12 Nisan 2010 Pazartesi

YAŞASIN! PATİRİK GİTTİ, ARTIK ÖZGÜRÜM !

yeni bir gün



O kabus sabaha uyanmamın üzerinden koskoca 3 ay geçti. Çok korktum. Doktorum üzerine basmak yok dediğinde korkum daha da büyüdü sanki. Yapamamak, edememek ne demek öğrenmek zorunda kalmak, ya hep böyle olursa endişesi duymak korkumu kar topu gibi büyüttü.Kendimi avuttum, hep sanki bugünü düşledim.



Sonra sokağa çıktım.Araba ile oradan ilk geçtiğimizde katıla katıla ağladım, beni eve götürmeleri, koltuğuma oturtmaları için yalvardım.Alışacaksın dediler, öyle oldu. Ama hala her sabah oradan geçerken gözlerimi kapatıyorum.Artık 3 bacaklıydım, ben nereye patirik oraya. Ya da tam tersi mi demeli? Patirik nereye ben oraya mı?



İşe başladım, patiriğin "tık tık" sesini duyanlar, geldiğimi anladılar. Kapılar tutuldu, kafeteryada sıralarda öncelik verildi. Patirikle dost olduk, gezmelere bile gitmeye başladık.Evden çıkarken kendime saydıklarıma bir şey daha eklendi: "Anahtarım tamam, cep telefonumu aldım, penceler kapalı, patirik elimde ..."



2 aydır cumartesi dahil her gün ama hergün fizik tedaviye gittim, patirik kolumda.Fizyoterapistim, "Çekin Müge Hanım" Çekin, itin, tutun!" diye diye egzersizleri yaptırırken çok ama çok acı çektim, gözümden yaş geldi, tutamadım.Çorabını giyememek, merdiveni teker teker çıkamamak, arabaya inip binememek en önemlisi de yürüyememek kabuslarıma girdi.



Ama bu sabah...



Patirik evde ...



Hem de malulen emekli olarak. Cumartesi günü "Bırak" dediler. Kadıköy'e gidiyordum Sinem'le, korktum...Aldım yanıma, dayandım ona, zor gün dostuma.Patirik beni gezdirdi yine.Dün evden çıkarken, uzun uzun baktım.Seni bugün evde bırakıcam ama kocacık yanımda, onun elini tutucam dedim. Patirik evde bekledi beni akşama kadar. Ama döndüğümde hiç özlemediğimi farkettim. Kendi kendime dedim ki "Ayrılık vaktidir!"



13 Ocak ...... 12 Nisan ....



Bu sabah patirik evde. Ben yalnızım. Aksak da olsa kendim yürüyorum. Boyundan takmadım çantamı elim boş kalsın diye, kadın gibi omzuma taktım :) Ne de olsa sağ elim boş artık, kendi çantamı taşırım.



Uzun zamandır bir pazartesi bu kadar güzel gelmemişti bana. Meğer pazartesiyi güzel yapacak mutluluklar da varmış hayatta.



Şimdi tek dileğim, kimsenin başına böyle kötülükler gelmesin Allahım ... Sen verdiğinden eksik etme, ne olur ! Kimseye kötü gün gösterme !

Bu arada, durumu olmayan, koltuk değneğine (yani patiriğe) ihtiyacı olan birisini tanıyorsanız, benimle irtibata geçin lütfen. Patirik, bir başkasına da iyi gelsin, bir başkasını da iyileştirsin isterim.



Afiyetle ve en önemlisi SAĞLIKLA !

8 Nisan 2010 Perşembe

KESTANELİ CHEESECAKE

kestaneli cheesecake



Uzun zaman sonra tek başıma yaptığım ilk şey bu cheesecake oldu.Artık ayağımın üzerinde uzun süre durabildiğimi farkettiğim ilk fırsatta kendimi mutfağıma atıverdim.Ama beni görmenizi isterdim, sanki bir kanatlarım eksikti :) İlk etapta neredeyim durumuna düşmedim değil."Bıçağım vardı o neredeydi?" "Şu tabak burada mı duruyordu?" "Ben mi bunu buraya koymuşum?" gibi mutfağıma karşı doğal bir yabancılık hissettim.Sonra mikserimle, fırınımla birbirimize göz kırpıp :) bu yabancılığı ani bir devinimle fırlatıp attık.

Kış mevsimini pek seven biri değilim aslında ama beni kışa bağlayan bazı temel şeyler var, onları yitirdiğim için zaman zaman kışı dahi özleyebiliyorum. Örneğin, boza, sahlep, pembe polar pijamalarım :) ve tabii ki "Kestane". Bana göre kestane, hangi tarifin içine girse, o yemek birden saraylanır, kademe atlar,sıradanlıktan çıkar sanki.1 kg kestaneyi 20 adet kesmeşeker ve bir çay kaşığının yarısı kadar tuzla yaklaşık 25 dk düdüklüde haşlayıp yediniz mi hiç? Deneyin derim :) Ama tabii kalori miktarına değinmiyorum, zira bu konuda sicili pek temiz değil!

Kestaneli Cheesecake uygulamama gelirsek, aslında pek yeni bir tarif yaptım denilemez. Benim cheesecake tarifim artık standartlaştı, tadını ve kıvamını bu şekilde çok beğeniyorum ve gerçek bir cheesecake yediğimi hissediyorum. Yine bu tariften yola çıkarak bu sefer kestane ile bir deneme yaptım.Buzdolabında kalan yaklaşık 200-250 gr kadar kestaneyi kullanarak da kışın son kestanesi ile vedalaşmış oldum diyebiliriz. Ufak tefek değişiklikleri ile buyrun tarifi:

kestaneli cheesecake



Malzemeler:

  • 1 paket Eti Burçak bisküvi
  • 3 yemek kaşığı tereyağ
  • 2 paket krem peynir (Pınar Beyaz kullandım)
  • 2/3 su bardağı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 2 yumurta
  • 1 küçük kutu krema (200 ml)
  • 3 çorba kaşığı un
  • 250 gr şeker ile haşlanmış ve robottan çekilmiş kestane püresi

Süslemek için ;

  • 50 gr bitter çikolata
  • 1/2 tatlı kaşığı tereyağ
  • Çikolatalı kestane şekeri - ince kıyılmış
  • 2-3 adet kestane şekeri

    kestaneli cheesecake

Cheesecake yapılışına geçmeden evvel 200-250 gr kadar kestaneyi yaklaşık 10 adet kesme şeker ile haşlıyoruz. Soğuyunca soyuyor ve rondodan geçirerek kestane püremizi hazırlıyoruz.(Bu hazırlığı önceden yapabiliriz)

20-23 cm çapındaki kelepçeli kalıbımızın tabanına yağlı kağıt koyup kelepçeliyoruz.Dışarıda kalan fazla kağıdı makasla kesiyoruz.Kalıbın dışında alüminyum folyo sarıp kalıp hazırlığımızı tamamlıyoruz.

Fırınımızı 170 derecede ısıtıyoruz. Fırınımızın içine kekin çatlamasını engellemek için 1 kase su yerleştiriyoruz.

Tereyağını ocakta eritip, bisküvileri rondodan çekiyoruz. Un haline gelen bisküvileri erittiğimiz tereyağ ile karıştırıp, kalıbın tabanına iyice bastırarak yerleştiriyoruz. Bu aşamadan sonra kalıbımızı bir müddet buzdolabında bekletiyoruz.

Mikserde yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. Vanilya, un ve kremayı ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. Peynirlerimizi de katıp iyice birbirine karışana kadar çırpma işlemine devam ediyoruz. Çırpma hızını sona yaklaştıkça düşürüyoruz, bu kabarcık oluşumunu engelleyecektir. Mikseri kapattıktan sonra karışımın içine kestane püresini de katıp bir kaşık yardımı ile iyice karıştırıyoruz. Hazırladığımız bu harcı buzdolabında beklettiğimiz kalıbımıza döküyoruz. Isınan fırına koyup üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Üzeri kızarsada ortası hala yumuşaksa ısıyı düşürüp kekin iyice pişmesini sağlıyoruz. Piştikten sonra ocağın üzerinde (tezgahta soğutmayın) soğumaya bırakıyoruz. Soğuyan kekimizi mümkünse 1 gece buzdolabında bekletiyoruz. (üzerini örterek)

Ertesi gün, çikolatayı benmari usulü eritip içine tereyağı katıp karıştırıyoruz. Bunu spatula yardımı ile kekin üzerine sürüyoruz, bu birazdan süsleme için koyacağımız kestane şekerlerinin sabitlenmesini sağlayacak ve keke biraz da çikolata tadı katacaktır.

Çikolatalı kestane şekerlerini bir bıçakla ufak ufak kıyıp, sürdüğümüz çikolatanın üzerine serpiştiriyoruz. Son olarak 3-4 tane kestane şekeri ile süslemeyi tamamlıyoruz.

kestaneli cheesecake


Umarım beğenirsiniz.

Afiyetle, sağlıkla

5 Nisan 2010 Pazartesi

HÜNERDEYDİK

Gelenek haline getirmeyi başardığımıza memnunum.Yasom ve Adaş Şekerim'le geleneğimizin arası biraccık açılmış olsa da yine de performansımızdan memnunum diyebilirim.Her ne kadar teknoloji bizleri bir tuş, bir klavye uzaklığa taşıyor olsa da , bloglarımız ve diğer sosyal paylaşım ağları vesilesi ile ne var ne yok az çok duysak da hiçbir şey sevdiklerinin yüzünü görmesine engel olmamalı, yani bu benim fikrim.Madem bu iki bayaaanı da sevdim, kalbime düştüler, patirik matirik dinlemem düşerim yollara dedim ve planladığımız gibi Hüner'imin evinde aldım soluğu.
Bu yazımda onun marifetine, ev sahipliğinin kalitesine, özenine, masasının güzelliğine ve zarifliğine dair uzun cümleler bulamayacaksınız. Çünkü bunu yazmak bana düşmez. O zaten birçoğunuzun muhakkak tariflerini denediğiniz, masalarına hayran kalmış olma ihtimalinizin yüksek olduğu meşhuuurr bloggerlardan olduğu için buna değinmeyeceğim.Peki ne mi yapacağım ?

Size kendisi göstersin.. Benim baktığım yönden, objektifimden Hünerli Bayanların hüneri..

Bu yazıda çok fotoğraf olacak, o yüzden lafı uzatmıyorum.

Son sözüm Hüner'e.. Anlamazsanız zorlanmayın diye söyleyeyim istedim:

1-Ben Fransızca bilmiyorum!
2-Seni dinlemeyi çok seviyorum!
3-O peçeteliklerinden ben de istiyorum!
4-Mevsim meyvelerinden kurutup, haziranda sana da vericem,söz :)

hünerin bardağı

hünerin peçeteleri

hünerin çiçekleri detaylardadır

mangolu çay

hünerin masası

hünerin beğendili tartı

hünerin elmalı kurabiyeleri

hünerin kalp kurabiyeleri

hünerin nohutlu salatası

hünerin profiterolü

hünerin böreği
Afiyetle, sağlıkla

4 Nisan 2010 Pazar

HÜNER'den KARELER

Patirikli geziyor...
Patirikli'in cumartesi ajandası..

Sabah 08:30 - Çiko ile kahvaltı
Sonra ..
Fizik Tedavi, 90 dereceyi biraz geçmişim :)
Ordan çık..
Doğruca Hüner'ime koş... Bu konuya bir sonraki yazımda uzzzuuunnnca değineceğim, es geçtim sanmayın.
Hadi oradan dön..
Accık kendine bak.. Saçlarım süper oldu, çok mutluyum :)
Nasılım? Bunların hepsi 1,5 bacak + patirik marifetiyle yapıldı.
Bugün elimden fotoğraf makinam düşmedi..Yediklerimiz sonra..
Şimdi detayda yakaladıklarımdan ufak bir yumak sadece.

Hünerdeydik



Kolajımı nasıl buldunuz?
Bknz..Picasa

1 Nisan 2010 Perşembe

BULDUM BULDUM

Yok ben bulmadım, onlar bulmuş.. http://www.buldumbuldum.com/ sitesini hiç ziyaret ettiniz mi bilmiyorum ama çok ilginç ürünler var. İlginç hediye arayışına düştüğünüzde muhakkak bir göz atın derim. Benim gözüme takılan ve almayı düşündüğüm bir kaç parçayı sizin için derledim.

sıcak coraplar dublor yumurta

Mikrodalgada ısınan çorap olur mu hiç ? Soğuk kış günlerinde ne de güzel olur sıcacık ...
Eşiniz çocuğunuz kayısı yumurta ister ama siz ya çok pişmiş ya da rafadan mı yaparsınız genellikle? Yumurta zamanlayıcı çok pratik gözükmüyor mu?

kagıt havlu mum

Şu uhu tüpünden çıkan kağıt havlu çok esprili değil mi? Açıp tüketemediğimiz şarapları tekrar kapatmak için mantar mumlar nasıl? Farklı dekoratif bir unsur olarak da kullanılabilir.

nihale ters saat

Suç mahalindeki nihaleye acayip güldüm :) Sıcak tencerenin altında kalakalmış zavallıcık.
Haa bir de şu ters saat var. Sizce saat kaçı gösteriyor?



Güzel bir cuma diliyorum size ..



Şimdiden iyi haftasonları !

31 Mart 2010 Çarşamba

MASUM MU? DEĞİL Mİ?

cikolata



Bugün gazetede "Çikolatanın kalbi korduğu kesinleşti.." diye bir haber okudum. Ben çok çikolata seven ve yiyen biri değilim ama kalbi koruma konusu ilgimi çekti.
Hadi kızlar yaşadık :) Kalbimizi koruyalım ...
Ama bitter yemek lazımmış bak söylemedi demeyin...

29 Mart 2010 Pazartesi

YULAFLI & MÜSLİLİ KURABİYE

yulaflı & müslili kurabiye


1 kg süt ile ne yapılır ?

a) sütlaç
b) tavukgöğsü
c) jimnastik
d) hepsi

Bu seçeneklerde bir tuhaflık var sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Cevap "d" hepsi :)
Fiziktedavi esnasında dizimi kuvvetlendirmek için yaptığım ağırlık çalışmasını fizyoterapistim evde de yapmamı isteyince, bu ağırlığı nasıl evde temin edeceğimi düşündüm. Nedense kendimi buzdolabının önünde buldum ve 1 lt süt kutusu gözüme çarptı. Bir poşete koyup bileğime taktım ve hooopp 1-2 aşağı yukarı :) İşte benim bulduğum ağırlık da böyle olur ... Neymiş 1 lt süt kemikleri güçlendirme için birebirmiş..:)

Kurabiyemize gelirsek masum sayılabilecek bir tarif diyebiliriz. Tadı ise gayet güzel, pirinç patlaklıymış hissi veriyor. Ben kalorisiz olsun diye yaptım ama kapış kapış gitti.

kurabiye


Malzemeler:
  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi
  • 170 gr tereyağ (oda ısısında yumuşamış)
  • 1 su bardağı esmer şeker
  • 1 yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 3/4 su bardağı un
  • 1/2 çay kaşığı karbonat
  • 1/2 çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 2 su bardağı yulaf
  • 1 su bardağı kuru meyveli müsli


Fırınımızı 180 derecede ısıtalım.
Tereyağ ve şekeri çırpalım. Krema kıvamına gelince yumurta ve vanilyayı ekleyelim. Un-karbonat-tuz ve tarçını bir kasede karıştırıp yumurtalı karışıma ilave edelim. Son olarak yulaf, müsli ve ceviziçini katıp bir kaşık yardımı ile hamur haline getirelim.
Ele yapışan bir hamur olacaktır. Fırın tepsisine pişirme kağıdı serip bir kaşık yardımı ile tepsiye kurabiye harcından aralıklı olarak koyalım. (yaklaşık 20 kaşık çıkacaktır, büyüyüp genişliyorlar çok yakın dizmemekte fayda var) Ellerimizi hafif ıslatıp üzerlerine bastırıp düzleştirelim, form verelim.
Isınan fırında 12-15 dk kadar üzeri pembeleşinceye kadar pişirelim. Pişince soğumaya bırakalım, soğuduktan sonra tepsiden alıp servis yapalım. Soğumadan almaya kalkarsanız dağılacaklardır.

Afiyetle, sağlıkla

27 Mart 2010 Cumartesi

PİLAKİDE GÜNCELLEME VAR ...

barbunya pilakisi



Arşivdeki tariflerin elim değdikçe fotoğrafını değiştireceğimi yazmıştım.

İşte bir kaşıkta duran pilaki fotoğrafını artık rafa kaldırma vaktidir. Yeni fotoğrafı umarım beğenirsiniz.

Afiyetle, sağlıkla

26 Mart 2010 Cuma

PİŞMANLIK YASASINDAN FAYDALANABİLİR MİYİM ?

cips


İnsanoğlu ne aciz..Şu bir paket cipse yenildim dün gece ... Çok pişmanım offf.. Sabaha kadar dön o yana dön bu yana.Neden? Ne vardı yiyecek? Bihterle Behlül'ün karşısına geçip hırsını çıkarmanın ne alemi var :)
Kendime ceza vericem ? Ne yapsam acaba ? 3 km koş Müge ! Nereye :) Hele bir yürü de koşması kalsın ..
Bugün hiç birşey yeme Müge ! Yedim bile :)
İmddaaaatttt!

24 Mart 2010 Çarşamba

TAVUK SALATASI

tavuklu salata



2 ayda alınan kilo kaç ayda verilir ? Pekiii 3 yılda alınan kilo kaç günde verilir ?
Salata yemek lazım ama nereye kadar?
Haftaiçi yapılan rejimler neden haftasonuna malup gelir?
Öğlen güpgüp yedim şimdi pişmanım psikolojisi ile nasıl yaşanır?

Dostlar ben bu sorularla kendimi meşgul ediyim buyrun siz salatanın tarifini okuyun. Denerseniz seversiniz ... Severseniz hep yaparsınız .. Hep yaparsanız sağlıklı beslenmiş sayılabilirsiniz...
Aaaa bu içsel çelişkiye bir son veriyorum artık, buyrun malzemeler :)

tavuklu salata



Malzemeler:

  • 2-3 adet tavuk göğüs
  • 1 kutu mısır konservesi
  • 1 çay bardağı ufak doğranmış kornişon turşu
  • 1 adet orta boy göbek salata
  • ince kıyılmış maydanoz
  • 1,5 su bardağı yoğurt
  • 1/2 çay bardağı mayonez
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağ
  • tuz
  • 1 yemekkaşığı limon

Tavukları haşlayıyoruz. Soğuduktan sonra parça parça didikliyoruz. Salatayı karıştıracağımız kaseye yıkadığımız göbek salataları doğruyoruz. Kornişonları, mısır ve kıyılmış maydanozu da göbek salataya ilave ediyoruz. Didilmiş tavukları da diğer malzelemere katıyoruz.

Başka bir kasede yoğurt, mayonez, zeytinyağ, limon ve tuzu karıştırıyoruz. Gerekiyorsa bir miktar su ile kıvamını akıcı hale getirebiliriz.

Hazırladığımız sosu doğranmış malzemelerle iyice karıştırıp, servis edeceğimiz tabağa salatamızı alıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

23 Mart 2010 Salı

İYİ Kİ GELDİN BİBİ !

Patirikli (koltukdeğneği; bknz:açıklama) yollara düştü..
Haftasonu bir elinde çantası diğerinde değneği 1...2... hop ...in...çık...yavaş komutlarını kendine vererek attı kendini sokaklara:) Eeee yeter ama değil mi, 2 aydır evde oturuyorum.. Sosyalleşmem lazım :) Mutfaktan vazgeçtim bari başkaları pişirsin ben tüketeyim modunda kendimi blog cennetinde buldum :)
2 sene olmuş Sencer'imiz olalı.. Taaa o zaman görmüştüm herkesi birarada en son.Allahtan Ayşemimiz bebiden sonra bibiyi de aldı kucağına da bize vesile oldu.Ama ne Bibi? Baldan tatlı, lokumdan ballı.Ben diyorum zaten bu kadın çok becerikli, ne yapsa güzel oluyor :)
Kimler yok ki?
Yasom, Adaş şekerim, Münevver Abla, Pınar, Selen, Neslihan, Fadime, Dilek veee özel konuğumuz Necla Hanım..
Bu kadar becerikli kadın biraraya gelince ortaya da birbirinden güzel lezzetteki yiyecekler çıkıyor haliyle.Yemekbloğu sahiplerinin toplanması da böyle oluyor, napalım :) Bu özel ve güzel toplantıların devamı gelecek.Sözü burada kesip sizleri günün karelerinden birkaç seçme ile başbaşa bırakıyorum. Ben malesef yiyecek anlamında bir katkıda bulunamadım bu sefer ama elimden fotoğraf makinam düşmedi haliyle :)

bebi&bibi pasta by ÖzelPastam

Yasom, günün anlam ve önemini harika bir pasta ile şekillendirmiş.. Ama biz kendimizi muzurluk yapmaktan alıkoyamadık :)

IMG_2466

Hünerin Kısırı

Adaşımın meşhur kısırı..




pınarın poğaçaları

Pınar'ın saymadan tükettiğim açmaları..

peçetenin peçeteleri
Peçetenin peçeteleri :) ve zarif sofrası...



bu sofra başka sofra




Selenin otlu poğaçası

Selen'in otlu poğaçaları




ayşemden unutulmaz bir tat


Tadı hala damağımda... Ayşem bunlar süperrrrdi !




münevver ablanın dantel gibi kurabiyeleri


Münevver Abla
'dan yeşilçaylı ve hibiscuslu yani anlayacağınız doğal ve tadına doyulmaz tatlı kurabiyeler.. Dantel Kurabiyeler koydum adını..




fadimenin kurabiyeleri


Fadime
'nin herseferinde gönüllerimize yer eden tahinli kurabiyeleri
ve malesef fotoğrafını çekemediğim müthiş bir cheesecake... Neslihan'ın dillere destan tarifi ile..


IMG_2457
Bebi büyüdü bile.. Bibi'ye abi oldu

Tuana
Tuana'nın fotoğraflarını çekmeye doyamadım ..Gül diyorsun şu tebessüme bak..


bibi


Hoşgeldin Bibi.. İyi ki geldin...

Afiyetle, sağlıkla

18 Mart 2010 Perşembe

PIRASALI BÖREK 2

pırasalı börek



Ben bu böreğin adını Patirik Böreği olarak değiştiriyorum :) Patirik de ne mi ? Patirik , trakyalıların koltukdeğneğine verdikleri ad :) Eeee ben de 2 aydır koltukdeğneği ile gezince evde bir patiriktir alıp gidiyor.Bu böreği yaptığımızda anneme dur kesme, ufak dilimler yapmayalım, çubuk gibi olsun adı da "patirik böreği" olur dedim :) Annem bastı kahkahayı. Adını sanını istediğiniz gibi koyun ama muhakkak tadına bakın. Bir tane yetecek sanıyorsanız, şimdiden yanıldığınızı söyleyebilirim.

Bizim kızlar da önce yeter dediler ama....


pırasalı börek



Malzemeler: (12 adet börek)

  • 1 kg pırasa
  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağ
  • tuz - karabiber
  • 3 adet yufka
  • yufkaların üzerine sürmek için sıvıyağ
  • yumurta sarısı


Pırasaları yıkayıp ince ince doğruyoruz. Bir tencereye zeytinyağını koyup pırasaları pişene kadar soteliyoruz. Tuz ve karabiberi ilave edip iç harcımızın hazırlığını tamamlıyoruz.



Yufkaların her birini ortadan ikiye bölüp üzerine sıvıyağ sürüp iç harçtan koyarak rulo şeklinde sarıyoruz. Yaptığımız ruloyu da ortadan ikiye bölüyoruz. Bu işlemi tüm yufkalar bitinceye kadar tekrarlıyoruz. Toplamda 12 adet böreğimiz oluyor.



Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine börekleri yan yana dizip üzerlerine yumurta sarısı sürüyoruz. Önceden ısıtılmış fırında (180 derece) üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.



Afiyetle & sağlıkla,

16 Mart 2010 Salı

YARATICI BLOGGERmışım !

creative


Sevgili Ezgi ve Özlem 'den gelen bu ödüller beni çok sevindirdi. Hayallerimizi ve aklımızdakileri bir nebze buraya yansıtabiliyorsak, ne mutlu bizlere.

Kendim hakkında ilginç 7 şey ....Durun bir düşüneyim...

  1. En pahalı, en çeşitli yemeğe bile değişmeyeceğim kötü bir alışkanlığım var..MC DONALD'S..Benim gibi bir yemek bloğu sahibine yakışmıyor biliyorum ama, ne yapayım..Bazı doktorlar da sigara içer değil mi:) İçmeyin deseler bile :) Çocukken hayalim MC Donald's yakınlarında bir evimizin olmasıydı. Şimdi yakınım ama kilo alıyorum diye yiyemiyorum, bu nasıl bir adaletsizliktir:) Ama hakikaten Mc Donald's gibisi yok !
  2. Migrenim tutunca annem de Engin de hemen sana Mc Donald's alalım mı diye sorarlar. Çünkü onu yiyince başımın ağrısını unutuyorum :)
  3. Hayatım boyunca hiç takla atmadım. Okuldaki beden eğitimi öğretmenlerime benim migrenim var derdim, onlar da attırmazlardı. Ama hakikaten başım ağrır diye korkuyordum ne yapabilirim :)
  4. Çocukluğum boyunca adımın İngilizcesini merak ettim :) Acaba Stephanie, Müge mi demektir derdim kendime :) Hazırlık sınıfına başlayınca dünyam başıma yıkılmıştı adım yine Müge kalınca:)
  5. Eğer bir şampuan reklamında oynayan kızın saçları kıvırcıksa, o şampuanı kullanınca saçlarımın kıvırcık olacağına inanırdım çocukken. O yüzden her markayı denemişliğim vardır, düz saçlarımı hiç sevemedim :)
  6. Üniversitede okurken kariyer hedefimi sorduklarında "Turist olmak" diye cevap verirdim. Kariyerim pek sağlıklı ilerleyemiyor, parttime Turistlik yapıyoruz yıllık izinler el verdiğinde :)
  7. Üniversitede Latin Dili okudum ama tercihlerime yazarlarken Latin Dilleri öğreneceğimi sandığım için yazmıştım, o da rehber öğretmenimin söylemiydi. Anfide ilk derste öğreneceğim dilin Latin dilleri değil, Latince olduğunu farkedince, 4 yılımı o rehber öğretmeni sevgiyle anarak tamamladım.

Afiyetle, sağlıkla...

14 Mart 2010 Pazar

GÜNDEMİ KALABALIK BİR TOPLANTI

Dostluklar uzun yıllara dayanınca, biraraya gelindiğinde gündemler kalabalık oluyor..Dün çok önemli misafirler ağırladım, hele bir tane ilave var ki o nerdeyse 3 ay oldu aramıza katılalı..Kendimi tutamadım, onlar için tek bacakla girdim mutfağa.Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun, neler yaptınız onu anlatın konulu bu yazım daha çok...

Gündemin başrolünde "Demir" var. Tüm yakışıklılığı ile aramıza katılan erkeğimiz..

Demirim



Tabii ki fal olmadan olmaz. Gerçi hisleri kuvvetli birileri varsa, kahve sadece araç :)

fala inanma falsız kalma



Ama gündemin en pırıltılı, büyülü yanı "O" ...O, bizim gözümüzün bebeği.O, kıymetlimiz.O, gözlerinin güzelliğinin kıymetini bilecek birini buldu sonunda..Ama o gidiyor :( Olsun sevdiği ile gidiyor...
Düğünümüz var..

gelinim

11 Mart 2010 Perşembe

EYVAH EYVAH

Eyvah Eyvah... Çünkü yazacak hiçbir şey yok elde avuçta :(
Hayalleri de yazdık.. Eeee şimdi ne yapıcaz? Benim özellikle çalıştığım işyerinde , çevremde, arkadaşlarımın arasında Yemekbahane ile yemek yapmayı öğrenen bir sürü Acemi Mutfak Şefi takipçim var.Nerede bana rastlasalar, bari menemen tarifi yaz ama bir şey yaz diyip duruyorlar. Ben de siz boşa mı oturuyorsunuz, siz yapın ben yazayım diye takılıyorum onlara :) Bu çok hoşlarına gitti. Bloğu olmayan Acemi Aşçılara seslen, sana yaptıklarının fotoğrafını göndersinler dediler. Bilmem ki, rağbet görür mü dedim ama sormadan da edemedim :) Yemek bloğu olmayan ama mutfakta vakit geçirmeyi sevenler, Yemekbahane'ye can vermek ister misiniz? Hadi bu da bizim yeni bahanemiz olsun :)
Yemekbahane'ye Can Verin, Kan Verin projesi, ne dersiniz :) Yoksa benim abuk subuk hayallerimle uğraşmak durumunda kalacaksınız, hehehehe... Olmadı bu hafta cumartesi arkadaşlarımı bize çağırdım..Annemden bir iki salata isteyeceğim ama tarifleri zaten burada var.. Bir de pizza ..Tamaammmm!! Size hazır pizza fotoğrafı çekeyim mi :)

Bu arada Eyvah Eyvah demişken.. Filme gönderme yapmamak olmaz.Ben hem anne hem baba tarafından Trakyalıyım.Teyzem Has Trakyalı der bana:) Filmi izledim ve müthiş beğendim.Tam bir Trakyalı olmuş Ata Demirer.
Şu ara annemlerle aramızda, napiyosun beya ? diyip duruyoruz :)Ama şiveli tabii :)
Son zamanlarda çekilmiş Türk Komedilerinin içinde kendine ayrı bir yer edinir, hatta ikincisi de çekilir.Gitmek isteyenlere duyurulur.Çok gülünüyor :)
Eyvah Eyvah
Afiyetle, sağlıkla

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails