27 Ekim 2010 Çarşamba

FIRINDA PATATES OTURTMA

fırında patates oturtma



Lezzetli, bilindik, herkesin sevdiği bir kış yemeği daha. Gerçi benim için yaz-kış farketmez ama sanırım yanına güzel bir pilav ve yoğurt ya da turşu ile harika bir menü olur. Tencerede pişirmek yerine bu sefer fırında yaptım. Üzerine de Selanik'te yediğim musakkada yaptıkları gibi galeta unu serptim hakikaten üzeri çıtır çıtır oldu. Denemenizi tavsiye ederim. Klasik bir yemeğe farklı bir dokunuş diyebiliriz sanırım.


Malzemeler:


  • 3 adet orta boy patates
  • Kızartmak için sıvıyağ
  • 100-150 gr kıyma
  • 1 adet rendelenmiş domates
  • 2-3 adet yeşilbiber (ufak doğranmış)
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1 adet orta boy kurusoğan
  • 1/2 çay bardağı sıcak su
  • 2-3 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 2 yemek kaşığı galetaunu
  • tuz-karabiber

Patateslerin kabuklarını soyup eşit yuvarlaklar halinde dilimliyoruz. Yıkadıktan sonra iyice kurulayıp kızgın yağda altın sarısı renk alana dek kızartıyoruz.


Bir tavaya zeytinyağını koyup, ufak ufak yemeklik doğranmış kurusoğanı soteliyoruz. Soğanlar yumuşayınca kıymayı da ilave ediyoruz. Biberleri de ekleyip birlikte pişirmeye devam ediyoruz. Daha sonra salçalar ve domates rendesini ekliyoruz. Baharatını da koyduktan sonra sıcak suyunu ilave edip bir süre kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz.(yaklaşık 4-5 dk)


Fırın tepsisine bir sıra patates dizip üzerine hazırladığımız kıymalı sosu yayıyoruz. Kalan patatesleri de sosun üzerine dizdikten sonra üzerlerine galeta ununu serpip önceden ısıtılmış 200 derece fırında yaklaşık 20 dk kadar pişiriyoruz.


Sıcak servis ediyoruz.


Hepinize afiyetli günler diliyor, Cumhuriyet Bayramı'mızı en içten dileklerimle kutluyorum. Yarını olan çocuklar olabilmeleleri için çocuklarınıza Cumhuriyet'i ve Atatürk'ü anlatmayı unutmayın...


Afiyetle & sağlıkla,

25 Ekim 2010 Pazartesi

NOHUTLU BULGUR PİLAVI

Nohutlu Bulgur Pilavı



Kış mevsiminin önemli temsicilerinden biri de nohut. Baklagiller familyasından olan nohutun vücudumuza olan faydaları son derece önemli.Yağ düzeyi düşük ve kolesterol içermeyen nohut, kalsiyum, magnezyum, betakaroten ve folik asit açısından önemli bir bakliyat. Anne sütünü arttırıcı özelliği bulunan nohutun, aynı zamanda idrar söktürme, dalağın ve midenin tıkalı damarlarını açma, akciğerdeki yara ve iltihaplara ve sırt ağrılarına iyi gelme, kanı temizleme, vücudu ve ruhu güçlendirme gibi bir çok faydası bulunuyor.
Bu bilgilere sahip olduktan sonra kış sofralarının gözdelerinden birini yemeklerde çeşitlendirmemek olmaz mı? Daha önce sizlerle paylaştığım Cevizli&Nohutlu Börek ve Nohut Salatası'ndan sonra bugün de yine kış mevsimin bir diğer önemli unsuru bulguru lezzetlendirdiğim pilavın tarifini aktarmak istiyorum.
Malzemeler:

  • 2 su bardağı pilavlık bulgur
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1 adet ortaboy kurusoğan
  • 2 adet Maggy tavuk bulyon (isteğe bağlı olarak kullanılmayabilir)
  • 4,5 su bardağı su
  • tuz
  • 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ (ben zeytinyağ kullandım)

Kurusoğanımızı minik minik ağıza gelmeyecek şekilde yemeklik doğruyoruz. Tenceremize sıvıyağı koyup, soğanları orta kuvvetteki ateşte kavuruyoruz. Soğanlar renk değiştirince bulguru ekleyip birlikte kavurmaya devam ediyoruz. Yaklaşık 3-4 dk bu şekilde kavurduktan sonra salçaları ilave ediyoruz. Nohutu, bulyonu ve tuzunu da ekleyip suyunu katıyoruz. (Su oda ısısında olacak) Tencerenin kapağını kapatıp suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Sonrasında demlenmeye bırakıp, sıcakken servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

19 Ekim 2010 Salı

YEDİ TAHILLI SANDVİÇ EKMEĞİ KOKULU KAHVALTI MASASI

kahvaltı sofrası



Şirketten iki arkadaşımı ağırladığımız kahvaltı soframız...Kendimi çok iyi hissetmediğim bir güne denk geldiği için çok farklı hazırlıklar yapamadım ama yine de konuklarımı memnun ettim sanırım.

Soframızda;



Sandviç ekmekleri gerek sunum gerekse de yeme kolaylığı ile her zaman hoşuma gitmiştir. Ekmek makinamda bütün ekmek yapmak için aldığım Söke Yedi Tahıllı un karışımını bu sefer minik ekmekçikler halinde pişirmeyi tercih ettim. İçine ilave ettiğim cevizler ise ekmeği daha da lezzetli hale getirdi.

Malzemeler:

  • 1 paket Söke ekmek unu karışımı
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 1/2 su bardağı ceviziçi
  • Bir miktar su

Ben mayalama işlemini ekmek makinasında yaptım. Ben kutunun üzerindeki malzemelere ilave olarak zeytinyağ ve tuz ilave ediyorum. Ayrıca bu ekmek için ceviz ilavesi de yaptım. Ancak ekmek makinanız yoksa Söke ekmek unu karışımının paketinde yazan ölçüleri ve tüm ilave malzemeleri kendiniz de yoğurup yaklaşık 1,5 saat kadar ılık bir yerde mayalanmaya bırakabilirsiniz.


Mayalanma işlemi tamamlandıktan sonra hamurdan iri ceviz taneleri kadar parçalar kopartıp tezgahın üzerinde yuvarlıyoruz. Yağlanmış fırın tepsisine yuvarladığımız hamurları dizip üzerlerine bir fırça yardımı ile kurumaması için bir miktar su sürüyoruz.


Önceden ısıttığımız fırında 200 derecede yaklaşık 15 dk kadar pişirip servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,


Not: Masa örtüsünü geçen sene (2009) Porland Erenköy mağazasından almıştım.Tabaklar ise çeyizimde aldığım el yapımı seramik bir takımdı.

15 Ekim 2010 Cuma

HÜNERDEYDİK v4

Hobileriniz neler?

Benim yeni hobilerimden biri adaş şekerime gitmek :) oldu sanırım. O müthiş evsahipliğine bir kere alıştınız mı bu son derece olağan bir durum elbette...

Diğer ziyaretlerimden (v1, v2, v3 ) farklı olarak bu sefer pek bir kalabalık bir grupla gidince tadı hakikaten daha da beter damağımda kaldı. En son Münevver Ablacığımda toplandığımızda kararlaştırdığımız üzere adaş şekerime gitme günümüz geldiğinde galiba bizi tek mutsuz eden şey 9 dereceyi gösteren sıcaklık değeriydi. Halbuki bizim o müthiş terasa dair ne hayallerimiz vardı. Ama yine de elbirliği ile oluşan harika bir büfe ve şen kahkahalarla dolu bir günden geriye kalan yine damakta yer eden tat ve bir sonraki buluşmanın heyecanı kaldı.

Hunerdeyiz



Bu sefer neler vardı menümüzde?



Fotoğraf çekmeden olur mu? Elbette kimse sofraya herkes çektiği karelerden tatmin olana kadar dokunamadı. Bunlar da benim objektifimden yansıyanlar..



Hunerdeyiz



Hunerdeyiz



Hunerdeyiz

Benim çektiğim diğer fotoğraflara bu albümden, o gün çekilen tüm fotoğraflara da bu albümden ulaşabilirsiniz.


Şimdi yılbaşı konseptli günümüzün iplerini çekiyoruz.. Bu kadro ileriki günlerde daha nice güzel vesilelerle biraraya gelecek, bizi izleme devam edin :o)

Afiyetle & sağlıkla,

11 Ekim 2010 Pazartesi

SESİMİZ OLUR MUSUNUZ?

Çok kafa yoruyoruz. Çok ciddiye alıyoruz. İşimizden, bazen ailemizden vakit arttırıp bir şeyler yapmanın peşindeyiz. Hevesliyiz. O kadar hevesliyiz ki bir sene sonrasının dahi planları üzerine kafa patlatıyor, strateji belirliyoruz. Neden yapıyoruz? Sevdik çünkü. İlk sayımız çıktığı gün aldığımız keyfin tadı hala damağımızda. Sizden gelen her naçizane yorumu değerlendiriyor, iyileri daha da iyi yapmak için düşünüyoruz. Gidecek yol milyonlarla, yenecek ekmek fırınlarla ölçülmez onu da biliyoruz. Tek isteğimiz içimizdeki bu amatör ve sıcacık ruh hep dipdiri kalsın.

Ama bir isteğimiz daha var.. Daha çok kişiye ulaşmak, daha çok kişi tarafından okunmak. Bu sebeple sizlerin desteğine ihtiyacım var. Ajanda'ya siz de can vermek isterseniz beni çok mutlu edersiniz.

Aşağıdaki fotoğrafı bloğunuzda sidebara ekleyip http://www.ajandadergi.blogspot.com/ adresine link verirseniz sayenizde sizlerin okuyucularına da ulaşabilir, ailemizi genişletebiliriz.

Her zaman hissettiğim desteğiniz için çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle,
Müge

ajanda ekim

9 Ekim 2010 Cumartesi

İNCE PİZZA HAMURU VE SOĞANLI & SUCUKLU ÇITIR PİZZA

Soğanlı Çıtır Pizza



Sıkıldınız değil mi benim bu pinekleyen halimden? İşi iyice tembelliğe vurduğumu düşünenleriniz varsa haklı! Koca Eylül ayını bir iki yazı ile geçiştirdim resmen.Ama bir sorun neden diye :) Vallahi üzerimde bir yorgunluk, bir miskinlik. Hastalıktan başımı kaldıramıyorum. Önce grip oldum sonra da migren ataklarım azdı. Neredeyse mutfakla mesaim yok denecek kadar az. Annecik ne pişirirse onu yer durumdayız. Yaydım kendimi anlayacağınız. Ama tamam, toparlanıyorum, söz... Eskilerden de olsa bir şeyler yazıcam artık, ihmal etmeyeceğim.

Az önce misafirlikten döndüğüm sofra beni kendime getirdi sanki :) Yine eşsiz şeyler yedim, mutfaksever yanım alev aldı meğer azıcık çıra lazımmış. O eşsiz menü sonra. Bugün sizlere harika bir pizza hamurundan bahsetmek istiyorum.

Daha önce sizlerle pufidik diye tabir edebileceğim bir hamur tarifi paylaşmıştım. Hepsinin lezzeti bir başka elbette. O tarif daha ekmeğimsi bir yapıda, çocukluğumda annemin hazır ekmek hamurundan yaptığı pizzalara benziyor. Bu sefer evde pizza yapmak istediğimde şöyle İtalyan restaurantlarında sunulan tarzda, ince ve çıtır çıtır hamuru olsun istedim. Google'da arama yaptığımda ise Lezize'nin bloğunda aradığım tarifi buldum.Samimi dostlara hazırlanan şık bir akşam yemeği menüsünde dahi yer verebileceğiniz bu pizzanın üzerine ne koyacağınız ise tamamen zevkiniz ve evdeki malzemeniz ile sınırlı.

Bu hamurdan iki tane 8 dilim pizza çıkıyor. Benim evde pizza tepsim olmadığı için 35 cm çapındaki börek tepsilerimin ters yüzeyini kullandım pişirme esnasında.

Çıtır Pizza Hamuru

Malzemeler:

  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 paket instant (toz) maya
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 3,5 su bardağı un
  • 1,5 tatlı kaşığı tuz
  • 1/4 su bardağı zeytinyağı + 2 yemek kaşığı daha
  • 1 büyük yumurtanın sarısı

Büyük ve derin bir kasenin içini bir miktar zeytinyağı ile yağlayıp hazırlıyoruz. Su, maya, toz şeker, zeytinyağ ve yumurta sarısını bir başka kapta karıştırıyoruz. 3 bardak ve yarım bardağın yarısı kadar unu ve tuzu eleyerek bu karışıma ilave ediyoruz. (Çeyrek bardak unumuz kalacak)


Yumuşak bir hamur elde edinceye kadar tüm malzemeyi karıştırıyoruz. Daha sonra bu hamuru kaptan tezgaha alarak ayırdığımız çeyrek bardak unla pürüzsüz bir hamur elde edene kadar yoğuruyoruz.


Bu hamuru ilk başta yağlayarak hazırladığımız kasenin içinde her tarafı yağlanacak şekilde döndürüp, üzerine bir bez kapatarak mayalanmaya bırakıyoruz. Yaklaşık 1,5 saat kadar beklettiğimiz hamur iki katına çıkıyor olacak.


Süre dolunca hamuru ikiye bölüp unlanmış tezgahta ince bir şekilde açıyoruz. (Bahsettiğim gibi pişirmede tepsinin tersini kullandım. ) Kullanacağımız tepsinin tersini yapışmaması için margarinle yağlıyoruz. Açtığımız hamuru buraya yerleştiriyoruz.


Bu aşamadan sonra istediğiniz şekilde sos ve malzeme ile pizzanızı renklendirebilirsiniz. Benim uygulamam ise şöyle oldu:


Soğanlı & Sucuklu Çıtır Pizza


Malzemeler:

  • Pizza Hamuru

Sos için:

  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • 1/2 adet domates (rendelenmiş)
  • tuz, karabiber, kekik
  • bir miktar su
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağ

Üst malzemesi:

  • 1 adet kuru soğan (halka halka dilimlenmiş)
  • 1 su bardağı rendelenmiş kaşar peynir
  • 1/2 adet yuvarlak dilimlenmiş domates
  • Sucuk dilimleri
  • Servis için roka yaprağı

Domates salçası, domates rendesi, zeytinyağını ve baharatları karıştırıyoruz. Bir miktar su ile akışkanlık sağlıyoruz. Bu sosu pizza hamurumuzun üzerine (fazla kenarlara getirmeden) sürüyoruz.


Üzerine kaşar peyniri serpiyoruz. Soğan dilimlerini ve domates dilimlerini diziyoruz. Üzerine tekrar peynir serpip sucukları koyuyoruz.


200 derece sıcak fırında yaklaşık 8-10 dk pişiriyoruz. (Çok hızlı pişiyor, kontrollü olmanız gerekebilir)

Fırından çıkınca üzerine bir miktar zeytinyağ serpip roka yaprağı ile süsleyerek servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

4 Ekim 2010 Pazartesi

4.YAŞ

yemekbahanenin yaşgünü



Koskocaman 4 sene..
Kendime sayısız şey kattığım 4 sene..

Bugün Yemekbahane'nin yaşgünü. Tam 4 yaşını bitirdik. 4 uzun senedir, buradan sesleniyorum sizlere.Nice dostlar edindiğim, nice yeni insan tanıdığım,nice tecrübeyi paylaştığım bloğum olgunlaşıyor iyice.Kendimi bulduğum bir serüvene dönüşen yolculuğumda en acı günümden en mutlusuna hep benimle olduğunuz, bana bir sürü şey öğrettiğiniz için teşekkür ediyorum.

Eski yazılarımı gülerek bazen de kahkaha atarak okurken yarın yapacağım yeniliğin peşinde koşmanın keyfini size borçluyum. Okunduğumu bilmek, paylaştığımı aldığınızı hissetmek bu gelişimin mayası oldu hep.Ufak adımlar istedim, yavaş yavaş, sindire sindire..Yemekbahane dedim, bahanem olsun burası istedim.

Bugün dışarı bakan yüzüm,gözüm, kulağım bloğumu var ettiğiniz için hepinize sonsuz teşekkürler.

Bizimle kalın, daha anlatacak nice şeyimiz var :)

Her zamanki gibi afiyetle ve sağlıkla,
Müge Karahan
Yemekbahane "Hayatta sevdiği şeyleri yapmaya vakit ayıranlara"

2 Ekim 2010 Cumartesi

AJANDA "EKİM" SAYISI YAYINDA

ajanda ekim


Mevsimlerden sonbahar... Tiyatrolar perde diyecek, vizyon hareketlenecek... Kitaplar, sergiler daha bahsedecek neler neler... Ajanda Ekim sayısı ile yine dopdolu..
Ajanda'yı bloğumuz üzerinden online okuyabilir veya PDF olarak masaüzerine indirebilirsiniz.
Keyifle okumanızı diliyor, değerli görüşlerinizi merakla bekliyoruz.
AJANDA Ekibi

30 Eylül 2010 Perşembe

BEYAZ PEYNİRLİ MENEMEN

menemen



Kahvaltıya anlamlı yapan bir lezzet benim için menemen. Ayrıca yaz akşamlarında karpuz eşliğinde tüketmeye bayıldığım güzel bir akşam yemeği alternatifi.Kimileri soğanlı yapıyor olsa da ben soğanı pek tercih etmeyenlerdenim.

Sinemciğimin tabiri ile adam adama (men a men) :)

İçine beyaz peynir ve kırmızı biber koyunca daha da bir lezzetleniyor , tavsiye ediyorum.

Malzemeler: (2 kişilik - doyurucu porsiyon için)

  • 2 adet yeşil sivri biber
  • 1 adet kırmızı kambo biber
  • 2 adet kabukları soyulmuş domates
  • 3 yumurta
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1-2 yemek kaşığı sıcak su *** (Çok soru aldığım için tekrar belirtmek istedim, sıcak suyu menemeni biraz akışkan sevdiğim için ekliyorum, arzuya göre eklemeyebilirsiniz)
  • 3-4 yemek kaşığı rendelenmiş beyaz peynir
  • tuz , karabiber

Biberlerin çekirdeklerini çıkartıp ufak ufak doğruyoruz. Domatesleri de küp küp doğrayarak hazırlıyoruz. Tavamıza sıvıyağı koyup biberleri soteliyoruz. Biberler yumuşayınca domatesleri ilave ederek bir miktar suyunu çektiriyoruz. Domatesler yumuşayınca kıvamını biraz akıcı hale getirmek için sıcak su ekliyoruz. Tuzunu ilave ediyoruz. Bu esnada yumurtaları teker teker kırarak hızla tüm malzemeye ekliyoruz. Son olarak peynirini de katarak iyice karıştırıyoruz. Üzerine karabiber serperek servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

25 Eylül 2010 Cumartesi

BİBERLİ BONFİLE

Biberli Bonfile



Yine Actifry ile pratik bir yemek..Üstelik hem görsel olarak şık hem de lezzetli. Hazırlaması da sadece 30 dk sürüyor, yani işten dönen ve hızlıca sofra kurması gereken bayanlar için çok ideal. Yani benim gibiler için :) Etiniz kendi kendine pişerken siz de öbür yanda nefis bir şehriyeli pilav ya da bulgur pilavı yaptınız mı yanına menü tamamdır.


Malzemeler : (2 kişilik)

  • 4 parça dana bonfile
  • 1 adet kırmızı kambo biber
  • 3 adet sivri biber
  • Kotanyi Kekik
  • Kotanyi Karabiber
  • Tuz
  • 1 yemek kaşığı soya sosu (Eğer baskın tat seviyorsanız biraz arttırabilirsiniz)
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağ

Bonfilelerimizi uzun şeritler halinde doğrayıp yıkıyoruz. Suyunu iyice süzdükten sonra Zeytinyağ ve soya sosu ile karıştırıyoruz. Actifry'ı çalıştırıp 2-3 dk boş halde ısıtıyoruz. Isınınca etleri koyup yaklaşık 8-10 dk kadar pişiriyoruz. Bu arada biberleri uzun ve çok ince olmayacan şekilde doğruyoruz. Etlerin ilk pişme süresi dolunca biberleri ilave ediyoruz. Biberler yumuşayıncaya kadar (yaklaşık 5 dk) etlerle beraber pişiriyoruz. Son olarak kekik, karabiber ve tuzunu ilave edip pişirme işlemini tamamlıyoruz.


Pilav eşliğinde servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

22 Eylül 2010 Çarşamba

ŞEFTALİ KOMPOSTOSU

Şeftali Kompostosu

Uzun ve güzel bir tatilin sonrasında Ramazan'dan bir tarifle dönüş yapıyorum. Daha önce hoşaf tarifi vermiş hatta komposto ve hoşaf arasındaki farkı aktarmıştım sizlere. Ramazan ayında bir de şeftali ile denemem olmuştu. Taze bir meyve ile yaptığım için buna artık komposto diyebiliriz sanırım değil mi :)
Şeftalinin son demlerini yaşarken belki sizler de denemek istersiniz. Uygulama aslında birebir aynı ama kayıtlarda bulunması adına tarifi tekrarlayalım:

Malzemeler:

  • 3 adet orta boy yumuşak şeftali
  • 3/4 su bardağı toz şeker (Çok tatlı seviyorsanız şeker miktarını arttırabilirsiniz)
  • 5 su bardağı su

Şeftalileri soyup yarım ay şeklinde eşit büyüklüklerde dilimleyerek 5 su bardağı suda yaklaşık 20 dk kadar haşlıyoruz. Daha sonra şekeri ilave edip 5 dk daha kaynatıyoruz. Soğuk şekilde servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

20 Eylül 2010 Pazartesi

EVE DÖNÜŞ

Uzun bir ara oldu bu sefer.. Dün döndüm henüz eve. Tabii her güzel gidişin bir de yorucu dönüşü var :( Çamaşırlar dağ gibi ... Evde yapacak iş çok.. Ofis desen başka bir alemde.. Okunacak yüzlerce mail birikmiş, takip edilecek bir sürü iş. Sizden biraz daha müddet isteyeceğim, sabrınıza güvenerek. Bir iki gün daha güncel tarifim olmayacak. Ama sizinle tekrar buluşmak güzel. Özlemişim doğrusu..

Görüşmek üzere..
Afiyetle & sağlıkla,

8 Eylül 2010 Çarşamba

İYİ BAYRAMLAR

ajanda_eylul2010



Beraberce güzel ve bereketli bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Şimdi bayramlaşma zamanı... Hepinizin bayramını en içten dileklerimle, en yürekten kutluyorum.
Ve bu kutlamama da kapak fotoğrafını kendi çektiğim el emeğimiz göz nurumuz AJANDA'mız ile renk katmak istiyorum.

Ben birazcık uzaklara gidiyorum... Döndüğümde tüm dostları yine burada bulmak üzere...

Sevgiyle kalın,

Müge Karahan

7 Eylül 2010 Salı

KIYMALI PATATESLİ ÇÖREK

Kıymalı Patatesli Çörek



Sahur için hazırladığım bu çöreği aslında normalde rulo şeklinde sarıp fırın tepsisine direk yerleştirerek pişiririm. Ancak bu sefer Softbowl etkinliğinde hediye edilen Yasemin kalıbını kullanmak istedim ve sunumu çok şık oldu. Çaya gelen misafirleriniz, sabah kahvaltılarınız, çocuklarınızın okulda beslenme saatleri için hazırlanabilecek çöreği denemenizi tavsiye ederim.

Kıymalı Patatesli Çörek



Malzemeler:

  • 5 su bardağı un
  • 2 yumurta (Bir tanesinin sarısı üzerine)
  • 1 su bardağı yoğurt (Mümkünse yoğurdun sulu yerinden)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • Çörekotu & susam

İç Malzemesi :

  • 150 gr kıyma
  • 1 orta boy kurusoğan
  • 1 orta boy patates
  • 2 adet sivribiber
  • Kotanyi karabiber
  • Kotanyi kırmızı pulbiber
  • Tuz
  • Sıvıyağ


Hamurumuzu hazırlamak için bir kaseye 4 su bardağı un, 1 yumurta ve diğer yumurtanın akı, kabartma tozu, tuz, yoğurt ve sıvıyağı alıp yoğuruyoruz. Hamuru toparlamak adına kalan undan ilave ederek yumuşak bir hamur elde ediyoruz. (Eğer un hamuru toparlamanıza yetmezse ilave edebilirsiniz. Ele yapışmayan bir hamur elde etmeniz gerekiyor)


Soğanı çok ufak şekilde yemeklik doğruyoruz. Bir tenceyere 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ (mısırözü kullandım) ekleyip soğanları orta ateşte soteliyoruz. Rengi değişen soğanlara kıymayı da ilave edip beraberce kavurmaya devam ediyoruz. Minik küpler halinde doğradığımız patatesleri de kattıktan sonra son olarak ufak doğranmış biberleri de ekliyoruz. Baharatlarını damak zevkimize göre ilave edip harcımızın hazırlığını tamamlıyoruz.


Softbowl Yasemin kalıbını ilk kez kullandığım için önce sıcak su ile yıkayıp , katı yağ ile yağladım. Kalıbımızı hazırladıktan sonra hamurun yarısını kalıbın dibine kenarlarını yükselterek döşüyoruz. İç malzemenin ortada kalması için kenarları güzelce yükseltmemiz önemli. Bu işlemi tamamlayınca harcımızı bir kaşık yardımı ile fazla yağını süzdürerek hamurun orta kısmına koyuyoruz. Kalan hamuru da harcın üzerine kapatıp yine kenarları iyice düzeltiyoruz. Böylelikle iç malzeme tamamen hamurun içerisinde kalmış olmalı.


Son olarak ayırdığımız yumurta sarısını çöreğin üzerine sürüp, çörekotu ve susam ile süslüyoruz.


Önceden ısıttığımız 180 derece fırında üzeri kızarana ve ortası pişene kadar pişiriyoruz. (Ortasını keklerde olduğu gibi bıçak testi ile kontrol edebilirsiniz.)


Afiyetle & sağlıkla,


6 Eylül 2010 Pazartesi

FIRIN SÜTLAÇ -2

Fırın Sütlaç



Daha önce pirinç unu ile yaptığım uygulamanın tarifini vermiştim sizlere. Annem genellikle pirinç unu ile yaptığı için bizim evde kullanılan genel tarif bu. Ancak geçenlerde Devletşah'ın bloğunda gezinirken buğday nişastalı bu uygulamaya denk gelince onu denemek istedim ve sonuçtan gayet memnun kaldım.
Sizin tercihiniz hangisi oluyor genellikle? Pirinç unu mu yoksa nişasta mı?

Malzemeler:

  • 1 kg süt
  • 3/4 su bardağı toz şeker (ben çok tatlı sevmiyorum, siz şeker miktarını arzuya göre arttırabilirsiniz.)
  • 3 yemek kaşığı buğday nişastası
  • 3 yemek kaşığı pirinç
  • 1 yumurtanın sarısı
  • Kontanyi vanilya&karamel karışımı

3 yemek kaşığı pirinci, 2 su bardağı su ile suyunu çekene kadar haşlıyoruz. Haşlanan pirincin üzerine sütü ilave edip kaynatıyoruz. Kaynayan pirince şekeri ilave edip bir taşım daha kaynatıyoruz. 3 yemek kaşığı nişastayı yarım su bardağı suda çözdürüyoruz. Çözünen nişastayı yavaş yavaş sütlacımıza eklerken sütlacı da topaklanma yapmaması için hızla karıştırıyoruz. Kotanyi firması bana vanilya & karamel karışım değirmeni göndermişti, ben ondan ilave ettim bu aşamada. (Normal vanilya da kullanılabilir) Kaynayan ve koyulaşan sütlacı ocaktan alıyoruz. 1 yumurtanın sarısını çırpıp yine sütlacı hızla karıştırırken sütlaca ilave ediyoruz. Fırına dayanaklı kaplarımızın içerisine sütlacı paylaştırıyoruz. Bu kapları bir tepsiye oturtup yarı bellerine kadar tepsiye su koyuyoruz. 180-200 derece fırına verip üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

3 Eylül 2010 Cuma

KAYISI HOŞAFI

kayısı hoşafı



Hoşaf ve komposto arasındaki farkı biliyor musunuz? Ben yeni öğrendim, geçenlerde televizyonda bir programda aşçı anlattı. Meğer hoşaf, kuru meyveden, komposto taze meyveden yapılırmış. Bak iyi oldu öğrendiğim. O zaman bugün kurukayısıdan yaptığımıza göre bu nedir? "Hoşaf" Bravo !!!!

Ramazan ayında ferahlatıcı, ağzımızı tatlandırıcı bir lezzet kayısı hoşafı. Eskiler özellikle sahurlarda pilav ile çok tüketirlermiş. Kayısı hoşafı özellikle de sindirim sistemimizin düzeninin bozulduğunu varsaydığımızda sağlığımız açısından da etkili.

Hazır meyve sularındansa evde yaptığınız buz gibi bir hoşafa ne dersiniz?

Malzemeler:

  • 2 su bardağı ufak doğranmış kuru kayısı
  • 3/4 su bardağı toz şeker (Çok tatlı seviyorsanız şeker miktarını arttırabilirsiniz)
  • 5 su bardağı su

Kayısıları 5 su bardağı suda yaklaşık 20 dk kadar haşlıyoruz. Daha sonra şekeri ilave edip 5 dk daha kaynatıyoruz. Soğuk şekilde servis ediyoruz.



Afiyetle & sağlıkla,

2 Eylül 2010 Perşembe

YEŞİL MERCİMEK ÇORBASI

Yeşil Mercimek Çorbası



Klasik çorbalara alternatif bir lezzet. Yeşil mercimek ve nohutu sevenlerdenseniz denemenizi tavsiye ediyorum. Mercimek, nohut ve buğdayı bir seferde iki-üç pişirmelik haşlar, buzlukta porsiyon şeklinde saklarsanız çok da pratik bir şekilde farklı bir çorba hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1/2 su bardağı haşlanmış buğday
  • 4 yemek kaşığı sıvıyağ (ben zeytinyağ kullandım)
  • 2 yemek kaşığı (silme) un
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1 adet kurusoğan
  • 2 adet Maggy Tavuk Bulyon
  • Kotanyi Kuru Nane
  • Kotanyi Karabiber
  • Kotanyi Kırmızı Biber
  • Tuz
  • Su



Kurusoğanları ufak ufak doğruyoruz. Çorba tenceremize sıvıyağımızı koyup soğanlarımızı kısık ateşte soteliyoruz. Soğanlar kavrulduktan sonra unu ekliyoruz. Sıcak su hazırlıyoruz. Salçaları bir kasede 1 su bardağı sıcak suyla açıyoruz. Unun kokusu çıkınca salçalı suyu ekleyip hızla karıştırıyoruz. Bu aşamadan sonra ben el blendırı ile bir iki sefer karıştırıyorum. Bu hem topaklanmayı engelliyor hem de soğanların iyice parçalanmasını sağlıyor. Bu işlemden sonra 4 su bardağı daha sıcak su ilave ediyoruz. Haşlanmış mercimek, nohut ve buğdayı ilave edip, baharatını ve bulyonunu katıyoruz. Kısık ateşte 15 dk kadar kaynattıktan sonra servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

1 Eylül 2010 Çarşamba

AJANDA EYLÜL SAYISI YAYINDA

ajanda_eylul2010


Ajanda'nın Eylül sayısı
bugün itibari ile siz değerli okuyucularımızla buluşmaya hazır. Ramazan ve bayram esintilerine rastlayacağınız sayımızın içeriğini elimizden geldiğince dolu tutmaya özen gösterdik yine.


Festivaller, vizyona girecek filmler, kitap incelemeleri, gezi notları, ayın bloğu röpörtajı, çocuğunuz için önemli tiyolar ve daha neler neler...


Ajanda'yı bloğumuz üzerinden online okuyabilir veya PDF olarak masaüzerine indirebilirsiniz.

Keyifle okumanızı diliyor, değerli görüşlerinizi merakla bekliyoruz.


AJANDA Ekibi

31 Ağustos 2010 Salı

KURU SOĞANLI PATATES SALATASI

patates salatası



Başlığa bilerek öyle yazdım çünkü ben her iki türlü soğanla da çok severim. Daha önce hardallısını yazmışım, yoğurtlusunu yazmışım ama nedense düzüne sıra gelmemiş :) Ya da çoğumuzun hep başına gelen olmuş.. "Nasılsa bilindik bir tarif koymayayım, boşver modu" :)


Ramazanda iftar soframıza hem hafif, hem doyurucu hem de pratik bir garnitür oldu.. Yanına da bir çorba, bir et çeşidi , mesela köfte, ohhh tamamdır..


Malzemeler:

  • 5 adet orta boy patates (çok büyük olmaması şekillerinin eşit olması ve sunum açısından güzel olacaktır)
  • İnce kıyılmış kıvırcık salata
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1 adet limon
  • İnce kıyılmış maydanoz
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ
  • tuz-karabiber-kırmızı pul biber - kuru nane (Tüm baharatları Kotanyi kullandım)

Patatesleri haşlayıp soğuduktan sonra soyup eşit boyutlarda büyükçe küpler halinde doğruyoruz. Kuru soğanımızı piyazlık (ay şeklinde) doğrayıp acısını çıkartmak ve yumuşatmak amacıyla tuzla ovuyoruz ve sonrasında yıkayıp suyunu süzüyoruz. Soğanlara nane, karabiber, kırmızı biber ve maydanozu ilave edip iyice karıştırıyoruz. Limonun suyunu sıkıp, zeytinyağ ve tuz ile karıştırıp sosunu hazırlıyoruz. Servis edeceğimiz tabağa önce ince kıyılmış kıvırcık salatayı, üzerine doğranmış patatesleri koyup son olarak soğanları yerleştiriyoruz. Üzerine sosunu gezdirip servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

30 Ağustos 2010 Pazartesi

PEYNİRLİ AÇMA BÖREK

peynirli açma börek


İlk denemem oldu ama sonuçtan hepimiz memnun kaldık. Sanırım pasta yaparken şeker hamuru açma deneyimleri börek yapımına temel teşkil etmiş :) Böreği kıtır kıtır sevenlerdenseniz denemenizi öneririm.

Malzemeler:

Börek Hamuru :

  • 500 gr un
  • 1 yumurta
  • 1 çay kaşığı tuz
  • Su

Harç Malzemesi :

  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • tuz
  • 1 yumurta
  • Su

  • İç malzeme olarak (yaklaşık 200 gr) beyaz peynir & maydanoz karışımı
  • Üzerine 1 adet yumurta sarısı
  • 1 yemek kaşığı tereyağ

Derin bir kaba unumuzu, tuz ile karıştırıp eleyerek koyuyoruz. Ortasını havuz gibi açarak yumurtayı kırıyoruz. Azar azar su ilave edip yumuşak bir hamur elde edinceye kadar yoğuruyoruz. Hamuru tezgaha alıp hafifçe un serpip bir miktar daha yoğurup, hamurumuzu 8 eşit bezeye ayırıyoruz.

Fırın tepsisini iyice yağlayıp hazırlıyoruz. Harç malzemesini (su hariç) derin bir kasede karıştırıyoruz. Su ilavesi yaparak biraz kıvamını inceltiyoruz.


Eşit miktarda böldüğümüz bezeleri bol un serptiğimiz tezgahta hazır yufka inceliğinde açıyoruz. Açtığımız yufkayı yağlanmış tepsiye kenarları dışarıda kalacak şekilde döşüyoruz. Harç malzemesinden yufkanın üzerine döküp ikinci yufkayı koyuyoruz. Bu sefer kenaları dışarıda kalmayacak şekilde yufkayı içeride eşit bir şekilde döşememiz gerekiyor. Bu işlemi 4. yufkaya kadar her yufkanın üzerine harç sürerek sürdürüyoruz. 4. yufkanın üzerine iç malzememizi bolca koyuyoruz.


Kalan diğer bezeleri de açarak böreğimizi yapmaya devam ediyoruz. Son katta ilk açtığımız yufkanın dışarıda kalan kısımlarını da üzerine toplayarak yapım sürecini tamamlıyoruz. Yumurta sarısına bir miktar sıvıyağ koyup karıştırıyoruz ve böreğin üzerine sürüyoruz. Önceden ısıtılmış (180 derece) fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Pişen böreğimizin üzerinde bir miktar tereyağ gezdiriyoruz.


Dilimleyerek böreğimizi servis ediyoruz.

Tüm milletimizin Zafer Bayramı'nı bu vesile ile kutluyorum.. Ne Mutlu Türküm Diyene !


Afiyetle & sağlıkla,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails