21 Ağustos 2010 Cumartesi

İFTAR SOFRASI 2010 - 1

iftar sofrası 2010



Çoğu blogda okuduğum ve takip ettiğim gibi bizim evin iftara misafiri öyle çok olmuyor malesef. Misafiri çok sevdiğimden malesef diyorum, keşke daha çok ağırlama şansım olsa. Ailemizin çok kalabalık olmayışı, arkadaşlarımızın çoğunun oruç tutmaması nedeniyle sadece bir kaç sofra örneği koyabiliyorum, kendimize hazırladıklarımızın dışında.

Bu sofra da iftara misafir olmalarının ötesinde benim için çok anlamlı bir çift için kuruldu.Canım arkadaşım, Çikomun 1. evlilik yıldönümünü hep birlikte kutladık. Samimi bir sofra oldu, çok teferruata girmememi özellikle istediler. Daha birinci yılı henüz doldurmalarına rağmen yolda olan bebekleri nedeniyle sıcaktan daha fazla etkilenen Çikocuğuma balkonda bir masa kurdum. Kendisine malesef konan hamilelik şekeri teşhisi de menüyü mütevazi tutmama vesile oldu. Aslında çok yiyemediğimiz için bu hepimize yaradı diyebilirim..

Menümüzde bulunanlar


Ispanak Köklemesinin tarifini ileriki günlerde paylaşacağım sizlerle.. Beğeneceğinizi düşündüğüm bu meze/salatayı Selanik'te tatmıştım. İlk kez denedim. Son derece pratik ve lezzetli bir çeşit oldu.

Bu arada haftaya çok güzel bir sofraya konuk olacağım. Yani çağıramasam da gezmekten geri kalmıyorum :) Sanırım, yok hatta eminim oradan müthiş kareler ve yeni fikirlerle döneceğim.. Sabırsızlıkla salı gününü bekliyorum.

Afiyetle & sağlıkla,

20 Ağustos 2010 Cuma

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI

Zeytinyağlı Biber Dolması



Sayenizde 4 yıllık blog tecrübeme dün bir yenisi eklendi. Kendi bloğunda başka bloggerların tarifini yayınlamak yeni bir uygulama değil. Etkinlikler, tarif denemeleri vb. durumlar buna sıkça vesile oluyor aslında. Dün benim yaptığım sanırım bir ilkti :) Kendi üşengeçliğinden okuyucularına tarif yazdırmak :)
Birbirimizi her şartta yalnız bırakmadığımızı en acısından en tatlısına tüm önemli anlarda hissetmiş biri olmama rağmen buna ne tepki göstereceğiniz açıkçası en merak ettiğim şey oldu. Acaba biri çıkıp "ne saçmalıyor bu?" der mi diye de düşünmedim değil :) Ama ne oldu? Benim yerime birbirinden güzel tarifler yayınladınız dünkü yazımın comment kısmında. Öyle iyi de oldu ki , değerli bir okuyucum aynen şu cümleleri kullanmış :

"bu tembelliğin bana yaradı.. değişik tarifler görmüş oldum sayende :)"

Evet benim üşengeçliğim sanırım bir işe yaradı :)

Şu anda zeytinyağlı dolmaya dair birbirinden farklı uygulamaları tek yerde derlemiş olduk..

Gönderdikleri tarifler için Kalpkurabiye Deniz, Yemek Vakti Aylin, Yemek Bir Aşk, Mintinin Mutfağı, Ev Atölyesi bloglarının değerli yazarlarına buradan kucak dolusu sevgiler gönderiyorum.


Hepsinden çok güzel şeyler öğrendim. Daha önce bu tarifte hiç kullanmadığım baharatlar ve otlarla muhakkak yeni denemelerim olacak.


Bu tariflerin içerisinde benimkine en yakın tarif sanırım Ev Atölyesi'nin tarifi.


Evettt... iki günlük uyuşukluk bitsin.. Buyrun Zeytinyağlı Biber Dolması'nın benden tarifine :)


Malzemeler:

  • 1 kg dolmalık biber ve kırmızı biber (tercihen ufak boylarda)
  • 2 su bardağı pirinç (yıkanmış ve süzülmüş)
  • 2 adet orta boy soğan (ufak ufak yemeklik doğranmış)
  • 2 adet domates (rendelenmiş, iç malzemede kullanıyor olacağım)
  • 2 adet domates (Kapak yapmak için)
  • 1 paket kuru üzüm (Bir süre sıcak suda bekletilecek ve süzülecek)
  • 2 paket dolmalık fıstık
  • tuz, karabiber, yenibahar, tarçın (damak zevkine göre ayarlanabilir)
  • 7-8 adet kesme şeker (ben tatlı sevmem derseniz, azaltabilirsiniz)
  • 1 çay bardağı zeytinyağ
  • su


Ben kırmızı yeşil uyumundan dolayı dolmalık biberi ve kırmızı biberi tercih ettim. Satınalırken de hem servis etmesi kolay olsun hem de tabakta daha şık dursun diye ufak boyları tercih ettim. Biberlerin çekirdeklerini temizleyip yıkayıp hazırlıyoruz.


Tenceremize yağın 2/3'sini koyup soğanları ilave ediyoruz. Soğanlar yumuşamaya başlayınca dolmalık fıstıkları ekliyoruz. Fıstıkların rengi hafifçe değişince pirinci de ilave ederek beraberce kavurmaya devam ediyoruz. Pirinçler iyice kavrulunca rendelenmiş domates, üzüm, tuz, baharatlar ve şekeri ilave ederek iyice karıştırıyoruz. Üzerine 1 su bardağı su koyup kısık ateşte kendini çekmesini sağlıyoruz. (İç malzemenin çok pişmesini ben pek tercih etmiyorum. Sonrasında biberlerle pişirirken bu sefer çok yumuşama oluyor.)


Demlenen iç harcımızı biberlere doldurup dolmalık biberlere domates ile, diğerlerine kendi sap kısımları ile kapak yaparak başka bir tencereye itina ile diziyoruz. Üzerine ayırdığımız zeytinyağını gezdirip biberlerin yarı beline kadar (çok olmamasına dikkat etmemiz gerek) su ilave ediyoruz. Şekilleri bozulmasın diye bir tabağı dolmaların üzerine kapak şeklinde kapatıyoruz. Tencerenin de kapağını kapattıktan sonra dolmaları kısık ateşte yaklaşık 30 dk kadar pişmeye bırakıyoruz.


İyice soğuduktan sonra servis ediyoruz.


Beni yalnız bırakmadığınız için tekrar teşekkürler :)


Bu arada bloğun sol tarafında günlük olarak yayınladığım iftar menülerini de incelemenizi tavsiye ederim...


Afiyetle & sağlıkla,

19 Ağustos 2010 Perşembe

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI

Zeytinyağlı Biber Dolması


Çok uykusuzum.. Tarif yazamayacak kadar üşengeçim bugün :( Hadi fotoğrafı benden tarifi sizden olsun bugün, değiştirelim düzeni :)
Herkesin evinde pişer zeytinyağlı dolma.. Herkesin yoğurt yiyişi farklı, değişik metodlar, farklı farklı ilaveler var.. Siz nasıl yapıyorsunuz dolmayı ? Benimkine en yakın tarife gönderme yapıcam kendime geldiğimde :)
Hadiii okumak değil yazmak zamanı..
Böyle şey görmedim demeyin.. tarif bekliyorum :)

Üşengeç blogger Müge :)

18 Ağustos 2010 Çarşamba

ACTIFRY İLE BİBER KIZARTMASI

Biber Kızartması



Bir seneyi aşkın zamandır mutfakta önemli bir yardımcım var. Actifry.

Sağlıklı oluşunu söylememe gerek yok zaten konsepti o ancak benim için en ideal özelliği pratik oluşu. Kuruyorsun pişiriyor :) İşte bu kadar.. Tavuk kanadı, patates kızartma, çoban kavurma, havuç kızartma, muska böreği vb bir çok denemem oldu ama sanırım en sık yaptığım şey biber kızartmak. Düşünsenize biberleri yıkıyorsunuz, kuruluyorsunuz. Actifry'ı 15 dk olarak kuruyorsunuz. Biberlerin üzerine 1 kaşık zeytinyağ gezdirip kapağını kapatıyorsunuz. Ve tüm bunların yaparken hiç bir yerde yağ patlaması ve çatlaması olmuyor. Üstelik yarım kiloya yakın biberi sadece 1 kaşık yağ ile kızartıyorsunuz.


Sıcaklarla baş etmekte zorlandığımız şu günlerde, iftar sofralarımızda buz gibi sarımsaklı yoğurt ve tazecik domatesin sarımsakla lezzetinin arttığı güzel bir sosla güzel bir alternatif olacaktır. Tabii Actifry yoksa tavaya ya da fritöze kuvvet :)



Afiyetle & sağlıkla,

Ps: Fotoğraf için özür diliyorum, sanırım biraz çözünürlük problemi var :(

17 Ağustos 2010 Salı

SOĞUK ÇORBADA GÜNCELLEME VAR !

soğuk çorba


Ne zamandır aklımda.. Ramazan ayı hatta yaz mevsiminin başından beri de istatistiklerde en çok okunan ve google'da en çok arananlarda çıkmaya başladığından beri de niyetleniyorum aslında ama bir türlü denk gelmiyor. Dün akşam gelen konuklarıma hazırladığım iftar menümde yer alınca hemen bir iki kare pozladım soğuk çorbayı ve böylelikle bir beğenmediğim tarif fotoğrafını daha yenilemiş oldum :)


Dünkü anektodumu anlatayım bari :) Çorba kaselerini mutfakta iftara bir iki dakika kala doldurup masaya koydum. Gelen arkadaşlarımızdan biri yemeğe başlarken çorbadan bir kaşık aldı ve üflemeye başladı. Enginciğim misafire sordu: "Neden üflüyorsun?" Arkadaşın cevabı :"Sıcaktır.." :) ve diyalog şöyle devam eder... "Oğlum o soğuk çorba, dumanı yok üzerinde görmüyor musun?" Arkadaşın cevabı: "Erken mi koydunuz neden soğudu?"


Özellikle yaz iftarlar sofralarına güzel bir başlangıç soğuk çorba, hem pratik hem de ferahlatıcı bir alternatif. Ben nohut ve buğdayı bolca haşladım, buzluğuma porsiyon stoklar yaptım. Kullanacağım zaman sadece sıcak su ile yıkayıp süzüyorum.. Siz de denemelisiniz..


Afiyetle, sağlıkla

16 Ağustos 2010 Pazartesi

SICAKLARDA İFTAR HAZIRLIĞI

Bu sene umduğumdan da zor geçiyor. Hayır acıkmak ya da susuzluk değil problem. Sıkıntım tamamen sıcaktan yana. Hayır olsun Ya Rabbim diyerek bu kavurucu sıcaklara dayanmaya çalışıyoruz hep birlikte. 33 senelik ömrümde yaz mevsiminin bu kadar ortasına denk gelen ilk Ramazan ayı tecrübem bu. Bundan öncesinde çocuktuk tabii, o zaman anlamamışız. Kavurucu sıcaklar ve en fenası da İstanbul'un nefes aldırmayan nem oranı beni benden alıyor. Sıcağı ve yaz mevsimini seven beni bile isyan ettiriyor.

İftarda ne pişirsem diye düşünmek dahi istemiyorum. Canım hatta canımız (eşimin de) hiç bir şey çekmiyor. Özel bir şeyler pişirmek istiyorum ama ne yapsam ne düşünsem fikrim değişiyor, içim almıyor sanki. Kısaca bu sene Ramazan ayı çok çeşitli bol yemekli geçmiyor bizim evde. Haftasonu gelen konuklarıma da hazırlanırken aynı şekilde az ve öz bir şeyler hazırladım ama o bile kaldı diyebilirim.

Canım sadece börek tarzı bir şeyler istiyor.. O yüzden sıkça börek yapıyorum.
Eğer sizin de sofranızda börek tarzı ağır basıyorsa arşivden bir kaç börek tarifi paylaşacağım bugün sizlerle. Yanına soğuk bir meşrubat, cacık ya da salata ile doyurucu bir öğün haline gelebilen böreklerden bir kaç öneri...

Ispanaklı Havuçlu Patatesli Börek

Ispanaklı havuçlu patatesli börek

Kıymalı Börek

Kıymalı Börek


Çiftlik Böreği


çiftlik böreği

Afiyetle, sağlıkla

13 Ağustos 2010 Cuma

BEŞAMEL SOSLU TAVUK

Beşamel Soslu Tavuk


Açık büfe soframda sıcak olarak ikram ettiğim Beşamel Soslu Tavuk'un tarifini itiraf ediyorum, Ramazan için saklamıştım. Gün bugündür dedim, fena mı etmişim.. Elimden geldiğince Ramazan ayında her gün bir tarif yayınlamak gibi bir hedef koydum kendime bakalım başarabilecek miyim? Tabii haftasonları yapamayabilirim :)
Beşamel Sosu çok severim. Herşeye de yakıştırırım. Daha önce de karnıbahar gratende paylaşmıştım sizlerle nasıl uyguladığımı. Özellikle de tavuğa çok yakıştırdığım için beşamel soslu tavuğu sıkça yaparım diyebilirim.
Pratik bulduğum bu yemeğin en sevdiğim yanı ise herşeyi ile önceden hazırlanıp konuklar geldiğinde hemencecik fırına verilerek, sıcak sıcak servis edilebiliyor olması.
Malzemeler:
  • 500 gr kuşbaşı tavuk (ben kalçadan kuşbaşı yaptırıyorum ama göğüs eti seviyorsanız o da yakışacaktır.)
  • 50 gr tereyağ
  • tuz - karabiber
  • beşamel sos
  • rendelenmiş kaşar peyniri
Beşamel sos için malzemelere buradan ulaşabilirsiniz.
Tavukları yıkayıp bir tencereye alıyoruz. Üzerine tereyağını da koyup kapağını kapatmadan pişene kadar kavuruyoruz. Tuz ve karabiberini ilave edip pişince ocaktan alıyoruz.
Beşamel sosumuzu buradaki şekilde hazırlıyoruz.
Sosumuz hazır olunca tavuklarımızla sosu harmanlayarak pişireceğimiz fırın kabına alıyoruz. Üzerine rendelenmiş kaşar peynirini serpip önceden 200 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.
Sıcakken servis ediyoruz.


UzmanTV  
Tavuk Graten Tarifi

Afiyetle , sağlıkla

12 Ağustos 2010 Perşembe

ISPANAKLI GÜL BÖREĞİ

Ispanaklı Gül Böreği



Bereketi ile sofralara getirdiği neşesi ile geldi mübarek Ramazan ayı. Sefa geldi, hoş geldi. Ajanda'nın bu ayki sayısında Bir Kaşık Bilgi sayfamda da yazdığım gibi Ramazan ayı getirdiği bereket ile yemek yemeyi sıradanlıktan uzaklaştırıyor, ailenin birarada olduğu kalabalık ve özenli sofralarda çeşitler artıyor.

En çok da sıcakken çorba içebilir miyiz diye düşünüyordum, gayet de istiyormuş vücut.. Yani gelenek bozulmadı sanırım çoğu evde.Çorba ile başlayan menülere devam. Ben de ramazan ayı boyunca bloğun sağ tarafında günlük menü önerileri paylaşıyor olacağım sizlerle.

Ramazan ayında börekler de önemli bir yer tutuyor sofralarda diye düşünüyorum. Bugün sizlerle son derece pratik bir börek tarifi paylaşacağım. Acemi şeflerimin ilgisini çekecek olan bu tarifin deneyimli mutfaklarda sıkça uygulandığına şüphem yok :)

Malzemeler: (12 adet börek için)
  • 3 adet yufka
  • 1/2 kg yıkanmış ve ince kıyılmış ıspanak
  • 1 kase lor peyniri
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1 çay bardağı sıvıyağ (ben mısır özü kullandım)
  • tuz
  • üzerine 1 adet yumurta sarısı
  • çörek otu - susam

Soğanı ince ince yemeklik şekilde doğruyoruz. Bir tavaya iki-üç yemek kaşığı sıvıyağ koyup soğanları soteliyoruz. Soğanlar pembeleşince ince kıyılmış ıspanakları ilave edip beraber sotelemeye devam ediyoruz. Suyunu salıp iyice çekene kadar soteleme işlemini sürdürüyoruz. Tuzunu ilave edip ocaktan alıyoruz. Bir müddet soğuttuktan sonra hazırladığımız harca lor peynirini ilave edip karıştırıyoruz.

Bir kasede kalan sıvıyağa bir çay bardağı su ilave edip hazırlıyoruz.

Yufkaların herbirini ortadan ikiye kesip sonra tekrar ortadan ikiye keserek 4 eşit üçgen elde ediyoruz. Toplamda 12 adet üçgen yufkamız olacak.

Yufkaların üzerine bir fırça yardımı ile hazırladığımız su-yağ karışımından sürüyoruz ve geniş kısmına harcımızdan koyarak sarıyoruz. Böylelikle ince bir rulo elde etmiş oluyoruz. Sonra bu ruloyu bir ucundan içe doğru kıvırarak sarıyoruz ve ucunu yine yağlı-su karışımına batırırarak yapıştırıyoruz. Tüm yufkalar için aynı işlemi gerçekleştiriyoruz.

Yağlı kağıt serdiğimiz veya yağladığımız fırın tepsisine dizdiğimiz böreklerin üzerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu-susam karışımı serpiyoruz.

Önceden ısınmış 180 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

11 Ağustos 2010 Çarşamba

YEMEKBAHANE HELLO DERGİSİ'nde

yemekbahane_hellodergisi_agustos2010

Efendim sosyete dergisindeydim bu hafta. Ama Bodrum ya da Çeşme'de arzı endam eyleyerek değil :) Yemekbahane ile ...
Pek mütevazi bir başlık değil, ilk okuduğumda "mübalağa olmuş" dedim ama sizinle paylaşmadan da edemedim :)
Bu arada bugün herkeste bir hareketlilik başlar, blog camiası yaz modundan çıkar, tarifler uçuşur diye bekliyorum...
Hoşgeldin Ramazan.. Yemek bloglarına da hoş geldin, sefa getirdin...
Afiyetle & sağlıkla ,

9 Ağustos 2010 Pazartesi

3 GÜN ...3 FİLM ...

Uzun zaman oldu sinema üzerine hiç yazı yazmadığım ... Aslında hala sıkı bir izleyiciyim, kendi çapımda elbette :) hatta Ajanda'nın vizyondakiler sayfasını da ben yazıyorum ama nedense yemeden-içmeden-gezmeden vakit bulamadım sanırım. Bu haftasonu sıcak havaların da etkisi ile 3 gün -3 film şeklinde geçti. Hepsi farklı kategoride olan filmleri çok beğenerek izledim ve sizlerle paylaşmak istedim.


dear john


Cuma gecesi "Dear John" ile başladım film seyretme gündemime.. Mamma Mia'dan tanıdığımız Amanda Seyfried ve Channing Tatum'un başrollerini paylaştıkları film, Sinem'in de hep dediği gibi tam bana göre bir filmdi. Bitmeyen aşk, sabır, aidiyet, romantizm ... Evet evet .. kesinlikle tam bana göreydi :) İzne gelen asker John, yazlıkta tatilini geçiren genç kızla tanışıyor ve tabii ki tutkulu ve uzun soluklu bir aşk başlıyor... Sonrasında birliğine dönen John ve geride bıraktığı aşkını anlatan film romantizm sevenler için ideal ...

serseri mayınlar


Cumartesi ise bu sefer DVD'de konuğumuz Ferzan Özpetek ve son filmi Serseri Mayınlar.. Aile bağlarını, aile için kendinden, yapmak istediklerinden, tercihlerinden ve hatta aşkından vazgeçmeyi konu alan film sizi güldürecek ve düşündürecek nitelikte.. Sonundaki Sezen Aksu şarkısı ise çok etkileyici olmuş...

inception-poster


Ve.. Inception ... Son günlerde sanırım çoğu kişinin gündeminde.. Hakikaten kafa yorulmuş, emek harcanmış, çıktığınızda sizi etkisi altında bırakan bir film... Rüya görmenin, bilinçaltına girmenin gücü, hayatımızdaki izleri çok başarılı bir senaryo ile aktarılmış. Görsel olarak da çok etkileyici olan filmin başrol oyuncusu Leonardo Di Caprio ve filmin yönetmenine dair inceleme ve görüşleri Ajanda'nın Temmuz sayısında Sevgili Sinem ve Akın'ın kalemlerinden okuyabilirsiniz.

Sinemalı günler..
Afiyetle & sağlıkla...

4 Ağustos 2010 Çarşamba

PATLICANLI SPAGETTI

Patlıcanlı Spagetti


Son üç aydır, ay başı farklı bir anlam kazandı bizler için. Maaş almanın, kira ödemenin ve diğer tüm rutin işlerin dışında bir anlamı var artık. Ajanda ...

