26 Ocak 2012 Perşembe

AJANDA'NIN KABUĞU TAMAMEN DEĞİŞTİ

Hani bazen oturup eski fotoğraflara bakarız ve zamanın nasıl geçtiğini ve bunun üzerimizde bıraktığı etkileri düşünürüz ya. Ben de bazen oturup eski post(yazılar)ları okuyup böyle hissederim. Vaww bunu ben mi yapmışım, nasıl bir fotoğraf çekmişim falan gibi... Az önce aktif olarak içinde bulunduğum ve bulunmaktan gurur duyduğum oluşumun göznuru Ajanda'nın portalında şöyle bir dolanırken o ilk an geldi gözümün önüne. Acemice ama büyük bir gönülle bu yola girdiğimiz o gün. Şimdi gururla baktığım bu sayfaya geldiğimiz nokta beni heyecanlandırdı ben de bu heyecanımı içimde tutamadım, koştum size içimi dökmeye geldim.
1,5 senedir her seferinde zenginleşen bir içerikle çıktığımız bu yolda bizi yanlız bırakmayan tüm değerli okurlarımıza da buradan seslenmek istiyorum!
Ajanda sayenizde büyüdü.. Büyümeye devam ediyor.
İlk yola çıkarken yazdığımız gibi
"Gezecek, okuyacak, seyredecek, deneyecek, değerlendirecek, ilginizi çekecek birçok şeyin olduğu portal.. AJANDA" ya herkesi bekliyoruz..

Bu arada yeni yazım da yayında ..


Yöresel tariflerinizi bekliyorum
yemekbahane@gmail.com


24 Ocak 2012 Salı

ARAS'IN DOĞUMU İÇİN HAZIRLADIĞIM BEBEK ŞEKERLERİ

Geçen sene bu zamanlarımı hatırladım birden. Ofiste masaya yaklaşırken sıkışan kocaman karnımla dolanırken hatırladım. Sonra tam da bu zamanlarda Eminönüne gidip yaptığımız alışveriş geldi gözümün önüne. Yapacağım iki baby shower partisi ve doğumda hastanede odası için hazırlanmak adına süsün püsün içinde kayboluşum :) Ama iyi ki yapmışım.. Ohh sefam olsun valla, şimdi insan keyifle hatırlıyor o güzel hazırlık günlerini.

3 ayrı modelde kendim toplam 200 adet şeker hazırladım. 100 tanesini hastane odasında dağıttık, diğerlerini de baby shower partileri ve mevlütte ikram ettik.

Tüm bu origamik kutuları Eminönün'den aldım. Küp kutuların 100 tanesi 20 TL, diğerinin 100 tanesi 30 TL'ye alındı. Hastane odasında dağıttığım kutuda ahşap bir figür kullandım. 100 tanesi 30 TL, tül ve kurdele için de 15 TL ödedim. Mevlüt şekerlerinde de ahşap figürler(puset) kullandım. 50 tanesi 10 TL idi. İçlerine koyduğum çikolataları yine Eminönü'de bulunanPelit'in çikolatacısından aldım. Bu fener şeklindeki çikolataları Şark Han'dan temin ettiğim metal beyaz bir ağaca astım.

Düşük maliyetle siz de kendiniz ya da sevdikleriniz için bu hazırlıklardan yapmak isterseniz Eminönü en doğru adres diyorum...



Baby Shower Partisinde & Mevlütte dağıttıklarım



Blogger dostlarımla baby shower partimde ikram ettiklerim



Hastane odası için hazırladıklarım

19 Ocak 2012 Perşembe

ARAS'I BÜYÜTÜRKEN KULLANDIĞIM VE MEMNUN KALDIĞIM MARKALARDAN

Hamileliğim boyunca ve ilk anne olduğum dönemde bir şeyler satınalırken her zaman etrafımdaki tecrübeli annelerin deneyimleri ve yorumları benim için çok önemli ve yol gösterici oldu. Öyle ki bir gün e-bebek'te kasada önümde sırada olan bir bayan aldığım burun aspiratörünü görünce " hiç tavsiye etmiyorum" dediğinde direk elimden o ürünü bırakmıştım, bu kadar riayet ediyorum diyebilirim :)
O nedenle ne zamandır aklımda olan, ana kullandığım ve memnun kaldığım ürünlerden sizlere bahsetmek, öneri olarak değerlendirmek isteyenler olursa bilgi vermek istedim...

Ana kucağı olarak Maxi Cosi Cabriofix kullandım. Aslında bunu satın almama gerek olmadı. En yakın arkadaşım Sevgim'in Demirim için kullandığını biz de aynen ondan alıp Aras için kullandık.
Puset olarak tercihimizi de hem tek bir aparat ile Maxi Cosi'ye uyumlu hale geldiği için hem de yine bir arkadaşımın memnun kaldığı bir marka olduğu için Bebe Confort'tan yana kullandık. Bebe Confort Elea'yı puset olarak kullandık yaklaşık 7 ay boyunca. Aslında bu 7 ayın 6 ayında hep ana kucağını takarak taşıdık Aras'ı. Artık oturma konusunda omuru iyice kuvvetlendiğinde bu kırmızı koltuğu devreye soktuk. Aslında Elea'nın bu koltuğu sıfır konumda dümdüz yattığı için yazın çok sıcaklarda da sıkça kullandığımız bir şey oldu. Aras henüz 37 günlükken yazlığa gittiğimiz için ana kucağı çok sıcaklarda çok terletici olabiliyordu. Zaten dümdüz yattığı ve tekerleklerinin koltuktan ayrı katlandığında kapladığı yerin çok olmaması nedeniyle bu puseti tercih etmiştik. Çok da memnun kaldığımızı söyleyebilirim.


Aras'ın şu anda kullandığı araba ise klasik bir baston puset. Chicco Lite Way.. E-bebekteki kampanyada derisini piyasadaki ürünlere göre çok iyi fiyata aldığımızı söyleyebilirim. Artık her yere onunla gidiyoruz. Taşıması pratik, sadece 7 kg.. Katlandığında kapladığı yer de az ... Aslında dışarıdan ziyade evde kullanmak için aldık hemen baston puseti. Yoksa diğerini de kullanabilirdik. Ama bunun tekerlekleri daha küçük olduğu için Aras'ı evde eylemek gerektiğinde kullanıyoruz sıkça. Gittiğim ev gezmelerine de götürüyorum. Hem yatak görevi de görüyor, öğle uykusunu başka evlerde bununla kotarıyoruz.


Aras alerjen olduğu için, kafasında çok konak çıktı. Bir ara kafası resmen tas gibi kaplıydı konakla. Doktorumuzun önerisi ile Mustela Yeni Doğan Köpük Şampuanı kullanıyoruz doğduğundan beri. Aslında bakıldığında pahalı bir ürün sanırım 27 TL .. Ama yaz bebeği olan Aras, her gün yıkanmasına rağmen 6 ayda bitti. Bence diğer şampuanlara göre daha kullanımı ekonomik oluyor. Üstelik durulanması da köpük olduğu için daha rahat, bebeğin kafasında şampuan artığı kalma riski çok düşük.



İşte konak yüzünden kullandığımız bir ürün daha .. Mustela Stelaker ... Konak nedeniyle oluşan kabukların yumuşaması ve düşmesi için özel bir krem. Aslında zeytinyağı da sürebilirsiniz demişti doktorumuz. Ama zeytinyağını sürünce bebeği yatırdığınız yere bulaşma riski çok yüksek, bir de arıtmak daha zor oluyor. O nedenle ben bu ürünü memnun kalarak kullandım. Banyodan 1-2 saat önce sürüyorduk, sonra yukarıda bahsettiğim şampuanla yıkıyorduk. Kıvamı nemlendirici bir krem gibi, yıkamasanız bile oluyor, rahatsız etmiyor bebeği. Kafa derisi bu nemi yutuyor zaten...
Malesef Aras, doğduğu ilk günden itibaren biberonla mama alan bebeklerden. Biberon tercihimiz ise Avent oldu. Kolik önleyici özelliği taşıyan Avent marka biberonlardan sanırım evde 8 tane var :) Eeee her öğüne bir biberon ...


Esasen sterilizatör kullanmayı hiç planlamıyordum. İstanbul'da olduğum süre boyunca da kullanmadım. Biberonları elde ya da makinada yıkadıktan sonra sıcak suda 2-3 dakika bekletiyor ve kullanıyordum. Ama Yalova'ya yazlığa gidince orada kuyu suyu kullanıldığı için sterilizatör alma ihtiyacı duydum. Sevgim, Weewell kullandığı için direk ondan edindim. Hala da kullanıyorum, gayet memnunum.

Weewell markalı kullandığım başka bir ürün de telsiz..Bu bana çikomun hediyesi. Kendisine de hediye gelmişti ve memnun kalarak kullanıyor, o nedenle telsiz konusunda seçimi ona bırakmıştım. Evimizin uzun koridorlu yapısında gayet iş görüyor.. Geceleri Aras ağladıkça cızz cızz bağırıyor :)


Pişik kreminden bahsetmeden olmaz. Sağolsun yine bir arkadaşım söylemişti Sudocremi. Biz bile kullanıyoruz, sivilce, güneş yanığı falan olunca.. Eskiden sadece MotherCare'de satılırdı, şimdi eczaneler satıyor ama pahalılandı malesef. Ben geçenlerde unnado.com'dan aldım uygun fiyata.

İşte böyle.. 9 aylık oğlumu büyütürken faydalandığım şeylerden birkaçı hakkında paylaştığım bu bilgiler umarım fayda sağlar.

Sağlıkla,

7 Ocak 2012 Cumartesi

SUT ALERJİSİ ve REFLUDE NE DURUMDAYIZ?

Aras daha henüz 1 aylık iken inek sutu proteinine alerjisi olduğunu kesfetmistik biliyorsunuz. 8.ayını doldurdu ve geldigimiz nokta hakkında bilgi paylaşmak istedim faydalanmak isteyenler olur diye. Her ne kadar 1 yasından önce direk olarak inek sutu tüketmiyor olsalar da aldıkları ek gıdaların icinde, emziren annelerin kendi beslenmelerinde tükettiklerinde, hatta hazır formül mamalarda dahi bu protein barınıyor. İlk şart vücuda bunun dolaylı ve dolaysiz girişini engellemek ki tedavi yerini bulsun. O yüzden Aras ek gıdaya geçtiğinden beri daha da sıkı bir sekilde dikkat ediyoruz ne yedirdigimize. Su anda yediği gıdaların hiçbiri süt, peyniralti suyu, suttozu gibi seyler barındırmıyor. Yani özetle süt, peynir, yoğurt, bisküvi, tereyağı, dana eti vb seyler tüketmiyor. Peki calcium nerden alıyor diye aklınıza gelebilir. Alerjen maması Mİlupa Pregomin AS ile bu açığı kapatıyoruz. Sabah kahvaltılarını, muhallebilerini hep bu mama ile hazırlıyoruz. Bir kaç sefer keçi peyniri denedik ancak her seferinde birkaç gün içerisinde vücutta kabartilar ve öksürük başladı. O yüzden kesmekdurumunda kaldık. Alerji azdiginda reflu azıyor ve öksürük kuvvetleniyor malesef. İsin esası vücuda unutturmak diyor doktorumuz ve tedaviye tam uymak. Ucundan bile tattirmayacaksiniz diyor. Biz de sabırla bekliyoruz....

6 Ocak 2012 Cuma

SEBZE ÇORBASI SAVAŞINI KAZANAN GURURLU ANNE BİLDİRİYOR

Aras'in katı gıdaya geçtiği günlerde her zaman olduğu gibi içimi sizlere dökmüş, değerli fikirlerinizden faydalanmak adına yorumlarınızı istemiştim... Yine her zamanki gibi birbirinden değerli geribildirimleriniz oldu, sizlere teşekkür ediyorum. Hal böyleyken, o günden bugüne gelişmelerden sizleri haberdar etmemek olmazdı. Evet .... Ben kazandım :) ve benim gibi bu sorunla yuzlesebilecek anneler için deneyimimi yazmak istedim. Ne yaptım ?
1- Yılmadım :) Her gün çöpe döksem de pişirdim, pişirmeye devam ettim.
2- Zorlamadım ama ısrarcı olmaktan vazgeçmediğimi hissettirdim :)
3- Herseyi katip deneyerek neyi sevdiğini keşfetmeye çalıştım. Çorbanın içine elma - armut suyu dahi kattım en sevdiği şeyler oldukları için.
4- Hazır kavanoz mamaları denedim. Belki bu konuda beni yadirgayanlariniz olacak ama ben çözümü bunda buldum. Aras hazır sebzeleri ilk verdigimde yedi, demekki sebze ile arasında sorun yokmuş! Peki ben kendi yaptıgım çorbalarda ne yapmalıyım? Hazır mamaları neden sevdi de benim yaptığımı yemiyor diye düşünmeye başladım ve içindeki sebzelerin oranlarına baktım. Genelde tadı yogun olanların (kereviz gibi) oranlarının digerlerine kıyasla daha düşük olduğunu gördüm. Aras tatlı seven bir cocuk, meyveleri çok keyifle yiyor. Ben de tatlı sebzeleri on plana çıkarttım, ornegin havuç ve balkabagi....veeeee alışana kadar 1 kasik hazır mama verip o sımsıkı tikadigi ağzını açtırdım 1 kasik benim çorbadan verdim. Bu sekilde yaklaşık 1 hafta geçirdikten sonra hazır mamayı hafifçe ortadan kaldırdım. Veeee ben kazandım!!!!! Şimdi her sebzeyi yiyor :)
Bir konu da asla bulamac yapmadım, bunu da söylemem lazım. Hep kendim yiyecekmisim gibi, tıpkı bir sebze yemeği pisiriyormus gibi hazırladım. Mesela kıymalı ispanak, kabak dolması, kıymalı kereviz gibi... Birbirine yakistirmadigim hiçbirşeyi karmakarışık vermedim Aras'a. Bir tek tuzu eksik olan bu yemekleri ben bile keyifle tattım hep. Ornegin kıymalı ispanaga, ispanak-havuç-pirinç-soğan-kiyma ve biraz zeytinyağı koydum pişirdim, tıpkı bizim yemeklerimiz gibi... Ispanagin tadını bilsin diye...
Benim tecrübem ve yol haritam bu oldu, darısı yeni tecrübe eden ve edecek annelere!
Afiyetle & saglıkla

29 Aralık 2011 Perşembe

GELENEKSELLEŞEN BLOGGER YILBAŞI PARTİMİZ

Geçtiğimiz sene bu sofra ve insana mutluluk veren bu yılbaşı ortamı çok uzun süre konuşulmuştu.O gün, bu yazıyı yazarken söze nasıl başlayacağımı bilmediğimi belirten bendenizin durumu bugün de pek farklı değil aslında.Her sene daha güzel ve özel bir hale bürünen bu sofraların bir sonrasında varacağı boyutu merak eder hale geldim, onu söyleyebilirim. Üstüne üstlük bu hazırlığın bir sürece dayanması, masanın süslemelerinin günler önce provasının dahi titizlikle yapılıyor olması bu sofrayı benim nezdimde daha da özel kılmaya yetiyor da artıyor bile. Tabii masanın çevresini süsleyen değerli dostlarımın benim kalbimdeki özel yerlerini saymama dahi gerek yok sanırım.
O gün bitip eve döndüğümde kalbimin ve yüzümün tamamını kaplayan bir mutluluk ve kocaman bir mide vardı bana kalan. Elbette harika dekore edilmiş bir sofra, müthiş ayrıntılarla süslenmiş muhteşem bir ev, özenle hazırlanmış nefis yiyecekler ve doyumsuz bir sohbet insanda ne bırakabilir ki...
O güne dair tek üzüntüm, kare kare her ayrıntıyı kaydettiğim fotoğraf makinamın bana yaptığı azizlik neticesinde çektiğim bütün fotoğrafların hafıza kartından silinmiş olması oldu. Neyseki bizde fotoğraf meraklısı çok. Cannes film festivalinde kırmızı halıda salınan aktristler misali önce herkes her ayrıntıyı kaydetmese içim daha beter yanardı.
Evet lafı uzatmayayım.. Gelelim bu muhteşem partinin ev sahibesi canım Selenime...
Onun zevkli olduğunu biliyordum elbette ama bu zevkin derecesini meğer az tahmin ediyormuşum. Masallardan fırlamış gibi sıcacık dekore edilmiş evine girdiğimde gözlerim, kalbim, ruhum kamaştı. Salondaki sofrayı gördüğümde ise nefesim kesildi..
İşte soframız...Ve ayrıntılar..

Her zaman olduğu gibi tatlılar ve tuzlular olmak üzere iki ayrı büfe hazırlamıştı Selen.. Herkes yine elinde ayrı bir lezzet ile gelerek bu büfeleri donattı. Yeniyıl ruhu sadece dekorasyonda sınırlı kalmadı, yiyeceklerimizde de yine geçtiğimiz sene olduğu gibi bu özen hakimdi.




Tuzlu büfesinde;


Esra - Üç Renkli Rulo Börek
Fadime - Zeytinyağlı Dolma
Neslihan - Çam Ağacı Modelli Tavuk Salatası & Körili Buğday Salatası
Selen - Meksika Fasulyesi Salatası & Kuru Köfte Şişleri
Dilek - Otlu Çörek
Ben - Tuzlu Kurabiye




Tatlı Büfesinde;


Pınar - Mini Fındıklı Kurabiye
Münevver Abla - Un Kurabiyesi
Ben - Aşure
Yasemin - Kakaolu Cupcake & Kütük Pasta


Her sene sürprizli olan kütük pastamızın bu seneki sürprizi içinin ortama uygun şekilde kırmızı oluşuydu.


Yine her zaman olduğu gibi herkes bir hediye ile geldi ve Selen'in hazırladığı kutular ile çekilişimizi yaptık.



Her anı, her ayrıntısı, her lezzeti damağımda kalan bu harika gün için tüm dostlarıma teşekkür ediyorum ve bu vesile ile hepinizin yeni yılını şimdiden kutluyorum.

2012 gönlünüzden geçen her şeyi size getirsin dilerim...

Afiyetle & sağlıkla,






26 Aralık 2011 Pazartesi

21 Aralık 2011 Çarşamba

AJANDA'DA OLUP BİTENLER



Yeni yıl yaklaşırken planlarınızı şekillendirebileceğiniz, yıl bitmeden gidebileceğiniz, internette dolaşırken okuyabileceğiniz içi dolu, keyifli yazılar yine sizi Ajanda'da bekliyor.

Üstelik sürpriz ödülleri de unutmayalım :)

Tık tık... www.ajandadergi.com

19 Aralık 2011 Pazartesi

BALKABAKLI ÇÖREK

Balkabaklı Çörek



Bravo! Kendi rekorumu itina ile kırmış bulunuyorum. Bu kadar uzun bir ara verdiğim hiç olmamıştı, ne olursa olsun bir şekilde tarif olmasa da iki kelam ederdim ama bu ara yapamadım. İşe de başladıktan sonra artan tempoma hala ne fiziken ne de psikolojikman adapte olmuş değilim. Aslında yemek pişirmesem de hayatımdaki sosyalleşme çabalarımın eseri olarak farklı organizasyonlara katılıyor olsam da yazmaya bir türlü fırsat bulamadım desem yeridir. Neyse kendi kendime kızdım dün gece ve işte bilgisayarımın başındayım, akşam evde iş için bir rapor yaparken, tenefüs yapan çocuklar gibi ben de bloguma gireyim bari dedim :)

Bundan bir ay önce yine blogger dostlarımla rutine dönüşen toplantılarımızdan birini yine Münevver Ablacığımda harika bir kahvaltı sofrası ile yaptık, ben de o kahvaltı sofrasına Balkabaklı Çöreklerimle katıldım. Daha önce Piramit Pasta, Muska Tatlısı ve Turta olarak değerlendirdiğim balkabağını bu sefer bu tarifte denedim ve sonuçtan oldukça da memnun kaldığımı söyleyebilirim.

Malzemeler:


  • 250 gr tereyağ

  • 7 yemek kaşığı toz şeker

  • 1 çay bardağı yoğurt

  • 1 çay bardağı sıvıyağ

  • 1 çay kaşığı karbonat

  • aldığı kadar un (yaklaşık 3-3,5 su bardağı aldı)

iç malzemesi:


  • 1/2 kg balkabağı

  • 1 su bardağı toz şeker

  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi

  • su

Yapılışı:


  1. Balkabaklarını yıkayıp orta büyüklükte dilimleyerek üzerine şekeri ilave ediyoruz. Kabakların üzerine gelecek kadar su ekleyerek yumuşayana kadar pişiriyoruz.

  2. Pişen balkabaklarını (varsa suyunu süzerek) bir çatalla ezerek püre haline getiriyoruz ve ceviz ile karıştırıyoruz.

  3. Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz.

  4. Hamur için gerekli malzemeleri (un hariç) derin bir kaseye koyarak yumuşak ancak ele yapışmayan bir kıvam alana kadar un ilave edip yoğuruyoruz.

  5. Hamuru 30 dk kadar buzdolabında bekletiyoruz.

  6. Pişen hamuru iki parçaya ayırıp her iki parçayı da ayrı ayrı elimizle yada bir merdane yardımı ile tezgahta açıyoruz. (iki aşamada oratalama 30 adet çörek elde edeceksiniz) Ortasına hazırladığımız harcı ayyıp rula şeklinde sarıyoruz ve dilimleyerek yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepisisine diziyoruz.

  7. Fırında pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.

  8. Üzerlerine pudra şekeri serperek servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

24 Kasım 2011 Perşembe

ANILARDA DEĞİL KAŞIKLARDA YAŞASINLAR YAZI DİZİSİ

Evet hala yemek pişirmiyorum :)

Geçen pazar yaptığım domatesli pilavı saymazsak mutfakta Aras'a mama ve sebze çorbası pişirmekten, elma-armut rendelemekten öteye gitmiyor faaliyetlerim...Zaten iğrenç olan İstanbul trafiği, bu sene iyiden iyiye arap saçına dönünce eve gitmem sekizi buluyor ve anneciğimin pişirdiklerini afiyetle tüketiyorum :)

Pişirmiyorum ama yazıyorum :) Ajanda'da hala aktifliğimi korumaya maksimumda özen gösteriyorum.

Dün yayınlanan yazımda ise bir dizi başlatma kararı aldım... Yöresel yemekler dizisi.. İlk olarak çorbalar üzerine bir girişimim oldu. Burada amacım interaktif bir süreç yürütmek. Sizlerin yörelerinize ait lezzetleri derleyip, Ajanda okurları ile paylaşmak.

Siz de yöresel yiyeceklerinizi Ajanda takipçileri ile paylaşmak isterseniz lütfen bana fotoğrafı ile tarifinizi iletin. Tabii kişisel bilgilerinizi de .. (İsim/varsa blog vb)

yemekbahane@gmail.com adresine emaillerinizi bekliyorum.

16 Kasım 2011 Çarşamba

"SÖZ" BENİM.. O SORDU, BEN CEVAP VERDİM




Sinemciğim yenilikçi kişiliği ile yeni bir akım başlattı yine.. Şimdi de annelere soruyor, blogunda yayınlıyor.Bu konudaki ilk konuğu da bugün ben oldum..O sordu ben yazdım, tabii kendi bildiklerimi, doğrularımı ve düşüncelerimi..

Okumak için tık tık ...

15 Kasım 2011 Salı

ÇALIŞAN ANNE KOÇU

calisanannekocu

Evet artık bir anneyim ve çalışan bir anneyim. Çalışan bir anne olarak gün benim için 24 saat olarak gözükse de aslında daha uzun sanki... Ev-iş-eş-çocuk-özel hayat derken kendimi çok kollu bir robot gibi hissediyorum ben de artık, bir çoğunuzun hissettiği gibi.
Çalışan anne koçu web sitesinin kurucusu ve Size Loto Vurdu kitabının yazarı sevgili Nil, bana sitenin yemek sayfasında yazmayı önerdiğinde ise kollarıma bir kol daha eklemekten hiç çekinmedim. Bundan böyle Yemekbahane'de paylaşmakta olduğum tariflerimi, çalışan annelere yönelik menülerle zenginleştirerek www.calisanannekocu.com platformunda, Mutfakta Çalışan Anne Var sayfasında paylaşıyor olacağım.

Bu sitede fayda görebileceğiniz daha bir sürü konu başlığı bulacağınıza eminim...
Bizi takip ederseniz çok sevinirim..

Sevgilerimle,

4 Kasım 2011 Cuma

PORTAKALLI KEK

Portakallı Kek



Evde yapılmış kek.. Benim kalbimi çalmak işte bu kadar kolay ...

Mis gibi portakal kokan bu kek ise, benim direncimi direk kırabilir..

Malzemeler:


  • 1 su bardağı süt

  • 1,5 su bardağı toz şeker

  • 4 yumurta (kek kalıbınız küçükse yumurta adedini azaltmalısınız)

  • 1/2 çay bardağı portakal suyu

  • 2 yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi

  • 1 paket kabartma tozu

  • 1 su bardağı sıvıyağ (mısırözü ya da çiçekyağı kullanılabilir)

  • 2,5 - 3 su bardağı un (kıvamına göre ayarlanmalı)

Yapılışı:


  • Fırını 180 derecede ısıtıyoruz.

  • Kek kalıbımızı margarin ile iyice yağlayarak hazırlıyoruz.

  • Yumurta ve toz şekeri krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz.

  • Daha sonra süt, portakal suyu ve portakal kabuğu rendesini ilave ederek çırpmaya devam ediyoruz Not: Bu aşamada  malzemelerde yazan sıvıyağın da eklenmesi gerekiyor. Tarifte eksiklik olduğu için sonradan ilave edildi. Kusura bakmayın lütfen.

  • Bir kapta un ve kabartma tozunu karıştırıp, elekten geçirerek sıvı karışıma ekliyoruz. Koyu boza kıvamında olan kek harcımızı yağladığımız kek kalıbımıza dökerek fırına veriyoruz.

  • Ortalama 40-45 dk kadar pişirdikten sonra kürdanla ya da bir bıçakla ortasının pişip pişmediğini kontrol ediyoruz ve fırından alıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

31 Ekim 2011 Pazartesi

6 AYLIK TECRÜBELİ ANNE BİLDİRİYOR

Daha dün gibi size çılgınca yaptığım body alışverişlerimi anlatışım :)
Işık hızı ile akan giden zaman bugün sizlerin karşısına beni "6 aylık" bir tecrübe ile çıkarttı bile. Küçük kuzum Aras'ın doğumunun üzerinden günler, haftalar ve hatta mevsimler geçtikten sonra arkama baktığımda ufak ufak yükselen bir kuleye benzetiyorum çıkarımlarımı ve deneyimlerimi.
Annelik ne okumayla, ne dinlemeyle, ne görmeyle edinilir denir ya "yaşamak gerek" deyimi tamamen yerinde diyorum sadece.
Şimdi bugün filmi başa sarsam ne olurdu ;
Hahahahah daha çok mu body alırdım :) Sayısını bilmem o tüketim çılgınlığıma bağlı olarak değişir ama ben...






  • Çocuğun ayına göre kıyafet almazdım. Aras mı büyük bir çocuk bilmiyorum ama hiç ayının kıyafetleri rahat rahat olamadı :( Annemin deyimi ile "kıspet" gibi giydi yavrucak. Zaten kısa olan giyim ömürleri iyice kısaldı. Elde etiketli ürün bile kaldı, tıpkı bir çoğunuzun olduğu gibi. Biz şimdiden 12 ay giyiyoruz :)



  • Bebek arabası alırken başka başka şeylere bakardım ... 5 noktadan kilit, sıfır şekilde yatması, 360 derece dönen tekerlek ... Eee bunlar çoğunda var ... Bakacağım şeyler, açıkken asansörümüze sığıyor mu, alttaki sepeti geniş mi (allahtan benimki çok geniş), kapandığında kapladığı yer ne kadar, güneşliği ne kadar örtüyor, yanlardan çocuk korunaklı mı gibi...



  • Bağcıklı ayakkabı almazdım. O tombik ayaklara cırt cırt daha iyi oluyormuş meğer...



  • Yine çanta alacak olsam Okiedog alırdım..Allahım ne rahat çanta diyorum her sırtıma taktığımda :)


  • Tülbent.. tülbent..tülbent.. Yazın çocuk mu doğurdunuz? Ter bezi yapın, güneşlik yapın, battaniye yapın, havlunun içine koyup fazla suyunu alın, arabanın içine yayın sırtını terlemekten koruyun... Yaşasın evdeki 10 tane tülbentim :)


  • Sağlık sigortası limitini daha yüksek tutardım.. Çocuk bu , her ay doktorda, yok reflüdür, alerjidir.. belli olmuyor.. Yüksek tutun benimkisi gibi zınk diye bitmesin :(


Bunlar sadece bir kaç tanesi elbette...



Elde birikiyor tüm deneyimler yavaş yavaş...



Çok güzel bunları biriktirmek, unutmayayım diye de bana yazmak düştü elbette. Deftere yazmadım, size yazdım.



Fena mı etmişim :)



Afiyetle & sağlıkla,

26 Ekim 2011 Çarşamba

TARHANA ÇORBASI

Tarhana Çorbası


Hiç yakışmadı ama yapacak bir şey yok.

Yemekbahane'nin 6. yılını tarhana çorbası ile tamamlayan bendenize ne derseniz yeridir. Ama biliyorum demezsiniz :) Siz anlarsınız beni.

Yazma .. yazma diyen bünyeme inat yok yazıyorum.

Domatesi doğrayıp peynire katık etsem yazıcam artık :)

Bu çorba da o misal ... Tarhananın yapılışını anlatırmışım, orta yerimden çatlamak için :)

Eveeetttt şimdi o çok güldüğüm televizyon programları gibi yapayım. 5 dk'da yemek yapamayan ama her yaptığına harika diyen hanım gibi :)

Marketten itina ile tarhana alıyoruz.. Yok biz marketten almıyoruz, yengecik yapıyor :) Aslında ondan öğrensem ya, tembelim tembel ....

Neyse ... Biz ailecek severiz tarhanayı.
Hatta tekerlemesini bile söyleriz.
Tarhana tartar, boğazımı yırtar, baklava kardeş gel beni kurtar..
Bu çorbayı çocukken aynı tencereyi kaşıkladığım canım kuzenim Duduşka'ya adıyorum :)

Malzemeler:

Her bir porsiyon için 1 su bardağı su ve 2 kaşık tarhana
Yani 5 kişilik yapmak için;


  • 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ

  • 2 yemek kaşığı domates salçası

  • 5 su bardağı su 10 yemek kaşığı tarhana

  • 2 adet Maggy tavuk bulyon ***isteğe bağlı olarak konmayabilir

  • tuz

Yapılışı:



  • Salçayı sıvıyağda bir müddet pişiriyoruz.

  • Üzerine oda ısısındaki suyu ve tarhanayı koyup sürekli karıştırarak pişiriyoruz.

  • Koyulaşmaya başlayınca bulyon ve tuz ile tatlandırıyoruz.

  • Tereyağında kızartılmış bayat ekmek dilimleri ile servis ediyoruz.

Başta da dediğim gibi ...


Yemekbahane 6 yaşını tamamladı. Benimle olduğunuz için çok teşekkür ederim.


Afiyetle & sağlıkla,

18 Ekim 2011 Salı

AKŞAM OLSUN EVE GİDELİM ANNESİ



Her pazartesi zordur çalışanlara, okula gidenlere... Ama dün herhangi bir pazartesiden daha zordu benim için. 6 aydan sonra ofise dönmek, hem de Aras'ı evde bırakarak... Aman tanrım hiç bu kadar zor olacağını düşünmemiştim.Evet, şanslıyım, evet, gözüm arkada kalmıyor..Anneannesi bakıyor kuzuma ama tüm içsel telkinlerime rağmen tutamadım kendimi. Akşam evden içeri ilk girdiğimde, yüzünü ilk gördüğümde hıçkırıklara boğuldum, oğlumu tekrar içimde taşımak, canımdan ayırmamak istedim.

Çocuk da yapar, kariyer de "bünyem" sarsıldı. Darmadağınım...

Geçecek Müge ! Herkes bırakıyor, böylesi daha iyi, ona daha kaliteli bir süreç yaşatırsın falan filaaannn hepsi boş geliyor şu anda.

Telefonumdaki tüm fotoğraflara, videolara bakmaktan çalışamıyorum.

Saatler geçmiyor, yol bitmiyor...

Alışacağım elbet ama canım şu anda çok acıyor... İtiraf ediyorum, gizlice ağlıyorum laptopa kapanıp. Sesini duyarsam diye telefon bile etmek istemiyorum, Allahtan anneciğim SMS atmayı biliyor.

Offfffff ! Mutsuzum !!!!

14 Ekim 2011 Cuma

BAŞIM SEBZE ÇORBASI İLE DERTTE!

Kendimi bildim bileli mutfakta olmayı hep sevdim. Onu buna katmayı, şunu şuna bulamayı pek severim. Hep aynı şeyleri pişirmekten sıkılırım ve yenilik ararım. Şimdi soruyorum size a dostlar nedir benim bu talihim :)
7 yıldır makarna sever , onu bunu yemez, ne önüne gelse önce koklar beğenmez bir adamcağız ile evli olan bendenizin şimdi de başı 6 aylık oğlu ile dertte :)
Hepsi öyle yaparmış, o tatlı tombalak dilleri kaşıkta ne varsa geri iter, yüzüne gözüne bulaştırırmış ama bizimkinin ağzını açtıramıyoruz ki o dil itsin geriye. Sevmedi, sevemedi... yok sevecek, az kaldı derken 3 haftadır, her gün bir kase çorba hooopp çöpe :(
Sevgimi kattım, kerevizin dalını, ıspanağın yaprağını, elmanın suyunu her bir şeyleri kattım olmadı.
Büyük sebze çorbası meydan muharebesi her gün saat 14:00 de bizim evde :) Ne kargaların gak demesi, ne postacıların selam etmesi, ne mini mini bir kuşun donup penceremize misafir oluşu, hiç bir değerli güfte kar etmiyor :)
Bizim armudu görünce ağzını kocaaammmaaannn açan Aras Paşa benim mis gibi çorbalarıma asma kilidi takıyor.
Soruyorum size, ne zaman biter bu çile...??
Bunlar baba oğul beni mutfaktan soğutmadan bana bir akıl verin :)

Afiyetle & sağlıkla,

6 Ekim 2011 Perşembe

HAVUÇLU KEK

Havuçlu Kek



Şimdi burnumun direği sızladı yazmaya başladığımda. Yalova'da akşamüzeri çay saati için yapmıştım ve şu anda orada olmayı istedim, hem de nasıl...
Daha önce başka bir tarif paylaşmıştım ama bu son yaptığım keki daha çok beğenince sizlerle de paylaşmak istedim.

Malzemeler:





  • 3 adet yumurta

  • 1 su bardağı toz şeker

  • 1 su bardağı süt

  • 1 su bardağı sıvıyağ (yağ miktarını arzuya göre azaltabilirsiniz)

  • 1 adet büyük boy havuç

  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi

  • 1 paket kabartma tozu

  • 1 paket vanilya

  • 2,5 - 3 su bardağı un

  • 1 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:



  • Fırınımızı 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.

  • Yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz.

  • Havucu rendeliyoruz. Yumurta-şeker karışımına süt, sıvıyağ ve havuç rendesini de ilave ediyoruz.

  • Kabartma tozu, vanilya ve 2,5 su bardağı unu da ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. (Kıvamı sulu olursa un ilave edebilirsiniz)

  • Tarçın ve cevizi de ekleyerek, kek karışımını, margarinle yağladığımız kek kalıbımıza döküyoruz.

  • Yaklaşık 40 dk kadar pişiriyoruz. İçinin pişip pişmediğini kürdan ya da bir bıçak saplayarak kontrol edip fırından alıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

27 Eylül 2011 Salı

BİR DÖNDÜK PİR DÖNDÜK



Aras daha 40 günlük değildi, biz Yalova'ya göçtüğümüzde. Göçtüğümüz diyorum çünkü bizim yazlığa gidişimizi ancak bu kelime ifade eder :) Aras'ın yatağı, küveti, kovası, steril makinası, osu, busu derken biz bir koca minübüs ile yazlığa göçtük :)
40 uçurduk, 3 ay partisi yaptık derken günler geçti.. Tam 3,5 ayı Yalovanın oksijenini soluyarak geçirdik. Aras sokağa, insanlara, gezmeye alıştı, çantası ile her yere taşındı durdu. Yaz biterken Yalova'dan yine aynı kocaaaa minübüse doluştuğumuzda Aras artık 5 ayını bitirmek üzereydi. Evet artık İstanbuldayız. Aras bile farkında, yerini yadırgadı. Korna seslerinden korktu, uyku düzeni bile değişti. Park bahçe isteyen gözlerle bakıyor sanki :)
O minübüsteki eşyalar eve sığamadı bir türlü... Öffff dönmek istiyorum ben diyorum o dağ gibi ütüleri görünce. Neyse artık bulucaz yeni düzenimizi. Bu arada işe dönmeme de şunun şurasında sadece 3 hafta kaldı. Bakalım kuzumu nasıl bırakacağım geride...
Bu dönüş bana umarım sizlerle daha sık görüşme fırsatı verecek.
En kısa zamanda yemeği bahane edelim...Yemekbahane'de görüşmeye devam edelim...
Afiyetle & sağlıkla,

4 Eylül 2011 Pazar

CEVİZ DOLGULU KURABİYE

cevizli kurabiye

Şöyle ısırdığınızda ortasından kocamaannn cevizler çıkıyor hem de mis gibi tarçın kokulu. Bu kurabiye beş çayı keyfinizi arttıracak.

Malzemeler:
  • 1 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1/2 paket margarin (Sana hamurişi kullandım)
  • 1 paket vanilya
  • 1,5 çay bardağı pudra şekeri
  • 3 su bardağı un (hepsini birden dökmemenizi öneririm)
İç dolgusu için ;
  • 1 kase iri dövülmüş ceviz
  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 yemek kaşığı tarçın
Yapılışı:
  • Margarin, yumurta,pudra şekeri, vanilya ve kabartma tozunu yoğurma kabına alıyoruz. Un ekleyerek tüm malzemeyi kulak memesi kıvamına gelene kadar yoğuruyoruz. Hamuru 15 dk kadar buzdolabında bekletiyoruz.
  • İç malzemeyi bir kasede harmanlıyoruz.
  • Fırını 180 derece ısınmaya bırakıyoruz.
  • Kurabiye hamurundan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp avucumuzun içinde açıyoruz. Ortasına cevizli harçtan koyup kapatarak yuvarlıyoruz.
  • Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine kurabiyeleri diziyoruz. Üzerlerine de birer parça ceviz koyup fırına veriyoruz.
  • Pembeleşince fırından alıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails