tatlı kaşığı tuz

    • yoğurt

    • birkaç diş (tercihinize göre ) sarımsak

    Derin bir tencere kullanmanızı tavsiye ediyorum, zira ıspanaklar hacim kaybetmeden önce bir hayli yer kaplıyorlar...


    Tenceremize yağı koyup , ufak yemeklik olarak doğradığımız soğanlarımızı kısık ateşte hafifçe kavuruyoruz.


    İyice yıkadığımız ve doğradığımız ıspanakları soğanlara ilave edip, karıştırıyoruz.


    Önemli not :Borani'nin püf noktası tencerenin kapağını hiç kapatmamaktır ! Ispanaklar önce kendi sularını salacaklar , sonra da tüm suyu çekecekler...


    Tuzumuzu ilave edip ıspanakların suyu çekilene kadar kavuruyoruz.


    Pişince soğumaya bırakıyoruz.


    Sarımsaklı yoğurt hazırlıyoruz ve soğuyan kavrulmuş ıspanaklarımızla iyice karıştırıyoruz.


    Borani servise hazır...


    Afiyetle,


    16 Eylül 2007 Pazar

    ÖĞRETMEN OLDUM :)

    Dün pastacılığa dair henüz yeni yeni edinmekte olduğum tecrübelerime bir yenisi eklendi... Bir öğrencim oldu :) Arkadaşım Aylin yoğun anlatımlarımdan etkilenerek kendisini birdenbire pastaların içinde buluverdi..







    Birkaç hafta önce bize kahvaltıya geldiklerinde oğlunun okula başlayacağını kendisine bir uğraş bulması gerektiğini söyleyip ne yapayım diye sorduğunda :



    Mutfağa karşı yeteneğini bildiğim için "Pasta yap!" :) demiştim... O da yemedi içmedi , bütün pasta malzemesi satan yerleri tek tek dolaştı, fikir edindi hatta bir uzun zamanlı bir kursa bile yazıldı...
    Kursu başlamadan bugün kutlayacakları 8. Evlilik Yıldönümleri için beraber bir şeyler yapıp yapamayacağımızı sorduğunda memnuniyetle kabul ettim ve dün beraber mutfağa girip mis kokulu kurabiyeler ve şık bir pasta yaptık.. Öğrencim bir hayli hamarat olduğu için bana pek iş düşmedi...






    Önce zencefilli kurabiyelerden pişirdik... Sonra da pişirdiğimiz kurabiyeleri günün anlam ve önemine uygun olarak pembe - beyaz ve kırmızı şeker hamuru ile kaplayarak süsledik..



    Aylin, yeni hobisini baya sevdi... Bu işten zaten keyif almamak mümkün değil hep anlattığım gibi...





    Bir hobinin ötesinde gerçek bir terapi...







    Kurabiyelerimizi poşetleyip dün aldığım yeni renkli rafyalar ile de paketlemesini tamamladıktan sonra artık hediye etmeye hazırdılar!










    Kurabiyeler ile işimiz bittikten sonra Aylin ile pastaya şeker hamuru kapmala üzerine çalıştık... Önce bir keke ihtiyacımız olduğu için önce bu tarifi uyguladık... Kekimiz pişip soğuduktan sonra pastamızı beyaz şeker hamuru ile kapladık...



    Son olarak gül yapımı üzerine bir kaç deneme yaptık.. Veee Aylin'in eşine 8. yıldönümleri için hazırladığımız pastamız hazırdı...



    Çalışkan öğrencim Aylin'i buradan tebrik ediyorum :) Nice 8 yıllara ... Mutlulukla , sağlıkla....

    Afiyetle ,

    LinkWithin

    Related Posts with Thumbnails