28 Kasım 2008 Cuma

ÇITIR SOSİS & YOĞURTLU DİP SOS

Öncelikle bu fotoğraf için sizlerden özür diliyorum. Tam ikram etmek üzereyken konuklarımın önünden alıp makinaya sarılınca sonuç haliyle bu fotoğraf oldu :(

Görseli kötü, tadı muhteşem bu ikramı, kahvaltıya, çaya ya da yemek sonrası içki için gelen konuklarınıza gönül rahatlığı ile sunabilirsiniz. Emin olun, bu ne? nasıl yaptın? gibi sorular alacaksınız? Yapılışı o kadar kolayki, anlatması da yemesi kadar kısa sürecek :)

Malzemeler:

  • Sosis (Kaç kişiye ikram edecekseniz sayıyı ona göre ayarlayabilirsiniz)
  • Yufka (Genelde 1 adet yeterli oluyor)
  • Kürdan
  • Kızartmak için sıvı yağ

Sosisleri dilimliyoruz. Bir gazoz kapağı ya da ufak yuvarlak bir kalıpla üst üste katladığımız yufkayı kesiyoruz. Bir sürü yuvarlak yufkamız oluyor. Kürdanlara bir sosis, bir kaç kat yuvarlak yufka şeklinde sırayla diziyoruz.

Hazırladığımız bu kürdana dizili sosis ve yufkaları kızgın yağda kızartıyoruz.

Bu ikramı şu dip sosla ikram edebilirsiniz :

  • 2 yemek kaşığı yoğurt (tercihen sarımsaklı)
  • 3 yemek kaşığı mayonez
  • 1 çay kaşığı kuru nane
  • 1 yemek kaşığı ince kıyılmış dereotu
  • tuz

Afiyetle,

22 Kasım 2008 Cumartesi

ÇİKOMUN DOĞUMGÜNÜ PASTASI



Eğer bir şeyleriniz eksikse hayatta arkadaşlarınız daha da özel olur sizin için. Benim hayattaki eksiklerimi dolduran, 30 yıllık yaşantımın çeşitli dönemlerinde hayatıma girmiş ve hala benimle olan çok özel insanlar var, artık çoğuna sadece arkadaş gözü ile bakmadığım, içimin titrediği insanlar. Onlar haslar.. Bana has. Has insanlar.Has arkadaşlarım.
Bir tanesi çok değil 5 yıl oldu hayatıma gireli. Öyle bir girdi ki..Büyük aşklar kavga ile başlar derler ya , aynen öyle.Ama onun varlığı beni çoğu zaman o kadar mutlu kılıyor ki, o kavgaya bile şükrediyorum şimdi.
Birbirinden bu kadar farklı ama bir o kadar benzer olmak.İşte bu bizim tarifimiz.Eksikliklerimiz bizi ortak kılan sanırım. Bu eksiklikler ile dimdik kalma çabamız.
Ağladığımda omzunu verdiğin, benimle çılgınca dansedebildiğin, yemeğin en hasını yerken kiloların derdine düşmediğin ama karnın doyunca yine benimle zayıflamanın peşine düştüğün, en ayıbı dobraca dile getirdiğin, o yapar diye güvenebildiğim için sağol....
Çikom ! Sana Uğur'lu nice 30 yıllar diliyorum !!!!

İyi ki hayatımdasın!

17 Kasım 2008 Pazartesi

BİR ANNENİN DOĞUMGÜNÜ PASTASI



Bir anneye söylenebilecek en güzel söz, en değerli hediye budur sanırım. O'nu sevdiğini söylemek, göstermek.

Bu pasta öyle bir anneye yapıldı ki, çocukları ile yanyana gelince annesi sanmak pek mümkün değil.Sema Abla'cığım , tekrar doğumgününü kutluyoruz ...




Afiyetle,

13 Kasım 2008 Perşembe

EV YAPIMI CEZERYE - HAVUÇLU TRUFF

İki isim de kulağa hoş geliyordu birinden vazgeçemedim :) Biri alaturka biri alafranga olsun bari :)

Şirkette yine sosyal yardımlaşma faaliyetlerine gelir oluşsun diye gerçekleştirdiğimiz Yöresel Yemekler Kermesi'ne tatlı olarak ben de bu tarifle katıldım. Yemesi çok keyifli, çikolatalı muadillerine kıyasla biraz daha masum diyebileceğimiz bir tatlı. Farklı sunumlarla ikram edilebilir. İster böyle truff şeklinde , ister piramit pasta şeklinde, ister çiğ köfteler gibi kocaman şekil verilerek ve ve ve... gerisi hayal gücüne bağlı !

Malzemeler:
  • 4-5 adet orta boy havuç
  • 2 su bardağı toz şeker (çok şekerli sevmiyorsanız zevkinize göre azaltabilirsiniz)
  • 1,5 su bardağı su
  • 2 paket petibör bisküvi
  • 1 kase iri dövülmüş ceviz
  • 2 yemek kaşığı tereyağ (oda ısısında)
  • hindistan cevizi

Havuçları rendeleyip, bir tencereye koyuyoruz. Üzerine su ve toz şekeri ilave edip, orta kuvvetteki ateşte suyunu iyice çekene kadar pişiriyoruz. Pişen havuçları bir kaseye aktarıp biraz soğumaya bırakıyoruz. Üzerlerine cevizi, tereyağını, iri iri parçalanmış bisküvileri ilave edip yoğuruyoruz.

Daha sonra yaklaşık 30 dk buzdolabında bekletiyoruz.

Yuvarlayarak hindistan cevizine bulayıp servis ediyoruz.

Afiyetle,

9 Kasım 2008 Pazar

MARBLE CAKE




Marble Cake nedir? Evet sanırım önce bu soruyu cevaplamak lazım. İngilizce kelimeleri tek tek yorumladığınızda "mermer kek" olarak sonuç çıkıyor, yani mermere benzeyen kek. Nasıl yani nesi mermere benziyor? Sert mi? Yooo... Görüntüsü tabii..İki renkli yapılan yani yarısı kakaolu yarısı sade olan keke pastacılık camiasında efendim "marble cake" deniyormuş.Bunu da bu şekilde açıklamış olduk.

Eee aslında evlerimizin mihenk taşı, mutfaklarımızın vazgeçilmezi yılların kekinin adı meğer buymuş.Buyrun bir yaşımıza daha girelim :)

Bu keki aslında yaparken kafamda sadece şu fikir vardı :
Kocaman olsun, kalabalık bir gruba yetsin. İstediğim kadar oldu da. Kalabalık misafir grubunuza ya da uzun süreli tüketime uygun bir kek oldu..Hani yazlıklarda yapılır, saklama kabında tutulur, akşam beş çayında çıkartılır çıkartılır tüketilir ya o cinsten işte.

Kekin tarifinde bu uygulamadan feyzaldım, yani yine adaş şekerimden.
Bir kaç küçük değişiklikle beraber yaptığım bu keki Engin'in elinden zor aldığımı belirtmeden geçemeyeceğim.Sonrasında hani farklı olsun, siteye malzeme çıksın diye yaptığım tüm kekleri inatla reddetti. Adamcağız buna fena takılmış durumda:)



Gelelim malzemelerimize;
  • 8 adet yumurta
  • 2,5 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1,5 su bardağı yoğurt
  • 4 su bardağı un - birden ilave etmemekte fayda var.
  • 1,5 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 2 yemek kaşığıtoz kakao
  • 1 çay bardağı file fındık
  • kalıbımızı yağlamak için bir miktar margarin

Yumurtaların hepsini kırıp, toz şeker ile krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz. Daha sonra bu karışıma sıvıyağ ve yoğurtu ilave edip, çırpmaya devam ediyoruz. Un, kabartma tozu ve vanilyayı da ekleyip boza kıvamında bir karışım elde ediyoruz. Bu karışımın 1/3 'ini başka bir kaba alıyoruz ve buna kakao ilave edip iyice karıştırıyoruz.

Kek kalıbımızı margarin ile güzelce yağlıyoruz. Kekin taban kısmına file fındıklarımızı serpiştiriyoruz. Daha sonra önce sade karışımdan bir miktar döküyoruz. Üzerine kakaolu karışımın tamamını döküp bir çatal yardımı ile hare hare şekiller yapıyoruz. Son olarak kaln tüm sade karışımı tekrar döküyoruz ve yine çatalla hafifçe şekiller yapıyoruz.

Önceden 180 derecede ısıttığımız fırında yaklaşık 40-45 dakika kadar pişiriyoruz. Bir çubuk ya da bıçak batırarak ortasının pişip pişmediğini kontrol ediyoruz. Pişen kekimizi fırından çıkartıp bir ızgara üzerinde hafifçe kendisini çekmesini bekliyoruz. Daha sonra servis edeceğimiz tabağımıza ters çevirip kalıbından çıkartıyoruz.


Bu arada dün akşam Mustafa'yı seyretmeye gittim. İyi ki o kadar çok eleştiriyi okuduktan sonra gitmişim. Ben filmi çok beğenerek izledim. Taraflı bakmadım, ne mesaj verdiği ile değil, O'nun içindeki adamı seyrettim ve ATATÜRK'e bir kez daha hayran oldum. Filmde geçen bir söz tüylerimi ürpertti ve göz yaşlarıma engel olamadım.
"Her şeyi benden bekliyorlar" ...

Ne yazık, bu hala değişmedi... Can Dündar'ın bir TV programında söylediği gibi başımıza ne gelse gidip Ata'mıza şikayet ediyoruz Anıtkabir'de. O'nun gibi birisinin gelmesini bekliyoruz belki de için için..Ya da keşke erken göçmeseydi bu dünyadan diye iç geçiriyoruz. Ya biz ne yapıyoruz? O'nun mirası için ne yapıyoruz? Neden hep bekliyoruz? Mustafa'yı izlerken sadece düşündüğüm, ne istediğini bilen ve bunun için varını yoğunu ortaya koyan müthiş bir insan. İçindeki Mustafa ile ATATÜRK olan bir önder.
Herkesin görüşleri farklı farklı..Ama bir filme bu kadar ağır misyonların yüklenmesini ben doğru bulmuyorum. Bu belgesel ne Atatürk'ümüzü sevenlerin sayısını azaltır, ne de çoğaltır. Sevmeyen O'nu bu filmle sever hale gelmez. İlkokul'dan başlayan zafer hikayeleri ile dolu kitapları okurken, aldığı soluğun , özgürlüğün , dilini, dinini serbestçe yaşarken ama buna rağmen hala farklı düşüncede olan bu filmden bir mucize çıkartmaz.Diyeceğim o ki, sonuçta memnun olsanız da olmasanız da gidin görün. İstemek ve başarmanın arasındaki çizgiyi ve bu çizginin rotasına bakın.
Yarın 10 Kasım..
Saygıyla anıyorum ...

5 Kasım 2008 Çarşamba

BİR YAŞ PASTASI VE KURABİYELERİ

Bir şeklinde pasta yapmak gerçekten çok keyif veriyor bana. Hele bir de pastayı sipariş edenler aynı pastayı birebir istemediler mi, dünyalar benim oluyor diyebilirim. Belki yanlış ama aynı şeyi yapmaktan çok keyif almıyorum, muhakkak bir yenilik, bir farklılık olmalı, kişiye özel olmalı.

Sevgili Işık, yeğeni Ayşe için bir yaş pastası isteyince bana bu özgürlüğü tanıdı sağolun. "Renkli olsun" "Sevimli olsun" dedi ve gerisini bana bıraktı :)
Bayılıyorum böyle müşterilere :)

Pastayı yine beyaz zemin üzerinde renklendirmeyi tercih ettim. Zeminde beyaz olunca kullanılan renkler kendini çok daha güzel gösteriyor diye düşüyorum. Minik Ayşe'nin sevebileceği ve tanıyabileceği hayvan figürlerini yapmaya karar verdim...

Kuzu, arı, kedi, kelebek ve uğur böceğini tercih ettim.

Tabii bir de çiçekleri..

Madem bu kadar çiçek ve hayvan oldu, en iyisi bahçe konsepti olsun. Işık , bir önceki pastada da kullandığım küpler üzerinde isim modelini çok beğendiği için onu uyguladım.

Pastanın beraberinde gelen konuklara dağıtılmak üzere kurabiye de istendi. Kurabiye modeli olarak "1", çiçek ve kelebek tercih edildi. Eee pastaya da bu konsept hakim olunca tam takım oldular diye düşünüyorum.


İlk kez bir kurabiyesi yaptım. Evde bir kartona çizdiğim modelle kendime bir kalıp yarattım ve bu şablonla kestim hem kurabiye hamurunu hem de şeker hamurunu. Kurabiyelerin de üzerinde kelebek ve çiçek figürlerini tercih ettim.


Tüm kurabiyeleri saplı çalıştım, poşetlemeden önce dore rengi kalp tabanlıklara yerleştirip öyle paketledim.

Minik Ayşe'ye nice mutlu yıllar diliyorum!

2 Kasım 2008 Pazar

PIRASALI BÖREK


Bu tarifi bekleyen en az 3-4 kişi biliyorum. Geçen hafta aramızda yapacağımız küçük bir kutlama için şirkete götürdüğümde o kadar çok rağbet gördü ki, o günden beri siteye ne zaman koyacağımı sorup duruyorlar :) Aslında o kadar da özel bir tarifi yok. Genelde hemen hemen yaptığım tüm tepsi böreklerinde uyguladığım yöntemi uyguladım ki bunu sanırım börek yapan herkes biliyordur.
Bahsettiğim kutlamaya börek yapmaya karar verdiğimde, ıspanaklı mı yapsam, peynirli mi diye düşünürken pırasanın çıktığı aklıma geldi ve pırasalı yapmaya karar verdim. Pırasaya karşı olabilecek yaklaşımlardan biraz çekinsem de yaptım ve tüm tereddütlerim çok şükür ki boşa çıktı.
Yapımı basit ve tadı son derece lezzetli bu böreği temel börek tarifiniz olarak kullanabilir, iç malzemeyi değiştirerek farklı tatlar yaratabilirsiniz.

Malzemeler:
  • 5 yufka
İç malzeme:
  • 1 kg pırasa
  • 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 2 çay kaşığı karabiber
  • Arzuya göre kırmızıbiber
  • tuz

Sıvı harç malzemesi:

  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay kaşığı - silme - tuz

Pırasaları ince ince kıyıyoruz. Derin bir tavaya ya da tencereye sıvıyağı ve ince doğradığımız pırasaları ilave edip orta kuvvetteki ateşte sotelemeye başlıyoruz. Pırasalar iyice cansızlaşıncaya kadar sotelemeye devam ediyoruz. Pişmesine yakın tuz, karabiber ve kırmızıbiberi ilave edip ocağın altını kapatıyoruz.

Derince bir kasede tüm sıvı harç malzemelerini çırparak hazırlıyoruz.

Fırın tepsimizi margarin ile yağlıyoruz. İlk kat yufkayı kenarları dışarıda kalacak şekilde tepsiye seriyoruz. Bir miktar sıvı harçtan döküp heryerine eşit gelmesi için fırça ya da karşık ile yayıyoruz. İkinci yufkayı ikiye bölüp yarısını tepsiye döşüyoruz. Sıvı harç döküp ikinci yarısını diğerinin üzerine seriyoruz. Yine sıvı harçtan sürüyoruz. Üçüncü yufkayı da ikiye bölüyoruz. İlk yarıyı döşüyoruz ve bu yufkanın üzerine hazırladığımız pırasalı iç malzemenin tamamını döküyoruz. Heryere eşit olarak dağıttıktan sonra üçüncü yufkanın ikinci yarısını üzerine döşüyoruz. Sıvı harç işlemini tekrarlayıp dördüncü yufkaya geçiyoruz. Bu yufkayı da ikiye bölerek aynı şekilde yufka-harç işlemi ile tepsimize döşemeye devam ediyoruz. Son yufkayı bütün şekilde son kat olarak seriyoruz ve bu aşamada tepsinin dışında kalan kenarları da içeriye topluyoruz. Hazırladığımız böreğimizi enine ve boyuna dilimliyoruz. Kalan sıvı harcı bir kaşık yardımı ile tüm böreğin üzerine eşit miktarda döküyoruz. Bu aşamada harcın kestiğimiz dilimlerin de arasına gitmesi önemli. O nedenle tepsiyi aşağı yukarı sallayarak harcımızı dağıtıyoruz.

Süslemek için varsa ya da arzu edilirse çörek otu ve/veya susam serpiyoruz.

Önceden 180 derecede ısıttığımız fırında yaklaşık 25-30 dakika kadar pişiriyoruz.

Afiyetle,

30 Ekim 2008 Perşembe

50 KİŞİLİK NİŞAN PASTASI

Yeniden beraberiz.. Blogspotlara erişim yasağı kaldırıldı.
İlk duyduğumda sanki beni yasaklamışlar gibi hissettim. Sık sık dile getirdiğimiz gibi, bloglarımızın hayatımızdaki yeri ve önemini böyle üzücü ve can sıkıcı bir şeyle yetit etmek istemezdim ama en azından şu anda tekrar özgür olduğumuz için mutluyum.

Bu mutluluğu bir pasta ile kutlayalım istedim.

Geçen cumartesi yaptığım bir siparişi sizlerle paylaşmak istiyorum. Yaparken çok keyif aldığım, bitince de severek seyrettiğim bir pasta oldu bu.

50 kişilik çift katlı, sade pandispanya, sütlü - bitter çikolatalı ganaj ve muzlu olarak hazırladığım pasta evde kutlanan bir nişan törenini süsledi.

Hayatlarında yeni bir adım atan çifte buradan tekrar tebriklerimi iletiyorum.

Yemekbahane'de kalın..
Not : Bekleyenler var biliyorum :) - Pırasalı Börek bir sonraki tarifte geliyor :)
Afiyetle,

27 Ekim 2008 Pazartesi

HEPİMİZ ŞOKTAYIZ ! BLOGSPOT KAPATILDI !

Cumartesi herkese kulaktan kulağa yayılan kötü bir haber geldi bana. Blogger, blogspot Türkiye'de mahkeme kararı gereği aynı Youtube gibi yasaklı siteler arasına girmiş ve .blogspot.com uzantılı herhangi bir kişisel bloga girdiğiniz zaman karşınıza kırmızı puntolarla kocaman yazılmış bir uyarı çıkıyor...

BU SİTEYE GİRİŞ YASAKTIR!
Okumanın, düşünmenin, yazmanın, kendini ifade etmenin, paylaşmanın, öğrenmenin, öğretmenin yasağını koymuşlar..Niye ? Kimbilir niye ? Belki bir iki kişi kötü şeyler yazdığı, çizdiği içindir..Bilinmez..Ama ne olduysa cezası hepimizin borcu olmuş.Yani şu anda, pasta yapmaktan, börek tarifi vermekten, kitap önermekten, gezdiğimiz yerleri anlatmaktan mahkeme kararı gereği üzerimize bir siyah bant çekildi.
Şu anda nasıl mı yazıyorum ? Bir sürü farklı proxyden giriş aslında var. Yani yolunuzu yerli proxylerden çıkarıp yabancılara çevirdiğinizde hiçbirşey olmamış gibi devam edebiliyorsunuz.
Ama bu bir çözüm mü? Hayır, bence değil.. Çözüm, özgür platformlarımızın özgürce her yerden erişime açılması..
Bu yasağı şahsım adına kınıyorum !

24 Ekim 2008 Cuma

SUSAM SOKAĞI - ELMO PASTASI

Pasta yapmayı çok seviyorum gerçekten de. Pasta yapmayı sevişimin altında bir çok neden var. Çoğunu aslında biliyorsunuz, sık sık bahsediyorum.

Kendime vakit ayırmak, ev-iş düzeneğinin arasında kendim için zaman dilimi yaratmak, mutfakta vakit geçirmek, renklere can vermek, bir şeyleri yaratıyor olmak, zihnimi boşaltmak, birilerini mutlu etmek... ve daha bunun gibi sayılabilecek nice şey.


Ama bir şey daha ilave etmek lazım bunlara.O da pasta yapmanın kültürümü arttırdığı. Nasıl mı? Ben susam sokağı ile büyümüş bir nesildenim aslında.Kurabiye canavarı, minik kuş hepsi televizyonun tek bilemedin 2-3 kanallı dönemlerinde ekranın karşısına mıhlandığımız sevimli karakterlerindendi. Ama "Elmo" neymiş onu bu pasta sayesinde öğrendim.Neymiş, pasta yapmak bana yeni bilgiler de katıyormuş, bu bir gerçek.

Merve Hanım, bir yaşına basacak oğlu için üzerinde "Elmo" karakterinin bulunduğu bir pasta istediğinde tabii ki adresim hemen Google oldu.. Valla google yokken napıyormuşuz hep düşünüyorum :)

Elmo'nun bir resmini bastım ve kafamda bu pasta nasıl olsun diye düşünürken, bu model canlandı gözümde.

Bu pasta ile ayrıca Sevgili Ayşe'nin yine başarı ile evsahipliği yaptığı Şeker Hamuru Ye #38 etkinliğine katılıyorum.

Pastanın yapımı için buradaki tarifi kullanabilirsiniz.

İki adet pandispanya - 23 cm & 16 cm
23 cm için 6 yumurtalı tarif uygulanır.
16 cm için yumurta sayısı 5'e düşürülerek pişirilir.
Arasına 750 gr çikolata + 600 ml krema 'lı ganaj
Bu pasta damla çikolatalı yapıldı.

Afiyetle,

21 Ekim 2008 Salı

ŞAM TATLISI

Hünerli bir bayanın ellerinden gördüm ilk bu tatlının tarifini. Koca yaz geçti ben kaç sefer yaptım, kaç sefer fotoğrafını çektim bilmiyorum bile. Özellikle yazlıkta şerbetli tatlı düşkünü delikanlımız Mutlu için ilk denememi yaptığımda bu tatlı tutar, tarif defterinde alması gereken yeri ve önemi alır diye kanaat getirdim.

Tarifini burada da okuyabileceğiniz tatlımızın yapılışını kayıtlarda kalması adına bir de ben yazayım. Ben şerbet oranı ile yaptıkça oynadım. Bu sayfaya yazacağım benim yaptığım şerbet ölçüsü olacak.

Malzemeler:

Kek için:
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1,5 su bardağı irmik
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1/2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya

Süslemek için : Badem

Şerbet:
  • 2 su bardağı şeker
  • 1,5 su bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı limon suyu
Kek malzemelerini bir kapta koyu bir kıvam alana kadar karıştırın. Pişireceğiniz borcamı iyice margarinle yağlayın. Hazırladığınız karışımı borcamınıza dökün. Kaşığın tersi ile üzerini düzeltin ve bademleri hamurun üzerine bir kaç sıra olacak şekilde dizin.Önceden 180 derecede ısıttığınız fırında yaklaşık 30-40 dk kadar üzeri kızarana kadar pişirin.

Kek pişerken şerbet için su ve şekeri, şeker iyice eriyene kadar karıştırarak pişirin.Kaynamaya başlayınca limon suyunu ilave edin ve bir taşım kaynatıp ocağın altını söndürün, ılınmaya bırakın.

Kek pişince şerbeti yavaşça (birden hepsini dökmeyin) üzerine yedirin. Şerbeti kaldırmaya devam ettiği sürece şerbetten ilave edin. Şerbetleme işlemi bitince üzerini kapatıp, minimum 3-4 saat bekletin. Vanilyalı dondurma ile servis yapabilirsiniz.

Afiyetle,

17 Ekim 2008 Cuma

BADEMLİ KURABİYE


Şeker hamurlu, fotoğraflı kurabiyelerin yapımında sıkça kullandığım tarifi bu sefer sadece hamuru elimde yuvarlayarak üzerine bir adet badem koydum ve öyle pişirdim.
Misafirlerinize de ikram edebileceğiniz şık bir kurabiye oluyor, deneyebilirsiniz.
Sable Kurabiyesi :
  • 500 gr un
  • 300 gr margarin (oda ısısında)
  • 150 gr pudra şekeri
  • 1 yumurta akı
  • 50 gr toz badem
  • 1/2 çay kaşığı vanilya
  • üzeri için badem


Tüm malzemeler yoğurulur ve hamur 30 dk kadar buzdolabında bekletilir. Elde yuvarlanır ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilir. Üzerlerine badem konur ve önceden 170 derecede ısıtılmış fırında üzeri hafif kızarana kadar pişirilir.

Afiyetle,

14 Ekim 2008 Salı

AİLEMİZ PASTASI



Baba diye hitap ettiğim Selanik'teki dünya tatlısı insanın bir lafı vardır. Bu lafı ne zaman düşünsem yüzümde bir tebessüm beliriverir. Kiminle paylaşsam bu özlü sözü :) onlar da çok beğeniyor ve hoşlarına gidiyor.

Babascığım :) der ki:

Baba bir ailenin, bir evin başıdır, anne de boynu. Boyun çevirmezse o baş hiç bir yere dönemez :)

Siz gelin bu deyişin altındaki zenginliği kendiniz tartın:)

Bu pasta bir boyun için yapıldı. Hem de ne boyun. Çevirdiği yöne hep bir şeyler katmış güçlü bir boyun.

Afiyetle,

10 Ekim 2008 Cuma

YEMEKBAHANE 2 YAŞINDA VE KIYMALI PİDE

Bayramdı, yoğunluktu derken atlamışım..Bugün tarihe bir baktım meğer az daha kalsam iyice geç kalacakmışım :(

2006 Ekim'inde başlamıştım Yemekbahane'den ses vermeye. Üzerinden tam 2 yıl geçmiş. 2 koca yılda kazandıklarım, kazandırdıklarım, yitirdiklerim, yaşadıklarım, yaşayamadıklarım, sevinçlerim, sevinemediklerim, gördüklerim, göremediklerim ve daha nicesi bu sayfada birbir birikmiş. Başka bakmaya başlamışım çevreme, aileme, dostlarıma.Yani bu sayfa yapmak istediğim şeyi yapmış.Kendime bakmamı sağlamış.Kendime vakit ayırmanın keyfini yaşatmış bana.

Yaşatmaya da devam edecek, tam da buradan kaldığı yerden...

Afiyetle, ağzımızın tadıyla :)

KIYMALI PİDE



Ailecek malesef hamur işlerine çok düşkünüz. Bu da mevcut resmi gayet güzel özetliyor sanırım. Bizim mutfakta yine bir hamur yoğurma mevzusu söz konusu oldu. Aslında bu ramazan ayında vuku bulan bir durumdu, şimdi yazmak nasipmiş. İftar sofrası menüsünde yer alan pidenin yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafı ise bir hayli eski. Son yapılanı çekmeden yemişiz :) Daha önce çektiğimizin de tarifini vermemişiz :) Kısmet bugüneymiş ..

Malzemeler:

Hamuru için: (resimdeki gibi 6-7 adet pide çıkıyor)


  • 1 su bardağı süt

  • 35 gr yaş maya

  • 3 /4 çay bardağı sıvıyağ

  • 1 çorba kaşığı toz şeker

  • 1 tatlı kaşığı tuz

  • 1/2 çay bardağı ılık su

  • 4 su bardağı un

İç Malzeme:



  • 250 gr kıyma

  • 1 adet orta boy soğan (yemeklik doğranmış)

  • 3-4 adet sivribiber

  • 2-3 adet domates

  • 2-3 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz

  • tuz, karabiber, kırmızı biber

  • 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ

Üzerine :



  • 1 adet yumurta

  • 2 yemek kaşığı yoğurt

  • süslemek için sivri biber

Hamurunu yoğurmak için 1 bardak sütü kaynatmadan hafifçe ocakta ısıtıyoruz. Elimizi yakmayacak kıvama gelince mayayı sütle karıştırıp iyice eritiyoruz. Unu çukur bir kaba eleyip ortasını havuz gibi açıyoruz. Ortasına erittiğimiz mayayı, sıvıyağı, ılık suyu, şeker ve tuzu ekleyip fazla mıncıklamadan hamuru yoğurmaya başlıyoruz. (Daha fazla un kaldıracağını düşünürseniz yoğurma esnasında ilave edebilirsiniz. Aynı şekilde eğer un çok gelirse ılık su miktarı arttırılabilir.)


Hamurumuz yumuşak kıvamlı bir hal alınca nemli bir bezle üzerini örtüp yaklaşık 30 dk kadar mayalanmaya bırakıyoruz.


Hamur mayalanırken biz iç malzemesini hazırlıyoruz.


Bir tavaya ya da tencereye sıvıyağı alıp, yemeklik doğranmış soğanları orta hararetteki ateşte sotelemeye başlıyoruz. Soğanlar renk değiştirdikten sonra kıymayı ilave edip kavuruyoruz. Biberleri ve domatesleri doğruyoruz ve önce biberleri soğan-kıyma karışımına ilave ediyoruz. Biberler de kavrulunca domatesleri ekliyoruz. Bu aşamada baharatını ayarlıyoruz. Son olarak maydanozu koyup ocağın altını kapatıyoruz.


Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz ve fırın tepsimizi yağlıyoruz. (Yağlı kağıdınız varsa o da kullanılabilir)


Mayalanan hamurumuzdan eşit miktarda parçalar kopartıp elimizle pide şekli verip ortasına kıymalı harçtan koyuyoruz. Tüm hamur bitene kadar aynı işlemi tekrarlıyoruz. Pidelerimizi 15 dk kadar da tepsi mayası alması için bekletiyoruz.


Yoğurt ve yumurtayı bir kasede karıştırıp, 15 dk tepside bekleyen pidelerimizin üzerine eşit miktarda bu karışımdan sürüyoruz. Sivri biber ya da domatesle pidelerimizi süsleyip ısıttığımız fırında yaklaşık olarak 25-30 dk kadar pişiriyoruz.


Üzerleri kızaran pidelerimizi fırından çıkartıp sıcakken servis ediyoruz.


Afiyetle,


6 Ekim 2008 Pazartesi

EGE'NİN MÜTEVAZİ GÜZELİ "TİRE"



"Tire"

Belki de ismini şimdi duyuyorsunuz, belki daha önce gittiniz, gördünüz. İzmir ya da Aydın'da yaşıyorsunuz sanırım bu daha muhtemel bir durum. İzmir'in adını bildiğimiz birçok ilçesinin yanında çoğumuzun ismini ilk kez duyduğumuz bu sevimli belde İzmir'den sadece 75 km uzakta.
Tire'ye dair internette bir çok yazı okudum.Her birini okurken "Evet evet diye başımı sallar buldum kendimi"

Malum artık, söylemeye gerek yok. Ege'nin kızıyım biliyorsunuz.Toprak çeker beni.Zeytinliklerin kokusunu duydum mu, güneşin ışığını gördü mü yüzüm, başka bir mutlu oluveririm.

Ege'de Egeli gibi yaşamaksa eğer , Tire ziyaretim böyle ifadelenebilir. Bayramda Egeli gibi yaşadık :)

Eşimin asker arkadaşı demek istemiyorum, eşim ve benim asker arkadaşımız "O".. Biz hep beraber yaptık askerliğimizi, en azından son 10 ayını :) Ben eşimle tanıştığımda askerdi. Tire'li tertibimiz Agah ile Mardin'de askerliklerini tamamladılar ama arkadaşlıkları Mardin'in asker koğuşlarında kalmadı, sürdü gidiyor. Şimdi herkes evli barklı.. Hatta Agah ve eşi Dilek'in zeka küpü oğulları Bülent ile aileleri bizimkine oranla daha da büyük, hatta kısmetse yakın zamanda biraz daha büyüyecek.(Kendime not :Sen daha otur bakalım) :) Lafı toparlamak gerekirse bu bayramı onları ziyaret ederek geçirdik.Pek de iyi ettik vallahi!


Bu Tire'ye ilk gidişim değil. Ama bir blog sahibi olarak ilk gidişim olduğu için midir nedir, Tire'ye başka baktım bu sefer. Güzel güzel anlatmalıyım ki , bilmeyenler de okusun, belki de yolu düşen gidiversin. Şimdi Engin olsa, şiveni yaptın yine diyiverirdi :) Gidivermek, yazadurmak .. böyle duya duya ben de pek sevdim .. Agah arada ben seviyorum diye kaptırıp kendini oraya has birkaç kelime patlattığında hemen kaleme kağıda sarıldım, yazıverdim gari :)

İşte yazdıklarımdan birkaç farklı deyiş,

Mısır - Efendim Mısır , Tire'de hindi demekmiş.. Bunu duyunca pek hoşuma gitti.
Bildiğimiz mısıra da darı deniyor.
Tren - otoray
Tivis - ayçekirdeği
Gevrek - Simit
Çakıldak - börülce

Mesela.. Su katıver bakem gari ? :) Su koy bakalım demek :) Su katılıyor, konmuyor :)
Dilbilimciyiz ya :) pek hoşuma gidiyor, böyle şeyleri öğrenmek ve ne yalan söyleyeyim, aynı şekilde onlarla konuşmak.

Tire, konumu gereği heryere çok yakın... Kuşadası, Selçuk, Didim, Söke, Aydın, Bodrum... Ortalama 50-200 km mesafeyle günübirlik turlar yapıp vaktinizi çevre yerleri de ziyaret ederek geçirmeniz çok mümkün.


Her yerde zeytinlikler var. Bu da zeytinin ve zeytinyağının hasını yiyebileceğiniz anlamına geliyor tabii doğal olarak.

Tire'nin Salı ve Cuma günleri pazarı varmış. Pazar düşkünü bendeniz hiç durur muyum? Cuma pazarına çıktım. Dilek'in söylediğine göre esası Salı günü olanmış ama bayramın ilk günü olduğu kurulmadı malesef. Neyse .. Sebzenin, meyvenin en tazesini ve en doğalını görünce insan İstanbul'da yediklerini birkez daha gözden geçiriyor ister istemez.


İstanbul'da kalemle çizilmiş gibi düzgün , kusursuz domateslerin yanında tüm doğallığıyla öylesine tezgahta alıcısını bekleyen domatesleri görünce cidden doğanın dengesiyle nasıl oynandığını düşünüp bir kez daha üzüldüm. Pazarcı teyze ve amcaların samimiyeti, elimde fotoğraf makinamla beni görünce "gazeteci" sanmaları da unutulmaz tabii.


Tire'ye yolunuz düşerse, muhakkak KaplanDağı'na çıkmalısınız. Hem muhteşem manzarasıyla, hem tertemiz havasıyla görülmeye değer gerçekten. Yol boyunca göreceğiniz yamaçlara kondurulmuş mütevazi evler ise "Burada yaşayan yaşlanmaz" dedirtiyor insana.




Kaplan Dağı'na gelince Ege'nin ve Tire'nin muhteşem mutfağının en yalın haliyle tadına bakabileceğiniz bir restoran karşılıyor sizleri. Kaplan Çam Restaurant. Her gittiğimde tadı damağımda kalan birbirinden özel ve güzel yemekleri ile bu bayram da midemize güzel bir hatıra bıraktık Enginle.

Tire'de ne yenir ?

Gelelim bloğumuzun amacına. Yemekbahane ama yemeden de olmaz anafikri ile sizlere azıcık görsel destekle Tire mutfağını tanıtayım.

Kabak Çiçeği Dolması

Gelin gibi salınmıyor mu ? O narinlik , o renkler .. Bana sanki tabakta bir gelin varmış gibi hissettiriyor her gördüğümde..



Pazarda gördüğümde almamak için kendimi çok zor tuttum. Eve gelip denemek istedim haliyle ama.. Pazarcı teyzem, o yola gitmez, hemen kapar kendini deyiverdi :)


Meğer kadınlar evde içini hazırlarmış, bir koşu pazara gidip çiçeği o zaman alırmış..O kadar narinmiş bizim gelin hanım. Benim benzettiğim kadar varmış anlayacağınız.


Ezme - Patlıcandan yapılan bir meze. Sırrını çözemedim ama patlıcanın tadını almakta bile çok zorlanıyorsunuz, o kadar iyice ezilmiş. Üzerine gezdirilen zeytinyağı da cabası tabii.

Börülce - Çeşidi bol börülcenin bu resimdeki de bir başka çeşidi. Yemeye doyulmuyor inanın..


Kaplan'da önce güzel güzel bu zeytinyağlılardan yiyorsunuz.. Daha resmini koymadığım Turpotu, kızartma, semizotu salatası, kırmızı biber közlemesi var..


Kabak Çiçeğine gelin dedik ya , işte bu da masanın kraliçesi..


Keşkek

Buğday ve kuzu etinin köz ateşinde uzun süren mesaileri sonrasında bileğe kuvvet harmanlanarak yapılan evlerde düğün, dernek kurulduğunda pişen geleneksel mutfağın en nadide eserlerinden. Tire'ye gelir de keşkek yemeden dönerseniz bence bir kez daha arkanıza bakın, çünkü bu ziyaretiniz tamamlanmamış sayılacaktır.

Dedim ya elimde kamera ile gazeteci edasıyla salındım ortalıkta diye.. Kaplan Restaurant'ın mutfağı fotoğraf makinama açıldı, sıra sıra dizilmiş birbirinden güzel mezelerin hazırlanışına tanıklık etme şansım da oldu.
Pişmiş halini çekemediğim Tire'nin tüm Türkiye'ye artık namı yayılmış köftesinin yapılışını da bizzat görmüş oldum. Tire Köftesi için...


Tire'de daha yenebilecek saymayı unuttuğum belki de henüz hiç yemediğim bir sürü şey var. Ama bunların arasında bir tanesi var ki , onu hiç atlamadan hep tüketiyoruz :)

Tire Tostu (Tire Sandviçi)



Tire meydanında bulunan sıra sıra büfelerin önünde bulunan ızgaralarda tüm malzemelerin tek tek ızgarada pişirilerek yapıldığı Tire Tostunu farklı kılan şey bence kullanılan Ege Türk Sucuklarının lezzeti.


Tire'de Zeki Bey'in büfesinde muhteşem Tire Tostunu yemeye doyamayacaksınız, buna emin olun.


Tatlı yok mu diyenleri duyar gibiyim :)

Kalburabastı Ege yöresine has bir hamur tatlısıdır bilirsiniz. Ama Tire'ye gelirseniz tatmanız gereken başka bir tatlı da çeşitli tatlarla çeşitlendirilen Lor peyniri.
Karadutlu Lor ise bunlara bir önek. Ballı,cevizlisi ya da tahinlisi de makbul lezzetlerden.


Tire'ye bir daha ne zaman gideriz kimbilir. Ama eğer sizin yolunuz o yöreye düşerse Selçuk'a sadece 25 dk kadar uzaklıktaki bu kenti görmeden geçmeyin.

Sağlıcakla kalıverin gari !

29 Eylül 2008 Pazartesi

KIYMALI TEPSİ BÖREĞİ

Elde açılan böreğin hali bir başka oluyor..
Hele de açan kocanızsa :)



Yemekbahane'den SON DAKİKA görüntüsü...

Daha bu fotoğrafı çekeli 20 dakika bile olmadı, inanın... Sıcak sıcak yedik, sıcak sıcak tarifi veriyoruz:)

Tepsiyi tutan el, sevgili eşim Engin'in eli.. Zira bu börek %100 kendisinin ellerinden çıktı ve sahur soframızın başının tacı oluverdi..

Mübarek Ramazan ayının son sahuruna layık bir şeyler yapma arayışındayken Engin, ben börek açacağım diyince bunu pek yadırgamadım inanın. Çünkü bu onun ilk hevesi değil, zaman zaman börek açası geliyor adamcağızın, hoşgörmek lazım :)

Nasıl bir börek nasıl bir börek..

İnce ve çıtır çıtır bir börek..Tabii ki kıymalı..İşte tam hayali de buydu, kıymalı bir tepsi börek :)

Açtık Sofra dergisinin Eylül sayısını, arka fihristinden Hamur İşleri bölümünden bir börek hamuru seçiverdik kendimize.Beğendiğimiz bir hamuru hacimsel olarak ufaltarak bir hamur tarifi çıkarttık ortaya.İşte bizim böreğimizin tarifi :

Hamuru için:

  • 2 su bardağı un
  • 1 yemek kaşığı sulanmış yoğurt
  • 1 yumurta
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1/2 çay bardağı su

Ara malzeme:

  • 200 gr kıyma
  • 1 adet orta boy soğan
  • 1 adet kabukları soyulmuş domates
  • 2-3 adet sivri biber
  • 1 avuç ince kıyılmış maydanoz
  • tuz, karabiber, kırmızı biber
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ

Üzerine sürmek için yumurta sarısı, aralara sürmek için sıvıyağ, varsa çörek otu (susam da olur)

2 su bardağı unu eliyoruz. Ortasını havuz gibi açıp yumurtayı kırıyoruz. Yoğurt, sıvıyağ, tuz ve suyu ilave edip yoğurmaya başlıyoruz. Yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğuruyoruz. (Bu aşamada biraz daha un ilave etmeniz gerekirse ekleyebilirsiniz)

Hamurumuz toparlandığında üzerini bir bez ile kapatıp 20 dk kadar dinlendiriyoruz.

Bu arada iç harcını hazırlıyoruz.

Soğanları ince ince kıyıyoruz. Sıvıyağı bir tavaya alıp soğanları yağda hafifçe soteliyoruz. Soğanlar pembeleşince kıymayı ilave edip kavuruyoruz. Daha sonra ince doğranmış sivri biberleri ekliyoruz. Domates, maydanoz ve baharatını da ekleyip bir süre daha soteliyoruz. Ocağı söndürüyoruz.

Dinlendirdiğimiz hamurumuzu dört eşit bezeye ayırıyoruz.

26 cm çapındaki tepsimizi iyice yağlıyoruz (sıvıyağla)

Tezgaha un serpip bezeleri tepsi büyüklüğünde açıyoruz. Birinci yufkamızı açınca yağladığımız tepsiye alıyoruz, kenarları tepsinin dışında bırakıyoruz. Üzerine bir yumurta fırçası yardımıyla sıvıyağ sürüyoruz. İkinci yufkamızı üzerine yerleştiriyoruz ve hazırladığımız harcı ikinci yufkamızın üzerine eşit miktarda döküp iyice yayıyoruz. Üçüncü yufkamızı da harç koyduğumuz katın üzerine koyuyoruz ve yağlama işlemini tekrarlıyoruz. Son katı da koyup yanlarda kalan yufkaları da son aktın üzerine doğru topluyoruz.

Tüm katlarını tamamladığımız böreğimizin üzerine bolca yumurta sarısı sürüp, pizza dilimler gibi dilimliyoruz. Çörek otu ile süsleyip önceden 180 derecede ısıttığımız fırında yaklaşık 20-25 dk kadar pişiriyoruz.


Böylelikle son sahurumuzu da lezzeti bol bir börekle kapatmış olduk.

Buradan herkesin bayramını kutlamak istiyorum..

Herkese sevdikleri ile birlikte, tatlı şeker gibi bir bayram diliyorum !

Ağzınızın tadı eksik olmasın!

Afiyetle kalın,





LinkWithin

Related Posts with Thumbnails