Sayfalar

29 Şubat 2008 Cuma

SÜNGER BOB FANLARI



Buket & Begüm ... Onlar iki sevimli canavar... Dün Begüm'ün 6. yaşgününü kutladık....

Annesi beni arayıp pasta istediğinde ... Kızların telefonun derinliklerinden gelen uyumlu bir çığlığı vardı ... "süngeerrrrr booooooobbbbb"

Pasta Begüm'ün doğumgünü için isteniyordu ama ablası Buket'in daha çok sesi çıkıyordu :)

İstek alındı ve buna göre işleme başlandı. Daha önce yaptığım Sünger Bob pastasından daha küçük bir pasta olması gerektiği için bu sefer 35x25 dikdörtgen kalıbımda pişirdim pandispanyayı.

Pandispanyası için Emel Başdoğan'ın tarifini bu sefer sade olarak pişirdim. Bu tarif gerçekten çok iyi sonuç veriyor.Daha önce yazmıştım nasıl yapıldığını ama kakao katmadan yapılan sade pandispanyayı da bu malzemelerle aynı şekilde yapabilirsiniz.

  • 6 yumurta (sarısı ve beyazı ayrılmış)
  • 170 gr toz şeker
  • 110 gr un
  • 50 gr buğday nişastası
  • 1/2 çay bardağı portakal suyu
Markette alışveriş yaparken çilek görmüş dayanamamış almıştım. Sade pişirdiğim kekin arasına çikolatalı krema ve çilek koyup çikolatala ganaj ile sıvadım.
Sünger Bob'u yapması gerçekten çok keyifli...Çok eğlenceli bir tipi oluyor pastanın...
Begüm ve Buket pastayı görünce o kadar sevindiler ki bu her şeye değerdi...Begüm ben gözünü ve burnunu yiyececeğim diyordu :) Buket'in pastaya uyumlu kıyafeti ise bana süpriz oldu gerçekten de :)




Bu arada Demet de doğumgünü sofrasını hayli zengin hazırlamıştı...

Masadaki çikolatalı tatlı çok güzeldi..Adı "Afyon Lokumu"ymuş...Demet'ten bunun tarifini vereceğine dair söz aldım :)







Yarın sabah iş için Antalya'ya gidiyorum. Bir kaç gün buralarda olmayacağım... Hepinize iyi haftasonları diliyorum!

Umarım buradaki bahardan kalma hava orada da devam eder...

Ege'nin kızı güneşini özledi.. Güneşe bakmayı ve sadece onun ışığı ile ısınmayı...

Afiyetle,

27 Şubat 2008 Çarşamba

FENERBAHÇE PASTASI - 3


Tuttuğum takım değil ama profesyonel bir tutum ile zevkle yapıyorum Fenerbahçe pastalarını :)
Bu da dokuz aylık bir oğlan ve dört yaşında bir kız babası olan Fenerbahçe taraftarına yaptığım son pasta..
Sarı - lacivert renklerin hakim olduğu pastada yine figür çalışma fırsatı buldum..



Afiyetle,

25 Şubat 2008 Pazartesi

HİNDİSTAN CEVİZLİ & LORLU PASTA

Ben direk tarif yazmayı pek tercih etmiyorum biliyorsunuz.Tarifin önünden bir anı, bir öykü gelmeli..Çünkü hep diyorum ya "yemekbahane" maksat bir şeylere vesile olmak.Bu ortam da tarifleri saklamanın ötesinde benim için bir anı defteri, bir karalama kağıdı...

Şimdi bu yazıyı en sıkı takipçim teyzoşum okuyorsa "bu kız yazma huyunu da benden aldı" diyordur :)

Ahh bir de konuda konuya sekmesem :)

Neyse ... Şu son çay davetinin tariflerini vermeyi bir türlü bitiremedim... Araya bir sürü şey girdi.O gün pastanın en meraklısı "Sevgim'ciğim" ise sorup duruyor "pastayı yazdın mı?" diye..


Sevgim = 97 yapımı uzun metrajlı bir filmin başrol oyuncusu.. kanın deli aktığı gençlik yıllarının tek yoldaşı .. elmanın diğer yarısı.. hayatımın karbon kağıdı ile diğer kağıda çıkmış birebir kopyası... ince, narin, kırılgan ama bir kartal kadar güçlü küçük arkadaşım...


Bademcik ameliyatı oldu geçtiğimiz hafta.. Sırf dondurma yemekten içi dışına karıştı.. Uzun bir müddet sanırım dondurma ile arası açık olacak :) Yemek yiyemeyen bizim küçük kız pastayı sayıklayıp duruyor ! "İyileş.. söz yine yapıcam" dedim.. Henüz pasta yiyecek kıvama gelmedi ama bari tarifi yazayım da resmine baksın :)

Sevgim'in beğendiği kadar var..Sevgili Hatice'nin müthiş arşivinde uzun bir süre dolandıktan sonra gözüme takıldı bu tarif..

İnanılmaz hafif ve lezzetli bu tarifi ne yapın edin , deneyin..Sonuçtan çok memnun kalacaksınız.

Ayrıca benim gedikli acemi mutfak şefi tayfasına da sesleniyorum..İşte size fark yaratacağınız ama sonucun şaşmayacağı bir tarif..

Ben pastanın ismine "LOR"u da ekledim zira bu pastayı farklı kılan bence "lor"un ta kendisi ...




HİNDİSTAN CEVİZLİ & LORLU PASTA

*** Ben pastayı yaparken hazır pasta tabanlarından kullandım...

Malzemeler:

  • 1 adet sade pastaban (3 katlılar daha güzel oluyor)
  • 1 su bardağı hindistan cevizi
  • 1,5 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket krem şanti
  • krem şantiyi çırpmak için süt
  • 300 gr tatlı lor peyniri (kahvaltılık lor olarak da geçer)
  • 1 su bardağı süt (Sütün tamamını kullanmak durumunda kalmayabiliriz)
  • 1 limonun kabuğu (rendelenmiş)
  • süslemek için limon


    • Lor peynirini rondoya koyup (ya da mikserde çırpıp) koyu bir krema kıvamı alıncaya kadar sütümüzden yavaşça ekliyoruz. Şeker ve hindistan cevizini peynir+süt karışımına ilave edip bir müddet daha çırpıyoruz.

      Hazırladığımız bu kremadan 1 su bardağı ayırıyoruz.

      Kalan kremaya limon kabuğunu ilave edip karıştırıyoruz.

      Buzdolabına kaldırıp bir müddet bekletiyoruz.

      Kremşantiyi paketin üzerindeki tarife göre hazırlayıp ayırdığımız 1 bardak lorlu karışımla karıştırıyoruz.

      Pastabanın altını servis yapacağımız tabağa koyup, üzerine limon kabuğu rendesi ilave ettiğimiz (şantili olmayan) kremadan sürüyoruz. İkinci katı da koyup yine aynı kremadan sürüyoruz.Son katı koyup bu sefer pastamızın her yanını şanti ile karıştırdığımız krema ile sıvıyoruz.

      Pastanın üzerine sıkma torbası ile aynı şantili krema ile süslüyoruz. (arzuya göre)

      Son olarak limon dilimleri ile pastamızın süslemesini tamamlıyoruz.

      Bu pastanın çok önemli bir özelliği var !

      Pastanın bu şekilde hazırlandıktan sonra hava almayacak bir kapta ( ya da streç filmle sarılıp) 3 gün buzdolabında beklemesi gerekiyor.

      Eğer streç filme saracaksanız süslemesini servis edeceğiniz gün yapmalısınız!

      Afiyetle,




      22 Şubat 2008 Cuma

      MUZLU RULO PASTA


      Çocukluğumun favori pastasıdır rulo pasta.Hatta annemle geçen gün eskiden misafir geldiğinde hiç bir şey hazır alınmazdı ve ne kadar çok çeşit konurdu masaya diye konuştuk. Günümüzün koşturmacalı hayatı ve yediklerimize daha da bir dikkat etme çabası koşulları değiştirdi.Şimdi misafirlere ev ürünü satan yerlerden ya da pastanelerden hazır ürün almak ve sunmak olağan oldu.Özellikle pasta konusunda.Ya da gelecek olan misafirler "mesela annemin böyle bir grubu var" kota koyuyorlar..1 tatlı - 1 tuzlu - 1 salata kotası :)
      ... Konuya dönelim :)

      Annem ben çocukken çok pasta yapardı..Süslü süslü hatırlıyorum..Bonibonlarla süslerdi özellikle :) Ben fazla kremadan ve kremşantiden hoşlanmam. O nedenle rulo pasta ve Alman Pastası çok hoşuma giderdi.

      Engin'in canı bir önceki akşam tatlı çekti ve evde malesef onun seveceği bir şey yoktu..Bunu telafi etmek için dün işten gelince ona süpriz yapmak istedim ve hemen kolayından bir pasta yapmaya karar verdim. Tercihim rulo pastadan yana oldu.. İyi ki olmuş "Engin bayıldı" :))

      Bu pandispanyadan ben çok memnunum. Sararken hiç kırılma yapmıyor.Yumuşacık ve çok rahat rulo yapılabiliyor.Tadı da puf puf :)

      Pandispanya için malzemeler:

      * 5 yumurta

      * 100 gr toz şeker

      * 90 gr un

      * 20 gr ovalet (pasta katkı maddesi)

      * 5 gr kabartma tozu

      * 5 gr toz vanilya

      * 20 ml su

      Büyük dikdörtgen fırın tepsiniz bu rulo için uygun olacaktır.

      Öncelikle fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz. Fırın tepsimizin içine yağlı kağıt kesiyoruz ve yerleştiriyoruz.

      Pandispanya malzemelerinin tümünü mikserde beyaz bir renk alıncaya kadar çırpıyoruz.

      Hazırladığımız tepsiye eşit miktarda spatula ile yayıyoruz. (Eşit olması çok önemli)

      Isınan fırında üzeri pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.

      Pişen pandispanyamızı tepsiden almadan soğumaya bırakıyoruz.

      Dolgu Kreması :

      * 2 paket vanilyalı Cremole

      * 4 su bardağı süt

      İç kreması için ben pratik olması açısından Cremole tercih ettim. Yine hazır satılan dolgu kremasını kullanabilir ya da evde pastacı kreması pişirebilirsiniz.

      Cremoleyi belirttiğim süt miktarı ile hazırladım.

      Pandipanyanın üzerine eşit miktarda bolca sürdüm. İlk ruloyu yapacak şekilde muzları bütün şekilde dizdim. Dar tarafından başlayarak,attaki kağıdını sıyıra sıyıra ilk ruloyu yaptım.Bıçakla kesip aynı şekilde işleme devam ettim. Elde ettiğim ruloları dilimledim. Üzerlerine pudra şekeri serptim ve muzla süsledim.

      Bir ipucu : Muzların kararmaması için üzerlerine şeffaf jöle sürebilirsiniz.

      Afiyetle,



      20 Şubat 2008 Çarşamba

      SOSYETE MANTISI



      Hep ismi komik gelmiştir bana ... Şimdi bakıyorum bakıyorum... sosyetelik bir şey ortada yok :) Diğer taraftan düşünüyorum... Sosyete vakitsizlikten mantı yapamadığı için mi bunun adı böyle diye :) Adı nerden gelir bilinmez ama bizim evde şöyle bir gerçek var ... Sosyete mantısı Engin'e her şeyi yaptırır , inanılmaz bir ikna mekanizmasıdır :)
      Abartmayayım hadi :)

      Enginle gençken :) yani flört ettiğimiz dönemlerde (annem olsa gülerdi) evlilik hayallerimizin başrolünde vardı "Sosyete Mantısı" ... Engin'in canı çeker , ben mantıyı yapar, bir kaba koyardım.. Ya işyerine götürürdüm ya da bizim evin önünde arabada yedirirdim çabucağından sıcak sıcak :) Evlensek de evde yapsan bana şunu derdi :) Eeee erkeğin midesine giden yol bulunmuş hiç şaşar mı :)

      Geçenlerde nostaljisi gelen Engin Bey, "evlendik artık pek nadir yapar oldun... hani benim sosyete mantım?" diyince o kadar pastanın altından kalkan ben şu garip mantıcıktan mı erineceğim dedim cengaverce tuttum yufkacının yolunu... Akşam bizimkini görmeniz lazım... "Hep yap, daha sık yap" diyip durdu :) Şu erkekleri anlamak ne mümkün... Saatler harcarsın.. Ete, tavuğa, sebzeye vizyon katarsın ... yemez ... iki yufkaya kıymayı sar, yoğurdu dök senden alası yok :)
      Büyüklerimiz "daha ne istiyorsun? Bizim beyler gecede 3-4 çeşit isterdi, aynı yemeği ertesi gün yemezdi" diye benim gazı almaya gayret gösteriyorlar... :)
      İşte Engin'in başının tacı...Bence acemi mutfak tutkunlarına lezzetli bir alternatif..
      SOSYETE MANTISI
      Malzemeler: (4 kişilik)
      • 3 adet yufka
      • 200 gr kıyma
      • 1 adet orta boy soğan
      • kırmızı pul biber - karabiber - tuz
      • sıvıyağ
      • sarımsaklı yoğurt
      • 1 yemek kaşığı salça
      • 2-3 yemek kaşığı tereyağ

      Öncelikle bir tencereye soğanı rendeleyelim. Bir , iki yemek kaşığı sıvıyağ ilave edip kısık ateşte soğan ölünceye kadar kavuralım. Daha sonra kıymayı ekleyip , pişinceye kadar kavurmaya devam edelim. Kıymamız pişince (rengi oturunca) baharatlarını ilave edip ocağın altını kapatalım.

      Yufkamızın ilkini tezgaha serelim ve 8 eşit parçaya keselim .. (Ben mantıları küçük seviyorum, büyük isterseniz 4 parçaya bölebilirsiniz). Her bir üçgen parçanın geniş kısmına iç malzemesinden koyup önce ince tarafına doğru rulo yapalım, sonra içe içe , gül böreği gibi saralım...Tüm yufkalara bunu uygulayalım.

      Geniş bir tavaya sıvıyağ dökelim ve orta ateşte yağın kızması için bekleyelim. Kızgın yağa hazırladığımız börekleri atalım ve alt üst kızaracak şekilde pişirelim. Pişenleri , peçete serili bir servis tabağına ,fazla yağını almak üzere alalım.

      Ayrı bir tavada tereyağını eritelim.Salçayı ilave edip bir miktar su ekleyelim...

      Kızarttığımız mantıların üzerine sarımsaklı yoğurt ve salçalı sosu döküp servis edelim.

      Afiyetle,

      18 Şubat 2008 Pazartesi

      ŞURUPLU LİMONLU KEK VE BİR TEŞEKKÜR



      Son dönemde hayli kitabım oldu... Bu kitaplar sayesinde pasta yapma konusunda kendimi çok daha geliştirme şansım oluyor. Son kitabım için bir teşekkür göndermem lazım buradan... Sıkça yurtdışına seyahate giden mesai komşularım Ferhat ve Murat'ın New York fuarı sonrasında bana hediye olarak getirdikleri kitap "Spectacular Cakes" gerçekten bana süpriz oldu...Kitapla kalmamışlar bana bir sürü de kalıp getirmişler...

      Kuru kuru teşekkür etmek olmaz dedim ... Kitaptan bir tarif seçmelerini istedim.. Ferhat'ın arası tatlı ile pek iyi değil... Limonluyu görünce "Bu olsun" dedi...

      Limon tadından pek hoşlanmadığım için bana hafif ekşi gelse de diğer tadanlar tarafından beğenildi...Hafif ve serinletici bir tadı var diye yorumlar geldi :) Bence limon oranı biraz düşürülebilir.. Kitaptaki tam tarifi yazıyorum...

      Malzemeler:
      • 1 1/4 cup kekun
      • 1 1/4 cup un
      • 200 gr oda ısısında yumuşamış margarin / tereyağ
      • 200 gr toz şeker
      • 4 adet yumurta
      • 2 limonun kabuğu (rendelenmiş)
      • 2 yemek kaşığı limon suyu
      • 2 çay kaşığı vanilya şurubu

      Limon Şurubu için

      • 1/2 cup limon suyu ***
      • 1/3 cup toz şeker
      20 cm kek kalıbı

      Kek kalıbımızı iyice yağlıyoruz (margarin tercih ediyorum) Fırınımızı 150 derecede ısıtıyoruz.

      Öncelikle şeker ve margarini kremsi bir yapıya gelene kadar çırpıyoruz. Yumurtaları ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Un ve kekunu bir kapta karıştırıp, çırpmakta olduğumuz diğer malzemelere yavaş yavaş ekliyoruz. Limon kabukları, limon suyu ve vanilya şurubunu da ekleyip karışımı hazırladığımız kalıbımıza döküyoruz. Kekimizi üzeri hafif altın rengine dönünceye kadar pişiriyoruz. (Kürdan testi ile pişip pişmediğini kontrol ediyoruz)

      Kekimiz pişerken şurubunu hazırlıyoruz. Şeker ve limon suyunu bir tavada şeker iyice eriyinceye kadar pişiriyoruz.

      Kekimiz pişince çeşitli yerlerinde bir çatal yardımı ile deliyoruz. Şurubu kekin üzerine döküp, şurubu çekmesi için bekliyoruz.

      Kek soğuyunca kalıptan çıkartıp servis için hazırlıyoruz.

      İşte benim teşekkür kekim bu şekilde yapıldı...

      Bu arada pasta yapmaya devam ediyorum...

      Arkadaşım Sinem'in kız kardeşi Duygu için yaptığım doğumgünü pastası... Duygu atları ve ata binmeyi sevdiği için bu sevimli ponyleri seçtik ....

      PONY PASTA

      Bu da Finans departmanında başlayacak bir projenin ilk toplantısı için yapıldı...




      Afiyetle,

      15 Şubat 2008 Cuma

      KALBİM EGE'DE KALDI...

      Ege'ye olan tutkumu bir çok sefer dile getirmiştim... Mavi ile beyazın birarada olduğu panoramasıyla, envayi çeşit otların doldurduğu mutfağıyla, zeytiniyle, imbatıyla, dost gülüşüyle başkadır benim Ege'm ... Ege'ye olan sevgim doğmamış çocuklarımın isim tespitine bile yansımıştır... Bir elimde DEFNE bir elimde Sevda'm (canım annem) kalbim EGE'de kaldı :) Hayallerimde hep karşılıklı yakalar ... Kordon boyu İzmir'de ya da komşunun İzmirin karşıdan baktığı eşi o harika şehrinde, Selanik ... O mavinin hayatla buluştuğu karşılıklı yakalar...


      Yine tavan yaptı dün gece Ege aşkım...


      Öyle bir süpriz yaptı ki canım Enginim bana, çok çok hem de çok mutlu olduğum bir yere götürdü...




      Radika ...


      Ege'nin ruhunu , sıcaklığını , harika lezzetlerini , mutluluk verici müziğini ve en önemlisi de romantizmini biraraya getiren Radika'da harika bir akşam yemeği yedik...










      Bloğun içeriği nedeniyle her bir lokmasında keyif aldığım yemeklerden bahsedeyim biraz sizlere ...

      Zeytinler... Keçi peyniri, dereotu ve saf zeytinyağı ile harmanlanmış zeytinler..

      Mis gibi köz patlıcan .. zeytinyağı ve domatesin eşliğinde daha da lezzetlenen...

      Kabaklı Börek..

      Karides Güveç...

      Ve ...

      bence en başarılısı... Radika Soslu Bonfile ... artık patlama noktasına gelmeme rağmen her bir lokmada bu son dediğim o harika lezzet...


      Ege'nin damla sakızı (Khios) ile tatlandırılmış muhallebi ..


      Tam bir Ege menüsü ile bayram eden Müge'nin midesi ve arka plandaki akordiyonun tatlı namesi...



      Ege'yi özleyenlere ya da Ege'nin havasını koklamak isteyenlere sevgiyle tavsiye edilir :)




      13 Şubat 2008 Çarşamba

      KURABİYELERLE MESAJLAR

      Son yazımda yayınladığım pastalar için birbirinden güzel yorumlar gönderdiniz. Bunun için sizlere teşekkür etmek istiyorum. Siz yorum yapınca ben daha çok üretmek ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Sanırım bu benim en büyük teşvik kaynağım... Sizin güzel sözleriniz !

      Haftasonundaki pasta gündeminin bir de kurabiye boyutunun olduğunu yazmıştım... Gündem nedeniyle hemen onu da yayınlamak ve sizlerle paylaşmak istedim...

      Gündemimizin birinci maddesi, blog sahibi olarak edindiğim arkadaşlarımdan Yasemin'in 9 aydır beklediği oğluşu Sencer'in cumartesi günü dünyaya gelişi...






      Adaş ile Şubat ayının başından beri en uygun günü bulmaya ve kurabiye yapmak için biraraya gelmeye çalışıyorduk... 9 şubatta karar kıldık ve Sencer bebeğin daha önce gelmemesi :) için neredeyse dua ettik diyebilirim :) Ama bizim duamız onu süslü süslü karşılamak içindi ne yapalım :)


      Adaş , kaptı sepetini, kurdelelerini, poşetlerini vs.. cumartesi bana geldi.. Önce kurabiyelerimizi pişirdik ... Kurabiye hamuru için yine buradaki tarifi kullandım. Kurabiyeler pişerken bizde de koyu bir sohbet...Adaşıma onun hazırladığı gibi güzel sofralar kuramadım bu sefer , peynir simitle idare ettik artık.Ancak bir sonrakine acısını çıkaracağım söz !


      Kurabiyeler pişti, soğudu... Oturduk masanın başına... Renklerine karar verdik kurabiyelerimizin..Sencer renkli bir annenin oğlu ya ondan rengarenk yapalım dedik :)


      Adaş şekerim kurabiyelerle haşır neşirken bir geçmişe yolculuk yaptım kendi içimde...Ben de böyle öğrenmiştim kurabiye yapmayı, bana bildiğim çoğu şeyi öğreten sevgili Burcu'dan..


      O yüzden sanırım hiç yorgunluk duymadım... Saatler nasıl geçti bilmedik... Ama o kadar saatin sonrasında bir sepet dolusu kurabiyemiz oldu... Üzerinde "HOŞGELDİN SENCER" yazan...



      Hoşgeldin Sencer bebek... ağzının tadı bu kurabiyelerin balı gibi olsun... hayatın bu kurabiyeler kadar renkli geçsin...hep mutlu ve sağlıklı ol!


      Gündemimizin ikinci maddesi ise malum "SEVGİLİLER GÜNÜ" .... Dün şirkette, gündem nedeniyle yine bir hayır kermesi düzenledik. Hediyelik eşya ve kurabiye satışımız oldu...Bir taşla iki kuş vurmak isteyenler için bugüne özel kurabiyeler yaptım.. Kurabiyelerimi gecenin geç vaktinde şipşak çektiğim fotoğraflarla yayınlamak istemediğim için adaşımın kapısını çaldım :) ve ondan benim şu fotomsulara bir el atıver, kurban olayım diye yardım istedim.. Hiç kırar mı, hemen yaptı etti gönderdi... İşte ilk kez üzerinde "blogcuğumun" adı yazılı sevgi günü kurabiyelerim :)










      Buradan herkesin Sevgi Günü'nü kutluyorum... Sevdiğinizi bir gün değil her gün söylemeyi sakın unutmayın ... ve sevgiyle kalın!

      11 Şubat 2008 Pazartesi

      SÜNGER BOB & ŞİRİNLERİN EVİ & ŞATO'DAN SİTE & BİR NİŞAN PASTASI

      Bu başlık benim haftasonumu özetleyen (???) bir başlık oldu galiba :)
      Evet ... Başlıktan da anlayabileceğiniz üzere bu haftasonum çok çok çok yorucu ve yoğun geçti ...

      Evde her yerde pasta ve kurabiyeler vardı... Bugün pastaları anlatayım... Sonra kurabiyelerden bahsederim artık...

      Haftasonuna SÜNGER BOB ile ile başladım...

      Aylin'i biliyorsunuz artık... Onunla arkadaşlığımızın geçmişi çoookk uzun.. Bu kadar yoğun bir gündem olunca... Aylin'e S.O.S bayrağı çektim ve o da beni kırmadı ve koşa koşa geldi sağolsun...

      Aldık önümüze Nesrin'in daha önce çalıştığı modeli, başladık Sünger Bob'u oluşturmaya... (Nesrin'cim sana buradan kucak dolusu sevgiler yolluyorum !)

      İşte sonuç... Bir Müge & Aylin ortak yapımı Sünger Bob çalışması :)

      Sırada elimdeki en büyük siparişe geldi... Ben bu pastaya site :) diyorum ... Kendimi diziyi izleyenler var mı bilmiyorum ama Binbir Gece'deki Şehrazat'ın Dubai Towers projesinde hissettim bu pastayı yaparken...

      Nil ve Haço'nun sevimli ikizleri Ralf ve Rayna için daha önce de pasta yapmıştım... Nil bebeklerini prens ve prenses diye sevdiği için pastada bu sefer de bu konsepti kullanmaya karar verdik. Pastayı tasarlama aşamasında Carol Deacon'un kitabındaki şato modelini kullandım...

      Annem ve Aylin ile yaklaşık 4 saatte tamamladık pastayı ama sonuç bize çok keyif verdi doğrusu..

      Daha yapılacak pastalar vardı... Sünger Bob'u isteyen arkadaşım, kızının doğumgünü bir de yuvada kutlayacaklarını söylemiş ve bir pasta daha istemişti... Bu pastanın modelini de kızı Deniz Ece, Şirinler'i çok sevdiği için bu şekilde seçmiştik...

      Debbie Brown'un kitabından seçtiğimiz bu modeli kullandım...



      Ve haftanın son pastası ....
      Şeker bir çiftin şeker nişan pastası ...
      Sevgili Sinem kelebek olsun gerisine karışmıyorum demişti... Bu özel güne sadece hissettiklerimi yansıtarak kendi hayal gücümü kullandım ve ortaya bu pasta çıktı...
      Annem ile pastaya baktık baktık durduk... Kuzguna yavrusu mu güzel gözüktü bilemiyorum, artık onun sizin yorumlarınızla anlayacağım :)


      İşte benim haftasonumun bir özeti... Bizim balkonun bir görüntüsü :)



      Ayrıca haftasonum bunlarla bitmedi...
      Daha sevgililer günü hazırlıkları ve en önemlisi de HOŞGELDİN SENCER'ler var...
      Ne mi demek bu ?
      Sevgili Yasemin doğum yaptı ... Cumartesi akşamı bizim Sencer oğlan dünyaya geldi... Ona dair gelişmeler bir daha ki sefere....
      Afiyetle kalın,






      6 Şubat 2008 Çarşamba

      SOSİSLİ VOLOVAN



      Gelen son konuklarım için hazırladığım davet menüsüne kaldığımız yerden devam edebiliriz diye düşünüyorum ....


      Malzemeler:


    • 20 adet volovan

    • yumurta sarısı

    • 200 gr kokteyl sosis

    • 2 adet sivri biber

    • 2 yemek kaşığı salça

    • 10-12 adet cherry domates (2'ye bölünmüş)

    • karabiber - tuz - kekik

    • 1 su bardağı sıcak su

    • 3 yemek kaşığı sıvı yağ

    • 100 gr rendelenmiş kaşar


      • Ne zamandır internette dolanırken rastladığım volovan tariflerini okuyup, denemek istiyordum.. Volovan hamuru aslında milföy hamurundan evde de yapılabilir... Ama ben Metro markette rastlayınca hazırını kullandım...


        Volovan yapılışı :


        Evde yapmak istenirse milföy hamurlarını su bardağı ile yuvarlak şekilde (ya da herhahngi bir kurabiye kalıbı da olabilir) kesmek gerekiyor. 20 adet milföy hamurundan yapılınca, elde edilen 20 yuvarlaktan 10 tanesinin ortası da çay bardağı ile tekrar kesiliyor. Alt tarafa tam yuvarlak üzerine de çember şeklinde olanı koyup, ikili takımlar elde ediliyor.Yumurta sarısı sürüp, çatalla çeşitli yerlerinden delip, fırında pişiriyoruz.


        Ben hazır aldığım 20 tane volovan hamuruna yumurta sarısı sürdüm ve çatalla delikler açıp yağlı kağıt serdiğim fırın tepsisine dizdim ve 200 derece fırında kızarana ve kabarana kadar pişirdim.


        Fırından çıktıklarında bardak gibi gözüküyorlardı...


        İç malzeme :



        Sıvıyağı tavaya koyuyoruz. İnce doğranmış biberleri kavurmaya başlıyoruz.Sosisleri de ufak ufak dilimliyoruz ve biberlerle kavurmak üzere tavaya alıyoruz. Sosisler renk değiştirince sıcak suda erittiğimiz salçayı ilave ediyoruz. Baharatlarını da ilave edip, son olarak domatesleri koyuyoruz. Hafifçe suyunu çekene kadar kaynatıp , ocağın altını kapatıyoruz.


        Bu malzemeyi volovanların içine doldurup , üzerlerini rende kaşar ile süslüyoruz.
        Misafirleriniz geldiğinde , 5 dk önce ısıtılmış 200 derece fırında yaklaşık 5 dk kadar volovanları tutarsanız, sıcacık ve lezzetli bir ikramınız olacaktır.
        Bu arada volovan hamurunun iç malzemesini çeşitlendirmek mümkün... Hatta soğuk olarak ikram etmek de.. Mesela akşam yemeğine gelen misafilerinize içine patlıcan salatası doldurulmuş volovanların olduğu bir tabak hazırlarsanız çok ilgi çekecektir...
        Afiyetle kalın,

        2 Şubat 2008 Cumartesi

        SON KONUKLAR ve ARPA ŞEHRİYE SALATASI



        Bu cumartesi günü üniversite grubunu ağırlama sırası bendeydi. Kızlar için ne hazırlayacağımı günler önce düşünmeye başladım ...

        Biliyorsunuz... Muhakkak yeni bir şeyler denemem lazım birileri gelince. Hem bana bir fırsat oluyor hem de siteye konacak yeni şeyler çıkıyor :)

        Bu seferki menüyü şu şekilde oluşturdum :




        Sosisli volovan





        Ispanaklı - peynirli kiş












          Arpa şehriye salatası


















          • Zeytin ezmeli küçük kurabiyeler
















          Lor peynirli pasta (Portakal Ağacı)













          Misafirlerimden tam not almayı başardım... Umarım sizler de beğenirsiniz... Daha önce tarifini vermediklerimi teker teker yazıyor olacağım...

          Bugün Arpa Şehriye Salatasından başlayalım :





          Yapımı çok basit ve ekonomik bir salata yı Şuşu yaptığında Engin de ben de çok severek yemiştik... Ne zamandır sizlere de tarifini vermek istiyordum bu da bana vesile oldu böylece..


          Malzemeler:



          • 1/2 paket arpa şehriye

          • 1 kutu konserve mısır

          • ince kıyılmış 4-5 sap taze soğan

          • ince kıyılmış dereotu

          • ince kıyılmış maydanoz

          • limon (sıkılacak)

          • zeytinyağ

          • tuz

          Bir tencerede su kaynatıyoruz. Arpa şehriyeyi kaynamış suda yaklaşık 3-4 dakika pişirdikten sonra ocağı söndürüyoruz ve tencerenin kapağını kapatıp , arpa şehriyenin formu bozulmadan suyun sıcaklığında şişmesini bekliyoruz.


          Pişen arpa şehriyeyi süzüp, soğuk sudan geçiriyoruz. Tüm malzemeyi derin bir kasede karıştıyoruz ve servise hazır hale getiriyoruz.


          Misafirlerin dışında cumartesi günü iki de pasta teslim ettim ...

          Ece ve Eda'nın sevimli pastası ...




          Bu da gitmeye hazır , paketli hali ...



          Carol Deacon'un bir kitabını almıştım geçtiğimiz hafta ... Bu pastanın modeli o kitaptan... Bu aralar ne çok fener pastası yaptım... Herkes mi fenerli acaba dedikleri gibi :)






          İşte benim uzun haftasonum böyle geçti... Hep mutfakta :)


          Hepinize güzel bir hafta diliyorum !

          Afiyetle kalın...