4 Ekim 2010 Pazartesi
4.YAŞ
Koskocaman 4 sene..
Kendime sayısız şey kattığım 4 sene..
Bugün Yemekbahane'nin yaşgünü. Tam 4 yaşını bitirdik. 4 uzun senedir, buradan sesleniyorum sizlere.Nice dostlar edindiğim, nice yeni insan tanıdığım,nice tecrübeyi paylaştığım bloğum olgunlaşıyor iyice.Kendimi bulduğum bir serüvene dönüşen yolculuğumda en acı günümden en mutlusuna hep benimle olduğunuz, bana bir sürü şey öğrettiğiniz için teşekkür ediyorum.
Eski yazılarımı gülerek bazen de kahkaha atarak okurken yarın yapacağım yeniliğin peşinde koşmanın keyfini size borçluyum. Okunduğumu bilmek, paylaştığımı aldığınızı hissetmek bu gelişimin mayası oldu hep.Ufak adımlar istedim, yavaş yavaş, sindire sindire..Yemekbahane dedim, bahanem olsun burası istedim.
Bugün dışarı bakan yüzüm,gözüm, kulağım bloğumu var ettiğiniz için hepinize sonsuz teşekkürler.
Bizimle kalın, daha anlatacak nice şeyimiz var :)
Her zamanki gibi afiyetle ve sağlıkla,
Müge Karahan
Yemekbahane "Hayatta sevdiği şeyleri yapmaya vakit ayıranlara"
2 Ekim 2010 Cumartesi
AJANDA "EKİM" SAYISI YAYINDA
Mevsimlerden sonbahar... Tiyatrolar perde diyecek, vizyon hareketlenecek... Kitaplar, sergiler daha bahsedecek neler neler... Ajanda Ekim sayısı ile yine dopdolu..
Ajanda'yı bloğumuz üzerinden online okuyabilir veya PDF olarak masaüzerine indirebilirsiniz.
Keyifle okumanızı diliyor, değerli görüşlerinizi merakla bekliyoruz.
AJANDA Ekibi
30 Eylül 2010 Perşembe
BEYAZ PEYNİRLİ MENEMEN
Kahvaltıya anlamlı yapan bir lezzet benim için menemen. Ayrıca yaz akşamlarında karpuz eşliğinde tüketmeye bayıldığım güzel bir akşam yemeği alternatifi.Kimileri soğanlı yapıyor olsa da ben soğanı pek tercih etmeyenlerdenim.
Sinemciğimin tabiri ile adam adama (men a men) :)
İçine beyaz peynir ve kırmızı biber koyunca daha da bir lezzetleniyor , tavsiye ediyorum.
Malzemeler: (2 kişilik - doyurucu porsiyon için)
- 2 adet yeşil sivri biber
- 1 adet kırmızı kambo biber
- 2 adet kabukları soyulmuş domates
- 3 yumurta
- 2 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1-2 yemek kaşığı sıcak su *** (Çok soru aldığım için tekrar belirtmek istedim, sıcak suyu menemeni biraz akışkan sevdiğim için ekliyorum, arzuya göre eklemeyebilirsiniz)
- 3-4 yemek kaşığı rendelenmiş beyaz peynir
- tuz , karabiber
Biberlerin çekirdeklerini çıkartıp ufak ufak doğruyoruz. Domatesleri de küp küp doğrayarak hazırlıyoruz. Tavamıza sıvıyağı koyup biberleri soteliyoruz. Biberler yumuşayınca domatesleri ilave ederek bir miktar suyunu çektiriyoruz. Domatesler yumuşayınca kıvamını biraz akıcı hale getirmek için sıcak su ekliyoruz. Tuzunu ilave ediyoruz. Bu esnada yumurtaları teker teker kırarak hızla tüm malzemeye ekliyoruz. Son olarak peynirini de katarak iyice karıştırıyoruz. Üzerine karabiber serperek servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
25 Eylül 2010 Cumartesi
BİBERLİ BONFİLE
Yine Actifry ile pratik bir yemek..Üstelik hem görsel olarak şık hem de lezzetli. Hazırlaması da sadece 30 dk sürüyor, yani işten dönen ve hızlıca sofra kurması gereken bayanlar için çok ideal. Yani benim gibiler için :) Etiniz kendi kendine pişerken siz de öbür yanda nefis bir şehriyeli pilav ya da bulgur pilavı yaptınız mı yanına menü tamamdır.
Malzemeler : (2 kişilik)
- 4 parça dana bonfile
- 1 adet kırmızı kambo biber
- 3 adet sivri biber
- Kotanyi Kekik
- Kotanyi Karabiber
- Tuz
- 1 yemek kaşığı soya sosu (Eğer baskın tat seviyorsanız biraz arttırabilirsiniz)
- 2 yemek kaşığı zeytinyağ
Bonfilelerimizi uzun şeritler halinde doğrayıp yıkıyoruz. Suyunu iyice süzdükten sonra Zeytinyağ ve soya sosu ile karıştırıyoruz. Actifry'ı çalıştırıp 2-3 dk boş halde ısıtıyoruz. Isınınca etleri koyup yaklaşık 8-10 dk kadar pişiriyoruz. Bu arada biberleri uzun ve çok ince olmayacan şekilde doğruyoruz. Etlerin ilk pişme süresi dolunca biberleri ilave ediyoruz. Biberler yumuşayıncaya kadar (yaklaşık 5 dk) etlerle beraber pişiriyoruz. Son olarak kekik, karabiber ve tuzunu ilave edip pişirme işlemini tamamlıyoruz.
Pilav eşliğinde servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
22 Eylül 2010 Çarşamba
ŞEFTALİ KOMPOSTOSU
Uzun ve güzel bir tatilin sonrasında Ramazan'dan bir tarifle dönüş yapıyorum. Daha önce hoşaf tarifi vermiş hatta komposto ve hoşaf arasındaki farkı aktarmıştım sizlere. Ramazan ayında bir de şeftali ile denemem olmuştu. Taze bir meyve ile yaptığım için buna artık komposto diyebiliriz sanırım değil mi :)
Şeftalinin son demlerini yaşarken belki sizler de denemek istersiniz. Uygulama aslında birebir aynı ama kayıtlarda bulunması adına tarifi tekrarlayalım:
Malzemeler:
- 3 adet orta boy yumuşak şeftali
- 3/4 su bardağı toz şeker (Çok tatlı seviyorsanız şeker miktarını arttırabilirsiniz)
- 5 su bardağı su
Şeftalileri soyup yarım ay şeklinde eşit büyüklüklerde dilimleyerek 5 su bardağı suda yaklaşık 20 dk kadar haşlıyoruz. Daha sonra şekeri ilave edip 5 dk daha kaynatıyoruz. Soğuk şekilde servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
20 Eylül 2010 Pazartesi
EVE DÖNÜŞ
Görüşmek üzere..
Afiyetle & sağlıkla,
8 Eylül 2010 Çarşamba
İYİ BAYRAMLAR
Beraberce güzel ve bereketli bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Şimdi bayramlaşma zamanı... Hepinizin bayramını en içten dileklerimle, en yürekten kutluyorum.
Ve bu kutlamama da kapak fotoğrafını kendi çektiğim el emeğimiz göz nurumuz AJANDA'mız ile renk katmak istiyorum.
Ben birazcık uzaklara gidiyorum... Döndüğümde tüm dostları yine burada bulmak üzere...
Sevgiyle kalın,
Müge Karahan
7 Eylül 2010 Salı
KIYMALI PATATESLİ ÇÖREK
Sahur için hazırladığım bu çöreği aslında normalde rulo şeklinde sarıp fırın tepsisine direk yerleştirerek pişiririm. Ancak bu sefer Softbowl etkinliğinde hediye edilen Yasemin kalıbını kullanmak istedim ve sunumu çok şık oldu. Çaya gelen misafirleriniz, sabah kahvaltılarınız, çocuklarınızın okulda beslenme saatleri için hazırlanabilecek çöreği denemenizi tavsiye ederim.
Malzemeler:
- 5 su bardağı un
- 2 yumurta (Bir tanesinin sarısı üzerine)
- 1 su bardağı yoğurt (Mümkünse yoğurdun sulu yerinden)
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çay kaşığı tuz
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- Çörekotu & susam
İç Malzemesi :
- 150 gr kıyma
- 1 orta boy kurusoğan
- 1 orta boy patates
- 2 adet sivribiber
- Kotanyi karabiber
- Kotanyi kırmızı pulbiber
- Tuz
- Sıvıyağ
Hamurumuzu hazırlamak için bir kaseye 4 su bardağı un, 1 yumurta ve diğer yumurtanın akı, kabartma tozu, tuz, yoğurt ve sıvıyağı alıp yoğuruyoruz. Hamuru toparlamak adına kalan undan ilave ederek yumuşak bir hamur elde ediyoruz. (Eğer un hamuru toparlamanıza yetmezse ilave edebilirsiniz. Ele yapışmayan bir hamur elde etmeniz gerekiyor)
Soğanı çok ufak şekilde yemeklik doğruyoruz. Bir tenceyere 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ (mısırözü kullandım) ekleyip soğanları orta ateşte soteliyoruz. Rengi değişen soğanlara kıymayı da ilave edip beraberce kavurmaya devam ediyoruz. Minik küpler halinde doğradığımız patatesleri de kattıktan sonra son olarak ufak doğranmış biberleri de ekliyoruz. Baharatlarını damak zevkimize göre ilave edip harcımızın hazırlığını tamamlıyoruz.
Softbowl Yasemin kalıbını ilk kez kullandığım için önce sıcak su ile yıkayıp , katı yağ ile yağladım. Kalıbımızı hazırladıktan sonra hamurun yarısını kalıbın dibine kenarlarını yükselterek döşüyoruz. İç malzemenin ortada kalması için kenarları güzelce yükseltmemiz önemli. Bu işlemi tamamlayınca harcımızı bir kaşık yardımı ile fazla yağını süzdürerek hamurun orta kısmına koyuyoruz. Kalan hamuru da harcın üzerine kapatıp yine kenarları iyice düzeltiyoruz. Böylelikle iç malzeme tamamen hamurun içerisinde kalmış olmalı.
Son olarak ayırdığımız yumurta sarısını çöreğin üzerine sürüp, çörekotu ve susam ile süslüyoruz.
Önceden ısıttığımız 180 derece fırında üzeri kızarana ve ortası pişene kadar pişiriyoruz. (Ortasını keklerde olduğu gibi bıçak testi ile kontrol edebilirsiniz.)
Afiyetle & sağlıkla,
6 Eylül 2010 Pazartesi
FIRIN SÜTLAÇ -2
Daha önce pirinç unu ile yaptığım uygulamanın tarifini vermiştim sizlere. Annem genellikle pirinç unu ile yaptığı için bizim evde kullanılan genel tarif bu. Ancak geçenlerde Devletşah'ın bloğunda gezinirken buğday nişastalı bu uygulamaya denk gelince onu denemek istedim ve sonuçtan gayet memnun kaldım.
Sizin tercihiniz hangisi oluyor genellikle? Pirinç unu mu yoksa nişasta mı?
Malzemeler:
- 1 kg süt
- 3/4 su bardağı toz şeker (ben çok tatlı sevmiyorum, siz şeker miktarını arzuya göre arttırabilirsiniz.)
- 3 yemek kaşığı buğday nişastası
- 3 yemek kaşığı pirinç
- 1 yumurtanın sarısı
- Kontanyi vanilya&karamel karışımı
3 yemek kaşığı pirinci, 2 su bardağı su ile suyunu çekene kadar haşlıyoruz. Haşlanan pirincin üzerine sütü ilave edip kaynatıyoruz. Kaynayan pirince şekeri ilave edip bir taşım daha kaynatıyoruz. 3 yemek kaşığı nişastayı yarım su bardağı suda çözdürüyoruz. Çözünen nişastayı yavaş yavaş sütlacımıza eklerken sütlacı da topaklanma yapmaması için hızla karıştırıyoruz. Kotanyi firması bana vanilya & karamel karışım değirmeni göndermişti, ben ondan ilave ettim bu aşamada. (Normal vanilya da kullanılabilir) Kaynayan ve koyulaşan sütlacı ocaktan alıyoruz. 1 yumurtanın sarısını çırpıp yine sütlacı hızla karıştırırken sütlaca ilave ediyoruz. Fırına dayanaklı kaplarımızın içerisine sütlacı paylaştırıyoruz. Bu kapları bir tepsiye oturtup yarı bellerine kadar tepsiye su koyuyoruz. 180-200 derece fırına verip üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
3 Eylül 2010 Cuma
KAYISI HOŞAFI
Hoşaf ve komposto arasındaki farkı biliyor musunuz? Ben yeni öğrendim, geçenlerde televizyonda bir programda aşçı anlattı. Meğer hoşaf, kuru meyveden, komposto taze meyveden yapılırmış. Bak iyi oldu öğrendiğim. O zaman bugün kurukayısıdan yaptığımıza göre bu nedir? "Hoşaf" Bravo !!!!
Ramazan ayında ferahlatıcı, ağzımızı tatlandırıcı bir lezzet kayısı hoşafı. Eskiler özellikle sahurlarda pilav ile çok tüketirlermiş. Kayısı hoşafı özellikle de sindirim sistemimizin düzeninin bozulduğunu varsaydığımızda sağlığımız açısından da etkili.
Hazır meyve sularındansa evde yaptığınız buz gibi bir hoşafa ne dersiniz?
Malzemeler:
- 2 su bardağı ufak doğranmış kuru kayısı
- 3/4 su bardağı toz şeker (Çok tatlı seviyorsanız şeker miktarını arttırabilirsiniz)
- 5 su bardağı su
Kayısıları 5 su bardağı suda yaklaşık 20 dk kadar haşlıyoruz. Daha sonra şekeri ilave edip 5 dk daha kaynatıyoruz. Soğuk şekilde servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
2 Eylül 2010 Perşembe
YEŞİL MERCİMEK ÇORBASI
Klasik çorbalara alternatif bir lezzet. Yeşil mercimek ve nohutu sevenlerdenseniz denemenizi tavsiye ediyorum. Mercimek, nohut ve buğdayı bir seferde iki-üç pişirmelik haşlar, buzlukta porsiyon şeklinde saklarsanız çok da pratik bir şekilde farklı bir çorba hazırlayabilirsiniz.
Malzemeler:
- 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
- 1 su bardağı haşlanmış nohut
- 1/2 su bardağı haşlanmış buğday
- 4 yemek kaşığı sıvıyağ (ben zeytinyağ kullandım)
- 2 yemek kaşığı (silme) un
- 1 tatlı kaşığı domates salçası
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- 1 adet kurusoğan
- 2 adet Maggy Tavuk Bulyon
- Kotanyi Kuru Nane
- Kotanyi Karabiber
- Kotanyi Kırmızı Biber
- Tuz
- Su
Kurusoğanları ufak ufak doğruyoruz. Çorba tenceremize sıvıyağımızı koyup soğanlarımızı kısık ateşte soteliyoruz. Soğanlar kavrulduktan sonra unu ekliyoruz. Sıcak su hazırlıyoruz. Salçaları bir kasede 1 su bardağı sıcak suyla açıyoruz. Unun kokusu çıkınca salçalı suyu ekleyip hızla karıştırıyoruz. Bu aşamadan sonra ben el blendırı ile bir iki sefer karıştırıyorum. Bu hem topaklanmayı engelliyor hem de soğanların iyice parçalanmasını sağlıyor. Bu işlemden sonra 4 su bardağı daha sıcak su ilave ediyoruz. Haşlanmış mercimek, nohut ve buğdayı ilave edip, baharatını ve bulyonunu katıyoruz. Kısık ateşte 15 dk kadar kaynattıktan sonra servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
1 Eylül 2010 Çarşamba
AJANDA EYLÜL SAYISI YAYINDA
Ajanda'nın Eylül sayısı bugün itibari ile siz değerli okuyucularımızla buluşmaya hazır. Ramazan ve bayram esintilerine rastlayacağınız sayımızın içeriğini elimizden geldiğince dolu tutmaya özen gösterdik yine.
Festivaller, vizyona girecek filmler, kitap incelemeleri, gezi notları, ayın bloğu röpörtajı, çocuğunuz için önemli tiyolar ve daha neler neler...
Ajanda'yı bloğumuz üzerinden online okuyabilir veya PDF olarak masaüzerine indirebilirsiniz.
Keyifle okumanızı diliyor, değerli görüşlerinizi merakla bekliyoruz.
AJANDA Ekibi
31 Ağustos 2010 Salı
KURU SOĞANLI PATATES SALATASI
Başlığa bilerek öyle yazdım çünkü ben her iki türlü soğanla da çok severim. Daha önce hardallısını yazmışım, yoğurtlusunu yazmışım ama nedense düzüne sıra gelmemiş :) Ya da çoğumuzun hep başına gelen olmuş.. "Nasılsa bilindik bir tarif koymayayım, boşver modu" :)
Ramazanda iftar soframıza hem hafif, hem doyurucu hem de pratik bir garnitür oldu.. Yanına da bir çorba, bir et çeşidi , mesela köfte, ohhh tamamdır..
Malzemeler:
- 5 adet orta boy patates (çok büyük olmaması şekillerinin eşit olması ve sunum açısından güzel olacaktır)
- İnce kıyılmış kıvırcık salata
- 1 adet orta boy kuru soğan
- 1 adet limon
- İnce kıyılmış maydanoz
- 1/2 çay bardağı zeytinyağ
- tuz-karabiber-kırmızı pul biber - kuru nane (Tüm baharatları Kotanyi kullandım)
Patatesleri haşlayıp soğuduktan sonra soyup eşit boyutlarda büyükçe küpler halinde doğruyoruz. Kuru soğanımızı piyazlık (ay şeklinde) doğrayıp acısını çıkartmak ve yumuşatmak amacıyla tuzla ovuyoruz ve sonrasında yıkayıp suyunu süzüyoruz. Soğanlara nane, karabiber, kırmızı biber ve maydanozu ilave edip iyice karıştırıyoruz. Limonun suyunu sıkıp, zeytinyağ ve tuz ile karıştırıp sosunu hazırlıyoruz. Servis edeceğimiz tabağa önce ince kıyılmış kıvırcık salatayı, üzerine doğranmış patatesleri koyup son olarak soğanları yerleştiriyoruz. Üzerine sosunu gezdirip servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
30 Ağustos 2010 Pazartesi
PEYNİRLİ AÇMA BÖREK
İlk denemem oldu ama sonuçtan hepimiz memnun kaldık. Sanırım pasta yaparken şeker hamuru açma deneyimleri börek yapımına temel teşkil etmiş :) Böreği kıtır kıtır sevenlerdenseniz denemenizi öneririm.
Malzemeler:
Börek Hamuru :
- 500 gr un
- 1 yumurta
- 1 çay kaşığı tuz
- Su
Harç Malzemesi :
- 3 yemek kaşığı yoğurt
- 1/2 su bardağı sıvıyağ
- tuz
- 1 yumurta
- Su
- İç malzeme olarak (yaklaşık 200 gr) beyaz peynir & maydanoz karışımı
- Üzerine 1 adet yumurta sarısı
- 1 yemek kaşığı tereyağ
Derin bir kaba unumuzu, tuz ile karıştırıp eleyerek koyuyoruz. Ortasını havuz gibi açarak yumurtayı kırıyoruz. Azar azar su ilave edip yumuşak bir hamur elde edinceye kadar yoğuruyoruz. Hamuru tezgaha alıp hafifçe un serpip bir miktar daha yoğurup, hamurumuzu 8 eşit bezeye ayırıyoruz.
Fırın tepsisini iyice yağlayıp hazırlıyoruz. Harç malzemesini (su hariç) derin bir kasede karıştırıyoruz. Su ilavesi yaparak biraz kıvamını inceltiyoruz.
Eşit miktarda böldüğümüz bezeleri bol un serptiğimiz tezgahta hazır yufka inceliğinde açıyoruz. Açtığımız yufkayı yağlanmış tepsiye kenarları dışarıda kalacak şekilde döşüyoruz. Harç malzemesinden yufkanın üzerine döküp ikinci yufkayı koyuyoruz. Bu sefer kenaları dışarıda kalmayacak şekilde yufkayı içeride eşit bir şekilde döşememiz gerekiyor. Bu işlemi 4. yufkaya kadar her yufkanın üzerine harç sürerek sürdürüyoruz. 4. yufkanın üzerine iç malzememizi bolca koyuyoruz.
Kalan diğer bezeleri de açarak böreğimizi yapmaya devam ediyoruz. Son katta ilk açtığımız yufkanın dışarıda kalan kısımlarını da üzerine toplayarak yapım sürecini tamamlıyoruz. Yumurta sarısına bir miktar sıvıyağ koyup karıştırıyoruz ve böreğin üzerine sürüyoruz. Önceden ısıtılmış (180 derece) fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Pişen böreğimizin üzerinde bir miktar tereyağ gezdiriyoruz.
Dilimleyerek böreğimizi servis ediyoruz.
Tüm milletimizin Zafer Bayramı'nı bu vesile ile kutluyorum.. Ne Mutlu Türküm Diyene !
Afiyetle & sağlıkla,
28 Ağustos 2010 Cumartesi
İFTAR SOFRASI 2010 - 2
Dostlarla samimi ve yalın bir iftar sofrası..Bu seneki sofraların ortak özelliği çeşitin az ve öz oluşu bu sofraya da hakim.
Tarifler daha sonra gelecek, bugün menüye göz atalım:
- Süzme mercimek çorbası
- Elde açma peynirli börek
- Antrikot ızgara
- Domates soslu spagetti
- Yoğurtlu havuç salatası
- Parmesan peynirli yeşil salata
- İftariyelikler
Afiyetle & sağlıkla,
26 Ağustos 2010 Perşembe
TAVUKLU SEMİZOTU SALATASI
Bu salata ile Kotanyi Baharat'ın düzenlediği yarışmaya katılıyorum. Mevsiminde çıtır çıtır semizotu, tavuk ve salatanın lezzetini çeşnisi ve aroması ile katmerlendiren Kotanyi Baharat'ın uyumu son derece lezzetli bir sonuç ortaya çıkarttı. Firmanın toz baharatlarının yanısıra özellikle farklı aromaları yakalayacağınız değirmenli ürün grubunu kullanmanızı tavsiye ediyorum. Sarımsaklı tuzlu çeşni ve İtalyan Otlu karışımlar benim favorilerim arasına yerleşti bile. Daha henüz kullanmadığım bol çeşitli ürün grubunda damak zevkinize uygun çok farklı lezzetler yakalayacağınıza eminim.
Yarışmadaki tariflere buradan ulaşabilirsiniz.
Malzemeler:
- 1 demet semizotu
- 2 adet göğüs tavuk
- 1 su bardağı konserve mısır
- 1/2 su bardağı ufak doğranmış kornişon turşu
- 3 yemek kaşığı yoğurt
- 3 yemek kaşığı mayonez
- 1 limon suyu
- 4-5 yemek kaşığı zeytinyağ
- Kotanyi karabiber (1 çay kaşığının ucu ile)
- Kotanyi sarımsaklı çeşni değirmen
- Kontanyi sofra tuzu değirmen
- süslemek için kiraz domates
Tavukları haşlıyoruz. Haşlandıktan sonra soğuyunce didikleyerek ufak parçalar haline getiriyoruz. Semizotlarımızın yapraklarını saplarından temizleyip bol suyda yıkadıktan sonra kurutuyoruz. Bir kasede semizotu, tavuk, turşu ve mısırları iyice harmanlıyoruz.
Başka bir kasede yoğurt, mayonez, limon suyu ve zeytinyağını karıştırıp baharatlarımızı ekliyoruz. Bu sosu salatamıza iyice yedirdikten sonra servis edeceğimiz tabağa alıp, kiraz domateslerle süsleyerek servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
25 Ağustos 2010 Çarşamba
ISPANAK KÖKLEMESİ
Yazın kış için hazırlanırız. Özleyeceğimiz lezzetleri buzluklarımıza dolduruyoruz bir çoğumuz değil mi? Barbunyalar, bezelyeler, fasulyeler, dolmalık biberler, domatesle yapılmış soslar ...daha neler neler... Peki kışın olan sebzeleri yaza neden saklamayız acaba ? Kışa düşmanmıyız :) Yani tamam artık herşey var her mevsimde ama bu o zaman yaz için de geçerli olmuyor mu? Ne suçu var karnıbaharın, lahananın :)
İşte öyle bir kış günüymüş, mutfakta ıspanak ayıklarken köklerini, dur ya ben bunlarla bir şey yaparım, diyip doldurmuşum buzdolabı poşetlerine, atıvermişim buzluğuma. Yaparım da anlayacak birine yaparım diye de aklımdan geçirmişim. Sapını yaprağından az ayırdım diye ıspanağı bile ayıra ayıra yiyen kocacık bunu hayatta yemez çünkü. Sebzeyi seven biri olsun senin de vaktin gelecek değerli kök kardeş diyip buzlukta beklemeye almışım ıspanak köklerini.
İftara gelen çikocuk olunca aklıma geldi kökler :) Hatta çiko gelmiş, benimle mutfakta laflarken yaptım hemen sanırım 15-20 dakikada pişti. Yani sözün özü pratik, lezzetli bir şey bu kökleme. Ama tabii sebzeseverlere :)
Köklemeyi ben koydum isim olarak. Demiştim, Selanik'te buna benzer bir meze yemiştim. Aklımda kalmış... Bu bir meze ya da garnitür olduğu için miktarı az paylaşıyor olacağım. Eğer çok kök biriktirirseniz elbette güzel de bir zeytinyağlı yemek alternatifi olacaktır. Miktarı o şekilde dengelebilirsiniz.
Buyrun malzemeler:
- 15 adet ıspanak kökü (Demet olarak satın alınan ıspanakları temizlerken dibindeki kırmızı olan kısımdan iki üç parmak yukarıya doğru kesiyoruz. Çiçek formunda oluyor)
- 1 adet kuru soğan (çok ufak seçmemek lazım, bol soğanla çok lezzetli oluyor)
- 2 diş sarımsak
- 1 tatlı kaşığı tozşeker (daha az tatlı severseniz azaltabilirsiniz, kök tarafı acı olacağı için ben tatlı yapmayı tercih ettim)
- tuz,karabiber
- 5 yemek kaşığı zeytinyağ
- su
Soğanları piyazlık (ay şeklinde) doğruyoruz. Küçük bir tencere ya da tavaya zeytinyağını koyup soğanları orta kuvvetteki ateşte soteliyoruz. Sarımsakları da ufak ufak doğrayıp soğanlara ilave ediyoruz. Soğanlar iyice yumuşayınca ıspanak köklerini de ekleyerek birlikte bir müddet kavuruyoruz. 1/2 çay bardağı kadar su ilave edip, baharat ve şekerini ekliyoruz. Kapağını kapatıp suyunu çekmeye yakın ocaktan alıyoruz ve soğuk ya da ılık şekilde servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
ZEYTİNYAĞLI PATATESLİ TAZE FASULYE ve DOSTLARLA HARİKA BİR İFTAR SOFRASI
Dün gece muhteşem bir sofraya davetliydik iftara. Yasemin'de toplandığımızda kararlaştırdığımız bu organizasyonu iple çekmekte haksız olmadığım anlaşıldı. Nasıl beklenmez ki o sofra ? Hele de ellerinden bal damlayan Münevver Ablacığımız hazırlıyorsa.
Peki şıpır şıpır burnu akan, hapşırmaktan gözleri şişen Mügeniz ne yaptı? Fotoğraf makinasını evde unutup gitti Münevver Ablasına oruç açmaya. Ama yanıma alsam da pek bir işe yaramayacakmış :( Hem daha önceki buluşmalarımıza oranla gece ışığına kaldığımız için fotoğraf çekimi için pek uygun bir ortam yoktu. Pınarım ve Dilekciğim baya uğraştılar yine de :) Hem de ortada çok büyük bir durum vardı, "açlık" :) O yüzden sizinle sadece menüyü paylaşabiliyorum, artık gerisini hayal gücünüze bırakıyorum ... Sıkça konuk ağırladığınız şu dönemde en azından fikir verebilir :
- Kabak çorbası
- Takayut ( Patlıcanlı köfte )
- Soğanlı, naneli pilav
- Bir meyve şerbeti (kavunluydu ve enfesti)
- Dizme taze fasulye
- Şarlota ( sütlü bir tatlı )
- İftariyelikler
Tamamen doğal malzemeler kullanarak muhteşem lezzetler yapan Münevver Ablanın iftariyeliklerini öyle sadece "iftariyelik" yazarak geçmek olmaz.. Bir reçeller yapmıştı, bizi yerken görmeniz lazımdı :) Hayatımda ilk kez yediğim harika nane reçelinin kabını en son pide ile sıyırırken gördüm Yasemin ve Seleni. Adaş şekerim karşılarında "durun ben tatlıyla tuzluyu karıştıramam, reçeli sona sakladım, bana da bırakın" çığlıkları atarken yaptılar hem de bunu :)
Bu menüye biz de naçizane destek çıktık ama her seferinde yaptığımız gibi herkese bir çeşit düşürerek değil.. Yasemin üç renkli nefis böreği ile damaklarımızı şenlendirirken, Nesliciğim de anneciğinin yaptığı harika tatlısı ile katılım sağladı. Bana da bir önceki görüşmede beğenilen ve yoğun istek alan tavuklu salata düştü.
Çok güldük, çok eğlendik ve bol bol da yedik.. En son "Allahım doymayayım ne olur" diye dua ederek yanımda oturan Fadime'yi sıkça güldürdüm :)
Ben buluşmalarımızı genellikle sözü az fotoğrafı bol şekilde yayınladım bugüne kadar ama bu sefer böyle uzun uzun anlatasım var, sıkmadım sizi umarım :)
Biz gelelim fasulyemize :)
Daha önce linkini dahi vermek istemediğim bir fasulye tarifim olmuş :) Olmuş diyorum çünkü 4 yılı bitirmek üzere olduğum blog hayatımda bazen ne yayınladığımı unutur durumdayım.. Şu revizyon & restorasyon projemde sıraya almam gereken bir fotoğraf da zeytinyağlı taze fasulye fotoğrafı olmalıymış.
Bu fasulye ondan farklı, o yüzden revizyon & restorasyon değil. Yıllar önce Bodrum'da ev yemekleri yapan küçük, sevimli bir yerde yemiştim zeytinyağlı fasulyeyi patatesle pişmiş olarak. Pek hoşuma gittiği için aklımda kalmış. Geçenlerde ilk kez denedim ve sonucundan oldukça memnun kaldım yine. Standart bir yemeği farklı yapmak isterseniz buyrun malzemeler:
Malzemeler:
- 1 kg taze fasulye
- 1 adet büyük boy kuru soğan
- 2 adet kırmızı biber
- 3 adet domates
- 2 adet orta boy patates
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- 1 tatlı kaşığı domates salçası
- 1/2 çay bardağı zeytinyağ
- 2-3 adet kesme şeker
- tuz , karabiber
Fasulyeleri temizleyip ortadan ikiye veya üçe bölerek hazırlıyoruz. Soğanı yemeklik şekilde doğruyoruz. Biberleri çekirdeklerini çıkartıp ufak ufak doğruyoruz. Patatesleri ve domatesleri de küp şeklinde doğrayarak hazırlıyoruz.
Düdüklü tencereye (siz normal tencere de tercih edebilirsiniz) zeytinyağını ilave ediyoruz ve soğanları kısık ateşte bir süre kavuruyoruz. Biber ve patatesleri de ilave ederek kavurmaya devam ediyoruz.
Salçaları ve domatesi ekleyerek, tuz, şeker, karabiberini ilave ediyoruz. Son olarak fasulyeyi de katıp iyice karıştırıyoruz. 1 - 1,5 su bardağı su ilave edip (Düdüklünüze göre ayarlamanız gerekebilir. Düdüklüde pişirmeyecekseniz azar azar su katarak pişirirseniz daha lezzetli olacaktır. ) yaklaşık 20-25 dk (Düdüklüye göre değişir, normal fasulyeyi kaç dakikada pişiriyorsanız o şekilde ayarlayabilirsiniz.) kadar pişiriyoruz. Düdüklüyü açtığımızda suyu çoksa tencerenin ağzı açık şekilde bir miktar kaynatabiliriz.
Ilık ya da soğuk şekilde servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,
23 Ağustos 2010 Pazartesi
KÖZLENMİŞ KIRMIZI BİBER
İşte beklenen son.. O kadar sıcak - soğuk farkının bir de vücuttaki direnç kaybının sonucu bu olacaktı. Hastayım.. Sürekli hapşırıyorum :(
Gözlerim birer pinpon topu büyüklüğünde .. Halbuki sahurda gayet iyiydim, hain sabaha karşı vurdu demek.
Akşama çok enfes bir sofraya davetliyiz. Ama bu hasta kafalı ne yaptı? Bu canım sofraya giderken fotoğraf makinasını evde unuttu :( Offf ne biçim başladı günüm yaa... Neyse umarım toparlanırım. Çünkü akşama her zerresinden keyif almak istiyorum yediklerimin :)
Ramazan'ı yarıladık sayılır. Hergün bir post projemde hasta - uykusuz - üşengeç falan demiyor beni yalnız bırakmıyorsunuz, çok teşekkür ederim sizlere.
Bugün şu ara iftar sofralarımda hep bulunan bir uygulamayı yayınlıyor olacağım. Yine çoğunuzun bildiği bir şey elbette, közlenmiş kırmızı biber. Bak şimdi aklıma geldi, bu kadar da C vitamini alıyorum hergün bundan yiyerek neden hasta oluyorum ben yaa?? Kırmızı biberde portakaldan bile daha çok C vitamini bulunuyormuş. Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili olan kırmızı biber, sindirimi kolaylaştıran, romatizma ağrılarına ve kramplara iyi gelen bir sebze.
Daha önce peynirlisini ve zeytinyağlı dolmasını paylaştığım kırmızı biber bu sefer son derece sade.
Bir tavada, közleme tenceresinde, fırında, ocağın üzerinde ve tabii ki muhakkak en lezzetlisi mangalda közlenen biberler soyulur. Soyma işlemi için şu pratik bilgiyi paylaşabilirim bilmeyenleriniz için. Sıcakken poşete konan biberler terleme yapacağı için kabuklarından daha rahat ayrılarak soyulacaktır. Çekirdekleri çıkartılan ve kabukları soyulan biberler ister dilimlenerek ister de bütün olarak servis tabağına alınır. Üzerine bir kaç diş sarımsak doğranır. Bolca zeytinyağ gezdirildikten sonra servis edilir. Bu şekilde ağzı kapalı bir kapta ya da kavanozda bir hafta kadar bozulmadan saklayabilir, istediğinizde hemen servis edebilirsiniz.
Afiyetle, sağlıkla
TEL ŞEHRİYELİ PİLAV
Herkesin evinden bir tarif daha..
Arşivlerde durması, acemi mutfak şeflerine yardımcı olması adına blogda olsun istedim.
Malzemeler:
- 2 su bardağı pirinç
- 1/2 su bardağı tel şehriye
- 2 tepeleme yemek kaşığı tereyağ
- 1 yemek kaşığı mısırözü yağı
- 2 adet Maggy Tavuk bulyon (arzu etmeyen kullanmayabilir ya da taze tavuk suyu tercih edilebilir)
- tuz
- 2 adet kesmeşeker
- Su
Pirinçlerimizi yıkayıp sıcak suda yaklaşık 20-30 dk kadar bekletiyoruz. Tenceremize yağları koyup eritiyoruz. Şehriyeleri ilave edip renkleri dönene kadar kavuruyoruz. Suyunu süzdüğümüz pirinci de ilave edip kavurmaya devam ediyoruz. Pirinçler de kavrulunca üzerine 3,5 su bardağı oda ısısında su ilave ediyoruz. Bulyon, tuz (bulyon ekleyenler tuzu fazla kaçırmamalı) ve şekerini katıp bir iki tur karıştırıp tencerenin kapağını kapatıyoruz. Orta kuvvetteki ateşte suyunu çekene kadar pişirdiğimiz pilavımızı servis edene kadar demlenmeye bırakıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,