26 Mart 2010 Cuma

PİŞMANLIK YASASINDAN FAYDALANABİLİR MİYİM ?

cips


İnsanoğlu ne aciz..Şu bir paket cipse yenildim dün gece ... Çok pişmanım offf.. Sabaha kadar dön o yana dön bu yana.Neden? Ne vardı yiyecek? Bihterle Behlül'ün karşısına geçip hırsını çıkarmanın ne alemi var :)
Kendime ceza vericem ? Ne yapsam acaba ? 3 km koş Müge ! Nereye :) Hele bir yürü de koşması kalsın ..
Bugün hiç birşey yeme Müge ! Yedim bile :)
İmddaaaatttt!

24 Mart 2010 Çarşamba

TAVUK SALATASI

tavuklu salata



2 ayda alınan kilo kaç ayda verilir ? Pekiii 3 yılda alınan kilo kaç günde verilir ?
Salata yemek lazım ama nereye kadar?
Haftaiçi yapılan rejimler neden haftasonuna malup gelir?
Öğlen güpgüp yedim şimdi pişmanım psikolojisi ile nasıl yaşanır?

Dostlar ben bu sorularla kendimi meşgul ediyim buyrun siz salatanın tarifini okuyun. Denerseniz seversiniz ... Severseniz hep yaparsınız .. Hep yaparsanız sağlıklı beslenmiş sayılabilirsiniz...
Aaaa bu içsel çelişkiye bir son veriyorum artık, buyrun malzemeler :)

tavuklu salata



Malzemeler:

  • 2-3 adet tavuk göğüs
  • 1 kutu mısır konservesi
  • 1 çay bardağı ufak doğranmış kornişon turşu
  • 1 adet orta boy göbek salata
  • ince kıyılmış maydanoz
  • 1,5 su bardağı yoğurt
  • 1/2 çay bardağı mayonez
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağ
  • tuz
  • 1 yemekkaşığı limon

Tavukları haşlayıyoruz. Soğuduktan sonra parça parça didikliyoruz. Salatayı karıştıracağımız kaseye yıkadığımız göbek salataları doğruyoruz. Kornişonları, mısır ve kıyılmış maydanozu da göbek salataya ilave ediyoruz. Didilmiş tavukları da diğer malzelemere katıyoruz.

Başka bir kasede yoğurt, mayonez, zeytinyağ, limon ve tuzu karıştırıyoruz. Gerekiyorsa bir miktar su ile kıvamını akıcı hale getirebiliriz.

Hazırladığımız sosu doğranmış malzemelerle iyice karıştırıp, servis edeceğimiz tabağa salatamızı alıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

23 Mart 2010 Salı

İYİ Kİ GELDİN BİBİ !

Patirikli (koltukdeğneği; bknz:açıklama) yollara düştü..
Haftasonu bir elinde çantası diğerinde değneği 1...2... hop ...in...çık...yavaş komutlarını kendine vererek attı kendini sokaklara:) Eeee yeter ama değil mi, 2 aydır evde oturuyorum.. Sosyalleşmem lazım :) Mutfaktan vazgeçtim bari başkaları pişirsin ben tüketeyim modunda kendimi blog cennetinde buldum :)
2 sene olmuş Sencer'imiz olalı.. Taaa o zaman görmüştüm herkesi birarada en son.Allahtan Ayşemimiz bebiden sonra bibiyi de aldı kucağına da bize vesile oldu.Ama ne Bibi? Baldan tatlı, lokumdan ballı.Ben diyorum zaten bu kadın çok becerikli, ne yapsa güzel oluyor :)
Kimler yok ki?
Yasom, Adaş şekerim, Münevver Abla, Pınar, Selen, Neslihan, Fadime, Dilek veee özel konuğumuz Necla Hanım..
Bu kadar becerikli kadın biraraya gelince ortaya da birbirinden güzel lezzetteki yiyecekler çıkıyor haliyle.Yemekbloğu sahiplerinin toplanması da böyle oluyor, napalım :) Bu özel ve güzel toplantıların devamı gelecek.Sözü burada kesip sizleri günün karelerinden birkaç seçme ile başbaşa bırakıyorum. Ben malesef yiyecek anlamında bir katkıda bulunamadım bu sefer ama elimden fotoğraf makinam düşmedi haliyle :)

bebi&bibi pasta by ÖzelPastam

Yasom, günün anlam ve önemini harika bir pasta ile şekillendirmiş.. Ama biz kendimizi muzurluk yapmaktan alıkoyamadık :)

IMG_2466

Hünerin Kısırı

Adaşımın meşhur kısırı..




pınarın poğaçaları

Pınar'ın saymadan tükettiğim açmaları..

peçetenin peçeteleri
Peçetenin peçeteleri :) ve zarif sofrası...



bu sofra başka sofra




Selenin otlu poğaçası

Selen'in otlu poğaçaları




ayşemden unutulmaz bir tat


Tadı hala damağımda... Ayşem bunlar süperrrrdi !




münevver ablanın dantel gibi kurabiyeleri


Münevver Abla
'dan yeşilçaylı ve hibiscuslu yani anlayacağınız doğal ve tadına doyulmaz tatlı kurabiyeler.. Dantel Kurabiyeler koydum adını..




fadimenin kurabiyeleri


Fadime
'nin herseferinde gönüllerimize yer eden tahinli kurabiyeleri
ve malesef fotoğrafını çekemediğim müthiş bir cheesecake... Neslihan'ın dillere destan tarifi ile..


IMG_2457
Bebi büyüdü bile.. Bibi'ye abi oldu

Tuana
Tuana'nın fotoğraflarını çekmeye doyamadım ..Gül diyorsun şu tebessüme bak..


bibi


Hoşgeldin Bibi.. İyi ki geldin...

Afiyetle, sağlıkla

18 Mart 2010 Perşembe

PIRASALI BÖREK 2

pırasalı börek



Ben bu böreğin adını Patirik Böreği olarak değiştiriyorum :) Patirik de ne mi ? Patirik , trakyalıların koltukdeğneğine verdikleri ad :) Eeee ben de 2 aydır koltukdeğneği ile gezince evde bir patiriktir alıp gidiyor.Bu böreği yaptığımızda anneme dur kesme, ufak dilimler yapmayalım, çubuk gibi olsun adı da "patirik böreği" olur dedim :) Annem bastı kahkahayı. Adını sanını istediğiniz gibi koyun ama muhakkak tadına bakın. Bir tane yetecek sanıyorsanız, şimdiden yanıldığınızı söyleyebilirim.

Bizim kızlar da önce yeter dediler ama....


pırasalı börek



Malzemeler: (12 adet börek)

  • 1 kg pırasa
  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağ
  • tuz - karabiber
  • 3 adet yufka
  • yufkaların üzerine sürmek için sıvıyağ
  • yumurta sarısı


Pırasaları yıkayıp ince ince doğruyoruz. Bir tencereye zeytinyağını koyup pırasaları pişene kadar soteliyoruz. Tuz ve karabiberi ilave edip iç harcımızın hazırlığını tamamlıyoruz.



Yufkaların her birini ortadan ikiye bölüp üzerine sıvıyağ sürüp iç harçtan koyarak rulo şeklinde sarıyoruz. Yaptığımız ruloyu da ortadan ikiye bölüyoruz. Bu işlemi tüm yufkalar bitinceye kadar tekrarlıyoruz. Toplamda 12 adet böreğimiz oluyor.



Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine börekleri yan yana dizip üzerlerine yumurta sarısı sürüyoruz. Önceden ısıtılmış fırında (180 derece) üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.



Afiyetle & sağlıkla,

16 Mart 2010 Salı

YARATICI BLOGGERmışım !

creative


Sevgili Ezgi ve Özlem 'den gelen bu ödüller beni çok sevindirdi. Hayallerimizi ve aklımızdakileri bir nebze buraya yansıtabiliyorsak, ne mutlu bizlere.

Kendim hakkında ilginç 7 şey ....Durun bir düşüneyim...

  1. En pahalı, en çeşitli yemeğe bile değişmeyeceğim kötü bir alışkanlığım var..MC DONALD'S..Benim gibi bir yemek bloğu sahibine yakışmıyor biliyorum ama, ne yapayım..Bazı doktorlar da sigara içer değil mi:) İçmeyin deseler bile :) Çocukken hayalim MC Donald's yakınlarında bir evimizin olmasıydı. Şimdi yakınım ama kilo alıyorum diye yiyemiyorum, bu nasıl bir adaletsizliktir:) Ama hakikaten Mc Donald's gibisi yok !
  2. Migrenim tutunca annem de Engin de hemen sana Mc Donald's alalım mı diye sorarlar. Çünkü onu yiyince başımın ağrısını unutuyorum :)
  3. Hayatım boyunca hiç takla atmadım. Okuldaki beden eğitimi öğretmenlerime benim migrenim var derdim, onlar da attırmazlardı. Ama hakikaten başım ağrır diye korkuyordum ne yapabilirim :)
  4. Çocukluğum boyunca adımın İngilizcesini merak ettim :) Acaba Stephanie, Müge mi demektir derdim kendime :) Hazırlık sınıfına başlayınca dünyam başıma yıkılmıştı adım yine Müge kalınca:)
  5. Eğer bir şampuan reklamında oynayan kızın saçları kıvırcıksa, o şampuanı kullanınca saçlarımın kıvırcık olacağına inanırdım çocukken. O yüzden her markayı denemişliğim vardır, düz saçlarımı hiç sevemedim :)
  6. Üniversitede okurken kariyer hedefimi sorduklarında "Turist olmak" diye cevap verirdim. Kariyerim pek sağlıklı ilerleyemiyor, parttime Turistlik yapıyoruz yıllık izinler el verdiğinde :)
  7. Üniversitede Latin Dili okudum ama tercihlerime yazarlarken Latin Dilleri öğreneceğimi sandığım için yazmıştım, o da rehber öğretmenimin söylemiydi. Anfide ilk derste öğreneceğim dilin Latin dilleri değil, Latince olduğunu farkedince, 4 yılımı o rehber öğretmeni sevgiyle anarak tamamladım.

Afiyetle, sağlıkla...

14 Mart 2010 Pazar

GÜNDEMİ KALABALIK BİR TOPLANTI

Dostluklar uzun yıllara dayanınca, biraraya gelindiğinde gündemler kalabalık oluyor..Dün çok önemli misafirler ağırladım, hele bir tane ilave var ki o nerdeyse 3 ay oldu aramıza katılalı..Kendimi tutamadım, onlar için tek bacakla girdim mutfağa.Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun, neler yaptınız onu anlatın konulu bu yazım daha çok...

Gündemin başrolünde "Demir" var. Tüm yakışıklılığı ile aramıza katılan erkeğimiz..

Demirim



Tabii ki fal olmadan olmaz. Gerçi hisleri kuvvetli birileri varsa, kahve sadece araç :)

fala inanma falsız kalma



Ama gündemin en pırıltılı, büyülü yanı "O" ...O, bizim gözümüzün bebeği.O, kıymetlimiz.O, gözlerinin güzelliğinin kıymetini bilecek birini buldu sonunda..Ama o gidiyor :( Olsun sevdiği ile gidiyor...
Düğünümüz var..

gelinim

11 Mart 2010 Perşembe

EYVAH EYVAH

Eyvah Eyvah... Çünkü yazacak hiçbir şey yok elde avuçta :(
Hayalleri de yazdık.. Eeee şimdi ne yapıcaz? Benim özellikle çalıştığım işyerinde , çevremde, arkadaşlarımın arasında Yemekbahane ile yemek yapmayı öğrenen bir sürü Acemi Mutfak Şefi takipçim var.Nerede bana rastlasalar, bari menemen tarifi yaz ama bir şey yaz diyip duruyorlar. Ben de siz boşa mı oturuyorsunuz, siz yapın ben yazayım diye takılıyorum onlara :) Bu çok hoşlarına gitti. Bloğu olmayan Acemi Aşçılara seslen, sana yaptıklarının fotoğrafını göndersinler dediler. Bilmem ki, rağbet görür mü dedim ama sormadan da edemedim :) Yemek bloğu olmayan ama mutfakta vakit geçirmeyi sevenler, Yemekbahane'ye can vermek ister misiniz? Hadi bu da bizim yeni bahanemiz olsun :)
Yemekbahane'ye Can Verin, Kan Verin projesi, ne dersiniz :) Yoksa benim abuk subuk hayallerimle uğraşmak durumunda kalacaksınız, hehehehe... Olmadı bu hafta cumartesi arkadaşlarımı bize çağırdım..Annemden bir iki salata isteyeceğim ama tarifleri zaten burada var.. Bir de pizza ..Tamaammmm!! Size hazır pizza fotoğrafı çekeyim mi :)

Bu arada Eyvah Eyvah demişken.. Filme gönderme yapmamak olmaz.Ben hem anne hem baba tarafından Trakyalıyım.Teyzem Has Trakyalı der bana:) Filmi izledim ve müthiş beğendim.Tam bir Trakyalı olmuş Ata Demirer.
Şu ara annemlerle aramızda, napiyosun beya ? diyip duruyoruz :)Ama şiveli tabii :)
Son zamanlarda çekilmiş Türk Komedilerinin içinde kendine ayrı bir yer edinir, hatta ikincisi de çekilir.Gitmek isteyenlere duyurulur.Çok gülünüyor :)
Eyvah Eyvah
Afiyetle, sağlıkla

8 Mart 2010 Pazartesi

HAYALLERİMİN PİLAVI

Sebzeli Domatesli Pilav


Nasıl bir insan mutfağına döndüğünün hayali ile yaşar? Gözlerimi kapatıyorum..
Önlüğümü takmışım, ayaklarımın her ikisi de yerde.. Biri havada değil, üstelik kendi başıma ayaktayım :) hahahhaa
Mutfaktayım..Akşama 20 kişi misafirim var... yuhh demeyin, o kadar özledim ki kalkayım hemen misafir turu başlatacağım :)
Menüm çok şık.. Pişiriyorum, kızartıyorum, süslüyorum :) Kendimden geçmişim...
İşte bu pilavı pişiricem ilk mutfağa girdiğimde..Engin yemesin napayım.. Ama ben o kadar beğendim ki , hemen yapıcam.. Dün Tuzla Günaydın'da yedim söylemesi ayıp.
Beni benden aldı, aklımda kaldı.. Fotoğrafını çektim dayanamadım.. İşte benim son hayalim...Kırmızı bir Ferrari değil, kırmızı bir pilav hahahahahhahaa :)
Kafamı da çarpmıştım dimi ben :)

Afiyetle, sağlıkla

5 Mart 2010 Cuma

YAYLA ÇORBASI

yayla corbası



Bir gün açıyor, bahar geldi sanıyoruz. Sonra birden bir bakıyoruz yine havada gri renk hakim. Bu haftasonu için de yağışlı diyorlar. Yani Mart karizmasından hiçbirşey kaybetmeden, performansını tam sergiliyor. Bahara var, bekleyin diyor kıs kıs ..

Mevsim böyle gelgitli olunca çorbasız geçmiyor öğünler hala. Benim en sevdiğim ikinci çorba Yayla Çorbasıdır. İlki ne diye soruyorsunuz sanırım :) O da gelecek , o zaman söylerim. Şuna bak hayatımda heyecan yaratıyorum kendi çapımda :) Üç numarada ise Süzme Mercimek Çorbası gelir.

Sizin sıralamanız nasıl ? Domates Çorbası , Tarhana , Ezogelin .. Ay ben bunları da çok severim.. Dur sıralamam şaşacak galiba :)

Bugün Yayla Çorbasının tarifini vereceğim. Muhakkak çoğunuz yapıyorsunuzdur ama bizimkisi acemi mutfak şeflerine yardım olsun :)

Malzemeler:

  • 1 çay bardağı pirinç
  • 1 su bardağı yoğurt (ekşi olmaması daha iyi sonuç verir)
  • 2 yumurtanın sarısı
  • 3 yemek kaşığı un
  • Kuru nane (2-3 çay kaşığı, arzuya göre arttırılabilir, azaltılabilir)
  • Tuz
  • 2 adet Maggy Tavuk Bulyon
  • 2 yemek kaşığı tereyağ

Pirinçleri patlayana kadar bol suda haşlıyoruz. Derin bir kasede yoğurt ve yumurta sarılarını çırpıp, unu ilave ederek iyice karıştırıyoruz. 2 bardak soğuk su ilave edip bu karışımı inceltiyoruz. Daha sonra hazırladığımız sosu telsüzgeçten geçirerek tenceremizdeki pirinçlere ilave ediyoruz. Tuz, tereyağ ve bulyonunu katıyoruz. (Bulyon tuzlu olduğu için, tuzu eklerken dikkat etmemiz gerekir) Ocakta sürekli karıştırarak pişirdiğimiz çorbamıza ,koyulaştıkça soğuk su ilavesi yaparak istenilen kıvama (herkes için değişken olabilir) gelmesini sağlıyoruz. Kaynayıncaya kadar karıştırmayı bırakmıyoruz. Ocaktan almamıza yakın, nanesini ilave ediyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

3 Mart 2010 Çarşamba

KAPUSKA

kapuska



Nerdeyim ? Burdayım... Yazacak birşeyim yok, gündelik herkesin evinde pişenler dışında bir yenilik yok mutfağımızda.

Nasılım ? İyiyim ... Hergün fiziktedaviye gidiyorum. Dizim hala bükülmüyor. Kaybedince anlıyor insan meğer lazımmış çömelmek, bağdaş kurmak.. Bunları geçtim, merdiven çıkmak, otururken ayağını uzatmadan dizlerini bükebilmek... Olacak elbette diyor doktorum ama acı çekmen lazım, uğraşman lazım... Acı mı ? Çekiyorum vallahi.. Bağıra bağıra kıvırttırıyorlar, gözümde yaş kalmadı artık...

İşte benden haberler böyle dostlarım..
Gelelim kapuskaya :)
Kış geldi mi lahana tutkum tavan yapar benim. Dolmasını da severim tabii ama kapuska bir başka, hele de bol acılı ise ...
Laf aramızda zayıflamaya da iyi gelir :) lahana bilirsiniz..O zaman ne duruyoruz, pişirelim, bol bol tüketelim. Ben kıymasızının tarifini vereceğim, arzu eden kıyma ya da kuzu eti de ilave edebilir.

Malzemeler:

  • 1 adet sert yemeklik lahana
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1,5 yemek kaşığı domates salçası
  • Tuz , kırmızı pulbiber (acıseverler bol koyabilir), karabiber
  • 1 adet Maggy tavuk bulyon (arzu etmeyen koymayabilir)
  • 2-3 kaşık sıvıyağ (Tercihen zeytinyağ)
  • Sıcak su

Lahanalarımızı yıkayıp ince ince kıyıyoruz. Soğanları ince ince doğruyoruz. Tencereye yağı koyup soğanlarımızı sotelemeye başlıyoruz.(Kıyma ya da et ilave etmek isteyenler bu aşamada ekleyebilirler.) İyice pembeleşince, salça, karabiber, tuz, bulyon ve pulbiberi ekliyoruz. İnce kıydığımız lahanaları da ilave edip , karıştırarak tencerenin kapağını kapatıyoruz.Yaklaşık 10-15 dk, zaman zaman karıştırarak lahanaları kavuruyoruz. Bu aşamadan sonra azar azar (1 çay bardağı) sıcak su ilave edip kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz. Arada kontrol edip suyu bittikçe yine bir miktar su ilave edip pişirmeye bırakıyoruz. Suyunu birden vermememizin sebebi lezzetini kaybetmemesini sağlamak. Lahanalar iyice yumuşayıncaya kadar suyunu kontrol ede ede yaklaşık 1 saat pişiriyoruz. (Ne çok sulu olacak, ne de susuz kalacak)

Nasıl tabir ama :) ne sulu .. ne susuz...

Afiyetle, sağlıkla



23 Şubat 2010 Salı

HAVUÇLU PİLAV

havuçlu pilav


Şimdi size pilav mı , makarna mı diye sorsam , ne dersiniz ? Pilavdan vazgeçmem mi, makarnasız olmaz mı yoksa farketmez mi?
Benim cevabım bu soruya kesinlikle PİLAV !
Makarnayı da severek yiyorum elbette, bu her halimden belli de oluyor zaten :) Ama bir tabağa pilav konsa diğerine makarna aklım pilavdan yana kalır , bu hiç şaşmaz :)
Pilav yapan kadın, her yemeği güzel yapar derler.Bilmem doğruluk payı nedir ama ben pilavı güzel yapıyormuşum.Vallahi kendimi methetmiyorum, yiyenlerin yorumu :)
Bu pilav uygulaması ise geçenlerde annemden geldi. Aklımızda değil pilav, yemek yemek yokken, kuzenim birden teyze bize havuçlu pilav yap dedikten yaklaşık 20 dk sonra tabağımızda bu lezzeti buluverdik. Benim daha önce yapmışlığım yoktu, Engincik yemez çünkü.. Ama tadı damağımda kaldı.
Malzemeler:
  • 1 adet orta boy havuç
  • 2 su bardağı pirinç
  • 3 su bardağı su
  • 2 adet maggy tavuk bulyon
  • tuz
  • 4 yemek kaşığı mısırözü yağı

Pilavı yapmadan yarım saat önce pirinçlerin üzerine sıcak su döküp, bekletiyoruz.

Havucu rendeleyip , pilavı yapacağımız tencereye alıyoruz. Üzerine yağı da koyarak havuçlar yumuşayıncaya kadar kavuruyoruz. Pirinçlerin suyunu süzüp, sotelenen havuçlara ilave edip bir süre de birlikte kavurmaya devam ediyoruz. 3 su bardağı oda ısısında suyu (sıcak olmayacak) üzerine koyup, bulyonları ve bir miktar tuz katıyoruz. Karıştırdıktan sonra kapağını kapatarak pişmeye bırakıyoruz. Suyunu çekince bir süre demlenmeye bırakıyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

19 Şubat 2010 Cuma

BALKABAKLI PİRAMİT PASTA

balkabaklı piramit pasta



Cuma .. Cuma .. Cuma...

Tek tek basaraktan bade süzerekten bu haftayı bitirdik. Bugün içim kıpır kıpırdı, sabah güneşi gördüm diye mi nedir? İnsan güneşle nasıl mutlu oluyor değil mi? Bahar yakın mı, kapıda mı sizce ? Yoksa Mart, tekerlemelerdeki yüzünü gösterecek mi dersiniz?

Gelin günün tadını çıkaralım.. Kışın sultanı kabakla bir tarif daha..


balkabaklı piramit pasta


Malzemeler:

  • 1 kg balkabağı
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi
  • 1 paket petibör bisküvi

Balkabaklarını ufak ufak doğrayıp bir tencereye koyuyoruz. Üzerine şekerini döküp tencerenin kapağını kapatarak kısık ateşte suyunu salana kadar pişirmeye bırakıyoruz. Şeker eriyip suyunu salınca tencerenin kapağını açıp kabaklar yumuşayıncaya kadar orta ateşte pişiriyoruz. Pişen kabakların kalan suyunu varsa süzüp, bir çatal yardımı ile eziyoruz. Soğumaya bırakıyoruz.

Bisküvileri elimizle ufalayıp, ezdiğimiz kabaklar soğuyunca cevizle beraber karıştırıyoruz.

Bir streçfilme tüm karışımı döküp elimizle piramit şekli vererek sarıyoruz ve buzluğa kaldırıyoruz.

Servis etmeden 2-3 saat önce buzdolabının alt kısmına indirip, dilimleyerek ikram ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

16 Şubat 2010 Salı

PORTAKALLI CEVİZLİ KEK & KÖŞE YASTIĞI BİLDİRİYOR

portakallı kek



Köşe yastığı bildiriyor...

Artık köşemde değilim. Saatte 500 m hızla, bu kağnıdan bile ağır bir hıza denk geliyor sanırım, mini mini adımlarla başladım yürümeye. İnsanın 32'sinde tekrar yürümeye başlaması nasıl da güzelmiş..Gören bana tay tay deyiveriyor:) Dün akşamki gaddar ağrıyı saymazsak iyiyim çok şükür.Fizik tedaviye başlıyorum ve çalışkan bir öğrenci olursam 1 ay sonra inşallah ceylan misali sekebilirmişim.

Ben bu ağır ivme ile hareket ederken, bir sevgililer günü geçti gitti. Enginciğimin canına minnet, program yapma derdi olmadan atlattı çok şükür. Bir yanımda yarim bir yanımda anacığım tatlı tatlı pazar kahvaltısı ettik üçümüz.Tüm sevgililerim yanımdaydı yani.Kocacığımın gazete alıp döndüğündeki elindeki güller de hem annemin hem de benim yüzümüzü güldürdü.

İşe başladım bu arada dün.Köşe yastığı günlerimden sonra haliyle yoğun bir gündem beni bekliyordu.Ama sultanlığım bitmedi, burada da sürüyor..Ayağımın itinayla koltuğa uzatılıyor, çayım ayağıma geliyor, benim minik adımlarımı görenler kapıyı 10 dk tutarak kibarlıklarından ödün vermiyorlar, yemeğimi bile bana taşıyan arkadaşlarım bana gayet iyi bakıyorlar anlayacağınız.

İşte köşe yastığının son durumu böyle...

Buraya kadar gelmişken bir de tarif yazalım bari değil mi?

Bu da tek bacağımla yaptığım bir kek..Beni ziyarete gelen sevgili dostlara ikram edildi. Kış mevsiminin güzellerinden portakalla da lezzetlendirildi.

Malzemeler:

  • 4 yumurta
  • 1,5 su bardağı tozşeker
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 2/3 su bardağı sıvıyağ
  • 1 adet portakalın suyu ve kabuğunun rendesi
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay bardağı dövülmüş ceviz
  • 2,5 su bardağı un
  • kalıbı yağlamak için margarin

Fırını 180 derecede ısıtıyoruz. Kek kalıbımızı margarin ile iyice yağlayıp hazırlıyoruz.

Yumurtaları şeker ile krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. Sonrasında yoğurt, sıvıyağ, portakal suyunu ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. Un ve kabartma tozunu eleyerek karışıma katıyoruz. (Önce 2 su bardağı unu katıp, sonra kıvamına göre eklemekte fayda var) Boza kıvamına gelen kek karışımımıza son olarak ceviz ve portakal kabuğu rendesini katıp kaşık yardımı ile karıştırıyoruz.

Bu karışımı kek kalıbına döküp fırına veriyoruz. Yaklaşık 40 dk, üzeri kızarıp içi pişene kadar fırında tutuyoruz. Kürdan ile içini kontrol edip fırından alıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

13 Şubat 2010 Cumartesi

REVİZYON .. RESTORASYON .. NE DERSENİZ

İnsan kendini yeniler, gardrobunu yeniler, evini yeniler de ... bloğunu yenileyemez mi ?

Neden olmasın?

3,5 yıllık bir arşiv... 376 adet yazı ...

Hepimizin ister istemez geçmişe dönüp bakınca kendimizi eleştirdiğimiz, o zaman çok beğendiğimiz bir şeye "off ne fenaymış!" dediğimiz anlar muhakkak olmuştur.

Günlük olarak istatistikleri kontrol ettiğimde "Patates Keki" yazımın sıkça okunduğunu görüyor, o zaman çekip koyduğum fotoğrafına eshefle, hayretle, nefretle ve gülerek bakıyordum. İşte o zaman bu kararı verdim. Bundan sonra beğenilerek okunan tariflerin fotoğraflarını elimden geldiğince yenilemeye çalışacağım.

İlk uygulamam Patates Keki için oldu.. Tarifi annecik uyguladı, fotoğraf tek bacaklı amatör bendeniz tarafından yenilendi.

patates keki

Metinlere o dönemin esintisini kaybetmemek adına dokunmama kararı da aldım bu arada..Nasıl bir üslubum varmış, hangi ruh haliyle yazmışım geriye dönüp bakmak hoşuma gidiyor çünkü..

Afiyetle, sağlıkla

11 Şubat 2010 Perşembe

BALKABAKLI MUSKA TATLISI

balkabaklı muska tatlısı



Rejim Bozan :) Bu benim bu tatlıya taktığım diğer isim...Nedenini anlatayım..

Dün malum koltukta oturup dizimde laptop bir yandan işimle ilgileniyorum, bir yandan gözüm Oktay Usta'da, adamcağız koştur koştur pişirip duruyor.. Anneme serzenişim şu ... "ya yazacak şey yok.. kanepe tarifi verdim, olacak şey değil":)




Gelen giden de kalmadı , annem de bari rejime girelim dedi, bizim evde pişen kereviz, kapuska, çorba ... Kaynaklar bitti.. Ayak sakat.. Reyting telaşı değil, okuyucular mutsuz olmasın kaygısı vallahi :)




Oktay Usta'nın yaptığı bir tarife takıldı gözüme.. Kestaneli bir börek yapıyor.. Hmmm dedim .. Balkabaklı olsa nasıl olur bu acaba?




Annecik sabah markete gitmiş, yufka almış meğer evde Engin'in aldığı balkabakları pişmeyi beklermiş. Ooooo bu fırsat kaçar mı? Biraz Oktay Usta'dan biraz bizden buyrun kombine tarife..




balkabaklı muska tatlısı



Malzemeler: 32 adet tatlı için

  • 4 adet yufka
  • 1 kg balkabağı
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi
  • kızartmak için sıvıyağ
  • üzeri için pudra şekeri ve tarçın


Balkabaklarını ufak ufak doğrayıp bir tencereye koyuyoruz. Üzerine şekerini döküp tencereni kapağını kapatarak kısık ateşte suyunu salana kadar pişirmeye bırakıyoruz. Şeker eriyip suyunu salınca tencerenin kapağını açıp kabaklar yumuşayıncaya kadar orta ateşte pişiriyoruz. Pişen kabakların kalan suyunu varsa süzüp, bir çatal yardımı ile eziyoruz. Cevizi ilave edip karıştırıyoruz.

İç harcımız bu şekilde hazırlanmış oluyor.




Yufkaları teker teker 8 şerit elde edecek şekilde uzunlamasına kesiyoruz. Toplamda 4 yufkadan 32 adet şerit elde ediyoruz. Yapım aşaması aslında bu böreğe benziyor.




Yufkaların başına iç harcımızdan bir yemek kaşığı kadar, içi bol malzemeli oluyor, koyup önce sol köşeye sonra sağ köşeye ilerleyerek üçgen şeklinde sarıyoruz. Sonunu suya batırıp yapışmasını sağlıyoruz. Tüm şeritlere bu işlemi uygulayarak hazırlığımızı tamamlıyoruz.




Bir tavaya sıvıyağ koyup kızdırıyoruz, muskalarımızı kızgın yağa atıp pembeleşinceye kadar kızartıyoruz.

Servis ederken üzerine pudra şekeri ve tarçın serpiyoruz.




Tadım sonrası akla gelenler : Sıcakken de soğuduktan sonra da tadı harika .. Elma-ceviz-tarçın ayrılmaz üçlüsü ile de sonuç muhteşem olur. Çok pratik ve lezzetli bu uygulamayı daha kalorisi az olsun istersek fırında da yapabiliriz bence, neden olmasın?

Buzluğa koysak, ani misafir baskınlarında havamızı atsak.. Hhahahaha :)




Neden mi rejim bozan ? Annemin rejim bitti de ondan :)



Afiyetle, sağlıkla

10 Şubat 2010 Çarşamba

DENİZ MAHSULLÜ KANEPELER

Deniz Mahsullü Kanepeler



Özel davetlerde kanepe, küçük atıştırmalıklar gibi yurtdışında "finger food", ya da "snack" diye adlandırılan ikramları, yemek öncesinde konuklarıma sunmaktan hoşlanıyorum. Bu atıştırmalıkları hem görsel hem de lezzet olarak her zaman cazip bulmuşumdur, eminim sizler de öyle.. Bir çok farklı malzeme ile hazırlanabilecek kanepeleri ben bu sefer deniz mahsüllü olarak hazırlamak istedim.
İkea'nın gıda marketini bilenleriniz muhakkak vardır. Ne zaman İkea'ya gitsem İsveç Köfte yemeyi ve o marketi gezmeyi ihmal etmem:) O yabancı isimli paketler, renk renk kutulu bisküviler hep ilgimi çekiyor, elimde değil ...
Yılbaşı öncesinde İkea'ya gittiğimde yine markete gitmiş ve biraz alışveriş yapmıştım, bu kanepeleri de o malzemelerle hazırladım. Oldukça lezzetli oldular..

İkea Marketten aldığım kepekli üçgen ekmeklerin üzerine , yine oradan aldığım hardal sosu sürdüm ve tüpte satılan somon ezmesini sıktım. Dereotu ile de süsleyince oldukça başarılı bir sonuç elde ettim.

Eğer deniz mahsülü seviyorsanız ve yolunuz İkea'ya düşerse belki denemek istersiniz dedim... Bu arada ücretleri de o kadar pahalı değil, somon püresinin ücreti 9,90 TL idi..

Afiyetle, sağlıkla

9 Şubat 2010 Salı

TARİF YOK, FİLM VAR

Pazar günü kendimi kahvaltıya götürtme teşebbüsüm başarı ile sonuçlandı. Kalabalık bir grupla kendimizi Polonezköy Polina'da bulduk yine. Orası favorim demiştim size :) O ne reçeli, bu ne reçeli diye diye ne var ne yok süpürdük. Artık işe giderim seke seke dedim ve dün gittim. Ama işler hiç de umduğum gibi olmadı. Büyük bir eziyetti, bacağım davula döndü ve bugün yine evdeyim ve bir hafta daha köşe yastığı rolüme döndüm diyebiliriz.

Bugün size sadece izlediğim son filmlerden bahsedicem. Bunu da Sinem'in yoğun ısrarı ile yapıyorum :) Yaa az yazıyorsun, bari filmlerden bahset diyince , tamam dedim :)
Aslında daha yazmadığım onlarca film var ama ben son 3'ten bahsedicem sadece bugün sizlere...
Birincisi IT'S COMPLICATED - İlişki Durumu Karışık olarak çevrildi dilimize...


it's complicated


Benim bir Meryl Streep hayranı olduğumu ve hiç bir filmini kaçırmadığımı biliyorsunuz artık sanırım. Daha şunun şurasında bir ay evvel Julie & Julia filmiyle her zamanki gibi harika bir performansını izlediğim, hatta bu performansı ile 2010 Oscar ödüllerinde En iyi Kadın Oyuncu dalında aday gösterilen sanatçıyı bu sefer de uzun yıllar evli kaldığı kocasından ayrıldıktan 10 yıl sonra eski eşi ile tekrar aşk yaşamaya başlayan bir kadın olarak görüyoruz.
Yıllar bu kadından hiçbirşey alıp götürmüyor galiba...
Film, ana karakterin yani Meryl Streep'in sahibi olduğu pastane ve kruvasan yapılışı sahnesi ile daha da ilginizi çekecek eminim..

sherlock holmes


Buyrun polisiyenin fenomenine... Robert Downey Jr.'ın performansı için ,akademide oyunculuk dersi için filmi seyrettirmek lazım, denildiğini duymuştum. Hakikaten performansına bayıldım. Dikkat, pratik zeka, şüphe ve sonuçlandırma .. evet onlardan hiçbirşeyin kaçmadığı doğru.. Filmin sonu biraz havada kaldı, demek devamı gelecek.. O zaman bize düşen beklemek..


Everybody's fine

Afişte toplam 4 kişinin fotoğrafı var ama şahsi düşüncem bu filmin tek kişilik bir
oyun niteliğinde olduğu.. Robert De Niro'yu izlediğimiz film naif bir aile mesajı taşıyor.. Ebeveynlerin, büyük özverilerle yetiştirdikleri evlatlarının hayatlarını hep umdukları gibi şekillendiremediklerini gösteriyor bizlere..
Sizi yormayan duygusal temalar taşıyan güzel bir film...

Sağlıkla kalın,

6 Şubat 2010 Cumartesi

BRUSCHETTA

bruschetta



    Orjinale bir adım daha yakınlaşmak..


Evet bu uygulamada yapılan bu oldu.. Diğer sefer de söylemiştim zaten İtalyanların uygulamasının başka olduğunu ...

Bu sefer bir adım daha yakınlaşarak yaptım Bruschetta'ları.. Lazanya ve mercimek salatası öncesinde bir aperatif şeklinde ikram etmiştim ancak pazar kahvaltıları için de gayet güzel bir seçenek olur diye düşünüyorum, ne dersiniz... Hmmm belki sarımsağı çıkartıp içine peynir ya da zeytin ekleyerek yapmak gerekebilir. Görüyorsunuz ya, bir pazar kahvaltısıdır dilimden düşmeyen :) Birileri artık sesimi duysun :) Zaten söyledim kocaya, bana merdivensiz düz ayak bir yer bul, yarın sırtında taşı bir kahvaltıya götür dedim :) Sırtında taşıma kısmına hafif tebessüm ederek, konuyu organize etme sözü verdi. Bu tebessümü nereye çekmeliyim a dostlar, siz söyleyin :)

Ayy ne çenesi düşük kadın oldum.

İki dilim ekmek yazıcam, şuraya bak, çenem koptu...

Gelelim bruschettalarımızaa..



Malzemeler:

  • Tost ekmeği ya da varsa dilimlenmiş köy ekmeği bence daha da lezzetli olacaktır.
  • Domates
  • Sarımsak
  • Zeytinyağı
  • Taze ya da kuru fesleğen
  • Tuz
  • Rendelenmiş parmesan ya da kaşar peyniri
  • Kırmızı dolmalık biber
  • Ekmeklerin üzerine sürmek için tereyağ

Tost ekmeklerimizi öncelikle ekmek kızartma makinasında ya da fırının ızgarasında kızartıyoruz. Kızaran ekmekleri ben ortadan ikiye keserek üçgen hale getirdim. Kızarttığımız ekmeklerin üzerine bir miktar tereyağ sürüyoruz.

Bir kaseye domateslerin kabuklarını soyarak ufak ufak doğruyoruz. Kırmızı biberleri de doğrayıp domateslere ilave ediyoruz. İnce kıyılmış sarımsak, tuz , zeytinyağı ve arzu ettiğimiz kadar fesleğen de ilave ederek iyice karıştırıyoruz. Bu karışımı ekmeklerin üzerine paylaştırıp üzerlerine rende parmesan ya da kaşar peyniri serpip fırına veriyoruz.

Daha önce de belirttiğim gibi bir akşam menüsünün başlangıcı da olabilir, ufak tefek malzeme değişikliği ile bir kahvaltının öğesi de... Siz nerede isterseniz...

Afiyetle ve sağlıkla,

4 Şubat 2010 Perşembe

ÇEŞNİLİ TEREYAĞ

çeşnili tereyağ




Şöyle güzel bir pazar günü kahvaltısı yapmayı nasıl özledim.Dizimdeki problem nedeniyle sandalyede oturmakta sıkıntı çektiğim için kucakta tepsi modeli yemek yer durumdayım. Uzmanların söylediğine göre TV karşısında tepside yemek yiyen insanlar daha çok kilo alırmış, haklılar sanırım :) Sizin köşe yastığı eski usül çift kişilik bir yastık olma yolunda hızla ilerliyor :) Hani şu bir yastıkta kocayın dedikleri cinsten.
Neyse her şeyin başı sağlık diyip, homini gırtlak tumba yatak modeli yaşayıp gidiyoruz işte. Dedim ya kahvaltıyı özledim diye, şu kahvaltı masasından kalma ufacık tefecik bir uygulamadan bahsedeyim bari sizlere...

Belki bir çoğunuz daha önce denemişsinizdir, aroması farklı tereyağ çeşitlemesi yapmayı. Ben ilk kez denedim ve konuklarım çok memnun kaldılar.

Uygulama şöyle,

Bir gece önce evdeki tereyağınızdan ne kadar isterseniz oda ısısına getirip, içerisine ince kıyılmış dereotu ve/veya maydanoz, kırmızı biber, dövülmüş sarımsak, nane, kekik gibi baharatlardan istediklerinizi koyup bir kaşık yardımı ile iyice karıştırıyorsunuz. Streç filmin üzerine döküp, streçe sara sara rulo yaparak buzlukta bir gece bekletiyorsunuz. Ertesi sabah kahvaltıdan 20-30 dk önce oda ısısına alarak dilimleyerek buz dolu bir kasede servis ediyorsunuz. Kızarmış ekmekle beraber tabii ...

Çeşnili tereyağ kahvaltı dışında kanepe, sandviç gibi hazırlıklarınızda da enfes aroması ile fark yaratmanızı sağlayacaktır.

Afiyetle, sağlıkla..

1 Şubat 2010 Pazartesi

ISPANAKLI, HAVUÇLU, PATATESLİ BÖREK

Ispanaklı havuçlu patatesli börek





Daha sık yazmak istiyorum ama arşiv dolu sanıyordum, fotoğraflar güzel değil.. O yüzden 3-4 gün ara vermek durumunda kalıyorum. Bu böreği ne zamandır yapmak istiyordum, anneciğime söyledim o yaptı sağolsun..Kış mevsiminin en güzel tatlarını barındıran bu börek , benim ıspanak yemez, havucu tabağın en ücra köşesine iteler kocamın dahi favorisi oldu.

Evde mutfaktan uzak günlerimde bir puzzle başladım, pek bir şey kalmadı. Bitti bitecek. Bunun dışında bol bol Yemekteyiz seyretmek zorunda kaldım. İnsanların yorumlarına inanamıyorum. Seyretmiycem diyorum hergün ama olmuyor, bir şekilde koltukta televizyona takılıyorum işte.

Neyse biz gelelim böreğimize.

Malzemeler:

  • 1/2 kg ıspanak
  • 1 orta boy soğan
  • 3-4 adet havuç
  • 3-4 adet orta boy patates
  • Süt
  • Sıvıyağ
  • Tereyağ (2-3 yemek kaşığı)
  • 3 adet yufka
  • Üzeri için yumurta sarısı
  • Tuz


Bu böreğin içindeki 3 farklı harç malzemesini sırayla hazırlamamız gerekiyor. Bu üç farklı renkteki harç böreğimize renkli bir görüntü kattığı gibi, lezzetinde de müthiş bir coşku yaratıyor diyebilirim.

Ispanaklı harç için;

Ispanaklarımızı bol suyla yıkayıp, ince ince kıyıyoruz. Soğanlarımızı da çok ufak bir şekilde doğrayıp hazırlıyoruz. Bir tencereye 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ koyup soğanlarımızı kısık ateşte soteliyoruz.Ispanakları da ilave edip tencerenin kapağını kapatmadan, suyunu salıp çekmesini sağlıyoruz. Tuzunu ilave edip soğumaya bırakıyoruz.

Havuçlu harç için;

Havuçları temizleyip, rendeliyoruz. Bir tava ya da tencereye 1-2 yemek kaşığı sıvıyağ koyup havuçları kısık ateşte renkleri soluncaya ve yumuşak bir doku kazanıncaya kadar soteliyoruz. Tuzunu ilave edip , pişen havuçlarımızı soğumaya bırakıyoruz.

Patatesli harç için;

Patateslerimizi soyup ufak parçalara bölerek tuzlu suda haşlıyoruz. Haşladığımız patateslerimizi bir çatal yardımı ile eziyoruz. Bir tencereye patatesleri ve tereyağı koyup koyu bir kıvamda kalacak şekilde azar azar süt ilave ediyoruz. Ortalama 1 çay bardağı kadar süt diyebiliriz.Tuzunu da ekleyerek böreğimizin hazırlığına geçiyoruz.

Birinci kat yufkamızı tezgahımıza açıp, bir fırça yardımı ile yufkanın üzerine sıvıyağ sürüyoruz. Bu kata ıspanaklı harcımızı yayıyoruz. İkinci kat yufkayı da üzerine koyup yine yağlayarak havuçlu harcımızı yayıyoruz. Son kat yufkayı da serip yine yağlıyoruz ve patatesli harcı son kata uyguluyoruz.

Tüm katlar tamamlanınca böreğimizi dikkatli bir şekilde büyük bir rulo halinde sarıp, ortadan ikiye bölerek bir müddet buzdolabında bekletiyoruz.

Pişirme aşamasında ise bu ruloları ekmek dilimi gibi dilimleyerek yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürerek önceden ısıtılmış fırında 180 derecede kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails