25 Kasım 2016 Cuma

MUZLU KAKAOLU KEK

muzlu çikolatalı kek




Islak kekin tarifini verecektim bu geldi :) Dün akşam taze taze pişirince heme de tarifi yazmak istedim. Elim hazır klavyeye alışmış bunu ertelemek olmazdı.
Büyük oğlum Aras'ın yemek ile doğduğundan beri pek hoş değil, okuyanlar hatırlayacaktır. Aras şimdi Hazırlık sınıfına gidiyor. Tıpkı pedagog desteği aldığımız o dönemde duyduğumuz üzere, büyüdükçe aşacak evresini tecrübe ediyoruz aslında. Eskiden hiç tadına bakmadığı nice şeyi şimdi kendisi merak eder duruma geldi. Örneğin geçen hafta ilk kez patates kızarmasının tadına bakmış ve elbette her aklı başında insan gibi tadını beğenmiş :) Aras'a birileri bir şey ikram ettiğinde "yemem" dediğinde onu klasik bir yemekseçer olarak adleden toplum insanımız, onun yemekten korktuğunu ve hayatında örneğin hiç ekmek, makarna, kek gibi çocukların çok severek tükettikleri şeyleri yemediğini duyunca doğal olarak şaşırır. Evet Aras hayatında hiç çikolatalı pasta bile yemedi :) Ama çikolata seviyor, belli markalarınkini. Bu keki onun sınıfında bugün öğretmenleri için yapacakları partiye götürdün diye pişirdim. Beraber yemek yapmayı seviyoruz. Karıştırmak, malzeme eklemek, hamur mıncıklamak en sevdiği şeyler. Paylaşmak için güzel bir yöntem oluyor bizim için de..


Bu keki hazırlamamız yaklaşık 10 dk sürdü. Yaklaşık olarak pişmesi ile beraber 40 dk da hazırdı diyebilirim. Elinizin altındaki malzemeler ile yapıldığı için son derece pratik.


Malzemeler:
  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 adet büyük boy olgunlaşmış muz
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 3 yemek kaşığı tepeleme kakao
  • 2 su bardağı un (yavaş yavaş dökün, ilave alabilecek durumdaysa harcınız biraz daha eklemeniz gerekebilir, muz vve yumurtaların büyüklüğüne göre değişecektir)
Yapılışı:


  1. Yumurta ve şekeri koyu bir krema kıvamına gelene kadar iyice çırpıyoruz.
  2. Kıvama gelince süt ve yağı ekliyoruz.
  3. Muzu çatalla ezip katıyoruz.
  4. Kabartma tozu ve kakaoyu da ekleyerek bir kaç sefer çırparak malzemeleri birleştiriyoruz.
  5. Son olarak koyu boza kıvamına gelene kadar un ilave ederek yine çırpıyoruz.
  6. Kek kalıbımızı margarin ile yağlıyoruz.
  7. Fırınımızı 180 dereceye getirip ısıtıyoruz.
  8. Harcımızı yağladığımız kalıba döküp fırına veriyoruz.
  9. 20 dk fırını hiç açmıyoruz, kabarma işlemi gerçekleşip üst tarafın kabuk tutmaya başladığını farkedince fırını açıp kürdan ile içinin pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz.
  10. Pişen keki fırından alıp ılınınca kalıbı ters çevirerek servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

24 Kasım 2016 Perşembe

YENİDEN BİR ÇAY DAVETİ VE GÜNCELLEMELER

Çay daveti


Merhaba Ben Müge :) Tanışıyor muyuz :)


Nisan'dan beri blogumu update etmediğimi bugün bir ajanstan aradıklarında hatırladım :( Sağolsunlar bana bu hatırlatmayı yaptılar..


"Müge Hanım sanırım artık blog yazmıyorsunuz"


"Şey ...evet ..aslında... kem..küm"


Tam olarak yaptığım buydu doğru.


Bakın şimdi hiç mazeret üretmeyeceğim, boş vaatlerde de bulunmayacağım. Direk konuya giriyorum.
Çocuklarım vardı hatırlarsanız :) Onlar büyüyorlar. Aras 5,5 oldu bile. Okula gitmeye devam ediyor. Poyraz deseniz taammm 20 aylık artık. Anne-baba-mama-hacı (teyzeme taktığımız isim) gibi kelimeler sarfediyor. Tırmanıyor, koşuyor, gülüyor, ağlıyor, hala emzik emiyor, biberondan süt içiyor :) Ama pek cabbar, abisine sürekli kafa tutuyor ama onu öpmeden de edemiyor.


Ben, ben mi? İş değiştirdim. Ağustos ayında yine bir lojistik firmasına geçtim. Bildiğiniz çalışan anne durumunda devam yani..


Evde durumlar, iki çocuklu her ailede olduğu gibi, karışık, dağınık, olağan ve sıradan :)


Oğlum oyuncaklarını topla, yavrum hadi yemeğe, bebeğim in o koltuktan düşeceksin şeklinde devam eden muhabbetler.. bildiğiniz anne klasikleri işte :)


Geçenlerde uzuuunnn bir aradan sonra (takribi 6 ay) evimize misafir geldi. Düşünün gidip heyecanla halı falan aldım mutfağa, o derece motive etti beni bu misafir durumu :)


Önce annemle aşure yapmayı düşündük ama o hasta olunca ben yine klasik menülerimden biriyle mutfakta buldum kendimi. Ahhh bir iyi geldi görmeniz lazımdı beni..


Bu çay daveti yaklaşık 10 kişilikti. Katılımcıların yaş ortalaması 45 civarındaydı. Klasik bir çizgi ile seçtim menüyü. Damak zevklerine, sağlık dengelerine özenerek :)


Paşa Böreği bildiğiniz üzere özellikle annemin demirbaş listesinde en tepede. Menünün bel kemiği yani doyurucu görevi ona verildi.
İkinci tuzlu olarak da yeni bir tarif denedim, onu size yazacağım. Tuzlu minik kurabiyelerden yaptım.
Üç tane salata ile menümü destekledim.
Tavuklu Salata
Kısır ve Nohut Salatası
Tatlı olarak ise kakaolu ıslak kek (tarifini yazacağım) ve Muzlu Magnolia (tarifini yazacağım) yaptım.


Menü oldukça dengeli ve doyurucu oldu. Üstelik de yapım aşamaları kolay ve yorucu değildi. Sizler de çay daveti menülerinizde bu alternatifleri değerlendirebilirsiniz.


Islak kek bir sonraki post'da gelecek..


Afiyetle & sağlıkla,





29 Nisan 2016 Cuma

HAZIR YUFKADAN ÇITIR ÇITIR KOL BÖREĞİ

Peynirli Kol Böreği

Kıyır kıyır bir börek tarifi, üstelik de çok ama çok kolay.. Peynirli ve patatesli olarak denedim her ikisinde de sonuç harika oldu. Şimdi yağ karşıtı okuyucum varsa kızacak :) biliyorum ama ne yapayım bu benim gerçeğim :) "yağı bol ya ondan çok lezzetli oluyor" diyeceğim :)

Malzemeler: (bir büyük fırın tepsisini doldurmak için - yaklaşık 50 dilim oluyor)
  • 5 adet yufka
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı su
  • 1 kase un
  • 200 gr tereyağ
  • Tepsiyi yağlamak için sıvıyağ
iç malzeme: peynir, maydanoz ya da haşlanmış patates .. iç malzemede özgürsünüz :)

Yapılışı :
  1. Fırın tepsisini sıvıyağ ile iyice yağlıyoruz.
  2. 1 subardağı sıvıyağ ve 1 su bardağı suyu bir kasede karıştırıyoruz.
  3. Birinci yufkayı açıp her yerine yağlı su sürüyoruz. 
  4. Bir çay süzgeci yardımı ile bir yemek kaşığı unu yufkanın üstüne serpiyoruz.
  5. Yufkayı ortadan ikiye katlayıp üst tarafına da yağlı su seriyoruz.
  6. Aynı şekilde yine un serpiyoruz.
  7. Tezgahta yarım ay şeklindeki yağlanmış yufkanın düz kısmına boylu boyunca iç malzemeden koyup yufkanın yarısına gelene kadar sıkı bir rulo yapıyoruz. 
  8. Yarıya gelince boydan bir bıçakla kesiyoruz.
  9. Yine malzeme döşeyip aynı şekilde kalan diğer yarıyı da sıkı şekilde sarıyoruz.
  10. Bu sardığımız yufkaları ister tepsiye kol böreği gibi sararak, ister de uzun dilimler halinde diziyoruz.
  11. Tereyağını ocakta yakmadan eritiyoruz.
  12. Bütün yufkalara aynı işlemi yapıp tepsiyi doldurduktan sonra tereyağını her yerlerine bolca sürerek 200 derecede ısıtılmış fırına vererek böreği pişiriyoruz.
Üzerine tereyağdan sonra isterseniz susam ya da çörekotu serpebilirsiniz.

Afiyetle & sağlıkla,

26 Nisan 2016 Salı

ROKALI BAKLİYAT SALATASI

Bakliyat Salatası

Yemyeşil, taptaze, mis gibi bir salata tarifi vereceğim bugün sizlere..

Çok doyurucu, misafirlerinizin keyifle yiyeceği bir salata..

Aslında tarifi anonim.. Hani türküler vardır ya anonimdir yani derleme.. işte o hesap.. Bizim Moda'da hep gittiğimiz bir kafe var adı "Tatlı Köşemiz" Oraya ne zaman gitsek hep her zamankinden deyince bir bu salata gelir önümüze bir de mis gibi ev yapımı çavdar ekmeğine yapılmış, ızgara sebzeli, cheddar peynirli bir tost. Tabii salata bu kadar büyük bir porsiyon değil, minik bir tabak ama tek kişi için gayet yeterli. Tostu ise paylaşıyoruz çünkü yarısı bu salataya katık etmeye yetiyor da artıyor bile .. 
Benden alışık değilsiniz biliyorum öyle salata methetmelere.. evet dışarıda pek salata yemem ama bu yediğim salata karnımı doyuruyor :) yani midem bız bız ötmüyor, cüzdanım da ağlamıyor 5 liralık marula dünyanın parasını vermediğim için :)

Bakın hep diyorum mutfak acemisi arkadaşlarıma, haşlayın şu bakliyatı bir seferde bol bol atıverin buzluğunuza bazen çorba oluverir bazen de işte salata :) 

Malzemeler:
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1 su bardağı haşlanmış maş fasulyesi
  • 1 su bardağı haşlanmış buğday
  • 1 adet portakal 
  • 1 adet avokado
  • 1 su bardağı iri dövülmüş ceviz içi
  • 20-25 adet kornişon turşu
  • 2 bağ roka
  • 1 çay bardağı zeytinyağ 
  • 1/2 çay bardağı portakal suyu
  • 2 yemek kaşığı nar ekşisi
  • tuz

Yapılışı :
  1. Portakalın kabuklarını soyup beyaz ince kabuklarını da bıçak yardımı ile traşlıyoruz. Suyunu çok çıkarmadan (yani çok hırpalamadan) portakalı küp küp doğruyoruz.
  2. Avokadoyu da soyup (soyma yöntemini bilmiyorsanız burada anlatıyor) küp küp doğruyoruz . 
  3. Rokaları iyice yıkayıp iri iri doğruyoruz.
  4. Turşuları da ufak ufak doğruyoruz.
  5. Tüm bakliyatı, meyveleri, cevizi, rokayı, turşuları bir kasede karıştırıyoruz.
  6. Bir kavanozun içine yağ, portakal suyu, nar ekşisi ve tuz koyup iyice çalkalıyoruz. Bu sosu salatanın üzerine döküp servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

17 Mart 2016 Perşembe

KAYGIYA İTİLEN BİZ


Söyleyecek çok şey, yazacak bir sürü cümle var aslında. Ama yazmalı mı, söylemeli mi bilemiyorum artık. Korkudan değil, kaygının damarlarımıza işlemesinden kaçınmaktan sadece.. Kaygılı, korkan, endişe ile panikleyen bir hal alıyoruz.. Maalesef birileri elinde gözükmeyen enjektörlerle damarlarımıza, ruhumuza korkuyu ve kaygıyı pompalayıp duruyor. Ülkemin geldiği duruma kayıtsız kalmak değil ama evlatlarımın içinde olduğu ortamı kaygı ile yaşamalarını istemeyişim belki de beni susturuyor. Bugün iş yerimde olası durumlarda hareket planımızı gözden geçirdik. Gözden geçirirken resmettiğimiz, canlandırdığımız durumları konuşmamız bile beni ürküttü. Kaygımız, alternatif üretmedeki becerimizi öylesine beslemiş ki, her durumu düşündük ve ihtimalleri değerlendirmede çok yaratıcı oluverdik. Uzaklarda, filmlerde, manşetlerde olan korku ve kaos ortamları burnumuzun dibinde artık. Ve bunu kanıksamamız an meselesi..Birilerinin kuklası gibi idare ediliyor olmak bu olsa gerek.Ne üzücü.. 

Allah hepimizi, evlatlarımızı, vatanımızı, sevdiklerimizi korusun ..

Tek temennimiz barış ve huzur olsun !

Afiyetle & sağlıkla,

8 Mart 2016 Salı

TAVUKLU TALAŞ BÖREĞİ ve MÜGE'NİN HAFTA SONU EYLEMLERİ

Tavuklu Talaş Böreği

Eskiden yani bundan 5 yıl önce bu blog sadece yemek blogu değildi.. Yemek zaten bahaneydi, içimi dökmekti, gördüklerimi yazmaktı niyetim.. Sonra çoluk çocuk .. yemek yine bahane oldu, çocuklu anne yazıları serpiştirdik ortalığa.. 

Uzun zamandır hafta sonları aynı .. kalk, yedir, giydir, parka git, oyuncakçıda gezin :) 3-5 liralık bir ödüle ikna et, eve dön, yıka, yedir, yatır modu :)

Bu ara uykusuzluktan ölsem de yatmıyorum erkenden. Eskiden çok sevdiğim bir şeyi yapıyorum, çünkü onu oturarak yorulmadan yapabiliyorum, sadece az uyuyorum o da şu anda beni çok zorlamıyor.. Film izliyorum yine.. Hani şu eskiden günde 3-5 film izlediğim günler geliyor aklıma. Ohhh bir de açılır koltuğum vardı, sonra kırıldı atmak zorunda kaldım. Yeniden almalıyım ondan evet .. dur bunu da not edeyim :)

Haftada 2-3 film seyrediyorum bu aralar..

Bu hafta izlediklerim ...

Waitress : Tabii ki turta meselesi benim ilgimi çeken kısmı oldu.. Bir kadının kendine olan inancı, kendine biçtiği hayatı konu alıyor. İzlenilebilir.
The Dressmaker : Ben karanlık filmleri sevmem, sahneleri hep karanlıktı.. içim sıkıldı.
Coco avent Chanel: Daha önce de seyrettiğim ve çok ama çok beğendiğim bir film.Bir Marka nasıl doğar, bir insan nasıl vizyoner bir bakışla adımlar atar bunu seyretmekten çok keyif aldım, tavsiye ederim.

Filmlerin dışında pazar günü de bizim okulun Okul Aile Birliği üyelerinin biletlerini organize ettiği bir konsere katıldık ailecek. Poyriş bile geldi konsere ve de ellerini havada sallaya sallaya dinledi enstrümanların ahenginin ortaya çıkardığı muhteşem sesleri.. Taa ki bol davullu bir ana kadar :) 11 aylık bebek için yerinde bir tepki ile sıçradı minnoş her davulun gümbürtüsünde..Barış İçin Müzik orkestrasının muhteşem bir konserini izleme fırsatını yakalamış olduk. Konserin başında nasıl kurulduklarını, yıllar geçtikçe nasıl köklendiklerini, neler başardıklarını izlediğimiz tanıtım filminde o kadar duygulandım ki size anlatamam. O köşe bucak okullarda öylece kalakalmış çocuklara dokunan o sihirli değnekleri olan insanları ayakta alkışlıyorum. 1 saat nasıl geçti anlamadık, konserin sonunda tüm orkestranın büyük coşku ile çaldığı "oynaya oynaya gelin çocuklar "... lalalalla llaaaaa hepimizin coşkusunu katladı.. İçimiz sevgi ile doldu sanki.. Yani en azından ben öyle hissettim :)

Gelelim asıl mevzumuza ... 

Bu börek, elde şekil alamayan bir milföy hamurunun sebebi ile muffin kalıbında pişirildi, ama iyi ki de şekil almamış :) Pek sevdim tipini .. İçine ne koyarsanız olur, ben tavuklu iç hazırladım, siz kıymalı yapın, kuşbaşı et koyun.. Hepsi olur.. Hiç biri olmasa peynir maydanoz koyun :) Mutfaktaki sınırınız hayal gücünüz ve malzemeniz kadar, asla unutmayın :)

Malzemeler:
  • 4 adet tavuk kalça (kuşbaşı doğranacak, yağlı kısmı olduğu için daha lezzetli oluyor)
  • 1 su bardağı konserve bezelye ya da haşlanmış bezelye
  • 1 adet kuru soğan
  • tuz-karabiber-kırmızı biber
  • sıcak su
  • 3 yemek kaşığı sıvı yağ (ben zeytinyağ kullandım)
  • 10 adet milföy hamuru (kare)
  • 1 yumurta sarısı
  • çörek otu
  • yağlamak için margarin / tereyağ
Yapılışı:
  1. Soğanı ufak ufak yemeklik şekilde doğruyoruz.
  2. Bir tavaya sıvı yağı koyup soğanları pembeleşinceye kadar kavuruyoruz.
  3. Daha sonra tavukları ekleyip, tavukları iyice soteliyoruz.
  4. Tavuklar kızarınca bezelyeleri katıyoruz, üzerine bir iki yemek kaşığı sıcak su koyup kapağını kapatarak birlikte 3-4 dk kadar pişiriyoruz.
  5. Tuz-karabiber-kırmızı biber ile tatlandırıp iç malzememizin pişim aşamasını sonlandırıyoruz.
  6. Muffin kalıbımızın bölmelerini margarin ya da tereyağ ile iyice yağlıyoruz. (sıvı yağ ile yağlarsanız yapışabilir)
  7. Milföy hamurundan bir kare alıp bölmelerden birinin içine yerleştirip, tavuklu harçtan bir kaşık içine koyup üzerini yana sarkan hamurlarla bohçe gibi kapatıyoruz. 
  8. Tüm hamurlar bitene kadar bunu tekrarlıyoruz. 
  9. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp çörek otu serpiyoruz.
  10. 200 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle & sağlıkla



3 Mart 2016 Perşembe

YEŞİL FISTIKLI KURABİYE

Fıstıklı Kurabiye

Annem fıstıklı ne olsa çok sever.. Yeşil gördü mü dayanamaz. Hele dondurmada en favorisi fıstıklıdır. Ben ise fıstık konusunda biraz çekimserim sanırım. Tamam kabuklu halini şöyle çat çut kıra kıra severim ama genele vurursak ceviz mi fıstık mı kazanır benim gastrosevdamda sanırım ceviz, kesinlikle ceviz kazanır. Haaa katmeri tenzi ediyorum :) bu arada.

Menü belirlerken genellikle 2 tuzlu, 3 salata, 2 tatlı gibi bir denge ile seçerim çeşitleri. Elbette şimdi artık daha az çeşit yapma modası var, çoğunlukla da hazır almak zorunda kalınıyor yoğun çalışıyor olmaktan ötürü. Ancak benim hep bir tezim vardır, evde malzeme varsa pastaneye gitmekten daha kısa sürer evde yapması diye, işte yine bu teze uygun bir tarif :)

Masama kattığı rengi çok sevdim, tadını da elbette.. Ama esas olan fıstıksever annemin çok sevmesiydi, o da geçer notu bol bol yiyerek verdi :) sağolsun..

Buyrun tarifi...

Malzemeler:

  • 1 paket margarin (ben teremyağ kullandım) (tereyağ kullanacaksanız, un miktarını iyi ayarladığınıza dikkat edin, margarindeki su oranı ile tereyağdaki aynı olmuyor)
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 su bardağı toz yeşil fıstık
  • Yaklaşık 3 su bardağı un (birden ilave edilmemeli, kulak memesi kıvamında ele yapışmayan kolay şekil alan bir hamur olmalı, az gelirse biraz daha fazla un kullanılabilir)
Üzeri için ;
  • 2 yemek kaşığı pudra şekeri
  • 1 çay bardağı toz fıstık
Yapılışı:
  1. Hamuru için tüm malzemeleri, un hariç bir kaba alıp, yavaş yavaş un ekleyerek kurabiye hamurumuzu yoğuruyoruz.
  2. Fırın tepsisine yağlı kağıt serip, fırını 180 derecede ısıtıyoruz.
  3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarlayarak tepsiye diziyoruz.
  4. Yaklaşık 15 dk üzeri pembe bir renk oluncaya kadar pişiriyoruz.
  5. Pudra şekeri ve fıstığı bir tabakta karıştırıyoruz.
  6. Kurabiyeleri bu karışıma bulayıp servis tabağına alıyor  üzerlerine de bir çimdik daha karışımdan koyup servise hazır hale getiriyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

1 Mart 2016 Salı

NARLI MISIRLI TABULE

Narlı Mısırlı Tabule

Aslında daha önce burada bir tabule tarifi paylaşmıştım. Cumartesi gelen misafirlerim için menü oluştururken web de gezindiğimde Arda'nın Mutfağı'nda görünce "katıldığım etkinlik sonrasında hiç evde yapmadım bunu, hadi bu sefer de bu olsun" dedim ve yazdım malzemelerini alışveriş listeme.
Yapımı kısırla kıyaslandığında son derece pratik.Tadı kısıra benzemiyor yani kısırın da yeri elbette ayrı. Daha yeşillik ağırlıklı bir salata, ferah bir tadı var.
Deneyip yorumlarınızı iletirseniz beni çok mutlu edersiniz.

Malzemeler: (6-8 kişilik)
  • 2 su bardağı bulgur
  • 2,5 su bardağı kaynamış sıcak su
  • 1 adet narın taneleri
  • 1 ufak kutu konserve mısır
  • 6-7 adet taze soğan 
  • 2 bağ maydanoz
  • 1/2 bağ dereotu
  • 1 adet kırmızı kambo biber
  • 1 adet limon
  • 3 yemek kaşığı koruk ekşisi (bu evde vardı, siz ilaveten yarım limon daha kullanabilirsiniz ya da nar ekşisi dökebilirsiniz, şart değil)
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ (daha az ya da daha çok kullanabilirsiniz)
  • tuz
Yapılışı :

  1. Bulguru bir kaba koyup, üzerine sıcak suyu döküp bir kapak ile kapatıp demlenmeye bırakıyoruz.
  2. Tüm yeşillikleri ve kırmızı biberi ufak ufak ince şekilde doğruyoruz.
  3. Demlenen ve şişen bulgurun üzerine limon suyu, koruk ekşisi, zeytinyağ ve tuz ilave edip tadını tuzunu iyice ayarlayıp bulgura iyice yediriyoruz.
  4. Bulguru yeşilliklerle nar ve mısırı da ilave ederek karıştırıp servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

29 Şubat 2016 Pazartesi

İLKBAHARI MÜJDELEYEN BİR ÇAY DAVETİ SOFRASI OLSUN İSTEDİM

Sümbül Temalı Çay Daveti Sofrası

Evet tam olarak yapmak istediğim buydu. Bahar koksun .. istemiştim.

Kışın kasveti üzerimizde hala ağırlığını hissettiriyorken, çiçekçilerin yeni yeni satmaya başladığı mor,pembe salkım sümbüller bana ilham vermişti.

Bu ilhamın Madame Coco'da karşıma çıkan peçetelerle de uyumu, sadece vazoyu dolduracak çiçeğe bırakmıştı işimi.

Buz grisi masa örtüm, Duygum çeyiz hazırlığı yaparken özenip kendime hediye diye aldığım pembe nakış işlemeli Paşabahçe çay tabaklarım ve yine yeniden :) beyaz tabaklarımla tam da istediğim bir sonuç çıkıverdi ortaya.

Çok mu uğraşmıştım bunun için hayır .. Peki misafirlerim sofrayı gördüklerinde kendilerini özel ve değerli hissettiler mi , kesinlikle EVET..

Hep söylediğim gibi, sadece küçücük bir dokunuş size ve çevrenizdekilere mutluluk verecek bir sofra kurmanız için yeter de artar bile ..

Sümbül Temalı Çay Daveti

Menüdekilerin tarifleri hemen bir sonraki postta gelmeye başlayacak. Yaşasın yazacak tarif var, hislerimi anlatmam mümkün değil, çok mutluyum :)

* Peynirli rulo börek (bu böreğe bayılacaksınız eminim)
* Tavuklu talaş böreği (muffin kalıbında pişirdim, şeklini çok sevdim)
* Tabule
* Bakliyat Salatası (bu favorimdi diyebilirim, en kısa zamanda denemelisiniz)
* Katlı patates salatası (üstünde yok yok, annemin özel tarifi)
* Fıstıklı kurabiye
* Magnolia taklidi yapan çilekli tatlı  (klasik tarife bir kaç ufak dokunuş oldu)

Detaylar sonra ...

Afiyetle & sağlıkla,

22 Şubat 2016 Pazartesi

ARAS İLE LEGOLAND GEZİMİZ

Sömestr tatilinde Aras ile yapmak istediğim bir ziyaretti Legoland'e gitmek. Evde erkek çocuğu varsa lego ile tanışmanız çok uzun sürmüyor malum. Biz de bir çok erkek çocuğu gibi lego  yapmaktan,takıp sökmekten keyif alanlardanız. Hal böyle olunca sömestr tatilinde iyi bir alternatifti Legolande gitmek. Elbette yanınızdaki eküri de bu konuda iyi bir motivasyon unsuru olunca değmeyin keyfimize. 

Legoland'e gitme planımızı en sevdiğimiz ile yapınca duble keyifli oldu. Demir ve Aras ile metro, marmaray yolculukları süresince bizi nasıl bir ortamın beklediğini konuştuk ve çok heyecanlandık. 

Bayrampaşa Forum İstanbul'un içinde Legoland. Anadolu yakasından giderken Marmaray'dan Yenikapı'da inip Atatürk Havalimanı'na giden metroya binmeniz Forum istanbul durağında inmeniz yeterli. Son derece pratik bir seyahat oldu bizim için.

Saat 11:30 a geliyordu gittiğimizde ve sanırım 3 saate yakın içeride kaldık, ne mi yaptık, bol bol lego oynadık :)


Dünyanın ve Türkiye'nin önemli fenomen yapılarının lego ile yapılmış halleri bizi dahi etkiledi diyebilirim. Çocukların içine girdiği bu tüp çok keyifliydi, birden bire Haydarpaşa'dan kafaları çıktı sanki :)





Camiler, Taç Mahal, Özgürlük Anıtı, Eyfel Kulesi daha bir çok yapının lego ile can bulmuş hali.. Görmeye değer diyebilirim..

Sonrasında geldik işin özüne..

Kocaman lego havuzlarının olduğu alana.. Binlerce parça lego ve sınırsız oyun zamanı.. Neler neler yapılır artık siz düşünün..

Haaa işin zor kısmı lazım olan parçayı bulmak :) Eğer bir beyaz kare lazımsa işte orada zahmet başlıyor :) Bu işin annelere düşen en zorlayıcı kısmı da bu sanırım.



Ama en sevdiğimiz oyuncakların arasında geçirdiğimiz bu gün hafızamızda çok olumlu izler bıraktı diyebilirim.. Bu arada Legoland'e yıllık üyelik de yaptırmak mümkün.. Gidebilene, götürebilene süper bir fırsat bence..






10 Şubat 2016 Çarşamba

SINIRSIZ AMA SİNİRLİ ÇOCUKLAR


Hani biz modern anneler çocuklarımıza sınır koymaMA üzerine bir eğilim içindeyiz ya .. ki bu benim hayli kafamı karıştıran bir durum.. Biz neden çocuklarımıza SINIR koymuyoruz? SINIR nedir ? Kötü - kaka bir şey mi ki bu SINIR denen şey.. ?
Halbuki bir çok çocuk aklından-ruhundan-kalbinden anlayan profesyonel de demiyor mu ki, çocukların somut-soyut kavram ayrımı yapabilme yetisi yoktur, sınırları siz belirlemelisiniz ki kendini güvende hissetsin ki kaygıları olmasın.. Eee peki nerede şimdi bu SINIR denen şey?
DUR-YAPMA-ETME komutlarını alırken mi kendisine SINIR konuluyor ?
Sınır koymak ne demek ? Ben başkasının evinde buzdolabını gelişigüzel açıp içinde ne olduğuna bakmasının doğru bir davranış olmadığını anlattığım için sınır mı koyuyorum acaba? Kendisi dahil 5 kişinin ortak yaşadığı evimizde duvarları-sandalyeleri-masaları boyatmadığım ve önüne resim kağıdı-tahta-boyama kitabı-boyanabilecek bilumum alternatif malzeme koyduğumda mı sınırlamış oluyorum..?
Gerçekten kafam çok karışık!?
Haaa... Bir de SINIRLI olmayan ama nedense SİNİRLİ bu çocukların asabiyesinin nedenini de merak eder durumdayım ?
Siniri ile annesini babasını kahrederken bunu bir silaha dönüştüren bir çocuğun acaba eksiği hakikaten SINIR mı?
Hal böyleyken SINIR ve SİNİR meseleleri bende karıştı gitti..
Sorular soruları doğuruyor.. Ben bilemedim, sizin fikriniz ne merak ettim ?

8 Şubat 2016 Pazartesi

KIYMALI RULO ÇÖREK


IMG_1301


Bu çörek bana 10. yaş günümü hatırlatır hep.Annem misafirlere ikram etmeyi unutmuştu. Akşam herkes gidince oturup afiyetle yediğimizi anımsarım hep. 
Sonuçta sadece misafir olunca yapılırdı bazı şeyler .. Eee pastaneden almak da lükstü.. Yani anlayacağınız bu çörek çocukluğum kokar .. Burnumu sızlatır...
Aslında buna benzer bir ikramı her türlü poğaça malzemesi ile yapmak mümkün.. Ama kalın bir hamur olursa içinin pişmemesi durumu söz konusu olabilir. Ben annemin poğaça hamuru ile yaptım bu rulo çöreği. İç malzemesi olarak da kıyma ve küp doğranmış patatesi kullandım.
Hele ki pratik, hızla hazırlamanız gereken bir şey arıyorsanız bence bu tip tepside bir seferde hazırlayabileceğiniz ikramlar vazgeçilmez olacaktır. Kırk poğaça yuvarlamaktansa koy tepsiye pişir dilimle servis et modeli çok daha hızlı :)

Malzemeler:


  • 2 yumurta (bir tanesinin sarısı üzeri için)
  • 2 tepeleme yemek kaşığı yoğurt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı (silme) tuz
  • aldığı kadar un
  • 1 su bardağı sıvıyağ

  • İç Malzemeler:
    • 200 gr kıyma
    • 2 adet patates
    • 1 adet büyük boy soğan
    • 1,5 çay kaşığı karabiber
    • 1 tatlı kaşığı tuz (tuzunu zevkinize göre ayarlamalısınız)
    • 1,5 çay kaşığı pul biber
    • 3 yemek kaşığı sıvıyağ
    Üzerine susam/çörekotu

    Yapılışı :

    1. Ele yapışmayan bir hamur yoğuruyoruz önce tüm malzemelerle. Yağlı ama ele yağışmayan bir hamur olması gerekiyor.
    2. İç malzemeyi hazırlamak için soğanı yemeklik doğrayıp sıvı yağda kavuruyoruz. 
    3. Kavrulan soğana kıymayı da ekleyip kıymanın rengi dönene kadar pişiriyoruz.
    4. Patatesleri ufak küpler halinde doğrayıp kıymaya ekliyor, bir müddet de patates ile kıymayı birlikte pişiriyoruz.
    5. Tuz ve baharatlarını ekleyip ocağı kapatıyoruz. (patates tam pişmemiş olacak, çörek pişerken hamur olmasın diye)
    6. Hamurumuzu yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisinde elimizle dikdörtgen şekilde açıyoruz. Ortasına kıymalı harcımızı koyup kalın bir rulo şeklinde sarıyoruz.
    7. Fırını 180 derecede ısıtıyoruz.
    8. Rulonun üzerine yumurta sarısını sürüp varsa üzerine çörek otu/susam serpip ısınmış olan fırına veriyoruz.
    9. Kızarana kadar pişiriyoruz. İçinin pişip pişmediğini kontrol ederek fırından alıyoruz.
    Afiyetle & sağlıkla,

    4 Şubat 2016 Perşembe

    YAPTIKLARIM,YAPMADIKLARIM VE YAPAMADIKLARIM

    5 yıllık bir değerlendirme raporu isteseler ancak bu olurdu sanırım..
    İşte Aras'ın ve benim 5 yıllık serüvenimizin değerlendirmesi.. Vallahi okurken çok güldüm.. Sinem'in benimle 5 yıl önce yaptığı bir röportaj.. Oyuncak istemem demişim :) 

    Buyrun gerçekler !! Mavi ile bugünkü durumu yazdım..


               Kaç yaşında anne oldun ve Aras şuan kaç yaşında?
    34 yaşında anne oldum ve oğlum şu anda 6,5 aylık.
    Aras 2 ay sonra 5'i dolduracak..

    ·        Çalışan bir anne misin yoksa Aras'ı kendin mi büyütüyorsun?
    Nerdeeee.... İstanbul’un bir ucundan bir diğer ucuna gidip gelen çalışan bir anneyim...
    Çok şükür gidip gelmelerden kurtulabildim..

    ·        Erkeklerin askerlik anıları kadınların doğum anıları anlat anlat bitmez, senin doğum hikayen nasıldı?
    Hahahaha... Çok eğlenceliydi. Ben randevulu sezeryancılardanım, fönlü falan gittim hastaneye. Bütün kız arkadaşlarım ve ailemle beraber gittik. Bir anda herkes biryerleri süslemeye başladı, ben kapının balonlarını ve tüllerini asıyordum ki hemşire hanım hadi bakalım işiniz bittiyse sizi ameliyata alıcaz dedi J Ondan sonra bende yusuf yusuf durumu başladı J Yine öyle bir doğum yapmak isterim açıkçası, düğün gibi, çok keyifli bir gündü.

    Vallahi yine öyle bir doğum yaptım cidden.. Poyraz'ı yine fönlü fönlü oda süsleyerek doğurdum 2015'in başında :)


    ·        Bzi anneler doğumdan önce birçok araştırma yapıyoruz, senin başvuru kaynakların nelerdi, dergiler, internet siteleri vs.
    Valla pek araştırma yapan bir kişiliğim yoktur:) Hafta Hafta Hamileliğiniz diye bana hediye edilen bir kitaba baktım sadece..

    Bak bu konuda fikrim sabit kalmış :) 

    ·        Bebek alışverişinde yeni anne adaylarına neler tavsiye edersin?
    Aman derim ... Çocuğunuzun ayına göre almayın, hep bir üst dönem kıyafeti edinin. Tabii aşırı minyon bebişler için uygun olmayabilir ama hakikaten hem çabucak büyüyorlar hem de çocukların kıyafetleri biraz büyük olmalı. Benim oğlum şu anda 9-12 giyiyor mesela çünkü 6-9 dönemi kolları kısa geliyor:)

    Kesinlikle katılıyorum .. Büyük alın büyük!

    ·        Emzik kullandınız mı bu konudaki yaklaşımın ne oldu?
    İlk gece verdik biz emziği hastanede, tabii doktora danışarak. Emzik, 2. Annedir der bir ahpabımız.. O sürekli anneye yapışma durumu başta romantik gelebilir ama sonra biraz yorucu olabiliyor, oğlumda biz yaşamadık bunu. Emzik onu rahatlatıyor ve sakinleştiriyor.

    Aras emziği 1,5 yaşına kadar kullandı, bir gece çöpe atıyoruz dedik ve Tekirdağ'a gittik. O gece sordu durdu, evdeki çöpte kaldı yok yanımızda diye cevap verdik (halbuki bir kriz olursa diye vardı) Garibim sordu sordu bir iki ağladı, uyudu.. Bir daha istemedi..

    ·        Uykuya geçiş yöntemleriniz neler oldu, bu konuda tavsiyelerin olurmu?
    Bu konuda malesef tavsiye veremeyeceğim zira biz (annemle) oğlumu sallanmaya alıştırdık ve şu anda sallanan bir beşikte yatıyor. Kucağımda uyutmama konusuna dikkat ettim, en azından yattığı yerde sallıyoruz ama bir yere gidince mecburen ayak – yastık ikilisi devreye giriyor ve ben bundan pek hoşlandığımı söyleyemem. 9-10 aylık olduğunda bu konuya eğilmeyi planlıyorum, şu anda keyfini sürmesi için bıraktım, doktorum da bu şekilde yönlendirdi beni. Ama oğlumun yatış saati konusunda başarılı olduğumu düşünüyorum, en azından şimdilik. Kırkından sonra hep aynı saatte hep aynı şeyleri yaparak (pijama-iyi geceler öpücüğü vb) onu 20:00-20:30da uyumaya alıştırdım, şimdi hep aynı saatte yatıyoruz.

    9-10 aylıkken uğraştım mı evet .. Ama olmadı.. 2,5 yaşına kadar bir hamakta uyudu.. O hamağı nerelere taşıdım bir bilseniz. Ama Poyraz'ı sallamam diyordum, yine salladım.. Galiba kolayıma geliyor.. Amaann napayım annem beni 9 yaşıma kadar sallamış, uyusun çocuk da önemli olan o :)

    ·        Çocukların yemek seçmesi her annenin sıkıntı yaşadığı bir konudur, Aras'ın yemediği yiyecekler var mı, bunları yedirmede başarılı olduğun cin fikirler varmı?
    Katı gıdaya henüz geçtik biz, çok zor alıştı diyebilirim. Şu anda daha çok tatlı şeyleri sevdiğini söyleyebilirim ama bir genelleme yapmam için çok erken. Ama kişisel görüşüm sevdiği şeyleri, sevmedikleri ile zenginleştirirsek başarılı olabiliriz. Örneğin ıspanağı sadece börekte yiyorsa, bırakın börekte yesin, ıspanak yiyor ya , sonuca bakalım:)

    Zenginleştirmek mi, yemek seçmek mi .. Ben literatürde bir benzerine rastlamadığım bir çocuk annesiymişim o zaman haberim henüz yokmuş :) Sadece sıvı besleniyor Aras hala .. (bakın blender değil, püre değil..Su kadar sıvı)

    Hazır yoğurt mu ev yapımı mı?
    Ahhh keşke dediğim bir şey... Oğlumun süte alerjisi olduğu için henüz keçi dahil hiç bir süt ve süt grubuna dair bir şey veremiyoruz. Ben ev yapımı yapardım ama eğer sokaktaysam, tatildeysem hazırı vermekten de çekinmezdim. Sabit fikirli olmamaktan yanayım. Örneğin öğle vaktinde işim uzar, eve dönemezsem oğluma hemen bir markete girip hazır sebze pürelerinden alıyorum. Çocukları kendimize uydurmalıyız, o zaman keyif aldığımız şeyleri yapmaya devam edebiliriz bence. Ama evdeysem kesinlikle yoğurdumu evde yaparım, böylesi daha özel ve itinalı olacaktır.

    Kafam aynı hala.. evde yapıyorum herşeyi ama dışarıda da olduğu kadar veriyorum..Aras yoğurt yer mi , HAYIR !

    ·        Yuvaya başlama yaşı olarak ne düşünüyorsun, niçin?
    Ben 2 yaşında gittim yuvaya. Eğer evde bakımı konusunda sıkıntı varsa, başlayabilir ama yoksa 3 yaşına kadar evde kalmasında sakınca yok bence. Ancak kesinlikle gitmesi gerektiğine inanıyorum, yuva çocukları farklı oluyor her yönden.

    Aras ve yuva.. Bu benim en çetrefilli anılarımdan biri olarak kalacak.. Evet okul güzel şey.. Ama kesinlikle çocuk hazır olunca..

    ·        Bebekken nesnelere verdiği komik isimler var mıydı?
    Ayy Arascığım neler diyecek bilmiyorum ama Doruk’un mamık’ı vardı:) Tavşandı galiba , mamak da makarna mıydı:)

    Ayabay .. Araba demekti..
    Gakgoz .. Salyangoz
    Çukakakaka .. Çikolata
    Makisik ... Makinist

    2 yaşından itibaren çocuklar her şey hakkında tutturmaya başlıyorlar, bu konudaki tavrın ne oldu, en çok kimin dediği oluyor, çoğu şeye evet demek şımarıklığa yol açar mı?
     Vaouww... Zor soru .... Göreceğiz:)

    Valla hakikaten zor soruymuş hala da zor.. Şunu söyleyeyim o hep kazanıyor.. Çünkü anlamıyor.. Ama ne zaman anlayacağı yaş geliyor.. O zaman kazan-kazan dönemi başlıyor.. Aras şımarık asla değil, ben dur demesini hep bildim. Beni kınayan arkadaşlarım oldu. Ancak terbiye sınırını çocuğuma bildirdim.. Umarım Poyraz'da da bunu yapabilirim. Şımarık çocuğa cidden tahammülüm yok.
      
    ·        Şeker ve çikolata yemesi konusunda hassasiyetin var mı kaç yaşında yemeli?
    Ayyy ben şekeri de çikolatayı da sevmem:) çikolata neyse de şeker yemese iyi olur... Ben ona tatlı tatlı şeyler yaparım hiç üzülmesin:)

    Ne yerse yesin.. yeter ki yesin.. Bazen açlıktan nefesi kokan bir çocuğum var benim.. Yeri geliyor 10 paket çikolata veriyorum eline.. Yemeyen çocuğu olmayan beni anlayamaz.. Bir annenin en hassas noktalarından biri. Ben çocuğumun aç uyumlarına çok şahitlik ettim. Ama artık kabullendim, içi almıyor.. Bir gün geçecek.. Ama can boğazdan gelir lafını çokça tecrübe ettim.. 

    ·        Hatırladıkça çok güldüğünüz bir anınız var mı?
    Şu anda herşeye çok gülüyorum, çok komik mimikleri var. Kaşları sürekli havada ve ne bulsa ağzına hararetli şekilde alıyor.

    Evet ..biraz iğrenç ama .. Kabız olup ağladığı bir gün rahatlaması için fitil yaptım, birden kaka yapmak için sıkınmaya başlayıp bir füze fırlattı.. Cam açıktı nerdeyse dışarı uçacaktı.. Bunu hiç unutmuyorum :)

    ·        Şimdiden ona bir meslek yakıştırıyor musun, hatta istemeden yönlendiriyor musun?
    Annem Aras’ı CEOm benim diye seviyor:) Ben onun ünlü bir şef olmasını isterim J Ben olamadım bari o olsun... ama masa başı bir işe yakıştıramıyorum, böyle seyyah, sanatçı, serüvenci biri olacak gibi geliyor...

    Demişti dersiniz. Mühendis diyorum banko..

    ·        Ona en çok aldığınız oyuncak nedir?
    Şu anda diş kaşıyıcı sanırım:)

    1.500.552 inci arabasını galiba haftasonu almış olabilirim :) (elbette mübalağa ediyorum)

    ·        Gelişimi ve eğitimi için diğer annelere önereceğin oyuncak veya çocuk kitapları varmı?
    Ben çok oyuncak taraftarı değilim, hayal gücünü öldürebiliyor, o yüzden dikkatli seçimler yapılmalı diye düşünüyorum. Örneğin kız çocukların elektrik süpürgesi, bulaşık makinası ... herşeyleri var.. O zaman varmış gibi oyun oynamak gerekmiyor gibi geliyor bana... Varmış gibi oynamak daha eğlenceli değil mi ??? Bilemiyorum, belki yaşarken bu konudaki fikirlerim değişecek ama çabuk tüketilen oyuncaklara kesinlikle karşıyım.

    Bak işte buna çok güldüm.. Oyuncak taraftarı değilmişim.. Peki çocuk ne taraftarı .. O odadaki milyonlarca tren, uçak, araba senin çeyizinden mi geldi canım Mügecim :)
    Ne seviyorsa oynasın.. Benimki bir araba fanatiği.. Ve evimizde ufak çaplı bir araba pazarı kurulabilir :)

    ·        Kaç yaşından itibaren televizyon izlemesine izin verdiniz, hangi programları
    TV’nin çok da korkutulduğu seviyede zararlı olduğuna inanmıyorum, zararlı olan içerik bence. Eğer uygun programlarsa fayda bile sağlıyor. Bence konuşma alameti gösterdikten sonra izletilebilir. Bebekken önüne oturtulup sakinleştirilmesini ise tembellik olarak adlediyorum.

    Hep seyretti, hala da seyrediyor.. Bir gün bana dik üçgen yapalım demişti hiç unutmam.. Umi Zumi takımında görmüş :) Ben de severim TV izlemeyi, beraber izliyoruz. Ama yaşına uygun ve şiddet yanlısı olmayan yayınları.

    ·        Bilgisayar oyunları veya cep telefonu oyunları oynamasına izin veriyor musunuz?
    İzin vermem sanırım... onun yerine üşenmeden parka – arkadaş gruplarına –spora götürürüm... Elimden geldiğince öğrenmemesi için çalışacağım.

    Neye izin vermiyorsun kadın.. Elinden alıp parmağıyla dürtüklediğinde kaç yaşındaydı.. 
    Geç bunları ..
    Bildiğin teknoloji ile yaşıyor çocuklar.

    ·        Sportif faaliyetler konusunda çocuğunuzu nasıl yönlendiriyorsunuz, sence ülkemizde çocuklar için yeteri kadar spor yapma mekanı va rmı?

    Bir spor dalı seçilmeli ve onun üzerine yoğunlaşılmalı ama çocuk isterse... Mekan konusunda şu anda fikrim yok:)

    Yönlendirme girişimim ters tepiyor.. Kendi istemediği sürece hiç bir şeye zorlamam .. Nokta !

    ·        Sanat dallarını sevdirme ve uygulama konusundaki yaklaşımın neler? Bu konuda diğer annelere neler önerirsin?

    Ne olursa olsun, çocuk isterse olsun... Siz veya çevre istiyor ve yapıyor diye yapılmamalı ... Ben umarım böyle yönlendirmeyi düşünüyorum oğlumu...

    Yukarıda cevap verdiğim gibi.. mühim  olan ne yaptığı değil, kendisinin isteyip ne yaptığı ..

    ·        Bir çocuk mu çok çocuk mu?

    İmkanlar dahilinde en az iki... Kardeş mühim şey !
    Canım kuzum Poyrazım var benim artık.. Evet ikiledim .. Sözümü tuttum :)



    3 Şubat 2016 Çarşamba

    POYRAZ'IN DİŞ BUĞDAYINI YAPTIK

    IMG_1229

    İşte bir insanın hayatında önemli bir evre.. Diş ..
    Benim mini mini bebeğimin diş buğday partisini yine abisinde de olduğu gibi sevgili blog dostlarımla yaptık. Aslında henüz dişi çıkmamıştı ama olsun .. :) Maksat eğlence olsun.. Bize parti yapmaya vesile olsun.. Yılbaşını da kutladığımız bu partide diş buğdayını da aradan çıkartınca doğan görünümlü şahin misali bizim de yılbaşı gönümlü diş buğdayı partimiz oluverdi :)

    IMG_1379

    Poyraz'a yedirdiğim hazır meyve kavanozlarını atmamış, biriktirmiştim. Onları kırmızı keçeye sarıp silikon tabancası ile de yeşil çam (plastik) dallarından (gerçek de bulunursa çok şık olur eminim) yapıştırınca yılbaşı ve diş buğdayı bir araya gelmiş oldu :)

    dişbuğdayı

    Haşlanmış nohut, fasulye, buğday, kuru üzüm, dolmalık fıstık, dolmalık üzüm ve konserve mısırı pudra şekeri ile tatlandırarak hazırladığım diş buğdayları tam bir kuru aşure tadındaydı.

    yılbaşı menü

    Menümüz yine her zamanki gibi çok çeşitliydi..

    Avcı böreği (Selen)
    Kısır (Müge H.)
    Rulo poğaça (tarifini vereceğim)
    Tereyağlı tuzlu kurabiyeler (Fadime)
    Çatlak kurabiye (pancar tozu ile kırmızı renklendirilmiş) (Münevver Abla)
    Peynir dolgulu salatalık
    Üç katlı patates salatası (tarifini yazacağım)
    Diş buğdayı pastası (Tabii ki Yasemin teyzemiz yine harika pastalarından bize yaptı.. Bu sefer dişimiz noel baba formatındaydı)

    diş buğdayı pastası

    Poyraz'a yine önüne bir sürü mesleği temsilen eşya koyduk, kendisi metreyi seçti.. Abisi de cetvel seçmişti.. Bu çocuklar galiba mühendislik yolundalar .. bakalım göreceğiz :)

    Afiyetle, sağlıkla

    14 Ocak 2016 Perşembe

    NEDEN AĞLADIĞIMI BİLMİYORUM ANNE DİYEN BİR ÇOCUK VE ANNENİN ÇIĞLIĞI


    Aslında artık tecrübeli sayılıyor olmam lazım. En azından ilk çocuğu 5 yaşına varmış üzerine sil baştan ikinciye dönen bir anne olarak tecrübem oluşmuş olmalı.. Evet, bir çocuğun uykusu mu var, ateşi kaç derece, ne yapmaktan daha çok hoşlanıyor daha net anlıyorum ama hala çözemediğim bir sürü gizli soru var .. Bir çocuk durup dururken, üstelik de kendisine bir hediye alınmışken neden ağlar? sorusu mesela ..

    Aras, 5 yaşına gelmek üzere..Aslında hep dışarıdan bakanların sakin bir çocuk olduğunu varsaydıkları Aras, esasında uykusundan uyandırılan bir aslan gibi birden kükreyiverir..Ve siz ne olduğunuzu anlamadan bir bakarsınız ev birbirine girmiş, Aras tabiri caizse ÇILDIRMIŞ.. Her çocukta öfke nöbeti oluşabilir.Benliğini bulma çabası, ortamda onu rahatsız eden belirsizlikler, duygularını gösterme yolunu bilemeyişi gibi gibi.. bir sürü gerekçesi olabilir. Ama önemli olan bu durumların kontrol edilebiliyor olması ve bu durumlardan çocuğu sağlıklı bir şekilde çıkartmak.
    Bugün buna dair bir deneyimimi paylaşmak istedim sizlerle..

    Dün akşam başım çok ağrıyarak eve giderken aklımda Aras'a yeni bir lego almak ve onu ben baş ağrımla uğraşırken bu yeni lego ile meşgul etmek gibi son derece iyi bir niyet vardı. Gidip ilgisini çekebilecek ufak bir kutu aldım, bir yarış arabası .. Alırken ne kadar heyecanlanacağını düşündüm ve hatta aslında ben de ona yardım edeceğim galiba lego yapmak bana da iyi gelebilir diye geçirdim aklımdan.
    Eve geldiğimde Aras'a büyük bir heyecanla uzattım elimdeki poşeti. Karşımdaki 115 cm lik ufak adamın boynuma sarılmasını beklerken o adam bastı çığlığı ve poşeti fırlattı..
    "Hiç sevmedim, ben bu oyuncaktan istememiştim"
    Kalbim tuz buz oldu sanki.. Hani benim heyecanım ne olmuştu? Neydi bu çığlığın sebebi?
    "Oyuncağı sevmediysen iade ederiz o zaman" dedim ve çantama tıkıştırıverdim.. Evet kırılmıştım..
    Çığlık böğürmeye dönüştü..
    Gözden akan yaşlar, ağızdan gelen sularla karıştı..
    Yerlere atılan vücut debelendi durdu..
    Odasına gitmesini ve sakinleşmesini söyledim..
    Odasına yönlendirdim ve susmadığı sürece kendisini dinlemeyeceğimi bildirdim..
    Odasından gelen ses ... BEN ANNEMİ SEVMİYORUM ! DUYDUNUZ MU! HIHHHHHH
    Tuz buz olan kalbimin üzerinde hunharca zıplıyordu sanki.. Sesini bana duyurma çabası devam ediyor, kapıyı açıp dışarı seslenip BU EVDEN GİT.. SENİ BURADA İSTEMİYORUM diyordu..
    Ben bunun için ne yaptım? Oğlumla yeterince ilgilenmiyor muydum ? Kardeşini mi kıskanıyordu ? Bunun gibi aklımda oluşan bir sürü soru ve gözümden sessizce akan yaşlar ..
    Ama ne yapmadım ...
    * Aras'ı o anda susturmaya çalışmadım
    * Aras'ın ağlarken duyguları inciniyor diye düşünmedim.
    * Bu durumu tekrarlayarak benim ilgimi çekececeğini düşünmemesi için duruma müdahale etmedim.
    SADECE KAYITSIZ KALDIM

    Ve sonunda ne oldu ?

    Aras 1 saate yakın ağladı. Son 15 dakikasını beni görebileceği yerde geçirdi. Ağlarken benimle göz kontağı kurmaya çalıştı ama buna müsaade etmedim. Sonrasında benim onunla bu durumda ilgilenmediğimi görünce .... SUSTU ..

    Susunca ne yaptım ?

    Yanıma gelmek ister misin diye sordum...
    GELDİ ..
    Bana bir şey söylemek ister misin diye sordum..
    ÖZÜR DİLEMEK İSTİYORUM dedi.
    Neden özür dileyeceksin diye sordum.. Kabahatini biliyor mu diye merak ediyordum çünkü..
    ÇÜNKÜ SANA SENİ SEVMİYORUM DEDİM dedi..
    Evet, bu beni çok üzdü ama sen bana ne kadar sevmiyorum desen de beni çok sevdiğini biliyorum diye cevap verdim.
    Başka ? diye sordum
    ÇÜNKÜ SANA BU EVDEN GİT DEDİM dedi..
    Evet, bu da beni çok üzdü ama ben çocuklarımı, ailemi bırakıp bir yere gitmem, burası benim yuvam dedim..
    Başka? diye sordum
    ÇÜNKÜ BANA ALDIĞIN HEDİYEYE KÖTÜ DAVRANDIM, SANA TEŞEKKÜR ETMEDİM dedi..
    İşte GOL ATMIŞTIM ! İşte FARKETMESİNİ sağlamıştım.. Hatalarının üzerini örtmemiş, onu hataları ile yüzleştirmiştim...
    Şimdi bana ne demek istersin dedim..
    BANA HEDİYE ALDIĞIN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM, ONU ÇOK MERAK EDİYORUM, ALABİLİR MİYİM dedi..
    Alabileceğini söyledim.
    Sana sarılmak istiyorum dedim.
    SARILDIK ..
    Başım daha çok ağrıyordu ama onunla oturup 1 saat boyunca lego yaptık ve sonra da sarılarak uyuduk..

    Anne olmak çok zor evet..
    Ama çocuklara iyi birey olmayı öğretmek çok daha zor..
    Onları koruduğunuzu düşünüp yanlış adımlar atmak işten bile değil..

    Bu benim dün yaşadığım bir sınavdı..

    Afiyetle & sağlıkla,






    29 Aralık 2015 Salı

    ZENCEFİLLİ YILBAŞI KURABİYESİ

    zencefilli kurabiye


    Hey gidi heyyyy... Seneler geçmiş.. bak şimdi ... sene 2007 ben bir zencefilli kurabiye tarifi yazmışım buraya.. Okurken gülümsedim, eskiden bloggerlar arasında etkinlikler olurdu, icabet ederdik :)
    Ne muhteşem günlerdi onlar, hep sevgiyle anıyorum. O günler sayesinde benim çok kadim arkadaşım oldu, sağolsunlar.
    Katıldığım etkinlik için yapmışım kurabiyeleri, ya da kurabiyeleri yapıp etkinliğe katılmışım, bilemedim şimdi :) 
    Neyse o tariften sonra dün akşam yeni bir zencefilli tarif tecrübe ettim. Bugün Aras'ın sınıfındaki anne etkinliğinde hep birlikte bu kurabiyeleri süsledik. 4 yaşında 15 çocukla kurabiye süslemek hakikaten çok eğlenceliydi .. Sarı çam ağaçları süsledik, yeşil yıldızlar taktık .. hayaller sonsuz ve kuralsız.. Çocuk olmak ne güzel şey..

    Malzemeler:
    • 250 gr tereyağ (teremyağ-hüner gibi hamurişine uygun margarinler de kullanılabilir)
    • 1 su bardağı pudra şekeri
    • 1 yumurta sarısı
    • 1 çay kaşığı kabartma tozu
    • 1 tatlı kaşığı toz zencefil
    • 1 tatlı kaşığı tarçın
    • 1 yemek kaşığı pekme (üzüm pekmezi kullandım)
    • aldığı kadar un (yaklaşık 4,5 su bardağı aldı)
    Yapılışı:
    1. Oda ısısında yumuşamış tereyağını şeker ve yumurta sarısı ile mikserle çırpıyoruz.
    2. Pekmez ve diğer malzemeleri (un hariç) de ilave ediyoruz.
    3. Unu kademe kademe ilave ederek hamuru toparlamaya başlıyoruz.
    4. Ele yapışmayan ama yumuşak bir hamur olana kadar un ekleyerek yoğuruyoruz.
    5. Kıvamına gelen hamurumuzu bir streç filme sarıp ya da bir buzdolabı poşetine koyup buzdolabında 20-25 dk kadar bekletiyoruz.
    6. Fırın tepsisine yağlı kağıt serip, fırını 170 derecede ısıtıyoruz.
    7. Buzdolabında beklettiğimiz hamuru 4 ya da 5 parçaya ayırıp un serptiğimiz tezgahta merdane ile açıyoruz.(Açarken hamurun üzerine yağlı kağıt koyarsanız pürüzsüz olacaktır.)
    8. Kurabiye kalıbı ya da hiç bir şey yok ise su bardağı ile kesip yağlı kağıt serili fırın tepsisine sıkıştırmadan diziyoruz.
    9. Fırında kenarları kızarana kadar pişiriyoruz.
    Haa bu arada fotoğraftaki yılbaşı temalı taş boyamasını Zeynep'ciğim yapmış, bana gönderdiği o harika hediye paketinden çıkmıştı. Ona buradan yine yeniden kocaman öpücüklerimi gönderiyorum...


    Afiyetle & sağlıkla,

    LinkWithin

    Related Posts with Thumbnails