Dergiyi çıkartmaya başladığımız ilk günden itibaren ayın ilk günü ve son günü arasında farklı bir trafik var hayatlarımızda ve tabii farklı bir de heyecan. Bu ayki konular ne olacak, röpörtaj kiminle olsun, kapağı nasıl yapalım diye her ay başında yapılan konuşmalar ayın sonunda dizgisi, özeleştirisi, son dakika ilaveleri ile gelişiyor... Ve perde ...

Dergi yayında diye yazıyor , Edi'miz ... Sanki içeriği sayısız kez görüp inceleyen biz değiliz.. Bir telaş herkes yeni okuyacak okurlar gibi gidiyoruz Ajanda'nın sayfasına, sahnede nasıl duruyor bakmaya.

İşte böyle bir andı..yine toplanmış Ağustos sayısını konuşuyorduk sanırım. Bu sefer bizim evde toplanmıştık. Adı toplantı hatta beyin fırtınası .. Ama aç karnına olur mu? Olmaz elbette.. Evde ne varsa reçetesi devreye girdi, patlıcanlı spagetti pişti bizim mutfakta.

Gelen dergi ekibi de beğendi, Engin de..Eee hal böyle olunca tarif Yemekbahane'ye düştü tabii...Bugün yine bizdeyiz, Eylül ayını konuşmaya.. Var mı özel bir isteğiniz :) Yemekbahanecilere kıyak geçmiş olayım dedim :)

Malzemeler:


  • 2 adet orta boy patlıcan
  • 1 paket spagetti
  • 1 adet orta boy soğan
  • 200 gr kıyma
  • 2 diş sarımsak
  • 2 adet domates
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 2 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz
  • tuz , karabiber, kırmızı biber
  • zeytinyağ
  • su

Patlıcanları soyup küp küp doğradıktan sonra kızartıyoruz. Kızarttığımız patlıcanları kağıt havluda bekletiyoruz.

Bir tencerede su kaynatıp içine zeytinyağ ve tuz ilave ediyoruz. Spagettiyi pişirdikten sonra süzüyoruz. 2-3 kaşık zeytinyağını kızdırıp süzdüğümüz spagettiyi yağda çeviriyoruz.

Başka bir tencerede 2-3 yemek kaşığı sıvıyağında önce küp küp doğranmış soğan ve sarımsakları soteliyoruz. Soğanlar yumuşayınca kıymayı ilave ederek sotelemeye devam ediyoruz. Domatesleri yemeklik doğrayıp sotelediğimiz kıymaya ekliyoruz. Salçaları katıp baharatını arzu ettiğimiz şekilde ekliyoruz. Kızarttığımız patlıcanları da ilave edip, üzerine yarım çay bardağı kadar katıyoruz. 3-4 dakika pişmeye bırakıyoruz. Son olarak maydanozunu ekliyoruz.

Spagettinin üzerinde hazırladığımız sosu gezdirerek servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

2 Ağustos 2010 Pazartesi

AJANDA "AĞUSTOS" SAYISI İLE YİNE KARŞINIZDAYIZ

Ajanda Ağustos Kapak



Zamanın izafiliğini Ajanda ile daha da bir hissediyorum sanki. Geçmesin dediğim zaman, Ajanda söz konusu olduğunda, aksın gitsin de artık herkesle paylaşalım, yayınlayalım dediğim bir hal alıveriyor birden :)

İşte yine beklediğim o an geldi ... Ağustos sayımız ile karşınızdayız. Ramazan ayının getirileri dergimize de yansıdı.

Bu sayımızdan birkaç başlık:

  • Pera'da Made in Japan Rüzgarı
  • İstanbul'da Turist Olmak "MISIR ÇARŞISI"
  • Leonardo di Caprio Filmleri
  • Kardeşimi Hem Seviyorum Hem Kıskanıyorum
  • Hüzünlü Bir Şehir "MOSTAR"
  • Bir Kaşık Bilgi "Ramaza'ın Bereketi"
  • İnceleme "Christopher Nolan"
  • Markalar Mercek Altında
  • Bir Yazar Bir Kitap "Halide Edip Adıvar"


ve daha neler neler ...

Keyifli okumalar diliyor, merakla yorumlarınızı bekliyorum ...

Ajanda'yı online olarak direk bloğumuzdan okuyabilir ya da PDF olarak masaüstüne indirebilirsiniz.

26 Temmuz 2010 Pazartesi

KAYISILI YOĞURT PASTASI

Kayısılı Yoğurt Pastası

Ne iyi etmişim de hep yeni bir şeyler denemişim o gün misafilerime :) Bir aydır cepten yazıyorum resmen. Yazmadığım hala bir kaç tarif var hatta :) Bu beni Ramazan ayına kadar rahat rahat idare eder sanırım.

Bu tarife "Kayısılı Cheesecake" de denilebilir ama cheesecake'e nazaran içi daha yumuşak bir pasta aslında. Tarifi Sofra Dergisi , Haziran 2010 sayısından aldım ancak üzerinde bazı oynamalar yaptım.

  • 1 paket finger bisküvi
  • 100 gr tereyağ
  • 6 adet yumurta
  • 1 kutu süzme yoğurt (Sütaş 750 gr)
  • 1 paket beyaz krem peynir (Pınar Beyaz)
  • 1 su bardağı krema
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 2 çorba kaşığı un
  • 1 paket vanilyalı puding (Dr. Oetker)
  • 20 adet kayısı
  • 10-15 adet kiraz
  • pudra şekeri (Servis ederken)

Tabanını hazırlama :

Bisküvileri elimizle parçalayıp, robota koyuyoruz ve un haline gelene kadar parçalıyoruz. Tereyağını eritip un haline gelen bisküvilerle karıştırıyoruz. 26 cm kelepçeli kalıbın tabanına
yağlı kağıt koyup kitliyoruz. Tereyağ bisküvi karışımını kalıbın tabanına bastırarak eşit kalınlıkta yayıyoruz. Bu şekilde hazırladığımız tabanı buzdolabında 30 dk kadar bekletiyoruz.

Kremasını hazırlama :

Yumurta sarı ve beyazlarını ayırıyoruz. Yumurta sarılarını bir kaba alıp, toz şekerle çırpıyoruz.

Karışım krema kıvamına gelince yoğurt, peynir, krema, un ve pudingi ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. (Bu aşamada yoğurdun kıvamından vb durumlardan ötürü çok sıvı kalırsa bir kaşık daha un ilave edebilirsiniz)

Kayısıların yarısının çekirdeklerini çıkartıp, robotto püre haline getirip bunu da yumurta sarılarının olduğu karışıma ilave ediyoruz.

Yumurta beyazlarını da bir tutam tuz ile cam bir kapta bıçakla kesilinceye kadar çırpıyoruz. Kıvamını bulunda yumurta sarılarının olduğu karışıma katıp , tahta kaşıkla karıştırıyoruz.

Bunu buzdolabında beklettiğimiz tabanın üzerine döküyoruz.

Kayısıların kalanını ufak ufak doğrayıp hazırlıyoruz. Kirazların da çekirdeklerini çıkarttıktan sonra doğruyoruz. Kayısı ve kirazları una bulayıp karışımın üzerine serpiştiriyoruz.

Pastamızı 180 derecede , önceden ısıtılmış fırında, ortası pişene kadar tutuyoruz. (yaklaşık 1 saat) .

Pişince soğumak üzere buzdolabında bekletiyoruz.

Pudra şekeri serpip servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

23 Temmuz 2010 Cuma

YAZ İÇECEKLERİ - ÇİLEKLİ SMOOTHIE

Çilekli Smoothie


Kim yazın buz gibi lezzetli bir içeceğe "Hayır" diyebilir ki?

Yaz meyvelerini çeşitli varyasyonlarla karıştırıp, siz de misafirlerinize ve ailenize hoş bir süpriz yapabilirsiniz.
Açık Büfe ikramından sonra ben de konuklarıma süpriz olarak hazırladım smoothieyi. Aslında bunun için makinalar var biliyorsunuz ama bende olmadığı için standart bir blender da işimi gördü diyebilirim.

Malzemeleri kişi sayısına göre ayarlayabilirsiniz.
Aşağı yukarı 2 kişilik bir sonuç almak için ;

  • 15 adet çilek
  • 1 adet şeftali
  • 5 yemek kaşığı vanilyalı dondurma
  • Bir kase buz
  • Kıvamını ayarlamak için portakal suyu (Cappy kullandım)

Çilekleri temizleyip yıkıyoruz. Şeftalinin kabuklarını soyup çekirdeğini çıkartıyoruz. Blendera çilek, şeftali, dondurma ve buzları koyup çalıştırıyoruz. Kıvamını portakal suyu ile dengeliyoruz.

Eğlenceli pipetlerle çocuklarınızın da hoşuna gideceğine şüphem yok :)

Bu tarifi karpuz, kayısı, kavun gibi alternatiflerle de deneyebilirsiniz.
Yazın elbette su gibisi yok. İçtiğiniz suyu biraz daha renkli ikram etmeye, tadını da biraz değiştirmeye ne dersiniz ?

İçinde taze nane yaprakları ve limon dilimleri ile sürahilerinizi şıklaştırabilir, suyunuza aroma kazandırabilirsiniz.

Taze Nane ve Limonlu Su


Burcucuğum, bu arada fotoğraflar için sana teşekkür ederim :)

Afiyetle & sağlıkla,

22 Temmuz 2010 Perşembe

NOHUT SALATASI

Nohut Salatası



Genellikle kış mevsiminde tüketimi artan nohutu, ben sanırım yazın daha çok kullanıyorum, bunu farkettim.O da sıkça soğuk çorba tüketmemizden kaynaklanıyor. Daha önce adaş şekerimde yediğim ve hem pratikliği hem de lezzeti ile çok hoşuma giden Nohut Salatasını konuklarıma yapınca nohutlu yaz uygulamalarına bir tane daha eklenmiş oldu.

Özellikle yaklaşan Ramazan ayında da sofralarda hafifliği ve rengarenk görüntüsü ile değerlendirebileceğiniz bu salatayı çok seveceğinize eminim. Acemi mutfak şefleri, siz de eğer ıslatmaya ve haşlamaya üşenirseniz hazır konserve nohutla bu salatayı çok rahat bir şekilde hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 2 su bardağı haşlanmış nohut
  • 2-3 adet kırmızı biber
  • ince kıyılmış kıvırcık
  • 1 su bardağı mısır
  • ince kıyılmış taze soğan
  • 1/2 limon suyu
  • 1/2 çay bardağı nar ekşisi
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ
  • tuz

Nohutları bir gece önceden ıslatıp , haşlayarak hazırlıyoruz. Derin bir kasede nohut, ince kıyılmış kıvırcık salata, mısır, taze soğan ve ufak ufak doğranmış kırmızı biberleri karıştırıyoruz. Limon suyu, nar ekşisi, zeytinyağ ve tuz ile soslandırarak tekrar karıştırıp servis edeceğimiz tabağa alıyoruz.

Not : Taze nane, dereotu gibi yazın nimet sayılabilecek taze otları ile de renklendirilirse harika bir sonuç alınacaktır.

Afiyetle & sağlıkla,

20 Temmuz 2010 Salı

VİŞNE REÇELİ

Vişne Reçeli


Reçel.. Kahvaltı sofralarının olmazsa olmazı ...

Reçelin geçmişi bir hayli eskilere dayanıyor. Yaptığım araştırmalara göre, eski Yunan medeniyetinde ilk olarak ayva parçaları bal ile kaynatılarak soğuduktan sonra tüketilirmiş. Avrupa’da meyvelerin rendelenerek şekerle pişirilmesi usulü olarak bilinen “marmelat” kelimesi kökünü bu uygulamadan kaynaklı olarak, Portekizce “ayva” sözcüğünden almış. Yunanlılarda yaygın olan bu uygulama, sonrasında Romalılarda da yapılmaya başlanmış ve hatta çeşitler arttırılarak elma, limon ve gülle zenginleştirilmiş.

Ortaçağ’da ise reçeli, et yemeklerinin yanında görmeye başlıyoruz. Şekerin ve balın çok pahalı oluşu ile yemeklere tat vermek amaçlı olarak ilave edilen meyvelerin, yemeğe verdiği lezzet, reçelin de yemeklere eşlik etmesinde kuşkusuz öncü olmuş.
.........

Reçel hakkında daha çok öğrenmek ve yazının devamına ulaşmak için Ajanda Temmuz sayısını online okuyabilir, PDF olarak indirebilirsiniz..

Ajanda'da her ay farklı bir konuya yer verdiğim "Bir Kaşık Bilgi"sayfasında Temmuz sayısını "Reçel"e ayırınca bana da evde reçel pişirmek düştü.

Genel olarak en sevdiğim reçeli sorsanız kesinlikle Ayva! Ayva! diye bağırabilirim :) Hele de canım Neroş'umun yaptığı ayva reçeline doyamam ...

Ama Enginciğimin en sevdiği reçel ise vişne reçelidir. O yüzden bu denememi vişne reçeli ile yaptım. Biraz tembel işi gibi gözükse de sonuç gayet iyi oldu. Ben vişnelerin çekirdeklerini çıkartmadım. Hem zeytini de yerken çekirdeğini çıkartıyoruz değil mi :) Dedim ya tembel işi oldu diye :)

Abartmadan küçük bir kavanoz reçelim olsun derseniz... Hem de Müge gibi tembelim diyorsanız :)

Malzemeler:
  • 250 gr vişne
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 çay kaşığı limonsuyu

Vişnelerin saplarını ayıklayıp yıkıyoruz ve tencereye koyuyoruz. Üzerine şekeri koyup kısık ateşte kaynatıyoruz. Şeker eriyince vişneler suyunu bırakacaktır. Suyu koyulaşınca limonsuyunu ilave edip ocaktan alıyoruz. Kavanoza koyarak soğuyunca buzdolabına kaldırıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

19 Temmuz 2010 Pazartesi

MİNİ KUMPİR

Mini Kumpir



Neredeyse kimsenin "Sevmem" demediği, her çeşidi başka lezzetli patatesle yine yeniden karşınızdayım.. Benim aklıma kumpir denince gelen yer "Ortaköy" .. Orada resim gibi süslü vitrinlerdeki malzemeler, koca koca kızarmış patatesler ve sonra deniz kenarında yenen kumpirin tadı bir başka..Ben kumpiri kabuğuna kadar yerim :) ya siz ? Bence en güzel yeri de orası hatta :)

Kumpiri kumpir yapan kömürde pişmenin verdiği lezzet olsa da evde de güzel sonuçlar çıkıyor. Mini kumpirleri misafirlerime yaptığımda gayet beğeni topladı.İkram etmesi de çok kolay olduğu için bu tip açık büfe alternatifleri için uygun bir tercih diye düşünüyorum.

Malzemeler:

  • 15 adet taze patates (şekilleri düzgün ve birbirine yakın boyutlarda seçim yaptım)
  • 200 gr taze kaşar peyniri
  • 100 gr hindi pastırması (ben lezzetinden çok memnun kaldım, arzu ederseniz siz dana pastırma ya da farklı bir içerik de kullanabilirsiniz)
  • 1 çay bardağı mısır konservesi
  • Bir tutam ince kıyılmış taze kekik
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • Tuz, karabiber, kırmızı biber

Patatesleri tuzlu suda haşlıyoruz. Haşladığımız patatesleri bir müddet soğumaya bırakıp sonrasında her birini ortadan ikiye bölüyoruz. (Boyuna bölmemiz daha güzel bir şekil almasını sağlayacaktır)

İkiye kestiğimiz patateslerin içlerini bir çay kaşığı yardımı ile kabuğu zedelemeden oyuyoruz. Çıkarttığımız iç patatesleri bir kaseye koyup, içerisine tereyağ koyup iyice eziyoruz. Kaşar peynirin yarısını, ince kıyılmış kekik, ufak ufak doğradığımız pastırmalar, mısır konservesi ve baharatlarını ilave ederek iyice karıştırıyoruz.

İçlerini oyduğumuz kabukları bir tepsiye diziyoruz ve bu kabukların içlerini tekrar hazırladığımız patates karışımı ile iyice dolduruyoruz. Koyduğumuz iç malzemeyi kabuğun şeklini alacak şekilde bastırarak kabukla bütünleştiriyoruz. Kalan kaşar peynir rendesini her bir yarım dilim üzerine serpip önceden ısıtılmış 200 derece fırına vererek üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Sıcak şekilde servis ediyoruz.

Not: Taze patates olduğu için kabuğu ile yenebiliyor.

Afiyetle ve sağlıkla,

13 Temmuz 2010 Salı

TAZE OTLU LOR PEYNİR DOLGULU KIRMIZI BİBER

Taze Otlu Lor Peynir Dolgulu Kırmızı Biber

Nerede kalmıştık? İşte bu sofrada :)
Allahtan o gün misafirlerime bir çok yeni tarif uygulamıştım da arşivim kalabalık, yoksa mutfağa sadece soğuk çorba yapmaya girdiğim şu günlerde ne yazardım buralara :)

Kırmızı ve yeşilin sofradaki uyumuna bayılan biri olarak bu görüntüyü de çok sevdim, siz ne düşünüyorsunuz?

Yine güzel bir meze, şık bir garnitür olarak uygulayabileceğiniz bu tarifin sanırım şu dönemde en cezbedici yanı sağlıklı ve hafif oluşu olsa gerek.

Malzemeler:

(Gelen misafir sayınıza göre adetleri arttırabilirsiniz, ben 20 adet için ölçü veriyor olacağım)

  • 20 adet kırmızı biber (orta boy ve düzgün şekilli seçmenizi öneririm)
  • 1 kase lor peyniri (tuzlu lor)
  • Bir çorba kaşığı ince kıyılmış dereotu
  • Bir çorba kaşığı ince kıyılmış taze nane
  • Bir çorba kaşığı ince kıyılmış taze kekik
  • Bir çorba kaşığı ince kıyılmış maydanoz
  • 2-3 çorba kaşığı iyice dövülmüş ceviziçi
  • Tuz, kırmızı pul biber
  • Üzeri için zeytinyağ
  • Süslemek için kıyılmış taze soğan (tercihen sadece yeşil sapları)

Kırmızı biberleri yıkayıp, kuruladıktan sonra fırın tepsisine dizip fırının ızgarasında közlüyoruz. (Köz tencereniz varsa orada da közleyebilirsiniz)

Közleme işlemi bittikten sonra soğutup, kabuklarını soyuyoruz. Fazla zedelemeden biberi ortadan boyuna açıp, çekirdeklerini de çıkarıyoruz.

Bir kasede, lor, ceviziçi ve taze otların hepsini karıştırıyoruz. Damak zevkimize göre tuz ve kırmızı pul biber ilave ederek iç harcımızın hazırlığını tamamlıyoruz.

Tezgahın üzerine iyice açarak koyduğumuz biberin içine harçtan koyarak dikkatlice sarıyoruz.Servis edeceğimiz tabağa yerleştiriyoruz. Tüm biberlere bu uygulamayı yaptıktan sonra biberlerin üzerine zeytinyağı gezdiriyoruz. Son olarak kıyılmış taze soğanları serpip servis ediyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

12 Temmuz 2010 Pazartesi

BUMERANG MİSALİ HAYAT

Ve Müge ofise döner...

Tatil bitti. Güzel geçti mi? ehhh işte diyelim, şükredelim. Bulutlu havalar peşimi tatilde de bırakmadığı için 3 gün içim karardı. Bu nasıl bir yazdır anlamış değilim doğrusu.
Tatildeyken güzel bir kitap okudum. Kümesteki Kartal Neden Uçamaz?
İnternetle haşırneşir biri olarak kitap fazlasıyla ilgimi çekti. Ancak herşeyden öte asıl, hayallerinin peşinden giden insanların başarı öykülerini okumaktı keyif veren.
"Başaramayanların %99'u o işe hiç başlamayanlardır" sözüne takıldım kaldım.

Ben döndüm. Ya sizler nasılsınız?

Yazlıkta çektiğim iki kare ile haftaya başlayalım... Hoşgördüm, iyi haftalar :)



ortancalar

çiçekler

2 Temmuz 2010 Cuma

AJANDA TEMMUZ SAYISI YAYINDA

Ajanda Temmuz Sayısı



İşte bir aydır beklediğimiz gün geldi.. İlk sayımız çıktığından beri, sizlerden aldığımız geribildirimlerin verdiği coşku ile yerimizde duramamış hatta araya bir de Tatil Bölgeleri için mini AJANDA yayımlamıştık. Haziran ayı boyunca yine ilginizi çekeceğini düşündüğümüz konu ve içerikler üzerinde çalıştık.

Vee.. Temmuz sayımızı bugün sizlerle paylaştık.

Değerli Okurlarımız , Ajanda Temmuz sayısı yayındadır.. AJANDA'yı isterseniz online okuyabilir isterseniz PDF olarak indirebilirsiniz.

Keyifli okumalar dileriz..

AJANDA Ekibi

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails