Sayfalar

29 Eylül 2008 Pazartesi

KIYMALI TEPSİ BÖREĞİ

Elde açılan böreğin hali bir başka oluyor..
Hele de açan kocanızsa :)



Yemekbahane'den SON DAKİKA görüntüsü...

Daha bu fotoğrafı çekeli 20 dakika bile olmadı, inanın... Sıcak sıcak yedik, sıcak sıcak tarifi veriyoruz:)

Tepsiyi tutan el, sevgili eşim Engin'in eli.. Zira bu börek %100 kendisinin ellerinden çıktı ve sahur soframızın başının tacı oluverdi..

Mübarek Ramazan ayının son sahuruna layık bir şeyler yapma arayışındayken Engin, ben börek açacağım diyince bunu pek yadırgamadım inanın. Çünkü bu onun ilk hevesi değil, zaman zaman börek açası geliyor adamcağızın, hoşgörmek lazım :)

Nasıl bir börek nasıl bir börek..

İnce ve çıtır çıtır bir börek..Tabii ki kıymalı..İşte tam hayali de buydu, kıymalı bir tepsi börek :)

Açtık Sofra dergisinin Eylül sayısını, arka fihristinden Hamur İşleri bölümünden bir börek hamuru seçiverdik kendimize.Beğendiğimiz bir hamuru hacimsel olarak ufaltarak bir hamur tarifi çıkarttık ortaya.İşte bizim böreğimizin tarifi :

Hamuru için:

  • 2 su bardağı un
  • 1 yemek kaşığı sulanmış yoğurt
  • 1 yumurta
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1/2 çay bardağı su

Ara malzeme:

  • 200 gr kıyma
  • 1 adet orta boy soğan
  • 1 adet kabukları soyulmuş domates
  • 2-3 adet sivri biber
  • 1 avuç ince kıyılmış maydanoz
  • tuz, karabiber, kırmızı biber
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ

Üzerine sürmek için yumurta sarısı, aralara sürmek için sıvıyağ, varsa çörek otu (susam da olur)

2 su bardağı unu eliyoruz. Ortasını havuz gibi açıp yumurtayı kırıyoruz. Yoğurt, sıvıyağ, tuz ve suyu ilave edip yoğurmaya başlıyoruz. Yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğuruyoruz. (Bu aşamada biraz daha un ilave etmeniz gerekirse ekleyebilirsiniz)

Hamurumuz toparlandığında üzerini bir bez ile kapatıp 20 dk kadar dinlendiriyoruz.

Bu arada iç harcını hazırlıyoruz.

Soğanları ince ince kıyıyoruz. Sıvıyağı bir tavaya alıp soğanları yağda hafifçe soteliyoruz. Soğanlar pembeleşince kıymayı ilave edip kavuruyoruz. Daha sonra ince doğranmış sivri biberleri ekliyoruz. Domates, maydanoz ve baharatını da ekleyip bir süre daha soteliyoruz. Ocağı söndürüyoruz.

Dinlendirdiğimiz hamurumuzu dört eşit bezeye ayırıyoruz.

26 cm çapındaki tepsimizi iyice yağlıyoruz (sıvıyağla)

Tezgaha un serpip bezeleri tepsi büyüklüğünde açıyoruz. Birinci yufkamızı açınca yağladığımız tepsiye alıyoruz, kenarları tepsinin dışında bırakıyoruz. Üzerine bir yumurta fırçası yardımıyla sıvıyağ sürüyoruz. İkinci yufkamızı üzerine yerleştiriyoruz ve hazırladığımız harcı ikinci yufkamızın üzerine eşit miktarda döküp iyice yayıyoruz. Üçüncü yufkamızı da harç koyduğumuz katın üzerine koyuyoruz ve yağlama işlemini tekrarlıyoruz. Son katı da koyup yanlarda kalan yufkaları da son aktın üzerine doğru topluyoruz.

Tüm katlarını tamamladığımız böreğimizin üzerine bolca yumurta sarısı sürüp, pizza dilimler gibi dilimliyoruz. Çörek otu ile süsleyip önceden 180 derecede ısıttığımız fırında yaklaşık 20-25 dk kadar pişiriyoruz.


Böylelikle son sahurumuzu da lezzeti bol bir börekle kapatmış olduk.

Buradan herkesin bayramını kutlamak istiyorum..

Herkese sevdikleri ile birlikte, tatlı şeker gibi bir bayram diliyorum !

Ağzınızın tadı eksik olmasın!

Afiyetle kalın,





24 Eylül 2008 Çarşamba

SIZMIŞ BİR FENERBAHÇE TARAFTARI PASTASI


Geçtiğimiz haftasonu yaptığım pastalardan biri.Elinde bira kutusu, üzerinde forması koltukta öylece oturduğu yerde uyuyakalmış bir adam betimlemesi :) Benim de şahsen tanıdığım biri olunca yaptığım pasta da hayal etmek daha kolaylaşıyor elbette. Süpriz pasta istendiğinde nasıl olacağı tamamen bana bırakıldı ve ben pastanın sahibi Uğur'u aynen böyle hayal ediverdim :) Neyse ki tam da Fenerbahçe gol attığında getirmişler pastasını maç seyrederken cumartesi akşamı , tam oturmuş yani konuya :)
Beni arayıp, "Aynı ben bu ! " dediğinde daha da mutlu oldum :)
Tekrar nice yıllara Uğur !
Fenerbahçe pastalarından başka örnekleri hatırlamak isteyenlere :

Özel !

Yemekbahane takipçileri ,

Bir önceki yazımda resmini koyup yayınladığım Boşnak Mantısı , arkadaşım tarafından yapılmadığı, dışarıdan bir bayana ücret karşılığı yaptırıldığı için malesef elimizde tarifi bulunmuyor. Tarifi bekleyenler için bunu belirtmeyi bir borç bildim :)

Afiyetle,

22 Eylül 2008 Pazartesi

İFTAR SOFRAMIZ VE PİYAZ


Cumartesi akşamı üniversiteden arkadaşlarım Ayşen ve Volkan'ın evlerinde iftara davetliydik. Sevgi ve içtenlikle hazırlanmış müthiş bir sofrada eski-yeni ne varsa konuştuğumuz, kahkahası bol, samimiyetin balının damladığı nadide bir iftar yemeği yedik diyebilirim.

Menü masadan da anlaşılacağı üzere hayli kalabalıktı. Boşnak mutfağından çeşitlemelerin de yer aldığı iftar sofrasının baş tacının fotoğrafını belgelemememek olmazdı tabii..

Tataaammm !

Boşnak mantısı .. Tanım : Bir yiyen bir de yemeyen pişman ..Sanırım yeterlidir :)

Menümüz:

  • Tutmaç Çorbası
  • Köfte-patates kızartma
  • Boşnak Mantısı
  • Zeytinyağlı Semizotu
  • Piyaz
  • Amerikan Salası
  • Patlıcan Salatası
  • Közlenmiş Biber
  • Adını şu anda hatırlamadığım (Biber-peynir-kaymak içerikli yöresel bir turşu)
  • Kırmızı biber ezmesi
  • İftariyelik

Sofra kurulurken ben de bir köşede menüde bulunan piyazı hazırladım.

Arşivimizde bulunsun diye buyrun tarifi :

PİYAZ

Malzemeler:
  • 2 su bardağı haşlanmış kuru fasulye (Konserve de kullanabilirsiniz)
  • 1 adet iri boy soğan
  • 2 adet domates
  • 3-4 yaprak göbek salata (ince kıyılmış)
  • Limon (arzu eden sirke de koyabilir) & zeytinyağ & tuz
  • Süslemek için zeytin (haşlanmış yumurta da olabilir)

Soğanları ay şeklinde , ince ince piyazlık doğruyoruz. Tuz ile ovarak acısını çıkartıp, yıkıyoruz. Domatesleri minik minik doğruyoruz. Haşladığımız kurufasulyeleri, soğan, domates ve ince kıyılmış göbek salatayı derin bir kaseye alıp, limon-tuz ve zeytinyağı ilave ediyoruz.Karıştırıp, servis yapacağımız tabağımıza alıyoruz. Zeytin ile süsleyip servis ediyoruz.

Artık Ramazan ayının son haftasına giriyoruz. Allah kısmet ederse haftaya bugün son orucumuzu tutacağız. Ne yalan söyleyeyim bayramı iple çekiyorum. Özellikle de ilk kahvaltıyı :)

Afiyetle,

18 Eylül 2008 Perşembe

OKLAVA TATLISI



Daha şerbetini çekmekteyken, sıcak sıcak fotoğrafladığım bu bir tepsi tatlı, bendenizin ilk resmi "Türk Hamur Tatlısı" denemesidir. Denemenin sonucu nasıl oldu diye soranlara cevabım şu:

"Gidecek yol var.Ancak durum kesinlikle ümitsiz bir halde değil.Özellikle gözlem ortamları sağlanarak - ki bu, bu konuda usta olan yengemizin yanında bir oryantasyon organize etmek anlamına geliyor - kişisel gelişime katkıda bulunulabilir.Tatlımız tadı itibari ile kusursuz ancak görüntüdeki kalın duruş yazının başında belirtilen ilk tecrübenin vermiş olduğu bir duruştan ibarettir."

Tatlının tadına bakıldıktan sonra çıkartılan dersler:

  • Bezeler daha ufak tutulacak - Ceviz büyüklüğünde diyebiliriz.
  • Hamur yırtılma eğilimi gösterene kadar açılacak
  • Mümkünse oklavadan da ince bir materyal ile büzme işlemi yapılsa görsel anlamda daha iyi sonuç verebilir (yengem bunun için bir pantalon askısı kırmış) :)
  • Tatlı soğuk, şerbet ılık olarak şerbetleme işlemine tabi tutulacak (yengemizin naçizane önerisi)

Efendim, el elden üstündür.. Buyrun tarifi..

Ama bendeniz yılmadım.Denemelerime aynen devam ediyor , bu mecradan sizleri bilgilendiriyor olacağım.

Malzemeler: (35 cm çapında yuvarlak bir tepsi için)

Hamur:

  • 1 yumurta
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1/2 su bardağı süt
  • 1/4 çay bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı sirke
  • 1/2 çay kaşığı tuz
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • aldığı kadar un (burada net bardak ölçüsü veremedim, değişken olabilir)

Şerbet:

  • 3 su bardağı bardağı su
  • 2,5 su bardağı toz şeker
  • 2-3 damla limon

İç malzeme:

  • 500 gr ince çekilmiş ceviziçi

Diğer:

  • Tepsiyi yağlamak için sıvıyağ
  • Hamurları açmak için bolca mısır nişastası
  • Tatlının üzerine dökmek için 250 gr tereyağ (ben teremyağ kullandım)

Tüm hamur malzemelerini ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edinceye kadar yoğuralım ve üzerine nemli bir bez örterek yaklaşık 30-40 dk kadar dinlendirelim.

Tepsimizi sıvıyağ ile iyice yağlayalım.

Dinlendirdiğimiz hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp bol nişasta ile tatlı tabağı boyunda iyice incelene kadar açalım. Açtığımız hamurun üzerine bolca ceviz serpelim. Oklava (ya da bulabileceğiniz daha ince bir edavatla) ile saralım ve oklavanın üzerinde elimizle sağdan ve soldan büzerek hamuru ortada toplayalım. Hamuru oklavadan sıyıralım. Parça çok büyükse ortadan ikiye kesip, değilse aynen çıkarttığımız şekilde tepsiye dizelim. Tüm tepsi tamamlanana kadar bu işlemi devam ettirelim.

Tereyağını bir tavada eritelim. Tatlımızın üzerine erittiğimiz yağı bolca dökelim.

Önceden 180 derecede ısıttığımız fırında üzeri kızarana kadar tatlımızı pişirelim.Piştikten sonra soğumaya bırakalım. (Tatlımızı, hava almayan bir şekilde sararsak, şerbet dökmeden yaklaşık 10 gün kadar bekleyebilir)

Şeker, su ve limonu bir tencereye alarak şerbetimizi hazırlayalım. İyice kaynayana kadar pişirelim. Ilınmaya bırakalım.

Şerbet ılınıp , tatlı soğuyunca şerbetimizi tatlımızın üzerine dökelim ve çekmesini bekliyelim.

Herkese iyi iftarlar, bereketli Ramazan sofraları diliyorum.

Afiyetle,

15 Eylül 2008 Pazartesi

WEDDING SHOWER PASTASI VE KURABİYELERİ

Düğün öncesi gelin hanıma süpriz parti - WEDDING SHOWER

İşte Wedding Shower budur.Düğününe kısa bir zaman kalmış gelin hanımın arkadaşları ve yakınları toplanır, gelin hanıma hediyeler alınır ve kız kıza parti yapılır. Amerika'da yaygın olan bu geleneği görümcesi Natali için uygulayacak olan Sevgili Nil benden bugün için özel bir pasta ve kurabiyeler yapmamı istedi.

Pastanın üzerine bir gelin figürü hazırladım. Gelinliğini yaparken gerçekten çok eğlendim. Kendisine diktiğim :) gelinlikten de son derece memnun kaldım, ne yalan söyleyeyim. :)



Kurabiyelerde ise yine gelinlik konseptinden yola çıkarak kalp kurabiye kalıpları ile hazırladığım straplez gelinlik modelini uyguladım.

Gelin hanıma buradan mutluluklar diliyorum.

Afiyetle,

10 Eylül 2008 Çarşamba

DOĞUMGÜNÜ KIZIYIM :)

Canım annem ...

Hayatına beni soktuğun için.Beni hep koruduğun ve bu yaşıma sınır tanımayan sevgini vererek getirdiğin için.O'nun yokluğunu bana hiçbir zaman hissettirmediğin için.

İyi ki doğdum değil ... İyi ki doğurdun :)

Afiyetle,

8 Eylül 2008 Pazartesi

UN KURABİYESİ

BİR CAN ÇEKİŞME DURUMU



Resmen dün gözümün önünde uçuştu kurabiyeler.Tıpkı çizgi filmlerde olur ya öyle.Hani bir karakter kafasını çarpar, gözünde böyle yıldız yıldız şeyler uçuşur :) Haaaahhh aynen öyle oldum :)

Kalk Müge Kalk ! Bir kurabiye yoğur, yoksa bir yerlerin şişecek :)
Hayalimde, kocaman bir bardak demini almış mis gibi kokan çay..Bir kurabiye atıp ağzıma üzerine sıcacık çaydan bir yudum alıyorum.Kurabiye kendini kaybediyor, ben kendimi kaybediyorum:) Allahım sen kimseyi açlıkla terbiye etme..Bu Ramazan beni ne hale sokuyor böyle ;)

Annemin çok eski bir defteri vardır.(Laf aramızda yürütmüşüm evlenirken):) Onun içinde dedim kendi kendime aradığım.Çocukken pek yapardı.
Hahh burada...
UN KURABİYESİ
Malzemeler: (25 adet ceviz büyüklüğünde kurabiye çıkıyor)

  • 125 gr oda ısısında beklemiş margarin
  • 4 yemek kaşığı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • 2 - 2,5 su bardağı un (önce 2 bardak koyun, kaldırırsa ekleyin)
  • damla çikolata (arzuya göre, fındık, fıstık vs de konabilir)
  • üzeri için pudra şekeri

Fırınımızı 140 derecede ısıtıyoruz.

Margarin, pudra şekeri, vanilya ve unu bir kapta ele yapışmayan bir hamur elde edinceye kadar yoğuruyoruz. Eğer hamurumuz halen yapışırsa un ekleyebiliriz.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serip hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlıyoruz ve tepsiye diziyoruz.

Fırının orta kademesinde yaklaşık 10-15 dk kadar (pembeleşmeden almalıyız) pişiriyoruz.

Sıcakken ortalarına damla çikolataları sabitliyoruz.

Hafif soğuduktan sonra bir tel süzgeç yardımı ile üzerlerine pudra şekeri serpiyoruz.

Dün akşam iftara davetliydik. Kurabiyeleri şık bir şekilde götürmek istedim. O nedenle evdeki kutularımdan birine yerleştirdim.

Güya hediye götürdüm ama çoğunu sanırım ben yedim :) Tabii çay ile onları buluşturmak çok daha keyifliydi.

Afiyetle ,

5 Eylül 2008 Cuma

DEREOTLU BULGUR PİLAVI



Bugün öğle arasında Fly Inn'e gittik. Oruçluyuz ya en azından vakit geçirelim dedik. D&R'a girip kendime eziyet etmek için Lezzet ve Sofra dergilerinin son sayılarını aldım.Tabii tıpkı bizim bloglarımızda da olduğu gibi dergilerin de ana konuları "Ramazan Sofraları"... Deminden beri o çorba senin, bu pilav benim .. bak babam bak :) Bugün sanırım bana akşam olmaz :) Bir sürü sayfayı işaretledim bile :)
Dergilere bakarken ben de girip sayfamı güncelleyeyim bari diye geçirdim içimden.Yaz bitti, herkes döndü. Artık daha sık güncellemek lazım değil mi :)
"Ne var elimizde?" diyerek fotoğraf makinamın hafıza kartını laptopa taktım..Arşiv geniş, yazılmamış bir sürü fotoğrafı öyle çekilmiş unutulmuş şey var. Baktım bir gün fotoğrafını çektiğim bir bulgur pilavı var :) "Haahh demek bugünler için çekmişim" dedim ve koymaya karar verdim. Tarif tariftir, değil mi ama ?
Malzemeler:
  • 1 adet orta boy kuru soğan (rendelenmiş ya da yemeklik küçük doğranmış)
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 adet kabukları soyulmuş ve küp doğranmış domates
  • 3-4 adet ince kıyılmış yeşil biber
  • 1 çay bardağı ince kıyılmış dereotu
  • 2 su bardağı pilavlık bulgur
  • 1 yemek kaşığı salça
  • tuz, karabiber, kırmızı biber
  • 2 adet tavuk suyu bulyon (gerçek tavuk suyu varsa o da kullanılabilir)
  • 3 su bardağı sıcak su
Teflon tenceremize sıvıyağ ve soğanı koyup kısık ateşte soğanı soteliyoruz. Soğanlar yumuşamaya başlayınca biberleri de ilave edip karıştırarak pişirmeye devam ediyoruz. Soğan ve biberler iyice ölünce domatesleri ve salçayı ilave ediyoruz. Kaynamaya başlayınca bulguru, suyu, baharatları ve bulyonu atıp karıştırıp tencerenin kapağını kapatıyoruz.Bulgur kendini çekinceye kadar kapağını açmadan pişiriyoruz. Pilav kendini çekince ocağı kapatıyoruz. Kıyılmış dereotlarını ekleyip hafifçe karıştırıyoruz. Tencerenin üzerine bir havlu kağıt örtüp kapağı üzerinden kapatıyoruz ve bu şekilde yaklaşık 15-20 dakika kadar demlenmeye bırakıyoruz.
İşte böyle...
Bu arada aklıma öneri projemiz geldi :) Hanidir bir şey önermediğim bir de tabii :)
Aşağıdaki filmi , romantik film seven kitleye tavsiye edebilirim.. Güzel bir aşk filmi.. DVD olarak bulabilirsiniz sanırım..
Pastalar konusundaki betimlemeleri ise senaryoda dikkatimi çeken öğelerden :)
Herkese güzel bir haftasonu diliyorum !
Afiyetle kalın,

3 Eylül 2008 Çarşamba

KEREVİZLİ MERCİMEK ÇORBASI

Kerevizli Mercimek Çorbası
Şimdi başlığı okuyan büyük bir çoğunluk belki de "ıyhhh kereviz mi?" diyecek ya da bu kadar zaman tarif yazmadın başlaya başlaya bunu mu buldun diye içinden geçirecek olabilir :)
Kereviz neden sevilmez pek anlayabildiğim bir şey değil. Bence kokusu da tadı da harika.Hem önyargılı olmayın çünkü ben bunu bir deney ile kanıtlamış bulunmaktayım.Hem de Engin'in üzerinde.Sizlerin de artık çok yakinen bildiğiniz "Dünya Yemek Seçme Şampiyonu" Engin Bey, bu çorbayı bir güzel içti ve yüzde yüz onay verdi :) Ama itiraf ediyorum içinde ne olduğunu baştan söylemedim :)
Malum Ramazan ayındayız. Başlamadan önce düşünmüştüm , yazı henüz bitirmedik, çorba içilir mi acaba diye.. Maşallah 3 günde iki çorba bitirdik bile :) Demek ki insanın canı sıcak da olsa bir çorba çekiyormuş.
Çorbamıza gelince,
Malzemeler:
  • 1 su bardağı kırmızı mercimek
  • 2 adet ufak boy kereviz
  • 1 adet orta boy patates
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • kırmızı biber, kimyon, karabiber, tuz
  • 1 yemek kaşığı tereyağ ya da sıvıyağ (arzuya göre)
  • 1 tepeleme yemek kaşığı salça
  • su
  • 2 adet tavuksuyu bulyon(**arzuya bağlı, gerçek tavuksuyu da kullanılabilir)

Mercimekleri bol su ile yıkayıp bir tencereye koyuyoruz. Kereviz, patates ve soğanı soyup gelişigüzel bir şekilde 3-4 parçaya ayırıp mercimeklerin olduğu tencereye ilave ediyoruz. 6-7 su bardağı kadar su ve bir çay kaşığı tuz ekleyip, tüm malzemeyi kaynatarak pişiriyoruz. Sebzeler iyice piştikten sonra el blendırı ile hepsini iyice eziyoruz. (El blendırı yoksa kevgirden de geçirilebilir)

Bir tavada tereyağını eritip salçayı ilave ediyoruz. Baharatlardan arzu ettiğimiz kadar ekleyip az miktar su ile karışımı sulandırıyoruz. Bir taşım kaynadıktan sonra diğer tarafta ezdiğimiz sebze ve mercimeklerin üzerine döküyoruz ve karıştırıyoruz.Bu aşamada su ilave edilmesi gerekiyorsa bir miktar daha su ekliyoruz.Bulyonları katıp kısık ateşte 10-15 dakika kadar çorbamızı kaynatıyoruz.

Afiyetle,

2 Eylül 2008 Salı

DÖNÜŞÜM


Yaz bitti, izinler bitti, tatiller bitti...

Bir baktım blogların hepsinde yeni yeni yazılar..Herkes göçmen kuşlar gibi gittiği yerlerden dönüvermiş.

Yeni yayın dönemi gibi :) Başlıyor yeniden herşey.. :)
Bu sezon neler var kimbilir? Ne güzelliklere sahne olacak bloglar alemimiz göreceğiz...
Madem öyle haydi başlayalım , aynen kaldığımız yerden yola devam ...
Mübarek Ramazan ile başlayalım söze. Buradan herkese güzel, bereketli, sağlık dolu sofralar diliyorum.
Geçen hafta bildiğiniz üzere yoktum.Yaz tatilimin son dilimini, en tatlısını en sona bırakmıştım.En sevdiğim yerde geçirmek üzere tuttum canım annemim elinden, Selanik'te aldık soluğu.
O'nunla beş dolu gün geçirdik.
Annemin Selanik'e ilk gidişi olduğu için ören yerlerinde bilmem kaçıncı turumu da attım iyi oldu :)
Karşı kıyıdan selam ettik Türkiye'ye.. Yemeğiyle, aileleriyle, kullandıkları komik kelimeleri ile zaten hiç ayrılmamış olan iki milletin ortaklığına annem bile şaşırdı kaldı..
Dönerken yolda bir melek görmek üzere İstanbul'a varmadan indik otobüsten.. Bu melek bizim ailemize daha yeni geldi; ismi Doruk .. Bu ara moda ya.. Bu geçen aydan sonra hayatımıza giren ikinci Doruğumuz !
"Atatürk'e benziyor , kesin büyük adam olacak" dedim görür görmez..Onun gibi kaşı gözü, vakur duruşu var ! Bir de tek lokmada yemelik ayakları :)
Bahtın güzel olsun, küçük yeğenim! Sayende kuzenden de olsa teyze olduk :) Yoksa benden yengenin dışında bir şey olacağı yok malum :)
Yemekbahane'de bu sezon...
Alışık olduğunuz herşey, yeni denemeler ve beraber öğreneceklerimiz ...
Bizden ayrılmayın
Afiyetle,