27 Şubat 2009 Cuma

SÜTLÜ SOMUN


Rahmetli dedem fırıncıydı. Evlerinin altında yer alan fırının ısıttığı sıcacık taşların üzerinde yürümeyi, bir de geceyarısı köylere gidecek ilk parti ekmeğin çıkmasını çok severdim. O ilk parti geceyarısı saat 2-3 gibi çıkardı ve biz yatmadan o ekmeği beklerdik.
Yanında sadece taze tereyağ ve keçipeyniri diye adlandırdığımız tuz-karabiber-kızmızıbiber-nane-kimyon vb baharatların karışımı.. O ekmeği fırından çıkınca taşımak çok ciddi bir süreçti, bilen ellerin yapması gereken bir süreç.Bunu da anneannem yapardı.Yılların sertleştirdiği avuçları artık sıcağı duymayan anneannem üzerinde dumanlar tüten ekmeği masaya koyar ve sadece ortadan ikiye bölmesi ile odanın içini hem muhteşem bir koku hem de kocaman bir buhar bulutu sarardı.
Ekmek kokusu o yüzden bana çocukluğumu hatırlatır.
Cumartesi sabahı kahvaltıya gelen konuklarıma ekmek yapmayı zaten planlamıştım. Ama farklı bir tarif denemeyi istediğim için son dönemde zevkle takip etmeye başladığım 40fırınekmek adındaki sitede araştırma yaptım. Sonrasında bu tarifi buldum.
Makinasız yapılabilen son derece pratik ve lezzetli bir ekmek oldu. Kokusu ise çocukluğumu aratmayacak kadar güzeldi gerçekten!

Malzemeler:
  • 3 bardak beyaz un
  • 1 çorba kaşığı bal
  • 1 silme tatlı kaşığı tuz
  • 1 yumurta
  • ¾ bardak süt
  • 1 tatlı kaşığı instant kuru maya
  • 50 gram tereyağı, yumuşak

Ben yine ekmek makinasına tüm malzemeleri koyup, hamur programında mayalandırdım.

1,5 saat sonunda hamuru iç eşit parçaya ayırdım ve saç örgüsü formunda şekillendirip yağlı kağıt serdiğim tepsiye koydum.

Yaklaşık 30 dk kadar da tepsi mayası alması için ılık bir yerde beklettikten sonra üzerine hafifçe un serpip önceden 190 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirdim.

Cumartesi akşamından hamuru hazırlayıp, pazar sabahı harika bir ekmekle sevdiklerinize süpriz yapabilirsiniz hem de evde makinanız olmasa dahi.

Afiyetle,

25 Şubat 2009 Çarşamba

YİNE BİR KAHVALTI VE EV YAPIMI GRİSSİNİ

Ne demişler..Kral gibi kahvaltı et, prens gibi öğle yemeği ye.. Akşam yemeğinde de fakir gibi ol.
Kral gibi oldu mu bilmem benim sofra ama iki tane kraliçe (aslında üç) konuğum vardı geçtiğimiz cumartesi sabahı.

Günaydın peçetelerimle karşıladım onları..En sevdiğim renkle..Turuncunun iştah kabartan, mutlu eden sıcaklığıyla. Ama renkler karın doyurmaz elbet.
Bir menü oluşturmak da lazımdı. Beklentiler yüksek, "senin gibi blogcunun evine geliyoruz çok ama çok aç gelicez" cümlecikleri havada uçuşuyor.


Ne yapmak lazım ? Bakalım.. Kahvaltılıklar tamam..
Yasemin'de gördüğüm doldurulmuş domatesler bir renk kattı.. O da tamam.. Ortaya menemen, salçalı sosis, reçel, bal..
Bir de artık her kahvaltının demirbaşı olan muhammara.


Sağolsun Uno da Kruvasan göndermişti, onlar da güzelce piştiler..

Ben bir ekmek yapayım en iyisi.. Ama ne ve nasılı bir sonraki yazımda anlatayım.

Şurada bir tarif okumuştum, ilgimi çekmişti..

Denemenin tam sırası..

İşte ev yapımı grissini..



Malzemeler: (Aşağı yukarı 40 adet)
  • 3 bardak beyaz un
  • 1 yemek kaşığı kurutulmuş biberiye
  • 1 silme tatlı kaşığı tuz
  • 1½ tatlı kaşığı instant kuru maya
  • 1 bardak su, oda sıcaklığında
  • 5 yemek kaşığı zeytinyağı

Ben ekmek makinasında yaptım ancak sizler burada yazıldığı gibi elde ya da mikserin yoğurma aparatı ile de yapabilirsiniz.

Ekmek makinasına tüm malzemeleri koyup, hamur modunda çalıştırıyoruz. Bu hamurun önce yoğurulmasını sonra da mayalandırılmasını sağlıyor. (Bu mod benim makinamda 1,5 saat sürüyor)

Mayalanan hamurumuzu tezgahın üzerinde yaklaşık 0,5 cm kalınlığında açıp bir bıçak ya da pizza ruleti ile şeritler halinde kesiyoruz.

Pişirme kağıdı serili tepsiye kestiğimiz şeritleri hafifçe sallayarak aralıklı olarak diziyoruz.

Ben tepsiye dizdikten sonra 15 dk kadar da tepside mayalanmasını bekledim.

Önceden ısıtılmış (190 derece) fırında üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

*** Kepek unlusunu deneyeceğim yine.. Harika bir sonuç verdi, kimse evde yapıldığına inanamadı. Neyseki biraz hamur artmıştı da ikna edebildim :) Bunu biberiye dışında farklı aromalarla da yapmak mümkün. Peynirli, biberli gibi...

Afiyetle kalın,

22 Şubat 2009 Pazar

TİRAMİSU - 2

Sizlere daha önce bir yazımda Uno'nun Blogger Sofrası vasıtasıyla adıma denemem için ürünler gönderdiğini yazmıştım.

Geçtiğimiz hafta kargo ile gelen bir paketin içersinden bu sefer iki çeşit pastatabanı çıkınca kendimi Tiramisu yapmaktan alıkoyamadım.

Varolan tarifimi uygulamaktansa yeni bir tarif denemeye karar verince kitaplarımı karıştırdım.
Aslında aklımda pişirilmeden, yumurta sarılarının ve beyazlarının ayrılması ile yapılan, orjinal mascorponenin kullanıldığı gerçek bir tiramisu yapmak vardı ancak sonucuna güvenemediğim ve itiraf ediyorum ki Engin yemezse diye korktuğum için yapmadım :)

Beyaz Mutfak kitabımdaki Tiramisu tarifini okudum, ondan da vazgeçtim.. Sonra aklıma güzel bir pastacı kreması ile yapabileceğim geldi ve kitabın içerisindeki pastacı kremalarının tariflerini okumaya başladım. Kendime bir tarif seçerek, bazı değişiklikler uyguladım ve ortaya bu sonuç çıktı. Sanırım artık Tiramisu benim için bu tarif demek olacak, çünkü sonucunu çok başarılı buldum. Özellikle de çıkan şekil itibari ile. Görsel olarak daha iyi bir sonuç aldığım zaman tadını daha da çok merak ettim ki o da gayet güzeldi.

Kitabın ve benim ortak yapımımız tarif şöyle :

Malzemeler:

  • 1 adet 3 katlı UNO pastatabanı (kakaolu olanı kullandım)
  • 750 ml süt
  • 1,5 su bardağı toz şeker (çok tatlı seviyorsanız biraz arttırabilirsiniz)
  • 3 yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 su bardağı un
  • 1/2 su bardağı mısır nişastası
  • 1 paket labne peyniri (Ben Pınar marka kullandım)
  • Üzeri için toz kakao
  • Kekleri ıslatmak için 3 tatlı kaşığı toz şeker, 2 tatlı kaşığı neskafe, sıcak su

Sütün tamamı ve şekerin yarısını kaynatıyoruz. Yumurta, vanilya ve şekerin diğer yarısını krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz. Bunlara, un ve nişastayı ekleyip birbirine iyice karışana kadar çırpmaya devam ediyoruz.

Kaynayan şekerli süte hazırladığımız karışımı yavaş yavaş ekliyoruz. Karıştırarak koyulaşmasını sağlıyoruz. (Çok hızla kıvam alıyor, o nedenle ocağın altını kısmamız önemli.)

Derin bir kabın ya da leğenin içerisine buzdolabında duran soğuk su koyuyoruz ve ocaktan aldığımız tencereyi bu leğene oturtuyoruz.

Labne peynirini kremaya katıp hızla çırpıyoruz, biraz ılınmak üzere bekletiyoruz.

3 tatlı kaşığı toz şeker, 2 tatlı kaşığı neskafe ve sıcak su ile bir fincan kahve hazırlıyoruz.

En alt tabanı servis edeceğimiz tabağa koyup hazırladığımız kahve ile iyice ıslatıyoruz. Üzerine bir spatula ile hazırladığımız kremadan sürüyoruz. İkinci katı kapatıp tekrar kahve ile ıslatıyoruz. Kremayı tekrar sürüp üçüncü katı kapatıyoruz. Her yerini krema ile sıvayıp bir süzgeç yardımı ile krema ile sıvanmış son katın üzerine bolca kakao serpiyoruz.

Buzdolabından 3-4 saat bekletip servis ediyoruz.

Afiyetle,

19 Şubat 2009 Perşembe

HOŞGELESİN BEBEK PASTASI

Annesi doğum için izne ayrılacak bir bebek için yapıldı bu pasta. Henüz bu dünyada değil ama onu bekleyenler eminim çok heyecanlı..


Uzun bir süre mesai arkadaşlarından uzak kalacak anneciğine ekip arkadaşları onu hatırlatan bir pasta ile güle güle demek istediler.


Bir bebeğin nesi olmazsa olmaz ... Patiği, biberonu ve çıngırağı :)

Hoşgelesin küçük bebek, sağlıkla !

Afiyetle,

Diğer bebek pastaları:

Bebek 1

Bebek 2

Bebek 3

16 Şubat 2009 Pazartesi

SANDVİÇ EKMEĞİ

Soğuk bir pazartesiden selamlar. Haftasonu sofralarınız ve ev yapımı sandviçleriniz için bir ekmek tarifi ile karşınızdayım.

Sandviç ekmeği özellikle ilk fırından çıktığında çok cezbedici oluyor bu konuda özellikle uyarmak istiyorum. Ufacık şeyden ne çıkar diyip kendinizi sakın kaptırmayın, benden söylemesi :)

Ben tüm malzemeleri ekmek makinasına koyup "Hamur" programında 1,5 saat mayalandırdım. Makina olmadan ısısı yüksek bir yerde de mayalandırmaya bırakabilirsiniz. Formu itibari ile bu ekmeği fırında pişiriyoruz. Dolayısıyla makina olmadan da yapılabilecek bir tarif diyebiliriz.

Malzemeler
***(900 gr hamur) Yaklaşık büyüklüğüne göre 20 adet sandviç ekmeği çıkıyor. Ben çok küçük tutmadım, isterseniz daha ufak yapılabilir.

  • 1+ 1/2 cup su
  • 1 büyük ölçek toz şeker
  • 1 büyük ölçek sıvıyağ
  • 1 küçük ölçek tuz
  • 4 cup un
  • 1 + 1/2 küçük ölçek instant maya

Üzeri için :

  • 1 adet yumurtanın sarısı
  • süslemek için yulaf (susam-çörekotu-haşhaş vb kullanılabilir)

Tüm malzemeyi sırasıyla makinanın kabına ya da yoksa karıştıracağımız kaba koyalım. Makina varsa Hamur programında 1,5 saatlik işleme tabii tutalım.

Makina yoksa yoğuralım ve yaklaşık 1 saat kadar mayalanmaya bırakalım. Kabın üzerine bir bez örtelim ve kabı mümkünse sarıp sıcak bir yerde bekletelim.

Mayalanma işlemi sonrasında sıvıyağ ile yağladığımız elimizle yuvarlak şekil verelim. Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsimize aralıklı olarak dizelim. Üzerlerine yumurta sarısı sürelim ve yulaf serpelim.

Önceden 170 derecede ısıtılmış fırında üzerleri kızarana kadar pişirelim.

Afiyetle,

13 Şubat 2009 Cuma

BİR YAŞ PASTASI - 3

Bu ara neredeyse hergün bir pasta yapıyorum ve sizlerin de tahmin edebileceği üzere bu beni inanılmaz mutlu ediyor.
1 yaşına basan Elif Öykü için yaptığım bu pasta da bana her zamanki gibi çok keyif verdi.

Henüz yayınlamadığım 2 tane daha pasta var ama tariflere çok ara verdiğimi düşünüyorum, o nedenle biraz erteleyeceğim sanırım.

Geçen gün pişirdiğim sandviç ekmeklerini paylaşacağım bir sonraki yazımda sizlerle ama yine ve yeniden yaşasın ki pastalarım bitmeyecek çünkü bu haftasonu iki tane daha var :)

Savulun hamurlarım ben geliyorum :)

Bu arada yeni bir takıntım var söylemeden geçemeyeceğim.. Belki seyredenleriniz olmuştur.

Prison Break ... Bu sabah işe gelmeden önce 5.30'da kalkıp seyrettim desem size çılgınlığımın boyutu hakkında bilgi vermiş olurum sanırım değil mi :) Henüz 1. sezondayım ama eğer hemen bitirmezsem sanırım uykusuzluk problemim oluşacak.

Herkese güzel bir haftasonu diliyorum.

Diğer 1 yaş modelleri:

Bir yaş pastası - 1

Bir yaş pastası - 2

Afiyetle,

11 Şubat 2009 Çarşamba

R ŞEKLİNDE PASTA VE SEVGİLİLER GÜNÜ İÇİN KURABİYE KURSUMUZ


Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi istenen pasta iki yaşına giren Ralf ve Rayna'nın isimlerinin başharfini temsilen bir R harfiydi.


Aslında pastada her ayrıntı bir şeyi ifade ediyordu. R çocukların ismini , 2 yaşlarını.. R2 (R KARE) şeklinde tasarladığımız pastanın üzerinde de Flintstones'un sevimli ufaklıkları ÇAKIL ve BAMBAM , hediye paketleri ve pastaları ile doğumgünlerini kutluyorlar.


40 kişilik olarak istendiği için pastayı 3 adet dikdörtgen keki kesip birleştirerek yaptım. Birleşme yerlerine de renkli şekerlemelerle kapattım.

Tam 6 saatte bitirdiğim pastanın resimleri yine gecenin bir yarısı çekildiği için azıcık karanlık çıkmış:(
Ama yorgunluğuma değdi sanırım çünkü çok beğenildi :)
Bu arada dün akşam Sevgililer Günü için yine bir kurs düzenledik.
Bu kurs konusu gerçekten çok keyif veriyor bana. Birilerine bildiklerini aktarmak, onların hamurla tanışmalarına tanık olmak süper bir şey bence.


Kurs esnasında Sevgililer Günü temalı kurabiyeler yaptık. Bu kurabiyeleri de cuma günü şirkette sosyal yardımlaşma aktivitelerinde kullanılmak üzere satışa sunacağız.

Bir şeyler öğrenmenin, öğretmenin ötesinde yaptıklarımızın güzel şeylere vesile olacak olması ayrı bir mutluluk veriyor cidden.

Katılımcı arkadaşlarımın daha ilk tecrübelerinde yaptıklarının satışa sunulacak olması nedeniyle keyiflerini görmenizi isterdim.

Aşağıdaki örnekler benim onlara gösterdiğim bir kaç model..

Bu vesile ile hepinize sevginin bol olduğu günler diliyorum.
Unutmayın bir bahane yaratın, bir gün değil her gün gösterin sevginizi :)







Afiyetle,

8 Şubat 2009 Pazar

YOĞUN HAFTASONU & "R" KURABİYELERİ

İşe gitsem de dinlensem modundayım yine cidden. Bu haftasonum tamamen mutfakta geçti diyebilirim.

3 pasta ve bir kurabiye sepeti sonucunda bitmiş durumdayım.İşte balkonun bu sabahki hali..Allahtan kış mevsimindeyiz de doğal buzdolabımız bizi kurtarıyor :)




Enteresan bir pasta tecrübem oldu , ondan size bir sonraki yazımda bahsedeceğim. Kocaman ,"R" şeklinde bir pasta yaptım. Bu "R" pastası geçen sene de kocaman bir şato şeklinde pasta isteyen Nil'in şeker mi şeker ikizleri Ralf ve Rayna'nın ikinci yaş partileri için yapıldı. Ben de bu doğumgününe yine "R" konsepti olan kurabiyeleri hediye olarak götürdüm.

Eminönü'nde bir alışverişim sırasında aldığım harika renkleri olan rafya paketim aslında bana ilham verdi diyebilirim. Kafamdaki "R" konseptini bu birbirinden güzel renklerdeki rafyalarla bütünlemeye karar verince ortaya bu tasarım çıktı.

Her bir "R" için uyumlu rafyalarla paketleme yaptım ve paketlerin üzerlerine küçük bir not iliştirdim.

Kurabiyeleri yine Eminönü'nden satın aldığım krem rengi metal sepete yerleştirdim ve paketledim.

İşte el emeğim göz nurum doğumgünü hediyesi kurabiye sepetim :)

2. yaşınız kutlu olsun ! Ralf & Rayna :)

Afiyetle,

3 Şubat 2009 Salı

BROWNIE


Bu tarifi Beyaz Mutfak kitabımdan denemiştim. Benim çikolata ile öyle çok haşır neşir bir durumum yok aslında. Yani çocukken de çikolatayı yemezmişim şimdi de öyle.. Ama çikolatayı unlu mamülün içinde bulunca yemem demem hemen konarım üzerine :) Eee karbonhidrat insanıyım inkar etmiyorum..Kek, börek, açma falan beni açar hani..
Kitaptaki tarifi ve yapım aşamalarını aynen uyguladım. Denemek isteyenlere tavsiye ederim. Sonuç gayet iyi.
Fazla büyük olmayan bir dikdörtgen ya da kare bir kalıpta pişirmenizi öneririm. Tarif 8 kişilik ancak dilimler pek kalın olmuyor. Kalıbı ufak tutarak dilimleri kalınlaştırabilirsiniz.
Malzemeler:
  • 60 gr margarin (ben tereyağ ve Hüner'i karışık kullandım)
  • 225 gr erimiş bitter çikolata (benmari usulü eritilmiş)
  • 250 gr toz şeker (1 su bardağı + 1 kahve fincanı)
  • 3 adet yumurta (iri boy)
  • 1 çay kaşığı vanilya
  • 60 gr un (1 çay bardağı)
  • 2 çay kaşığı kabartma tozu

Fırını 155 derecede ısıtalım.

Margarini eritelim ve tüm malzemeleri karıştıracağımız kabımıza alalım. Margarinin üzerine benmari usulü erittiğimiz çikolatayı ekleyelim ve mikserle bir süre çırpalım. Toz şekeri ilave edelim. Yumurtaları teker teker ekleyip çırpalım. Un, kabartma tozu ve vanilyayı da ekleyip yaklaşık 1 dk kadar daha çırpalım.

İçerisine yağlı kağıt serilmiş fırın kabına tüm karışımı dökelim ve yaklaşık 45 dk kadar pişirelim.

Kürdan testi ile pişip pişmediğini kontrol edelim ve çıkartıp soğumaya bırakalım.

Afiyetle,

28 Ocak 2009 Çarşamba

SON DÖRT FİLM & YOĞURTLU HAVUÇ SALATASI

Film izleme konusundaki bağımlılığım son sürat devam ediyor. Geçtiğimiz hafta seyrettiğim dört filmden bahsetmek istiyorum bugün sizlere.
İlki My Sassy Girl, benim gibi romantik film seviyorsanız New York'un güzel görüntüleri ile beraber hoşça vakit geçirebileceğiniz güzel bir aşk hikayesi.
The Queen, Prenses Diana'nın ölümüne İngiliz halkının, hükümetinin ve en önemlisi de Kraliçe'nin yaklaşımını konu alan gerçek hikayenin senaryolaştırıldığı bir film. İngiliz kraliyet ailesine dair yaklaşımlar ve kraliçenin ülke üzerindeki etkisi işlenmiş.
Ben keyif alarak izledim.
Woody Allen'in yönetmenliğini yaptığı Barcelona'nın sıradışı bir konusu var. Ama kesinlikle önyargılı olmayın ve Woody Allen'in gözünden karmaşık komediye bir göz atın.Barselona ve İspanya'nın tadına varın.

Bu filmi muhakkak izleyin. Can Dündar'ın bir yazısı vardı. Eğer yaşlı doğup bebek ölseydik nasıl olurdu hayatımız diye .. İşte bu film aynen bunu yansıtıyor. Doğduğunda ölmek üzere gibi gözüken, 80 belki de 90'larında bir ihtiyarın vücut yapısına sahip minik bebeğin büyüdükçe gençleşmesini konu "The Curious Case of Benjamin Button'a" tek kelime ile bayıldım.
Ben izlemeye ve izlenimlerimi size aktarmaya devam edeceğim :)
Gelelim havucumuza ...
İşte pratik, sunumu gösterişli, ekonomik bir meze - salata.
Yılbaşı akşamı soframız için hazırladığım Yoğurtlu Havucun tarifi son derece kolay.
Malzemeler:


  • 4-5 adet havuç
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • tuz
  • 1 kase sarımsaklı yoğurt
  • Süslemek için maydanoz

Havuçlarımızı rendeliyoruz. Sıvıyağı bir tavaya alıp havuçları yumuşayıncaya kadar soteliyoruz. Tuzunu ilave ediyoruz.İyice pişen havuçları bir süre soğumaya bırakıyoruz. Sarımsaklı yoğurt hazırlayıp havuçlarla karıştırıyoruz. Maydanoz ile süsleyip servis ediyoruz.

Yoğurtlu havuç salatasını Cevizli Kabak Salatası'nda olduğu gibi de ikram edebilir, misafirlerinize hoş bir sunum yapabilirsiniz.

Benzer yoğurtlu salata tarifleri:

Cevizli Kabak Salatası

Kereviz Salatası

Lahana Salatası

Pirinç Salatası

Yoğurtlu Bulgur Salatası

Yoğurtlu Patates Salatası

Afiyetle,

26 Ocak 2009 Pazartesi

O SOFRADAN BU SOFRAYA SEFAM & EKŞİLİ KÖFTE

Ohh benimki de hayat valla. Bütün haftasonu evde bir bardak su içmeden, o sofra senin bu sofra benim gezdim. Hepsini de malum pilates dersinden sonra yaptım yani sonuç olarak şu çıkarımım bulunuyor "Bu hafta tüm eğilmeler, doğrulmalar, kıvrılmalar ve de yamulmalar boşa gitti, yalan oldu" :)
Ama ne yapayım siz söyleyin ?

Şu sofraya ne yapılabilir ? (Şimdi tabureleri croplamadım diye Müge bana kızacak!!!)
Yani blog camiasının duayenlerinden birinin evinde çaya davetlisiniz ve yok kusura bakma az önce kocaman bir topla haşır neşir atladık zıpladık ondan yiyemem mi diyecektim? Niye diyecek mişim canım, ohhh afiyetle yedim hepsinden :) Hem de kaç tur :)


Adaş şekerim birbirinden nefis mamalarıyla bizi hem ağırladı hem de yolluk yapıp evde de devam etmemizi sağladı :)

Neler yoktu ki , patlıcanlı harika kıtırlıkta bir poğaça, kabak salatası, makarna salatası, sosyete mantısı (Cumartesi gecesi misafirlikten döndüğümüzde saat 03:00'de (gecenin üçü yani) Engin'in karnı acıkıp sana ne yolladı bak Müge diye ona da yedirdim, mutluluktan uçuyordu zavallıcık) , havuçlu kek, profiterol ve Yasemin'in müthiş aşuresi. Hepsinden şimdi de olsa yerim valla, hiç pişman değilim :)

Müge'den çıktım eve döndüm bu sefer de komşucum aradı, bugün yemekler benden diye :) Bana bak, ekmek elden su gölden hayatıma tam gaz devam :) Lahana dolmaları, kabak tatlıları, makarnalar , salatalar ohh ohh... Güya akşam yemek yemem diyordum kendime :)

Okeyler oynandı, filmler seyredildi... Çerezler, meyveler, pörtletilmiş (patlamış yani) mısırlar (haa bu mısır pörtleklerini ben yaptım sahi, mikroldalganın tuşuna basmışım!)

Gecenin bir körü eve gidip yatıldı ve sabah itina ile kalkılıp bu sefer de aşağıdaki sofraya ulaşmak adına yola çıkıldı :) Okey sofrasından kalkarken davet edildiğimiz kahvaltı sofrasına vardığımızda sanki o yemekleri yiyen biz değildik valla. Aynı başarılı yaklaşımla bu sofraya da gereken ilgiyi gösterdik.

Bak yaptığım bir işi daha tespit ettim, ekmek makinasını kurmuşum :) Cevizli ekmekler bendendi efendim :)

Dün akşam yemeğini yine komşucumlarla dışarıdan balık söylemek suretiyle kapatınca şu Müge kardeşinizin haftasonu özeti budur: Biz yedik Allah arttırsın, sofrayı kuran kaldırsın :)

Tembellik hatsafhada olunca bu hafta üretim sıfır düzeyindeydi. (Ekmek ve pörtlemiş mısırları saymazsak tabii)

O nedenle fotoğrafı çekilmiş eski bir tarifi paylaşacağım bugün sizlerle..

Sizi bilmem ama ben bu yemek diyim çorba mı diyim neyse işte Ekşili Köfteye bayılırım, hatta bayılır ayılır üzerine tekrar bayılırım :)


Yapılışı bence çok zor değil, köfteleri ufak ufak yuvarlarken hem kendimi yöresel bir şey yapıyormuşum hissine kapılıyorum, havaya sokuyor beni yanii :)



Malzemeler:
  • 250 gr yağsız dana kıyma
  • 2 yemek kaşığı yıkanmış pirinç
  • 1 adet orta boy soğan
  • tuz - karabiber
  • un (köfteleri yuvarlamak için)
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1,5 litre su
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 adet limon
  • 1 adet yumurta (sadece sarısı)
Soğanı rendenin küçük tarafı ile rendeliyoruz. Kıyma, soğan, pirinç, tuz ve karabiberi bir kasede yoğuruyoruz. Hazırladığımız harçtan ufak ufak parçalar alıp yuvarlayıp un koyduğumuz bir tabak ya da tepsiye koyuyoruz. Tüm kıyma harcı bitene kadar aynı işlemi tekrarlıyoruz. Tepsiye koyduğumuz köfteciklerin heryerini tepsiyi sallayarak una buluyoruz. Daha sonra başka bir kaseye alarak un fazlalığından kurtarıyoruz.
1 yemek kaşığı tereyağını eritip 2 yemek kaşığı un ilave ederek kavuruyoruz. Unun kokusu çıkınca üzerine suyu ilave ediyoruz. Su kaynamaya başladığında köfteleri atıp zedelemeden karıştırıyoruz. Limonu sıkıp yumurtanın sarısına ilave ediyoruz ve çırpıyoruz. Hazırladığımız bu terbiyenin üzerine kaynayan sudan biraz alarak karıştırıyoruz. (Bu kesilmesini engelleyen hareket olacak) Köfteler pişince (pirinçleri şişecek ve bunu görebileceksiniz) terbiyeyi tencereye ilave ederek karıştırıyoruz. Bu aşamada tekrar tuz kontrolü yapılıp, zevke göre eklenebilir.
Kıvamı koyulaşan yemeğimizi bir taşım daha kaynatıp ocağın altını söndürüyoruz.

Servis ederken arzuya göre tereyağını kızdırıp kırmızıbiber ilave ederek bir sos hazırlayıp dökebiliriz.

Afiyetle,
Not : Acaba bu haftasonu nereye gitsek :))

22 Ocak 2009 Perşembe

CEVİZLİ TAVUK RULO VE TEREYAĞLI PİRİNÇ PİLAVI


GÖZLERİNİZDEN ÖZÜR DİLİYORUM !!!

Hiç beğenmediğim bu fotoğrafı kullanmak zorunda kaldım:( Yani Sevgili Adaşımın bu işten anlayan kişi olarak adlettiğim eşinin bize dediği gibi "ölü gibi tabağa attığım" tavuğu fotoğraflayamadığımın kanıtıdır :( Ne göz ne nizam, tavuk bir yerde, pilav başka. Pilavın üzerinde güya tavuğun sosu var , gör de inanma ... Tarifini yazmak istiyorum dedim bu şekilde koydum artık kusura bakmayın.

Bu hafta güzel bir gelişme oldu, artık daha iyi bir fotoğraf makinam var. Biraz baktığım yeri de düzeltir, tabağa öylece bırakmazsam daha iyi sonuç alabilirim sanırım. Yenilerini çekinceye kadar eski düzene katlanmak zorunda kalacaksınız ama söz veriyorum gelişim sağlayacağım :) Bu da kendime verdiğim 2009 hedeflerim arasında. Daha iyi fotoğraflar çekip yayınlamak !

Cevizli Tavuk Rulo'yu cumartesi gecesi kendimiz için yaptım. Yapımı gayet kolay ve sonuç çok başarılı oldu.

Malzemeler:

  • 4 adet kalça şiş (kalça şiş direk beyaz etten hoşlanmıyorsanız, tercih etmenizi önereceğim et türü)
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı salça
  • tavuk baharatı karışımı (bu bizim evde vardı ama yoksa, köri, yenibahar, karabiber, toz kırmızı biber, kimyon karışımını kullanabilirsiniz)
  • tuz
  • zeytinyağ
  • bir miktar tereyağ
  • 8 adet bütün ceviz

Bir kasede yoğurt, salça, baharat karışımı, tuz ve zeytinyağını karıştırın. Tavuk etlerini karışımın içine alın ve iyice bulayın. Buzdolabında yaklaşık 30 dk kadar dinlendirin.

Fırını 180 derecede ısıtın. Dinlendirdiğiniz ruloların arasına 2 adet bütün ceviz koyun ve rulo yapın. Rulonun alt kısmı fırın kabına gelecek şekilde yerleştirin. Üzerlerine bir çay kaşığının ucu ile tereyağ koyun ve fırına verin. Yaklaşık 30-35 dk içi pişene kadar fırında tutun. Arada sırada kontrol etmekte fayda var, yoğurt olduğu için kolayca kızarıyor. O zaman fırının ısısı düşürülebilir.

Yerken içinden çıkan cevizler süpriz niteliğinde ve çok lezzetliydiler, denemenizi tavsiye ederim.

Tavuk bence pilavsız olmaz.

tereyağlı pirinç pilavı

Pilavı çok severim ve eşim de güzel yaptığım konusunda sürekli kompliman yapar. Ama annemin benden daha güzel yaptığını da söylemekten kendini alamaz. Eeee o da bir gelişim noktasıdır, şimdiden annemden güzel yapmam zaten uygun olmaz :) Hep o çok bol tereyağ kullanıyor, sen ondan seviyorsun demeyi de ihmal etmiyorum yaniii :)

Ben pilavı yapmadan önce muhakkak bir müddet sıcak suda bekleten gruptanım sanırım. Nişastasını böylelikle saldığı için lapa olması engellenmiş oluyor.

Ölçü olarak 1 bardak pirince , 1,5 bardak sıcak su şeklinde yapıyorum. (Yani bire, bir buçuk ölçü)

2 bardak pirinci yaklaşık 20 dk kadar sıcak suda bekletip süzüyorum.

Tencereye 1 tahta kaşığı dolduracak şekilde tereyağ koyuyorum (ben de az koymuyormuşum yani- ama yiyeceksem de hakkını vermem lazım di mi?) Yağ eriyince suyunu süzdüğüm pirinçleri yağda 3-4 dakika kadar kavuruyorum. Pirinçler serpik serpik (yani birbirine yapışmayacak şekilde) olunca 3 bardak sıcak su ilave ediyorum. 2 adet Maggi Tavuk Bulyon , 1 çay kaşığı tuz ve 2 adet kesme şeker atıyorum. Kuvvetli ateşte suyunu çekene kadar pişiriyorum. Demlenmesi için havlu kağıt ile örtüp bekletiyorum.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi, her kadının bir pilav stili vardır bence ...Bu da benimkisi :)

Afiyetle kalın,

19 Ocak 2009 Pazartesi

SÜTLAÇ

Şu anda resmen hareket güçlüğü çekiyorum. İnanın heryerim tutuldu ve azap içerisindeyim. Bu azabın bir numaralı sebebi yılların hamlığı ile cumartesi günü katılmış olduğum Pilates dersi.

Merdane yuvarlamanın ve TV karşısında düzenli göz kırpmanın ötesine geçerek 2 hafta önce spora başladım.Vücut 30 yaşın üzerine geçince alarm vermeye başlıyormuş ki benim alarmlar sırt ağrısı şeklinde kendini dile getirmeye başlayınca, kilo verme (??!!??!!) falan değil tamamen sağlık amaçlı (evet kesinlikle) evime en yakın spor salonuna yazılmak gibi bir girişimde bulundum. İki haftadır haftada 3 sefer gidiyorum (giderken beni görmeniz lazım) :) Kendi kendime motivasyon sağlayarak çıkıyorum evden her seferinde "Hadi Müge'cim , gidince kendini süper hissedeceksin, hem evde na yapıcaksın, otur otur nereye kadar falan falan falan"

Haftada iki gün fitness cumartesileri de pilates yapıyorum, yani yapmaya çalışıyorum diyelim. Bu haftaki pilates dersi sonrasında herşey çok olağan ve sorunsuzdu. Bacaklarım hala beni taşıyabiliyor, dizlerim kıvrılma fonksiyonunu gayet iyi yerine getiriyor, el sallayabiliyor, boynumu büküp hüzünlenebiliyordum. Ama sonra dün yani pazar sabahı yataktan kalktığımda daha doğrusu kalkamadığımda anladım ki ben artık sadece yatarsam acı çekmiyorum. Adım Sürahi Nine'ye çıktı , ne o ben sağlıklı hayata kocaman bir adım attım. Allahım çorabımı kendim giyemediğim bir hayat nasıl sağlıklı olabilir ki? Geçer diyorlar, ama ben iki ayaklı bir sürüngen gibi topuğumu yerden kesmeden hırş hırş ses çıkartarak yürüdükten sonra geçse ne yazar. Acıyoooo be acıyooo :)

Pilatesmiş, neymiş? Pilates yaparken hareketlere yoğunlaşmak hangi kasları kullandığına dikkat etmek gerekirmiş. Galiba bir tek yanak kaslarım çalışmadı o gün, çünkü bir tek yüzüm ağrımıyor. Rehabilitasyon sağlarmış, acayip rehabilite durumdayım sormayın :)

Üzerine yine spor yaparsam çabuk geçeceğini söylüyorlar yahu ben sandalyeye oturamıyorum, hadi oturdum kalkamıyorum ki nasıl spor yapıcam , ağlamak istiyorum yaaa !

Cumartesi ders sonrasında herşey normaldi dedim ya. O gün şöyle güzel yemekler yapayım dedim canım kocama.İş güçten hep aynı yemekler bana da ona da bay geldi artık. Aklımda bir menü oluşturdum. Güzel bir süzme mercimek çorbasının üzerine daha sonra sizlerle tarifini paylaşacağım Cevizli Tavuk Sarmayı pişirdim. Sarımsaklı yoğurtlu soslu pazı kavurma ve pilavı da ekledim. Hadi dedim bir de tatlı olsun ama masum olsun. Şöyle bir sütlü tatlı. Sütlaçta karar kıldım. Hem normal hem de fırınlanmış şekilde hazırladım sütlaçları. Cumartesi akşamı menüm Engin'in beğenisini ve iltifatlarını topladı :)

Sütlaç

Malzemeler:
  • 1 kg süt
  • 9 yemek kaşığı toz şeker (Arzuya göre ayarlanabilir)
  • 1/2 su bardağı pirinç
  • 4 yemek kaşığı pirinç unu
  • 1 paket vanilya

Öncelikle bir tencereye yıkanmış pirinçleri koyup üzerini geçecek kadar su ilave ederek haşlayın. Pişen pirinçleri süzün. Tencerenize 1 lt sütü, şekeri, vanilya ve pirinç ununu ilave edip karıştırarak pişirmeye başlayın. Malzemeler sütün içinde eriyince pirinçleri ilave edin ve karıştırmaya devam edin. Kısık ateşte ara ara karıştırarak koyulaşıncaya kadar pişirin. Kaynamaya başlayınca ocağın altını kapatın. Servis edeceğiniz kaselere bir kepçe vasıtasıyla alın. Tarçınla süsleyip servis edebilirsiniz.

**** Fırın sütlaç yapacaksanız ısıya dayanıklı kaselere koymanız gerekir.

Fırın sütlaç için, fırınınızı ızgara modunda çalıştırın ve sütlaçların üzerleri kızarana kadar fırında bekletin.

Dün Sürahi Nine halimle sinemaya gittim. Ama gittiğime de oturup kalkamadığıma da değdi. Ne yapın ne edin bu filmi seyredin derim.

Vali, uzun zamandır en etkilendiğim Türk filmi oldu. Konusu kafamı çok karıştırdı, güvenimi sorgulattı, nerde yaşıyoruz diye düşündürttü, başımızdakiler kim dedirtti... En kötüsü de bu bitmez, bitmeyecek korkusu sardı.

Sayın Recep Yazıcıoğlu'nu rahmetle anıyorum. O'nun gibi insanlar daha çok olsa "Belki" derdim "Belki bu düzen bozulur"...

Afiyetle,

16 Ocak 2009 Cuma

DENİZ ÜRÜNLÜ & KREMALI SPAGETTİ



Tarifini verecek misin sorularına karşılık olarak Sevgili Esen'in tadı damağımızda kalan makarnasının tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Lezzeti ve sunumu ile hem göz dolduran hem de midelere şenlik yaptıran bu makarnanın tarifini paylaştığı için Esen'e buradan kucak dolusu sevgiler!

Malzemeler:

  • 1 paket spagetti

  • 1 paket dondurulmuş karides

  • 2-3 adet yeşil biber

  • 1 adet orta boy kuru soğan

  • 1-2 yemek kaşığı sıvıyağ

  • 2-3 yemek kaşığı kurutulmuş domates

  • 1-2 çay kaşığı biberiye

  • 1 kase doğranmış mantar

  • 1 paket krema

  • tuz (Esen genel olarak Vegeta- sebze tozunu tuz yerine kullanıyor)

  • servis ederken ince kıyılmış maydanoz ve rendelenmiş parmesan peyniri

Makarna tuzlu suda haşlanır. Bu arada ayrı bir tencerede de dondurulmuş karidesler haşlanarak sos hazırlıkları başlatılır.

Soğanlar ve biberler ufak ufak doğranır.


Bir tavaya sıvıyağ konur ve soğanlarla biberler hafif hafif sotelenir.Haşlanan karidesler de ilave edilerek birlikte sotelenmeye devam edilir. Kurutulmuş domates ve biberiye eklenir. En son krema katılır. Tuzu ayarlanır.


Haşlanan makarna süzülür ve hazırlanan kremanın içerisine dökülerek karıştırılır.


İnce kıyılmış maydanoz ve rendelenmiş parmesan ile servis edilir.


Biz çok beğenerek yedik, eminim sizler de çok seveceksiniz.


Bu arada daha önce de bahsetmiştim sizlere, Uno'dan lezzetli torbalar almaya devam ediyorum.


Bu hafta başında işten eve döndüğümde kapıda bir not karşıladı beni. "Kargo ile bir paketin geldi, bizim buzdolabında " Karşı komşumun kapısını büyük bir heyecan ve merakla çaldım. Aslında kafamda Uno'dur fikri vardı, itiraf ediyorum. 2 hafta önce yine bir paketim gelmiş ancak kargo firması bırakacak kimseyi bulamadığı için teslim edememiş, gıda ürünü olduğu için iade etmişti.


Zrrrrrrrr! Karşı komşunun kapısı çalındı ve o sarı poşet bana uzatıldı. (zaten sarıyı çok severim)


İçinden ne mi çıktı ? Süprizz !!! Daha önce hiç görmediğim Uno'nun "Dondurulmuş Ürünleri"


Ertesi gece kahvaltı menülü akşam yemeğimizde hemen ikisini tatbik ettim tabii :)


Peynirli Çıtkıt ve Çikolatalı Çörek


Elinizin altında sadece 20 dk da pişen harika ikramlar olarak özetleyebilirim. Ani gelen tatlı krizleri, ani gelen misafirler, çayın yanına bir şey olsa da yesek anları , ben mutfaktan hiç anlamam diyenler için süper !

Teşekkürler Uno.. Diğerlerini de deneyeceğim hem de büyük bir memnuniyetle :)

Afiyetle,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails