Sayfalar

29 Aralık 2011 Perşembe

GELENEKSELLEŞEN BLOGGER YILBAŞI PARTİMİZ

Geçtiğimiz sene bu sofra ve insana mutluluk veren bu yılbaşı ortamı çok uzun süre konuşulmuştu.O gün, bu yazıyı yazarken söze nasıl başlayacağımı bilmediğimi belirten bendenizin durumu bugün de pek farklı değil aslında.Her sene daha güzel ve özel bir hale bürünen bu sofraların bir sonrasında varacağı boyutu merak eder hale geldim, onu söyleyebilirim. Üstüne üstlük bu hazırlığın bir sürece dayanması, masanın süslemelerinin günler önce provasının dahi titizlikle yapılıyor olması bu sofrayı benim nezdimde daha da özel kılmaya yetiyor da artıyor bile. Tabii masanın çevresini süsleyen değerli dostlarımın benim kalbimdeki özel yerlerini saymama dahi gerek yok sanırım.
O gün bitip eve döndüğümde kalbimin ve yüzümün tamamını kaplayan bir mutluluk ve kocaman bir mide vardı bana kalan. Elbette harika dekore edilmiş bir sofra, müthiş ayrıntılarla süslenmiş muhteşem bir ev, özenle hazırlanmış nefis yiyecekler ve doyumsuz bir sohbet insanda ne bırakabilir ki...
O güne dair tek üzüntüm, kare kare her ayrıntıyı kaydettiğim fotoğraf makinamın bana yaptığı azizlik neticesinde çektiğim bütün fotoğrafların hafıza kartından silinmiş olması oldu. Neyseki bizde fotoğraf meraklısı çok. Cannes film festivalinde kırmızı halıda salınan aktristler misali önce herkes her ayrıntıyı kaydetmese içim daha beter yanardı.
Evet lafı uzatmayayım.. Gelelim bu muhteşem partinin ev sahibesi canım Selenime...
Onun zevkli olduğunu biliyordum elbette ama bu zevkin derecesini meğer az tahmin ediyormuşum. Masallardan fırlamış gibi sıcacık dekore edilmiş evine girdiğimde gözlerim, kalbim, ruhum kamaştı. Salondaki sofrayı gördüğümde ise nefesim kesildi..
İşte soframız...Ve ayrıntılar..

Her zaman olduğu gibi tatlılar ve tuzlular olmak üzere iki ayrı büfe hazırlamıştı Selen.. Herkes yine elinde ayrı bir lezzet ile gelerek bu büfeleri donattı. Yeniyıl ruhu sadece dekorasyonda sınırlı kalmadı, yiyeceklerimizde de yine geçtiğimiz sene olduğu gibi bu özen hakimdi.




Tuzlu büfesinde;


Esra - Üç Renkli Rulo Börek
Fadime - Zeytinyağlı Dolma
Neslihan - Çam Ağacı Modelli Tavuk Salatası & Körili Buğday Salatası
Selen - Meksika Fasulyesi Salatası & Kuru Köfte Şişleri
Dilek - Otlu Çörek
Ben - Tuzlu Kurabiye




Tatlı Büfesinde;


Pınar - Mini Fındıklı Kurabiye
Münevver Abla - Un Kurabiyesi
Ben - Aşure
Yasemin - Kakaolu Cupcake & Kütük Pasta


Her sene sürprizli olan kütük pastamızın bu seneki sürprizi içinin ortama uygun şekilde kırmızı oluşuydu.


Yine her zaman olduğu gibi herkes bir hediye ile geldi ve Selen'in hazırladığı kutular ile çekilişimizi yaptık.



Her anı, her ayrıntısı, her lezzeti damağımda kalan bu harika gün için tüm dostlarıma teşekkür ediyorum ve bu vesile ile hepinizin yeni yılını şimdiden kutluyorum.

2012 gönlünüzden geçen her şeyi size getirsin dilerim...

Afiyetle & sağlıkla,






26 Aralık 2011 Pazartesi

YILBAŞI TEMALI SOFRALAR AJANDA'DA




Bu sene yapamadım bari yazayım dedim :)
Yılbaşı sofranızda eğlenceli tabaklar için Ajanda'ya bir tık tık...

Afiyetle,

21 Aralık 2011 Çarşamba

AJANDA'DA OLUP BİTENLER



Yeni yıl yaklaşırken planlarınızı şekillendirebileceğiniz, yıl bitmeden gidebileceğiniz, internette dolaşırken okuyabileceğiniz içi dolu, keyifli yazılar yine sizi Ajanda'da bekliyor.

Üstelik sürpriz ödülleri de unutmayalım :)

Tık tık... www.ajandadergi.com

19 Aralık 2011 Pazartesi

BALKABAKLI ÇÖREK

Balkabaklı Çörek



Bravo! Kendi rekorumu itina ile kırmış bulunuyorum. Bu kadar uzun bir ara verdiğim hiç olmamıştı, ne olursa olsun bir şekilde tarif olmasa da iki kelam ederdim ama bu ara yapamadım. İşe de başladıktan sonra artan tempoma hala ne fiziken ne de psikolojikman adapte olmuş değilim. Aslında yemek pişirmesem de hayatımdaki sosyalleşme çabalarımın eseri olarak farklı organizasyonlara katılıyor olsam da yazmaya bir türlü fırsat bulamadım desem yeridir. Neyse kendi kendime kızdım dün gece ve işte bilgisayarımın başındayım, akşam evde iş için bir rapor yaparken, tenefüs yapan çocuklar gibi ben de bloguma gireyim bari dedim :)

Bundan bir ay önce yine blogger dostlarımla rutine dönüşen toplantılarımızdan birini yine Münevver Ablacığımda harika bir kahvaltı sofrası ile yaptık, ben de o kahvaltı sofrasına Balkabaklı Çöreklerimle katıldım. Daha önce Piramit Pasta, Muska Tatlısı ve Turta olarak değerlendirdiğim balkabağını bu sefer bu tarifte denedim ve sonuçtan oldukça da memnun kaldığımı söyleyebilirim.

Malzemeler:


  • 250 gr tereyağ

  • 7 yemek kaşığı toz şeker

  • 1 çay bardağı yoğurt

  • 1 çay bardağı sıvıyağ

  • 1 çay kaşığı karbonat

  • aldığı kadar un (yaklaşık 3-3,5 su bardağı aldı)

iç malzemesi:


  • 1/2 kg balkabağı

  • 1 su bardağı toz şeker

  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi

  • su

Yapılışı:


  1. Balkabaklarını yıkayıp orta büyüklükte dilimleyerek üzerine şekeri ilave ediyoruz. Kabakların üzerine gelecek kadar su ekleyerek yumuşayana kadar pişiriyoruz.

  2. Pişen balkabaklarını (varsa suyunu süzerek) bir çatalla ezerek püre haline getiriyoruz ve ceviz ile karıştırıyoruz.

  3. Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz.

  4. Hamur için gerekli malzemeleri (un hariç) derin bir kaseye koyarak yumuşak ancak ele yapışmayan bir kıvam alana kadar un ilave edip yoğuruyoruz.

  5. Hamuru 30 dk kadar buzdolabında bekletiyoruz.

  6. Pişen hamuru iki parçaya ayırıp her iki parçayı da ayrı ayrı elimizle yada bir merdane yardımı ile tezgahta açıyoruz. (iki aşamada oratalama 30 adet çörek elde edeceksiniz) Ortasına hazırladığımız harcı ayyıp rula şeklinde sarıyoruz ve dilimleyerek yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepisisine diziyoruz.

  7. Fırında pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.

  8. Üzerlerine pudra şekeri serperek servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

24 Kasım 2011 Perşembe

ANILARDA DEĞİL KAŞIKLARDA YAŞASINLAR YAZI DİZİSİ

Evet hala yemek pişirmiyorum :)

Geçen pazar yaptığım domatesli pilavı saymazsak mutfakta Aras'a mama ve sebze çorbası pişirmekten, elma-armut rendelemekten öteye gitmiyor faaliyetlerim...Zaten iğrenç olan İstanbul trafiği, bu sene iyiden iyiye arap saçına dönünce eve gitmem sekizi buluyor ve anneciğimin pişirdiklerini afiyetle tüketiyorum :)

Pişirmiyorum ama yazıyorum :) Ajanda'da hala aktifliğimi korumaya maksimumda özen gösteriyorum.

Dün yayınlanan yazımda ise bir dizi başlatma kararı aldım... Yöresel yemekler dizisi.. İlk olarak çorbalar üzerine bir girişimim oldu. Burada amacım interaktif bir süreç yürütmek. Sizlerin yörelerinize ait lezzetleri derleyip, Ajanda okurları ile paylaşmak.

Siz de yöresel yiyeceklerinizi Ajanda takipçileri ile paylaşmak isterseniz lütfen bana fotoğrafı ile tarifinizi iletin. Tabii kişisel bilgilerinizi de .. (İsim/varsa blog vb)

yemekbahane@gmail.com adresine emaillerinizi bekliyorum.

16 Kasım 2011 Çarşamba

"SÖZ" BENİM.. O SORDU, BEN CEVAP VERDİM




Sinemciğim yenilikçi kişiliği ile yeni bir akım başlattı yine.. Şimdi de annelere soruyor, blogunda yayınlıyor.Bu konudaki ilk konuğu da bugün ben oldum..O sordu ben yazdım, tabii kendi bildiklerimi, doğrularımı ve düşüncelerimi..

Okumak için tık tık ...

15 Kasım 2011 Salı

ÇALIŞAN ANNE KOÇU

calisanannekocu

Evet artık bir anneyim ve çalışan bir anneyim. Çalışan bir anne olarak gün benim için 24 saat olarak gözükse de aslında daha uzun sanki... Ev-iş-eş-çocuk-özel hayat derken kendimi çok kollu bir robot gibi hissediyorum ben de artık, bir çoğunuzun hissettiği gibi.
Çalışan anne koçu web sitesinin kurucusu ve Size Loto Vurdu kitabının yazarı sevgili Nil, bana sitenin yemek sayfasında yazmayı önerdiğinde ise kollarıma bir kol daha eklemekten hiç çekinmedim. Bundan böyle Yemekbahane'de paylaşmakta olduğum tariflerimi, çalışan annelere yönelik menülerle zenginleştirerek www.calisanannekocu.com platformunda, Mutfakta Çalışan Anne Var sayfasında paylaşıyor olacağım.

Bu sitede fayda görebileceğiniz daha bir sürü konu başlığı bulacağınıza eminim...
Bizi takip ederseniz çok sevinirim..

Sevgilerimle,

4 Kasım 2011 Cuma

PORTAKALLI KEK

Portakallı Kek



Evde yapılmış kek.. Benim kalbimi çalmak işte bu kadar kolay ...

Mis gibi portakal kokan bu kek ise, benim direncimi direk kırabilir..

Malzemeler:


  • 1 su bardağı süt

  • 1,5 su bardağı toz şeker

  • 4 yumurta (kek kalıbınız küçükse yumurta adedini azaltmalısınız)

  • 1/2 çay bardağı portakal suyu

  • 2 yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi

  • 1 paket kabartma tozu

  • 1 su bardağı sıvıyağ (mısırözü ya da çiçekyağı kullanılabilir)

  • 2,5 - 3 su bardağı un (kıvamına göre ayarlanmalı)

Yapılışı:


  • Fırını 180 derecede ısıtıyoruz.

  • Kek kalıbımızı margarin ile iyice yağlayarak hazırlıyoruz.

  • Yumurta ve toz şekeri krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz.

  • Daha sonra süt, portakal suyu ve portakal kabuğu rendesini ilave ederek çırpmaya devam ediyoruz Not: Bu aşamada  malzemelerde yazan sıvıyağın da eklenmesi gerekiyor. Tarifte eksiklik olduğu için sonradan ilave edildi. Kusura bakmayın lütfen.

  • Bir kapta un ve kabartma tozunu karıştırıp, elekten geçirerek sıvı karışıma ekliyoruz. Koyu boza kıvamında olan kek harcımızı yağladığımız kek kalıbımıza dökerek fırına veriyoruz.

  • Ortalama 40-45 dk kadar pişirdikten sonra kürdanla ya da bir bıçakla ortasının pişip pişmediğini kontrol ediyoruz ve fırından alıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

31 Ekim 2011 Pazartesi

6 AYLIK TECRÜBELİ ANNE BİLDİRİYOR

Daha dün gibi size çılgınca yaptığım body alışverişlerimi anlatışım :)
Işık hızı ile akan giden zaman bugün sizlerin karşısına beni "6 aylık" bir tecrübe ile çıkarttı bile. Küçük kuzum Aras'ın doğumunun üzerinden günler, haftalar ve hatta mevsimler geçtikten sonra arkama baktığımda ufak ufak yükselen bir kuleye benzetiyorum çıkarımlarımı ve deneyimlerimi.
Annelik ne okumayla, ne dinlemeyle, ne görmeyle edinilir denir ya "yaşamak gerek" deyimi tamamen yerinde diyorum sadece.
Şimdi bugün filmi başa sarsam ne olurdu ;
Hahahahah daha çok mu body alırdım :) Sayısını bilmem o tüketim çılgınlığıma bağlı olarak değişir ama ben...






  • Çocuğun ayına göre kıyafet almazdım. Aras mı büyük bir çocuk bilmiyorum ama hiç ayının kıyafetleri rahat rahat olamadı :( Annemin deyimi ile "kıspet" gibi giydi yavrucak. Zaten kısa olan giyim ömürleri iyice kısaldı. Elde etiketli ürün bile kaldı, tıpkı bir çoğunuzun olduğu gibi. Biz şimdiden 12 ay giyiyoruz :)



  • Bebek arabası alırken başka başka şeylere bakardım ... 5 noktadan kilit, sıfır şekilde yatması, 360 derece dönen tekerlek ... Eee bunlar çoğunda var ... Bakacağım şeyler, açıkken asansörümüze sığıyor mu, alttaki sepeti geniş mi (allahtan benimki çok geniş), kapandığında kapladığı yer ne kadar, güneşliği ne kadar örtüyor, yanlardan çocuk korunaklı mı gibi...



  • Bağcıklı ayakkabı almazdım. O tombik ayaklara cırt cırt daha iyi oluyormuş meğer...



  • Yine çanta alacak olsam Okiedog alırdım..Allahım ne rahat çanta diyorum her sırtıma taktığımda :)


  • Tülbent.. tülbent..tülbent.. Yazın çocuk mu doğurdunuz? Ter bezi yapın, güneşlik yapın, battaniye yapın, havlunun içine koyup fazla suyunu alın, arabanın içine yayın sırtını terlemekten koruyun... Yaşasın evdeki 10 tane tülbentim :)


  • Sağlık sigortası limitini daha yüksek tutardım.. Çocuk bu , her ay doktorda, yok reflüdür, alerjidir.. belli olmuyor.. Yüksek tutun benimkisi gibi zınk diye bitmesin :(


Bunlar sadece bir kaç tanesi elbette...



Elde birikiyor tüm deneyimler yavaş yavaş...



Çok güzel bunları biriktirmek, unutmayayım diye de bana yazmak düştü elbette. Deftere yazmadım, size yazdım.



Fena mı etmişim :)



Afiyetle & sağlıkla,

26 Ekim 2011 Çarşamba

TARHANA ÇORBASI

Tarhana Çorbası


Hiç yakışmadı ama yapacak bir şey yok.

Yemekbahane'nin 6. yılını tarhana çorbası ile tamamlayan bendenize ne derseniz yeridir. Ama biliyorum demezsiniz :) Siz anlarsınız beni.

Yazma .. yazma diyen bünyeme inat yok yazıyorum.

Domatesi doğrayıp peynire katık etsem yazıcam artık :)

Bu çorba da o misal ... Tarhananın yapılışını anlatırmışım, orta yerimden çatlamak için :)

Eveeetttt şimdi o çok güldüğüm televizyon programları gibi yapayım. 5 dk'da yemek yapamayan ama her yaptığına harika diyen hanım gibi :)

Marketten itina ile tarhana alıyoruz.. Yok biz marketten almıyoruz, yengecik yapıyor :) Aslında ondan öğrensem ya, tembelim tembel ....

Neyse ... Biz ailecek severiz tarhanayı.
Hatta tekerlemesini bile söyleriz.
Tarhana tartar, boğazımı yırtar, baklava kardeş gel beni kurtar..
Bu çorbayı çocukken aynı tencereyi kaşıkladığım canım kuzenim Duduşka'ya adıyorum :)

Malzemeler:

Her bir porsiyon için 1 su bardağı su ve 2 kaşık tarhana
Yani 5 kişilik yapmak için;


  • 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ

  • 2 yemek kaşığı domates salçası

  • 5 su bardağı su 10 yemek kaşığı tarhana

  • 2 adet Maggy tavuk bulyon ***isteğe bağlı olarak konmayabilir

  • tuz

Yapılışı:



  • Salçayı sıvıyağda bir müddet pişiriyoruz.

  • Üzerine oda ısısındaki suyu ve tarhanayı koyup sürekli karıştırarak pişiriyoruz.

  • Koyulaşmaya başlayınca bulyon ve tuz ile tatlandırıyoruz.

  • Tereyağında kızartılmış bayat ekmek dilimleri ile servis ediyoruz.

Başta da dediğim gibi ...


Yemekbahane 6 yaşını tamamladı. Benimle olduğunuz için çok teşekkür ederim.


Afiyetle & sağlıkla,

18 Ekim 2011 Salı

AKŞAM OLSUN EVE GİDELİM ANNESİ



Her pazartesi zordur çalışanlara, okula gidenlere... Ama dün herhangi bir pazartesiden daha zordu benim için. 6 aydan sonra ofise dönmek, hem de Aras'ı evde bırakarak... Aman tanrım hiç bu kadar zor olacağını düşünmemiştim.Evet, şanslıyım, evet, gözüm arkada kalmıyor..Anneannesi bakıyor kuzuma ama tüm içsel telkinlerime rağmen tutamadım kendimi. Akşam evden içeri ilk girdiğimde, yüzünü ilk gördüğümde hıçkırıklara boğuldum, oğlumu tekrar içimde taşımak, canımdan ayırmamak istedim.

Çocuk da yapar, kariyer de "bünyem" sarsıldı. Darmadağınım...

Geçecek Müge ! Herkes bırakıyor, böylesi daha iyi, ona daha kaliteli bir süreç yaşatırsın falan filaaannn hepsi boş geliyor şu anda.

Telefonumdaki tüm fotoğraflara, videolara bakmaktan çalışamıyorum.

Saatler geçmiyor, yol bitmiyor...

Alışacağım elbet ama canım şu anda çok acıyor... İtiraf ediyorum, gizlice ağlıyorum laptopa kapanıp. Sesini duyarsam diye telefon bile etmek istemiyorum, Allahtan anneciğim SMS atmayı biliyor.

Offfffff ! Mutsuzum !!!!

14 Ekim 2011 Cuma

BAŞIM SEBZE ÇORBASI İLE DERTTE!

Kendimi bildim bileli mutfakta olmayı hep sevdim. Onu buna katmayı, şunu şuna bulamayı pek severim. Hep aynı şeyleri pişirmekten sıkılırım ve yenilik ararım. Şimdi soruyorum size a dostlar nedir benim bu talihim :)
7 yıldır makarna sever , onu bunu yemez, ne önüne gelse önce koklar beğenmez bir adamcağız ile evli olan bendenizin şimdi de başı 6 aylık oğlu ile dertte :)
Hepsi öyle yaparmış, o tatlı tombalak dilleri kaşıkta ne varsa geri iter, yüzüne gözüne bulaştırırmış ama bizimkinin ağzını açtıramıyoruz ki o dil itsin geriye. Sevmedi, sevemedi... yok sevecek, az kaldı derken 3 haftadır, her gün bir kase çorba hooopp çöpe :(
Sevgimi kattım, kerevizin dalını, ıspanağın yaprağını, elmanın suyunu her bir şeyleri kattım olmadı.
Büyük sebze çorbası meydan muharebesi her gün saat 14:00 de bizim evde :) Ne kargaların gak demesi, ne postacıların selam etmesi, ne mini mini bir kuşun donup penceremize misafir oluşu, hiç bir değerli güfte kar etmiyor :)
Bizim armudu görünce ağzını kocaaammmaaannn açan Aras Paşa benim mis gibi çorbalarıma asma kilidi takıyor.
Soruyorum size, ne zaman biter bu çile...??
Bunlar baba oğul beni mutfaktan soğutmadan bana bir akıl verin :)

Afiyetle & sağlıkla,

6 Ekim 2011 Perşembe

HAVUÇLU KEK

Havuçlu Kek



Şimdi burnumun direği sızladı yazmaya başladığımda. Yalova'da akşamüzeri çay saati için yapmıştım ve şu anda orada olmayı istedim, hem de nasıl...
Daha önce başka bir tarif paylaşmıştım ama bu son yaptığım keki daha çok beğenince sizlerle de paylaşmak istedim.

Malzemeler:





  • 3 adet yumurta

  • 1 su bardağı toz şeker

  • 1 su bardağı süt

  • 1 su bardağı sıvıyağ (yağ miktarını arzuya göre azaltabilirsiniz)

  • 1 adet büyük boy havuç

  • 1 kase iri dövülmüş ceviziçi

  • 1 paket kabartma tozu

  • 1 paket vanilya

  • 2,5 - 3 su bardağı un

  • 1 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:



  • Fırınımızı 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.

  • Yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz.

  • Havucu rendeliyoruz. Yumurta-şeker karışımına süt, sıvıyağ ve havuç rendesini de ilave ediyoruz.

  • Kabartma tozu, vanilya ve 2,5 su bardağı unu da ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. (Kıvamı sulu olursa un ilave edebilirsiniz)

  • Tarçın ve cevizi de ekleyerek, kek karışımını, margarinle yağladığımız kek kalıbımıza döküyoruz.

  • Yaklaşık 40 dk kadar pişiriyoruz. İçinin pişip pişmediğini kürdan ya da bir bıçak saplayarak kontrol edip fırından alıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

27 Eylül 2011 Salı

BİR DÖNDÜK PİR DÖNDÜK



Aras daha 40 günlük değildi, biz Yalova'ya göçtüğümüzde. Göçtüğümüz diyorum çünkü bizim yazlığa gidişimizi ancak bu kelime ifade eder :) Aras'ın yatağı, küveti, kovası, steril makinası, osu, busu derken biz bir koca minübüs ile yazlığa göçtük :)
40 uçurduk, 3 ay partisi yaptık derken günler geçti.. Tam 3,5 ayı Yalovanın oksijenini soluyarak geçirdik. Aras sokağa, insanlara, gezmeye alıştı, çantası ile her yere taşındı durdu. Yaz biterken Yalova'dan yine aynı kocaaaa minübüse doluştuğumuzda Aras artık 5 ayını bitirmek üzereydi. Evet artık İstanbuldayız. Aras bile farkında, yerini yadırgadı. Korna seslerinden korktu, uyku düzeni bile değişti. Park bahçe isteyen gözlerle bakıyor sanki :)
O minübüsteki eşyalar eve sığamadı bir türlü... Öffff dönmek istiyorum ben diyorum o dağ gibi ütüleri görünce. Neyse artık bulucaz yeni düzenimizi. Bu arada işe dönmeme de şunun şurasında sadece 3 hafta kaldı. Bakalım kuzumu nasıl bırakacağım geride...
Bu dönüş bana umarım sizlerle daha sık görüşme fırsatı verecek.
En kısa zamanda yemeği bahane edelim...Yemekbahane'de görüşmeye devam edelim...
Afiyetle & sağlıkla,

4 Eylül 2011 Pazar

CEVİZ DOLGULU KURABİYE

cevizli kurabiye

Şöyle ısırdığınızda ortasından kocamaannn cevizler çıkıyor hem de mis gibi tarçın kokulu. Bu kurabiye beş çayı keyfinizi arttıracak.

Malzemeler:
  • 1 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1/2 paket margarin (Sana hamurişi kullandım)
  • 1 paket vanilya
  • 1,5 çay bardağı pudra şekeri
  • 3 su bardağı un (hepsini birden dökmemenizi öneririm)
İç dolgusu için ;
  • 1 kase iri dövülmüş ceviz
  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 yemek kaşığı tarçın
Yapılışı:
  • Margarin, yumurta,pudra şekeri, vanilya ve kabartma tozunu yoğurma kabına alıyoruz. Un ekleyerek tüm malzemeyi kulak memesi kıvamına gelene kadar yoğuruyoruz. Hamuru 15 dk kadar buzdolabında bekletiyoruz.
  • İç malzemeyi bir kasede harmanlıyoruz.
  • Fırını 180 derece ısınmaya bırakıyoruz.
  • Kurabiye hamurundan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp avucumuzun içinde açıyoruz. Ortasına cevizli harçtan koyup kapatarak yuvarlıyoruz.
  • Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine kurabiyeleri diziyoruz. Üzerlerine de birer parça ceviz koyup fırına veriyoruz.
  • Pembeleşince fırından alıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

26 Ağustos 2011 Cuma

MUHALLEBİLİ GÜLLAÇ

Muhallebili Güllaç
Öncelikle hepinizin Kadir Gecesi mübarek olsun diliyorum, herkese iyi kandiller..Benim doğduğum gün de Kadir Gecesiymiş.Tam 34 sene önce Eylül ayında Ramazanın 27. gecesi seni mevlütler okunurken doğurdum der annem hep.O yüzden göbek adım da Kadriye...
Bu yüzden bugün sizlerle tam da Ramazan ayına uygun bir tarifi paylaşmak istiyorum. Bu akşama dahi yetiştirebilirsiniz eğer evde güllacınız varsa.Bugüne kadar hep klasik güllaç yediyseniz bu da alternatifi olsun ne dersiniz? Biz bu tatlıya Yalova Güllüsü adını koyduk :) Yalova'da son dönemin en favori tatlısı Yalova Sütlüsüne rakip olarak...
Tatlının muhallebisi, Çilekli Yaz Tatlısı ile aynı şekilde hazırlanıyor.

Malzemeler:
  • 5-6 yaprak güllaç
  • 1,5 su bardağı süt (güllaçları ıslatmak için)
  • arası için ceviziçi
  • üzerine süslemek için ceviz
muhallebisi için;
  • 1 kg süt
  • 5 tepeleme yemek kaşığı un
  • 5 tepeleme yemek kaşığı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 125 gr margarin

Muhallebili Güllaç
Yapılışı:
  • Önce muhalebiyi hazırlayalım.

    Tencereye süt, un, şeker ve vanilyayı koyalım ve koyu muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırarak pişirelim. (Kıvamını daha rahat ayarlamak için sütün ilk etapta hepsini dökmemenizi tavsiye ederim, unun markasına, kaşığın büyüklüğüne göre farklılık gösterebilir)

    Koyu muhallebi kıvamına gelince margarini sıcakken ekleyelim ve yaklaşık 10 dk kadar (ne kadar uzun olursa o kadar iyi) mikserle çırpalım.

  • Borcamın en alt kısmına güllaç yapraklarından kıralım bir sıra dizelim. Süt ile ıslatalım. Bir kat daha aynı işlemi yapalım. (Güllaç yapraklarınız borcamdan küçük olacağı için bir yaprakları bölerek kullanıyoruz) Bir kat muhallebi döküp ceviz içi serpelim.

  • Bir kat daha güllaç yaprağı koyup sütle ıslatalım.Tekrar bir kat daha koyalım ve ıslatalım. Yine muhallebi ve ceviziçi dökelim. Son olarak yine 2-3 sefer güllaç dizdikten sonra buzdolabında birkaç saat bekletelim. Ceviz ile süsleyerek servis edelim.

Afiyetle & sağlıkla,

22 Ağustos 2011 Pazartesi

CORNFLAKESLİ (MISIR GEVREKLİ) KURABİYE

cornflakesli kurabiye




Bu kurabiyeyi yapmama vesile olan aslında markasını daha önce duymadığım bir kutu mısır gevreğini denemek üzere satın almam oldu. Aldığım ürünü beğenmeyince ben de kurabiye yapmaya karar verdim :) Hani insanlar genelde sağlıklı ve az yemek adına mısır gevreği tüketirken benim kurabiye yapmam tam da tezat bir duruma sebep oldu :)
Dışı çıtır çıtır oldu ve biz çok beğenerek yedik, sizlere de tavsiye ediyorum.

Malzemeler:



  • 1/2 paket margarin (teremyağ ya da hüner kullanıyorum)

  • 1 adet yumurta (sarısı hamuru için, beyazı dışına)

  • 1,5 çay bardağı pudra şekeri

  • 1 paket kabartma tozu

  • 2,5 - 3 su bardağı un

  • 1 su bardağı iri dövülmüş mısır gevreği

  • 2 yemek kaşığı toz şeker



Yapılışı :



  • Yumurtanın sarısı, oda ısısında yumuşamış margarin, pudra şekeri, kabartma tozu ve 2,5 su bardağı unu yoğuruyoruz. Hamurumuzun ele yapışmayan bir kıvamda olması gerekiyor, eğer hala alacağını düşünüyorsanız un ilave ederek kıvamını ayarlayabilirsiniz.


  • Fırınımızı 180 derece ısınmaya bırakıyoruz.


  • Tepsimize yağlı kağıt seriyoruz ya da hafifçe yağlıyoruz.


  • Yumurta aklarını bir kasede çırpıyoruz.


  • Mısır gevreğini toz şekerle karıştırıyoruz.


  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp önce çırpılmış yumurta akına sonra da şeker-mısır gevreği karışımına bulayıp tepsimize diziyoruz.


  • Üzerleri hafifçe kızarana kadar fırında pişmeye bırakıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

7 Ağustos 2011 Pazar

KIRMIZI BİBERLİ PATLICAN SALATASI

Kırmızı Biberli Patlıcan Salatası


Sizlerden gelen güzel yorumların yanında bir sürü de sevgi ve hoş temenni dolu mailleriniz de olunca insan yazamasa da unutulmadığını hissediyor. Hepinize teşekkür ediyorum.
Arascık 3 ayı geride bıraktı çok şükür artık ve verdiği tepkilerle bizi mest eder durumda. Hele gözlerimin içine baktığında kendimden geçiyorum diyebilirim. Yine aynı dua ile her isteyene nasip etmesini diliyorum Allah'ın bu duyguyu.
Her şey yolunda gitse de maalesef bir reflü ve inek sütü proteini alerjisi problemimiz var. Neyse ki gereken tedaviyi uyguluyoruz da o ilk günlerdeki sıkıntıları geride kaldı. Yeni anne adaylarına tavsiyem bulgularınızı hemen doktorunuzla paylaşın ve erken önleminizi alın. Aras, anne sütü yetersiz olduğu için Aptamil mama içerken son derece huzursuz oluyordu. Mama sonrasında sürekli ağlamaklı ve sıkıntılıydı. Sonra sonra öksürük başladı, derin ve tok sesli öksürükler... Bu öksürüklerden korkup yazlıkta olduğumuz için kendi doktoru dışında bir doktora muayeneye götürdüğümde, soğuk algınlığı teşhisi kondu ve o doktor antibiyotik yazdı. Bundan şüphelenip, henüz 1 aylık çocuğa antibiyotik yazılır mı diye kendi doktorumuzu aradım. Hemen Aras'ı görmek istedi ve biz apar topar İstanbul'a döndük, meğer Aras reflü olmuş ve reflüyü mamanın içerisindeki inek sütü proteini tetiklemiş. Çok şükür şimdi farklı bir mama kullanıyoruz. Tabii bu antialerjen mama (Pregomin AS) bir hayli pahalı. Bunun için Cerrahpaşa'dan rapor aldık ve SGK ayda 8 kutusunu karşılıyor. Yani eğer bu tip bulgularınız olursa ve tedavi gerektirirse devlet mama konusunda destek veriyor. Şimdi çok şükür kusma, huzursuzluk ve öksürük kalmadı. Temennim ek gıda sürecine gelene dek bu alerjinin vücut tarafından unutulması ve rahatça ek besinlere geçebilmemiz.
Aras'ın yeme düzeninden bizimkine geçelim :) Yaz meyve ve sebzelerinden bahsetmiştim enginar dolmasından bahsederken. Tabii ki yazın en güzel nimetlerinden biri de patlıcanın bolluğu. Patlıcan da sık sık soframızda bu aralar. Annemin pazardan aldığı köz tenceresi ile son derece pratik şekilde közleyip tüketiyoruz. Daha önce manca adını da verdiğimiz soğanlı sarımsaklı, domatesli patlıcan salatası tarifini paylaşmıştım. (Bu arada en kısa zamanda o fotoğrafı da değiştirmem lazımmış, beni salatadan soğuttu) :))
Bu seferki de ondan aslında pek farklı olmasa da yine de paylaşmak istedim. Tabii bunda yazacak yeni tariflerin olmamasının da payı var :) İftar sofrasında değerlendirmek üzere buyurun malzemeler:

Malzemeler:
  • 4 adet bostan patlıcan
  • 5 adet kırmızı yağ biberi (kambo biber)
  • 5 adet çarliston biber
  • 3-4 diş sarımsak
  • yarım bağ maydanoz
  • Zeytinyağ-limon-tuz
Yapılışı:
  • Patlıcan ve biberleri közlüyoruz. Soğuyunca kabuklarını soyup doğruyoruz.
  • Sarımsakları havanda dövüyoruz. Maydanozları iri şekilde kıyıp hazırlıyoruz.
  • Tüm malzemeleri karıştırıp servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,



5 Ağustos 2011 Cuma

ENGİNAR DOLMASINDA GÜNCELLEME VAR!

enginar dolması



Güncelleme yaparken iyi oluyor aslında geçmiş yazılara dönüp bir göz atmış oluyor insan. Ben de geçenlerde pişirdiğimiz enginar dolmasının fotoğrafını çekmiştim, sitedekini değiştiririm diye, bari bunu koyayım dedim. Hey gidi günler, 2008'de yazmışım taaa bunun tarifini. Malum yaz mevsimi ve enginar hala burada bir hayli bol. Biz yazı Yalova'da geçiriyoruz ve Yalova sebzesi meyvesi bol bir yer.. O yüzden burada bol bol enginar dolması yaptık bu sene. Hatta geçenlerde Aras'ın 3. ayını dolduruşunu enginar dolması partisi ile kutladık :) Misafirlerin çok hoşuna gitti... Haahahhaha Enginciğin dediği kadar varım, bana da kutlama yapmaya vesile olsun :) Sitedekiler Aras'ın 4. ayını bekliyor şimdi de :)

Ramazan ayında iftar sofralarına fark katacak bu tarifi denemeye ne dersiniz?

Afiyetle & sağlıkla,

3 Ağustos 2011 Çarşamba

AJANDA AGUSTOS 2011 SAYISI YAYINDA

ajanda agustos 2011



Çok parçalı hayatımda ufak adımlarla denge kurma teşebbüslerim sürüyor. Ajanda'nın da ucundan tutmaya çalışıyorum hala elimden geldiğince. Gerçi eskisi gibi bir kaç yazı yazamasam da en azından bir yazım olsun istiyorum ve iki arada bir derede bir şeyler karalıyorum. Ajanda'ya bir yaz molası vermiştik ve o mola sonrasında Ağustos sayımız çıktı. Yepyeni içerik ve yazarları ile Ajanda yine dopdolu oldu. Neler mi var? Ben saymasam da siz göz atsanız ;) çok daha güzel olmaz mı?

Bu arada eskiden yaptığım Ramazan menülerini yaparım belki diyordum ama süreklilik sağlayamam diye başlamaya tereddütüm var... Ama diğer blogların rengarenk sayfalarını gördükçe imreniyorum... Ne kadar özlediğimi anlatamam sizlere...

Şimdilik hoşçakalın ve Ajanda'yı okumayı unutmayın ... Ferahlatan kapağı ve herkesin ilgisine göre bir şeyler bulacağı Ağustos sayısını beğeneceğinizi umuyorum...

Afiyetle & sağlıkla,

28 Temmuz 2011 Perşembe

İMAM BAYILDI

imam bayıldı

Ne kadar çok ara verdim. Elimin altında hem internetin olmayışı hem de yazacak pek bir şeyler pişirmemekten ötürü sizlerden ister istemez uzak kalıyorum. Aras'ı alıp yazlığa geldim...Burada günlerimiz gayet rahat geçiyor.Hiç değilse İstanbul'un sıcak ve boğucu havasından uzakta 10 yıldır yapamadığım yaz tatilini nispeten yapıyor sayıyorum kendimi. Arascık her şarta alışıyor burada. Annesi onu oradan oraya taşıyor, o da gıkını çıkartmıyor yavrucuk :)

Önümüzdeki pazartesi Ramazan ayının başlıyor olması bana "hadi Müge! Bir şeyler yazma vaktidir!" mesajı verdi... Ama sanırım geçen senelerde olduğu gibi her güne bir tarif uygulamamı bu sene yapmam pek mümkün olmayacak. Ancak elimden geldiğince sıkça güncellemeye çalışacağım, söz veriyorum.

Geçenlerde imam bayıldı pişirdik. Tam yaz yiyeceği diyebilirim bu yemek için. Buz gibi bir zeytinyağlı yemek, yanında da karpuzla enfes oluyor. Teyzem genellikle közleyerek yapsa da bence tadı kızartarak çıkıyor. Ancak sağlığı konusunda titiz durumda olanlara közlenerek de yapılabileceğini söyleyebiliriz.

İmam bayıldı, karnıyarığın kardeşi diyebiliriz. Kıymasızı :) Püf noktası ise bol soğanlı olması... İmamı sanırım soğan bayıltıyor :) Adı neden imam bayıldı bilmiyorum ama ne zaman Selanik'e gitsem, bizimkiler ilk günden yakama yapışırlar, bayıldi yap bayıldi :) Patlıcana papuçaki diyorlar ben de ona bayılıyorum :)

Ramazanda iftar sofralarınıza güzel bir lezzet katacağına eminim... Şimdiden hepinize iyi Ramazanlar, oruç tutanlara da kolaylıklar diliyorum...

Malzemeler: (6 adet)

  • 3 adet büyük boy patlıcan
  • 2 adet büyük boy soğan
  • 7-8 diş sarımsak
  • 2 adet büyük boy domates
  • 4 adet çarliston biber
  • ince kıyılmış maydanoz
  • tuz-karabiber
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • kızartmak için sıvıyağ
Yapılışı:

  • Patlıcanları iyice yumuşayıncaya kadar kızartıyoruz.
  • Her patlıcanı ikiye kesip ortalarını bir kaşıkla iç malzemeyi doldurabilecek şekilde açıyoruz.
  • Soğanları ay şeklinde piyazlık doğruyoruz. Sarımsakları, domatesleri ve biberleri ufak ufak doğrayarak hazırlıyoruz.
  • Bir tavaya 5 yemek kaşığı zeytinyağı koyup, soğan ve sarımsakları yumuşayıncaya kadar soteliyoruz. Daha sonra biberleri ekleyerek onları da pişiriyoruz.
  • Domates ve salçayı ekleyerek harcımızı bir miktar su ile sulandırıyoruz. Baharatını ekledikten sonra maydanozunu ilave ediyoruz.
  • Harcımızı patlıcanların içerisine doldurup fırın tepsisine diziyoruz. Üzerine domates ve biberle süs yapabilirsiniz. Tepsiye bir miktar su ilave edip 200 derece fırında yaklaşık 15 dk kadar pişiriyoruz.
Bunun yanına tereyağlı pirinç pilavı ve cacık gitmez mi ??? Hem de nasıl gider ...

Afiyetle ve sağlıkla,

28 Haziran 2011 Salı

2 AY BİTERKEN

Aras Oldum olası düşündüğüm bir şeydir, zamanın izafiliği... Beklerken geçmek bilmeyen vakit birden elinden kayar gibi geçer gider. Bu günlerde zamanın ayaklarına zincir taksam mı diye düşünüyorum :) Birçoğunuz anne olduğunuz için beni çok iyi anlıyorsunuzdur eminim. Oğlum bugün tam 2 aylık olurken zamanın hızı beni onun büyümesini seyrederken keyiflendirse de bugünlerin bir daha geri gelmeyeceğini bilmek zamanı durdurma hissine itiveriyor. Onu ilk kucağıma aldığım andan beri zaman son vites akıp gidiyor.
Her saniyesinden keyif almak her anını beynime kazımak isterken saatler akıp gidiyor. Bir bakıyorum sabah bir bakıyorum akşam oluvermiş. Ama hayatımın en özel 2 ayını geride bırakırken oğlumun küçülen kıyafetleri, yüzüne yerleşmeye başlayan gülücükleri ve "seni tanıyorum ben" diye bakan o küçük gözleri ile mutluluğu yaşıyorum. Bu iki ayda annemi daha da iyi anlıyorum. Hatta ona bir soru sordum ... Bu yükü 34 yıldır nasıl taşıyorsun? Birisi için 34 yıldır nasıl yaşıyorsun? Birisini 34 yıldır nasıl merak ederek hayatını geçiriyorsun? Annelik dedikleri şeyi yaşamanın verdiği derin hisleri yaşamak hem acı veriyor hem de dünyanın en keyifli şeyi.
İşte 28 Nisan'dan beri hayatımda olan en değerli şeyin bana hissettirdikleri böyle... Bir dalga gibi giderek de büyüyen bu sevgiye Allah'ım her isteyeni kavuştursun inşallah.
Bu vesile ile hepinize iyi kandiller diliyorum..
Afiyetle ve sağlıkla kalın,

14 Haziran 2011 Salı

ELMALI KEK

Elmalı Kek

Günler günleri kovalıyor. Arasımızın kırkını da uçurduk çok şükür...Artık dışarıya çıkmak benim için daha pratik bir hal almaya başladı. Çoğunuzun bana yorumlarınızda belirttiğiniz gibi insan her şeye alışıyor.Artık Müge 5 dk da sokakta :)

Mutfakla da aram fena değil, zaman zaman kendime bir boşluk yaratıp bir yumurtayı sütle çırparcasına girişiyorum kek, börek işlerine :)

Elmalı Keki de yine tebriğe gelen arkadaşlarıma yapmıştım, yapımı pratik ve lezzetli bu tarifi denemek isteyenlere buyurun malzemeler ....

Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 adet elmanın rendesi
  • Üzeri için 2 adet elma
  • 1,5 çay kaşığı tarçın
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1/2 su bardağı süt
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 2 su bardağı un (daha alırsa ilave edilmesi gerekir)
Yapılışı:
  • Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz.
  • Yumurtaları şeker ile krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz.
  • Kıvamına gelen karışıma tarçın, kabartma tozu, süt ve sıvı yağı ekliyoruz ve bir müddet daha çırpıyoruz.
  • Elma rendesini de kattıktan sonra unu ekliyoruz. (Kaşıktan koyu kıvamda akan bir karışım olması gerekiyor, ilave un koymanız gerekirse bir iki kaşık daha ekleyebilirsiniz)
  • Borcamı ya da kek kalıbımızı margarin ile iyice yağlıyoruz.
  • Kek harcımızı kalıba döküp üzerine dilimlenmiş elmaları dizerek fırına veriyoruz.
  • Yaklaşık 35-40 dk sonra kürdan testi yaparak pişkinliğini kontrol ettikten sonra fırından alıyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

8 Haziran 2011 Çarşamba

VE AJANDA 1 YAŞINDA DEDİK... HAZİRAN 2011 SAYISI YAYINDA!

ajanda haziran 2011



Geçtiğimiz 12 ayda ne çok şey olmuş.. Arasıma kavuşmanın yanında hayatımda bir sürü şey olmuş bitmiş.. Bunlardan biri de Ajanda..Bir fikrin üzerinde yapılan çalışmalar, yaşanan heyecanlar, sarfedilen emekler bize tam 12 sayılık bir seri vermiş, hem de her birinde kendimizi geliştirdiğimiz, kalite çıtasını yukarı çekmeye özen gösterdiğimiz 12 sayı.
Ajanda ekibi gururla sunar 12. sayısını ... 1. yaşımızı kutladığımız sayımız yine dopdolu..
Ekip olarak yeni yaşımızı kutladığımız organizasyonumuzda ortak tek temennimiz şu oldu ...Nice sayılara !

Keyifle okuyacağınızı ümit ettiğim Haziran 2011 sayısını okumak için blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.
Online okumak için buyrun buraya tıklayın!

2 Haziran 2011 Perşembe

TAVUKLU BÖREK

Tavuklu Börek


Annemin memleketinde (Hayrabolu) yapılan bir mantı vardır. Ördek eti ile pişirilir, içine pirinç konur ve ördeğin haşlandığı su ile fırında pişen mantı haşlanır ve tekrar fırına verilir. Onlar yoğurtla yemezler ama ben yoğurtla bayılırım. Bu mantıyı ancak yengeciğim yaparsa yiyebiliyoruz artık. En son hamileliğimde canım çekince tepsi tepsi taşıdı İstanbul'a mantıları, hem de koca bir şişe ördek suyu ile.. Taze taze yedirdi bana. Ben boşuna demiyorum hamileliğimi çok özlüyorum diye :) Şirketteki bir arkadaşımın dediği gibi Sindrella misali balkabağına dönüştüm :), geride kaldı o prenseslik zamanı. Doğumdan bir kaç gün evvel de yine mantıdan bahsederken anneciğim biz de çakma mantı yaparız demişti :) Tavuklu börek o mantıdan feyz alınarak yapılmıştı. Biz tadına doyamadık. Buyrun siz de deneyin...

Malzemeler:



  • 1/2 kg tavuk göğüs

  • 2 adet orta boy kurusoğan

  • 5 adet yufka

  • tuz, karabiber, yenibahar

  • 1 paket dolmalık fıstık

  • 1 paket dolmalık üzüm

  • sıvıyağ


Yapılışı :



  • Göğüs etlerini bir tencereye koyup üzerini geçecek kadar su ilave ederek iyice haşlıyoruz.

  • Haşlanan etleri soğuduktan sonra ince ince didikliyoruz, suyunu süzerek bir kaba alıyoruz.

  • Soğanları ufak ufak yemeklik şekilde doğrayıp, 1/2 çay bardağı sıvıyağda (ben mısırözü kullanıyorum) soteliyoruz. Soğanlara fıstıkları da ilave ediyoruz.

  • Didiklenmiş tavuklarla üzümü de ekleyip beraberce sotelemeye devam ediyoruz. Tuz, karabiber ve yenibaharı da ilave ederek iç harcımızın hazırlığını tamamlıyoruz.

  • Fırınımızı 200 derecede ısıtıyoruz.

  • Tepsimizi yağlayarak bir kat yufkayı kenarları dışarıda kalacak şekilde tepsimize yayıyoruz. Yufkanın üzerinde biraz sıvıyağ gezdirip ikinci katı da yayıyoruz. Yine sıvıyağ gezdirdikten sonra üçüncü katı yayıp iç harcı eşit miktarda bu katın üzerine koyuyoruz. Dördüncü kat yufkanın üzerine yine yağ gezdirip, son kat yufkada dışarıda kalan yufkaları da toparlıyoruz. En üstüne de yağ sürüp böreği fırına veriyoruz.

  • Böreğin üzeri kızarınca fırından alıp kesiyoruz ve ayırdığımız tavuk suyunu böreğin üzerine döküyoruz. Bu işlem sonrasında tekrar bir müddet daha fırına veriyoruz ve suyunu çektiriyoruz.

  • Ilıkken servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

27 Mayıs 2011 Cuma

FIRINDA MÜCVER

Fırında Mücver

Bu bir geri dönüş müdür? Umarım öyledir. Şu anda Aras yanıbaşımda uyurken bir fırsat yaratmış olmanın keyfini sürüyorum... Ama ağlarsa bu bu fırsat tak diye yarıda da kalabilir :) Eğer bu yazı 27 Mayıs tarihinde yayınlanmamışsa bilinki Aras ağlamış, bizim fırsat yaya kalmış :) Bebeğimle vakit geçirmek tarifsiz bir mutluluk ama yine de özlüyorum mutfağımı, bloğuma tarif koyup sizlerle iletişimde olmayı. Aslında mutfağa sıkça giriyorum zira sağolsun bebeğimizi tebrik etmeye gelen dostlarımız oldukça onlara ikramlarım oluyor. Ancak çoğu bilindik tariflerim oluyor. Yeni bir şey denesem de malesef fotoğraf çekmeye vaktim dahi olmuyor, tadı da tarifi de biz de kalıyor :) Ama yeniden yapılacaklar listesinde bir bir yerlerini alıyorlar :) Geçenlerde annemin yaptığı kabak dolmasının içleri artınca ben de akşam yemeğimiz için bu mücveri yaptım. Aslında hafif bir kek, tart havası da olduğu için beş çayları için de güzel bir alternatif olduğunu düşünüyorum ki nitekim artanı ertesi gün teyzemle çay eşliğinde yedik. Eskisi gibi sık olmasa da haftada bir tarif koyma niyetindeyim, umarım başarabilirim. Şimdilik hoşçakalın sevgili dostlarım...

Fırında Mücver

Malzemeler:
  • 3 adet kabak rendesi 
  • 50 gr (bir avucun yarısı kadar diyebiliriz) beyaz peynir
  • ince kıyılmış dereotu (1 avuç)
  • ince kıyılmış maydanoz (1 avuç)
  • ince kıyılmış 3 sap taze soğan
  • 1 adet ufak boy kurusoğan (ufak yemeklik doğranacak)
  • 1/4 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 tepeleme yemek kaşığı kepekli un (daha da alırsa ekleyebilirsiniz) (normal un da kullanılabilir)
  • tuz - karabiber - kırmızı pul biber
  • 3 adet yumurta

Yapılışı :

  • Fırınımızı 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.
  • Fırın kabımızı margarin ile yapışmaması için yağlıyoruz.
  • Rendelenmiş kabakların iyice suyunu sıkıp bir kasede diğer tüm malzemelerle iyice karıştırıyoruz. (Kaşıktan akmayan bir kıvam olması gerekiyor, buna göre unu ayarlayabilirsiniz)
  • Yağlanan fırın kabına döküp yaklaşık 25-30 dk kadar pişiriyoruz. Kek kontrolü yapar gibi kürdan ile pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz.

Afiyetle & sağlıkla,

17 Mayıs 2011 Salı

SOKAĞA ÇIKMAK

Meğer hayatta pat diye yaptığınız şeyler nasıl da zorlaşabiliyormuş. 28 Nisan öncesinde (yani Aras aramıza katılmadan hemen önce) :) eşimle bir yere gitmeye karar verdiğimizde 5. dk da kendimizi yolda bulurduk :) Özellikle pazar sabahları Çengelköy seferlerimiz pek meşhurdu. Hoppp sabah 09:30 Müge & Engin börekçinin önünde sırada oluverirdi :) Geçtiğimiz pazar günü havayı güzel görünce sokağa çıkmaya karar verdik ... Ama bu karar veriş evde bir trafik yarattı ki görmeniz lazımdı. Aylar önce alınan puset, kullanmayı bilmez ellerde evrilip çevrildi, açma kapama nasıl oluyor kitabına bakarak çözülmeye başlandı, ayy ya üşürse, ya terlerse durumları için kıyafetler, acıkırsa, ağlarsa, altına yaparsa süreçlerine dair önlemler, ilk çıkış bu kaydedilmeli :) diye fotoğraf makinasının acil şarj işlemleri falan filan...Neyse 1 saatlik hazırlığın sonunda maaile çıkıverdik sokağa...Nereye gittiğimizi açıklıyorum, arka caddedeki parkta kısa bi yürüyüş ve akabinde bir yemek... :) Yani evden sadece 300 mt uzağa :)
Kendi kendimize gül gül öldük :) Bir de arabaya binsek ne olacak diye...
Ama kendimizi 2 gün içinde aştık bile , bugün Aras ilk pikniğini yaptı :) Sinem teyzesinin müthiş lojistiği ile iplerini koparttı deniz havasında püfür püfür 2 saat uyuyarak ciğerlerine çekti oksijeni.
Sokağa çıkmak bir iş oldu bizim için artık :)
Hadi bakalım :)

9 Mayıs 2011 Pazartesi

YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI HAYATIMDA

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba...

Buralarda olamasam da gelen mesajlarınızı okuyorum.Beni yalnız bırakmadığınızı hissetmek bana nasıl iyi geliyor bir bilseniz. Bir müddet buralara sıkça uğrayamayacağımı biliyordunuz zaten, bunu 9 aydır beni takip edenler az çok tahmin etmiştir.O bekleyişim 28 nisanda son buldu, artık Aras'ım yanımda...Birbirimize alışmakla geçiyor günlerimiz.Hayatımın anlamı, yaşama bakışım değişti o geldiğinden beri, bir çok annenin olduğunun gibi.Şimdilik belirli bir rutinde gitse de günlerimiz, her an büyüdüğünü seyretmek büyük bir keyif gerçekten de.
Dün ilk anneler günümüzü kutladık oğlumla..Hayatımda yeni bir özel gün daha var artık ve sanırım bu en özeli oldu. Ayrıca dünün bir başka manası daha vardı ailemiz için..Biricik aşkım, sevgili eşimle 7. evlilik yıldönümümüzü kutladık. Geçtiğimiz senelerden farklı olarak minik oğlumuz bize katıldığı için çok daha anlamlı bir kutlama oldu.

İşte böyle sevgili dostlarım..

Bir müddet müsadenizle diyerek, tüm annelerin geçmiş anneler gününü kutluyorum...

Sağlıkla ve afiyetle kalın...

Müge

20 Nisan 2011 Çarşamba

TAVUKLU ÇORBA

Tavuklu Çorba



Evde geçen günlerimde bol bol Master Şef yarışmasını seyrediyorum. Eğer bu çorba fotoğrafını oradaki jüri görse beni direk defederdi sanırım :) Presentasyon açısından hayli zayıf bu fotoğraf için sizlerden çok özür dilerim. Bu aslında benim en sevdiğim çorbadır. İşte en sevdiğim çorba olması ve bu yüzden de hemencecik bitmesi sebebiyle hiç doğru düzgün bir anda fotoğraflayamadım uzun zamandır paylaşmak istememe rağmen. Ta yayla çorbasını yazdığımda söylemişim en sevdiğim çorbanın bu olduğunu, artık dayanamadım, bir gece vakti içeceğim kasenin şip ve de şak diye ne ışık, ne tabak, ne kompoziyon hiç bir şeyine takılmadan çektim gitti fotoğrafı. Affedin :) Ama tadına doyamadığım çorbamı seveceğinize eminim ...

Malzemeler:


  • 100 gr göğüs tavuk eti (arzu eden but da kullanabilir)

  • 3 tepeleme yemek kaşığı yoğurt

  • 1 yumurtanın sarısı

  • 2 tepeleme yemek kaşığı un

  • 4-5 su bardağı tavuk suyu (kıvama göre eklenebilir)

  • 1 adet Maggy tavuk bulyon

  • tuz

  • 50 gr tereyağ
Hazırlanışı:



  • Tavukları haşlayıp didikleyerek hazırlıyoruz.

  • Un, yoğurt ve yumurta sarısını bir kasede çırpıp, oda ısısındaki su ile bir miktar açıyoruz. Tencereye tereyağını koyup eritiyoruz. Kıvamını açtığımız yoğurtlu sosu tavuk suyu ile karıştırarak tencereye ilave ediyoruz. Eğer tavuğunuzun çorbaya çok özleşmesini isterseniz bu aşamada tavukların da eklenmesi gerekir, ancak but kullanırsanız sonuna doğru eklenmesi daha iyi bir sonuç verecektir.

  • Bulyon ve tuzunu dengeleyerek ilave ediyoruz.

  • Çorbanın sürekli karıştırılması gerekmekte, koyulaşınca üzerine tereyağ yakılarak servis edilebilir. (Koyuluğuna göre sıcak su ilavesi yapılabilir)



Afiyetle & sağlıkla,

16 Nisan 2011 Cumartesi

BABY SHOWER PARTİSİNE AİT DİĞER DETAYLAR VE OYUNLARIMIZ


Partinin ayrıntılarına devam ....


Şule'nin desteği ile hazırladığımız peçetelikleri servislere yerleştirdim. Masaları beyaz çiçekler ve mavi tüllerden hazırladığım süslemelerle dekore ettim. Ayrıca "baby" yazılarını da masalara serpiştirerek renklendirdim. Partimizde 15 tane çocuk vardı, o yüzden onları da unutmadım :) Sakız kavanozu ve gofret kovası onların bir hayli ilgisini çekmeye yetti :) Büfedeki yiyecekleri de yine Şule'nin görselleri ile renklendirdim.


Menümüzde:


Ispanaklı börek, kıymalı börek, patates salatası, mercimek köftesi, tuzlu kurabiye, yoğurtlu havuç, profiterol ve pasta vardı.


Oyunlarımız :


Mamaların tadına bakarak içinde ne olduğunu tespit etme; bu oyun hakikaten görülmeye değerdi. Yiyenlerin yüzleri her bir yudumda şekilden şekile girdi :)


Koordinasyon oyunu; bebğiniz kucağınızdayken aynı anda hem çamaşır asıp, hem telefonda arkadaşınıza dün gece oynayan dizinin konusunu anlatıp hem de ağlayan bebeğinizi susturabilir misiniz? Kaç tane çamaşır astığınız perfomansınızı gösterecek ... Çok güldüğüm bir oyun oldu...


Kim bu ünlü ? Ünlülerin bebeklik fotoğraflarını tanıma oyunu da akılları bir hayli çalıştırmaya yetti...


Sevgili Sinemciğimin hazırladığı birbirinden güzel oyunlarla partimiz daha da şenlendi.. Sonunda bir de sertifika kazanıldı. Tabii benden de hediyeler :)


Hediye konusunda çocukları da unutmadım elbette... Hepsine parti sonunda birer kitap hediye ettim, tabii yaş gruplarına göre... Kimisine masal, kimisine boyama kimisine de hikaye kitabı... Bu da onları çok mutlu etti...


İşte uzun uzzunnn partimiz böyleydi :) Artık oğluşumu bekliyorum, son bir kaç günüm.. Çok sık yazamasam da kalbim sizlerle..


Kendinize çok iyi bakın...




IMG_6260


IMG_6262


IMG_6257


IMG_6254


IMG_6265


baby shower


baby shower


baby shower

baby shower