18 Eylül 2017 Pazartesi

KİNOA KISIRI



Son bir kaç yıldır Kinoa hayatımıza girdi.. Artık sağlıklı beslenmeye çalışan herkesin reçetelerinde, tercihlerinde kiona yer alıyor. Besleyici, doyurucu, rejim dostu kinoayı ben de evde çeşitli tariflerle kullanıyorum. Bugün sizlere en pratiğinden kısır tadındaki versiyonunu yazıyor olacağım.

Bugün ayrıca bir kaç kelamım da Aras'ın okula başlaması ile ilgili olacak. Bu 11 yıllık blogculuk hayatı Arası ve Poyrazı bu ortamda bir çok kez gündeme getirmeme vesile oldu, elinize doğdular desek yanlış olmaz sanırım.

Evet 6,5 yıl önce şükürler olsun ki tattığım annelik duygum bu sıra farklı bir merhale ile tavan yapmış durumda.. Benim minik bebeğim artık ilkokullu oldu. Okul meselesi benim için akademik anlamda çok birinci planda değil. Ben hayatta hep başarının içsel bir güdü olduğuna inandım. Çalışmak, çalışkanlık evet sizi bir noktaya belki getiriyor ama içsel ise o noktaya siz seve seve sindire sindire ilerliyorsunuz. O yüzden umarım oğullarımın içsel olarak akademik becerileri vardır, bunun oluşması için düşünce becerilerini, muhakeme becerilerini hep şekillendirmeye elimden geldiğince gayret ediyorum, onları bu anlamda destekliyorum.
Okul hayatı benim için özgüvenin, sorgulamanın, tümden gelmenin, tüme varmanın, bir sonraki adımını planlamanın, strateji üretmenin, ürettiğin stratejiyi uygulamanın kazanımlarının olması gerektiği yer.. İnşallah çocuklarımızın her daim bunları deneyimleyecekleri ortamları olsun. Yolun açık olsun Arascığım !


Salataya geçelim o zaman biz.. :)

Malzemeler: (2 kişilik ölçü veriyorum, siz dilediğiniz kadar arttırın)

  • 1 su bardağı kinoa
  • 1,5 su bardağı su
  • 1 avuç ince kıyılmış maydanoz
  • 3 adet ince kıyılmış taze soğan
  • 1/2 limon
  • 1 yemek kaşığı balsamik sirke (normal sirke de olur ya da limonu arttırabilirsiniz, zevke göre)
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı (artabilir, azalabilir)
  • tuz
  • karabiber
  • kırmızı pul biber
Arzuya göre dereotu, taze nane, biber ekleyebilirsiniz. Ben evdeki yeşilliklerle yaptım.


Yapılışı:
  1. Kinoayı suyunu çekene kadar haşlıyoruz.
  2. Soğumaya bırakıyoruz.
  3. Bir kasede ince doğranmış yeşillikler, limon, balsamik, zeytinyağ, tuz ve karabiber ile karıştırıyoruz.
  4. Servis edeceğimiz tabağa alıp üzerine pul biber serpiyoruz.
Afiyetle, sağlıkla



13 Eylül 2017 Çarşamba

TAVUKLU MAKLUBE


Aşamalı ama tek taşla bir kaç kuş vuran, önceden hazırlık imkanı ile son dakikada sıcakken servis edilebilen bir yemek, Maklube.. Aslında yoğurtlu bir sunumu var orjinalinde ancak ben hazırladığım diğer mezelerin de yoğurtlu olması sebebi ile yoğurt ile ikram etmedim. Pilavı, eti, garnitürü tek yerde sunulan bu nefis yemeğin tarifine geçelim..

Malzemeler: (6-8 kişilik)

  • 3 su bardağı pilavlık pirinç (ben Baldo kullandım, her zaman tercihim Reis ya da Gökbayrak )
  • 700 gr kadar kuşbaşı doğranmış kalça şiş (etin yağlı kısmını seviyorum ben, göğüs eti tercih edilebilir)
  • 2 yemek kaşığı tereyağ - 2 yemek kaşığı sıvıyağ (tavuğu kavurmak için)
  • 1 kavanoz bezelye konservesi (ben hazır kullandım, siz evde haşlayarak da kullanabilirsiniz)
  • 3 adet orta boy patates (halka şeklinde çok kalın olmayacak şekilde doğranacak)
  • 2 adet patlıcan (halka şeklinde çok kalın olmayacak şekilde doğranacak)
  • 3 yemek kaşığı tereyağ - 2 yemek kaşığı sıvıyağ (pilav için)
  • Tuz, karabiber 
  • Sebzeleri kızartmak için sıvıyağ
  • Su

Yapılışı :
  1. Önce tavuğu kavurarak başlayalım. Bir tencereye 2 yemek kaşığı tereyağ, 2 yemek kaşığı sıvıyağ (ben zeytinyağı kullanıyorum) koyup tavuğu kavurmaya başlıyoruz. (Bu aşamayı bir gün önceden yapabilirsiniz. )
  2. Pirinçleri iyice yıkayıp tuzlu sıcak suda yaklaşık 30 dk kadar bekletiyoruz.
  3. Tavuk suyunu salıp tekrar iyice çekene, hafifçe kızarmış bir renk alana kadar kavurma işlemine devam ediyoruz. Eğer aynı gün yapıyorsanız, pişen tavukları tencereden alıp aynı tencerede işlemlerinize devam edebilirsiniz. Ancak bir gece önceden yapıyorsanız tavuklar soğuyunca buzdolabına kaldırın ertesi gün ilk işlem olarak tavukları pilavı pişireceğiniz tencerede önce iyice ısıtın ve yine tencereden alın. 
  4. Bir başka tavada kızartma yapmak için sıvıyağı kızdırın. (patlıcanları bir gün önceden kızartabilirsiniz ancak patatesin tadı eskiyebilir, ben tercih etmiyorum) Patatesleri ve patlıcanları altın rengi olana kadar kızartıyoruz. Bir tabakta bekletiyoruz.
  5. Tuzlu suda beklettiğimiz pirinçleri iyice yıkadıktan sonra tereyağ ve sıvıyağ koyduğumuz tencerede pirinçler iyice tıkırdayana kadar kavuruyoruz. (Tavukları kavurduğunuz/ısıttığınız tencerede daha da lezzetli olacaktır)
  6. Kavrulan pirinçleri tencereden kısa bir süreliğine başka bir tabağa-tepsiye alıyoruz.
  7. Sıra geldi dizim işine. Bu yemeği yapmayı tercih edeceğiniz tencereyi önceden bir tabağa ters çevirebiliyor musunuz diye deneyin. Oturuyor mu yoksa sapları engel mi oluyor? Mümkün olan en düz satıhlı tencerenizi seçmelisiniz. Tencereniz ortadan büyük olmamalı yoksa malzemeleriniz yetmeyecektir.
  8. Dibinde hala yağ bulunan tencerenizin taban kısmına tavuklarımızı yayıyoruz.
  9. Üzerine kapatacak kadar pirinç koyuyoruz. 
  10. Pirincin üzerine patatesleri ve patlıcanları diziyoruz. Yine üstünü kapatacak şekilde pirinç seriyoruz.
  11. Bezelyeleri de eşit miktarda yaydıktan sonra kalan pirinci heryerine gelecek şekilde kaplıyoruz.
  12. Tavuk suyunuz var ise tercih edebilirsiniz. Benim yoktu normal su kullandım. Ölçüm 5,5 bardak bu suyu bir kasede tuz ve karabiber ile lezzetlendirdim. Suyu birden dökmeyin, kenarlarından yavaş yavaş döküp önce kuvvetli ateşte sonra da iyice demlenmesi için kısık ateşte pişirin.
  13. Pişen pilavımızı kapattıktan sonra yaklaşık 10 dk kadar iyice çekmesi için bekletiyoruz.
  14. Sonrasında büyük bir düz tabağa tencereyi ters yüz ederek servis ediyoruz.
Afiyetle , sağlıkla

7 Eylül 2017 Perşembe

GİRİT MEZESİ


Eğer bir şeyi yediğimde hoşuma giderse kesinlikle tarif isterim ve denerim... Ve eğer yediğim şeyi bir mekanda yediysem tarifini çıkartmak ve tahminde bulunmak için uzun uzun yerim :)

Mesela bu dereotlu havuçlu poğaçayı yerken de aynı şekilde olmuştu, pastanedeki bütün tepsi bittiğinde evde kendimi onu yaparken buluvermiştim ...

Girit mezesini belki çoğunuz biliyorsunuzdur, ben Karaköy Dem'e gittiğimde ilk kez yedim sanırım. Bu arada manzara olsun, lezzetli meze olsun yanına da sohbet olsun derseniz bu mekanı sevdiklerinizle deneyin, emin olun İstanbul ciğerlerinize işleyecek. Havaları soğutmayın ama.. aradığınızda terasta yer sorun.. Tarihi yarımadaya karşı kadehinizi kaldırın ve tadını çıkartın. Kendimi bu yazıyı yazarken Ajanda dergiyi yazdığımız günlerde hissettim.. Hey gidi hey.. İstanbul'da turist olmak sayfasını yazarken ne de keyif alıyordum ... 

Neyse biz mezemize geri dönelim. Yoğurtlu havuç salatası çok sıkça yaptığım bir şeydir. Seçerken o sanmıştım meze tepsisinden ama yedikçe içindeki peynir tadı beni başka yerlere götürdü sanki.. Sonra internete girip havuç-peynir-meze yazdım.. Meğer yediğim Girit Mezesiymiş.. Tabii ya .. Peynir ve Yunan mutfağı.. 
Kendimce yorumladım sonrasında.. 
Buyurun afiyetle ve sağlıkla, 

Malzemeler:

  • 4 adet havuç
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • İnce kıyılmış maydanoz (Bir avuç kadar)
  • 100 gr sert yağlı beyaz peynir
  • 4-5 kaşık süzme yoğurt
  • 1 kaşık normak yoğurt
  • Tuz

Yapılışı:
  1. Havuçları rendeliyoruz.
  2. Zeytinyağında renkleri parlak olana kadar kavuruyoruz, hafif diri kalabilirler.
  3. Peyniri bir kasede çatal yardımı ile eziyoruz.
  4. Kavurduğumuz havuçları peynire ekliyoruz, karıştırıyoruz. Tuz ve maydanoz ile tatlandırıyoruz.
  5. Son olarak süzme yoğurttan ve normal yoğurttan ne sert ne de sulu bir kıvam olmadan ekleyerek mezemizi tamamlıyoruz.





22 Ağustos 2017 Salı

PATLICAN KULELERİ


Bu aralar yeni hobim instagram hesabımda storyler yayınlamak .. Çocuklar da yazlıkta olunca yemek pişirmek sadece bir ihtiyacı görmek için değil, yine hoşça vakit geçirme aracı olarak yer alıyor hayatımda..Ben de bu hoş vaktimi hikayemde paylaşmayı seviyorum. Geçen hafta uzun zamandır istediğim bir şeyi yaptım, çok sevgili arkadaşlarımı evimizde yemekte ağırladım. Onlar için mönü oluşturup, yemek pişirmek çok eğlenceliydi..

Menüden ilk parçayı geçen postta yayınlamıştım, bugün diğerleri ile devam edeceğim. Ama bir fikir vermesi adına mönünün genelinden bahsedeyim sizlere..

Davet Mönüsü :

  • Cevizli & Susamlı Biber Mezesi
  • Girit Usulü Havuçlu Meze
  • Peynirli Roka Salatası
  • Patlıcan Kuleleri
  • Tepside İçli Köfte
  • Maklube Pilavı
  • Peyveli Parfe


Patlıcan Kuleleri nefis bir ara sıcak oldu.. Bir gün önceden hazırlığını yapmak mümkün, o yüzden pratik tarif statüsünde yerini onurla aldı diyebiliriz.. Yiyenler çok beğendiler ve lezzeti tam bir şölendi. Zaten patlıcanın olduğu hangi yemek bir şölene dönüşmüyor ki...

Buyurun tarife geçelim ..

Malzemeler :

  • 4 adet orta kalınlıkta patlıcan
  • 3 adet domates
  • 1 paket domates püresi (küçük kutuda satılanlardan)
  • 4-5 diş sarımsak
  • 2 top mozarella peyniri
  • Dilimlenmiş kaşar peyniri 
  • Taze fesleğen
  • tuz, karabiber 
  • Kızartmak için sıvıyağ 
  • Sos için 2-3 yemek kaşığı zeytinyağ
  • Kürdan

Yapılışı:
  1. Patlıcanları soymadan yaklaşık 1 küçük parmak kalınlığında halka şeklinde doğrayıp tuzlu suda bekletiyoruz.
  2. Bir tencereye/tavaya kızartmak üzere yağ koyup kızdırıyoruz.
  3. Kızan yağda iyice kuruladığımız patlıcanları altın sarısı renk alıncaya kadar kızartıyoruz. 
  4. Bir başka tencereye zeytinyağ ve ince doğranmış sarımsakları koyarak hafifçe soteliyoruz.
  5. Domateslerin kabuklarını soyup küçük küçük küpler halinde doğruyoruz. Sotelenen sarımsaklara ilave ediyoruz. Biraz kaynadıktan sonra domates püresini ilave ediyoruz.
  6. Tuz, karabiber ile tatlandırdığımız sosu, kısık ateşte suyunu çekene kadar pişiriyoruz.
  7. Suyu azalınca ince ince kıydığımız taze fesleğenleri ekliyoruz ve ocağı kapatıyoruz.
  8. Bir fırın tepsisine yağlı kağıt seriyoruz. 
  9. Mozarella peynirini halka halka çok kalın olmayacak şekilde doğruyoruz.
  10. Bir halka patlıcan üzerine sos, mozarella, bir daha patlıcan sos ve mozarella şeklinde ilerleyerek yaklaşık 4 patlıcan ile bir kule yapıyoruz. Son patlıcanın üzerine sos ve mozarella değil, dilimlenmiş kaşar peyniri koyup bir kürdan ile sabitliyoruz.
  11. Tüm patlıcanları bu şekilde tamamladıktan sonra ne zaman servis edilecekse o zaman 15 dk önce 190 derece ısıdaki fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Sıcakken servis ediyoruz.
Afiyetle, sağlıkla






18 Ağustos 2017 Cuma

CEVİZLİ & SUSAMLI BİBER MEZESİ



Nasıl tanımlasam.. Basit mi basit ama yenildiğinde tarif sorulacağı garantili ... Evet aynen bu sanırım.. Susam ve cevizin başrolü biberden çaldığı enfes bir meze.. Aslında bir türlü kırmızı kuru cin biberi ile acısı bol şekilde yapmak istiyorum ama bir türlü o biberden bulamıyorum.. Ama acı yiyemeyenleri düşünürsek kaşıklaması rahat ve huzur verici :)

Usulen yazıyorum tarifini.. Bu arada instagram hesaplarımdan @yemekbahane @mugekarahan tariflerimi takip edebilirsiniz..

Malzemeler:

  • 7-8 adet kapya biberi (kırmızı biber)
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağ 
  • 2 su bardağı süzme yoğurt
  • 5 yemek kaşığı sarımsaklı yoğurt (süzme değil, kıvamını açmak için de normal yoğurt kullanalım)
  • Tuz
  • 1 su bardağı iri kıyılmış ceviz
  • 3 yemek kaşığı susam
  • 4 yemek kaşığı zeytinyağ 
  • 1 çay kaşığı toz kırmızı biber

Yapılışı :
  1. Kapya biberleri küp şeklinde ufak ufak doğuyoruz.
  2. Bir tavaya 3 yemek kaşığı zeytinyağını koyup biberleri iyice yumuşayıncaya kadar kavuruyoruz. (buraya kadar misafirleriniz gelmeden bir gün önce yapıp ertesi gün yoğurt ve sosla hazır hale getirebilirsiniz.)
  3. Bir kasede süzme yoğurt ve sarımsaklı yoğurdu karıştırıp biberleri içine koyalım, tuz ilave edip karıştıralım.
  4. Bu karışımı servis edeceğimiz tabağa alalım.
  5. Bir tavaya yine zeytinyağ koyup iri iri doğranmış ceviz ve susamı hafif renkleri dönene kadar kavuralım (aman yakmayın sakın) :)
  6. Son olarak toz biberi ekleyerek hazırladığımız bu sosu yoğurtlu mezenin üzerine dökelim..
Afiyetle , sağlıkla

10 Ağustos 2017 Perşembe

KABAK LAZANYA


Küçük oğlum Poyraz'ın doğumundan sonra aldığım kilolardan son 6 aydır, yeme-içme alışkanlıklarımı düzene sokarak çok şükür kurtulabildim. 

Bugüne kadar beni rejim yaparken en çok zorlayan şey aslında sevdiğim hamur işlerinden uzak kalmak, yemek yemeyi sadece doymak için yapılan bir eyleme dönüştürmekti. Bu sefer öyle olmadı, hayatıma yemek yemede dengeleme felsefesini soktum. Sevdiğim şey olunca yedim ama ardından bu ödülün dengelemesini yapmayı bildim.

Bu süreçte güzel tarifler de denedim.. Bunlardan biri de bu yemek oldu.. Fırında üzerinde nar gibi kızarmış kaşarın albenisi ile bana hakiki bir lazanyayı hiç aratmadı.

Ben klasik bir lazanyada kullanılan beşamel sosu kullanmak istemediğim için bunu taze lor ile destekleyince ortaya nefis bir yemek çıkıverdi.

Buyrun deneyin ;

Malzemeler:
  • 7 adet orta boy kabak
  • 150 gr kıyma
  • 1 adet kurusoğan
  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • 2-3 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 200 gr taze lor
  • 1 paket krema
  • 200 gr rendelenmiş kaşar peyniri
  • Tuz, karabiber
Yapılışı :
  1. Öncelikle kabakları uzunlamasına yaklaşık 1 cm kalınlığında kesiyoruz. 
  2. Elde ettiğimiz dilimleri isterseniz önünü ve arkasını bir fırça ile yağlayarak fırına verip 200 derecede hafif pembeleşinceye kadar ya da benim yaptığım gibi döküm bir tavada aynı şekilde yağlarak önünü ve ardını tavanın izi çıkana kadar pişirebilirsiniz. (el oyalıyor ama çok lezzetli)
  3. Kabaklarla işimiz bitince bir tabakta biriktiriyoruz.
  4. Bir tavaya zeytinyağını koyup ufak ufak yemeklik doğradığımız kuru soğanları soteliyoruz.
  5. Daha sonra kıymamızı da ekleyerek beraber kavurmaya devam ediyoruz.
  6. Son olarak salça ekleyip, bir miktar sıcak su da katarak hafif sulu bir kıvamda kısık ateşte pişiriyoruz. Bu aşamada tuz ve karabiber ile tatlandırıyoruz.
  7. Krema ve lor peynirini bir miktar tuz ekleyerek karıştırıyoruz.
  8. Fırın kabımızı yağlıyoruz. 
  9. Alt kısmına yanyana boşluk kalmayacak şekilde kabaklardan diziyoruz. Üzerine kremalı lor karışımından döküyoruz. 
  10. Bir sıra daha kabak diziyoruz.Bu sefer lor karışımı döküp onun da üzerine kıymalı karışımdan koyuyoruz. 
  11. Böylelikle kabakar bitene kadar bu işlemi yapıyoruz.
  12. Fırın kabının en üst kısmına lor karışımından döküp üzerine kaşar serpiyoruz.
  13. 160 derece fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. 
Afiyetle , sağlıkla

8 Ağustos 2017 Salı

PIRASALI ÇITIR BOHÇA BÖREĞİ



Bütün kış boyunca kaç kere yaptıysam bu böreği herkes el açması sandı :)
Mahareti sosunda, pratikliği ise malzeme listesinde saklı bu tarifi denemelisiniz..

Malzemeler:
  • 3 yufka ( yufkadan 4 adet çıkıyor 
iç harcı :
  • 4-5 adet pırasa
  • 1 adet kurusoğan
  • 2 çay kaşığı karabiber 
  • 1 çay kaşığı pul biber
  • Tuz
  • 2-3 yemek kaşığı zeytinyağ

sosu :

  • 1 su bardağı zeytinyağ
  • 1,5 yemek kaşığı nişasta 
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • bir fiske tuz
üzerine :
  • 1 yumurta sarısı 
  •  susam / çörekotu 

Yapılışı :
  1. Bir kasede sos malzemelerini karıştırıyoruz.
  2. Soğanı küçücük doğrayıp bir tavaya zeytinyağını koyup soğanı kavuruyoruz.
  3. Pırasaları minik minik doğruyoruz, kavrulmakta olan soğana ekleyip beraber soteliyoruz. 
  4. Pırasalar yumuşayana kadar kontrollü ateşte pişiriyoruz, baharatlarını ekleyip soğumaya bırakıyoruz.
  5. İlk yufkayı tezgaha açıp heryerine sostan sürüyoruz. 
  6. Yufkanın bir ucunu ortaya doğru katlıyoruz. Katladığımız yere harçtan sürüyoruz. 
  7. Üzerine diğer ucunu getirip katlıyoruz, yine harçtan sürüyoruz. Bir dikdörtgen oluştu. Kısa kenarları bu sefer ortaya doğru getirip kuru kısımlara harç sürüyoruz. Diğer kısa kenara da aynı şeyi uyguluyoruz.
  8. Elimizde artık düzgün bir kare var. Üstüne harçtan sürüyoruz ve bu kareyi dört eşit kare elde edecek şekilde kesiyoruz.
  9. Karelerin ortasına iç harcımızdan koyup bohça şeklinde kapatıyoruz. Kat yeri alta gelecek şekilde margarin ile yağlanmış (yapışmaması için kesin çözüm) fırın tepsisine diziyoruz.
  10. Tüm yufkalar bitinceye kadar aynı işlemi yapıyoruz.
  11. Kalan sosa 1 yumurta sarısını ekleyerek tüm yufkaların üzerine sürüp, susam ya da çörekotu serpiyoruz.
  12. 180 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.
İç harcını istediğiniz gibi çeşitlendirebilirsiniz, peynirli, kıymalı, mercimekli, patatesli ..eminim hepsi harika olacaktır.

Afiyetle, sağlıkla

3 Ağustos 2017 Perşembe

NOHUTLU & BUĞDAYLI TAVUK ÇORBASI

Nohutlu Buğdaylı Tavuk Çorbası

Ahahahha şimdi size az önce keşfettiğim bir şeyden bahsedeyim..
Şimdi ben yaz günü çorba tarifi yazacakken dedim söze şöyle başlayayım "Züluf Ağa'nın düşkünü beyaz giyer kış günü" tersi misali ... Ama birden içime bir kurt düşüverdi, Züluf ağa mıydı ya o .. :)
Barış Manço'nun nane limon kabuğu şarkısında geçen meşhur deyişi bilirsiniz.. Hah işte ben o deyişi yanlış biliyor muşum meğer :) Zülıf ağa değil, zürefanın düşkünüymüş :)
Alıntı Ekşi sözlük :
zerafetine pek meraklı olanlar, kar kış demez beyaz giyerler, soğuğa güzel görünmeye* çalışırlar.

Yani velhasılkelam bir çorba nelere kadir, görün dostlar :)

Bu çorba tarifi arşivden değil ama fotoğrafı öyle .. Kışın çekmişim :) Olsun maksat yazmak değil mi? Nohutlu ve buğdaylı bu çorba hem besleyici hem de çok lezzetli..
Eğer derin dondurucuda haşlayıp sakladığınız nohut ve buğday varsa iş sadece tavuğu pişirmeye kalıyor. Yani yine benim mutfak paylaşım hedefim "pratik" olmasına pek uygun.


Malzemeler:

  • 1,5 - 2 litre kadar  tavuk suyu 
  • 150-200 gr kadar haşlanmış ve didiklenmiş tavuk eti
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1/2 su bardağı haşlanmış buğday
  • 2 tepeleme yemek kaşığı un
  • 1 yumurta sarısı 
  • 1-2 damla limon
  • tuz 
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • üzerine ayrıca kızdırılmış tereyağ

Yapılışı :


  1. 2 yemek kaşığı tereyağını tencereye koyup eritiyoruz.
  2. Eriyen yağa unu ekleyip kokusu çıkana kadar kavuruyoruz. Renginin değişmemesi için ateşi kısık tutalım.
  3. Daha sonra üzerine soğuk tavuk suyunu ekliyoruz. Eklerken sürekli karıştırarak unun topaklanmasını engelliyoruz.
  4. Haşlanmış buğday, nohut ve tavuğu ekleyip tuz ile tatlandırıyoruz.
  5. Çorbayı kısık ateşte lezzetlerin birbirine geçmesi için yaklaşık 10 dk kadar kaynatıyoruz. 
  6. Bir kasede yumurta sarısını limon suyu ile çırpıyoruz. Kaynayan çorbadan yumurtaya bir iki kaşık yumurtanın kesilmemesi için ekleyerek ısı dengelemesi yapıyoruz.
  7. Çorbanın altını kapatıp yumurtalı karışımımızı çorbayı hızla karıştırırken ekliyoruz. (terbiye meselesi) :)
  8. Bir tavada kızdırdığımız tereyağdan üzerine dökerek çorbamızı servis ediyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

25 Temmuz 2017 Salı

UN KURABİYESİ


En basitinden, en pratiğinden, en demirbaşından bir tarif...
Hele hele evde çocuk varsa, pişip pişirip önlerine atıştırmaları için koyabileceğiniz bir kurabiye tarifi..
Şekil vermek isterseniz açıp kalıpla da kesebilirsiniz, elinizde yuvarlayıp da bir şekil verebilirsiniz. Ben en tembelini seçtim, birazdan anlatacağım..

Malzemeler:
  • 250 gr oda sıcaklığında yumuşamış tereyağ
  • 2 yumurta sarısı
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • Aldığı kadar un (yaklaşık 5 su bardağı aldı benimki siz yine de ekleye ekleye gidin)
  • Üzeri için pudra şekeri
Yapılışı:
  1. Un hariç tüm malzemeyi bir kaseye koyuyoruz.
  2. Elimize yapışmayan ama iyice toparlanmış bir hamur elde edene kadar un ekleyerek hamuru yoğuruyoruz.
  3. Hamuru vaktiniz varsa 20 dk buzdolabında dinlendirin, daha rahat şekil verirsiniz.
  4. Fırın tepsisine yağlı kağıt serip, fırını 150 derecede ısıtıyoruz.
  5. Hamurdan iki avucumuzu dolduracak büyüklükte parça alıp tezgahta rulo şekli veriyoruz. (işte en pratik an) :)
  6. Yaptığımız orta kalınlıktaki ruloyu bir bıçak yardımı ile dilimliyoruz. Dilimlerin eşit kalınlıkta olmasına dikkat edelim.
  7. Yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye dilimleri diziyoruz. Yaklaşık 12-15 dk kadar fırında pişiriyoruz.
  8. Beyazlığını kaybetmemesine dikkat edin, kızarmaya başlamadan fırından alın.
  9. Hafif ılınınca üzerlerine bir elek yardımı ile pudra şekeri serpiyoruz.
Not: bu hamurun içine badem, ceviz, parça çikolata vb.. malzemeler ekleyerek lezzetlendirebilirsiniz.

Afiyetle, sağlıkla


19 Temmuz 2017 Çarşamba

SİMİT



Evde bir simit furyası başladı. Aras çok şükür artık bir çok şeyin tadına bakar duruma gelebildi. 6 yılı çorba ile geçirdiğine sanırım zaman zaman pişman oluyordur :)
Tabii bu konuda gelişim göstermesinin en önemli unsurlarından biri Poyraz.. Poyraz tadına baktıkça o da "abi" olarak öncü olmaya çalışıyor sanırım :)

Geçtiğimiz cumartesi evde çocuklarla kurabiye yaparken yarım paket tereyağ ile de simit pişirmeye karar verdim. Çocuklar çok severek yediler. Tarifi buraya yazalım da kaybolmasın :) Malum benim de tarif defterim bu blog her ne kadar eskisi kadar aktif olmasa da...

Malzemeler:


  • 125 gr oda ısısında tereyağ
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ (ben zeytinyağ kullandım)
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1/2 tatlı kaşığı pudra şekeri
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yumurtanın akı 
  • 1 yemek kaşığı sirke 
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • un
üzeri için :
1 yumurta sarısı , 2 yemek kaşığı pekmez, susam 

Yapılışı :

  1. Un dışındaki tüm malzemeleri bir kaba alıyoruz.
  2. Elimize yapışmayacak kıvama gelene kadar un ekliyoruz. Yağlı bir hamur olduğu için çabuk toparlanacaktır. Fazla un ekleyerek kurutmamaya dikkat edelim.
  3. Fırını 180 derece ısıtıyoruz.
  4. Bir tepsiye yağlı kağıt seriyoruz.
  5. Hamurumuzda parçalar kopartarak rulo yaptıktan sonra halka şekline getiriyoruz.
  6. Hamurun tamamı bitince yumurta sarısı ve pekmezi bir kasede karıştırıp üzerlerine sürüyoruz.
  7. Son olarak susam dökerek fırına veriyoruz.
  8. Yaklaşık 15-20 dk sonra iyice kızarınca fırından çıkartıyoruz.
Afiyetle , sağlıkla

18 Ocak 2017 Çarşamba

PRATİK KUMPİR

Pratik Kumpir

Daha önce de bir kumpir tarifi paylaşmıştım aslında.. O tarifle bu tarif arasındaki teknik farklar, bunun sunumunun bir tepsi/tabak içinde olması ve içindeki malzemeler aslında..

Yoksa bildiğiniz kumpir işte .. :) Ama Yemekbahane bildiğiniz bilmediğiniz şeylerin yeri .. Malumunuz benim ayran nasıl yapılıra video çekmişliğim dahi var :)

Geçtiğimiz cumartesi günü yine bizim malum blog kızları toplantımızın olduğu bir gündü.. Selen yine harika bir sofra ile ağırladı bizleri. Artık kahvaltıda buluştuğumuz için ben de yapacaklarımı kahvaltıya uygun seçmeye özen gösteriyorum. Tatlı insanı değilim bilen bilir ama şöyle doyurucu ve keyifli şeylere karşı boynum kıldan ince :)

Kumpir yapma fikri de yine böyle geldi aklıma.. Ve de kahvaltı soframızda gayet rabet gördü. Kendi pazar kahvaltılarınıza da bir alternatif yaratabilirsiniz kumpir yaparak.. Ya da ana menünüzde bir garnitür olarak servis edebilirsiniz, bunun yanına yağsız tavada 5 dk da pişereceğiniz bir parça biftek harika bir misafir menüsüne dönüşebilir, neden olmasın.. 

Fotoğrafa bakıp keşke kaşarı daha fazla kızartsaydın demeyin sakın .. O bilinçli bir şekilde çok kızarmadan, sadece eriyince alındı fırından.. İçine turşu koyduğum için turşunun aşırı ısınarak tadının bozulmasını istemedim , erimiş kaşar kalıplaşmadığı için patatesle muhteşem bir sonuç verdi, benden söylemesi..

Malzemeler:
  • 6 adet büyük boy patates (8 kişiye ancak yetti)
  • 150 gr tereyağ 
  • Tuz (zevkinize göre katabilirsiniz ama unutmayın patates tuzu sever ve kaldırır)
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 2 adet kırmızı kambo biberi
  • 3 adet uzun sosis
  • Çeyrek kangal sucuk
  • 1 kutu konserve mısır
  • 1 su bardağı ufak doğranmış kornişon turşu 
  • 200 gr rendelenmiş taze kaşar 
Yapılışı :
  1. Patatesleri haşlayıp kabuklarını soyuyoruz.
  2. Derin bir kasede tuz, tereyağ ve rendelenmiş kaşarın 3/4 ü ile karıştırarak patatesleri iyice eziyoruz.
  3. Kambo biberleri ufak doğruyoruz. Sosis ve sucukları da zar şeklinde doğruyoruz.
  4. Bir tavaya zeytinyağı koyup önce biberleri soteliyoruz.
  5. Biberler yumuşayınca sosis ve sucuğu katarak iyice pişiriyoruz.
  6. Patates karışımına sosis,sucuk ve biberle hazırladığımız iç malzemeyi ekliyoruz. Ayrıca mısır ve turşuyu da ilave ederek iyice karıştırıyoruz.
  7. Bir fırın kabına hazırladığımız harcı dökerek yayıyoruz. Üzerine kalan kaşar peyniri serpiyoruz.
  8. Fırını 200 derecede ısıtıp, kumpirin üzerindeki kaşar eriyene kadar pişiriyoruz. 
Sıcakken servis etmenizi öneririm.

Bir gece önceden yapmayın derim, patates bekledikçe tadı donuklaşıyor, ayrıca fazla soğumuş olacağı için fırında uzun süre tutmanız gerekecektir, bu da turşunun tadını bozabilir, benden uyarması :)

Afiyetle , sağlıkla

29 Aralık 2016 Perşembe

PASTIRMALI RULO YILBAŞI BÖREĞİ

pastırmalı yılbaşı böreği

Bu parti için hazırladığım son derece pratik bir börek oldu.. Renkli sunumu ve lezzeti ile dikkat çekti.
Sizin de pazar kahvaltılar, yılbaşı sofraları, özel davetlerde tercih edebileceğiniz bu tarifi, pastırma sevmezseniz salam/jambon gibi alternatiflerle denemeniz mümkün.

Malzemeler:
  • Milföy hamuru (2 adet milföyden 3 börek çıkıyor)
  • Pastırma (yapacağınız börek kadar dilim sayısı)
  • Uzun dilimlenmiş taze kaşar
  • Kiraz domates
  • Yumurta sarısı (üzerine sürmek için)
  • Kalıpları yağlamak için katı yağ (margarin)

Pastırmalı Rulo yılbaşı böreği


Yapılışı:

  1. Öncelikle muffin kalıplarınızı çok iyi yağlamanız gerekiyor. Aksi taktirde böreğinizi çıkartmanız zorlaşabilir.
  2. İki kare milföyü yanyana getirerek bir dikdörtgen elde ediyoruz. Bu dikdörtgeni uzunlamasına 3 eşit şerite bölüyoruz.
  3. Milföyün üzerine pastırma dilimi ve kaşar dilimini koyarak rulo yapıyoruz. Ruloyu yaparken kiraz domatesimizi de yerleştirerek sarıyoruz. 
  4. Rulo yaptıktan sonra hamurun alt kısmını biraz birleştirmenizi tavsiye ediyorum. Elinizle alt kısımda hamuru birleştirir kapatırsanız kalıptan çıkartması daha kolay olacaktır. yoksa kaşar eriyerek kalıba yapışabiliyor.
  5. Muffin kalıplarına bu şekilde oturttuktan sonra yumurta sarısını hamurun kenarlarına sürüyoruz.
  6. 200 derecede ısınmış fırında kızarana kadar pişiriyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,



2017 YILBAŞI SOFRASI ÖNERİLERİ VE BLOG KIZLARI İLE YENİ YIL KUTLAMAMIZ

Artık her sene geleneksel olarak yılbaşı öncesinde toplanıyoruz bizim blog kızları ile biliyorsunuz. Aralık ayında kimin ev sahibi olacağı ise her sene ayrı bir konu bizde. Geçen sene sıramı yılbaşı ile karışık Poyraz'ın diş buğdayı partisini de yaparak savmıştım neyseki, sanırım daha 2 -3 senem var :)

Bu sene bundan 5 yıl önce de bize Aralık ayında ev sahipliği yapan ve sofrasını - detaylarını hala unutamadığımız, çıtayı yükseklere çekerek bizi perişan eden sevgili Neslihandaydık yine.

O günü bizi unutturacak, akıllarda yepyeni şeyler bırakan bu buluşmaya dair fazla söz etmeyecek direk fotoğraf paylaşımına geçeceğim.

İtina ile hazırlanmış bir sofra, ince ince düşünülmüş ayrıntılar, lezzetli bir menü daha ne olabilir ki.

İşte sizlere de fikir verecek yeni yıl sofralarınızda fark yaratabileceğiniz blog kutlamamızın detayları.

Önce sofranın detayları ile başlayalım.

yılbaşı sofrası


yılbaşı peçete katlama


yılbaşı peçete katlama


yılbaşı peçete katlama


yılbaşı sofrası


Menü ise yine oldukça zengindi. Bu toplantıda en sevdiğim şey yiyeceklere de bir yeni yıl ruhunun verilmesi oluyor. İşte herkesin özenerek hazırladığı lezzetli ikramlarımız.

Erken  buluştuğumuz için kahvaltı - öğlen yemeği bir arada gibi hazırlıyoruz soframızı.


Lezzetli çeşitleri ile hazırlanmış peynir tabağımız..

peynir tabağı


Yılbaşı çelengi şeklinde dekore edilmiş, görsel bir şölen sunan zeytin tabağımız

zeytin tabağı ylbaşı sofrasında


Neslihan'ın sevgili annesinin ellerinde çıkan nefis bir yöresel lezzet


yöresel köfte


Neslihan'ın her sene hazırladığı artık geleneksel hale gelen çam ağacı formundaki patates salatası

patates salatası çam ağacı


Gülriz'in tadına doyum olmayan nefis bisküvileri

kakaolu yılbaşı bisküvisi

Adaş'ın tadına doyamadığım tahinli patlıcan salatası

kereviz salatası

Yine Neslihan'ın annesinin itina ile hazırladığı kabak çiçeği dolması

kabak çiçeği dolması


Sevgili Esra ile özdeşleşen nefis kişimiz

kiş

Benim yaptığım pastırmalı yılbaşı börekleri

pastırmalı yılbaşı böreği

Fadimeciğimin elinden brokoli salatası, tadı ile bizi şaşırtan bir lezzet oldu

brokoli salatası

Selen'in yaptığı nefis kereviz salatası (bknz. Yemekbahane Kereviz Salatası Tarifi bu linktedir)

patlıcan salatası

Neslihanın sofraya renk katan sebze tabağı

brokoli çam ağacı

Münevver ablamızın ıspanaklı çöreği

ıspanaklı çörek

Ve... tatlı büfemiz 

tatlı büfesi

Pastalarımızın kraliçesi Yasomdan geleneksel hale getirdiğimiz kütük pastamız..


kütük pasta

Makaron denince akla gelen ilk isim o :) Münevver Ablacığımın elinden kardanadam makaronlar..

kardan adam makaron

Gördüğünüz gibi bizim önce gözümüz doydu o gün.. Her şeyin tadına bakayım derken de elbette fenalık seviyesine yakınlaştık :)

Şimdi bir kaç dekorasyon detayı fotoğrafı koyarak ayrılıyorum :) 


yıldız kurabiye yılbaşı ağacı


yılbaşı dekorasyon


yazı panosu

Herkese sağlıklı , mutlu ve huzurlu bir yıl diliyorum buradan...

2017 güzel anılarla dolu olsun hepimiz için...

Afiyetle & sağlıkla 
mutlu yıllar pano

20 Aralık 2016 Salı

ÇÖREKOTLU MİNİK TUZLU KURABİYE

Mini Tuzlu Kurabiye

Eskiden yazılarımın içeriğine bakıyorum da kelimeler nasıl da süzülüyormuş benden öyle.. Ya sık yazmanın verdiği meleke ya da kafanın daha dinginliği.. Neden anlamadım, yıllar geçtikçe insan daha kısa yoldan ifade ediyor gibi geliyor kendini bazen. Tüketmekten mi yoruluyoruz anlamadım. Tek bildiğim yaşım küçükken kelimelerim daha büyükmüş, şiirlerim varmış, satırlarımın arasında hayallerim varmış.

Hayal mi kaldı Müge? dediğinizi duyuyorum sanki. Evet hayallerimizi bile alıyorlar bugünlerde elimizden. Her gün kurulu bebekler gibi işe gelip eve dönüyoruz belki ama bu bizim düzenimiz dışında olanlar hiç kabullenilir bir halde değil. Korku evet korku benim içimdeki. Çocuklarımı ne bekliyor korkusu. 

Patlayan bombalar, ölen insanlar, feryat eden anneler, eşler.. İçimizden birileri.. Hergün duymaya alışmaya başladığımız haberler. Alışmak mı kötü yaşamak mı? Bilmiyorum .. 

Aras'a ve Poyraz'a ne diyeceğim bilmiyorum. Nasıl oldu bunlar bilmiyorum. Şu anda sormuyorlar, anlamıyorlar ama az kaldı Aras 2-3 aya kadar okumayı öğrendiğinde ölmek, öldürmek bunları okuduğunda ne cevap vereceğim ona hiç bilmiyorum..

Pembe bir dünya hayal etmedim hiç ama bu kadar burnumun ucuna geldiğinde kaos korkum büyüdü. Büyürken de hayallerimi götürüyor sanki. 
Şimdi bu tadına doyulmaz ufaklıkları yazayım istedim ama bana "boş iş" gelmeye başladı. İşte bizden çaldıkları bu sanırım "içimizdeki mutluluk" 

"Hayat devam ediyor " felsefesi mi yapıcam? Hayır.. Hayat hep böyleydi, biz görmüyorduk mu demeliyim, bilmiyorum. Baksanıza ne yazacağımı bile düşünemeden sadece klavyede tuşlara basar buldum kendimi.. Neyse ben buranın amacına hizmet etmeye devam edeyim en iyisi.. İçimdeki kırıntılarla yola devam edeyim ..

Malzemeler:
  • 1 yumurta (sarısı üzerine sürülecek)
  • 250 gr tereyağ
  • 1 yemek kaşığı buğday nişastası
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 tatlı kaşığı pudra şekeri
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 3 yemek kaşığı çörek otu
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • Aldığı kadar un
Yapılışı:

  1. Tüm malzemeleri derin bir kaba koyuyoruz.
  2. Ele yapışmayan rahat şekil alan bir hamur elde edene kadar un ekleyerek yoğuruyoruz. 
  3. Hamurumuzu 15 dk buzdolabında bekletiyoruz.
  4. Fırını 180 derece ısıtıyoruz.
  5. Tepsiye yağlı kağıt serip hamurdan minik parçalar alarak yuvarlıyoruz. 
  6. Yuvarladığımız kurabiyelerin üzerine yumurta sarısı sürüp fırına veriyoruz.
  7. Renkleri değişince fırından alıp servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,



2 Aralık 2016 Cuma

KAKAOLU ISLAK KEK

Kakaolu Islak Kek



En temel, en klasik kek tarifimdir. Ölçüsünü değiştirmezseniz asla şaşmaz, sizi yarı yolda bırakmaz (Tabii fırın da önemli) Meğer bugüne kadar yazmamışım :)


Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı süt
  • 3 tepeleme yemek kaşığı kakao
  • 2,5 su bardağı un
  • 1 avuç ceviz
  • 1 paket kabartma tozu
  • sosu sulandırmak için (ölçüsüz) süt
Yapılışı:
  1. Toz şeker, süt, kakao ve sütü çırpıyoruz.
  2. Bu karışımdan 1/2 su bardağı ayırıyoruz.
  3. Ayırdığımızdan kalan kısmına 3 yumurtayı ekleyerek iyice çırpıyoruz. Yumurtaların çırpılması ile karışım kabarıyor.
  4. Buna kabartma tozu ve unu ilave ediyoruz.
  5. Fırın kabımızı (mümkünse düz dikdörtgen / yuvarlak bir kalıp tercih edin, her yerinin eşit ıslanması kolay olacaktır) margarin ile iyice yağlıyoruz.
  6. Fırını 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.
  7. Yağladığımız kaba kek karışımımızı döküyoruz, arzuya göre üzerine ceviz dizip fırına veriyoruz.
  8. Yaklaşık yarım saat sonra kürdan ile test edip pişip pişmediğini kontrol edebiliriz.
  9. Pişen keki fırından alıyoruz ve kenarlarından bir bıçak ile tepsisinden ayırmaya çalışırcasına geçiyoruz. bir çatal ile kekin çeşitli yerlerine delikler açıyoruz.
  10. Ayırdığımız sosu süt ile karıştırarak inceltiyoruz ve kek henüz sıcakken ve kalıbının içindeyken bolca her yerine eşit olacak şekilde sostan döküyoruz.
  11. Sosunu çekmesini bekliyoruz, sonrasında dilimleyerek servis ediyoruz.
Evde ceviz olmasa da olur. Üzerine hiç bir şey koymayabilir, çikolata-fındık vs tercih edebilirsiniz.

Afiyetle & sağlıkla,

25 Kasım 2016 Cuma

MUZLU KAKAOLU KEK

muzlu çikolatalı kek




Islak kekin tarifini verecektim bu geldi :) Dün akşam taze taze pişirince heme de tarifi yazmak istedim. Elim hazır klavyeye alışmış bunu ertelemek olmazdı.
Büyük oğlum Aras'ın yemek ile doğduğundan beri pek hoş değil, okuyanlar hatırlayacaktır. Aras şimdi Hazırlık sınıfına gidiyor. Tıpkı pedagog desteği aldığımız o dönemde duyduğumuz üzere, büyüdükçe aşacak evresini tecrübe ediyoruz aslında. Eskiden hiç tadına bakmadığı nice şeyi şimdi kendisi merak eder duruma geldi. Örneğin geçen hafta ilk kez patates kızarmasının tadına bakmış ve elbette her aklı başında insan gibi tadını beğenmiş :) Aras'a birileri bir şey ikram ettiğinde "yemem" dediğinde onu klasik bir yemekseçer olarak adleden toplum insanımız, onun yemekten korktuğunu ve hayatında örneğin hiç ekmek, makarna, kek gibi çocukların çok severek tükettikleri şeyleri yemediğini duyunca doğal olarak şaşırır. Evet Aras hayatında hiç çikolatalı pasta bile yemedi :) Ama çikolata seviyor, belli markalarınkini. Bu keki onun sınıfında bugün öğretmenleri için yapacakları partiye götürdün diye pişirdim. Beraber yemek yapmayı seviyoruz. Karıştırmak, malzeme eklemek, hamur mıncıklamak en sevdiği şeyler. Paylaşmak için güzel bir yöntem oluyor bizim için de..


Bu keki hazırlamamız yaklaşık 10 dk sürdü. Yaklaşık olarak pişmesi ile beraber 40 dk da hazırdı diyebilirim. Elinizin altındaki malzemeler ile yapıldığı için son derece pratik.


Malzemeler:
  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 adet büyük boy olgunlaşmış muz
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 3 yemek kaşığı tepeleme kakao
  • 2 su bardağı un (yavaş yavaş dökün, ilave alabilecek durumdaysa harcınız biraz daha eklemeniz gerekebilir, muz vve yumurtaların büyüklüğüne göre değişecektir)
Yapılışı:


  1. Yumurta ve şekeri koyu bir krema kıvamına gelene kadar iyice çırpıyoruz.
  2. Kıvama gelince süt ve yağı ekliyoruz.
  3. Muzu çatalla ezip katıyoruz.
  4. Kabartma tozu ve kakaoyu da ekleyerek bir kaç sefer çırparak malzemeleri birleştiriyoruz.
  5. Son olarak koyu boza kıvamına gelene kadar un ilave ederek yine çırpıyoruz.
  6. Kek kalıbımızı margarin ile yağlıyoruz.
  7. Fırınımızı 180 dereceye getirip ısıtıyoruz.
  8. Harcımızı yağladığımız kalıba döküp fırına veriyoruz.
  9. 20 dk fırını hiç açmıyoruz, kabarma işlemi gerçekleşip üst tarafın kabuk tutmaya başladığını farkedince fırını açıp kürdan ile içinin pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz.
  10. Pişen keki fırından alıp ılınınca kalıbı ters çevirerek servis ediyoruz.


Afiyetle & sağlıkla,

24 Kasım 2016 Perşembe

YENİDEN BİR ÇAY DAVETİ VE GÜNCELLEMELER

Çay daveti


Merhaba Ben Müge :) Tanışıyor muyuz :)


Nisan'dan beri blogumu update etmediğimi bugün bir ajanstan aradıklarında hatırladım :( Sağolsunlar bana bu hatırlatmayı yaptılar..


"Müge Hanım sanırım artık blog yazmıyorsunuz"


"Şey ...evet ..aslında... kem..küm"


Tam olarak yaptığım buydu doğru.


Bakın şimdi hiç mazeret üretmeyeceğim, boş vaatlerde de bulunmayacağım. Direk konuya giriyorum.
Çocuklarım vardı hatırlarsanız :) Onlar büyüyorlar. Aras 5,5 oldu bile. Okula gitmeye devam ediyor. Poyraz deseniz taammm 20 aylık artık. Anne-baba-mama-hacı (teyzeme taktığımız isim) gibi kelimeler sarfediyor. Tırmanıyor, koşuyor, gülüyor, ağlıyor, hala emzik emiyor, biberondan süt içiyor :) Ama pek cabbar, abisine sürekli kafa tutuyor ama onu öpmeden de edemiyor.


Ben, ben mi? İş değiştirdim. Ağustos ayında yine bir lojistik firmasına geçtim. Bildiğiniz çalışan anne durumunda devam yani..


Evde durumlar, iki çocuklu her ailede olduğu gibi, karışık, dağınık, olağan ve sıradan :)


Oğlum oyuncaklarını topla, yavrum hadi yemeğe, bebeğim in o koltuktan düşeceksin şeklinde devam eden muhabbetler.. bildiğiniz anne klasikleri işte :)


Geçenlerde uzuuunnn bir aradan sonra (takribi 6 ay) evimize misafir geldi. Düşünün gidip heyecanla halı falan aldım mutfağa, o derece motive etti beni bu misafir durumu :)


Önce annemle aşure yapmayı düşündük ama o hasta olunca ben yine klasik menülerimden biriyle mutfakta buldum kendimi. Ahhh bir iyi geldi görmeniz lazımdı beni..


Bu çay daveti yaklaşık 10 kişilikti. Katılımcıların yaş ortalaması 45 civarındaydı. Klasik bir çizgi ile seçtim menüyü. Damak zevklerine, sağlık dengelerine özenerek :)


Paşa Böreği bildiğiniz üzere özellikle annemin demirbaş listesinde en tepede. Menünün bel kemiği yani doyurucu görevi ona verildi.
İkinci tuzlu olarak da yeni bir tarif denedim, onu size yazacağım. Tuzlu minik kurabiyelerden yaptım.
Üç tane salata ile menümü destekledim.
Tavuklu Salata
Kısır ve Nohut Salatası
Tatlı olarak ise kakaolu ıslak kek (tarifini yazacağım) ve Muzlu Magnolia (tarifini yazacağım) yaptım.


Menü oldukça dengeli ve doyurucu oldu. Üstelik de yapım aşamaları kolay ve yorucu değildi. Sizler de çay daveti menülerinizde bu alternatifleri değerlendirebilirsiniz.


Islak kek bir sonraki post'da gelecek..


Afiyetle & sağlıkla,





29 Nisan 2016 Cuma

HAZIR YUFKADAN ÇITIR ÇITIR KOL BÖREĞİ

Peynirli Kol Böreği

Kıyır kıyır bir börek tarifi, üstelik de çok ama çok kolay.. Peynirli ve patatesli olarak denedim her ikisinde de sonuç harika oldu. Şimdi yağ karşıtı okuyucum varsa kızacak :) biliyorum ama ne yapayım bu benim gerçeğim :) "yağı bol ya ondan çok lezzetli oluyor" diyeceğim :)

Malzemeler: (bir büyük fırın tepsisini doldurmak için - yaklaşık 50 dilim oluyor)
  • 5 adet yufka
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı su
  • 1 kase un
  • 200 gr tereyağ
  • Tepsiyi yağlamak için sıvıyağ
iç malzeme: peynir, maydanoz ya da haşlanmış patates .. iç malzemede özgürsünüz :)

Yapılışı :
  1. Fırın tepsisini sıvıyağ ile iyice yağlıyoruz.
  2. 1 subardağı sıvıyağ ve 1 su bardağı suyu bir kasede karıştırıyoruz.
  3. Birinci yufkayı açıp her yerine yağlı su sürüyoruz. 
  4. Bir çay süzgeci yardımı ile bir yemek kaşığı unu yufkanın üstüne serpiyoruz.
  5. Yufkayı ortadan ikiye katlayıp üst tarafına da yağlı su seriyoruz.
  6. Aynı şekilde yine un serpiyoruz.
  7. Tezgahta yarım ay şeklindeki yağlanmış yufkanın düz kısmına boylu boyunca iç malzemeden koyup yufkanın yarısına gelene kadar sıkı bir rulo yapıyoruz. 
  8. Yarıya gelince boydan bir bıçakla kesiyoruz.
  9. Yine malzeme döşeyip aynı şekilde kalan diğer yarıyı da sıkı şekilde sarıyoruz.
  10. Bu sardığımız yufkaları ister tepsiye kol böreği gibi sararak, ister de uzun dilimler halinde diziyoruz.
  11. Tereyağını ocakta yakmadan eritiyoruz.
  12. Bütün yufkalara aynı işlemi yapıp tepsiyi doldurduktan sonra tereyağını her yerlerine bolca sürerek 200 derecede ısıtılmış fırına vererek böreği pişiriyoruz.
Üzerine tereyağdan sonra isterseniz susam ya da çörekotu serpebilirsiniz.

Afiyetle & sağlıkla,

26 Nisan 2016 Salı

ROKALI BAKLİYAT SALATASI

Bakliyat Salatası

Yemyeşil, taptaze, mis gibi bir salata tarifi vereceğim bugün sizlere..

Çok doyurucu, misafirlerinizin keyifle yiyeceği bir salata..

Aslında tarifi anonim.. Hani türküler vardır ya anonimdir yani derleme.. işte o hesap.. Bizim Moda'da hep gittiğimiz bir kafe var adı "Tatlı Köşemiz" Oraya ne zaman gitsek hep her zamankinden deyince bir bu salata gelir önümüze bir de mis gibi ev yapımı çavdar ekmeğine yapılmış, ızgara sebzeli, cheddar peynirli bir tost. Tabii salata bu kadar büyük bir porsiyon değil, minik bir tabak ama tek kişi için gayet yeterli. Tostu ise paylaşıyoruz çünkü yarısı bu salataya katık etmeye yetiyor da artıyor bile .. 
Benden alışık değilsiniz biliyorum öyle salata methetmelere.. evet dışarıda pek salata yemem ama bu yediğim salata karnımı doyuruyor :) yani midem bız bız ötmüyor, cüzdanım da ağlamıyor 5 liralık marula dünyanın parasını vermediğim için :)

Bakın hep diyorum mutfak acemisi arkadaşlarıma, haşlayın şu bakliyatı bir seferde bol bol atıverin buzluğunuza bazen çorba oluverir bazen de işte salata :) 

Malzemeler:
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1 su bardağı haşlanmış maş fasulyesi
  • 1 su bardağı haşlanmış buğday
  • 1 adet portakal 
  • 1 adet avokado
  • 1 su bardağı iri dövülmüş ceviz içi
  • 20-25 adet kornişon turşu
  • 2 bağ roka
  • 1 çay bardağı zeytinyağ 
  • 1/2 çay bardağı portakal suyu
  • 2 yemek kaşığı nar ekşisi
  • tuz

Yapılışı :
  1. Portakalın kabuklarını soyup beyaz ince kabuklarını da bıçak yardımı ile traşlıyoruz. Suyunu çok çıkarmadan (yani çok hırpalamadan) portakalı küp küp doğruyoruz.
  2. Avokadoyu da soyup (soyma yöntemini bilmiyorsanız burada anlatıyor) küp küp doğruyoruz . 
  3. Rokaları iyice yıkayıp iri iri doğruyoruz.
  4. Turşuları da ufak ufak doğruyoruz.
  5. Tüm bakliyatı, meyveleri, cevizi, rokayı, turşuları bir kasede karıştırıyoruz.
  6. Bir kavanozun içine yağ, portakal suyu, nar ekşisi ve tuz koyup iyice çalkalıyoruz. Bu sosu salatanın üzerine döküp servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

17 Mart 2016 Perşembe

KAYGIYA İTİLEN BİZ


Söyleyecek çok şey, yazacak bir sürü cümle var aslında. Ama yazmalı mı, söylemeli mi bilemiyorum artık. Korkudan değil, kaygının damarlarımıza işlemesinden kaçınmaktan sadece.. Kaygılı, korkan, endişe ile panikleyen bir hal alıyoruz.. Maalesef birileri elinde gözükmeyen enjektörlerle damarlarımıza, ruhumuza korkuyu ve kaygıyı pompalayıp duruyor. Ülkemin geldiği duruma kayıtsız kalmak değil ama evlatlarımın içinde olduğu ortamı kaygı ile yaşamalarını istemeyişim belki de beni susturuyor. Bugün iş yerimde olası durumlarda hareket planımızı gözden geçirdik. Gözden geçirirken resmettiğimiz, canlandırdığımız durumları konuşmamız bile beni ürküttü. Kaygımız, alternatif üretmedeki becerimizi öylesine beslemiş ki, her durumu düşündük ve ihtimalleri değerlendirmede çok yaratıcı oluverdik. Uzaklarda, filmlerde, manşetlerde olan korku ve kaos ortamları burnumuzun dibinde artık. Ve bunu kanıksamamız an meselesi..Birilerinin kuklası gibi idare ediliyor olmak bu olsa gerek.Ne üzücü.. 

Allah hepimizi, evlatlarımızı, vatanımızı, sevdiklerimizi korusun ..

Tek temennimiz barış ve huzur olsun !

Afiyetle & sağlıkla,

8 Mart 2016 Salı

TAVUKLU TALAŞ BÖREĞİ ve MÜGE'NİN HAFTA SONU EYLEMLERİ

Tavuklu Talaş Böreği

Eskiden yani bundan 5 yıl önce bu blog sadece yemek blogu değildi.. Yemek zaten bahaneydi, içimi dökmekti, gördüklerimi yazmaktı niyetim.. Sonra çoluk çocuk .. yemek yine bahane oldu, çocuklu anne yazıları serpiştirdik ortalığa.. 

Uzun zamandır hafta sonları aynı .. kalk, yedir, giydir, parka git, oyuncakçıda gezin :) 3-5 liralık bir ödüle ikna et, eve dön, yıka, yedir, yatır modu :)

Bu ara uykusuzluktan ölsem de yatmıyorum erkenden. Eskiden çok sevdiğim bir şeyi yapıyorum, çünkü onu oturarak yorulmadan yapabiliyorum, sadece az uyuyorum o da şu anda beni çok zorlamıyor.. Film izliyorum yine.. Hani şu eskiden günde 3-5 film izlediğim günler geliyor aklıma. Ohhh bir de açılır koltuğum vardı, sonra kırıldı atmak zorunda kaldım. Yeniden almalıyım ondan evet .. dur bunu da not edeyim :)

Haftada 2-3 film seyrediyorum bu aralar..

Bu hafta izlediklerim ...

Waitress : Tabii ki turta meselesi benim ilgimi çeken kısmı oldu.. Bir kadının kendine olan inancı, kendine biçtiği hayatı konu alıyor. İzlenilebilir.
The Dressmaker : Ben karanlık filmleri sevmem, sahneleri hep karanlıktı.. içim sıkıldı.
Coco avent Chanel: Daha önce de seyrettiğim ve çok ama çok beğendiğim bir film.Bir Marka nasıl doğar, bir insan nasıl vizyoner bir bakışla adımlar atar bunu seyretmekten çok keyif aldım, tavsiye ederim.

Filmlerin dışında pazar günü de bizim okulun Okul Aile Birliği üyelerinin biletlerini organize ettiği bir konsere katıldık ailecek. Poyriş bile geldi konsere ve de ellerini havada sallaya sallaya dinledi enstrümanların ahenginin ortaya çıkardığı muhteşem sesleri.. Taa ki bol davullu bir ana kadar :) 11 aylık bebek için yerinde bir tepki ile sıçradı minnoş her davulun gümbürtüsünde..Barış İçin Müzik orkestrasının muhteşem bir konserini izleme fırsatını yakalamış olduk. Konserin başında nasıl kurulduklarını, yıllar geçtikçe nasıl köklendiklerini, neler başardıklarını izlediğimiz tanıtım filminde o kadar duygulandım ki size anlatamam. O köşe bucak okullarda öylece kalakalmış çocuklara dokunan o sihirli değnekleri olan insanları ayakta alkışlıyorum. 1 saat nasıl geçti anlamadık, konserin sonunda tüm orkestranın büyük coşku ile çaldığı "oynaya oynaya gelin çocuklar "... lalalalla llaaaaa hepimizin coşkusunu katladı.. İçimiz sevgi ile doldu sanki.. Yani en azından ben öyle hissettim :)

Gelelim asıl mevzumuza ... 

Bu börek, elde şekil alamayan bir milföy hamurunun sebebi ile muffin kalıbında pişirildi, ama iyi ki de şekil almamış :) Pek sevdim tipini .. İçine ne koyarsanız olur, ben tavuklu iç hazırladım, siz kıymalı yapın, kuşbaşı et koyun.. Hepsi olur.. Hiç biri olmasa peynir maydanoz koyun :) Mutfaktaki sınırınız hayal gücünüz ve malzemeniz kadar, asla unutmayın :)

Malzemeler:
  • 4 adet tavuk kalça (kuşbaşı doğranacak, yağlı kısmı olduğu için daha lezzetli oluyor)
  • 1 su bardağı konserve bezelye ya da haşlanmış bezelye
  • 1 adet kuru soğan
  • tuz-karabiber-kırmızı biber
  • sıcak su
  • 3 yemek kaşığı sıvı yağ (ben zeytinyağ kullandım)
  • 10 adet milföy hamuru (kare)
  • 1 yumurta sarısı
  • çörek otu
  • yağlamak için margarin / tereyağ
Yapılışı:
  1. Soğanı ufak ufak yemeklik şekilde doğruyoruz.
  2. Bir tavaya sıvı yağı koyup soğanları pembeleşinceye kadar kavuruyoruz.
  3. Daha sonra tavukları ekleyip, tavukları iyice soteliyoruz.
  4. Tavuklar kızarınca bezelyeleri katıyoruz, üzerine bir iki yemek kaşığı sıcak su koyup kapağını kapatarak birlikte 3-4 dk kadar pişiriyoruz.
  5. Tuz-karabiber-kırmızı biber ile tatlandırıp iç malzememizin pişim aşamasını sonlandırıyoruz.
  6. Muffin kalıbımızın bölmelerini margarin ya da tereyağ ile iyice yağlıyoruz. (sıvı yağ ile yağlarsanız yapışabilir)
  7. Milföy hamurundan bir kare alıp bölmelerden birinin içine yerleştirip, tavuklu harçtan bir kaşık içine koyup üzerini yana sarkan hamurlarla bohçe gibi kapatıyoruz. 
  8. Tüm hamurlar bitene kadar bunu tekrarlıyoruz. 
  9. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp çörek otu serpiyoruz.
  10. 200 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle & sağlıkla



3 Mart 2016 Perşembe

YEŞİL FISTIKLI KURABİYE

Fıstıklı Kurabiye

Annem fıstıklı ne olsa çok sever.. Yeşil gördü mü dayanamaz. Hele dondurmada en favorisi fıstıklıdır. Ben ise fıstık konusunda biraz çekimserim sanırım. Tamam kabuklu halini şöyle çat çut kıra kıra severim ama genele vurursak ceviz mi fıstık mı kazanır benim gastrosevdamda sanırım ceviz, kesinlikle ceviz kazanır. Haaa katmeri tenzi ediyorum :) bu arada.

Menü belirlerken genellikle 2 tuzlu, 3 salata, 2 tatlı gibi bir denge ile seçerim çeşitleri. Elbette şimdi artık daha az çeşit yapma modası var, çoğunlukla da hazır almak zorunda kalınıyor yoğun çalışıyor olmaktan ötürü. Ancak benim hep bir tezim vardır, evde malzeme varsa pastaneye gitmekten daha kısa sürer evde yapması diye, işte yine bu teze uygun bir tarif :)

Masama kattığı rengi çok sevdim, tadını da elbette.. Ama esas olan fıstıksever annemin çok sevmesiydi, o da geçer notu bol bol yiyerek verdi :) sağolsun..

Buyrun tarifi...

Malzemeler:

  • 1 paket margarin (ben teremyağ kullandım) (tereyağ kullanacaksanız, un miktarını iyi ayarladığınıza dikkat edin, margarindeki su oranı ile tereyağdaki aynı olmuyor)
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 su bardağı toz yeşil fıstık
  • Yaklaşık 3 su bardağı un (birden ilave edilmemeli, kulak memesi kıvamında ele yapışmayan kolay şekil alan bir hamur olmalı, az gelirse biraz daha fazla un kullanılabilir)
Üzeri için ;
  • 2 yemek kaşığı pudra şekeri
  • 1 çay bardağı toz fıstık
Yapılışı:
  1. Hamuru için tüm malzemeleri, un hariç bir kaba alıp, yavaş yavaş un ekleyerek kurabiye hamurumuzu yoğuruyoruz.
  2. Fırın tepsisine yağlı kağıt serip, fırını 180 derecede ısıtıyoruz.
  3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarlayarak tepsiye diziyoruz.
  4. Yaklaşık 15 dk üzeri pembe bir renk oluncaya kadar pişiriyoruz.
  5. Pudra şekeri ve fıstığı bir tabakta karıştırıyoruz.
  6. Kurabiyeleri bu karışıma bulayıp servis tabağına alıyor  üzerlerine de bir çimdik daha karışımdan koyup servise hazır hale getiriyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

1 Mart 2016 Salı

NARLI MISIRLI TABULE

Narlı Mısırlı Tabule

Aslında daha önce burada bir tabule tarifi paylaşmıştım. Cumartesi gelen misafirlerim için menü oluştururken web de gezindiğimde Arda'nın Mutfağı'nda görünce "katıldığım etkinlik sonrasında hiç evde yapmadım bunu, hadi bu sefer de bu olsun" dedim ve yazdım malzemelerini alışveriş listeme.
Yapımı kısırla kıyaslandığında son derece pratik.Tadı kısıra benzemiyor yani kısırın da yeri elbette ayrı. Daha yeşillik ağırlıklı bir salata, ferah bir tadı var.
Deneyip yorumlarınızı iletirseniz beni çok mutlu edersiniz.

Malzemeler: (6-8 kişilik)
  • 2 su bardağı bulgur
  • 2,5 su bardağı kaynamış sıcak su
  • 1 adet narın taneleri
  • 1 ufak kutu konserve mısır
  • 6-7 adet taze soğan 
  • 2 bağ maydanoz
  • 1/2 bağ dereotu
  • 1 adet kırmızı kambo biber
  • 1 adet limon
  • 3 yemek kaşığı koruk ekşisi (bu evde vardı, siz ilaveten yarım limon daha kullanabilirsiniz ya da nar ekşisi dökebilirsiniz, şart değil)
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ (daha az ya da daha çok kullanabilirsiniz)
  • tuz
Yapılışı :

  1. Bulguru bir kaba koyup, üzerine sıcak suyu döküp bir kapak ile kapatıp demlenmeye bırakıyoruz.
  2. Tüm yeşillikleri ve kırmızı biberi ufak ufak ince şekilde doğruyoruz.
  3. Demlenen ve şişen bulgurun üzerine limon suyu, koruk ekşisi, zeytinyağ ve tuz ilave edip tadını tuzunu iyice ayarlayıp bulgura iyice yediriyoruz.
  4. Bulguru yeşilliklerle nar ve mısırı da ilave ederek karıştırıp servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails